Bugünden 1930'a 5,458,119 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 20 Ağustos 2018 2 İstismar eden üvey babanın ifadesi bile alınmadı Zeynep ve Özge ikiz kardeşler. Anne ve babaları onlar küçükken boşanıyor. Babaları inşaat ustası ve başka bir ilde yeni eşiyle yaşıyor. 2013’te 13 yaşında olan iki kız kardeş anneleri ve üvey babaları Sinan ile birlikte yaşıyorlar. Üvey baba uyuşturucu kullanıyor ve satıyor. Anne ise bir yerde garsonluk yapıyor. Kızlarına sürekli temizlik yaptırıyor, hemen her gün onları darp ediyor. Ankara’da yaşarlarken, değil mi? Peki ne oldu dersiniz? Üvey babanın ifade si kimlik bilgileri olmadığı gerekçesiyle alınmadı bile. Oysa nüfus kaydı bilgileri araştırılarak kimlik bilgilerine ulaşılabilirdi. Soruşturma eksik yürütüldü. Anneleri ve Ziya, Zeynep’in ifadesinin hayal ürünü olduğunu söylediler. Savcı, çocuk yerine şüphelilere inanmayı seçti, “Mağdurenin soyut iddiaları haricinde kamu davası açılmasına yeterli delil bulunma Zeynep defterlerini toplama dığı için kovuşturmaya yer dı diye onu odaya kilitliyor olmadığına” karar vererek ve işe gidiyor. Bir saat son dava bile açmadı. ra üvey baba eve geliyor. Yaş küçüklüğü göz önüne Üvey baba da kızlara şid alındığında Zeynep’in beyanı det uygulayan bir adam. Işı esas alınarak sanık hakkında ğı açık bıraksalar darp edi kovuşturma yapılmasına ka yor. Zeynep, adamın yine rar verilmesi gerekirken, tam onu darp edeceğinden korktuğu için 3’üncü katın balkonundan aşağı atlıyor. Hastaneye gidiyorlar. Kimse şüpheyle bakmıyor ve herhangi bir adli işlem yapılmıyor. Başka bir gün, anne evi toplamadıkları gerekçesiyle iki kızı birden darp ediyor. Özge’nin parmağını yırtıp ayırıyor; ambulans geliyor, 8 dikiş atılıyor. Anne komşularla konuşup onlara Özge’nin ranzadan düştüğünü söyletiyor. Adli işlem yapılmıyor. Anne işe giderken kızla tersi yönde olan bu takipsizlik kararı yasaya ve hukuka aykırı. Savcı, mağdurun değil, şüphelinin beyanına dayanarak dosyayı kapattı! Delil yetersizliği dendiğine de bakmayın. Olay tarihinde sadece 13 yaşında olan çocuğun kavrayış yetersizliği ile eğitimkültür düzeyine rağmen failin bedensel uzuvlarını tanımlaması ve çocuğun gerçekleşen eylemi yaşından beklenemeyecek detaylarla anlatması, kesin olarak değerlendirilmeye alınabilecek ve belki raporlar rı eve kilitliyor. Kızlar fırsatını la desteklenmeden bile hük bulduklarında kaçıyor, Ço me esas teşkil edecek kuv cuk Şube’ye gidiyorlar. Bu 3 vette deliller. kez oluyor. Çocuk Şube on Uygulamada, çocukların ları yurda yerleştiriyor, son cinsel istismarı suçları kap ra yeniden annelerine teslim samında delil olarak sadece ediyor. mağdurun beyanının mevcut Bir gün, anneleri işe gittik olmasının hüküm kurabilmek ten sonra, üvey baba banyodan çıkıyor ve Zeynep’ten su getirmesini istiyor. Zeynep getirince bornozunu çıkarıyor ve kızın kolundan tutup zorla cinsel organına dokunduruyor. Zeynep ağlayıp kaçıyor ve kendisini banyoya kilitliyor. Ardından üvey baba çocuğu “Olanları annene söylersen seni öldürü açısından kabul edilebilir yeterlilikte sayılabilmesine rağmen yargı konuyu kapattı. Ağır Ceza Mahkemesi de karara itirazı reddetti. Avukatı bir daha çocuğa ulaşamadı. Kim bilir bu çocuklara aradan geçen 4 yılda daha neler oldu… rüm” diye tehdit ediyor. Olaydan iki hafta sonra üvey baba bu kez aynısını Çözüm ne? Özge’ye yapmaya çalışıyor; Özge hızla uzaklaşıyor. Zeynep olanları iki ay sonra annesine anlatıyor. Annesi gülüyor ve “Sen ona sırnaşmışsındır” diyor. Bir süre sonra anneleri Ziya adlı başka bir adamla görüşmeye başlıyor. Bunun üzerine Sinan’la boşanıyorlar. Boşanmalarından bir hafta sonra bu adam evlerine taşınıyor. Bu adamın bir suçtan para cezası olduğu için hakkında arama kararı var ve sürekli polislerden kaçıyor. Bu adam da çocuklara şiddet uyguluyor. Zeynep’i sopayla darp edip Özge’nin kolunu yaraladığı oluyor. Zeynep polise gidiyor. Çocuk İzleme Merkezi’nde ifadesi alınıyor. CMK’den bir avukat atanıyor. Ne beklersiniz? Çocuk istismarından, yaralamadan ve kötü muame Savcıların inceledikleri dosyaların yılda kaç tanesine dava açtıkları ve suç tiplerinin neler olduğu konusunda denetim mekanizması çalıştırılmalı. Her yıl her adliyede her yıl suç tiplerine yönelik kaç dava açıldığı kamuoyuna açıklanmalı. Açıklanmalı ki, ülkedeki suç oranları ve adli makamların süreci nasıl takip ettiğine dair daha net fikir sahibi olabilelim. Savcıların kovuşturmaya gerek olmadığına dair kararları Adalet Bakanlığı tarafından denetlenmeli. Savcıların genelde gerekçesiz olarak verdiği takipsizlik kararlarının denetlenmesi daha etkin soruşturma yapmaları yolunda bir baskı oluşturabilir. leden dava açılmasını, öyle haber EDİTÖR: ELİF TOKBAY TASARIM: İLKNUR FİLİZ ‘Can’ına can oldu Baba Murat Öztürk, oğluna böbreğini verdi. 19 yaşındaki Yaşar Can Öztürk, ‘En güzel doğum günü hediyemdi’ diyor SİBEL BAHÇETEPE Yüksek tansiyondan şüphelenip doktora giden ve böbrek yetmezliği yaşadığı ortaya çıkan 19 yaşındaki Yaşar Can Öztürk, doğum gününden 1 hafta önce babası Murat Öztürk,’ten nakledilen böbrekle hayata tutundu. Öztürk, “Hayatımın en güzel doğum günü hediyesini aldım” diyor. Babası Murat Öztürk de oğluna “Böbreğime iyi bak” diye takılıyor. Tansiyonunu önemsemedi İzmir Kemalpaşa’da ailesi ile yaşayan Yaşar Can Öztürk, iki ay önce baş ağrısı şikâyetiyle doktora gitti. Yapılan ilk tetkiklerde herhangi bir sorunu bulunmayan Öztürk’ün tansiyonunda yükseklik tespit edildi. Yaşı genç olduğu için tansiyondaki yüksekliği önemsemeyen Can, çalıştığı fabrikadaki işine devam etti. 1 ay önce fenalaşarak kusmaya başlayan Can, arkadaşları tarafından hastaneye kaldırıldı. Yapılan tetkiklerde tansiyonun çok yüksek olduğu belirlenince ek tetkikler ve tahliller yapıldı. Yapılan ilk incelemelerin ardından tansiyon yüksekliğinin böbrek yetmezliğinden kaynaklandığı belirlendi. Doktorların Yaşar Can’ın Hastalığını öğrendiğinde önce çok üzüldüğünü anlatan Yaşar Can Öztürk (sağda) umutsuzluğa düşmediğini söyledi. Baba Murat Öztürk, “Oğlumla beni görenler kardeşin mi diye takılıyordu. Yaptıkları şaka az da olsa gerçek oldu. Oğlumla artık böbrek kardeşiyiz” diyor. acilen böbrek nakli olması gerektiğini söylemesi üzerine Öztürk Ailesi böbrek için arayışlara başladı. Öztürk ailesi, Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Bölümü’nden Doç. Dr. Sabri Tekin ve Nefroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Gökhan Temiz ile temasa geçti. Bu arada Can, hayata tutunmak için 4 kez diyalize girdi. Hastanede yapılan ilk tetkiklerin ardından Can’ın babası Murat Öztürk’ün böbreğinin uygun olduğu belirlendi. Doç. Dr. Sabri Tekin ve ekibi nin gerçekleştirdiği nakil ameliyatıyla Yaşar Can Öztürk’e babasından alınan böbrek başarıyla nakledildi. Böbrek kardeşi olduk Oğlunun rahatsızlığını çalıştığı işyerinde öğrendiğini söyleyen 39 yaşındaki Murat Öztürk, “Oğluma böbreğimle tekrar can verebildiğim için çok mutluyum. Oğlumla beni görenler kardeşin mi diye takılıyordu. Yaptıkları şaka az da olsa gerçek oldu. Oğlumla artık böbrek kardeşiyiz” diyor. l İSTANBUL nakil hayati önem taşıyor Doç. Dr. Sabri Tekin ve Nefroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Gökhan Temiz şu bilgileri paylaştı: “Kronik böbrek yetmezliği özellikle çocuklarda ve büyüme çağındaki gençlerde çok ciddi fiziksel, sosyal, psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Özellikle böbrek yetmezliği olan çocuk okul çağında ise bunun yaratacağı olumsuz etkiler çok daha fazla hissedilebiliyor. Diyaliz tedavisinin yol açtığı sosyal kısıtlamalar ve beraberinde getirdiği ağır fiziksel yorgunluklar bu hastaların okul hayatlarında da ciddi aksamalara yol açabiliyor. Böbrek nakli özellikle bu hasta grubunda çok daha hayati önem taşıyor. Yaşar Can’ın bulunduğu yaş grubu göz önünde bulundurulduğunda babasından yapılan nakille yaşanabilecek bütün olumsuzluklara çözüm bulunmuş oldu.” BÖBREK VAKFI Diyaliz hastalarına tuz uyarısı Cerattepe için buluştular Artvin’de maden işletmelerine karşı doğayı korumak için mücadele veren halk, konser ve söyleşi programı yasaklanınca piknik yapıp sohbet etti Artvin’de madencilik çalışmalarının doğayı yok etmesine karşı mücadele eden vatandaşlar, konser ve söyleşi programlarının valilik tarafından yasaklanmasını piknik yaparak aştılar. Yeşil Artvin Derneği ve Çevre Platformu üyeleri, “Cerattepe için Artvin buluşması” adıyla 25 Ağustos’ta düzenlemek istedikleri konser ve söyleşiye valilik tarafından izin verilmemesi üzerigne piknik düzenledi. Kafkasör Yaylası’nda yapılan pikniğe, “Madene hayır” yazılı tişörtler giyerek gelen çevreciler, “Katil şirket Artvin’i terk et” sloganları attı. Çevreciler piknikte horon oynaya rak tepkilerini gösterirken, yanlarında getirdikleri yöresel yemekleri de paylaştı. ‘Ben öleyim...’ Pikniğe katılan ve Cerattepe mücadelesinin önemli isimlerinden olan Erzade Yalçıntaş (95), mücadelelerinin süreceğini söyledi. Yalçıntaş, “Cerattepe’de madene ‘kesinlikle hayır’ diyorum. Memleketimizi çöl etmesinler, yeşilimizi soldurmasınlar. Arılarımızı balıklarımızı öldürmesinler, doğamızı kirletmesinler. Desinler ki ‘Seni burada öldüreceğiz madeni de durduracağız’, hemen yatarım bıçak altına. Beni öldürsünler, yeter ki Artvin kurtulsun” dedi. Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan da valiliğin konser ve söyleşiye izin vermemesine karşı programı bir piknik ve sohbet etkinliğine dönüştürdüklerini söyleyerek şunları belirtti: “Esasında bugün burada bir forum yapılacaktı, Çoruh Park’ta da bir konser düzenlenecekti. 25 Temmuz’da Artvin Valiliği’ne başvurduk. Ne yazık ki son 2 gün kala mesai bitimine doğru sudan bahanelerle etkinliğimizi valilik iptal etti. Bu yasaklamanın anlaşılabilir bir tarafı yok. Biz insanların başına zehir dökmüyoruz, onlara zarar vermiyoruz, biz sadece pikniğimizi yapıyoruz şu anda.” l DHA Türk Böbrek Vakfı Diyaliz Merkezi Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Bilal Görçin böbrek hastalarını uyardı. Görçin, böbrek hastalarının sağlıklarının kanlarındaki albümin (protein) değeriyle kontrol edildiğine dikkat çekti. Böbrek hastalarında protein kısıtlamasının 30 yıl geride kaldığına değinen Görçin, “Artık böbrek hastaları her aşamada normal proteinli beslenebilir” ifadesini kullandı. Görçin, “Ancak proteinlerin yıkım ürünü olan fosfor ve ürik asit birikimi özellikle gut hastalığı olan veya fosforu yüksek kronik böbrek yetmezliği hastalarında sorun çıkarabilir. Diyaliz hastalarında tuz zararlıdır. Diyaliz hastaları az tuzlu kurban eti yiyebilir” dedi. Görçin, sucuk, pastırma, salam gibi tuz içeriği yüksek olan et ürünlerine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Görçin, “Diyaliz hastalarının yaklaşık yarısını şeker hastaları oluşturmaktadır. Bayramlarımızda misafirlere şeker ve tatlı ikramı kaçınılmazdır. Diyabetik hastaların bu konuda duyarlı olması gerekir” dedi. l AA C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog