Bugünden 1930'a 5,439,041 adet makale



Katalog


«
»

Pazar 1 Nisan 2018 EDİTÖR: ALPER İZBUL / ASLAN YILDIZ ‘Çatlayın, patlayın, yıktık’ haber 5 AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkımına ilişkin daha önce ‘Çapulcular’ dediği Gezi Direnişçileri’ne seslendi. Erdoğan, ‘İstediğiniz kadar bağırın, çatlayın, patlayın, AKM’yi yıktık’ dedi AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan destek vermeyen sanatçılarımızın bu çevrelerce nasıl hedef gösterildiğini gayet dün, Ayasofya Müzesi’nde iyi biliyoruz. Gezi’de yap düzenlenen Yeditepe tıklarını daha yakın zaman Bienali’nin açılış konuşma ‘Zeytin Dalı Harekâtı’na sında, “İstediğiniz kadar destek için bölgeye giden bağırın, çatlayın, patlayın, sanatçılarımıza yaptılar. AKM’yi yıktık. Aynı şe ‘Sizin orada ne işiniz var?’ yi Ankara’da yaptık” dedi. dediler. O zaman sanatçı Türkiye’nin uzun yıllar sa larımızı nasıl linç ettiler nat, kültür ve tarih deyin se bugün de aynı ahlaksız ce sadece belli bir dönemi, lığı aynı haydutluğu sergi belli bir kalıbı esas alan kı lediler. Bunların lümpen sır ve dar bir bakış açısının mahalle kabadayılarından esiri olduğunu savunan Er inanın hiçbir farkı yoktur. doğan, “Bizans’tan çok Bizanscı, Batı’dan ziyade Ba Erdoğan için Ayasofya’ya kürsü konuldu. Bunlar zihniyet itibarıyla modern bedevilerdir.” tıcı ama her halükârda milletin değerleriy Kültür ve sanat alanında tabuları yıktıkla le kavgalı bu zihniyet, ecdadın bize bıraktığı rını belirten Erdoğan, “Onlar yıktılar biz yap mirasın kıymetini de ne yazık ki bilememiş tık. Onlar yıkmanın gayretinde, biz yapma tir. Tarihi camilerin bir kısmı müzeye aynen nın derdindeyiz. İstanbul’da Harbiye Kongre burası gibi maalesef bir kısmı da ahıra çev Merkezi gibi bir merkezi yaparken üzerimize rilmiştir. Sadece sur içinde ne yazık ki tek üzerimize geldiler. Yaptıktan sonra da sus parti döneminde 300’ü aşkın mescit yok edil pus oldular. Şimdi Atatürk Kültür Merkezi’ni miştir. Sur içi derken Fatih’i kastediyorum” Türkiye’nin bir numaralı opera binası ola ifadelerini kullandı. rak yapıyoruz. Buna da çok bağırdı o Gezici ‘Ahlaksız suçlaması’ ler. İstediğiniz kadar bağırın. Çatlayın, patlayın bak yıktık. On yıllar boyunca kültür ve Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu tepeden in sanat alanına hâkim olan adeta burayı kendi meci, baskıcı, jakoben anlayışın bugün de arka bahçeleri gibi gören zümrenin tahakkü bazı sözüm ona sanat çevrelerinde devam et müne son verdik. Aynı şeyi Ankara’da yap tiğine şahit oluyoruz. Kendi ideolojilerini tık. Cumhuriyet tarihi boyunca bir tane eser paylaşmayan, bunların diktasına boyun eğ ortaya koyun ya! Bir tane fiziki mekân ortaya meyen sanatçılarımıza yönelik en şiddetli koyun be! Bir tane fiziki mekân ortaya koya saldırılar bunlardan geliyor. Gezi olaylarına madınız” dedi. l İSTANBUL/Cumhuriyet ‘Biletlerini ödeyip göndermek lazım’ Erdoğan, partisinin Pendik İlçe Kongresi’nde konuştu. Erdoğan, “Bugünlerde bazı nankörlerin, bazı köksüzlerin, gözlerini Türk milletine düşmanlığın kör ettiği bazı idraksizlerin ülkemizi yaşanmaz bulup yurt dışına gitmekten söz ettiklerini duyuyorum. Türkiye’de, İstanbul’da yaşayamam diyenler ülkemize değil hayata küsmüş demektir. Bunların bilet paralarını verip göndermek lazım. Çünkü bunlar ülkemize yük” dedi. Kılıçdaroğlu’na da yüklenen Erdoğan, “Ben Pensilvanya’dakinin siyasi ayağıymışım, göreceksin siyasi ayağını. Hesabını vereceksin. Yanında taşıdığın Pensilvanya’dakinin uşaklarının hesabını da vereceksin” dedi. Mehmet Şimşek yuhalandı “Ekonomiler büyüyor ama yağmur yağacak. Döviz borçlanmaya sınır getireceğiz. Büyükler yönetebildiklerini söylüyor ama görüyoruz yönetemiyorlar; tedbiri alacağız” diyen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’e dün de isim vermeden yine tepki gösterdi. Erdoğan “Birileri çıkıp garip garip konuşuyor, ‘Ekonomi şöyle, dikkatli olmak lazım’ falan... Tabii dikkatli olacaksın. Ama kendi ayağına da kurşun sıkamazsın. Batsın sizin kurunuz ya, ne kuru. İnanmıyorsan kusura bakma arkadaş. Konuşamazsınız bunları. Hele hele sorumluluk mevkisinde olanlar bunları hiç konuşamaz. İnanmıyorsan kusura bakma arkadaş. Biz bu işe inananlarla yolumuza devam ederiz” dedi. Bu sözlerin ardından salonda yuhalama sesleri duyuldu. 6 FETÖ’cünün operasyonla Türkiye’ye getirmesinin ardından Kosova başbakanını içişleri bakanını ve istihbaratın başındaki kişiyi görevden alması ile ilgili ise Erdoğan, “Ey Kosova’nın başbakanı! Kimin talimatıyla sen böyle bir adım attın. Kosovalı kardeşlerim, sana bunun hesabını soracaktır” diye konuştu. ‘Atatürk’ü silemezsin’ Cumhurbaşkanı’nın AKM’ye ilişkin sözlerine sanat dünyasından tepki geldi. Sanatçılar, Erdoğan’ın Cumhuriyet değerlerine karşı ‘intikamcı’ bir söylem kullandığını söyledi Kültür hayatımızın ve Cumhuriyet tarihinin en önemli simgelerinden Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yıkımı devam ederken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün Yeditepe Bienali’nin açılışı sırasında yaptığı konuşmada sarfettiği “AKM için de çok bağırdı o Geziciler. İstediğiniz kadar bağırın, çatlayın patlayın, bak yıktık” sözleri sanatçılardan, mimar ve mühendislerden büyük tepki topladı. Sözlerine “Onlar yıktılar biz yaptık. Hâlâ da onlar yıkmanın biz yapmanın derdindeyiz” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı’nın cumhuriyet rejimiyle restleşircesine kurguladığı, başta cumhuriyetçi aydın ve sanatçılar olmak üzere kendine karşı olduğunu düşündüğü kesimleri kışkırtmaya yönelik sözleri sanatçılar tarafından kınanırken, Atatürk’ün adının bu ülkenin genlerinden silinemeyeceği vurgusu da yapıldı. Genco Erkal (Tiyatro sanatçısı): Çatlasa da patlasa da yol göründü, gidecek, Atatürk’ün adını silemeyecek bu ülkeden. Rutkay Aziz (Tiyatro sanatçısı): Dünyanın sayılı opera binası Taksim’e dikilecekmiş, bir de moda deyimle, “çok amaçlı”. Merak ettiğim konu, buradan da Atatürk adı bir yerlere mi gidiyor? Ülkemizin gerçek yurtsever ve barışsever sanatçıları, her zaman için ülkemizin ve halkımızın çıkarlarını önde tutmuş ve savunmuştur. Bu dün de böyleydi, bundan sonra da böyle olacak. Devletin, Gezi Direnişi’ni ikide bir gündeme getirerek intikamcı duygularından uzaklaşmasını dilerim. Eyüp Muhcu (Mimarlar Odası Genel Başkanı): Dünyanın gözü önünde hukuka, yargı kararlarına, şehircilik ilkelerine aykırı bir şekilde AKM yıkımı gerçekleştiriliyor. Cumhuriyet mimarisinin yok edilmesi anlayışı doğrultusunda bu süreç işletiliyor. Hedef kültür sanat yapıları, mekânları ve Taksim Meydanı’dır. Taksim ‘TARİH AFFETMEYECEK’ Gülriz Sururi (Tiyatro sanatçısı): Zaten amaçları buydu. Çatlayıp patlayacağımız yok. Ta ilk günden AKM’nin bir gün muhakkak yıkılacağını tahmin ediyorduk. Çünkü günden güne şiddetlenen Atatürk düşmanlığı bunu bize düşündürtüyordu. Dert etmiyorum 15 yılda ülkemde özellikle İstanbul’da o kadar çok değerli şey yakıldı, yıkıldı yok edildi ki bu beklenen bir şeydi ama bizim de beklediğimiz bir şey var. Bu da Atatürk isminin nereden silinirse silinsin 80 milyonun kalbinden sökülüp atılamayacağıdır. Gün döner devran değişir. Biz vatanını seven demokrat insanlar bütün ülkemizde okullara, sanat kuruluşlarına Atatürk’ün adını vermeyi biliriz. Ayşe Yıkıcı (TMMOB Şehir Plan cıları Odası İstanbul Şubesi YK üyesi): Koruma kapsamında olan bir tarihi eser koruma kapsamından çıkarıldı. Bu tarihi eseri yıkmakla övünen bir anlayışla karşı karşıyayız. Tarih affetmeyecek bunu, İstanbullular da affetmeyecek. Meydanı cumhuriyetin, emeğin, demokrasinin meydanıdır. Türkiye’nin altına imza attığı koruma hukuku AKM’nin aslına uygun restore edilmesini gerektirir. Bu kurallar yok sayılarak müdahale ediliyor. Yerine yapılacak yapının iddia edildiği gibi AKM ile ilgisi yok. Ayrıca bir Cumhurbaşkanı’nın cumhuriyet dönemi mimarisinin mirasına karşı bu tutumunu kabul etmek mümkün değil. Orhan Aydın (Tiyatro sanatçısı): Aslolan AKP’nin kültür ve sanata nasıl baktığıdır. Bunun bütün örneklerini adım adım yaşıyoruz. Atatürk Kültür Merkezi’ni yıkmak bir inadın ürünüdür. Koruma Kurulu kararları var, ona rağmen yargıyı ve hukuku ayaklar altına alıp yıkmak, Koruma Kurulu’nu, mimarları, mühendisleri, sanatçıları, hiçe saymak despotik bir tavırdır. Ancak şaşırtıcı da değildir. Her alanda görmekteyiz, iki gün önce TBMM Başkanı’nın kadın oyuncuların sahneye çıkmasını engellemesi aynı anlayışın bir ürünüdür. Her şey gibi bu dönem de gelip geçecek ve bitecek. Aslolan erdemli, onurlu ve vicdanlı insanların yan yana gelip eşit, özgür, aşk dolu bir hayatı yeniden üretmeye çabalamasıdır. Prof. Mesut İktu (Opera sanatçısı, eski İDOB Müdürü): Sayın Cumhurbaşkanı sa nıyorum bir genelleme yapmış sözüyle. Bu herkesi bağlayan bir şey değil. Kimler çatladı, kimler patladı ben bilmiyorum. Ben sanatçı, idareci olarak bakıyorum. AKM’nin içinde 30 yılını idareci, yönetici olarak geçirmiş biri olarak. Biz Avrupa’da olduğu gibi aynı projenin yenilenmesini çok isterdik. Fakat zaman içinde içindeki kurumlar oradan oraya dağıldılar. Allah’tan İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ne Süreyya Operası ve Kadıköy Belediyesi sahip çıktı. Eski projenin tekrar aynı şekilde değerlendirilmesinden memnuniyet duyduk. Hangi insanlar çatladı, patladı anlayamıyorum. Ben sanatçılar adına bu görevi üstleniyorum, kimsenin böyle duygular içinde olduğunu düşünmüyorum. Bedri Baykam (Ressam): Ben hem bir sanatçı, hem Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği Başkanı hem de UNESCO’nun resmi partneri Uluslararası Sanat Dernekleri Dünya Başkanı olarak konuşmak isterim. Dünyada çağdaş sanatın ve çağdaş sanatçının bu kadar saldırıya uğradığı başka ülke yok. “Çatlayın patlayın AKM’yi yıktık”cümlelerinin çağdaş sanata ve Atatürk’e karşı barındırdığı birikmiş öfkeyi benim anlayabilmem mümkün değil. Ama şu bilinsin ki, her türlü baskıya rağmen çağdaş sanatçılarımız üretmeye ve ürettiklerini topluma ulaştırmaya ister sanal ortamdan, ister kapı kapı dolaşarak devam edecektir. Fırtına... Tarihe not düşmek için 37 Sarı saçlı, mavi gözlü bir kız çocuk duruyor karşımda. Gözlerinden yaşamın mutluluğu geçiyor; anlamlı çizgiler beliriyor. Sanki zamanın içinden bir soluk fotoğraf Afyon Kocatepe’den önümüze düşüyor. Kocatepe’den kopan fırtına bir sabah şafakla birlikte Dumlupınar’da ırmak olup dağları tepeleri aşıyor. Sağ yanımıza Gediz Irmağı düşüyor. Uşak’ta patlayan toplar Eşme Ovası’nı dövüyor. Bir gece Ulubey’de Hasan Çavuş yitirdiği sağ bacağının acısıyla kahroluyor. O kız çocuğunun gözlerinde yakalıyor insan, tarihin derinliğini... Ama yakalayamayanlar, o tarihi görmezlikten gelenler çoğalıyor günümüzde. Neredeyse Mustafa Kemal Atatürk’ü savunmak, onun 71 yıl önce yerleştirdiği devrimleri, ilkeleri savunmak, aydınlanma çağının getirdiği değişimi anlatmak suç. Bir renkli fotoğrafa bakıyoruz uzun uzun... Yaşları 1618 arasında değişen kız öğrenciler. Bir siyasal ideolojinin yönlendirdiği çocuklar bunlar. İmza topluyorlar. Tümü de başörtülü. Aralarında bir tanesi onlardan büyükçe. Belli ki desteklemeye gelmiş. Prof. Dr. Hüseyin Hatemi’ye öfkeliler. Oysa Hatemi onlara çok yakın bir kişi. Ancak bir bilim adamı olarak gerçekleri söylemiş. Şimdi ona ateş püskürüyor mavi çarşaflı kadın. Bu kadın Atatürke ve laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne düşman bir kişi. Sık sık televizyona çıkıp konuşur. Der ki: “Müslümanlara zulüm yapılıyor...” HHH Başörtüsü yasağı için imza toplayan o genç kızlar, laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin çocukları. İstanbul Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu Ebelik Programı öğrencileri. Pratik derslere türbanla girmelerine izin verilmemesi üzerine imza kampanyası başlattılar. Ancak bu kampanya “siyasi şova” dönüştü. Bu çocuklar derslere türbanla giriyor ve kimse karışmıyor... Ama iş, “hastanın hukukunu” ilgilendirdiği için durum değişiyor. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Berkarda bu konuda bakın ne diyor: “Yöneticiter yasa ve yönetmeliklere göre görev yapmak durumundadırlar. Ebe öğrencilerine pratiklerde türban yasağı konulması, onların dini inançlarına ve vicdan hürriyetlerine baskı yapmak için değil, yasa ve yönetmeliklere uygun hareket etmek için yapılmıştır. Bir ebe ya da hemşire görev başında iken üniformalıdır. Bu üniforma Sağlık Bakanlığı’nın yönetmeliklerinde tespit ve tarif edilmiştir. Düzen ve temizliğin ilk şart olduğu bu mesleklerde, başıbozukluğu, kargaşayı, düzensizliği önlemek, sağlık şartlarını azami düzeyde sağlamak için bu üniforma öngörülmüştür ve bu yeni bir şey değildir. Bu mesleğe giren öğrenciler bunu bilmektedirler. Mantosunun uzun kollarıyla bir ebe öğrencisinin kuvözden bir bebeği almasını veya yerleştirmesini düşününüz; ya da ameliyathane veya doğumhanede hekime yardım edişini gözlerinizin önüne getiriniz.” Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nin beşinci katında dün akşam saatlerinde zaman ayarlı bir bomba patladı. Bilindiği gibi başörtüsü eylemi de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi önünde yapılıyordu. Üstelik bombanın patladığı beşinci katta, öğretim üyelerinin odaları da bulunuyordu. Bu olay sizce oldukça düşündürücü değil midir? HHH Bir şeriatçı gazeteden başlık: “Müslümanlar davadan davaya koşuyor...” Acaba neden koşuyorlar? Okuyalım: “DGM’lerde artık her gün Müslümanlarla ilgili dava var. Önceki gün Jak Kamhi davası, dün Sivas davası vardı. Yarın İzmir davası ve Cengiz Sarıkaya davası var. Kısaca Müslümanlar davadan davaya koşuyor...” Şeriatçı terör örgütlerini “Müslüman” olarak nitelendiren, Sivas’ta Madımak Oteli’nde onlarca aydını diri diri yakanlara “Müslüman” diyen bu gazete hangi güçlere hizmet ediyor? Bu gazetenin arkasında kimler vardır? İşte bugün şeriatçı basın, şeriatçı terör örgütlerini koruyup kollarken kimsenin kılı bile kıpırdamamaktadır... Başörtüsü eylemi, bir siyasal ideolojinin Türkiye’yi nasıl kuşattığının en somut örneğidir... Bir başka konuya dönelim. Fethullah Gülen emekli bir vaizdir. Ancak polis koleji, polis akademisi ve askeri liselerdeki “şeriatçı örgütlenmede” adı geçmektedir. Biz bir “emekli vaizin” mahkeme tutanaklarında, emniyet raporlarında adının neden geçtiğini çok merak ediyoruz... Fethullah Gülen bizim her yazımıza tekzip göndermekle ve dava açmakla tanınır. Şimdiye dek yanılmıyorsam 30’a yakın dava açmıştır. Son olarak da yazılarımızla ilgili Cumhuriyet hakkında mahkemeden “tedbir kararı” aldırmıştır. Bizi susturmayı yeğliyor Fethullah Gülen. Sanıyor ki yılacağız. Biz susmayacağız. Laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak isteyenlere karşı savaşımımız var. Bunun adı demokrasi savaşımıdır. Bunun adı insan haklarını savunmaktır. O sarışın, mavi gözlü çocuğun bakışlarında yakaladığımız umudu, ışığı “yarasa çığlıklarıyla” söndürtmeyeceğiz... Tıpkı Kocatepe’den kopan, Dumlupınar’da esen fırtınada olduğu gibi... Bu yazı 10.11.1994 tarihinde yayımlanmıştır. CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ERKEK: Saray iktidarı acz içinde CHP Genel Başkan Yar gürce ibadet ediyorsak bunu cumhuri dımcısı Muharrem yeti kuranlara borç Erkek, Cumhur lu olduğumuzu unut başkanı Tayyip mayacağız. Son ana Erdoğan’ın Ata yasa değişikliği ile türk Kültür Mer tahkim edilen Saray kezi için “AKM rejimi, ülkeyi ayrış için de çok bağır tırıyor, bölüyor. Ken dı Geziciler. İste di halkıyla sürekli diğiniz kadar ba kavga eden biri ‘mil ğırın, çatlayın pat letin adamı’ olamaz. layın yıktık” sözlerine, “AK Par Muharrem Erkek Zaten kendisi de halkın değil, kendi par ti Genel Başkanı, ülkeyi çat tisinin adamı, yalnızca ken latıyor. Gezi’de acımasızca disini destekleyenlerin ada öldürülen gencecik insanla mı olmayı tercih etti. Kendi rın hatırasına saygısızlık ya tarihine, cumhuriyete, kur panlar, insan onurunu da ze tuluş ve kuruluş mücadelesi deliyorlar. Saray iktidarı, acz ne düşman bir Cumhurbaş içinde” tepkisini gösterdi. Er kanı olur mu? Olmuyor za kek, “Cumhuriyetin eserle ten. Kinle, intikamla devlet rini satarak ayakta kalmaya yönetilemez! Sevgiyi, hoşgö çalışan bir iktidar, cumhu rüyü kaybedenler, yönlerini riyetin tüm değerlerine bü de kaybederler. Saray iktida yük bir saygısızlık ve nan rı, acz içinde” değerlendirme körlük içerisinde. Bu toprak sini yaptı. larda özgürce yaşıyorsak, öz l ANKARA / Cumhuriyet C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog