Bugünden 1930'a 5,439,041 adet makale



Katalog


«
»

Irak’ta parti binasına saldırı Irak’ın Anbar eyaletinde dün bir parti binasını hedef alan intihar saldırısında 4 kişi hayatını kaybetti, 7 kişi de ya DUNYA ralandı. Polis, laik El Hal Partisi’nin binasını hedef alan saldırının, asker kıya feti giyen iki intihar bombacısı tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. Yaralılar arasında 12 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlerde adaylığını koyan Zeyneb Abdulhamid’in de olduğu bildirildi. Kimyasal gerilimiPazartesi9Nisan2018 dishab@cumhuriyet.com.tr TASARIM: BAHADIR AKTAŞ 7 İç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana kimyasal saldırı tartışmalarının sürekli gündemde olduğu Suriye’de dün bir kez daha yasaklı maddelerin kullanıldığı iddia edildi. Muhaliflere yakın Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SİHG) ve Rusya’nın cihatçı örgütlerle ilişkili olduğu çıkışlarının merkezindeki yardım örgütü Beyaz Bereliler, Doğu Guta’da Ceyş ül İslam kontrolündeki Duma’ya Suriye ordusunun düzenlediği hava saldırılarında klorin gazı kullanıldığını savundu. Bağımsız gözlemcilerin henüz teyit etmediği iddiaları Suriye ve Rusya kesin bir dille redderken, Washington’dan Şam ve müttefiklerine ağır suçlamalar geldi. ABD’den ‘füze’ tehdidi SİHG, Suriye ordusu tarafından cumartesi gecesi yapılan saldırıda ölen 56 kişiden 21’inin gaza bağlı boğulma nedeniyle yaşamını yitirdiğini duyururken, Suriye Amerikan Tıp Topluluğu ve Beyaz Baretliler ise son saldırıda zehirli gaz sonucu ölenlerin sayısını 48 olarak açıkladı. Suriye hükümeti iddiaları, sahada kaybeden militanların “düzmece” haberler olarak nitelendirirken, Moskova “tehlikeli provokasyon” ifadesini kullandı. Tahran ise iddiaların “askeri müdahale bahanesi olarak kullanılacak bir komplo” olduğunu savundu. Şam ve Moskova, Guta’da ele geçirilen bölgelerde gaz depoları bulduklarını öne sürmüşlerdi. İddialarla ilgili ABD’den üst üste çok sert çıkışlar geldi. ABD Baş Duma’da zehirli gazlar kullanıldığı iddiası tansiyonu yükseltti. Taraflar birbirlerine ağır suçlamalar yöneltti ‘SINIRA GELİYORLAR’ BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, çok sayıda çocuğun da etkilendiği belirtilen saldırı habarleri için “özel alarma geçildiğini” belirtti. Suriye devlet televizyonu cumartesi geceki bombardımanın ardından Duma’daki esirlerin salıverilmesi karşılığında Ceyş ül İslam’ın bölgeyi terk ederek Suriye’nin kuzeyine, Türkiye sınırındaki Cerablus’a geçmesi konusunda anlaşmanın sağlandığını duyurdu. Suriye ordusu, operasyonlar ve cihatçı örgütlerle yapılan anlaşmalarla Guta’nın büyük bölümünde kontrolü ele geçirmiş bulunuyor. Ceyş ül İslam adlı cihatçı örgütün etkin olduğu Duma bölgesinde de ilk aşamada tahliye anlaşması yapılmış ancak perşembe günü, cihatçı örgütün içinde çıkan sorun nedeniyle tahliyelerin askıya alındığı duyurulmuştu. kanı Donald Trump, Twitter hesabından çok ağır ifadelerle yüklendiği Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad için “hayvan” ifadesini kullandı. Eski ABD Başkanı Barack Obama’yı da eleştiren Trump, “Kırmızı çizgiyi uygulasaydı Suriye’deki felaket sona erer, hayvan Esad tarih olurdu” mesajını yazdı. Esad için “büyük bedel ödeyecek” dedi. Beyaz Saray’ın danışmanlarından Thomas Bossert ise kimyasal iddialarına füze saldırısıyla yanıt verilebileceğini belirtti. Papa Françesko da kimyasal saldırı haberleri için “korkunç” ifadesini kullandı. Elinde kimyasal rezerv bulunma dığını iddia eden Şam, cihatçıların silah depolarında bulunan gazların patlamaların etkisiyle yayılmış olabileceğini savunuyor. Nisan 2017’de Han Şeyhun saldırısında da kimyasal iddialarının dile getirilmesi üzerine ABD, Suriye ordusuna ait hava üssünü vurmuştu. BMGK toplanıyor Kimyasal saldırı iddiaları üzerine Fransa ve ABD öncülüğünde 9 ülkenin çağrısıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bugün toplanacağı bildirildi. Avrupa Birliği de olaydan Şam’ı suçlamak için güçlü kanıtlar olduğu çıkışı geldi. Ankara’dan tepki Duma’da kimyasal kullanıldığı iddialarıyla ilgili Ankara’dan sert açıklamalar geldi. Dışişleri Bakanlığı Şam’ın zehirli gaz kullanımının “güçlü şüphelisi” olduğu vurguladı. Uluslararası kuruluşların olayı “derhal soruşturması” istendi. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ da olayı “vahşet ve insanlık suçu saldırı” olarak tanımladı. Saldırıdan Suriye hükümetinin sorumlu olduğunu savunan Bozdağ “Umarız, bu sefer kimyasal saldırı karşılıksız bırakılmaz” sözleriyle uluslararası topluma çağrı yaptı. l Cumhuriyet / ANKARA Saldırıda ‘aşırı sağ’ şüphesi Almanya’nın Kuzen Ren Vestfalya eyaletine bağlı Münster kentinde minibüsünü kalabalığın üzerine sürerek 2 kişinin ölümüne neden olan ve ardından da intihar eden kişinin kimliğine dair bazı detaylar belli olmaya başladı. Alman asıllı olduğu bildirilen zanlının kimliği, 48 yaşındaki Jens R. olarak açıklandı. ZDF televizyonu, geçmişte psikolojik sorunlar yaşadığı belirtilen Jens R.’nin aşırı sağcı hareketlerle bağlantısı olabileceği iddiasını dile getirirken, zanlının son dönemde de bir intihar girişiminde bulunduğunu öne sürdü. Spiegel, komşuları tarafından sık sık sorun çıkaran “garip bir karakter” olarak nitelendirilen şüphelinin tasarımcı olduğunu bildirdi. Spiegel’in haberine göre polis, şüphelinin evinde yaptığı aramada, kullanılmayacak durumda olan bir Kalaşnikof tüfek buldu. Trump Tower’da yangın Lbuilna’lyeırcueğzuarelavdinıe Brezilya’da yolsuzluk suçlamasıyla 12 yıl hapis cezasına çarptırılan ve yüksek mahkemece kararı onanan eski Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, önceki gün federal polise teslim oldu. Cuma gecesi polisin kendisine tanıdığı sürenin bitiminde hemen teslim olmayan Lula, siyasi mücadelesinin başlangıç noktası olan Metal İşçileri Sendikası’nda giderek ge çen yıl yaşamını yitiren eşi için düzenlenen törene katılmıştı. Ekim ayında yapılacak başkanlık seçimlerine yeniden aday olacağını açıklayan ve seçim kampanyası yürüten Lula, cezasının ertelenmesi talebinde bulunmuştu. Seçimlerin açık ara favori adayı olan Lula’nın talebini değerlendiren Yüksek Mahkeme, çarşamba günü verdiği kararda cezanın hemen uygulanması na karar vermişti. İşçi Partisi’nin kurucularından Lula, suçlamaların ve kararın adaylığını engellemek amacı taşıdığını ve davanın siyasi olduğunu savunuyor. Brezilya’nın şu anki Devlet Başkanı sağcı Michel Temer hakkında da yolsuzluk iddiaları ortaya çıkmıştı. Temer, hakkındaki suçlamalara ilişkin yargılanmadan, Kongre’de destekçi vekillerin çoğunluğu üzerine kurtulmuştu. ABD Başkanı Donald Trump ve ailesinin New York’ta yaşadığı Trump Tower’da yangın çıktı. Binanın 50’nci katında başlayan yangın paniğe yol açarken, yangının etkisiyle binadan Beşinci Cadde kaldırımlarına düşen cam ve yanan maddeler nedeniyle sivillerin bölgeye girişi yasaklandı. Yetkililer yangında bir kişinin yaşamını yitirdiğini, dört itfaiyecinin de yaralandığını açıkladı. İtfaiye yetkilisi, Başkan Trump ve ailesinden herhangi bir kimsenin yangın sırasında binada olmadığını söyledi. ​ABD Başkanı Donald Trump, olayla ilgili Twitter’dan yaptığı açıklamada, yangının kontrol altına alındığını duyurdu. Mesajında, binanın iyi inşa edildiğini vurgulayan Trump, itfaiyecilere teşekkür etti. Tüm Gazzelileri suçladı Gazze’de önceki cuma gününden bu yana devam eden gösterilere sert müdahale ederek 30 kişinin ölümüne neden olan İsrail’in Savunma Bakanı Avigdor Lieberman, gelen yoğun eleştirile re tüm Gazzelileri suçlayan açık lamalarla yanıt verdi. Gazze’de 30 Mart’ta düzenlenen “Toprak Gü nü” gösterilerine İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu 19 kişi yaşamı nı yitirmişti. Gösteriler daha sonra da devam etmiş ve aralarında bir gazetecinin de olduğu 11 kişi da ha İsrail askerlerince öldürülmüş tü. Olaylarla ilgili açıklamada bu lunan Lieberman, Gazze’de ya şayan herkesin İsrail’in te rör örgütü say dığı Hamas’la bağlantılı oldu ğunu ve örgüt ten maaş al dığını iddia Avigdor Lieberman etti. “Kim Londra’da cuma günü Filistinlilerle dayanışma eylemi düzenlendi. se naif değil” ifadelerini kullandı. Uluslararası ajanslar Lieberman’ın kullandığı kelimeyi önce “masum” olarak duyururken, Savunma Bakanlığı kullanılan kelimeyi “naif” olarak düzeltti. Tüm Gaz ze halkı için “terörist” imasında bulunan Lieberman, İsrail askerlerince öldürülen gazeteci Yasir Murteca’nın da, tanıkların aksine, drone kullandığı iddiasında bulundu. Viktor Orban Macarlardan sandığa yoğun ilgi Avrupa’da sığınmacı karşıtı politikaların merkez üslerinden Macaristan dün sandık başındaydı. Katılım oranının, 2014’e göre 9 puan artışla yüzde 70’e yakın olduğu bildirilen seçim anketlerinde sağ popülist Başbakan Viktor Orban’ın önde gösteriliyordu. Katılımın yüksek olmasının ise muhaliflerin şansını arttırdığı yorumları yapılıyordu. Sandıkların açılmasının ardından gelen ilk değerlendirmede Orban’ın Fidesz partisinden bir milletvekili, partisinin 2014 seçimlerindekine benzer şekilde 3’te 2’lik meclis çoğunluğunu kazanmasının çok zor olduğunu söyledi. Gazetecilik otoriterliğe direniyor Sezin Öney 8Nisan Pazar, Macaristan’ın uzun ve dondurucu soğukların yaşandığı bir kıştan sonra, baharın yüzünü gösterdiği ilk gündü. O gün gerçekleşen seçimlerin, ülke siyasetine bir “bahar havası” getirip getirmeyeceğini ise zaman gösterecek. Başbakan Viktor Orbán, 1995’ten itibaren kendini “muhafazakâr bir Hıristiyan” olarak baştan yaratmış ve 2010’da iktidara geldikten sonra, tüm Macaristan’ı ideolojik olarak bu çizgide “formatlamaya” çalışmıştı. Orbán’ın iktidara “kök salma” sürecindeki taktiklerinin başını, medyanın hükümet yanlısı haline getirilmesi çekiyordu. Macaristan’da “yandaş medyanın” oluşum sürecinde, Türkiye’de Doğan Grubu’nun satışına benzer biçimde, “iktidar yakını grupların” ülkenin başlıca medya kurumlarını satın alması örnekleri yaşanıyordu. Son olarak, 2016’da Macaristan’ın başlıca sol muhalif gazetelerinden Népszabadság (Halkın Özgürlüğü) hükümet yanlısı bir grup tarafından alınmış ve akabinde de kapatılmıştı. Yaklaşık son bir yıldır ise Macaristan’da medyaya bir “bahar havası” gelmeye başladı: Araştırmacı gazetecilik canlandı ve hükümetin karıştığı yolsuzluk olaylarını ortaya çıkaran haberler art arda sıralanmaya başladı. Macaristan’da gazeteciliğin, “bitirilmiş” bir meslek olmaktan nasıl çıktığına örnekler verelim: Kasım 2017’de, günlük yaklaşık 1 milyon okuyucuya sahip, ülkenin başlıca haber sitelerinden olan Index’te gazeteciler András Dezs, Szabolcs Panyi ve Nikita Hava, Orbán hükümetine yönelik en vurucu yolsuzluk haberlerinden birini yayımladı. Uluslararası Şeffaflık Derneği Macaristan Şubesi ve Bağımsız Medya Merkezi’nin sağladığı maddi destek ve üç genç araştırmacı gazetecinin azmiyle çıkan bu haber, Orbán hükümetinin “propaganda sorumlusu” olarak nitelenen Antal Rogán’ın odağında olduğu, Gürcistan’a kadar uzanan rüşvet ve kara para ağını belgeliyordu. Sadece yolsuzluk haberlerine odaklanan, işsiz bırakılan gazetecilerin kurdukları ve tamamen okurların destekleriyle ayakta duran Direkt36 da son derece dikkat çekici haberlere imza atıyor. Manşetleri arasında, Orbán’ın damadı ve babası ile akrabalarının da arasında olduğu iktidar çevrelerinin karıştığı rüşvetyolsuzluk olayları, Rusya’nın Macaristan politikasında artan etkisi konulu haberler de var. Macaristan’ın işsiz bırakılan bazı gazetecileri de, “Samizdat” geleneğine dönerek, fotokopiyle çoğalttıkları “ev yapımı” gazeteleri, sokaklarda dağıtarak okuyuculara ulaştırıyor. Fotokopi ile çoğaltılan “Nyomtass te is!” (Kendin bas!), bu örneklerden biri. Budapeşte Anlaşma yapmayan prenslere soruşturma Suudi Arabistan’da savcılık, geçen yıl Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın emriyle Riyad’daki RitzCarlton otelinde gözaltında tutulduktan sonra savcılıkla anlaşma yapmayan prensler ve işadamları hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla ilgili soruşturma başlattı. Aralarında uluslararası yatırımcı ElVelid bin Talal’ın da bulunduğu 200’den fazla prens ve işadamının bir kısmı, hükümetle yüklü miktarlar içeren finansal anlaşmalar yaparak serbest kalmıştı. Hükümet, anlaşmayı kabul etmeyen 56 kişinin yargılanabileceği açıklamasını yapmıştı. Selman’ın son durağı Bush Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’ın üç haftalık ABD ziyareti dün sona erdi. Selman son olarak eski ABD başkanları George H.W. Bush ve oğlu George W. Bush ile görüştü. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog