Bugünden 1930'a 5,419,547 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Çarşamba 31 Ekim 2018 ekonomi@cumhuriyet.com.tr TASARIM: SERPİL ÜNAY Hazine değil ama12ygıülyvboeolncyucuenscia devletin garantisi var Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni havalimanı için “Hazine garantisi yok” dedi ancak DHMİ’nin 6.3 milyar Avro’luk gelir garantisi Hazine garantisi ile aynı kapıya çıkıyor Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yeni havalimanı sı Ferhat Emil, DHMİ’nin yüzde yüz kamu sermayeli bir kuruluş olduğunu nın açılışında “Bu proje hatırlatarak, burada bir de herhangi bir hazine sermaye açığı olduğunda garantisi yoktur. Sembolik bir rakamı ifade eden, EMRE DEVECİ bunu Hazine’nin kapattığını hatırlattı. Emil ay 12 yıla mahsus 342 mil rıca, projenin ilerleyen yon Avro dış hat yolcu geliri ga aşamalarında doğrudan Hazi ranti edilmiştir” dedi. Ancak ne borç üstlenim garantisinin projede Devlet Hava Meydanları de gündeme gelebileceğini, di İşletmesi’nin (DHMİ) yolcu ge ğer kamu özel işbirliği proje lir garantisi var ve bu rakam sa lerinde bunun örneklerinin ol dece ilk yıl için 316 milyon Av duğunu hatırlattı. ro olurken 12 yıl için toplam 6.3 Hazine Müsteşarlığı’nda milyar Avro’ya ulaşıyor. geçmişte Kamu Finansma Garanti bedeli hesaplamasın nı Genel Müdürü olarak gö da dış hat giden yolcu için 20 rev yapmış olan ve şu an Dün Avro, dış hattan gelip dış hata ya Bankası’nda Kamu Borç ve giden transit yolcu için 5 Avro Risk Yönetimi Danışmanlığı ve iç hattan gelip dış hata giden yöneticisi olarak görev yapan transit yolcu için 3 Avro servisi M. Coşkun Cangöz de “Hazi ücreti baz alınacak. Kapatılacak ne garantisi yok ama devlet ga olan Atatürk Havalimanı’nda rantisi var. Kamu kuruluşları dış hat giden yolcu bedeli 20 nın verdiği garantiler sadece Avro değil 15 dolardı. Dış hat Hazine’nin garanti portföyünde tan gelip iç hata giden transit görünmüyor. Sonuçta ikisi ay yolcu için ise 2.5 Avro idi. nı kapıya çıkıyor” değerlendir Aynı kapıya çıkıyor mesinde bulundu. Öte yandan, İGA Havalima Cumhurbaşkanı “Bu projede nı İşletmesi AŞ ile geçen yıl Hazine garantisi yok” dese de Kargo Şehri ve Yer Hizmetle eski Hazine bürokratları, DHMİ ri Kampusu için alan tahsis garantisi ile Hazine garantisinin sözleşmesi imzalayan 6 şirket aynı kapıya çıktığı görüşünde. arasında yer alan Bilin Lojis Eski Hazine Müsteşar Yardımcı tik de konkordato istedi. İLK UÇİUstaŞnbBulUGÜN Havalimanı’nda ilk sefer bugün 11.00’da Ankara’ya yapılacak. İnşaatı bitmeden açılan havalimanı ISL koduyla THY’nin internet sitesindeki uçuş noktaları arasına eklendi ancak günlük 5 kalkış ve 5 inişin olacağı havalimanından, sadece Ankara, İzmir, Antalya, Kuzey Kıbrıs ve Azerbaycan’a karşılıklı birer uçuş gerçekleştirilecek. l İSTANBUL 6 projeye 14 milyarlık garanti TÜSİAD Merkezi Yönetim Bütçesi Takip Raporu verilerine göre, 20122018 yılları arasında Hazine, kamu özel işbirliği projelerinden kaynaklanan toplam 14.1 milyar dolarlık kredi için borç üst lenim anlaşması yaptı. Bu projeler Avrasya Tüneli, Kuzey Marmara Otoyolu, GebzeOrhangaziİzmir Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu’nun iki farklı kesimi ve ÇanakkaleMalkara Otoyolu olmak üze re 6 projeden oluşuyor. Söz konusu raporda, ekonomik durumda belirgin bir düzelme olmaması halinde borç üstlenim riskinin maliyetlerinin TL cinsinden artabileceği uyarısı da yer almıştı. Whirlpool Türkiye’den çıkıyor Türkiye beyaz eşya pazarında yaşanan daralmanın 2019’da artarak devam etmesi beklenirken ABD’li beyaz eşya üreticisi Whirlpool Corporation WHR.N, Türkiye pazarındaki satışlarını sonlandırma kararı aldı. Şirket, Manisa’daki tesisinde ise ihracat odaklı olarak üretime devam edecek. Whirlpool Corporation, Türkiye’de Hotpoint ve Indesit markaları ile faaliyet gösteriyor. Whirlpool Corporation’dan Reuters’a yapılan açıklamada, şirketin “mevcut ticari faaliyeti üzerine yeniden odaklanmak ve doğru ölçekte tekrar konumlandırmak üzere” Türkiye yerel satış operasyonundan çıkma kararı aldığı belirtildi. Açıklamada, henüz bu konuda kesin bir takvimin belirlenmediği belirtilirken; şirketin Manisa’daki üretim faaliyetlerinin ise süreceği ifade edildi. Açıklamada, “Süreç tamamlanana kadar, Whirlpool olarak iş akışını mevcut haliyle sürdürülmesi ve geçiş döneminde sürekliliği sağlayacağımız konusunda güvence veriyoruz” denildi. Whirlpool Corporation’un Manisa’da soğutucu ve çamaşır makinesi üretim tesisi bulunuyor. Şirketin Türkiye’de kendisine ait 3 mağaza, 83 yetkili bayi/mağazası ve yetkili bayi olmayan mağazaların içinde yer alan 398 satış noktası bulunuyor. Türkiye, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’yı kapsayan 30’dan fazla ülkenin yer aldığı Whirlpool EMEA içinde yer alıyor. l Ekonomi Servisi Batıkta hızlı artış Yıl başında 64 milyar seviyesinde olan takipteki kredi miktarı, eylülde hızlı bir artışla 86 milyar lirayı aştı. Takipteki kredi oranı yüzde 3.22 oldu Faiz gelir ve giderleri katlandı Kredi faiz oranlarındaki artışla birlikte bankaların faiz gelir ve giderlerinde sert artış oldu. Bankaların faiz gelirleri, 2018’in ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 43 artarak 255.5 milyar liraya ulaştı. Aynı dönemde bankaların faiz giderleri de yüzde 55 artarak 148 milyara ulaşırken mevduata ödenen faizler yüzde 48 artarak 98.6 milyar liraya ulaştı. Bankalar aynı dönemde, TL’nin değerindeki dalgalanmadan dolayı yabancı para cinsinden işlemlerde 18.8 milyar liralık zarar kaydetti. Ekonomi hızla yavaşlarken batık krediler de artıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) eylül verilerine göre, takipteki kredi miktarı eylül sonu itibarıyla 86.1 milyar liraya yükseldi. Bu rakam ağustosta 79.4, ocakta 64 milyar seviyesindeydi. Takipteki kredilerde bir aylık artış yüzde 8.4, 8 aylık artış yüzde 34.5 oldu. Takipteki kredilerin toplam krediler içindeki oranı eylülde ciddi bir artış göstererek yüzde 3.22’ye yükseldi. Oran ağustosta yüzde 2.85 seviyesindeydi. 4 trilyonluk büyüklük Eylülde bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 4 trilyon 210 milyar 793 milyon lira düzeyinde gerçekleşti. Sektörün aktif toplamı 2017 sonuna göre 952 milyar 951 milyon lira arttı. En büyük aktif kalemi olan krediler 2 trilyon 587 milyar 666 milyon lira, en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat 2 trilyon 136 milyar 570 milyon lira oldu. Kredilerin mevduata oranı yüzde 125.4 ile yüksek seviyesini korudu. 2017 sonuna göre öz kaynak toplamı yüzde 13.9 artarak 408 milyar 943 milyon lirayı buldu. Eylül 2018 döneminde sektörün dönem net kârı 42 milyar 175 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı yüzde 18.1 seviyesinde gerçekleşti. l Ekonomi Servisi Risk maliyeti ikiye katlandı Garanti Bankası’nın ana hissedarı İspanyol BBVA Türkiye’de risk maliyetinin üçüncü çeyrekte neredeyse ikiye katlandığını, risk maliyetinin Türkiye ekonomisindeki bozulmaya bağlı olarak artmaya devam edeceğini duyurdu. BBVA, yılsonunda Türkiye’de TL cinsi kredilerde de tek haneli büyüme bekliyor. Öte yandan BBVA gelecek yıl Türkiye’ye sa bit sermaye yatırımlarında yüzde 6.6’lık sert daralma bekliyor. BBVA’nın Türkiye ekonomisinin son çeyrek görünümüne dair raporunda, işsizliğin yıl sonunda yüzde 13.5’e çıkması öngörüldü. Bankanın 2018 sonu Dolar/TL tahmini 6.20, 2019 yıl sonu tahmini ise 6.40 oldu. Banka, enflasyonda da 2018 sonu için yüzde 23.5 tahmininde bulundu. l Ekonomi Servisi Yapı Kredi’den 1.1 milyar kredi Yapı Kredi, yılın ikinci yarısında sendikasyon kredisini yeniledi. Kredi, 275 milyon dolar ve 691 milyon Avro olmak üzere iki ayrı döviz cinsinden temin edildi. Banka, böylelikle 13 ülkeden 27 kurumun katılımıyla 1.1 milyar dolar tutarında sendikasyon kredisi sağlamış oldu. Dış ticaretin finansmanında kullanılacak olan ve iki ayrı dilimde sağlanan sendikasyon kredisinin va desi 367 gün oldu. Kredinin mali Gökhan Erün yetiyse libor + yüzde 2.75 ve euribor + yüzde 2.65 olarak gerçekleşti. Ya pı Kredi, 2018’de sağladı ğı toplam 2.6 milyar dolar sendikasyon kredisi ile fir maların destekçisi olmaya devam edecek. Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Gök han Erün, “Ülkemiz eko nomisine destek olmak en önemli hedefimiz” dedi. l Ekonomi Servisi TOBB cesur adım istiyor Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, artık ileri malzeme, yapay zekâ ve siber güvenlik gibi alanlarda özgün teknolojiler geliştirmeye odaklanılması gerektiğini söyledi. TOBB Savunma Sanayi Meclisi Toplantısı’nda konuşan Hisarcıklıoğlu, “Her ne üretiyorsak teknolojiyi entegre etmek zorundayız. Hep birlikte hareket etmeliyiz, kamu bize güvenme li, destek olmalı. Sektörün Rifat Hisarcıklıoğlu büyük oyuncuları ve onla rın etrafında konumlanan KOBİ’lerle hareket etme li. Piyasada bir yavaşlama var, para dönmüyor. Bu sı kıntıyı aşmak için cesur ve kararlı adımlar bekliyoruz. Ticarette, ihracatta, istih damda yüksek pay sahibi sektörlere bu dönem için destek vermenin faydalı olacağına inanıyoruz” de di. l Ekonomi Servisi ekonomi 11 Sürekli durgunluk Sürekli durgunluk (secular stagnation) küresel ekonominin içinde bulunduğu süregelen yavaşlama trendini betimlemek için kullanılıyor. Sürekli olarak kendini yenileyen durgunluk, çevresini saran koşullar biçim değiştirmesine karşın, üretkenlik, ücretler ve sabit sermaye yatırımlarının seyri gibi ana göstergeler bakımından konjonktürel bir olgu olmaktan ziyade, kalıcı bir görünüm sergilemekte. Küresel kriz, kısa süre içerisinde yoğun iflasların, şiddetli bir daralmanın ve yüksek işsizliğin oluşması yerine, etkileri uzun süreye yayılmış, ısrarlı bir durgunluk olarak kendini göstermekte; ve bu yönüyle de spektaküler bir çöküşün ardından görece hızlı toparlanma ile betimlenen geleneksel kriz biçimlerinden farklılaşmakta. Kriz, zaman içerisinde ve bölgeden bölgeye farklı biçimlerde (Avrupa’da kamu borcu; gelişmekte olan ülkelerde özel sektör borçlanması ve gerileyen tasarruflar; ABD’de miktar kolaylaştırması diye anılan parasal genişlemenin ardından para ve mali piyasalarda balonlaşma ve dengesizlik, vb...) tezahür etmekte; ancak süreci koşullandıran ana olgular sürekli olarak kendini yenileyerek karşımızda durmakta: üretkenliğin ve potansiyel büyüme hızının gerilemesi; ve dolayısıyla, kronikleşen yapısal işsizlik, ücretlerin durgunlaşması; gelir dağılımının şiddetli bir biçimde bozulması... Bu süreçte, örneğin Avrupa’da potansiyel gayri safi gelirin 2007 öncesinin çok altında kalmış durumda olduğu görülmekte. Küresel kapitalizmin hegemonik lideri ABD’de ise işsizlik oranı yüzde 4’ün altında seyrediyor olmasına karşın, söz konusu istihdam kazançlarının düzenli işler yerine, yarı zamanlı ve geçici, enformal istihdam biçimlerinde yoğunlaştığı ve ücret kayıplarının reel olarak sürmekte olduğu anlaşılmakta. Potansiyel büyüme kapasitesinin geliştirilmesi kuşkusuz sabit sermaye yatırımlarının büyümesi ile olası.  Oysa sabit sermaye yatırım harcamalarında küresel boyutta gözlemlediğimiz durgunluk ve göreceli olarak gerileme süreci, sürekli durgunluk olgusunun da ana açıklayıcısı olarak görülüyor. Aşağıdaki özet tablo, sabit sermaye yatırımları ve büyüme ilişkisini ABD örneğinden yola çıkarak bir çırpıda belgeliyor:  HHH  Sürekli durgunluk kavramı 2008 krizi bağlamında ilk kez Lawrence Summers tarafından 2014’te toplanan Amerikan İktisatçılar Birliği kongresinde dile getirilmiş idi. (Kavramın orijinal kullanımı 1938’de büyük buhran dönemini açıklamaya çalışan Keynesgil iktisatçı Alvin Hansen’e ait). Summers sorunu talep eksikliğine ve tasarrufların fazlalığına bağlamaktaydı. Oysa söz konusu dönemde sadece ABD, ya da Avrupa’da değil, neredeyse tüm küresel ekonomide tasarruf eğilimlerinin de gerilemiş olması, sorunu sadece basit bir talep eksikliği meselesine indirgeyemeyeceğimizi dile getiriyor.  Biraz geniş bir tarihsel perspektifle bakarsak, sürekli durgunluğun özünde uluslararası yeni işbölümünün niteliklerinde ve neoliberal düşüngünün hegemonik dayatmalarında yattığını gözleyebiliriz. Şöyle ki, 2000’li yılları biçimlendiren uluslararası işbölümü küresel meta zincirlerinde gerek üretim süreçlerini, gerekse istihdamı parçalamış; işgücü piyasalarını heterojenleştirmişti. Bu doğrultuda ABD dünyanın merkez bankası gibi çalışarak mali piyasalarda dolar sunuyor ve “finansal ürünler” pazarlıyordu. Bunun karşılığında, reel malların üretimi ise giderek dünyanın atölyeleri olarak faaliyet gösteren uzak ve doğu Asya ülkelerine kaydırılmıştı. ABD söz konusu ülkelerin ucuz işgücüne bağlı mallarını ithal ederken verdiği dış açığı da (cari işlemler açığı) ihraç ettiği finansal ürünler aracılığıyla finanse etmekteydi.  Neoliberal düşüngünün “başka alternatif yok” koşullandırmalarıyla sürdürülen söz konusu Vaşington Mutabakatı, finansal sermayenin ve ulusötesi şirketlerin hiperakışkanlığına, ve devlet aygıtının piyasalardaki düzenleyici konumunu tasfiye etmek üzere yeniden biçimlendirilmesine dayanmaktaydı. “Küreselleşme” diye sunulan bu dönüşüm, özü itibarıyla, sermayenin kârlılığını engelleyecek her türlü düzenlemenin kaldırılarak, piyasaların kuralsızlaştırılmasını sağlamayı amaçlamaktaydı. Emek örgütleri ise “yönetişimci” devletin uygulayacağı açıkça faşizme dayalı şiddeti aracılığıyla güçsüzleştirilecek; emeğin sosyal kazanımları tasfiye edilecekti. Sermaye ve kârlılığının önünde duran her türlü düzenleme “akıldışı” ve “çağdışı” idi... Böylelikle, finansal varlıkların spekülatif balonlarına dayalı büyüme, üretkenlik ve istihdam ile ücretlerin geliştirilmesine dayalı büyümenin yerini aldı. Ancak, sermayenin başat olduğu bu dönüşüm, ABD ve diğer metropoller açısından üç önemli “sızıntı” anlamına geliyordu: şirketlerküreselleşmesinin çıkarları doğrultusunda kaybolan istihdam ve kronik işsizlik; talep harcamalarının ulusal piyasalar yerine ithalat biçiminde kaybı; ve sabit sermaye yatırım harcamalarının gerilemesi. Dolayısıyla, tarihsel olgular açısından değerlendirildiğinde, sürekli durgunluğun tasarruf fazlalığından kaynaklanan talep eksikliğine dayalı teknik bir meseleye indirgenemeyeceği açıktır. Sorunun temelinde neoliberal koşullandırmalara dayalı yeni (yönetişimci) devletin faşizme açık otoriter baskı rejimleri ve beslediği şirketler ve finansal küreselleşmesinin yarattığı siyasi / sosyal ve ekonomik çarpıklıklar yatmaktadır. Bu değerlendirmeler bir yandan da bize “Fed önümüzdeki sene kaç kez faiz artırımına gidecek” veya “Döviz kurunda yıl sonu tahmininiz nedir” gibi sorulara dayalı analizlerin, küresel ekonomideki gelişimleri izlemekten ne kadar uzak kaldığının da altını çiziyor. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog