Bugünden 1930'a 5,439,331 adet makale



Katalog


«
»

Cumartesi 17 Şubat 2018 haber 10 EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: SERPİL ÜNAY Altanlar ve Ilıcak’a müebbet hapis NUH KÖKLÜ UNUTULMADI Kadıköy’de, 3 yıl önce kartopu oynarken öldürülen gazeteci Nuh Köklü, ölüm yıldönümünde meslektaşları ve ailesi tarafından anıldı. Köklü için Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Müzesi’nde dün saat 11.30’da anma programı düzenlendi. TGC Başkanı Turgay Olcayto “Gerçekleri yazan, nesnel habercilik yapan gazetecileri hedef olarak göstermeye başladığınız zaman bunun önünü alabilmeniz mümkün değil. Bugün eleştirisel gazetecilik yapan insanlara yönelik tehditler yine gündemde. Bir takım insanlar kendilerini devletin yerine koyarak hedef gösterilen kişilere saldırıyorlar. Nuh Köklü de böyle bir cinayetin kurbanı. Nuh Köklü’nün ismini Öldürülen Gazeteciler Galerisi’ne koymak bizim için bir görevdi. Bunu yaptık. Bugün gerçek gazetecilere yönelik tehditleri savuran kişiler arasında kendini gazeteci olarak tarif eden ve yazı yazan insanlar da ne yazık ki var. Bu çok tehlikeli bir yol” dedi. Yurt Gazetesi Haber Müdürü ve Nuh Köklü’nün eski eşi Sibel Köklü de “Ailesi, yakınları, bizler için Nuh Köklü’nün ölümünün ardındaki üç yıl çok zor geçti. TGC’ye Nuh Köklü’ye sahip çıktıkları için teşekkür ediyorum. Nuh Köklü yaşasaydı ‘Gazetecilik suç değildir’ derdi. Cezaevindeki gazetecilerin özgür bırakılmasını isterdi” dedi. l İSTANBUL / Cumhuriyet bıçaklanarak öldürülmüştü Grammeşin davasında ceza yağdıBahadır Grammeşin Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Birleşik Haziran Hareketi (HAZİRAN) ve Eğitim Sen üyesi Öğretmen Bahadır Grammeşin’i öldürdükleri gerekçesiyle yargılanan 8 sanığın dosyası ikinci kez karara bağlandı. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanıklardan Erkan Çınar, Mert Nikalay, Murat Topraktepe, Yahya Burak Ataç ve Cemal Diri’yi Grammeş’i kasten öldürdükleri gerekçesiyle önce müebbet hapis cezasına mahkum etti. Ceza, takdir indirimiyle 25 yıla indirildi.Erkan Çınar, Çağrı Konca’nın yaralan masına ilişkin 10 yıl, “tehdit” suçundan ise 3 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum edildi. Murat Topraktepe, “yaralama” ve “tehdit” suçundan toplam 8 yıl 4 ay hapse çarptırıldı. Yahya Burak Ataç, Hasan Özcan ve Serhat Ali Günay ise “tehdit” suçundan 3’er yıl 4’er ay hapse mahkum edildi. Grammeşin ailesinin avukatı Ayhan Erdoğan, “Mevcut ceza yargılaması içerisinde kararı yerinde buluyoruz. Sadece indirim hükmüne itirazımız var. Bununla ilgili de istinafa bir başvurumuz olacak” dedi. l İSTANBUL / Cumhuriyet MAHKEME EMNİYET’E SORDU Katliam sanığı polis muhbiri mi? ALİCAN ULUDAĞ 102kişinin öldüğü Ankara Tren Garı katliamı davasına bakan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’na yazı yazarak davanın tutuklu sanıklarından emlakçı Suphi Alpfidan’ın Emniyet’in “muhbiri” olup olmadığını sordu. Gar katilamı davasınında örgüt üyeliğinden hakkında ceza istenen Alpfidan’ın, canlı bombaları Ankara’ya getiren araçta yapılan incelemede parmak izine de rastlandı. Ancak savcılık, Gar saldırısına iştirak ettiğine ilişkin somut delil olmadığı gerekçesiyle katliamdan ceza istemedi. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde savunmasını yapan Alpfidan ise örgüt üyesi olmadığını, Gaziantep’te kendisinden ev ve depo kiralamak isteyen IŞİD’li olduğunu düşündüğü kişileri Emniyet’e bildirdiğini öne sürdü ve bu durumun Emniyet’e sorulmasını istedi. Dönemin Gaziantep TEM Şube Müdürü Bestami Duman, duruşmada tanık olarak ifade verirken, Alpfidan’ı tanımadığını iddia etti. ‘Polisler beni tanır’ Bunun üzerine ayağa kalkan Alpfidan, “Karakoldaki tüm polisler beni tanır” diye tepki gösterdi. Mahkeme, önce bunu Gaziantep Emniyeti’ne sordu. Ancak Gaziantep Emniyeti, Alpfidan’ın bu yönde ihbarlarda bulunduğuna ilişkin kayıt olmadığını bildirdi. Mahkeme, son duruşmanın ardından bu kez Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’na müzekkere yazdı. Yazıda, Alpfidan hakkında muhbir görüşme tutanağı olup olmadığı, var ise bir suretinin gönderilmesi istendi. Alpfidan’ın görüştüm dediği istihbaratçı polis Hüseyin Gümüş, Gaziantep’te kendisine muhbirlik yapan bir IŞİD üyesi tarafından örgüt evinde öldürülmüştü. MİT TESİSLERİNİ FOTOĞRAFLAMIŞTI Gazeteci Erdoğan’ın tahliyesine itiraz Kadıköy’de “MİT sosyal tesislerinin fotoğraflarını çektiği” iddiasıyla gözaltına alınan ve 13 Eylül’de tutuklanan ve 6 ay sonra tahliye edilen gazeteci ve foto muhabiri Çağdaş Erdoğan’ın tahliyesine cumhuriyet savcısı, itiraz ederek tutuklama talep etti. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘’PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “Terör örgütü propagandası yapmak’’ suçlamasıyla yargılanan Erdoğan, savunmasında, “Moda sahiline sürekli giderim. Gezintim boyunca fotoğraflar çekerim. O gün de Moda sahili, Kalamış Parkı civarında MİT’e ait olduğu söylenen ‘görünmez’ binanın fotoğrafını çektiğim için sivil bir polis tarafından gözaltına alındım. Kadıköy Rıhtım Karakolu’nda çırılçıplak soyulup işkenceye uğradım. MİT görevlisi olduğunu söyleyen 2 kişi tarafından haber kaynaklarıma ilişkin ajanlık dayatmasına maruz kaldım” demişti. l Haber Merkezi Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak’ın aralarında bulunduğu 6 tutuk lu, 1 tutuksuz sanığın yargılan dığı davada nihai karar açıklan dı. Mahkeme, tutuklu tüm sanık lara anayasayı ih lal ettikleri suçla masıyla ayrı ay rı ağırlaştırılmış müebbet hapis ce CANAN COŞKUN zası verdi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Haziran 2017’de görülmeye başlanan ve şimdi ye dek 5 duruşmanın yapıldı ğı davanın karar duruşmasının ilk oturumu hafta başında Çağ layan’daki İstanbul Adliyesi’nde başladı. Dava, mahkemenin pa zartesi günü verdiği kararla Silivri’ye taşındı. Aralık ayın daki 4. duruşmada dava kapsa mında esas hakkındaki müta laa açıklanmıştı. Mütalaada, Al tan kardeşler ve Ilıcak’ın arala rında bulunduğu 6 tutuklu sanı ğın anayasayı ihlal ettikleri id diasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapisleri istenmişti. Davaya ko nu iddianamede ise hükümeti, Anayasal düzeni ve Türkiye Bü yük Millet Meclisi’ni devirme ye teşebbüs suçlaması ile gaze teci Ahmet Altan, akademisyen Mehmet Altan, gazeteci Nazlı Ilı cak, Zaman gazetesinin reklamı nedeniyle yargılanan çalışanlar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek ile polis akademisi öğretim görev lisi Şükrü Tuğrul Özşengül’ün üçer kez ağırlaştırılmış müeb bet hapisleri isteniyordu. Altan kardeşler ve Ilıcak’ın ayrıca ör güt adına suç işledikleri iddia sıyla 7.5 yıldan 15 yıla kadar ha pisleri de talep edilmişti. Dos yanın tutuksuz sanığı reklam ajansı sahibi Tibet Sanlıman’ın da reklam filmi sebebiyle örgü te yardım suçlamasıyla cezalan dırılması istenmişti. Mehmet Al tan 22 Eylül 2016, Ahmet Altan 23 Eylül 2016, Nazlı Ilıcak ise 29 Temmuz 2016’da tutuklanmıştı. Yakınlarını aradılar Dünkü duruşmanın başlangıcında heyet başkanı Kemal Sel Mehmet Altan ve Ahmet Altan ile Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 6 kişi anayasayı ihlal suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı Ahmet Altan Mehmet Altan Nazlı Ilıcak çuk Yalçın, sanıklara son sözlerini sordu. İlk olarak söz hakkı verilen Nazlı Ilıcak, şunları söyledi: “Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihadı benim masumiyetimi göstermektedir. Mehmet Altan’a yöneltilen suçlamalar benimkiyle benzerdir. Bizim durumumuz Anayasa Mahkemesi kararıyla emsal sayılmıştır. Yargıtay cebir/şiddet unsurunun altını çizdi. Kararınızın bu içtihat çerçevesinde vermenizi diliyorum ve beraatimi talep ediyorum.” Ilıcak sözlerini tamamladıktan sonra seyirci sıralarına dönerek gözleriyle o sırada salonda bulunmayan yakınlarını aradı. Ilıcak’ın yakınları duruşmanın öğleden sonraki kısmına katıldı. geçmek herkes için daha hayırlı olacaktır.” Ya korku filmi ya umut Mehmet Altan ise şunları söyledi: “18 aydır beni gizemli müşahhas delil tanımlamasıyla cezaevinde tutan anlayışa AYM 3 kez hak ihlali kararı verdi. Eğer AYM beni Yüce Divan olarak yargılasa 3 kez beraat etmiş olacaktım. Hepimizin sığınağı evrensel hukuktur. AYM kararıyla çelişen bir yaklaşım hukuk devletini dinamitler. Sizin benimle ilgili vereceğiniz karar anayasayı yok sayma noktasındaki ürkütücü resmi ya karartıp korku filmine çevirecek ya da umut serpintisi ile aydınlatacak.” Bunun benzeri yok Ilıcak’ın ardından söz sırası Ahmet Altan’a geçti. Altan, şunları söyledi: “Yüzlerce kez yargılandım. Askeri vesayet, 28 Şubat davalarında ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri denilen ucubelerde yargılandım. İlk defa anayasa suçu işleyen mahkeme ile karşı karşıyayım. Bildiğim kadarıyla ne Osmanlı ne de Cumhuriyet tarihinde bunun bir benzeri yok. Bir devlet iki siyasetçi ile iki yargıcın kararı ile bütün sistemin yıkılmasına izin vermez, vermeyecektir de. Bu hukuk dışı, yasa dışı, anayasa dışı eylemlerden vaz Savunmam bitmedi Yakup Şimşek de “Bu davada haklı olduğum için güçlüyüm, Haklının hakkını teslim edeceğinizden şüphem yok, Beni yanıltırsanız hayata küsmem, bunun vebali size ait” dedi. Fevzi Yazıcı ise, 8 aydır kendini savunduğunu ancak savunmasını bitirme imkanı bulamadığını kaydederek “Masumiyetimin verdiği rahatlıkla diyorum ki suçsuzum, beraatimi istiyorum” dedi. Şükrü Tuğrul Özşengül de “Sigorta bir yerde atıyor, ne hukuk, ne devlet kalıyor. Anayasal haklarımı kullanmaktan dolayı anayasal düzeni orta dan kaldırmakla suçlanıyorum. Bunun onarılması hukukun görevidir” dedi. Tutuksuz sanık Tibet Murat Sanlıman da suçsuz olduğunu söyleyerek, beraatini talep etti. Ağır hapis kararı Heyet başkanı Yalçın, son sözlerin tamamlanmasının ardından 10.30 civarı ucu açık bir şekilde müzakere arası verdiğini söyledi. 15.15’te yalnızca avukat ve basın mensuplarını duruşma salonuna alan heyet, kararını açıkladı. Heyet, tutuklu Ahmet ve Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şükrü Tuğrul Özşengül’ün anayasayı ihlal etme suçlamasının sabit görüldüğü gerekçesiyle ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verdi. Heyet, bu suçun örgüt faaliyeti dışında işlenmesinin mümkün olmadığını vurgulayarak TBMM’yi ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlamasından hüküm kurmaya yer olmadığını belirtti. Heyet, sanıkların mahkemedeki tutum ve davranışlarını dikkate alarak herhangi bir indirim uygulanmasına yer olmadığına hükmetti. Tutuksuz sanık Tibet Sanlıman ise örgüte yardım suçundan beraat etti. Hâkimden şerh Heyetin üye hakimi Recep Kurt, hakkında AYM’nin ihlal kararı verdiği Mehmet Altan’ın hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına ilişkin karara muhalefet şerhi koydu. Kurt, şerhte AYM’nin kararına atıfta bulunarak, tahliye edilmesi gerektiğini belirtti. Kararın açıklanmasının ardından sanık avukatlarından biri, “Adalet tarihine geçecek bir karar. İstanbul’da hâkimler var. O terazi oduncu kantarı olmuş” şeklinde tepki gösterdi. Millet, vekiline yazıyor CHP’DEN ENİS BERBEROĞLU’NA MESAJ KAMPANYASI CHP İstanbul İl Başkanlığı, MİT TIR’ları davasında 5 yıl 10 ay hapis cezasına mahkum edilen CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’na destek olmak için ‘Millet vekiline yazıyor’ adlı bir kampanya başlattı. Şişhane’deki il binasında Berberoğlu’na mesaj göndermek isteyenler için özel bir defter oluşturuldu. Etkinliğe CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP İstanbul milletvekilleri Barış Yarkadaş ve Sibel Özdemir, Şişli Beledi ye Başkanı Hayri İnönü, Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz, Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak, Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara ve Enis Berberoğlu’nun avukatı Yiğit Acar katıldı. Kaftancıoğlu, “Milletin iradesi gasp edilmiş durumda. Özgürlükte buluşacağımız ilk günde, bu defterde yazılanları kendisiyle paylaşacağız” diye konuştu. Seyit Torun da “Berberoğlu hukuk sistemine göre değil, siyasi otorite nin iradesine göre tutukludur. En kısa süre içerisinde özgürlüğüne kavuşacağına eminiz. İçinde bulunduğumuz tek adam yönetimi bunu engelleyemeyecek. Vicdanlı hâkimler önümüzdeki süreçte hukuku teslim ederek en kısa sürede Enis Bey’i özgürlüğüne kavuşturacaklar” dedi. Barış Yarkadaş ise “Berberoğlu’nun aslında derhal tahliye edilmesi gerekirdi. Ancak hâkimler öyle bir baskı altındalar ki verdikleri kararları bile uygulayamayacakları haldeler” dedi. l İSTANBUL / Cumhuriyet Can Dündar’ın dosyası yine ayrıldı Gazemiz eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve gazetemiz Ankara Temsilcisi Erdem Gül ile CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun, MİT TIR’ları haberi nedeniyle “Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçlarından yargılandıkları dava 14 Mart’a ertelendi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Erdem Gül ve avukatları katılırken, tutuklu millet vekili Enis Berberoğlu SEGBİS’le duruşmaya bağlandı. Mahkeme heyeti, MİT TIR’ları görüntülerinin 2017 yılında sosyal medyada yayımlanmasına ilişkin, Dündar hakkında, “Devletin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla temin etme ve açıklama” suçundan bir dava daha açıldığını, açılan bu dava dosyasının da mahkemenin 3. heyeti tarafından kabul edilerek, bu dosyayla birleş tirdiğini açıkladı. Mahkeme heyeti, dosyaların birleştirilmesinde herhangi bir yarar bulunmadığını belirtilerek ayırma kararı verdi. Gül ve Dündar’ın avukatları ise MİT TIR’larına ilişkin Yargıtay’da görülen dava ile Gül ve Dündar hakkında daha önce verilen kararın sonuçlarının beklenmesini talep ettiler. Heyet, yargılama uzayacağı gerekçesiyle talebi reddetti. l İSTANBUL / Cumhuriyet Düşünceye ağır darbe Basın Konseyi, Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 6 kişinin ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmeleriyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının, ifade ve düşünce özgürlüğüne vurulmuş bir darbe olduğu” belirtilerek, “Alman mevkidaşı Merkel’in gazeteci Deniz Yücel’in salınmasını istediğinde, ‘Her duruşma umuttur’ diyerek, umut veren Başbakan Yıldırım’ın, aynı düşünceleri diğer tutuklu Türk gazeteciler için de hissetmesini bekliyorduk. Uluslararası hukuk standartları göz ardı edilerek verildiğine inandığımız bu kararların İstinaf mahkemesi ile Yargıtay’dan döneceğine inanıyoruz” denildi. Hukuki değil siyasi bir linç DİSK Basınİş’den yapılan açıklamada, “Başbakan Yıldırım’ın Almanya’da verdiği sözlerin hemen ardından Deniz Yücel’in serbest bırakılması onun bir rehine olduğunun ve adalet sisteminin ne halde olduğunun açık göstergesidir. Geçmişte iktidarın siyasi operasyonları kapsamında aralarında gazetecilerin de olduğu muhalif kesimlere dönük saldırılarının parçası olan, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak’a o dönemde basın ve ifade özgürlüğünün kıymetini hep anımsattık, hatta gazeteciliklerini sorguladık. Ama bizler fikir özgürlüğünü, demokrasiyi sadece kendimiz için değil tüm insanlık için savunuruz. Ömür boyu hapis cezası hukuki bir karar değil, siyasi bir linçtir” denildi. BM VE AGİT: KABUL EDİLEMEZ BM İnsan Hakları Ofisi ve AGİT’ten altı gazeteciye verilen ömür boyu hapis cezasından vazgeçilmesi çağrısı yükseldi. Reuters’ın aktardığı David Kaye ve Harlem Desir imzalı metinde, “Bu ağır cezalar kabul edilemez. Bu Türkiye’de ifade özgürlüğüne ve medyaya yönelik görülmemiş bir saldırı” denildi. l Dış Haberler C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog