Bugünden 1930'a 5,457,467 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 13 Ağustos 2018 8 haber TASARIM: EMİNE BİLGET Kaçak yapıya hücum Hem İslam hem demokrasi mi, ya İslam ya demokrasi mi? Başlık benden değil, önceki günkü NYT’de (New York Times) yayımlanan bir yazıdan. Hem de gazetenin yazıişleri ekibinin ortak imzasıyla yayımlanan bir yazı. Yani adeta bir başyazı... Yazının iki cümlelik son paragrafını aynen aktarayım: “Türkiye’nin iç karartıcı yakın tarihi, İslamcı değerlerin demokrasiyle yan yana bir arada var olup var olamayacağı sorusunu bir kez daha gündeme getiriyor. Sadece seçimlerle temsil edilen demokrasi değil, eşitlik ve basın, ifade ve inanç özgürlükleri gibi temel değerlere dayanan liberal demokrasi.” Önemli soru. Ancak bu soruyu tartışmaya açmak NYT’ye kalmamalıydı. Türkiye bu soruyu enine boyuna ve cesurca tartışabilmeliydi. Öyle ya, 16 yıldır Türkiye’de iktidarda olan, Ortadoğu’da siyasal İslamın en ilginç temsilcilerinden bir parti var: AKP. Reis’i (“Başkan”ı, “İmam”ı, “Emir”i, “Sultan”ı diye de okunabilir) yıllar önce “Dindar ve kindar nesiller yetiştirme” hedefini pervasızca ve resmen dillendirmiş bir parti. “Dindar”dan kasıt belli: Müslüman bir gençlik. “Kindar”dan kasıt da belli: Kemalizme, daha da genişletirsek yüzünü Batı’ya dönmüş, Batı’nın değerlerini benimsemişlere kin duyan bir gençlik. İktidarının ilk yıllarında, yerini pekiştirmek, ordudan gelebilecek bir darbeye karşı sırtını Batı’ya dayamak için kendini “Müslüman Demokrat” olarak tanımlamış bir partiden söz ediyorum. Yani Batı’nın “Hıristiyan demokrat” partilerinin Türkiye’deki eşi bir parti. 2004 Ocak’ında İstanbul’da bir “Uluslararası Muhafazakârlık ve Demokrasi Sempozyumu” topladılar (Sanırım konferansı baştan sona izleyen tek haberci bendim). Yurtdışından adı ünü pek de duyulmamış profesör unvanlı birkaç akademisyen getirdiler, “Müslüman demokrat” bir partinin ideolojik çizgisini ve tanımını yapmaya çabaladılar. Açılışında o zamanlar Başbakan olan Tayyip Erdoğan konuştu ve “Ak Parti, muhafazakâr demokratlık temelinde siyaset yapan bir kitle partisidir” dedi. Bu iğreti ve parti kitlesinde herhangi bir “heyecan” yaratmayan yönelim uzun ömürlü olmadı. Mesela her yıl toplanması öngörülen sempozyum bir daha toplanmadı. “Muhafazakâr demokrat” ya da “Müslüman demokrat” terimi de bir daha kullanılmadı. Buna karşılık 2010 anayasa değişikliği referandumu ve 2011 genel seçiminin ardından laik kesimden yani ordudan gelebilecek bir darbe tehlikesini büyük ölçüde önlediğine inanan AKP iktidarının (Artık “Erdoğan iktidarı” diye de nitelenebilir ve doğru olur) hukuk devletini, özgürlükleri ve demokrasiyi pervasızca ve hoyratça budamaya başlamasına, yurttaşların yaşam tarzını küstahça belirlemeye yönelmesine karşı patlak veren 2013 Haziranı’ndaki Gezi Direnişi sırasında ilginç bir “demokrasi tartışması” patlak verdi. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gezi Direnişi’ne katılanlarla ilgili olarak “Demokrasi sadece sandık değildir, onları da anlamamız lazım” deyince, o sırada galiba Tunus gezisinde olan Tayyip Erdoğan, taa oralardan cevap yetiştirdi: Demokrasi sandıktır, seçimdir... Şimdi, NYT’nin alıntıladığım uzun paragrafının son cümlesini dilerseniz bir kez daha okuyun. HHH Kanımca “Demokrasi ve İslam bağdaşır mı? Kendini hem Müslüman hem de demokrasi olarak tanımlayan bir ülke mümkün mü” tartışmasına Türkiye özelinde AKP Reisi’nin bu cevabı ile başlamakta yarar var. Eğer demokrasi salt seçimden yani sandıktan ibaretse Mısır’da, İran’da, Irak’ta, Suriye’de, hatta Sudan’da da sandık kuruluyor ve seçim yapılıyor. Ancak bu ülkeleri “demokratik ülke” olarak tanımlayanları da “Demokrasi nedir” dersinden yeniden sınava sokmak gerekiyor. HHH Yerim bitti. Bu yaşamsal önem taşıyan tartışmayı tek Tırmık’ta noktalamak mümkün değil. Yani, köşeyi pehlivan tefrikasına döndürmeyi göze alıp bir hatta iki gün daha bu konuya ayırmak gerekecek. Sabrınıza sığınıp öyle de yapacağım... Türkiye’nin tek özel çevre koruma bölgesi olan Datça’nın Belediye Başkanı Gürsel Uçar, ‘imar barışı’nın yol açtığı kaosu gazetemize anlattı AYKUT KÜÇÜKKAYA Türkiye’nin tek özel çevre koruma bölgesi olan Datça’nın Belediye Başkanı Gürsel Uçar, Cum hurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 24 Ha ziran seçimleri öncesi çıkardığı “İmar Barışı”yla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. Yerel seçimler nedeniyle bölge de herkesin İmar Barışı’nın uzatılaca ğını düşündüğünü söyleyen Uçar, “Şu anda hızlı bir şekilde herkes kaçak ya pı yapıyor” diyerek acı gerçeği paylaşı yor. İmar Barışı’nda kriterlerin net bir şekilde ortaya konulmadığına dikkat çeken Uçar, Ankara’daki iktidarın kı yı kentlerinde yurttaş ile CHP’li bele diyeleri karşı karşıya getirdiğini düşü nüyor. Uçar, “Şimdi ben bakıyorum ki en çok kaçak yapılaşmanın olduğu yer ler, Mersin’den tut, sahillerde İzmir’e kadar hepsi de CHP’li belediyeler. Bana göre şimdi bu belirsizliklerle vatanda şın karşısında daha fazla yanlış yapma mızı bekliyorlar. Yoksa zor değil ki kri ter koymak” diyor. Datça Belediye Başkanı Uçar’la ma kamında buluştuk. İşte Türkiye’nin tek özel çevre koruma bölgesi olan Dat ça Yarımadası’nın en önemli isimlerinden birisinin ağzından imar barışı gerçekleri... n 28 yıldır adam gibi bir plan yok, geçmiş ola... Burası özel çevre koruma bölgesi, biliyorsunuz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın burayı korumak Datça’nın en özel yerlerinden Palamutbükü ‘imar barışı’nın etkilediği bölgelerden sadece birisi... ‘Yapanın yanına kâr için yapması gereken işlerden bir ta nesi adam gibi koruma amaçlı planlar yapmaktı. 28 yıldan bu yana özel çevre korumada. 28 yıldır nerenin planlarını yaptı? Neyi bitirdi? Adam gibi bir plan, ‘şurayı korudu’ dediğimiz bir yer kalıyor’ düşüncesi yok. Yasak yapamazsın... İmar planları olmadan imar durum belgesi zaten ala mazsın. Bu yasaklarla bugüne getirdik. Şimdi Palamutbükü... Sonuçta plansız bir şekilde gelişti. Ve orada geçmiş ‘İmar Barışı’nda başvuru süresinde sona gelinse de, çok sayıda insanın hızla kaçak yapmaya devam ettiğini söyleyen Uçar: “Nasılsa bir daha af çıkar diyorlar...” te yapılan binaların hepsi şu anda yasal hale geldi. Şimdi diyorlar ki planları bir an önce yapalım. Bu imar barışı bizim 28 yıldan beri korumaya çalıştığımız bir bölgeyi artık koruyamayacak duruma getirdi. Geçmiş ola... Şimdi Cumalı köyünün, Yaka’nın, Karaköy’ün, Mesudiye’nin planlarını hızlı bir şekil n Hükümete güven yok: İmar Barışı 15 Mayıs’ta çıktı, yürürlüğe girdi. 31 Ekim 2018’e kadar müracaat alınacak. İnsanlarda bir inançsızlık var. Bu hükümetin söylemlerinin asla doğru olmadığını düşünüyorlar. Bunlar bir şey olmayacak derler yaparlar, olacak derler gene yaparlar. Yarın yine bunlar imar barışı de yapalım demeye başladılar. Çok geç çıkartır gibi gibi... Yani vatandaş bu imar kaldı çoook... barışının tekrar çıkacağını, tekrar değiş n ‘5 oy uğruna...’ Ben 20 yıldan tirileceğini, tekrar barıştan yararlanaca beri siyasetin içerisindeyim. Her se ğım gibi bir düşünceleri var. Çünkü devle çim dönemi sanki af çıkıyormuş gi te güvenmiyor. Yarın bir yasa daha çıkar bi bir hava yaratılır. 2014’te Büyük diyor. Bir şekilde şu anda hızlı bir şekilde şehir Yasası’yla beraber Palamutbükü, Mesudiye, Datça Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk alanına girdi. Daha önce valilikteydi. Yani imar planlarını Özel İdare’de İmar ve Kentselleştirme Müdürlüğü görüyordu, cezaları valilik kanalıyla Özel İdare kesiyordu. O zaman da hızlı bir şekilde kaçak yapılaşma vardı. Her dönemde sanki af çıkıyormuş gibi, sanki seçim zamanında kimseninki yıkılmayacak gibi, vali tutanak tutmayacak gibi sanki seçim zamanında siyasilerin hiçbirisi vatandaşın üzerine gitmeyecek gibi bir anlayış var. Vatandaş da bu anlayışı görüyor. Popülist siyaset uğruna, 5 oy uğruna insanları seçim zamanında herkes kaçak yapı yapıyor. Diyor ki ‘yarın bir kez daha imar barışı çıkar’ diyor. Çünkü ‘bu son diyorlar ama yarın bakarsın bir af daha çıkar’ diyor. ‘Bu ekime kadar çıkar,’ diyor. Affın kapsamını ekime kadar alırlarsa ‘ben yıkarsam mahvolurum’ diyor. ‘Sen nasıl böyle düşünürsün, nasıl böyle bir kanıya vardın’ diyorum. Vatandaş, ‘cumhurbaşkanı bizim gündemimizde bedelli askerlik yok, asla düşünmüyoruz demedi mi’ diyor. ‘Dedi’ diyor... ‘Ne oldu çıktı’ diyor. ‘Hani yok diyordu’ diyor, ‘ben güvenmiyorum’ diyor. ‘Başkan ne olursun benim orayı yıkma, bu gene çıkar’ diyor. Ya da uzar diyor, uzayacağını nereden biliyorsun. ‘Vergi barışını kaç kere uzattılar al sana bir örnek’ diyor. Yapanın yanında kâr kalıyor. Vatandaş böyle Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar, Haber Koordinatörümüz Aykut Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı... hinde bitiyor. Ne var ki vatandaş uzatılacağını düşünüyor. Burada önemli olan nasıl uzatılacağı. 31 Ekim olan başvuru süresini uzatması başka bir şey. Örneğin 31 Ekim’den yerel seçimlere kadar başvuramayanlar için süre uzatılabilir. Bu affı uzatmaz... Eğer binanın yapıldığı tarih 31 Aralık 2017 öncesi ise sıkıntı yok. Ama siz 31 Aralık 2017 tarihine bir çizgi köyleri, belediyeler buralarda da ruhsata aykırılıkları, kaçak yapıları önleyemez. Mimarların, mühendislerin plan mühendislerinin işi olmaz. Sen niye gideceksin bir mühendise, 30 bin lira vereceksin proje çizdireceksin. Herkes birden başlayacak, kiminkini yıkacaksın. Burada bana göre müracaat süresini uzatmak farklı bir şey. Bunu yapabilirler. Buna çok da sözüm ol yasal olmayan şeylerle buluşturdu. Ya bir düşünce içerisinde... çizip bir yıl daha uzatırsanız artık bu ülke maz. Ama 31 Aralık 2017’yi milat kabul sakları ortadan kaldırdı, üzerine gitme n Uzar beklentisi de var: Şimdi İmar de sağlıklı bir kent oluşturamazsınız. Sağ ettirip sonra bu miladı 2018’in 30 Ekim’i di, yasak olan şeyler seçim zamanında Barışı için başvurular 31 Ekim 2018 tari lıklı bir şehir yaratamazsınız. Yani bırakın ne alırsan bu inandırıcı olmaz... sanki insanların yasal hakkıymış gibi görünmeye başlandı... n 31 Aralık 2017 tarihini dikkate almak istemiyorlar Şimdi bu imar affı 31 Aralık 2017 tarihine kadar bitmiş yapıları kapsıyor. Öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki... Adam müteahhitle söz inşaat yapmayı düşünmüyor gene... n Uydu fotoğraflarını bekliyorum Araştırdım... Bir İtalyan şirketinden 31 Aralık 2017 itibarıyla çekilmiş uydu fotoğraflarını 2025 bin liraya alabiliyo kaçak bir yapıyı imar barışına alırken biz hangi kriterlere göre alacağız. Sadece tabandaki su basmanlarını atan kişi bu imar affı barışında yararlanacak mı? Yoksa su basmanlarını atmış, kolonları yıt belgesi vermişsin. Bana da geliyor şimdi yapı kayıt belgesiyle, ‘başkanım yapı kayıt belgemi buyurun. Bana vermiş olduğunuz cezayı kaldırın, encümenin de yıkım kararını kaldırsın’ diyor. leşme yapıyor. 2017’nin Kasım ayın rum. Çevre ve Şehircilik’teki toplantıda nı dikmiş o vaziyette mi olacak. Veya su Tamam kaldırayım da... Ben şimdi yapı da sözleşme yapmış. ‘Başkanım diyor... ‘ben bunu nasıl alacağım’ dedim. Dedi basmanlarını atıp, kolonlarını dikip, tab kayıt belgesine göre kaldıracak mıyım? Ben kasım ayında sözleşme yaptım, ler ki ‘Başkanım siz taahhütte bulunun besini atmış mı olacak. Böyle bir imar ba 2017’nin son günü bu binanın durumu müteahhite parasını da verdim’ diyor. biz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak rışı kusura bakmayın ama hiçbir ülkede, neydi? Hangi şartlarda bunun imar ba ‘Müteahhit inşaata ocak ayında başla size göndereceğiz’ dediler, şimdi onları gelişmemiş ülkelerde bile böyle bir anla rışından faydalanması gerekiyor? Bilgi dı’ diyor. ‘Benim suçum yok, benim af bekliyorum. Sen hiç düşünür müydün yışla çıkmaz. yok ki bende. Yani vatandaşla beni kar tan yararlanmam lazım’ diyor. Tuğla alımı sözleşmesini getiren mi dersiniz, aralık ayında kaç ton demir aldığını gösteren faturayı getiren mi dersiniz. ‘Namussuz müteahhit başlamadı, benim suçum ne’ diyor. Neyse ki burada kaçak yapıyı yapanlar, doğa katliamı yapmıyor. Ağaçları yok edercesine bu kadar fotoğraf satın alacaklar? Al sana para... Şimdi belki de şunu diyebilirler vatandaşa; ‘Arkadaş bana o tarihteki uydu fotoğrafını al gel. Ona göre değerlendirelim’ desek paraya bak yaa. n İmar Barışı’nda net bir açıklama yok Çıkardıkları İmar Barışı’nda net bir açıklama yok. Yani atıyorum ki tamamı ile n ‘Bizi yurttaşla karşı karşıya getirdiler’ Ben neyi kriter alacağım. Şimdi sen edevlet üzerinden bunu kabul ediyorsun. Ben buna kaçak yapı diye tutanak tutmuşum, para cezası vermişim, yıkım kararı vermişim. Sana müracaat etmiş... Sen demişin ki ‘ben vatandaşın beyanını kabul ederim, ona yapı ka şı karşıya getiriyor. Şimdi aklıma gelmiyor değil bilinçli mi diye!.. Nerelerde var bu kaçak yapıların yoğunluğu, sahillerde var. Çünkü sahillerde yazlıkçılar olsun, dışarıdan gelenler olsun yapı yapma isteği var. Buralarda da diyorlar ki ‘aman sahillerimizi yağmalattırmayalım’ diyorlar. Şimdi bakıyorum ki ben en çok kaçak yapılaşmanın ol Okluk Koyu için sus payı Uçar’la konuşurken konu ister istemez Okluk Koyu’na geliyor. Uçar, Erdoğan’ın ‘yazlık sarayı’ ile konuta gidecek yol için yüzbinlerce ağacın kesildiğini anımsatmamız üzerine ibretlik bir olayı bizimle paylaşıyor: “Marmaris yolunu Bozburun’a ka ris, Bozburun yol ayrımı projesi farklı. Oradan başlarsanız sadece Datça’ya gidenler kullanacak o yolu. Ama Reşadiye’den başlarsanız o köylerde oturanlar, günübirlik kullananlar daha geniş kapsamda yaşayan insanlar bu yolu kullanacak’ dedik. ‘Haklısın’ dedi mesi gerekiyordu. Tabii müteahhit yer yer hakedişlerini alamadı. Bitmedi, çünkü programda yok. Ama Okluk Koyu’na o yol yapılıyor diye, buraya ‘bir şey yok demesinler’ diye Okluk Koyu yolunun ikramı oldu. Okluk Koyu’nun, o bölgede kesilen ağaçla duğu yerler, Mersin’den tut, sahillerde İzmir’e kadar hepsi de CHP’li belediyeler. Bana göre şimdi bu belirsizliklerle vatandaşın karşısında daha fazla yanlış yapmamızı bekliyorlar. Yoksa zor değil ki kriter koymak. Dersin ki 15 Mayıs’ta İmar Barışı’nı çıkardım. Hiç 31 Aralık’a da dönüp bakmayacaksın. 15 Mayıs diyeceksin, bu yasanın çıktığı günden bu yana bir haftada herkes yapmış oldu dar bölünmüş yol yapacağız, tünel ler, ‘yapacağız’ dediler. Buradan baş rın konuşulmaması adına bizlere sus ğu inşaatın fotoğraflarını çekip gelecek. yapacağız diye proje başladı. Dedik ki, ‘Sayın Valim eğer bu yola başlayacaksanız Datça’dan başlayın. Marma ladılar... Bizlere söylenen şuydu: 2017 Ağustos’ta başlayıp 6 ay içerisinde bitmesi gerekiyordu. Ocak 18’de bit payı bu yol. Giden kaç ağaçtı bilemiyorum ama onların sus payı. Çünkü o yolu kullananlar Datçalılar...” Belediyeye sunacak... Bunu Datça’daki Gürsel Uçar düşünüyor da bu hükümet mi düşünemiyor... l DATÇA C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog