Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

KULTUR MSG’nin yeni başkanı Candan Erçetin Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği’nin (MSG) yeni başkanı Candan Erçetin oldu. 10. Genel Kurulda Erçetin, 13 yıllık başkan Garo Mafyan’a karşı seçimi kazandı. Erçetin 429 oy alırken, Garo Mafyan 331 oy aldı. Erçetin’in yönetim kurulu listesinde Sami Harun Tekin, Şakir Askan, Mustafa Sandal, Şahap Tanju Arıkan, Mustafa Beyazkuş, Ozan Doğulu, Muharrem Ömer Özgür, Aslı Gökyokuş Yıldırım, Buray Hoşsöz, Orhan Hakalmaz yer aldı. l Haber Merkezi Pazar 1 Nisan 2018 EDİTÖR: ORHUN ATMIŞ TASARIM: eMİNE BİLGET kultur@cumhuriyet.com.tr ‘Kahraman istifa’ 17 Kadınların sahneye çıkmasına engel olan TBMM Başkanı’na tepkiler çığ gibi TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın mecliste Çanakkale Savaşı’nın anlatıldığı bir tiyatro oyununda kadın oyuncuların sahneye çıkmasından rahatsız olup engellemesine yurdun dört bir yanında tepkiler yükselmeye devam ediyor. CHP’li kadınlar 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması yaparken, PEN Türkiye Yazarlar Derneği de Kahraman’ı istifaya çağırdı. ‘Afife Jale’nin torunlarıyız’ CHP İstanbul İl Kadın Kolları üyesi kadınlar Beyoğlu’ndaki İl Başkanlığı binasında bir araya geldiler. Burada konuşan CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Yeşim Ağırman, “Kadına, laikliğe, özgürlüğe düşman bu zihniyeti kabul etmiyoruz. Sorumluları derhal istifa etsin” dedi. Ağırman, kadın oyuncuların sahneye çıkmasının Meclis Başkanlığı tarafından engellendiğini anımsatarak, “29 Mart günü gerçekleşen bu olay, kadın erkek eşitliği, kadın hakları ve laiklik adına kabul edilemez” diye konuştu. Uygulamanın anayasaya aykırı olduğunu söyleyen Yeşim Ağırman özetle şunları söyledi: “Kadın ve erkeği bir arada görmek istemeyen zihniyet bilsin ki, biz sahnenin tozunu birbirine katan Afife Jale’nin torunlarıyız. Sahneye bir kere çıktık, bir daha inmeyiz. Biz kadınlar, Atatürk’ün kurucusu olduğu, kadınların seçme ve seçilme hakkını aldığı Millet Meclisinde uygulanan bu çağ dışı kararı protesto ediyoruz. Sorumluların derhal hesap vermesini istiyoruz. Kadınlar, özgürdür, eşittir ve ne zaman ne isterse onu yaparlar. Yaşamın her alanında, sahnede, sokakta, siyasette, bilimsel çalışmalarda, her yerde varız ve var olmaya devam edeceğiz. Kadınlarımızı bırakın sahnede, insan olarak sokakta görmek istemeyen çağ dışı bir anlayışla elbette ki mücadelemiz devam edecek.” ‘Korkun! Geliyoruz!’ Ankara ayağında CHP İl Merkez Binası önünde toplanan CHP Kadın Kolları ve CHP’li vekiller basın açıklaması düzenledi. CHP Ankara İl Başkanı Adnan Keskin, “O anne Kahraman’ın dünya görüşünü bilseydi, kadına karşı böyle nefret besleyeceğini bilseydi, inanın onu doğurmazdı” diye konuştu. Basın açıklaması için Anka ‘Ortaçağ sizin olsun’ Antalya’da CHP İl Kadın Kolları üyesi kadınlar, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ı tiyatro oyunuyla protesto etti. CHP Kadın Kolları Antalya İl Başkanı Nilüfer Deveci, “Kadınlar özgürdür, eşittir ve ne zaman ne isterlerse onu yaparlar. Kadınları karanlığa, evlere hapsetmenize izin verme yeceğiz. Ortaçağ sizin olsun, biz sahne ışıklarını seviyoruz” dedi. CHP Sivas İl Kadın Kolları Songül Demirel ve CHP İskenderun Kadın Kolları Başkanvekili Katibe Kılıç da, “Biz kadınlar inmeyeceğimiz sahneden laiklik ve kadın düşmanlığı yapan tüm yetkilileri istifaya çağırıyoruz” dedi. l Yurt Haberleri ra İl Başkanlığı önünde toplanan CHP Kadın Kollarına, CHP Ankara İl Başkanı Adnan Keskin, CHP Ankara Milletvekili Şenay Sarıhan ve CHP İstanbul Milletvekili Yakut Akkaya’dan da destek geldi. İktidar’ın sürekli Türkiye’nin gündemini değiştirmek istediğinin altını çizen Keskin, “Ekonominin durumu, Dışişleri’nin durumu ortadayken bir Bakan yatırım yapın diyor başka bir Bakan yapmayın diyor, Cumhurbaşkanı zaten başka telden çalıyor. İşte bu Türkiye’de biz çocuklarımızın karanlığa teslim olmasını asla istemiyoruz” ifadelerini kullandı. CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Fatma Köse, bugün 81 ilde Kadın Örgütleri’nin sahnede olduğunun bilgisini vererek, “Güçleri yetiyorsa gelip kadınları sahneden indirsinler. Biz yüzyıllardır sahnede olan, demokratik laik bir ülkede yaşıyoruz, bu değerleri elimizden almaya güçleri yetmeyecek” diye konuştu. Yaşanan bu olayın anayasaya aykırı olduğuna işaret eden Köse, “Anayasayı ihlal eden bir Meclis Başkanı’nın derhal görevinden istifa etmesini bekliyoruz. Kadınlar özgürdür ve eşittir. Kadınları karanlığa ve evlere hapsetmenize izin vermeyeceğiz. Sahnede, sanatta, siyasette, bilimde her yerde varız. Korkun bizden geliyoruz” diye konuştu. ‘Karanlık zihniyet’ CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin de yaptığı yazılı açıklamada İsmail Kahraman’ı istifaya davet ederek, “İşte AKP’nin zihin dünyası. Kadını ikinci sınıf vatandaş gören, kadının sanatta ve sahnede olmasına bile dayanamayan karanlık zihniyet” diye konuştu. l ANKARA /Cumhuriyet Pen Türkiye’den sert tepki PEN Türkiye Yazarlar Derneği de şu açıklamayla, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ı istifaya davet etti: “Kahramanlar ikiye ayrılır: Mustafa Kemal Atatürk gibi, Ulusal bağımsızlık savaşımızda cepheden cepheye koşan, çarpışan, silah arkadaşları, askeri ve halkıyla, parçalanmış bir imparatorluktan yepyeni bir devlet çıkaran, Cumhuriyeti kuran, çağdaşlığı, özgürlüğü, bağımsızlığı, bilimi, sanatı her şeyin üstünde gören, kadınlara kadın haklarıyla gerçek değerini veren ‘gerçek kahraman’lar... Bir de Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu demokratik, laik, sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin Millet Meclisi’ni babasının çiftliği gibi gören, kadınların, gençlerin, laikliğin yeminli düşmanı, sanata, sanatçıya müdahale hakkını kendinde bulan, kadınları aşağılamayı, yok saymayı marifet sanan ‘ucuz kahraman’lar... PEN Türkiye Merkezi olarak, Atatürk’ün en değerli mirası ve halkına armağanı olan TBMM Başkanlığına yakışmayan İsmail Kahraman’ı hemen istifaya çağırıyoruz.” muratbeser@muratbeser.com Ezginin Günlüğü “Aşk Zamanı” (DokuzSekiz Müzik) Çizgilerinden ödün vermiyorlar Müzik tarihimizde belki de en çok evreye sahip topluluk Ezginin Günlüğü. Ancak tüm tartışmaların uzağında her evresinin kendine özgü bir hikâyesi olduğu da gerçek. Şairin tespit ettiği rakam olarak yolun yarısı dediği 35 yılı geride bırakan topluluğun 18. stüdyo albümü “Aşk Zamanı” bu dizi filmin halen sürdüğünün kanıtı. Bu albümün ilk dikkati çeken taraflarından biri, babası Uzakdoğulu annesi Türk olan yeni solist Deniz Sujana’nın varlığı. Diğer solist Çağrı Çetinsel ise ikinci kez toplulukla birlikte; o da daha önce ilk kez bir önceki “İstanbul Gibi” albümünde yer almıştı. Basçı Erkan Gürer, flütçü Cafer İş leyen ve Nadir Göktürk’ün en eski elemanlar olarak yer aldığı kadroda çalgısal çeşitlilik, güçlü vokal armonileri ve etkileyici sözler bir başka dik kat çeken özellik. Aslında en ayırt edici özellik ise hem yeni solistlerinin katkısı, hem de çalgısal zenginliği açısından topluluktaki sound değişikliği. Çoğu şarkı sözüne imza atan Nadir’in dışında, Nâzım Hikmet, Ataol Behramoğlu, Tove Ditlevsen ve Hasan Özgen’in şiirlerine yer verilmiş; bir de Çağrı’nın bestesi çalınmış. “Aşk Zamanı”, değişen ve kirlenen dünyada çizgisinden ödün vermeden ayakta kalmaya çalışan bir topluluğun albümü. Pinhani “On Türkü” (Beğeni Müzik Yapım) Türkülerin ruhuna sadık kalınmış “Kediköy”den iki yıl sonra çıkan, kilim deseni kapaklı altıncı Pinhani albümü “On Türkü” adıyla müsemma; içinde kendi besteleri yerine, farklı yörelerden alınmış dokuz anonim türkü, bir de Neşet Ertaş’ın “Zülüf Dökülmüş Yüze” adlı eseri var. Güzel şarkılarına alıştığımız bu topluluk için bu alışılmadık bir durum olsa da, hemen önyargılı fikirlere kapılmaya hacet yok, zira Pinhani’nin direksiyonu başka bir rotaya kırdığı falan yok. Yurtdışında nasıl daha fazla konser veririz diye düşünürlerken ortaya çıkmış bu konsept. Yapılan iş sadece yıllarca sahnede çala çala, söyleye söyleye pişirdikleri türküleri bir albüm formatında bir araya getirmek olmuş. Repertuvar sahnede bölgelere gö re çaldıkları şeylerden oluşuyor; bir de Sinan Kaynakcı’nın kendini daha yakın bulduğu, severek okuduğu böl gelerden: iki Diyarbakır, birer de Selanik, İskeçe, Kırklareli, İzmir, Elâzığ, Kırşehir. Yorumlar geleneksel ile modern arasında. Armonileri üzerinde serbestçe oynanmış, ama ruhuna sadık kalınarak okunmuş, makamları bozulmamış. Çalgı ve müzisyen çeşitliliği ise sound olarak çok renkli tınlamalara neden olmuş. Pinhani’nin şüphesiz bu konuda alması gereken bir yol var, ama şoförün nereye gideceğini bilmesi bizim için önemli. Aydın Doğan anısı Doğan Medya’nın satılması üzerine, sevinç naraları atanlar, oh olsun diyenler, bundan ben ne çıkar sağlarım hesaplarına girenler, yargıç kesilip Aydın Doğan’ın sevaplarıyla günahlarını tartışmaya açanlar ve daha niceleri... Onlar, birbiriyle yarışadursun... Benim için bu satışın tek anlamı vardı: İktidarın tüm medyayı ele geçirme, kendine biat ettirme çabasında bir adım daha! 32 yıllık “Milliyet” yaşamım var benim... Bu 32 yıl boyunca o gazete “benim” sanıyordum. Patron bendim. Sanki... Tek sorumlu benmişim gibi çalıştım... Kovulduğum gün idrak ettim ki ilk 12 yıl patronum Ercüment Karacan; son 20 yıl patronum Aydın Doğan’mış meğer... Geçelim... İşte en sevdiğim Aydın Doğan anım. HHH Abdi İpekçi öldürülmüş... “Milliyet satıldı... satılıyor...” Ercüment Bey’e soruyorum...Gerçek mi bu söylentiler? “Zeynep’cim Milliyet her gün, her yerde satılıyor. Tam yüz kuruşa...” diyor. Gözümüzün içine baka baka böyle söylüyor... Geçelim. Sonra bir gün gazetenin satıldığını öğrendik... Aydın Doğan adlı birine... O günden beri herkes birbirine “Kunta Kinte” diyor... Namık Sevik söylemişti ilk: “Şu kadar, bu kadar hisse, derken, hepimiz Kunta Kinte gibi toptan satıldık... Artık hepimiz birer Kunta Kinte’yiz...” Bu “Kunta Kinte” lafı, gazetede çok tuttu...(Alex Hailey’in ünlü “Kökler” adlı eseri, duygu sömürüsüne dayalı bir televizyon dizisi olarak o sıralar hepimizi, salya sümük televizyona kenetlerdi.) Yeni patron Babıâli’ye “dışarıdan” geldi diye neler neler anlatılıyor. İçerden dışarıdan, ben işime bakarım... Yeni patron geldi. Ercüment Bey’in odasına yerleşti. Herkesle tanıştı. Derken 12 Eylül! Faşist darbe silindir gibi üzerimizden geçti. Baskı, işkence günleri... İlk görüşmemizde Aydın Doğan, Akal Atilla ve beni odasına çağırmış “Meğer ben Milliyet’i satın alırken yanında Sanat Dergisi’ni de satın almışım. Sordum soruşturdum, çok prestijli bir dergiymiş. O dergiyi siz çıkarırmışsınız... Ne dersiniz, yeniden yapabilir misiniz?” demişti. O günden sonra ne zamandır karşılaşmamış, konuşmamıştık. Ama bir gün... Çaresizlik içinde kıvranırken, yolumuz yine onun odasına düştü... İşte beni hiç ama hiç terk etmeyecek bir öykü: HHH Türkiye’nin önde gelen film yönetmenlerinden biri, yine bir arkadaşımız, hapiste... Yönetmenin karısı, yazar arkadaşımız, zaman zaman bize dergiye de yazıyor. Evde yeni doğmuş bir bebek... Bilenler bilir, hapistekine bakmak, masraflı iş... Evde beş kuruş yok, arkadaşımız çok zor durumda... Bizden dergiden yazı başına aldığı para gülünç... Ne yapabiliriz diye kafa patlatıyoruz... Sonunda karar verdik: Akal’la birlikte gidip yeni patronla konuşacağız. Kendisini daha yeni tanıdık. Sanat Dergisi’ni çıkardığımız için bize “sanatçılar” diyor, hiçbirimizi fazla tanımıyor, ama olsun, başka çaremiz yok... Aydın Bey’in odasındayız. Uzun uzun hapisteki yönetmeni anlatıyorum... Eyvah, onu tanımıyor! Uzun uzun yazar arkadaşımızdan söz ediyorum... Eyvah, adını hiç duymamış! Tam bebeği de anlatsam mı derken, Aydın Bey yerinden kalkıyor, yan bölmeye geçiyor, bir dakika sonra elinde bir zarfla geri geliyor. Zarfı uzatırken, “Sözünü ettiğiniz bu insanları tanımıyorum, ama bana gelip bu sorunu açtığınıza göre...” diyor... Sonra elinde zarfı uzatarak, “Bunu yazar arkadaşınıza verin” diyor. Ağzım açık kalakaldım. Teşekkür sözcükleri geveleyerek, odasından çıkıyorduk ki, “Bir dakika” deyip bizi durdurdu. Şöyle dedi: “Sakın buna karşılık, yazar arkadaşınızdan yazı falan istemeyin. Hapisteki kocası ve çocuğu daha önemli, şu anda yazı düşünecek durumda değildir. Zarfı verin ve sakın ona bunu bir daha hatırlatmayın. Siz de unutun.” Ben, o gün bugün, bu “küçük” olayı hiç unutmadım... Teşekkürler Aydın Bey bu anı için! C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog