Bugünden 1930'a 5,438,865 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Perşembe 2 Ağustos 2018 haber Bakanlara yaptırım4 EDİTÖR:ASLANYILDIZ/BURAKYURTTAŞ ABD’nin, Brunson’ın derhal bırakılması için başlattığı Hazine Bakanlığı, Gül ve Soylu’ya atıfla “Ciddi insan yaptırım tehdidi dün ilk defa somutlaştı. ABD, İçiş hakları ihlallerine karışan kurumların lideri olarak leri ve Adalet bakanlarını kara listesine aldı. yaptırım kapsamına alınmışlardır” ifadesini kullandı. İki NATO ülkesi TürkiyeABD ilişkileri tarihinin en zorlu süreçlerinden birini geçirirken Washington’tan Ankara’ya yönelik Adalet ve İçişleri Bakanları’na karşı bireysel yaptırım kararı geleneksel müttefiklikte deprem yarattı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ü hedef alan ABD Hazine Bakanlığı’nın açıkladığı yaptırım kararına, Türkiye’de rahip Andrew Brunson’ın tutukluluğu gerekçe gösterildi. ABD Hazine Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan açıklamada, Brunson’ın gözaltına alınması ve tutuklanması olayında Türk Bakanlar Gül ve Soylu’nun öncü rol üstlendikleri, bu nedenle yaptırım listesinin hedefi oldukları kaydedildi. Açıklamada iki bakanın Türkiye’de ciddi insan hakları ihlalleri uygulanmasından sorumlu oldukları vurgusu da dikkat çekti. Gül ve Soylu’ya atıfla Magnitsky Yasası’na işaret edilerek “Ciddi insan haklarına karışan veya çalışanlarının ciddi insan hakları ihlallerine karıştığı kurumların lideri olarak yaptırım kapsamına alınmışlardır” ifadesi kullanıldı. “Bu yetkililer, Hazine’nin Evrensel Magnitsky Yasası’ndan aldığı otoriteye dayananan, “İnsan Hakkı İhlalleri ve Yolsuzluğa Karışan Şahısların Mal Varlıklarının Dondurulmasını içeren 13818 nolu Başkanlık Kararı uyarınca hedef alınmışlardır” denildi. ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin’in “Rahip Brunson’ın haksız şekilde gözaltına alınması, yagılanması kabul edilemez. Trump, ABD’nin Türkiye’den Brunson’ı derhal serbest bırakmasını beklediğini net şekilde dile getirdi” dediği, açıklamada yer aldı. Yaptırımın her iki bakanın ABD’deki olası mal varlıkları ve bu mal varlıklarından elde edebilecekleri gelirlerin dondurulması kararını içerdiği vurgulandı. ‘Kabul edilemez’ ABD Hazine Bakanlığı’nın yanı sıra Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders da Türkiye’de mahkemenin geçen hafta Rahip Brunson’a ev hapsi vermesi üzerine, Türk İçişleri ve Adalet Bakanlarına yaptırım uygulayacaklarını duyurdu. Sanders, İzmir’de Ekim 2016’da Brunson’un tutuklanmasını ve daha sonra ev hapsinde tutulduğunu hatırlatarak, “Türk yetkililerin Brunson’ı halen içeride tutması kabul edilemez” dedi. Terör örgütleri FETÖ/PDY ve PKK adına suç işlediği, casusluk yaptığı iddiasıyla hakkında 35 yıl hapis cezası istenen ABD’li rahip Brunson’ın, tutukluluğu “sağlık sorunları” dikkate alınarak ev hapsine çevrilmişti. Brunson’ın elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulduğu gündeme yansımıştı. Geçen salı günü Brunson’un avukatlarının tutukluluğun devamı kararına itirazları mahkeme tarafından reddedilmişti. Alınan yaptırım kararıyla birlikte doğrudan Türkiye İçişleri ve Adalet Bakanlarına yaptırım uygulanmış olacak. Washington’ın rahip Brunson’ı gerekçe göstererek Ankara’ya adeta savaş açması aslında uzun süredir taraflar arasında var olan tansiyonun yükseldiğini de gözler önüne serdi. İki ülke arasında gerek Erdoğan ile Trump, gerekse dışişlerinden savunma, maliye bakanlarına bire bir görüşmelere uzanan diyalog çabalarına karşın gerilimin dışardan diner gibi görünmesine karşın içten içe alevlendiğini bir kez daha ortaya koydu. ABD ile ciddi sorunlar 2016 darbe girişimi süreci, FETÖ terör örgütü yapılanmasında Washington’ın rolü, Gülen’in iadesi dosyalarının yanı sıra Suriye konusunda iki ülke arasında ciddi sorunlar uzun süredir masada. Ankara’nın terör örgütü gördüğü YPG ile ABD yönetiminin Suriye’de ittifaklığı el yakıcı başlıklardan. ABD Avrupa Kuvvetler Komutanı Orgeneral Curtis M. Scaparrotti önceki gün Ankara’ya gelirken iki günlük resmi bir ziyarette dosyasının ana gündem maddesini Suriye’nin oluşturduğu gündeme yansımıştı. Türkiye ve ABD, Suriye’de stratejik öneme sahip Mınbiç kentine ilişkin bir “yol haritası” üzerinde anlaşmıştı. Anlaşma kapsamında Türk ve koalisyon askerleri Mınbiç’in iki yakasında eşgüdümlü ancak birbirinden bağımsız devriye misyonları başlatmıştı. İran’a yönelik baskı politikasını artıran Washington ile Ankara arasında bir diğer el yakıcı gündem maddesi de İran asıllı Azeri işadamı Rıza Sarraf’a yönelik İran yaptırımlarını delme suçlamaları oluşturmuştu. Dava çerçevesinde eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla da ABD’ye girişinde tutuklanmış, yargı sürecinde “ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmek, ABD bankalarını dolandırmaya iştirak etmek”ten suçlu bulunmuştu. l Dış Haberler GERGİNLİK DOLU İLİŞKİLER İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül Yaptırımları açıklayan Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, “Türk yetkililerin Brunson’ı halen içeride tutması kabul edilemez” dedi. ‘Türkiye son anda yeni Halkbank şartı koştu’ Amerikan haber sitesi Bloomberg, Brunson’ın serbest bırakılması konusundaki pazarlıkların Halkbank davası yüzünden çöktüğünü öne sürdü. İddiaya göre Amerikan yönetimi Türkiye ile görüşmelerde Brunson’ın bırakılması karşılığında; Hazine Bakanlığı’na Halkbank’a düşük bir para cezası kesilmesi için tavsiyede bulunmayı, Halkbank’ın eski genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın Türkiye’ye iade edilip ABD’de aldığı hapis cezasını ülkesinde tamamlamasını, İsrail’in de Ebru Özkan isimli Türkiye vatandaşını serbest bırakmasını sağlamayı kabul etti. Bloomberg ise her iki taraftan yetkililere dayandırıldığı belirtilen haberde, Ankara’nın bu anlaşmaya son anda bir ek daha yapmak istediğini öne sürdü. İddiaya göre, Amerikan tarafı Brunson tutukluluğunun devamına karar verilen 18 Temmuz’daki duruşmada serbest bırakılıp sınırdışı edilmesini bekliyordu. Fakat Bloomberg’ün ifadeleriyle, “Türkiye bunun yerine son dakikada anlaşmanın şartlarını değiştirdi; Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Halkbank’a ilişkin her tür soruşturmadan vazgeçilmesi şartını da ekledi.” Haberde bu iddianın Türk ve Amerikalı yetkililere dayandırıldığı vurgulanırken, “Anlaşma çöktü ve Brunson ev hapsine alındı” denildi. Haberdeki bir diğer iddia ise Amerikalıların söz konusu müzakereleri, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın bir kişi ile bir arka kanaldan yürüttüğü” yönünde. Haberde, bu kişinin ismi verilmedi. Yaptırım uygulamaları ‘Magnitsky’ye göre Magnitsky yasası, adını 2009’da şüpheli bir şekilde ölen bir Rus avukat Sergey Magnitsky’den alıyor. Magnitsky, 2008’de 23 şirketi kapsayan ve ucu Kremlin’e ve hükümete yakın isimlere kadar uzanan 230 milyon dolarlık bir yolsuzluk ağını ortaya çıkardıktan sonra polis tarafından gözaltına alınmıştı, 11 ay herhangi bir suçlama getirilmeden hapiste tutulmuştu. Daha sonra kendisine yolsuzluk suçlamaları getirilen pankreatit hastası Magnitsky hapiste yaşamını yitirmişti. Magnitsky, Rus mahkemesi tarafından ölümünden dört yıl sonra vergi kaçırmaktan suçlu bulunmuştu. Yasa, 2012 yılında ABD’de dönemin Başkanı Obama tarafından kabul edilmişti. Magnitsky Yasası, kapsamında ilk olarak 18 Rus hükümet yetkilisi ve işadamının ABD’ye girişleri yasaklanmış, ABD bankalarındaki mal varlıkları dondurulmuştu. 2016’da yasa genişletilerek Washington’a insan hakları ihlalleri ile suçladığı yabancı hükümet yetkililerine yaptırım getirme hakkı tanımıştı. Washington, Magnitksky Yasası kapsamında geçen yıl Çeçenistan lideri Ramazan Kadirov’un yanı sıra dört Rusa yaptırım kararı almıştı. Ardından 52 kişi ve kuruluşa yaptırım getirilmişti. Listede, Gambiya eski Devlet Başkanı Yahya Jammeh, adam kaçırma ve organ kaçakçılığı ile suçlanan Pakistanlı ünlü doktor Muhtar Hamid Şah, silah kaçakçılığı ile suçlanan Slobodan Tesiç gibi isimler bulunuyordu. Dışişleri: Aynı karşılık gecikmeksizin verilecek ABD’nin, Soylu ve Gül’ü hedef alan yaptırım kararına karşı Ankara, “Hiçbir amaca hizmet etmeyecek söz konusu saldırgan tutumun karşılığı gecikmeksizin aynıyla verilecektir” dedi ancak dün bu tepkiyi açıklamadı. Dışişleri’nden yapılan yazılı açıklamada ABD’nin kararına karşı şu tepki dile getirildi: “ABD Hazine Bakanlığının ülkemizle ilgili olarak açıkladığı yaptırım kararını şiddetle protesto ediyoruz. İki Sayın Bakanımızı hedef alan sözkonusu karar ne devlet ciddiyetiyle bağdaşmakta ne de hukuk ve adalet kavramlarıyla izah edilebilmektedir. Hukuk sistemimize saygısızca mü Pompeo: Ama bu iş çok uzun sürdü ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Singapur’a giderken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada “Biz hâlâ diplomatik bir yaklaşım sürdürüyoruz. Türkiye bizim pozisyonumuzu biliyor. Ama bu iş çok uzun sürdü” dedi. Pompeo’nun Çavuşoğlu ile uçağından konuştuğu açıklandı. dahale niteliği taşıyan bu kararın ABD ile ilişkilerimizin özüne aykırı olduğuna ve iki ülke arasındaki sorunların çö zümü yönünde sürdürülen yapıcı çabalara büyük zarar vereceğine kuşku yoktur. ABD yönetimini bu yanlış karardan geri dönmeye çağırıyoruz. Hiçbir amaca hizmet etmeyecek söz konusu saldırgan tutumun karşılığı gecikmeksizin aynıyla verilecektir.” Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise sosyal medyadan yaptığı açıklamada “ABD’nin iki Bakanımıza yaptırım uygulamaya kalkışması karşılıksız kalmayacaktır. ABD Yönetimi hukuk dışı taleplerini bu yöntemle elde edemeyeceğini idrak etmediği sürece sorunlarımızı çözemeyiz” tepkisini gösterdi. l ANKARA/Cumhuriyet 1964 Johnson Mektubu l ABD’nin 36’ıncı başkanı Lyndon B. Johnson, 5 Haziran 1964’te dönemin başbakanı İsmet İnönü’ye ilettiği mektubunda Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri harekât düzenleyeceğinden haberdar olduğunu ve bundan endişe duyduğunu yazdı. ABD’nin askeri operasyonu önlemek için gönderdiği mektupta en kritik mesaj “Karşınızda Sovyetler Birliği’ni bulursanız, yanınızda biz olmayacağız” vurgusuydu. İsmet İnönü’nün yanıtı ise “Yeni bir dünya kurulur. Türkiye de o dünyada yerini alır” oldu. 1974 Kıbrıs Harekâtı ve silah ambargosu l 1 Temmuz 1974 tarihindeki Resmî Gazete’de yayımlanan habere göre Türkiye’nin haşhaş ekimini durdurmadığı için Amerika’nın ambargo koyduğu şeklindedir. Kıbrıs Harekâtı’ndan sonra dönemin ABD hükumeti ambargoya Kıbrıs Harekâtı’nı da eklemiş, Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’taki askerleri geri çekmesini talep etti. Türkiye ise bu kararı tanımayarak Kıbrıs Harekâtı’na devam etti. Silah ambargosu 1978 yılında ABD Kongresi’nin kararıyla kaldırıldı. Ambargonun kaldırılmasına rağmen ancak 1980 Türkiye’ye yapılan silah yardımı 1974 öncesindeki düzeye ulaşabildi. Bu silah ambargosu nedeniyle Türkiye’de ABD’den alınan silah ihtiyacı gözden geçirildi ve Türk Savunma Sanayi’nin kurulmasına karar verildi. Aselsan ve Roketsan gibi önemli Türk Savunma Sanayii firması bu dönemde kuruldu. 2003 1 Mart Tezkeresi l ABD’nin Irak’ı işgal sürecinde O dönem Türk askerlerin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına ilişkin tezkere, gönderildiği TBMM’den geçmedi. 2003 ‘Çuval olayı’ l 4 Temmuz 2003’te Irak’ın Süleymaniye kentinde ABD askerleri, Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı subayların bulunduğu karargâha baskın düzenledi, buradaki Türk askerleri ise başlarına çuval geçirilmesi sonrası gözaltına alınarak sorgulanmak üzere Bağdat’a götürüldü. 2017 Vize krizi l ABD geçen yıl ekim ayında Ankara’nın ABD personelinin güvenliğine ilişkin taahhütlerini yerine getirmediği gerekçesiyle Türkiye’den göçmen olmayan her türlü vize hizmetlerini askıya almış, Türkiye de misilleme olarak Türkiye de ABD vatandaşlarının vize başvurularını askıya almıştı. Aralık ayında ise ABD ve Türkiye karşılıklı tüm vize kısıtlamalarını kaldırdı. Adalet Bakanı Gül: Türkiye dışında tek kuruş param yok Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, ABD’nin yaptırım kararıyla ilgili açıklama yaptı. Bakan Gül, sosyal medya hesabından “Benim bu topraklarda yaşamak ve bu topraklarda ölmek dışında bir düşüm olmadı. ABD’de veya Türkiye dışında herhangi bir ülkede ne bir dikili ağacım, ne bir tek kuruş param da yoktur. Nasip olursa belki bir gün memleketim Gaziantep’te küçük bir zeytinlik alırım” mesajını paylaştı. ABD ile aynı gün çifte temas Pastör Andrew Brunson’ın serbest bırakılmaması nedeniyle Washington yönetiminin yaptırım kararı öncesi ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Curtis Michael Scaparrotti Ankara’ya geldi. Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’yla görüşen Scaparrotti’nin yanı sıra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da ABD’li muhatabı Mike Pompeo ile krizden bu yana üçüncü telefon görüşmesini gerçekleştirdi. Görüşme talebinin Pompeo’dan geldiği belirtilirken iki bakanın, telefon görüşmesinin yanı sıra ASEAN toplantıları sırasında yüz yüze görüşeceği açıklandı. Scaparrotti, Akar’ı yeni görevi için kutladı. Faruk Loğoğlu: Esas kriz İran üzerinden patlak verecek Türkiye’nin eski Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu’na göre, Brunson gerilimi bir detay ve esas büyük kriz, İran’a uygulanan ambargoya Türkiye’nin dahil olmayacağını açıklamasının ardından yaşanacak gelişmeler üzerinden çıkacak. Loğoğlu, Rahip Brunson neden önemli olduğunu açıklayarak,“ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, evanjelist. Başka bir değişle radikal dinci. Bir de biliyorsunuz Kasım’da ara seçimler var. ABD’de 1 milyon civarında evanjelist seçmen var. Bu da seçimlerde bir koz” dedi. Ancak, Loğoğlu’nun esas vurguladığı husus, iki ülkeyi bekleyen İran ambargosu krizi. Loğoğlu İran amborgosu hakkında, “ABD’nin yaptırımları Kasım ayından itibaren petrol ve doğalgaz alımlarını da kapsayacak. Yaşanan krize rağmen iki ülke dışişleri bakanları iki defa görüştüler, bir defa daha da görüşecekler. Ama İran’a yaptırımlarda kararlı. Türk Amerikan ilişkilerinde simgesel anahtar Rahip Brunson, kilit ise İran’dır” ifadelerinde bulundu. l Haber Merkezi C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog