Bugünden 1930'a 5,439,944 adet makale



Katalog


«
»

Perşembe 2 Ağustos 2018 8 Bir FETÖ’cüden bana müjdeli haber K işisel sorunlarımı gazete köşesine taşımayacak kadar deneyim kazandığımı sanıyorum. Ama bugün kendimi tutamayacağım. Kendimle ilgili müjdeli haber aldım. Pek keyifliyim. Hani Cumhuriyet davasında, başkanı ödül olarak Yargıtay üyeliğine yükseltilmiş 27. Ağır Ceza Mahkemesi hüküm kesmişti ve biz 12 Cumhuriyet çalışanı en düşüğü 2 yıl 6 ay, en yükseği 8 yıl 45 gün olmak üzere hapis cezalarına mahkum edilmiştik. Bu paylaşımda Akın Atalay en yüksek cezayı aldı. Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve benim payıma da 7 yıl 6 ay düştü. Şimdi dosya önce istinaf mahkemesinde, ardından da Yargıtay’da ele alınacak. Sonuç ne olur? Nasıl bilebiliriz ki? Ülkede hâlâ hukukun hiç olmazsa kırıntılarının var olduğuna inananlar “Abi olacak iş değil. Kesin beraat çıkar Yargıtay’dan” demekteler. O kırıntıların da epeydir yok edildiğini ve yok edilmekte olduğunu düşünenler ise “Ne Yargıtay’ı abi. Karar siyasiydi sonucu da siyasi irade belirleyecek. Siyasi irade kim diye sormayacaksın herhalde…” diye başlayan cümleler kurup ağzımızın tadını kaçırmaya çabalıyorlar… Ancak şimdilik dışarıda olmanın tadını çıkarıyoruz. Kendimden söz ederken “Evli, bir çocuklu, yedi buçuk yıla hükümlü” diye soğuk şakalar yaptığım bile oluyor. Derken… Derken eskinin Cemaat’i, bugünün FETÖ’sü olan örgütlenmeden olan ve olduğunu saklamayan, tanımadığım ancak ağzının fena halde köpürdüğü kolayca anlaşılan birinden uzunca bir mektup aldım. Hepsini buraya aktaramam. Sığmaz. Ama birkaç öfkeli, bir de müjedeli paragrafı sizlerle paylaşmalıyım. Yazım hatalarını, düşük cümleleri filan hiç düzeltmeden… Buyrun… HHH “… Geçenlerde Cumhuriyet’te bir yazı yazdın. Yurtdıyında bulunan bizlere ‘Ya 15 Temmuz’u açıkça lanetleyin ya da darbe yaptığınızı itiraf edin’ demeye gelen çağrıda bulundun. Hızlı muhalif rolünde RTE’nin değirmenine su taşımaya devam ediyorsun. Bir kere yurtdışında oluşumuza kafayı takmışın. Ne yapacaktım, ne yapacaktık? ‘Bank Asya’nın önünden geçenleri bile tutukluyorlar’ diye yazan sensin. eğer yurtdışına çıkmasaydım şimdi hapiste olacaktım. Hapise girmedim diye beni, bizleri suçlamak alçaklıktır. (…..) Yazdıklarını okuyorum…Hapishanedekilere sık sık yer veriyorsun. Ama Hizmet hareketinin mensuplarının, sevenlerinin, gönül verenlerin çektiklerine dair tek satırın yok. Sen demokrat rolünde zulmün hizmetkarısın. Sonra kalkıp hukuktan dem vuruyorsun. Bumu senin hukuktan anladığın; bumu senin hukuk devletinden anladığın? (……) Abant Konferanslarında konuşman teklif edildiğinde reddedişin, oturacak yer seçişinde bu yaşında ille de genç muhabirlerin arasında oturmayı tercih edişine o zamanlar mana verememiştim. Şimdi veriyorum. Sen o toplantılara sinsi gayelerle katıldın. Günü geldiğinde Hizmet hareketine dair fikirlerini kusmak için oralardaydın. 15 Temmuz sonrasında seni işe koştular sen de gönüllü olarak vazife aldın… (…..) 15 Temmuz hadisesinde hakikat bir gün elbet gün yüzü görecek. Hakikatı sen ve benzerlerin düzmece savcı iddianamelerinde, Hüseyin Gülerceleşmiş itirafçıların ifadelerinde arama, beyhudedir. Seni takip ediyorum zelil vaziyetlere düştüğünü ibretle görüyorum. Ama ne ediyorsan sen kendin kendine ediyorsun. İnançsız olman RTE’ye hizmet etmene mani değilmiş. Merak etme sana verilen 7,5 yıl göstermeliktir. Milletin gazını almak içindir. Göreceksin RTE tek bir gün hapise atmayacak seni. Arkadaşların Silivri zindanında yatarken senin emniyet nezarethanesinde 56 gün misafir etmekle iktifa ettikleri gibi...” HHH Vay be!.. Eğer bir bildiği varsa bu zatın, ben yırttım demektir. Bu yazıya noktayı koyup gazetedekilere sataşmaya gideceğim. “Oğlum sağlam yerden müjdeyi aldım, ben kesin beraat ediyorum. Siz başınızın çaresine bakın artık” diye dalgamı geçeceğim. Keyiflenmekte haksız mıyım? haber EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: ŞÜKRAN İŞCAN ‘IŞİD emiri’nin eşine katliamları sormadılar Diyarbakır, Suruç ve 10 Ekim katliamlarının emirlerini veren İlhami Balı’nın eşi Hülya Balı’ya sorgusu sırasında söz konusu katliamlarla ilgili tek bir soru bile yöneltilmedi Hülya Balı İlhami Balı Türkiye’de 142 kişinin öldüğü Diyarbakır HDP mitingi, Suruç ve Ankara 10 Ekim katliamlarının talimatını veren Garaniç’te saldırılar artmaya başlamıştı. Eşim yanımda olmadığı için korkmaya başladım. Kapı komşum olan Halepli diye bildi ‘IŞİD’in Türkiye emiri’ “Ebubekir” kod ğim şahısların kamyonla taşındığını adlı İlhami Balı’nın şubat ayında tu gördüm. Beni de götürmelerini istedik. tuklanan eşi Hülya Balı’nın ifadesi or Kaçakçılar ile anlaştık. 2 bin Ameri taya çıktı. İtirafçı olmak istediğini be kan doları ödemem istendi. Parayı ve lirten Balı’nın, ifadesinde örgütün fa rince bizi kamyonla IŞİD kontrolünde aliyetlerini “sınırlı şekilde” anlatması dikkat çekti. Hülya Balı’ya sorgusu sırasında IŞİD’in Türkiye’de gerçek ALİCAN ULUDAĞ olan topraklardan çıkartarak Münbiç ve Tabka arasına yaklaşık 3 gün süren yolculuktan sonra PYD’nin kontrolü al leştirdiği ve talimatı bizzat eşi İlhami Balı’nın tında kaçakçının olduğu eve yerleştik. Bir ay verdiği Ankara Tren Garı, Suruç ve Diyarba kaldık. 4 bin Suriye parası karşılığında ka kır katliamlarıyla ilgili tek soru sorulmadı. çakçılar vasıtası ile otobüse binerek ÖSO’nun Şubay ayı başında ÖSO kontrolündeki Azez kontrolünde olan Azez’e geldik. Burada eniş kentinde yakalanan Hülya Balı, 14 Şubat’ta temi, ablamı, annemi aradım. Türkiye’ye ge Kilis Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulandı. Tu leceğimi söyledim. Burada kalırken polis tuklanarak cezaevine gönderilen Balı’nın ifa ler çocuklarımla beraber bizi aldı. Gözümü desi, Kilis Cumhuriyet Başsavcılığı tarafın kapattılar, bir yere götürdüler. 3 gün sonra dan Gar davasına bakan Ankara 4. Ağır Ce Türkiye’ye getirdiler.” za Mahkemesi’ne gönderildi. İfadesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak iste ‘Dul kadınlarla evlilik’ diğini belirten Balı’nın sorgusu sırasında 3.5 Suriye’de IŞİD terör örgütünün içyüzünü yıl kaldığı Suriye’de IŞİD’in ve eşinin faaliyet daha ilk zamanlarda insanlara yaptıkları bas lerini ayrıntılarıyla anlatmaması dikkat çekti. kıdan işkenceden anladığını belirten Balı, ‘Menzil’e gidiyordu’ “Erkekler, bir heves uğruna dul kalan kadınlara 34 günlük evlilikler, küçük kız çocukla Balı, Reyhanlı’da kaldıkları sırada diğer rının peşkeş çekildiğini gördüm. IŞİD kesin IŞİD’li şüphelilerin eşleriyle birlikte Ebu likle bir İslam Devleti değildir” dedi. Hanzala kod adlı Halis Bayancuk’un kitaplarını okuduklarını söyledi. 2007 yılında evlen ‘Çatışma var deyip gitti’ dikten sonra eşi İlhami Balı’nın Adıyaman’da Sorgu sırasında Balı’ya 10 Ekim başta ol bulunan Menzil tarikatına gidip geldiğini mak üzere Türkiye’de yaşanan katliamla söyleyen Balı, “Kendine ait bobinaj dükkânı rın hiçbirin sorulmaması dikkat çekti. Balı, vardı. Bir suç yüzünden cezaevine girip çık ifadesinde daha önce verdiği bir ifadeye işa tı. 2013’te dükkânı kapattı. Eşim, Hayır ve ret etti, ancak bu dosyada yer almadı. İfade Ensar Derneği’nde çalışıyordu. Ancak şube de Hülya Balı’ya sadece 1 Eylül 2015’te Ki si Gaziantep’te bulunduğu için Reyhanlı’dan lis Şehit Mehmet Hudut Karakolu’nda er Yu Antep’e 2014’te taşındık. 5 ay burada otur suf Beylem’in şehit edilmesi, Sefter Taş’ın duk. Eşim beni Reyhanlı’da kayınvalide yaralı olarak kaçırılması olayı ile, 22 Ara me bıraktı. Kendisi Reyhanlı’dan ayrıldı. lık 2016’da Sefter Taş ve er Fethi Şahin’in Gaziantep’te eve döndüğümde polislerin evi yakılarak şehit edilmesi olayı soruldu. Balı, mizi aradığını, tablet ve bilgisayarı aldıkla er Yusuf Beylem’in şehit edilmesine ilişkin rını öğrendim. Birkaç gün sonra İlhami beni şöyle konuştu: “Türk askerinin sınırda IŞİD arayarak Suriye’de olduğunu söyledi. İnsan ile savaştığını ve kendisinin çok acil sınıra kaçakçıları ile Suriye’ye geçtik” dedi. gideceğini söyleyip ayrıldı. Bu çatışmada bir ‘YPG ile IŞİD anlaştı’ askerin şehit edildiğini, birinin de kaçırıldığını televizyondan duydum. Bu olayda ismi Suriye’de Bablemun ve Rai’de kaldıktan geçen Ebubekir kod adlı kişi eşim olur. Eşim sonra Rakka’ya gittiklerini, burada 9 ay kal İlhami, sınır hattında Ebu Usama ve Ebu dıklarını anlatan Balı, eşinin Meydani’ye geç Enes ile beraber bulunduklarını biliyorum.” tikten sonra ortadan kaybolduğunu ve bir da İki askerin yakılması sırasında kamera ha görüşemediğini savundu. Hülya Balı, şun ya yansıyan Ebu Ramadan kod adlı kişi ları anlattı: “IŞİD’in PKK/YPG’nin isteği ile nin daha önce tadığı Hasan Aydın olduğu Rakka’yı boşalttığını, bölgeyi çatışmadan an nu söyleyen Balı, 35 örgüt mensubunun laşarak PKK/YPG’ye teslim ettiğini duydum. ismini verdi. ‘Dava, tiyatro sahnesi’ 10Ekim 2015’te Ankara Tren Garı’ndaki IŞİD saldırısında 102 kişinin yaşamını yitirdiği dava Ankara’da sürerken Emek Partisi, HDP, Halkevleri, KESK gibi platformlar, “Gerçek sorumlular yargılanana kadar davanın takipçisiyiz. Ankara’da duruşma sürerken Kadıköy’den ses veriyoruz” diyerek İstanbul Kadıköy’de eylem yaptı. Kadıköy İskele Meydanı’nda yapılan eylemde üyeler, “10 Ekim için adalet istiyoruz”, “Davanın takipçisiyiz”, “ Unutmadık affetmeyeceğiz” dövizlerini taşıdı. HDP milletvekili Hüda Kaya, Ankara Gar patlaması davasına halkın davaya katılmasının engellendiğini söyledi. Kaya, en büyük bedeli HDP’li gençle rin ve kadınların ödediğini kaydederek “Barış için canlarını ortaya koydular. Bugün terörist diye bizleri liste başı yapmaya çalışıyorlar” dedi. KESK şubeler platformundan Görkem Doğan ise “Canlı bomba olan insanların yargılanması değil, 102 kişi öldüğünde yaralılara müdahale edenlere saldıranların ortaya çıkarılması adaleti getirebilir” dedi. AKADER üyesi Damla Şahin de katliam günü üzerlerine gaz sıkıldığını söyleyerek şöyle konuştu: “Ankara Katliamı Davası birçok katliamda olduğu gibi tiyatroya sahne olmaktadır. Davayı halktan saklayarak sona erdirme çabasının göstergesidir.” l İSTANBUL/Cumhuriyet 10 EKİM DAVASINA DEVAM EDİLDİ ‘Tüm sanıklara katliamdan ceza verilsin’ ALİCAN ULUDAĞ 103kişinin öldüğü Ankara Tren Garı katliamına ilişkin davanın görülmesine dün devam edildi. Duruşmada konuşan müşteki avukatları, savcının sadece örgüt üyeliğinden cezalandırılmasını istediği bazı sanıkların katliamdan dolayı da ceza alması gerektiğini söyledi. Avukatlar, üyelikten ceza istenen Erman Ekici’nin evinde yapılan aramada gazetemize yönelik saldırı planının belgesinin çıktığını, Ekici’nin nereye ne zaman eylem yapılacağına karar veren yönetici pozisyonunda olduğunu kaydetti. Sincan Cezaevi Kampusu içerisinde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen duruşmada, müşteki avukatları savcının esas hakkındaki mütaalasına karşı itirazlarını sunmaya devam etti. Avukat Murat Yılmaz, adalet için bu davanın peşini bırakmayacaklarını belirterek, “Mahkeme de kararla birlikte kamu görevlileriyle ilgili ayrıntılı bir suç duyurusunda bulunmalı” dedi. Avukat Ahmet Özdel, Antep Emiri Yunus Durmaz’ın Ankara Katliamı’nı nasıl organize ettiğini onun üzerinden çıkan belgelerle açıkladı. Durmaz’ın sanıklara verdiği talimatları, katliamdaki rollerini tek tek aktaran Özdel, savcının sadece örgüt üyeliğinden ceza istedikleri sanıkların katliamdan dolayı da cezalandırılması gerektiğini vurguladı. Özdel ve Avukat Eylem Sarıoğlu, sanıkların konumlarını şöyle anlattı: n Burak Ormanoğlu: Bu örgütün en önem verdiği şey canlı bombaların gizlenmesi. Örgütün evinde bizim bilmediğimiz bir canlı bomba daha var. O da Burak Ormanoğlu. Eylemin planlandığı evde parmak izleri var. O evde yaşayan canlı bombadır. Ormanoğlu, katliam öncesinde suça iştirak ediyor, sonrasında da devam ediyor. Bu mahkeme Ormanoğlu’nun sıradan bir IŞİD üyesi olduğunu düşünemez. Evde üçüncü bir canlı bombanın olduğu ortaya çıkmışken, Ormanoğlu’na suça iştirak etmedi diyemeyiz. n Suphi Alpfidan: Katliama iştirak eden sanıklardan birisi de Suphi Alpfidan’dır. Belki dosyanın en masum sanığı gibi duruyor ancak her arabada parmak izi çıkıyor. Bu emlakçı katliam olduktan sonra kaçak isimle yurtdışına kaçmışsa bu katliama iştirak etmedi diyemeyiz. n Esin Altıntuğ: Dosya sanıklarından Esin Altıntuğ (Bombacıları Ankara’ya taşıyan Halil İbrahim Durgun’un eşi) kendisini farklı göstermeye çalışıyor. Fotoğraflarda kapalı ancak mahkemeye boyalı saçlarla geldi. IŞİD örgütünün temel aldığı kıstaslardan birisi aile üyelerinin tamamının örgüte katılması. Esin, eşinin örgütteki rolünü biliyor. Katlim öncesi ve sonrasını biliyor. Katliamı gerçekleştiren Halil İbrahim Durgun ve diğer sanıkların kaçmasını sağlıyor. 100’ün üzerinde insanın katledildiği bir katliamda sıradan bir eşe bile mesafe koyarsınız. Ancak Esin mesafe koymuyor. Suriye’deki çatışmalara gitmek için planlar yapıyor. Cumhuriyet’e saldırı planı çıktı n Erman Ekici: Antep 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/ 460 sayılı dosyasında Ekici’nin de içinde bulunduğu bir araç durduruluyor. Bu araçta Ekici’nin parmak izi çıkıyor. Araç HDP İstanbul İl Binası’na bombalı saldırı gerçekleştirmek için yola çıkmıştı. Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik saldırı planının belgesi Ekici’nin evinde çıkıyor. Bu dosyada hazırlanan fezlekede ‘şahsın ne zaman nereye eylem yapılacağı konusunda karar aldığı anlaşılmaktadır’ deniliyor. Bu Ekici’nin yöneticilik konusunu açığa çıkıyor. Sanık Ekici örgüt parasına dağıtmakla sorumlu. n Abdulhamit Boz: Boz uzun zamandır örgütle ilişki içerisinde, silahlı çatışmalara girmiş. Antep emiri Yunus Durmaz’dan para almıştır. n Hatice Aklatın: Sanık yargılamanın başından beri örgüt üyesi olmadığını iddia etti ancak katliamdan sonra Metin Akaltın, Burak Ormanoğlu ile taşındıkları evde yakalandı. Metin Akaltın ile Suriye’ye gettiğini reddetti ve Metin’in Suriye’ye gittiğini sakladı. n Nihat Ürkmez: Bilirkişi raporlarından anlaşılana göre Suriye’de kamplarda eğitim almıştır. 2014 yılında Ürkmez’in Suriye’ye gittiğine dair tespit mevcuttur. Dosya sanıklarından kişilerle fotoğrafları ve görüşmeleri vardır. Sanık sadece örgüt üyesi değil il sorumlusudur. Sanık yöneticilikten cezalandırılmalıdır. n Mehmedin Baraç: El Bağdadi’ye yazdığı mektupta IŞİD’e eleman temin etmek için çalıştığını gösteren ifadeler vardır. Baraç’ın dernek faaliyetleri kapsamında eleman kazandırdığına yönelik soruşturma dosyası vardır. Sorumlu düzeyde görev aldığına yönelik tespitler dosyamıza temin edilmedi. Baraç her aşamada gizliliğe riayet etmiş, başkalar üzere hatlar açmıştır. Birçok kez Suriye’ye gitmiştir. Sanığın yönetici pozisyonunda olduğunu ortaya koyan Whatsapp görüşmesi vardır. Sanık El Bağdadi’ye mektup nazarında ve örgüt içerisinde konumu değerlendirildiğinde sadece bir örgüt üyesi değil yönetici konumundadır.” Avukat değiştirme isteği Duruşmaya verilen aranın ardından sanıklar Resul Demir, Yakup Karaoğlu ve Burak Ormanoğlu dilekçe vererek, CMK ile görevlendirilen avukatlarının müdafilikten çekilmesini istedi. Avukat ise “Biz CMK avukatıyız, ayaklarına gelecek değiliz. Baro tarafından görevlendirildik” dedi. Hâkim sanıkların dilekçeleri doğrultusunda müdafi konusunda dilekçe yazılmasına karar verdi. l ANKARA / Cumhuriyet C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog