Bugünden 1930'a 5,439,797 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 13 Ağustos 2018 EDİTÖR: ALPER İZBUL / TAMER KAYAŞ TASARIM: FUNDA YAŞAR ER ‘Kurultayda tapu değil yetki verilir’ CHP’de kurultay için imza veren delegeler Ankara’da bir araya geldi. İnce’nin de katıldığı toplantıda bundan sonra izlenecek yol tartışıldı CHP’de kurultay talebiyle imza veren delegeler bundan sonra ne yapılacağına ilişkin yol haritasını belirlemek üzere Ankara’da bir araya geldi. Toplan tının başında konuşan İnce’nin “Türkiye, içinde bulunduğu durum kö tü. Meclis’in artık bir geçerli liği yok. Bundan sonraki sü reçte CHP daha da önem ka zanacak. Ülkeyi kurtaracak İKLİM ÖNGEL güç CHP’dir. O süreçte iddialı bir cumhurbaşkanı adayı ile seçim kazanılabilir. Ben yine adayım’’ dedi. İnce kurultay tartışmalarına ilişkin, “Genel Başkan ve Parti Meclisi üye lerine, partinin kurultay delegeleri partinin tapusunu vermez, yönetme yetkisini verir. Atatürk’ün partisinin tapusu bütün millete aittir” dedi. Muhaliflerin bu hafta içi toplan tı sonucunu içeren bir deklarasyon yayımla ması bekleniyor. CHP’de 24 Haziran seçimlerinin ardından başlayan kurultay ve değişim tartışmaların da parti içi muhalefetin yeterli imzayı topla yamamasının ardından, imza veren delege ler Ankara’da bir otelde dün bir araya geldi. Toplantıda İnce’yle birlikte imza veren PM üyeleri, milletvekilleri ve partiden ihraç edi len eski milletvekili Aylin Nazlıaka da ka tıldı. Yaklaşık 250 kişinin geldiği toplantı da delege olmayan partililer de katıldı. Ba sına kapalı olarak geç saatlere kadar süren toplantıda delegeler; bundan sonraki süreçte neler yapılması gerektiğine ilişkin görüşle rini dile getirdi. Edinilen bilgiye göre toplan tıyı; Muharrem İnce’nin A takımından Bile cik Milletvekili Yaşar Tüzün açtı. Tüzün’ün ardından İnce bir konuşma yaptı. İnce’nin “Konuşanlar konuşsun, beni kötü bilenler kötü bilsin, İnce zarar görsün ama CHP za rar görmesin’’ diyerek yargı yoluna gidilme mesi yönünde mesaj verdiği belirtildi. ‘Yine aday olacağım’ ‘Delege sesini duyurmak istiyor’ M uharrem İnce, toplantıya girmeden gazetecilere açıklamalarda bulundu. Toplumda; parti tabanında ve örgütünde bir değişim, umutların tazelenmesi talebi olduğunu belirten İnce, delegelerin değişim için uğraştığını, Siyasi partiler kurultaylarında iki yıllığına yöneticilerini seçtiğini, iki yıllığına seçilen genel başkan ve parti meclisi üyelerine, partinin kurultay delegelerinin partinin tapusunu değil partiyi yönetme yetkisini verdiğini dile ge kamuoyunun, sokağın sesini parti yöneticile tiren İnce, şöyle konuştu: “Tapu verilmiyor. rine duyurmak istediğini söyledi. Atatürk’ün partisinin tapusu bütün millete ait Toplanan imzalara ilişkin “630 toplandı, yok 30 geri çekildi, 3 tane şöyleydi, birinin sayfa numarası çıkmadı” söylemlerinin doğru olmadığını belirten İnce, “Değişim talebini görmezden gelmemek lazım. 30 yıl sonra ilk kez delege değilim. Görüşlerimi anlatacağım’’ dedi. tir. Şu anda sayın genel başkana ve MYK üyelerine ait değildir. Dolayısıyla partilerin yöneticileri kiracılardır. Ev sahibi biziz. Kiracı diyor ki ‘Ben evi tahliye etmeyeceğim.’ Peki biz ev sahibi olarak evi tahliye etmiyor diye evi yakacak, yıkacak mıyız? Hayır.” ‘630’un arkasındayız’ Türkiye’nin ciddi krizde olduğunu söyleyen İnce’nin “Bundan sonraki süreçte CHP daha da önem kazanacak. Ülkeyi kurtaracak güç CHP’dir. O süreçte iddialı bir cumhurbaşkanı adayı ile seçim kazanılabilir. Önümüzdeki süreçte cumhurbaşkanlığı için ben yine adayım” dediği öğrenildi. İnce’nin konuşmadan sonra salondan ayrıldığı öğrenilirken bazı delegeler bu durumu eleştirdi. Çağrı heyetinin de eleştirildiği toplantıda, heyetin imzalarla ilgili bilgi verdiği ve bir taslak tüzük hazırlandığı öğrenildi. Seçimli olağanüstü kurultay için de tekrar imza toplanabileceği kaydedildi. l ANKARA PMüyesi ve çağrı heyetinden Gaye Usluer de toplantı öncesin den iki kere vermişler. Biz, imza veren 630 arkadaşımızın belgesini noterde te de “İmza tartışmasıyla ilgili neden yar yit ettirdik. Başka bir noter aracılığıy gı yoluna gitmiyorsunuz” sorusuna la Ankara’da kayıt altına aldırdık. Bu ne “Atatürk’ün kurduğu CHP’yi yargıya taşı demek biliyor musunuz? Bir noter, tek mayacakları’’ karşılığını verdi. “500 olsa tek belgeleri inceledi ve onay verdi de ne fark eder? Verdiğimiz 630 imzanın ar mek. Bundan ötesi olabilir mi? O zaman kasındayız, ancak 630 imza ile ilgili rakamı düşürecek tek gerçek vardır, 31 dele Gaye Usluer ‘Biz bu belgeler, oydu, buydu, şuydu’ diyorsak, demek ki biz, noter tarafın gemiz imzasını çekmiştir” diyen Usluer, bu dele dan yapılan bir tasdike inanmıyoruz. Hukuksal gelerin hangi nedenle imzasını çektiğinin konu bir süreç işleterek belgeleri teslim ettik. Tek bir şulması gerektiğini dile getirdi. gerçek vardır, 31 imza veren kurultay delegemiz Usluer, “İmzaları incelediniz mi” sorusuna, tekrardan imza vererek, bu defa aksi yönde be “4 mükerrer imza var. Onlar da iki farklı noter yanda bulunmuşlardır” yanıtını verdi. haber 5 Krizi karşılama stratejisi n Yaşamakta olduğumuz krizin değerlendirmeleri ve geliştirilen önlemler hangi yönde ilerliyor? Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal ve ekonomik krizin Brunson’lı bölümü ikinci haftasını da tamamladı. Artık bir geçici dalgalanma sınırını aşacak etkiler yaratmış, devamında gelebilecekler konusunda da epey kötümser senaryo biriktirmiş durumda. İktidar kanadından gelen son açıklamalarla da kriz tablosunu geçici bir durum olarak tarif eden kalmadı zaten. Tartışmalar krizin derinliği ve getireceği tehlikelerden çok nedeni ve nasıl çıkılacağıyla ilgili. Erdoğan, sorunun başlangıç günlerindeki sessizliğini ve “atlatırız” tavrını bıraktı, önce Allah’a, sonra başka alternatif müttefiklere, yastık altına ve asıl olarak hamaset dozu yüksek milli direniş söylemi ile fedakârlığa ikna edebileceği kalabalıklara bel bağladığını gösterdi. n Bir süre sessiz kalındıktan sonra hızla “ekonomik saldırı altındayız” söylemine dönülmesi neden? ABDTürkiye ilişkisinin özellikle Trump sonrasında büyük ölçüde “vazgeçilebilirlik” testleri ile yürüyor olması, ortaya çıkan krizin sertliği üzerinde fazlasıyla etkili. “Yok canım bu kadarı olmaz” sınırı ve pazarlık eşikleri beklenenden hızlı aşıldı. Bütün geç kalmışlıkların eşliğinde gelen dalga başka direnme opsiyonlarını yok edecek kadar hızlı ilerledi ve giderek daha da hızlandı. Sadece Türkiye için değil, dünyada bile örneği az görülen rakamsal bozulma açık ve görünür olmasına rağmen, dikkate değer bir reaksiyon yaratmadı. Büyük sermayesinden küçük esnafına pragmatiklerden güçlü bir “ne oluyor” sesi yükselmedi, muhalefet sıkıştırması da yaşanmadı. Bu ilk reaksiyon havası en bildik yola dönülmesini kolaylaştırdı, hatta teşvik etti. n Ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak bir rakamsal tablo olduğu iddiası rotayı nasıl etkiliyor? Ekonomi sadece ekonomik gerekçelerle açıklanamaz zaten. Ancak, iktidarın “tablo ekonominin gereklerine uymuyor” iddiasına abanması, kendi elini kolunu bağlıyor da (veya böyle isteniyor). Çünkü, krize ekonomik önlemler almanın, bir tür suç kabulü anlamına geleceği düşünülüyor. Bu nedenle, kriz ekonomi dışına itilmek ve siyasi alanda karşılanmak isteniyor. AKP sözcüsü Mahir Ünal’ın “hükümetin krizden sorumlu olduğunu söylemek, ülkeye saldıranların tarafında olmaktır” sözleri de, çok açık bir sorumsuzluk, dokunulmazlık talebinin ifadesi. Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanı için sağlanan tam yetki, tam sorumsuzluk halinin yasal kapsamı yetmiyor, siyasal olarak da bir hak haline dönüşmesi isteniyor. n Erdoğan’ın da kullanmaya başladığı aynı gemide olma metaforu ve yastık altına çağrı yapması ne anlama geliyor? Olup biteni metaforlarla anlatmak kolaylık yaratsa da çoğunlukla kullandığınız metaforun kasıtlarına hapsolmak demektir. Ülkenin bir gemi olduğu fikri, yüzdürme zorunluluğu kadar batma ihtimalini de canlı tutmaya yarıyor. Ayrıca, kaptana itaati mecbur eden bir mahkumiyet göndermesi kadar “gemisini kurtaran kaptan” özdeyişini de hatırlatıyor. Erdoğan’ın, daha önce de olduğu gibi destekçilerini dolarlarını bozdurmaya ve yastık altındaki birikimlerini çıkarmaya çağırması, bu hamlelerin ekonomik etkisine inandığından değil. Yani “ekonomik gerekçelerle” açıklanır bir talep değil. Erdoğan, tıpkı Berat Albayrak sunumundaki zenginlere söylendiği gibi, destekçisi kalabalıklara da “benimle olmak kaderiniz” diyor. n Gazeteduvar’dan Bahadır Özgür’ün söylediği, “mecbur kaldığı kurtuluş savaşını” Erdoğan kazanabilir mi? Referandum ve seçimden önce de çok yazılıp çizildi. Erdoğan’ın fiili ve yasal olarak kurmaya çalıştığı otoriter ve denetimsiz iktidar alanı, yeni bir hikâye kurmak için değil, bitmiş hikâyeyi gelen sert dalgaya karşı savunmak içindi. Bu açıdan bakıldığında, iktidar memleketi krizden korumak için geç kalmış olabilir ama kendini korumak için hiç hazırlıksız olmadığı ortada. Bu tablo karşısındaki zayıf muhalefet ve aynı gemi metaforuna rağmen iktidarın verdiği karşılığa bakılınca, fedakârlık bekleyen iktidarın kibirden bile tasarruf etmeye niyeti olmadığı anlaşılıyor. “Biz bunları tanırız, güveniriz” diyen “rasyonel” sermaye ise kendilerinden itaatten başka bir şey beklenmemesinin rahatlığı içinde. Peki fedakârlığa memur ve mahkum edilen kalabalıklar? Erdoğan: B ve C planını uygularım KOırldıçud’adraoğlu ‘Doğayla inatlaşırsanız intikamını alır’ CHPlideri Kılıçdaroğlu, sel felaketinin ardından dün Ordu’ya gitti. İlk olarak İkizce ilçesini ziyaret eden Kılıçdaroğlu, Seymenli mahallesinde heyelan sonucu toprak altında kalarak, yaşamını yitiren Bayram Sekmen’in ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Daha sonra selde en çok hasarın meydana geldiği ilçelerden Ünye’ye geçen Kılıçdaroğlu, Karadeniz Sahil Yolu üzerinde bulunan ve kısmen yıkılan Cevizdere Köprüsü’nde incelemelerde bulundu. İklim değişikliklerini bütün dünyanın bildiğini kaydeden CHP lideri, şunları söyledi: “Doğaya saygılı olmamız lazım. Kentlerde yapılaşmayı, doğaya saygılı yapmamız gerekiyor. Doğa ile inatlaşmanın hiçbir mantığı, gerekçesi yoktur. Doğa ile inatlaşırsanız, dere yatağına ev yaparsanız, okul yaparsanız, bina yaparsanız bir süre sonra doğa kendi intikamını alır. Dolayısıyla doğaya saygılı, doğa ile inatlaşmadan bir kentleşme kültürünü geliştirmek zorundayız. İklim değişikliği bizim için bunu da zorunlu kılıyor. Bu çerçevede, özellikle belediye başkanlarına büyük görevler düşüyor. Bugün dünyada bir kentleşme yapılırken, yol yapılırken, köprü yapılırken, dere yatakları, yollar; 100 yıllık sis, kar yağışı, yağmur yağışları dikkate alınarak yapılıyor ve bu çerçevede kent yeniden düzenleniyor, olgunlaştırılıyor. Umarız, bütün bu felaketler bize bir ders olur. Tabiatla inatlaşmadan gerekli kent kültürünü hep birlikte geliştirmiş oluruz.” Yöre halkının mal kaybı olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Bu mal kayıpları da umarım kısa süre içerisinde sosyal devlet anlayışı içerisinde karşılanacak. Yıkılan bir köprü var, eski yıllarda eski teknoloji ile yapılmış. Bu köprü de kısa süre içerisinde tamir edilecek, yeni bir köprü yapılacak yandaki köprü ile birlikte. Bu köprünün de kısa süre içerisinde hizmete açılacağı ifade edildi” dedi. l DHA Trabzon’dan sanayicilere seslenen Erdoğan, “Bankalara saldırarak döviz alma yoluna gitmeyin. Bu milleti ayakta tutmak sanayicinin de tüccarın da görevi” dedi AHMET ŞEFİK Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, memleketi Rize’den sonra geçtiği Trabzon’da da ABD ile yaşanan kriz ve dolar kurunun artışına ilişkin açıklamalar yaptı. Valilik yemeğinde konuşan Erdoğan, “Sanayicilerimize sesleniyorum. Bankalara saldırarak oralardan döviz alma yoluna gitmeyin. Battık gittik işi sağlama alalım yoluna tevessül etmeyin. Ederseniz yanlış yaparsınız. Bu milleti ayakta tutmak sadece bizim görevimiz değil, sanayicinin de, tüccarın da görevidir. B planını C planını uygulamak zorunda kalırım, bunu da böyle bilesiniz” dedi. Erdoğan Trabzon’da İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Türkiye’ye ekonomik savaş ilan edildiğini söyleyen Erdoğan, “Döviz kurunun 15 Temmuz öncesi 2.8 liradan 6 lirayı geçmesinin ne ekonomik ve mantıkla izahı vardır? Bunun adı Türkiye’ye operasyon çekmektir. Amacı ülkenin savunma mekanizmalarını etkisiz hale getirerek Türkiye’yi teslim almaktır”’ dedi. ‘Yeni ittifak’ vurgusu “Trabzon’dan ilan ediyorum; oyununuzu gördük ve meydan okuyoruz. Teslim olmayacağız. Siz dolarla üzerimize gelirseniz, biz de başka yollarla işlerimizi yürütmenin çarelerini arayacağız” diyen Erdoğan, ABD’ye şu ifadelerle seslendi: “Ben senin stratejik ortağınım. Seninle Afganistan’da, Somali’de, Bosna’da beraber olduk. Böyle stratejik bir ortağını YPG/PYD gibi terör örgütlerini sahiplenerek bir kenara nasıl koyarsın? Bir papaz için 81 milyonluk Türkiye’yi feda ediyorsun.” Talimatlarla Türkiye’ye boyun eğdirilemeyeceğini belirten Erdoğan, “Gördük ki, hukuk dilinden anlamıyorlar. Biz o dilleri de konuşmasını biliriz. Tüm dünyaya ticaret savaşı açanlara cevabımızı yeni ittifaklara, pazarlara yönelerek veririz. Demir çelikte vergileri artırıyor. Dünya Ticaret Örgütü kuralları içinde böyle bir şey yok. Meselenin döviz kuru olduğunu, yargılanan papaz olduğunu sanacak kadar basit düşünenler varsa bir an önce silkinip kendilerine gelsinler” diye konuştu. Türkiye’nin döviz kuruyla teslim alınacağını sanmanın “ahmaklık” olduğunu belirten Erdoğan, “IMF ile anlaşın” diyenlerin aslında “bağımsızlıktan vazgeçin” dediklerini söyledi. Konuşmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da yüklenen Erdoğan, “Yerli ve milli düşünme mantığı bu zatta yok. O ne yerlidir, ne millidir” dedi. Her fırsatta komünizme ve komünistlere ağır sözlerle yüklenen Erdoğan’ın, büyük şair Nazım Hikmet’in ünlü Da vet şiiri ile ABD’ye meydan okuması da dikkatleri çekti. ‘Men dakka dukka’ Toplantının ardından vatandaşlara seslenen Erdoğan, Rahip Brunson krizine ilişkin “ABD’yi hukuka davet ediyoruz” dedi. Erdoğan, “Senin adamın suçluysa Türkiye’nin adaleti gereğini yapar. Böyle gidecekse, men dakka dukka (Eden bulur)” açıklamasında bulundu. Valilik yemeğinde de konuşan Erdoğan, Türkiye’yi kimsenin tehdit edemeyeceğini belirterek “Türkiye’nin notunu düşürecekmiş, indirsen ne yazar? Bazı haberler alıyorum. Mallarını satmıyorlar. Depolarda istiflemek ne demek? Satmadın, onun da bedelini ödemek durumunda kalırsın. Çünkü ben bunu ihaneti vataniye olarak görüyorum” ifadelerini kullandı. l TRABZON C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog