Bugünden 1930'a 5,454,175 adet makale



Katalog


«
»

DUNYA Rusya’dan Yunanistan’a nota Rusya, geçen ay Makedonya isim sorununa ilişkin müdahalede bulundukları gerekçesiyle iki diplomatını sınır dışı eden Yunanistan’a karşılıklılık ilkesi uyarınca diplomatik yaptırım uygulandığını bildirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Yunanistan’ın Moskova Büyükelçisi Andreas Friganas’a, Atina’nın Rus diplomatlara ve vatandaşlarına yönelik “hasmane tavrı” nedeniyle alınacak önlemler hakkında nota verildiği belirtildi. Pompeo, Pyongyang’a yüklendi ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kuzey Kore’nin nükleerden arınma konusunda gerekli adımları atmadığını savundu. Ülkesinin, ABD Başkanı Donald Trump’la Kuzey Kore lideri Kim Jongun arasında haziran ayında Singapur’da yapılan anlaşmaya uygun davrandığını belirten Pompeo, Pyongyang’ın ise Kore Yarımadası’nın nükleerden arınması için eyleme geçmesi gerektiğini söyledi. Trump’tan gözdağıÇarşamba8Ağustos2018 dishab@cumhuriyet.com.tr EDİTÖR: BETÜL BERİŞE TASARIM: EMİNE BİLGET 7 Washington’ın, İran’la uluslarararası toplum arasında varılan 2015 tarihli nükleer uzlaşıdan çekilmesi sonrası duyurduğu iki aşamalı yaptırım kararının ilk kısmı dün itibarıyla yürürlüğe girdi. Gözler Türkiye’nin yanı sıra AB cephesinin daha önce yaptırım kararlarına uymayacakları yönündeki tutumlarına çevrilirken ABD Başkanı Donald Trump’tan dün bir kez daha gözdağı mesajı yükseldi. Trump, Twitter’dan “İran ile iş yapan ABD ile yapmayacak” dedi. ‘Barışlı’ yaptırım mesajı Trump, “İran yaptırımları resmen başladı. Bunlar şu ana kadar uygulanmış olan en sert yaptırımlar ve kasım ayında yaptırımlar yeni bir seviyeye yükseltilecek. İran’la iş yapanlar ABD’yle iş yapamayacak. DÜNYA BARIŞI istiyorum, daha azını değil!” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, “İran ile ekonomik bağlarını azaltmayan ülkelerin ciddi sonuçlarla karşılaşacağını” söylemişti. Trump’ın uyarısı, İran’ın petrol ticaretini hedef alan ve 4 Kasım’da açıklanması beklenen ikinci kısım yaptırımlar dolayısıyla Türkiye’yi de etkileyebilir. Yaptırımlara karşı Avrupalı şirketlere koruma şemsiyesi kararını duyuran AB’den dün de benzer açıklama geldi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, İran ile ticaretin artırılmasını teşvik ettiklerini söyledi. Hem bölge hem dünya güvenliğinin çıkarına olduğuna inandıkları nükleer anlaşmanın, İran halkına kazandırdığı ekonomik faydaların sürmesi ve Tahran’ın uzlaşıda kalması için ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını kaydetti. İngiltere’nin Ortadoğu’dan sorumlu Devlet Bakanı ABD Başkanı, İran’a karşı bugüne kadarki en sert yaptırımların yürürlüğe girdiğini söyledi. ‘İran’la iş yapan bizimle iş yapamaz’ dedi ABDİran arasındaki “düşman ilişki” tablosu Tahran sokaklarındaki duvar resimlerine de yansıyor. EKONOMİYE AMBARGO... ABD’nin yaptırım paketinin ilk ayağı İran’ın dolara erişimini, devlet tahvili satmasını, altın ve diğer değerli madenler ile çelik, alüminyum, kömürle ticaret yapmasını, yolcu uçağı ya da parçalarını ithal etmesini de engelliyor. Yabancı şirketlerin İran’ın otomobil sektörüne girmesini önleme hedefli yaptırımlar, ülkenin el yapımı halısının yanı sıra fıstık gibi gıda ürünlerinin ABD’ye ihracını da yasaklıyor. Alistair Burt de İran’la ticaret yapmak isteyen Avrupalı firmaların AB yasaları çerçevesinde korunabileceğini belirtti. Daimler çıkıyor AB, Fransa, İngiltere ve Almanya önceki gün yaptıkları açıklamada, “İran ile meşru ticaret yürüten Avrupalı şirketleri koruyacaklarını” duyurmuştu. Ancak dün gündeme, Mercedes’in çatı şirketi olan, dev araç üreticisi Almanya merkezli Daimler’den ABD’nin yaptırımları nedeniyle İran ile olan tüm faaliyetlerini durdurduğu açıklaması geldi. Tazminat talebi İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise önceki gün yaptığı açıklamada, “İran’a yıllar boyu süren ABD müdahalesi için tazminat” talep etti. Ru hani, “Eğer ABD, 1953’ten bugüne kadar İran hükümetine tazminat ödemek için müzakere etmeye hazırsa benim de ABD ile müzakere için önkoşulum yok” dedi. Ruhani, Tahran’ın petrol ve bankacılık sektörleri konusunda Çin ve Rusya’ya güvenebileceğini kaydetti. Trump geçen hafta İran ile önkoşulsuz görüşmeye hazır olduğunu açıklamıştı. İran Cumhurbaşkanı önceki gün gündeme yansıyan ilk açıklamasında yaptırımların ardından ABD’nin “güvenilirliliğini” sorgulamış, amacın İran’da kaos çıkarmak olduğunu söylemişti. YAPTIRIM ‘KARDEŞLİĞİ’ ABD Tahran karşıtı baskıyı artırırken Washington’ın nükleer faaliyetleri nedeniyle yaptırım uyguladığı ve ilişkilerinin dalgalı seyrettiği bir başka ülke olan Kuzey Kore’nin Dışişleri Bakanı Ri Yongho dün Tahran’ı ziyaret etti. İran’ın Mehr ajansı, Ri Yongho’nun İranlı mevkidaşı Cevad Zarif ile bir araya geldiğini duyurdu. Haberde daha önceden planlanmış olan görüşmede, iki bakanın “bölgesel ve uluslararası konuların yanı sıra Tahran ve Pyongyang arasındaki işbirliğinin geliştirilmesini ele aldıkları” aktarıldı. aRruksaysaın: Udazlyaışzının Öte yandan ABD başta olmak üzere Batı cephesinin yaptırımla rının merkezindeki Moskova’dan Tahran’a destek geldi. Rusya Dı şişleri Bakanlığı, ABD kararının ha yal kırıklığı yarat tığı görüşünü dile getirdi. İran’ın ulus lararası toplumla yaptığı nükleer an laşmaya ilişkin “bu nu korumak için gereken her şeyi yapacaklarını” du yurdu. Suriye Dışiş leri Bakanlığı’ndan bir yetkili de “tek Ri ile Zarif taraflı ve yasadı şı adımın ABD’nin baskın ve küstah politikalarını bir kez daha gösterdiğini” söyledi. Moskova’dan Gürcistan çıkışı geldi Eski sosyalist, Rusya ve Karadeniz çevresindeki ülkelerde genişleme stratejisi izleyen NATO’nun Gürcistan’ı üye yapma planına Moskova’dan sert tepki yükseldi. Rusya Başbakanı Di mitri Medvedev, Gürcistan’ın NATO üyeliğinin “korkunç bir çatışmayı” te tikleyeceği uyarısında bulundu. Kom mersant gazetesine röportaj veren Medvedev, Brüksel’de geçen ay dü zenlenen NATO zirvesinin karar met ninde Gürcistan’ın üye olarak kabul edilmesiyle ilgili bölümü “Mutlak ola rak sorumsuz ve barışı tehdit eden bir tutum” sözleriyle eleştirdi. Rus ordu sunun 2008’de Gürcistan’dan bağım sızlığını ilan eden Abhazya ve Güney Osetya’ya girerek bu bölgelerde as keri üsler kurmasını Tiflis yöne timi ve Batı işgal olarak nite lendirmişti. Medvedev’in sözlerine yanıt veren Gürcistan Cumhurbaşka nı Danışmanı Tengiz Pkhalad ze ise NATO ile entegras yonunun “bölgenin gü venliği ve istikrarı nın tek garan Medvedev tisi olduğunu” savundu. GAZETECİLERE GÖZALTI Belarus’ta üç gazetecinin “casusluk” suçlamasıyla gözaltına alındıkları bildirildi. Yetkililer gazetecilerin, “devlet haber ajansı BeITA’nın sistemini hack’leyerek bilgi çaldığını” belirtirken insan hakları örgütleri “bağımsız medyayı susturma girişimi” diyerek gözaltılara tepki gösterdi. AB’de ‘Truva Atı’ endişesi Avrupa Komisyonu’ndan, Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan ülkelerden yüksek miktarda para yatırımı yapan kişileri vatandaşlığa kabul eden birlik üyelerine uyarı geldi. DW’ye konuşan AB Komisyonu’nun Adalet, Tüketiciler ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinden Sorumlu Üyesi Vera Jourova, para yatırımı karşılığında uzun süreli ikamet veya “altın pasaport” olarak tabir edilen vatandaşlık veren ülkelerin sayısındaki artışı endişeyle izlediklerini belirtti. Avrupa’nın güvenliğini tehdit eden ya da kara para aklamak isteyenlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Jourova, “AB’de Truva atları istemiyoruz” dedi. AB’de Yunanistan, Malta ve Kıbrıs Rum Yönetimi başta olmak üzere kimi üye ülkenin tanıdığı haktan en çok Çinli, Rus ve eski sosyalist ülke vatandaşlarının yararlandığı belirtiliyor. GOLAN DEVRİYESİ... İsrail’in işgali altındaki kritik Golan Tepeleri’nin gözetimi konusunda Tel Aviv ile Moskova arasında anlaşmanın sağlandığı bildirildi. İsrail’in Moskova Büyükelçiliği, Suriye ordusunun Golan Tepeleri’ne ilişkin 1974 ateşkesiyle çekildiği sınırdan ilerlemeyeceği konusunda Rusya ile uzlaşıldığını duyurdu. Savunma Bakanı Lieberman dün Golan Tepeleri civarında devriye gezen İsrail güçlerini teftiş etti. ‘Mossad öldürdü’ Suriye’de kimyasal silah çalışmalarının başında olduğu iddia edilen Dr. Aziz Asber’in İsrail gizli servisi Mossad tarafından öldürüldüğü iddia edildi. ABD gazetesi New York Times, geçen hafta sonu Masyaf kentinde öldürülen, Suriye Bilimsel Araştırma Merkezi’nin şefi Dr. Asber’in İran’da Devrim Muhafızları’nın Kudüs Gücü’yle bağlantılı olduğunu öne sürdü. Bir Ortadoğu ülkesinden gazetenin görüştüğü istihbarat görevlisi, Asber’in Kudüs Gücü’yle İsrail’i vurabilecek uzun menzilli füze çalışmalarında işbirliği yaptığı iddiasını dile getirdi. Ordu radyosuna konuşan İsrail İstihbarat Bakanı Yisrael Katz’ın ise haberle ilgili yorumda bulunmayacağını ancak “Asber’in öldürülmesini memnuniyetle karşıladıklarını” ifade etmesi dikkat çekti. İdlib’de HTŞÖSO gerilimi Suriye’nin bir sonraki büyük çatışma sahası olmaya aday İdlib’de El Nusra bağlantılı militanlarla ÖSO ça Gazze’de yüksek tansiyon Uzun süreli ateşkes için diplomatik çabaların yoğunlaştığı, abluka altındaki Gazze’de İsrail’in ateşiyle iki Hamas üyesinin öldüğü duyuruldu. İsrail tankı tarafından düzenlenen saldırıda Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları’na ait mevzilerin hedef alındığı bildirildi. Tel Aviv, İsrail askerlerine Gazze tarafından ateş açıldığını savundu. Olay, Mısır ve Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda İsrail ve Hamas arasındaki uzun süreli ateşkes görüşmelerinin sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. tısı altındaki gruplar arasındaki gerilim tırmanıyor. Suriye ve Rusya’nın, El Kaide ve Nusra’nın uzantısı olarak tanımladığı Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ), aralarında bir saha komutanı da olmak üzere Ahmed el Abdu Birliği’nden çok sayıda militanı esir aldığı savunuldu. Astana süreci çerçevesinde gerilimi azaltma bölgesi ilan edilen, TSK’nin 12 askeri gözlem merkezi bulundurduğu İdlib, cihatçı güçlerin etkinliklerinin sürdüğü neredeyse tek vilayet konumunda. Türkiye’nin desteklediği ÖSO bünyesindeki gruplar geçen hafta tek bir emirkomuta zinciri altında savaşmak üzere Ulusal Özgürleştirme Cephesi’ni kurmuş, yeni oluşumun Suriye ordusunun yanı sıra HTŞ’ye karşı da savaşacağı değerlendirmelerinde bulunulmuştu. El Masdar’ın haberinde İdlib’e yerleştirilmeden önce Doğu Kalamun’da bulunan Ahmed el Abdu Birliği’nin Şam hükümetiyle anlaşma yapacağı yönündeki söylentiler üzerine HTŞ’nin saldırısına uğradığı savunuldu. Öte yandan TSK’nin İdlib’deki gözlem noktalarından birinin bulunduğu El Surman köyünden izlenimlerini aktaran Reuters muhabiri, köylülerin Türk askerlerini olası bir saldırıya karşı güvence olarak gördüklerini aktardı. Bölgede, Suriye ordusunun İdlib’e yönelmesi ihtimaline karşı hazırlık yapıldığı belirtildi. Maduro yanlılarından gövde gösterisi Ekonomik krizle boğuşan, ABD yaptırımlarının hedefi olan Venezüella’da geçen hafta sonu suikast girişiminden yara almadan kurtulan Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya destek için önceki gün binlerce kişi başkent Caracas’ta meydanlara çıktı. İşçilerin yoğun olarak yer aldığı etkinlikte konuşma yapması beklenen Maduro’nun katılmadığı görüldü. Öte yandan Maduro, suikast girişimine ilişkin Kolombiya’ya yönelik suçlamalarını sürdürdü. Koltuğunu halefi Ivan Duque Marquez’e devreden Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos hükümetinin dahli olduğunu gösteren yeterli sayıda kanıta sahip olduklarını savundu. Kolombiya’da dün gerçekleşen devlet başkanlığı devir tesliminde ise başkanlık sarayının çevresinde İHA uçurulmasının yasaklandığı gündeme yansıdı. Maduro’ya suikast girişiminde İHA kullanılmıştı. Krizimiz Memleket ahalisi olarak yoksullaşmamızı anbean dehşet içerisinde izliyoruz. Türk Lirası’nın pula dönüşüverdiği dolar krizi nereye varacak derken, dün nihayet ‘iç ferahlatan’(!) haberler sökün etti... Ankara, verili ekonomik krizi kendisiyle ‘papaz olunca’ tetiklettiği ABD’yle ‘ön mutabakat’ sağlamış. Adalet, enerji ve dışişleri bakanlıklarından bir heyet Washington’a gidecekmiş. Hasılı, talimatı cumartesi günü verilmiş ‘misilleme’ yok, heyet var. Bunu dün ayrıca ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin “Mevcut gerginliklere rağmen ABD, Türkiye’nin sağlam bir dostu ve müttefiki olmayı sürdürmektedir” beyanı izleyince, ahali ‘soluklanıverdi’. İzahata gerekçe olan –ismi belirsizAmerikalı yetkilinin doların 7 TL olacağı tahmininde bulunmuşluğunun da ‘temelsiz ve sorumsuz bir haber’ olduğunu da öğrenmiş(!) olduk. Döviz krizini ahaliye haber vermeye tenezzül etmezken, ‘ekonomik savaşa maruz kaldığımızı’ anlatan yandaş medyanın, dolar için moda tabirinden yola çıkarsak herhalde şu saptama yapılabilir: ‘Gevşeyebilirsiniz’. HHH Olup bitenler, memleketi yöneten zihniyetin, Batı’nın müesses nizamında gedikler oluşturan küresel sarsılma döneminde, ‘çok kutupluluğu’ zorlayan dağınık bloğa da oynayarak ‘şark kurnazlığına’ kalkışmasının sonucu gibi görünüyor... Trajikomik olanı Türkiye’yi bizatihi bu emperyalist sisteme tümden eklemlemişlerin bu işlere kalkışıp yüzüne gözüne bulaştırması. HHH Bu açıdan Türkiye için yapılan kıyaslamalar pek tuhaf. Misal son dönemde moda Rusya, İran ve Venezüella ‘öcülerini’ göstermek. n Rusya dediğimiz Sovyetler mirası üzerinde, siyasi, askeri ve ekonomik kapasitesini ‘çok kutupluluğu’ zorlayarak kullanmaya çalışan bir nükleer güç. Çarlık ve Sovyetler’i harmanlayan ‘Putinizm’ üzerinden Batı’nın hegemonik sistemiyle bilek güreşinde. 2000’lerin başından bu yana ne vakit petrol fiyatları düşse ‘ekonomik çıkmazla batacağı’ söylenen ülke. Doğalgaz ve petrol üreticisi. Başta savunma olmak üzere gelişmiş sanayisi var. Bizim iki bakana konulan cinsten değil, hakiki yaptırım altında. Misal Ukrayna krizinin tetiklediği yaptırımlar sayesinde kendi tarımını dört senede geliştiriverdi. Ekonomik dertleri bitmese bile dış ticareti fazla vermekte. Yeltsinli kaos yıllarının sonucunda 1999’daki ekonomik verilerle bugün kıyas kabul etmez. n İran, İslam Devrimi’nden bu yana bizatihi sistemik tercihlerinden ötürü yaptırımlar altında. Yurtdışında mal varlıklarına el konulmuş, kısa süreli nükleer anlaşmanın aşamalı uygulanmasıyla nefes alması bile mümkün olmamışken yeniden topun ağzında. Petrol zengini ama petrolünü pazarlayıp satamıyor. Uluslararası bankacılık sistemine erişimi yok. Amerikalı yetkililer alenen rejim değişikliği ve hatta bu ülkeyi işgale kalkışmaktan dahi söz edebiliyorlar. n Venezüella, Güney Amerika’da Bolivarcı fırtınanın tersine çevrilmesiyle kalan neredeyse tek ‘sol eğilimli’ memleket. Kapitalist üretim biçimini ve tekelci oligarşik yapıyı dönüştürmeden petrol gelirini kullanarak paylaşımı kölelik koşullarında yaşayan nüfusunun ezici kısmından yana kullanan ‘mutabakatçı sol’ tarafından yönetiliyor. Kötü de yönetiliyor. Öyle ki solcuların takkeyi önlerine koyup düşünmesi gerekiyor. HHH Elbette ekonomistler temel parametreler üzerinden değerlendirmeler yapabilirler. Ancak üç ülkenin ne siyasi duruşları, ne ekonomik yapıları, ne de liderliklerinin Türkiye ile akrabalığı var. İçi boşaltılmış antiemperyalizm retoriği üzerinden kıyaslamalar da, ‘otoriterlik’ ve ‘tek adamlık’ söylemleri üzerinden paralellikler kurmak da manasız. Batılıların Türkiye ile ‘tek adamlık’ yahut ‘otoriterlik’ derdi olduğunu iddia edenler önce bize ABD yönetimleri yahut Avrupa ülkelerinin 40 yıldır dünyanın dört yanındaki diktatörlerle veya örneğin Körfez’in mutlak monarşileriyle cicili bicili ilişkilerini izah etmeleri icap eder. Erdoğan’ın Almanya ziyareti 28 Eylül’de Almanya Cumhurbaşkanı FrankWalter Steinmeier’in makamından yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Almanya’ya 2829 Eylül tarihlerinde resmi ziyaret düzenleyeceği belirtildi. Almanya Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan’ın Steinmeier ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ile bir araya geleceğini açıkladı. Erdoğan’ın ziyareti bir süredir Almanya’da tartışmalara yol açmıştı. Die Welt gazetesinin yaptığı ankete katılanların üçte ikisi Erdoğan’ın ziyaretine karşı olduğunu dile getirmişti. l Haber Merkezi C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog