Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 9 Nisan 2018 EDİTÖR: ALPER İZBUL TASARIM: EMİNE BİLGET Muhalefet ittifak modelini arıyor haber 5 SP lİDERİ KARAMOLLAOĞLU’NDAN İSLAMİ KESİME ÇAĞRI: 2019 için işbirliği üzerine fikirlerin ortaya çıkmaya başladığı CHP’de, ‘baraj sıfırlama ittifakı’, ‘tek aday’ ve ‘her partinin kendi adayıyla seçime girmesi’ ihtimalleri masada AKP ve MHP’nin Cumhurbaşkanlığı’na dönük “Cumhur ittifakı” adı altında milletvekilliği ve cum hurbaşkanlığı seçiminde birlik te hareket edeceği kesinleşirken, ‘hayır bloku’nda yer alan muha lefet partilerinin oluşturacağı itti fak için de “vatan ittifakı” adı ses lendirilmeye baş AYŞE SAYIN landı. İttifak konusunda bir süredir “arka kapı dip lomasisinin sürdü ğünü” açıklayan CHP Genel Baş kanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önü müzdeki günlerde, yeniden İYİ Parti Genel Başkanı seçilen Meral Akşener’le “nezaket ve kutlama” adı altında yapacağı görüşmenin muhalefet cephesindeki hareket liliği artırması bekleniyor. Cumhurbaşkanlığı seçimin de, ilk turda her partinin kendi adayını çıkarması, ikinci turda en çok oyu alan muhalefet ada yının desteklenmesi konusun da görüş birliği oluşmuş görünse de, CHP’de alternatifli seçenekler konuşuluyor. Bu kapsamda, ‘ha yır bloku’nun “tek cumhurbaş kanı adayı”yla çıkması, genel se çimde “barajı sıfırlama” ittifakı yapılarak parlamentoda “güçlü temsil”in sağlanması seçeneği de değerlendiriliyor. Böylece parla mentoda güçlü bir muhalefet cep hesi oluşturarak ikinci turda psi kolojik üstünlüğün elde edilme si hesabı yapılıyor. CHP ve mu halefet kulislerinde öne çıkan it tifak modelleri ve seçim strateji lerine ilişkin yapılan değerlendir meler şöyle: Birden çok ittifak, ikinci tur da tek aday: CHP, İYİ Parti ve SP’de Cumhurbaşkanlığı seçimi nin ilk turunda herkesin kendi adayını çıkarması, ikinci turda en çok oyu alan adayın desteklenme si görüşü ağırlıklı görünüyor. Her üç partide ilk tur öncesinde bir “ilkeler bildirgesi”nin açıklanma sı ve ikinci turda seçmenin kar şısına bu ilkeler etrafında gidil mesi gerektiği görüşü seslendiri liyor. Kılıçdaroğlu da geçen hafta milletvekilleri ile yaptığı görüş melerde, “İsim yerine ilkeler üze rinde uzlaşma” sağlanması gerek tiğini belirtip bu uzlaşmanın da “demokratik parlamenter siste me dönüşün nasıl sağlanacağı ve tüm sorunların çözümü” nokta sında olacağı mesajı verdi. Millet vekili seçiminde ise “birden çok ittifak” yapılması öngörülüyor. Bu modele göre, İYİ PartiSPDP ittifakı, HDP’nin ise daha önceki seçimlerde de işbirliği yaptığı sol Tezcan: Yüzde 45 için özel strateji CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır’ın PM üyeleri ve milletvekillerine yaptığı “2019 strateji” araştırması sunumunda çok önemli veriler olduğuna dikkat çekerek, parti olarak bu tür araştırmalardan yararlanacaklarını söyledi. Araştırmaya göre Türkiye’de yüzde 45’lik kesimin hiçbir partiye aidiyet duymadığına dikkat çeken Tezcan, “Sunumda, siyasetin, özellikle sosyoekonomik eksende, kültürel kimlik ekseninde sıkışmışlığa karşı yeni bir eksen tarif edilmeli diyor. Büyük bir toplumsal uzlaşmayla, yeni bir söyleme ve çıkışa ihtiyaç olduğu tespitine yer veriyor. Biz bu sunum çerçevesinde yeni çalışmalar yapmayı sürdüreceğiz” dedi. Sosyal medyada Kılıçdaroğlu’na tam destek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önceki gün yaptığı konuşmada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken kullandığı “Devletten aldığı maaş dışında tek kuruş kazanmamış adama ana muhalefet partisini emanet ederseniz olacağı bu” şeklindeki ifadelerine tepki yağdı. Kılıçdaroğlu’na destek veren twitter kullanıcıları #HelalMaaşHelalLokma başlığı ile açılan hashtaga binlerce yorum yaptı. #HelalMaaşHelalLokma başlığı yoğun ilgi sonucunda kısa sürede ‘trend topic’ oldu. Çok sayıda kullanıcı “Çalmadı diye suçlanan tek lider” diyerek Kılıçdaroğlu’nun resmini paylaşırken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “Erdoğan çıktı, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘Devletten aldığı maaş dışında tek kuruş kazanmamış’ diye aklınca eleştirdi. Herkes emin olsun, bu ülkede utanmazlığa, yüzsüzlüğe, aymazlığa karşı namuslular, ahlaklılar, alın teri ile çalışanlar kazanacak” mesajıyla Erdoğan’ın sözlerine tepki gösterdi. l Haber Merkezi sosyalist gruplarla ittifak yapması ve CHP’nin de tek olarak genel seçime girmesi konuşuluyor. Tek adaylı “vatan ittifakı”: CHP’de seslendirilen başka formül ise hem parlamento hem de Cumhurbaşkanlığı seçimine tek aday ve en geniş ittifakla gidilmesi yönünde. Bu formülü savunanlar, Erdoğan’ın iktidarın tek adayı olarak seçime gireceğini, buna karşın muhalefet cephesinin çok sayıda adayının seçmende “kafa karışıklığına” yol açacağını savunuyorlar. Bunun yerine muhalefetin güçlü bir tek adayla seçime gitmesini savunuyorlar. Hatta bu görüşü savunanlar, “cumhur ittifakı”na karşı “vatan ittifakı” ismini de seslendiriyor. Güçlü bir muhalefet adayının genel seçimler için de “çıtayı yükselteceği” savunuluyor. Ayrıca, adayı seçimi kaybeden muhalefet partilerinin, ikinci tura kalan adayı destekleme konusunda 15 günlük sürede motive olmasının da zor olacağına dikkat çekiliyor. Sıfır baraj ittifakı: CHP’de dile getirilen bir başka görüş ise genel seçimlerde CHP’nin öncülüğünde, parlamento dışındaki par tilerin en geniş ittifakı yapması yönünde. Bu yöntemle, AKP’nin MHP’yi “baraj sorunu”ndan kurtardığı gibi, CHP ile yapılacak liste ittifakıyla, parlamento dışındaki partilerin parlamentoya girişinin sağlanması öngörülüyor. Bu formülü savunanlar, “Geniş bir muhalefetle hem Meclis’te farklı grupların temsili sağlanır, hem örneğin 400’e yakın sandalye kazanılırsa, muhalefet Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda büyük bir psikolojik üstünlük ve avantaj yakalamış olur” görüşünü dile getiriyorlar. HDP ile işbirliği olur mu?: AKPMHP ittifakı, ‘hayır bloku’nda yer alan siyasi partileri HDP ile ittifaka zorluyor. Ancak ‘hayır bloku’nda yer alan partiler HDP’nin önceki seçimlerde de güç birliği yaptığı solsosyalist partilerle ittifak yapmasından yana görüş bildiriyor. CHP de HDP ile ittifaka mesafeli duruyor. CHP Genel Bakan Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, bu konudaki sorumuza, “Hiçbir partiyle henüz özel temasımız yok, ama özel bir rezervimiz de yok” yanıtını verdi. Yerelde “örtülü” ittifak: 2019 seçimlerine dönük “ittifak” düzenlemesi genel seçimleri içeriyor. Ancak, AKP’nin seslendirmeye başladığı, “güçlü olan yerlerde ittifak ortağının adayını destekleme” formülünün, muhalefet cephesinde de yapılması planlanıyor. Özellikle 16 Nisan referandumunda “hayır” çıkan Ankara ve İstanbul’un da aralarında bulunduğu büyükşehirlerde, güçlü olan partinin ya da “adayı güçlü” olan partinin desteklenmesi formülü üzerinde duruluyor. Kılıçdaroğlu aday olacak mı?: CHP lideri bu konuda net bir açıklama yapmış değil. Ağırlıklı görüş, aday olmayacağı yönünde. Bu görüşü savunanlar CHP liderinin geçen ay yapılan tüzük kurultayında, önseçim tartışmalarını bitirmek için söylediği, “Milletvekilleri önseçimle seçilecek, ben de MYK üyelerimiz de önseçime girecek” sözlerini dayanak gösteriyorlar. Ancak, seçime çok uzun süre olduğu ve henüz diğer muhalefet partileriyle bu konuda somut görüşmeler yapılmadığından Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için tahmin yapmanın “çok erken olacağı” dile getiriliyor. l ANKARA Allah rızası için kendinize gelin artık Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Papağanlar ülkesi haline geldik, bir kişi ne derse herkes onu tekrar ediyor” ifadelerini kullanarak İslami kesime seslendi: “Ne yazık ki bugünkü iktidar, onun elindeki medya ve şakşakçıları yangına körükle gidiyor. Allah rızası için İslami kesime sesleniyorum, kendinize gelin.” Saadet Partisi İl Başkanları ve İl Müfettişleri Toplantısı’nda konuşan Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, önümüzdeki seçimlerde en büyük başarıyı kendilerinin yakalayacağını öne sürdü. “Birileri bizi küçümseyebilir, öyle konuşabilir ancak bizi küçümsemeye kalkanların emin olun dizleri tir tir titriyor” ifadelerini kullanan Karamollaoğlu, artık bıçağın kemiğe dayandığını söyledi. Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Ya yok olacağız ya da ihtilafları bir kenara bırakıp birlik olacağız. Bütün insanlık bizi bekliyor. Bunun için de yanlışlarımızın farkına varmamız gerekir ve birbirimizi uyarmamız gerekir. Ne yazık ki bugünkü iktidar, onun elindeki medya ve şakşakçıları yangına körükle gidiyor. Allah rızası için İslami kesime sesleniyorum: Kendinize gelin... Bunun bir de öbür tarafı var. Allah rızası için yanlışa destek vermeyin. İlim erbabına sesleniyorum; siz soyguna nasıl cevaz verirsiniz, israfa nasıl göz yumarsınız? Adalet, zalim sultanın karşısında tereddüt etmeden terennüm edebilmektir. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Özellikle iktidar mensuplarına, belli makamları işgal edenlere sesleniyorum; gelin şu memleketi elbirliğiyle düzeltelim.” HüdaPar: OHAL’de makul süre aşıldı HÜR Dava Partisi (HüdaPar) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “İnsanların adalete güven duymadığını görüyoruz. 12 yılda cezaevlerine düşenlerin sayısı 4 kat arttı. Mahkemeler tam anlamıyla bağımsız değildir” dedi. Yapıcıoğlu, partisinin Kayseri’de düzenlenen 1. Olağan Kongresi’ne katıldı. Türkiye’de en dikkat çeken sorunlardan birinin adalet olduğunu kaydeden Yapıcıoğlu, şöyle konuştu: “İnsanların insan gibi yaşayabilmesi için adalete ihtiyaç var. İnsanların adalete güven duymadı ğını görüyoruz. 12 yılda ceza evlerine düşenlerin sayısı 4 kat arttı. Hukukçu birisi olarak söylüyorum. Mahkemeler tam anlamıyla bağımsız değildir. Mahkemelerin siyasi tarafı olmamalıdır. Türkiye, şu an OHAL rejimi ile yönetiliyor. Başbakan, geçtiğimiz gün ‘Biz OHAL’in verdiği yetkilerin yüzde 5’ini kullanıyoruz’ dedi. OHAL için makul süre çoktan aşıldı. OHAL’in yüzde 5 yetkisi kullanılıyor ve insanlar bu kadar bağırtılıyorsa acaba bu yetki yüzde 100 kullanılsa ne olacaktır? Allah muhafaza” dedi. l KAYSERİ / Cumhuriyet Oy ve Ötesi’nden YSK’ye: #Güvenver Oy ve Ötesi, kanunlaşan son değişiklik tekliflerinin belirsizlik yarattığını vurgulayarak YSK’ye dilekçe verdi. Dilekçede demokratik esasların güvence altına alınıp boşlukları ortadan kaldıracak kapsamlı bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu kaydedildi. Yapılan açıklamada “YSK’nin seçimlerin serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarını korumak ve seçimlere, dolayısıyla da demokrasiye yönelik güvenin zedelenmesini önlemek için kanundaki belirsizlik alanlarını yeni genelge ve kararlar ile ortadan kaldırması, Türkiye için önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada başlatılan kampanyaya destek verilmesi için yurttaşlara çağrıda da bulunuldu: “Seçimlere yönelik güven duygusunun güçlendirilmesi için Yüksek Seçim Kurulu’nun her türlü önlemi alacağına dair inancıyla Oy ve Ötesi, vatandaşları konuyla ilgili bilgilendirmek için önemli gördüğü noktaları kamuoyuna sunarak; bunları paylaşmaya, konuşmaya ve tartışmaya #GüvenVer kampanyasıyla herkesi davet ediyor” denildi. Yeni siyaset gündemi kurmak Cuma günü “Bekleme Siyaseti ve Gelmeyen Sonuç” başlıklı yazıda, “Bu kriz potansiyelleri siyaset gündemine taşınmadıkça, taşımanın ve tartışmanın yolu bulunmadıkça, sadece söyleyip beklendikçe kendiliğinden bir sonuç üretmeyecek. Veya o sonuç ortaya çıktığında, kriz patladığında artık tartışmaya değer fazla bir şey kalmamış olacak” diye yazmıştım. Bazı okuyucular haklı olarak durum tespitinden fazlasını, “siyasete taşımanın” yöntem ve araçlarını konuşmak gerektiğini söylediler. Galiba, bir yerlerde veya birilerinin elinde formüller olduğunu düşünmeden sorunları konuşmaya başlamak, yöntem ve araç üretmenin de ilk adımı. Konuşmaya başlamak için bazı soru önerileri ve cevap denemeleri: n “Daha mı iyi oldu” sorusuyla siyasi bedel arasında nasıl bir ilişki var? Mahfi Eğilmez, cumartesi günü sosyal medya hesabından çok çarpıcı bir fotoğraf paylaştı ve altına şöyle yazdı: “Eski Taksim, yeni Taksim; başka da bir diyeceğim yoktur.” Yemyeşil bir park ile beton denizi üzerinde saksılara konmuş laleler arasındaki fark, başka söze gerek bırakmayacak kadar çarpıcı. Üstelik, “eskisi çok mu iyiydi” dedirtmeyecek kadar net bir resim. Siyasi bedel de, her alanda bu netlikte resimlerle somutlaştırılabilir. İktidar, 2019 seçimlerini, fiilen uygulanmaya başlamış yeni yönetim rejiminin onayı gibi kurguluyor. Tıpkı, KHK ile uygulanmaya başlamış düzenlemelerin Meclis’ten geçirilerek yasalaşması gibi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği olağanüstü yetkilerin Türkiye’yi daha iyi yaptığına, yapacağına ilişkin inanç ise 16 Nisan’ın bile gerisine düşmüş durumda. “Daha iyi mi oldu” sorusuna cevap oluşturacak her türlü resim, önemli bir muhalefet aracına dönüşebilir? n Herkes mi ya da herkesi suçlayan mı daha büyük sorun kaynağı? Geçen hafta Ali Sirmen Cumhuriyet’teki yazısında “Şu sırada toplumsal yaşamımızda en fazla ihtiyaç duyulan ‘kimse vatan haini değil’ kampanyasıdır” yazdı. Gerçekten de, ülkenin neredeyse yarısının çeşitli suçlarla it ham edilebildiği, hedef gösterildiği bir zeminde, savunma yapmak veya suçlamaları terse çevirmek değil, bu suçlamaları “yok hükmünde” görmek daha anlamlı. Her kesimden milyonlarca insanı çeşitli düzeylerde ve farklı konularda sorun kaynağı olarak gösteren, hatta “memnun olmayanları” ülkeden gönderme teklifi yapanların, bu halleriyle bizzat önemli bir sorun haline geldiğini anlatmak, verdikleri icraat desteğiyle çok da zor olmasa gerek. Tıpkı, on binlerce hakaret davası açarak, dünyanın en çok “hakaret edilen” lideri olma rekoru kırılmasındaki örtülü itirafta olduğu gibi. n Kayıpkazanç, kazanankaybeden tarifleri değiştirilebilir mi? KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, “TÜSES2019’a Doğru Stratejik Değerlendirmeler” sunumunda, “Türkiye’de yüzde 45 dilimlik oy geçişkenliği var. Bu yüzde 45’in bir partisi yok” diyor ve bu kesime umut verebilecek olanların büyük avantaj sağlayacağını ekliyor. Bu tespitlerden yola çıkarsak; yıllardır siyasi tablonun değişmemesinin, bu kesimin “kazançkayıp” algısını kimin yö nettiğine bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Siyasi tabloyu “sabit tutan”, mevcut iktidar kazandığında kazandığına, kaybettiğinde kaybedeceğine inandırılmış olanlar. Muhalefetin zaten kayba uğrayacağını düşünenlerin kayıplarını göstermeye yoğunlaşması bu illüzyonun devamını sağlıyor. Oysa kazandıklarını sananların kayıpları diğerlerinden hiç de az değil ve bunu görünür kılmak da önyargıları kırmak kadar zor değil. n Sonuç ve varılacak hedefin tarifini baştan yapmak ne kadar önemli? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim sürecindeki birlikteliklerin seçim sonrasında da devam etmesi, sonraya ilişkin somut hedeflerin şimdiden tartışılması gerektiğini söyledi. İktidarın seçimi bir müsabakaya çevirmeye çalışan yaklaşımdan uzaklaşılması umut verici. Ancak, mevcut aritmetiğin anayasal bir revizyon planına izin vermemesi de kuvvetli bir olasılık. Bu da, sonucu değil süreci daha önemli yapıyor. İktidar, 2019’u iktidarın belirleneceği seçim yılı olarak konumlandırıyor; 16 Nisan’la gelen yeni düzeni tamamen tartışma dışında tutmaya, hatta kendi “güçlü Türkiye” sloganını bile unut turmaya çalışıyor. Dolayısıyla, yaşanmakta olan bütün sorunların ve gelecek kriz potansiyellerinin fiilen uygulanmakta olan yönetim tarzıyla nedensonuç ilişkisini kurmak ve tartışmaya açmak muhalefete düşüyor. n Siyaset gündemini aktör odaklı olmaktan çıkarmak mümkün mü? Yaşanan ve gelmekte olan sorunların siyaset gündemine aktarılması, aktör tartışmasının yarattığı yoğun baskıyla karşılaşıyor. Kimlik siyasetini ve kutuplaştırmayı da mümkün kılan bu zemin, “kim” sorusu etrafında şekilleniyor. Ancak, “Nasıl iktidar olunur?” yerine, “Ne yapmak için?” veya “Neyi yanlış yapıyor?” yerine “Neden yapıyor” sorularına cevap, siyaseti derinleştirebilir. Gezi eylemleri, HES mücadeleleri, Yüksel Caddesi direnişi, Adalet Yürüyüşü; küçüklü büyüklü “alandan” kurulan, sözünü yükselten bu hareketler, bütün medya engellerine, karalama kampanyalarına ve baskılara rağmen sonuç üretebiliyor. İnsanların gördükleri, hissettikleri, sezdiklerini ötelemelerine izin vermeyen, manipülasyonlara karşı daha korunaklı, sorun odaklı siyaset, gündemi yeniden kurabiliyor. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog