Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumartesi 21 Nisan 2018 16 kültür EDİTÖR: ORHUN ATMIŞ TASARIM: İLKNUR FİLİZ 150 kişi bundan böyle hak ihlali, ayrımcılık ve eşitsizlikleri ifşa edeceklerini açıkladı Sinemacı kadınlardan ‘tacizkâr dil’ tepkisi Sinema yazarı Kerem Akça, 37. İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma’da en iyi film ödülünü kazanan “Borç” filminin yönetmeni Vuslat Saraçoğlu ve jüri başkanı Pelin Esmer’le ilgili olarak “#istfilmfest18 yarışmasının en zayıf halkası Borç’a verilen ödül, Gökhan Tiryaki’siz bir hiç olduğunu kariyeri boyunca ispatlayan Pelin Esmer’in yeni Pelin Esmer’ler yaratma çabası olarak algılanabilir. İnsani ama sinemasız filmler çeken kadın yönet menleri cesaretlendirme isteği” şeklinde tweet atmıştı. Yoğun tepkilere yol açan Akça’nın bu açıklaması sonrası ise 150 sinemacı kadın, “Yeter” başlığı altında “Sinema yazarlarının tacizkâr dilinden usandık” şeklinde bir açıklama yaptı. Sinemacı kadınların metninde şu ifadelere yer verildi: “Bizler, Türkiye’de sinema sektörüne emek veren kadınlar olarak usandık. Sadece film endüstrisi çalışanlarının değil, sinema yazarlarının ayrımcı lığından, tacizkâr dilinden de usandık! Yeter! Kerem Akça’nın kadın sinemacılara yönelik bu ayrımcı dilinden dolayı kamusal alanda sinema sektörünün bütün kadın çalışanlarından özür dilemesini talep ediyoruz. “Sözümüz yalnızca Kerem Akça’ya değil. Bundan sonra sinema sektöründe tacizden ayrımcılığa, ücret eşitsizliğinden ırkçılığa, her türlü hak ihlalini ifşa edeceğimizi ve bütün bu ihlallerin takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz.” Pelin Esmer Vuslat Saraçoğlu Vuslat Saraçoğlu “Borç” filmiyle İstanbul Film Festivali’nde en iyi film ödülü almıştı. KONUK YAZAR AZMİ KARAVELİ Film ve dizi sektörü sadece bizde değil, tüm dünyada popüler kültürün önemli ayaklarından birini oluşturur. Adorno’nun eğlence sektörünün ve sanatın metalaşmasını vurgulamak amacıyla bir asır önce formüle ettiği “kültür endüstrisi” kavramını bugün iliklerimize kadar hissettiğimiz bir gerçek. Sinema ve dizi sektörünün tüm dünyada ideolojik aygıt olarak kullanıldığını biliyoruz. Vice News’e göre; sadece 20062011 yılları arasında eğlence dünyasının 22 projesinde CIA’in aktif rolü bulunuyor. “Argo” filminden televizyon şovlarına uzanan geniş bir yelpaze söz konusu. Önceki yıllarda “Top Gun”lar, “Rambo”lar hayatımızı nasıl etkilemişti, hatırlayalım. Tricia Jenkins, “The CIA in Hollywood (Hollywood’daki CIA)” kitabında soğuk savaş yıllarından itibaren bu ilişkinin varlığına dikkat çeker. Bu işbirliğinin sonunda ortaya, “24” gibi “Senin CIA’n bir melekti yavrum” tadında diziler çıkar. Sözkonusu organik bağ; baba Bush ile başlayan, bugün Trump ile devam eden, küreselleştikçe daha da vahşileşen yeni dünya emperyalizminin meşruiyet ve rıza üretim aracıdır aslında. Hollywood macera film matematiği, yıllarca kovboy filmlerinde bize ne sunduysa, bugün Afganistan’ı, İran’ı, Ortadoğu’yu konu alan filmlerde de onu sunuyor. Kovboylar CIA ajanları, Kızılderililer de “pis” Araplardır artık. İyi ve ahlaklı bir ABD imajının, olağanüstü yaratıcılık ve görsellik yatağında hazırlanmış kültürel ideolojisini bugün Hollywood aşçıları masamıza koyuyor, biz de afiyetle yiyoruz. Lacan’ın Ya ‘gerçekten gerçek’ diye bir şey yoksa? “Bordo Bereliler Afrin” “Fantazi gerçeklik dediğimiz şeye tutarlılık veren dayanaktır” sözünü kanıtlarcasına. 63 gün sonra Bu tek tipçi zihniyetin arasında, dünyada ve ABD’de elbette farklı nitelikte sesler de arada soluk almamıza yardımcı olabiliyor. “Black Mirror” dizisinde İngiltere Başbakanı kaçırılan kraliyet ailesi üyesini kurtarmak için canlı yayında domuzla sevişir. “Narcos”da koca bir Kolombiya ülkesinin acz içinde bir uyuşturucu kaçakçısını yakalayamayışını izleriz, devlet başkanının basiretsizliği görülmeye değerdir. “House Of Cards”da ABD başkanlarının pislikleri, dalavereleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne serilir. Macera ya da tarihi diziler deyince bize düşense “Allahımıza hamdolsun, devletimiz var olsun” dizileridir. “Kurtlar Vadisi”, “İsimsizler”, “Vatanım Sensin”, “Ertuğrul”, “Abdülhamit”, “Arka Sokaklar”, “Söz”, “Çukur” v.s. Milliyetçi rüzgâr, ülkede ne kadar sert eserse bu diziler de evlerimizi o derece işgal eder. Sinema tarafında ise Zeytin Dalı Harekâtı’nın başlamasından sadece 63 gün sonra “Bordo Bereliler Afrin” filminin gösterime girmesi akıllara “Ne zaman yazdınız da, çektiniz arkadaş” sorusunu getirmişti. Sinema salonlarının bilet kuyruklarında çuvallardan oluşan siperler, ağlarla bezenmiş dekorlar bize savaşta olduğumuzu hatırlattı. 46 askerin şehit olduğu bir harekât üzerinden gişe hasılatı yapmanın etik tartışması ise şüphesiz bir başka ya zının konusu olsa gerek. “We are the World (Biz Dünyayız)” şarkısını yaşı yetenler hatırlayacaktır. “Biz dünyayız, biz çocuklarız, inanırsan başarmamak mümkün değil” gibi gaz veren mesajlarıyla hepimizi derinden etkilemişti. Bugün biliyoruz ki “Live Aid”, Afrika’daki açlıkla mücadele etmek için kılını kıpırdatmayan zengin ülkelerin bu kayıtsızlığının faturasını halka havale eden mükemmel bir organizasyondu. Bugünlerde sanatçıların Afrin için yaptıkları marşın etkileyici sözleri de şöyle: “Afrin’de destan yazan Mehmet’iz, Bir ölürüz bin diriliriz, Hep birlikte Türkiye’yiz biz.” Tüylerimizin diken diken olmaması mümkün mü? Popüler kültür illüzyonu Türkiye’de son 15 yılda bu milliyetçi çerçevenin dışına çıkan tek macera dizisinin, Behzat Ç. olduğu iddia edilebilir. Senarist cinayeti bölümündeki şu cümleler ilginçtir: “Çocukken, bir oyun oynadığınızda onun oyun olduğunu unutursunuz. Kendinize bir gerçeklik yaratırsınız, hiçbir şey saçma gelmez size. Ama ya oyun oynadığınızda onun bir oyun olduğunu anlarsanız, o zaman her şey saçma gelmeye başlar.” O zaman da oyuna devam ederiz, çünkü hayat devam etmemizi ister, büyüklerimiz yaşadığımız bütün acılarımıza rağmen vatanımız için yürümemizi emreder, şov dünyası durmamamız gerektiğini söyler. Haydi o zaman bütün bu yaşadığımız popüler kültür illüzyonu içinde yazıyı Jean Baudrillard’ın belki de artık klişeleşmiş sözleriyle bağlayalım. “Kurtlar Vadisi”nde öldürülen mafya lideri Çakır için gıyabi cenaze namazı kılındığı çağımızda belki de “gerçekten” hiçbir şey “gerçek” değildir: “Hakikati gizleyen şey simülakr değildir. Çünkü hakikat, hakikat olmadığını söylemektedir. Simülakr hakikatin kendisidir.” Henüz aşılamamış bir albüm Okay Temiz “Zikir” (Ada Müzik) 38 yılın ardından yeniden plak forma tında basılan “Zikir”, Okay Temiz diskografisinde çok önemli bir yere sahip. Sadece onun değil, caz tarihi içinde de itibarlı bir yeri bulunan bu albüm, 1979 yılında Stüdyo Hayri’de Doruk Onatkut tarafından kaydedilmiş. Kendi tasarımı olan bakır davullar kullanan Temiz’e neyde Aka Gündüz Kutbay, piyanoda Tuna Ötenel, soprano saksofonda D. D. Gouirand, basta Onno Tunç refakat etmiş. Temiz’in 40 yaşında ürettiği “Zikir” albümünün kendisini ehemmiyetli kılan birden fazla özelliği var. Köklerini caza yama yapmayan, cazı da meze olarak görmeyen; her iki tarafa göstermesi ge reken ihtimam ve saygıdan mahrum bırakmadan üreten müzisyenin eseri olarak “Zikir”, DoğuBatı sentezine getirdiği orijinal soluk ile bir anlayışı değiştirmiş; bilhassa doğunun kişiliğinin doğru tasviri konusunda çok önemli kelamlarda bulunmuştu. İkinci olarak da büyük bir ustanın elinde tınlayan neyin ilk kez caz müziğine sokulmuş olması. Temiz’in kendi talebi doğrultusunda farklı bir kapak tasarımı ile sunulan “Zikir”, DoğuBatı sentezi namına kendinden sonra sayısız isme ve çalışmaya ilham kaynağı olmuş, ama ilham verdikleri tarafından henüz aşılamamış bir albüm olarak zikredilebilir. Kolektif bir aşk Okay Temiz “Derviş” (Ada Müzik) “Zikir” gibi yeniden (ve yine farklı bir kapakla) 180 gram olarak basılan bir başka Okay Temiz albümü “Derviş”. İlk kez 1989 yılında CD ve plak formatında “Dervish Service” adıyla çıkmıştı bu albüm. Caz müziğine bir katkı olarak kabul gören kendi icadı olan vurmalı çalgıları kullanan usta ile birlikte sema eden dervişler şöyle: Basta Arto Tunç, neyde Hacı Tekbilek, gitarda Erkan Oğur, kemanda Nedim Nalbantoğlu, basta Oğuz Abadan, synthesizer’da Cengiz Özdemir, vokalde Gülizar Akkanat, saksofonda Lennart Aberg ve efektlerde Istvan Leelossy. 1989 yılında çoktandır dünya sah nesinde büyük bir itibar kazanmış durumdaydı 60 yaşındaki Temiz. “Derviş” onun nerede, ne zaman, ne çalarsa çalsın köklerinden beslenen, gezip dola şıp özüne dönen mahalli bir hüviyet olduğunu, cazcıdan ziyade bir folklorcu gibi çalıştığını, müziğimize arkeolog gözlüğü ile yaklaşıp mistik ve semavi duyguları, Türk müziğinin oryantal ritimlerini bir derviş ruhuyla çalan bir müzisyen olduğunu muştulayan bir işti. Tıpkı düşüncesi ve felsefesi gibi müziği de kolektif bir aşkla işlenmiş “Derviş”in. Yıllarca kulağımıza misafir olan parçalardan oluşan bu albümü yeniden iyi bir kayıt ve baskıyla plak olarak edinmek büyük keyif. muratbeser@muratbeser.com TELEVİZYON 09.00 Sağlık Kontrolü 10.00 Hafta Sonu 11.10 Özel Röportaj  14.10 Canlı Tatlar 16.00 Işıltılar 16.30 Burada Hayat Var 17.20 Mucize Yaşamlar 18.00 Ana Haber Bülteni 20.00 5N 1K 21.15 Yeşil Doğa 22.00 Gündem Özel 01.00 Gece Haberleri 08.00 Hafta Sonu Sabah 11.00 Gündem Özel 13.00 Öğle Haberleri 17.00 Yerel Gündem 18.00 Sinevizyon 19.00 Hafta Sonu Haber Bülteni 21.00 Türkiye Nereye Fatih Ertürk  24.00 Hafta Sonu Haber 10.20 Günün Dosyaları 11.15 Ayrıntılar 15.00 Çalışma Hayatı 18.00 Dünya Turu 19.00 Ana Haber Bülteni 20.00 Ayna 21.00 İktisat ve Toplum 22.30 Günün Dosyaları 23.00 Haber Turu 01.00 İktisat ve Toplum 06.15 Airport 08.00 Burası Haftasonu 11.15 Tadında Hikâyeler 12.20 Şehir Hikâyeleri 17.00 Haber Bülteni  19.00 Ana Haber Bülteni 21.00 Enine Boyuna 24.00 Haber Bülteni 01.30 Enine Boyuna  06.45 Kanal D Çocuk Kulübü 09.45 Magazin D Cumartesi 13.00 Şule ile Vitrindekiler 14.00 Siyah Beyaz Aşk 16.00 Ali Kundilli 18.45 Ana Haber 20.00 İnsanlık Suçu 23.15 TV’de Film 04.15 Müzik Efsanesi 08.00 Haftasonu 10.00 Beni Motive Et 13.00 Başkent Konserlerinden 17.00 Sağlıklı ve Formda Sohbetler 18.00 Çocukça 19.00 Genç Düşünce 20.00 Ana Haber  21.00 Dans Bir Rüya 21.30 Tarihin Bilinmeyen Yüzü 10.00 Star Life 12.00 Tülin Şahin ile Moda 13.00 Dizi: Söz 15.45 İstanbullu Gelin 18.45 Ana Haber Bülteni 20.00 Dizi: Fazilet Hanım ve Kızları 21.00 Cumhurbaşkanı ile Özel 02.30 Yerli Film: Emicem Hospital 08.30 Çalar Saat  11.15 Mehmet Özer ile Mutfakta 14.30 Bir Mucize Olsun 16.45 Yasak Elma 19.00 Gülbin Tosun ile Fox Ana Haber Bülteni 20.00 Dizi: Adı: Zehra 00.15 Milyonluk Resim 01.30 Film: Karanlıklar Ülkesi: Evrim BULMACA SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 2 3 4 5 6 7 8 9 SOLDAN SAĞA: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Peynirli irmik helvası. 2/ Çıkar yol, çare... Kavrulmuş ceviz ya da bademle karameladan 1 S AĞD I Ç S U 2 OY E ROT İ K 3 LAKLAKA U 4 D L İ KA AB 5 URAL LAŞE 6 Ç İ ROZ S İ T yapılmış şe 7 N O O L A Y kerleme. 3/ Otomobil direksiyonunun 8 M İ S İ NA AF 9 E T L AM İ NA bağlı bulunduğu aygıt... Bir mantarla bir suyosununun ortak yaşamıyla ortaya çıkan bitkilerin genel adı. 4/ Yerinde duramayan kimse... Gözleri görme yen. 5/ Osmanlı dönemi seyirlik oyunlarında gösteri yapan, yüzü maskeli ya da boyalı oyun culara verilen ad... Yabancı. 6/ Ermenistan’ın başkenti. 7/ İskambilde bir kâğıt... Erden ça vuşa kadar olan askerlere verilen ad. 8/ Doğu Karadeniz yöresinde sutavuğuna verilen ad. 9/ Peygamber gönderme... Geniş karınlı ve dibi dar toprak kap. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Kaynatılıp kıvama geldikten sonra donduru lan meyve suyu tatlısı. 2/ İnternette, duygu ve düşünceleri anlatmak için sözcük yerine kulla nılan simgelere verilen ad... Kayak. 3/ Gündüz yapılan tiyatro ya da sinema gösterisi... Akıl. 4/ Tümör... Ölen bir kimseden kalan her şey. 5/ Kocası ölen kadının kayınbiraderiyle evlen mesini öngören gelenek ya da yasa. 6/ Küçük erkek kardeş... Sebze bahçesi. 7/ “Avizeağacı” da denilen, odunsu gövdeli bir süs bitkisi... Hızlı hareket eden, çevik. 8/ Yönetimini hiçbir kısıtlama ve denetime bağlı olmaksızın sürdü ren... Çıplak vücut resmi. 9/ Yıllık... Sığırlarda görülen bulaşıcı bir hastalık. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog