Bugünden 1930'a 5,465,783 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 20 Ağustos 2018 4 CHP’li Özel, Meclis’i etkin kılmanın en önemli alanlarından birinin bütçe hakkı olduğuna dikkat çekti, gerçek bir toplum sözleşmesine bütçe‘İlhk asıknkavı’dayananyenibiranayasatalepleriniifadeetti CHPGrup Başkanvekili Özgür Özel, seçimlerin ardın lık var, kötü niyet var, bir şeyleri yıkmaya ve yerine kafasına göre bir şey yapmaya ilişkin dan yürürlüğe giren anayasa de bir kararlılık var. Kendi yap ğişiklikleriyle rejim değişikliği tığı anayasaya uymayacak ka nin gerçekleştiğini belirterek, İKLİM dar bir kötü niyetle karşı kar geçen süre içinde acemilik, ha ÖNGEL şıyayız. zırlıksızlık, kötü niyet, bir şeyle İstismarcı yaklaşım: ri yıkmaya ve yerine kafasına göre bir Meclis’in tekelinde olan yasa yapma şey yapmaya ilişkin bir kararlılık ol yetkisinin bir kısmı, Cumhurbaşkan duğunu söyledi. Özel, 24 Haziran ge lığı kararnameleriyle yürütmeye veril nel seçimlerinden bugüne yaşananlara di. Daha baştan KHK çıkarma yetkisi ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı: ni yürütme organına vererek, gelecek Rejim değişti: Cumhuriyet; demok teki uygulamalar açısından istismar rasi, hukukun üstünlüğü ve egemen cı yaklaşımların önünü de açtılar. Ken liğin kayıtsız şartsız halkta olduğu sa di yaptığı anayasayı kendi çiğneyen, cayağı üzerine oturmuş ideal bir re kendi koydukları kanunun etrafından jimken, yapılan değişikliklerle Türki kendi dolanan bir anlayışla karşı kar ye’deki rejim, ‘Sen bir kişiyi seç, yetki şıyayız. Erdoğan, geçen sene tartışmalı yi ver, 5 yıl boyunca her şeyi, yargıyı, bir yüzde 51’le geçirdiği referandumda yürütmeyi, yasamayı o belirlesin’ di kendi üzerine göre bir kıyafet diktir ye özetlenebilecek bir biçime dönüştü. di. Bugün öyle bir durumdayız ki, da Son değişikliklerle 23 Nisan 1920’nin ha 1 sene önce kendi üstüne diktirdi gerisine düşüldü. Çünkü halkın tem ği kıyafetin bazı yerleri dar, bazı yer silcilerinin yasa yapma tekeli bir şah leri bol geliyor. Bunu aşabilmek için sa verildi. anayasa ihlallerine başladılar. Geçmiş Acemilik ve kötü niyet: Geçen anayasaya sadakat yeminine uyma süre içinde acemilik var, hazırlıksız yan Cumhurbaşkanı’nın, kendi yaptı ğı ve arkasında durduğu anayasa maddelerine de sadakat göstermediğini görüyoruz. Yaratıcı muhalefet: İstismarcı anlayışlarıyla ilgili bir kaygımız da, Meclis’in bundan sonra yasama organı yerine, birkaç maddelik kanun teklifleriyle, mevcut yasaları ortadan kaldıran, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine uygun zemin hazırlayan, böylece Cumhurbaşkanı’na yasama alanında hakkı olmayan bir alanı açmaya çalışan bir anlayışa ilişkindir. Bu konuda hem Meclis’teki muhalefete, hem toplumsal muhalefete hem de Anayasa Mahkemesi’ne önemli görevler düşüyor. Meclis’in elinden alınan yetkilerine karşı yeni bazı ritüeller, araçlar ve enstrümanlar geliştirmek suretiyle yaratıcı bir muhalefet ortaya çıkarmak gerekiyor. Toplumda genel kabul görmüş, ortaklaşmış talepler ve kamu vicdanını yaralayan konularda muhalefetin, iktidar partisini sık sık test etmesi önemli olacaktır. TBMM’yi etkin kılmanın en önemli mücadele alanlarından birisi bütçe hakkı meselesidir. Bütçe hakkı olmadan demokrasi nin olmayacağı, parlamentoların anlamını yitireceği ve halk egemenliğinin bütçe hakkıyla başladığını görmek gerekiyor. Bütçenin yeni yılda yürürlüğe girmesi için 75 gün önce Meclis’e sunulması gerekiyor. Bu da ekimin ilk haftalarında bütçenin Meclis’e yollanması demek. Burada tüm partileri ve tüm milletvekillerini ayrı ayrı bir sınav bekliyor. Biz o süreçte Meclisleri Meclis, demokrasileri demokrasi yapan halk iradesini, diktatörün iki dudağı arasından söküp alan bütçe hakkını hem savunacağız hem talep edeceğiz. Enerjik ve stratejik bir muhalefet anlayışımIz olacak. Gerçek anayasa ihtiyacı: Gerçek bir toplum sözleşmesine ihtiyaç var, bunu da tüm toplum tartışarak yapabilir. Evrensel insan hakları ölçütlerini kucaklayan, dezavantajlı gruplara, farklı tercihlere, farklı renklere, engellilere pozitif ayrımcılık yaparak anayasal güvence sağlayan, kadın erkek eşitliğini geliştirerek savunan, bilimselliğin, çağdaşlığın ve aklın önünü açan gerçek bir anayasaya ihtiyaç var. l ANKARA AKP’de yeni düzen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistemde vekiller açısından makam sayısı azalınca ‘tek koltuk’ uygulamasına geçti EMİNE KAPLAN Yeni sistem, AKP’nin kongresinde yeniden oluşturulan parti yönetiminin yapısını da etkiledi. Yeni sistemle birlikte bakanlar dışarıdan atanınca, eski bakanlar ve milletvekilleri gözünü grup yönetimi, MKYK ve MYK üyeliği ile komisyon başkanlıklarına çevirmişti. Erdoğan, bazı komisyon başkanlıklarına eski bakanları getirince başkanlık beklentisi olan milletvekillerinde hayal kırıklığı yaşanmıştı. Bu nedenle de Erdoğan, milletvekillerine daha çok başkanlık ve üyelik verebilmek üzere bugüne kadar bakanların hem kabinede yer alması hem MKYK üyeliği yapması, grup başkanvekillerinin aynı zamanda kurulda yer alması, komisyon başkanlığının yanı sıra MKYK üyeliğinin devam etmesi uygulamasına şimdilik son verdi. Bu kapsamda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Bozdağ liste dışında kaldı. Aynı hesapla AKP Grup başkanvekilleri Mehmet Muş ve Cahit Özkan da MKYK üyesi yapılmadı. Erdoğan, TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Numan Kurtulmuş ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Jülide Sarıeroğlu’nu MYK’ye alınca Meclis’te 2 koltuğun boşalması gündeme geldi. Erdoğan’ın MKYK’de milletvekili sayısını artırması da dikkat çekiyor. Daha önce 34 olan MKYK’deki milletvekili sayısı 42’ye çıktı. Parti kulislerinde kongreden önce kabinedeki 3 bakanın MKYK’de de yer almasının doğru olmayacağı, bir kişiye birden fazla koltuk verilmesinin parti içinde huzursuzluğa yol açacağı kaydediliyordu. Erdoğan’ın ‘tek koltuk’ kararıyla parti grubunda cılız da olsa ortaya çıkabilecek olası rahatsızlığı önlediğine dikkat çekiliyor. 3 ayaklı yönetim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce genel başkan vekilini partinin grup başkanı yapabileceği beklentisi dile getiriliyordu. Ancak yeni sistemde hem partiyle hem de Meclis çalışmalarını tek başına koordine etme anlamında zaman sıkıntısı yaşanabileceği dikkate alınarak, 3 ayaklı bir sistem kurulduğu kaydediliyor. Buna göre parti grubu ve genel başkan vekili ayrı isimlerden oluştu. Erdoğan, parti grubunu Naci Bostancı, parti genel merkezini Numan Kurtulmuş, hükümet işlerini de Fuat Oktay ile koordine edecek, ancak her konuda yine tek belirleyici olacak. MKYK’de İstanbul’dan 10, Karadeniz illerinden ise 4 isim yer aldı. Yıllardır MKYK ve MYK’de temsil edilen Diyarbakır’dan bu kez kimse alınmazken, bölgeden Mardin’den Orhan Miroğlu ile Van’dan Ensar Vakfı Şube Başkanlığı da yapan Osman Nuri Gülaçar MKYK’ye girdi. l ANKARA AKP’den Gül’e ‘ihanet’ suçlaması Hamza Dağ AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, 24 Haziran seçimlerinden önce 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin tartışmalara işaret ederek “Bu harekete ihanet edenlerden birisidir” dedi. AKP İzmir İl Teşkilatı, Kur ban Bayramı öncesi il binasında bayramlaşma töreni düzenledi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin de katıldığı törende konuşan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ , Abdullah Gül’e ilişkin açıklamalarda bulundu. Hamza Dağ, “Bu harekete ihanet edenlerden birisidir. Son aday olacağı güne kadar parti kurucusudur, büyüğümüzdür diye sesimiz çıkmadı ama Recep Tayyip Erdoğan karşısına CHP İYİ Parti HDP İttifakı’nın adayı olarak çıkmayı düşünecek birisi haindir” diye konuştu. l DHA Kurt ve Karahan asaleten atandı SELDA GÜNEYSU Parlamenter sistemin son Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un göreve gelir gelmez ilk icraatı, Ömer Çelik’in bakanlığı döneminde ‘vekâleten’ DOB Genel Müdürlüğü’ne getirilen Selman Ada ile “ilk kez dışarıdan kuruma ‘vekâleten’ genel müdür olarak atanan, bu nedenle sanat camiasının tepkisini çeken Necat Birecik’i görevden almak olmuştu. Kurtulmuş, DOB’un başına dünyaca ünlü tenor Murat Karahan’ı, DT’nin başına da Mustafa Kurt’u ‘vekaleten’ atamıştı. Resmi Gazete’de önceki gün gece yayımlanan son Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle de her iki genel müdürün kurumlara ‘asaleten’ atamaları yapıldı. 24 Haziran seçimlerinden sonra yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle DOB ve DT’nin kuruluş yasaları lağvedilmişti. Her iki kurum o dönem Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da teşkilat şemasında yer almamıştı. Ancak Cumhurbaşkanlığı’nca ya yımlanan başka bir kararnameyle, her iki kurumun yapısı da yeniden belirlenmiş ve yeniden Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmışlardı. Bakanlığa da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından dışarıdan turizmci Mehmet Nuri Ersoy atanmıştı. Ersoy da Kurtulmuş döneminde ‘vekâleten’ atanan her iki kurumun genel müdürlüğünün de “asaleten devamı” yönünde karar aldı. O Başkan da gitti Resmi Gazete’de yayımlanan kararnamede en dikkat çeken kararlardan bir tanesi de Ertuğrul Günay’ın bakanlığının son döneminden bu yana Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanı olan Asım Keser’in görevden alınması oldu. Keser, en son, “kurumu zarara uğrattığı” gerekçesiyle eski DOB Genel Müdürü Selman Ada hakkındaki soruşturmayı yürütmüştü. Soruşturma sonrasında Ada, ‘meslekten ve memuriyetten men edilmişti’. Keser’in yerine Teftiş Kurulu Başkanı olarak Ekrem Diler atandı. l ANKARA Vekillik yoksa bürokrasi var MUSTAFA ÇAKIR Tarım ve Orman Bakanlığı’nda bayram öncesinde üst düzey bürokraside geniş çaplı görevden alma gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı kararı ile aralarında Devlet Su İşleri (DSİ), Meteoroloji, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile TİGEM’in de bulunduğu 10 genel müdür görevinden alındı. Bakanlıkta üst düzey kadrolara da 22 atama gerçekleştirildi. Atananlar arasında AKP aday adayları ile eski bakanın ağabeyi de var. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile görevden alınan genel müdürler şöyle: DSİ Genel Müdürü Murat Acu, Meteoroloji Genel Müdürü İsmail Güneş, Havyancılık Genel Müdürü Muhittin Eyimaya, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Durali Koçak, Tarım Reformu Genel Müdürü Abdullah Burak Keser, Su Yönetimi Genel Müdürü Bülent Selek, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Mehmet Mustafa Gözükara, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Nurettin Taş, TMO Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kemaloğlu, TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı. Görevden alınan genel müdürlerin yerlerine ise yenileri atandı. DSİ Ge nel Müdürlüğü’ne genel müdür yardımcısı Mevlüt Aydın, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne Tarım ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Volkan Mutlu Coşkun, Hayvancılık Genel Müdürlüğü’ne İzmir İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’ne aynı yerde genel müdür yardımcısı olan Mustafa Altuğ Atalay atandı. Atalay daha önce AKP’den hem Kütahya milletvekili aday adayı, hem de Kütahya belediye başkanlığı için aday adayı olmuştu. Eski bakanın ağabeyi Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’ne Tarım ve Orman Bakanlığı müsteşar yardımcısı Hasan Özlü atandı. Özlü aynı zamanda eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün de ağabeyi. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’ne Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fuat Fikret Aktaş getirildi. Aktaş daha önce AKP’den Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday adayı olmuştu. Aktaş, yine AKP’den milletvekilliği aday adaylığı için de başvurmuştu. Strateji Geliştirme Başkanlığı’na Oruç Baba İnan atandı. 2000 yılı ÖSS birincisi olan İnan, son seçimlerde AKP’den milletvekili aday adayı olmuştu. l ANKARA haber EDİTÖR: ALPER İZBUL TASARIM: FUNDA YAŞAR ER Hepimiz aynı gemide miyiz? Sahiden, hepimiz aynı gemide miyiz? Hani sık sık söylenir ya, ‘hepimiz aynı gemideyiz’ denir. Genellikle de bir belaya bulaşıldığı, bir felakete uğrandığı zaman kullanılır bu klişe. İyi de, böyle olunca o belaya nasıl bulaşıldığı sorulmaz mı? Kaptan geminin rotasını değiştirdiği zaman, yol haritasını kaldırıp aklına estiği gibi hız verdiği zaman, biz de aynı gemide miydik? Bizim de aynı gemide olduğumuz kaptanın aklına gelmiş miydi? Hayır, bence biz aynı gemide değiliz. Sizin de nerede olduğunuz bulunduğunuz yere göre değişir. Kaptan köşkünde iseniz (bizimki Kaptan Sarayıdır), gördüğünüz manzara sonsuz ufuklardır. Alt güvertede iseniz köpükleri görürsünüz. Ambar yolcusu iseniz göreceğiniz geminin ambarıdır. Siz aynı gemide olduğunuzu sanırsınız ama yanılırsınız. Aynı gemide değilsiniz. Sizi böyle kandırıyorlar. Bir bölümünüzü filikalara kapattılar, oralı değilsiniz. Bir bölümünüzü ıssız adaya bıraktılar, duymadınız bile. Siz aynı gemide değilsiniz, yanılmayın. HHH Yarın kurban bayramı, biliyorum. Bu yazıyı da o nedenle yazıyorum. Geminin kurbanlarını size anıtsatmak için yazıyorum. Ne oldu, işinden atılan yüz binlerce kamu çalışanı? Bu bayramda, işsiz, parasız pulsuz, umutsuz ne yapıyorlar? Ne oldu, barış istediler diye kürsülerinden atılan üniversite hocaları? Ne yapıyorlar, ne durumdalar, merak ediyor musunuz? Ne yapıyor hapisanelerde yatan öğrenciler? Tweet attı diye tutuklananlar? Suçlananların eşleri, çocukları. Onlar da suçlu sayıldı, biliyor musunuz? Yarın bayram da, onlar bu geminin kurbanları. Bunca haksızlık, bunca adaletsizlik, bunca zulüm. Adaleti kurban ettiler, düşündünüz mü? Dürüstlüğü kurban ettiler, gördünüz mü? İnsanlığı kurban ettiler. Bu insanlık günahları öyle koçlarla, danalarla affedilemez. Yarın kurban bayramı. Gene bahçeler, yol kenarları kana bulanacak. Ama asıl kurbanların akan kanları görülmüyor. Haksızlığın kanı akmaz ama zalimden er geç hesap sorar. Siz hâlâ ‘hepimiz aynı gemideyiz’ masalına inanıyor musunuz? Beni bağışlayın, ben inanmıyorum. HHH Dolar yedi liraya çıktı. Kimler nasıl etkileniyor, düşünün bakalım. Kullandığınız her şeye zam geliyor. Elektrik, doğalgaz, ulaşım, çarşıpazar, her şey zamlı. Ayda bin beş yüz lira ile geçinmeye çalışanla ayda yüz bin lira geliri olan nasıl etkileniyor? Asgari ücret alanın gideri yüzde elli artıyor. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın giderleri de elbette artıyordur. İkisi de aynı biçimde mi etkileniyor? Asgari ücretli eziliyor ama Saray elbette ki etkilenmiyor. Çünkü Saray’ın masrafları bizim cebimizden karşılanıyor. Buna da ‘hepimiz aynı gemideyiz’ deniyor. Hayır vatandaş, hepimiz aynı gemide değiliz. Kimileri lüks transatlantikte. Kimileri balıkçı kayığında. Kimileri tahlisiye sandalında. Hepimiz aynı gemide değiliz. Bu bir aldatmaca. Bu bir kandırmaca. Seni de işlenen suçun ortağı yapmaya çalışan bir yanıltmaca. Kaptanın dürbününü bırak, kendi gözlerinle bak. Sürüklendiğin kayalıkları göreceksin. Issız adaya bırakılanları da gör. Belki sen de ordasındır. Bayram mı? Onu da hak ettiğin zaman kutlarsın... AA, HDP’yi görmedi Ünsal tepki gösterdi Saadet Partisi’nin 24 Haziran’daki seçimlerde Gaziantep’ten milletvekili adayı olan, eski AKP Milletvekili Ahmet Faruk Ünsal, Anadolu Ajansı’nın “Liderlerin bayram programları belli oldu” başlıklı haberinde HDP’ye yer vermemesini eleştirdi. Kişisel Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Ünsal, “Anadolu Ajansı’nın ‘Liderlerin Bayram Programı’ başlıklı haberin içeriği ve görseline bakınca 10 ilde 1. olmuş, 6 milyona yakın oy almış ve 67 vekil çıkarmış olan partinin liderlerini göremiyorsunuz! Görmezden gelerek, yok sayarak hangi sorunu çözebileceksiniz” dedi. Ünsal, şöyle devam etti:“Siyasi partiler seçmenler ve kamuoyu tarafından özgürce eleştirilmelidir ancak medya ambargosu ile sadece partiyi değil seçmenlerini de cezalandırıyorsunuz! Sivil siyaseti güçlendireceğiniz yerde kör bir inatla daraltıyorsunuz! Türkiye’nin temel meseleleri bu anlayışla çözülemez!” Ünsal’ın eleştirisine HDP’nin eski ve mevcut milletvekillerinden de destek geldi. Anadolu Ajansı’nın “Liderlerin bayram programı belli oldu” başlıklı haberinde Meclis’te temsiliyeti bulunmayan Vatan Partisi’ne ve temsiliyeti HDP’nin oldukça altında olan Saadet Partisi ile Demokrat Parti’ye yer verilmiş; ancak HDP yöneticileriyle ilgili bilgi okuyuculara servis edilmemişti. l Haber Merkezi C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog