Bugünden 1930'a 5,440,085 adet makale



Katalog


«
»

KULTUR Fikret Hakan’ın adı Bodrum’da yaşayacak İstanbul’da 11 Temmuz 2017’de hayatını kaybeden Türk sinemasının unutulmaz sanatçılarından Fikret Hakan’ın adı, Bodrum’da yılın büyük bölümünü geçirdiği Göltürkbükü Mahallesi’ndeki bir sokağa ve rildi. Bodrum Belediyesi’nin nisan ayı olağan meclis toplantısı’nda Göltürkbükü Mahallesi’nde bulunan “189 Sokak”ın isminin “Fikret Hakan Sokak” olarak değiştirilmesine oybirliğiyle karar verildi. DHA Pazartesi 9 Nisan 2018 Kurulduğu günden bu yana içinden sayısız müzisyenin geçtiği EDİTÖR: eMRAH KOLUKISA TASARIM: eMİNE BİLGET kultur@cumhuriyet.com.tr Yeni dünyanın 13 bir kolektif haline dönüşmüş Embryo, Borusan Müzik Evi’nde Embryo’sumüzikseverlerle buluştu 2018 Aydın Doğan Ödülü: Cuma akşamının kalabalığı karınca sürüsü gibi kıpraşıyor İstik lal Caddesi’nde; yakalar kalk mış, omuzlar yukarı çekilmiş, boyunlar içeri gömülmüş. Borusan’ın önünde de fazla bekleşen yok. Bunda aniden bastıran akşam soğuğunun İZLENİM olduğu kadar, konserin başla ma saatinin çat mış olmasının da rolü var. İlk kez 1977 MURAT BEŞER yılında gelmişti Alman topluluk Embryo. Pek tanımıyorlardı, doğuya yapacakları bir yolculuk için önce İstanbul’a uğramış, Sey yal Taner ile Açık Hava’da sahne almışlardı. Bir sonra ki gün Ankara konserine çı kamamışlardı, çünkü AST’yi faşistler bombalamıştı. İkin ci gelişleri 1998 yılında ol muş, Roxy’de Okay Temiz ile çalmışlardı. Üçüncü kez 2000 yılında Babylon’a gel mişler; 17 Mayıs akşamı ya pılan konser, Galatasaray’ın Kopenhag’da Arsenal ile oy nadığı UEFA Kupası’na denk gelmişti. Bu dördüncü ziyaretleri, ancak artık topluluğun oriji ÖZGE BALKAN nal kadrosundan kimse yok. Kurulduğu günden bu yana içinden sayısız müzisyenin geçtiği bir kolektif haline dönüşmüş Embryo. Kurucu üye Christian Burchardt üç ay evvel vefat etmiş, boşluğunu mirası omuzlayan (daha önce geldiklerinde minicikti) kızı Marca doldurmuş. Embryo’dan evvel sahne alan Viyanalı üçlü Radian, loop’lara dayalı, deneysel ve karanlık bir topluluk. Seyirciden bilhassa trampetin üzerine bir kampana yerleştirerek çalan Martin Brandlmayr isimli davulcunun performansıyla tam not alıyor. 49 yıl önce Münih’te kurulan Embryo, şimdi genç müzisyenlerden mütevelli. 2016 yılında çıkan “It Do” albümünde yer alan “Hallo Didac” ile açtıkları konserde, eski parça çalmadılar. Belli ki bir devir kapanmış, şimdi yeni bir sayfa açmaya çalışıyorlar. Ama topluluğun caz ve rock temelli müziği, yerel müzisyenlerle yapılan oturumlardan süzülen etnik havalar devam ediyor. Sona doğru Batum havasına bağlanan, içinde uzun doğaçlamaların yer aldığı “Karadeniz”de eski dost Okay Temiz yine onlarla sahne alıyor. En çok melodi ve solo çalan kişi trompetçi Sascha Lüer, sonra da babasının vibrafonu ve piyano arasında seğirterek çalan, bir kere de trombon üfleyen Marca. Gitarcı Louis Bankavs ha var, ha yok; birkaç vızıldama dışında pek duyamıyoruz. Bizi yukarılardan bir yerlerden izleyen Apaçi Ayhan, aramızda olsa bu durumdan mutlak yakınırdı. Topu topu 80 kişiyiz; o vakitler genç olan, eski konserleri izlemiş bir ya da iki kişi var içeride. Birkaç müzisyen, çoğunluk müzik okullarında öğrenci, bir avuç da müzik manyağı... ProgTürk’ün ağır abi ekibi, üst katın cam duvarına yaslanmış profesör bakışıyla izliyor. Toplulukta basçı Maasl Maier ile davulcu Jakob Thun kusursuz görev adamları; İrlanda buzukisi çalan Didac Ruiz ise gerçek bir renk. Parçalar çok uzun ve özgür doğaçlama pasajlarla dolu. Mal Waldron bestesi “Maroc Mix”, yine son albümden “Gleis Drei” derken, konser yaklaşık 35 kişi ile tamamlandığında, kalanlar Marca’nın elinden imzalı bir plak ya da CD almak için barın solundaki masaya seğirtiyor. (muratbeser@muratbeser. com) ‘Umut’la Yol’dayız, Duvar’ları aşıyoruz’ Yılmaz Güney Film Festivali 2 yıl aradan sonra “Umut’la Yol’dayız, Duvar’ları aşıyoruz” sloganıyla halkla buluşuyor. Batman’da bu yıl 7’nci kez düzenlenecek olan Yılmaz Güney Film Festivali’nin, Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği (OSAD) öncülüğünde 2729 Nisan 2018 tarihleri arasında yapılması hedefleniyor. Daha önce festivalin yapıldığı olan Yılmaz Güney Sinema Salonu, Batman Belediyesi AKP tarafından işgal edildikten sonra kapatılıp kapılarına kilit vurulmuş ve sonrasında Yılmaz Güney Film Salonu’nda yangın çıkmıştı. Daha sonra Yılmaz Güney Sineması belediye tarafından tamamen yıkılmıştı. Bunların sonuncunda iki yıl üst üste festivalin düzenlenebilmesi için olanak bulunamamıştı. Mali müşavirlerden konser Turmob Genel Sekreteri ve İSMMMO Onursal Başkanı Dr. Yahya Arıkan’ın öncülüğünde kurulan ve İSMMMO Başkan Yardımcısı Erol Demirel’in koordinatörlüğündeki İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası “Dostlar Korosu” 6. konserini Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde verdi. Müzikle amatör olarak ilgilenen mali müşavirlerin bir araya gelerek oluşturdukları Dostlar Korosu 2013 yılından be ri her yıl Muhasebe Haftası’nda düzenen etkinliklerde konser veriyor. Nevzat Karakış ve Tümer Avcı gözetiminde 45 koristten oluşan Dostlar Korosu beş aylık sıkı bir çalışma sonunda geleneksel hale getirdikleri etkinliklerinin 6’ncısını gerçekleştirdi. Arif Sağ 12Eylül sonrasında yurtdışında sürgündeydim. 1980’li yıllarda televizyon henüz böyle yaygınlaşmamıştı, internet kullanımda değildi, teknoloji de her kanalı her yerden izleyebilme olanağı veren bir düzeye gelmemişti. Memleketle bağımız, esas olarak kitap, dergi, gazete ve müzik üzerinden kuruluyordu. O dönemde müziğin ana taşıyıcısı ise kasetlerdi. Ben de “Muhabbet” dizisinin kasetleriyle yurtdışında tanıştım. ‘Muhabbet’ 1983’te başlayıp 1989’a kadar süren “Muhabbet” dizisinden toplam 7 kaset çıkmıştı. “Muhabbet” yoluna ilk girenler Arif Sağ, Musa Eroğlu ve Muhlis Akarsu olmuş, üçüncü kasetle birlikte Yavuz Top da aralarına katılmıştı. Halk müziğini kendi enstrümanları üzerinden çoksesliliğe doğru taşıyan bu girişim beni çok heyecanlandırmıştı. Sazın ne denli güçlü bir enstrüman olabileceğini, nasıl bir virtüozite potansiyeli içerdiğini, halk müziğimizin nasıl farklı boyutlara taşınabileceğini düşünmüştüm “Muhabbet” kasetlerini dinlerken. Bu yıl yirmi ikincisi düzenlenen Aydın Doğan Ödülleri’nde Türk Halk Müziği dalında Arif Sağ ödüle layık görüldü. 4 Nisan 2018’deki törende Arif Sağ ödülünü Aydın Doğan’ın elinden alırken ben de sürgün yıllarına, “Muhabbet” dizisinin o yıllarda bende yarattığı etkiye uzandım. Üstelik masamızda bu anıları canlı kılan değerli bir sanatçı daha vardı: Yavuz Top ve ailesiyle aynı masayı paylaşıyordum. Böylelikle Yavuz Top’a da Pir Sultan Abdal’ın yüzyılların öncesinden bize seslenmeye devam eden “Ötme Bülbül Ötme” türküsüne yaptığı çoksesli düzenlemeyi ne kadar beğendiğimi söyleme fırsatını buldum. Anadolu müziği ve Arif Sağ Arif Sağ bu toprağın bağrındaki kültür birikimini uluslararası alanda da tanıtmak için çok uğraşmış bir değerli sanatçıdır. Özellikle Avrupa’nın çeşitli kentlerinde düzenlenen konserlerde Flamenko ustalarıyla yaptığı gitarsaz düetleri, o “Muhabbet” dizisiyle bana yansıyan arayışların ne kadar ilginç köprüler kurabildiğinin de kanıtıdır. Anadolu müziği/müzikleri, daha genel anlamda da Anadolu kültürü bu topraklarda yüzyıllar boyunca yaşanmış paylaşımların, iç içe geçişlerin, temasların ürünüdür ve zaten esas bu yönüyle özgün bir zenginlik kaynağıdır. Ahmed Eflakî’nin “Ariflerin Menkıbeleri” adlı yapıtında naklettiğine göre, Horasan’dan kalkıp Anadolu’ya (Diyarı Rum’a) gelen Mevlana, semâ ve zikirin ibadetleri içinde tuttuğu önemli yeri şöyle açıklar: “Onların (Rum/Anadolu halkının) hiçbir suretle doğru yola meyletmediklerini görünce, insanların tabiatına uygun düşen şiir ve semâ yolu ile o manaları onlara layık gördük; çünkü Rum halkı zevk ehli ve şirin sözlüdür.” Mevlana’nın gözünde, insanları ikna edebilmek için sanat yoluna da başvurulmasını gerekli kılan Anadolu kültürü, bir yanda sayısız uygarlığın diğer yanda göçlerin ve göçebe kültürlerinin, ayrıca da bunların etkileşimlerinin ürünüydü. Horasan kültür potasından geçerek kimi zaman bir “güvercin” kimi zaman bir “şahin” donunda Anadolu’ya taşınan göçebe/Şamanist esinli gelenekler, yüzlerce yıllık yerleşik birikimle kaynaşırken kültürümüze bugüne dek gelen özgün rengini de kazandırmıştır. İşte Arif Sağ bu “çok uzaklardan gelen” yolun hem günümüze hem farklı kültürlere açılan çok önemli pencerelerinden biri olmanın yanı sıra, popüler kültürün her alanını olduğu gibi müziği de çokça etkileyen yozlaşmaya karşı, halk müziğine yeni bir nefes vermiş çok değerli bir sanatçımızdır. Aydın Doğan Vakfı’nı hem bu önemli ödül tercihi hem de düzenledikleri güzel gece için kutluyorum. FESTİVALDE BUGÜN l “Genç Ustalar” filmlerinden “Kuzgunlar” 11.00’de Beyoğlu Sineması’nda yönetmen Jens Assur’un katılımıyla; l “Nerdesin Aşkım?” filmlerinden “Pastacı” 19.00’da Cinemaximum Nişantaşı City’s Salon 7’de senaristyönetmen Ofir Raul Graizer’ın katılımıyla; l “Cinemania” bölümü filmlerinden “Arabesk” 19.00’da Beyoğlu Sineması’nda Müjde Ar ve Şener Şen’in katılımıyla; l “NTV Belgesel Kuşağı” seçkisinde yer alan “İyi Kışlar” 19.00’da Cinemaximum Nişantaşı Citys Sa ‘Arabesk’ lon 3’te filmin yönetmeni Giovanni Totaro’nun katılımıyla; l “Çiçek İstemez” seçkisinden “Bikini Moon” 21.30’da Atlas Sineması Salon 2’de yönetmen Milcho Manchevski’nin katılımıyla gösterilecek. Konser: %100 Arabesk Bu yıl 30. yılını festivalde bir gösterimle kutlayan “Arabesk” filmi için bu akşam saat 22.00’de Cahide Müzikol’de bir konser verilecek. Konserde sahneye Gülden Karaböcek, Tüdanya, İstanbul Arabesk Project, Ayta Sözeri, Demet Evgar, Serkan Keskin, Umut Kurt ve Melisa Doğu gibi isimler çıkacak. Biletler Biletix’te satışta. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog