Bugünden 1930'a 5,458,119 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 20 Ağustos 2018 EDİTÖR: ELİF TOKBAY TASARIM: İLKNUR FİLİZ 330/1 9 0 350/25 0 290/18 0 320/23 0 320/1 9 0 280/12 0 260/1 4 0 320/1 7 0 390/2 4 0 360/2 4 0 300/1 8 0 330/25 0 270/19 0 320/24 0 260/16 0 270/17 0 290/19 0 330/16 0 230/16 0 320/20 0 230/20 0 270/24 0 TARİHTE BUGÜN 1936: 9 Eylül Panayırı, İzmir Enternasyonal Fuarı adını aldı. 1998: Maliye Bakanlığı, kapatılan RP’nin mal varlığıyla ilgili incelemeleri sırasında, 1.2 trilyon lira nakit açığı buldu. Necmettin Erbakan 2 yıl 4 ay hapisle cezalandırıldı. Robot protez tasarlıyor Bilimsel deney yaptığı sırada yaşanan patlamayla iki kolunu ve bir gözünü kaybeden Altuğ Özışık çalışmalarını anlattı Antalya bilimsel bir deney yaptığı sırada yaşanan patlamada bilek kısmından iki elini ve sol gözünü kaybeden Altuğ Özışık (17), 21’incisi düzenlenen TÜBİTAK Ulusal Gökyüzü Şenliği’ne, üç boyutlu yazıcı teknolojisinde 6 bacaklı örümcek robot projesiyle katıldı. Özışık, daha çok robotik protez alanında çalıştığını, şu ana kadar 6 model ürettiğini söyledi. Özışık “Yedinci model konusunda çalışmalarım devam ediyor. Tamamen kendi dizaynım olan bu yedinci modele uğraşıyorum şu sıralar. Yakında üretimine, prototipine geçeceğim” dedi. Altuğ Özışık’ın bilimsel çalışmaları yakında üretimle sonuçlanacak. Bir ayda bitirdik Robottaki mikro işlemciye komut yükleyerek istedikleri şekilde çalışmasını sağladıklarını anlatan Özışık, şunları dile getirdi: “Örümceğin bacaklarında ikişer motor bulunuyor. Dönme, yürüme hareketleri ve 12 yönde eğilme sağlayabiliyoruz. Bu önceden yapılmış bir proje. Biz sadece kendi sürümümüzü ortaya koyup birkaç değişiklik ekleyerek insanların neler yapabileceğini anlatmaya, göstermeye çalıştık. Üç boyutlu yazıcılar geleceği değiştirebilir. Bu projeyi biz bir ayda bitirdik. Çok hızlı çalış sak iki haftada bile bitirebileceğimiz bir projeydi. Başka bir yerde aylar sürebilir. Üç boyutlu yazıcının bu şekilde hızlı çalışabilme yeteneklerini göstermek, kanıtlamak istedik. Bu konuda altı çeşit model ürettim. Tamamen kendi dizaynım olan 7’nci model konusunda çalışmalarım devam ediyor. Yakında üretime geçeceğim. Prototipleri yapıyorum.” Yaşanan olaya ilişkin konuşmak istemediğini ve bilimsel çalışmalarla anılmak istediğini vurgulayan Özışık, “Robotik protez alanında çalışmak, kendimi geliştirmek istiyorum. Hem kendime hem de başkalarına yarayacak bir alanda çalışmak istiyorum” dedi. TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nde Başuzman olarak görev yapan Tuncay Özışık’ın oğlu Altuğ Özışık, 24 Temmuz’da evlerinin balkonunda hazırladığı deney roketinin kartuşunu taktığı sırada patlama meydana gelmişti. Geçen yılki patlamada Altuğ Özışık, yanında bulunan babası Tuncay ile annesi Hatice Özışık yaralanmıştı. Altuğ Özışık’ın patlamada iki eli bileğinden kopmuştu. l DHA / AA İzmir’de vahşet Anne öldü kızı gözaltında İzmir’in Konak ilçesinde polisi arayan H.A, beraber yaşadığı annesi Gülümser Bulut’u (66), evlerindeki çekyatın içinde ölü bulduğunu söyledi. Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin yaptığı incelemede, Bulut’un cesedinin battaniyeye sarılarak çekyatın içine konulduğu belirlendi. H.A’nın, polise verdiği ifadede, annesinden birkaç gündür haber alamadığını, teyzesiyle gidebileceği yerlere baktıklarını ancak bulamadıklarını, gelen kötü kokular üzerine annesini çekyatın içinde battaniyeye sarılı bulduğunu söylediği öğrenildi. Bulut hakkında kayıp başvurusunun bulunmadığını tespit eden ekipler, H.A’yı gözaltına aldı. l AA Bayram tatili 3k5uKyMru’lkik kazalarla başladı TEM’in Bolu geçişinde bulunan Karadeniz bağlantı yolunda araç kuyruğu kilometrelerce uzadı. haber 3 Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri 21Mart 1995’te bir anne, kızlarından birinin doğum günü kutlaması için ailesini evde bir araya getirme arzu ve heyecanıyla emek emek balık yapıyordu.  Oğlu telefon etti ve annesine, kız kardeşinin doğum gününü unutmadığını, o yüzden eve erken geleceği müjdesini verdi. Bir mütevazı mutluluk resmi, o akşam kendi halinde bir ailenin sofrasında çizilmeyi bekliyordu. O resim çizilemedi, mutluluk beklentisi önce korkunç bir kâbusa, sonra derin ve unutulmaz bir acıya yerini bıraktı. Hasan Ocak, kız kardeşi Aysel’in doğum gününe gelemedi. Annesi Emine Ocak’ın pişirdiği yemekleri yiyemedi. Ne o, annesini; ne de annesi onu bir daha göremedi. Doğum günü sofrası için eve doğru yola koyulmaya hazırlanırken Hasan Ocak’ı gözaltına aldılar. Sonra da gözden kaybettirdiler. 58 gün boyunca anne Emine Ocak başta olmak üzere bütün aile, Hasan’ın arkadaşları ve İnsan Hakları Derneği’nin ısrarla verdiği mücadele sonuca ulaştı. Ulaştı ama bu, acı, acımasız ve insanlık adına utancı beraberinde getiren bir sondu. Hasan Ocak’ın işkencelere bulanarak katledilmiş bedeni, kimsesizler mezarlığındaydı. Aile bunu 15 Mayıs 1995’te öğrendikten sonra, kendilerini destekleyen “insanlık dostları”nın da kararlı yüklenmeleriyle gerçek, tüm kirli çıplaklığıyla ortaya çıktı: Gözaltına alındıktan 5 gün sonra Hasan Ocak’ın cansız bedeni Beykoz’da bir ormanlık alanda köylüler tarafından bulunmuştu. Jandarma gelmiş, durum savcılığa intikal etmiş, parmak izi, fotoğraf, kan örnekleri alınmıştı. Ama kimlik tespiti yapılmamıştı.  Bundan 50 küsur gün sonra ailesi Hasan’ı teşhis ettiğinde onun yüzünün (belli ki tanınmasın diye) parçalanmış halde olduğunu ve her tarafında işkence izleri bulunduğunu öğrendi. Bilinen iki şey vardı: Hasan’ın en son görüldüğü yer, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi idi. Ölüm nedeni de boğularak öldürülme. Faili mi?.. Hepimizce malum olduğu üzere… Meçhul!.. ‘CCuummaarrtteessii ATonrnuenlelarri’ın’ndae…n Hasan Ocak’ın annesi bu sonucu kabul etmedi! Şairin dediği gibi, “Yüzünde bin analık memelerin akı” ile bu “yerli ve milli” utancı, sorumlularının yüzüne her daim çarpacak bir eylemin öncüsü oldu. Oğlunun bir “yurttaş” olarak canının emanet olduğu kurumun bağrından işkencelere uğratılarak çıkarılıp toprağın üzerine bırakılmış cansız bedeninden, bu memleketin en onurlu ve insanlık adına utancı umuda sevk eden hareketini yeşertti: “Cumartesi Anneleri”. Elbette Hasan Ocak, bu topraklarda devlet tarafından gö zaltına alınıp böylesi meşum bir sona yollanan ne ilk ne de son “Can”dı. Zaten o gözaltına alınıp izi kaybettirildikten sonra, onu arayan ailesi ve destekçileri hep “Sadece Hasan’ı değil, tüm kayıplarımızı istiyoruz” diye yürütmüşlerdi kampanyayı… Ama Hasan’ın cansız bedenine 15 Mayıs 1995’te ulaşılması bir direniş kıvılcımı çaktı ve 27 Mayıs 1995 Cumartesi günü, Galatasaray Meydanı’nda Emine Anne’nin öncülüğünde ilk oturma eylemi başladı. 1520 kişi sessizce oturdular. Bir iki hafta içinde “müdahale” adı altında “resmî” saldırılar başladı. Coplanmalar, yerlerde sürüklenmeler, gözaltılar, tacizler “Cumartesi Anneleri”nin bir kolektif sivil itaatsizlik eylemi olarak varlığının bir parçası oldu.  Baskıların dayanılmaz hale geldiği 10 yıllık aradan sonra tekrar başlayan eylemlerde “3’üncü kuşak” dahi ortaya çıktı. Analar babalar, bacılar biraderlerle başlayan hareket, evlatlar ve torunlarla hâlâ devam ediyor bugün… Ve önümüzdeki cumartesi, Cumartesi Anneleri, “700’üncü hafta buluşması”nı gerçekleştirecekler meydanda. Kemik, adın ‘hasret’ olsun! Dile kolay! İnsanlık umudunun insanlık utancına direnişinde 700 hafta!.. Ve Cumartesi Anneleri’nin 700 haftası, bu memleketin “karanlık ama gerçek yüzü”ne dair yazılmamış bir tarih aynı zamanda. Bu tarihin özü niteliğinde 700’üncü hafta onuruna hazırlanmış iki klip şu ara sosyal medyada hepimizin ilgisine sunuluyor. Orada izliyor ve dinliyoruz anneleri: “Sadece kayıplarımız hakkında bir haber istiyoruz” diyorlar. Ve daha müthişi: “Ölmüşlerse kemiklerini istiyoruz, hepsi bu” diyorlar!.. Evlatlarının kemikleriyle içlerindeki acıyı dindirmek isteyen mübarek anneler!.. “Cumartesi 700”e, “Herkesi çağırıyoruz” diyorlar… Eğer bu memlekette hâlâ insandan, insanlıktan ümidi kesmediyseniz… İktidarların yıkıcı eril gücü karşısında kadınlığın/analığın doğurgan, üretken, besleyici, yapıcı, kucaklayıcı direniş gücüne inanıyorsanız… Ve ölüme, ölmeye, öldürmeye koşullu resmî karanlık karşısında hayata, yaşamaya, yaşatmaya meyilli ve yeminli analığın “bin evlatlık duaları”ndan pay almak istiyorsanız… Bu çağrıyı karşılıksız bırakmayın!.. HHH Bir yıldır aralıksız şekilde, özellikle de Cumhuriyet PA7AR’ın 2018 başında doğuşundan bugüne çok daha yoğun bir tempoda durmaksızın, nefes nefese çalışmanın beraberinde gelen (elbette mutlu) yorgunluk sonucu, bir parça dinlenme ihtiyacı ile Seyir Defteri’nin kapağını iki haftalığına kapatıyorum. 3 Eylül Pazartesi görüşmek üzere, iyi bayramlar!..  Komşu iller de hissetti Kahramanmaraş 4.8 ile korktu Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde dün Richter ölçeğine göre 4.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, saat 18.22’de meydana gelen depremin merkez üssünün Andırın’ın Erenler Mahallesi olduğunu açıkladı. İlçede paniğe yol açan depremde can ve mal kaybı yaşanmadı. Deprem Gaziantep, Malatya, Adıyaman, Kilis, Osmaniye ve Adana’nın bazı ilçelerinde de hissedildi. Andırın’da 4 Ağustos’ta da 4.3 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti. l DHA Bakanlar Kurulu kararıyla 9 gün olarak belirlenen Kurban Bayramı tatilinde yine çok sayıda kaza meydana geldi. Cuma günü mesai bitiminden tatilin ikinci günü olan pazar günü saat 18.00’a kadar meydana gelen 37 kazada, 36 kişi yaşamını yitirdi, 138 kişi yaralandı. Bartın’ın Kurucaşile ilçesinde, M.Y. idaresindeki minibüs, Kapısuyu mevkisinde kontrolden çıkarak, 200 metre yükseklikten şarampole devrildi. Kazada 3 kişi öldü, 19 kişi yaralandı. Kayseri’nin Develi ilçesine bağlı Sindelhöyük Mahallesi’nde Y.S. yönetimindeki otomobil, sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu takla attı. Kazada, Develi’ye bayram iznini geçirmek için gelen, Kırklareli’nde uzman erbaş olarak görev yapan Seyit Tekir (26) hayatını kaybederken, Y.S., Bolu’da bayram tatili nedeniyle memleketlerine giden tatilciler TEM otoyolu ve D100 karayolu Ankara istikametinde yaklaşık 35 kilometrelik araç kuyrukları oluşturdu. Çocuklu yolcular trafikte zor anlar yaşadı. E.S., O.S., V,S. ve A.K. yaralandı. Elazığ’da otomobilin park halindeki tıra çarpması sonucu meydana gelen kazada, 3 kişi yaşamını yitirdi. Samsun’un Çarşamba ilçesinde minibüs ile otomobilin çarpışması sonucu, otomobil sürücüsü Ümit Özdemir (40) ile aynı araçta bulunan Ramazan Sevinç (37) öldü, minibüs sürücüsü İsa Kaya (29) yaralandı. Çankırı’da iki otomobilin çarpıştığı kazada Murat Keyvan (35) yaşamını yitirdi, 4’ü çocuk 10 kişi yaralandı. Mardin’in Nusaybin ilçesinde TIR sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Sürücü Gökhan Kösen yaralanırken, yanındaki Abdulhakim Demir (37) yaşamını yitirdi. Bayram ziyareti için Tekirdağ’dan Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine giden Adem G. (39) yönetimindeki otomobil, Başıbüyüklü köyü yakınlarında kontrolden çıkarak şarampole uçtu. Kazada şoför ile birlikte eşi Süriye (34), çocukları Baki (10) ve Esin (8) ile birlikte yeğenleri olduğu belirtilen ismi belirlenemeyen bir kişi yaralandı. Kocaeli’nin Gebze ilçesinde, sürücü Recai Avcı’nın kontrolünü kaybettiği otomobilin köprü ayağına çarpması sonucu 5 kişi yaralandı. l DHA/İHA C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog