Bugünden 1930'a 5,409,364 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Salı 30 Ekim 2018 EDİTÖR: ELİF TOKBAY ‘Hain kontenjanımız’ neden yüksek! A ttilâ İlhan ve Kamran İnan’la sohbetlerimizde sıkça duyduğum şuydu: “Bizim daima bir hain kontenjanımız olmuştur.” Neden var ve neden bu kadar yüksek, aynen FETÖ’de gördüğümüz ve yaşadığımız gibi: “Batılılık” ve “Batıcılık” arasındaki gelgitler. Batı’nın matbaadan aydınlanmaya yüzlerce yıl önce aştığı “karanlık duvarları” bu coğrafyanın hâlâ bugün bile yaşamakta oluşu. Küresel emperyalizmin bu nedenle “yerli ortak” bulma olanaklarını, dincilik (ve Müslümanlık) üzerinden yeşil kuşak aracılığı ile bugün de sürdürmesi. Ve Türkiye’ye özel olarak: kurtuluş, kuruluş ve Atatürk devrimlerine karşı Ali Kemal’ler ve Damat Ferit’ler zihniyetini ve Arapçılığı, halen zorla yaşatma çabaları, Attilâ İlhan ve Kamran İnan’ın parmak bastıkları kontenjanın yükselmesinin nedenleridir. FETÖ olayında ne gördük: dünya tarihinde hiçbir devletin yaşamadığı ölçüde bu kontenjan yükselebilmiştir. Her şey Ata Demirer’in oynadığı Osmanlı Cumhuriyeti filmindeki gibi olmuyor. Son Kaşıkçı olayı bu işin aynası oldu: Arap dünyasının yerli ortakları emperyal güçler ile birlikte “petrol, silah ticareti ve cinayetler üzerinden her ihaneti ve kepazeliği” şeriatçı düzene saklanarak yapabiliyorlar. Dincilik, petrol, para ve silahlar emperyalizm ile öyle bir ortaklık kurmuşlar ki “kazan kazan” formülü, milyonlarca sivili iç savaşlarla yok edebiliyor, demokratikleşme girişimlerinin yolunu, şeriatçılıkla kapatıyor. Bu coğrafyada “dincilik”, en büyük felaketlerin kaldıracı olmuş ve halen de olmakta. Bizi de bu felaketler zincirinin içine çekmek isteyen odaklar Attilâ İlhan ve Kamran İnan’ın andıkları büyük ihanet havuzunu besliyorlar. 29 Ekim’i kutladığımız şu günlerde hain kontenjanını yazmak ne acı. Ben de ‘fiilen’ karşılaştım Almanya’da 1980’lerin başında bir seminerde Avrupa’nın Türkiye politikasını eleştirdiğim zaman, Fethi Okyar’ın oğlu Prof. Osman Okyar, profesör dostların arasında biraz da alkolün etkisi ile “fiilen” bana “tepki” gösterebiliyordu, üstelik yakın dostumdu. Ulusal sinema kavgasını bile yapan eski dostum bir entelektüel aydın, aynı şekilde: “Gülen gibi uşak bir imamı nasıl savunabiliyorsun” dediğimde, benzer “fiili” tepkiyi, bugün de yaşayan şahitlerin önünde gösterebilmişti. Hepimiz şaşırmıştık! 7 Mart 2002’de Harp Akademileri’nde ulusal ve uluslararası medyaya açık bir seminerde benim, “Batı, Kürdistan’ı kurmak istiyor, Türkiye’yi de AB’ye hiçbir zaman almayacaklar” iddiamı MGK Genel sekreteri Tuncer Kılınç’ın desteklemesi üzerine ne olmuştu: Türkiye’deki “Batıcı ve liberal” kafada olan aydınlarımızın çoğu bana yayın yoluyla saldırmışlardı. İçlerinde demokrat görünen profesörler, gazeteciler, askerler ve iş insanları da vardı. Farkında olmadan, FETÖ’nün yolunu açtıklarını ya görmüyorlar ya da görmek istemiyorlardı.(*) Türkiye’de ulusallık ve Atatürkçülük ile siyasal İslam ve “Batıcılar” arasında en baştan beri yaşanmakta olan kavga ve çatışma, “FETÖ’yü doğuran ve hain kontenjanını arttıran en önemli nedendir”. Zekeriya Öz’e önce kahraman sonra hain diyenler de, Kaşıkçı’yı göz göre göre boğduran öğeler de bu odakların ürettiği zihniyettir. Aynı zihniyet demokrasi düşmanıdır, kadın düşmanıdır, kısacası insanlığın düşmanıdır. Futbolcuyu ve şarkıcıyı bile kendi kapanı içine sokarak gergedanlaştırırlar. Atatürkçülükten, aydınlığı ve çağdaş uygarlığı getirdiği için hiç hoşlanmazlar. FETÖ bu zihniyetin ürünüdür. (*) ‘Hayatım Avrupa’nın üçüncü cildinde (Cumhuriyet Kitapları) ve ‘Yolumun Kesiştiği Ünlüler’de (Kırmızı Kedi) bütün bunları yazdım. HHH 3 Kasım 2018’de saat 16.00’da, Kadıköy’deki Tarihçi Kitabevi’ndeki sohbette buluşmak üzere... 30 EKİM 2018 SAYI: 33991 İmtiyaz Sahibi: CUMHURİYET VAKFI adına ALEV COŞKUN Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya Yazıişleri Müdürleri Serkan Ozan / Olcay Büyüktaş Akça Sorumlu Müdür Ozan Alper Yurtoğlu Görsel Yönetmen Hakan Akarsu Reklam Direktörü Deniz Tufan Rezervasyon ve Planlama Koordinatörü Bülent Gürel l Haber Merkezi: Murat Hantaş l Dış Haberler: Mine Esen l Ekonomi: Şehriban Kıraç l Spor: Arif Kızılyalın l Gece: Ayça Bilgin Demir l Fotoğraf: Uğur Demir l Kültür Sanat: Emrah Kolukısa l Düzeltme: Mustafa Çolak Ankara Temsilcisi: Sertaç Eş Güvenevler Mah. Güneş Cad. No: 8/1 Çankaya 06690 Ankara Tel: (0312) 442 30 50 İzmir Reklam Tel: (0232) 441 12 20 0530 430 74 17 Yayın Kurulu: Alev Coşkun (Başkan), Ali Sirmen (Bşk. Yrd.), Aykut Küçükkaya, Emre Kongar, Şükran Soner, Kemal Işık Kansu, Orhan Bursalı, Mine Kırıkkanat, Miyase İlknur. l Okur Temsilcisi: Cengiz Yıldırım cengiz.yildirim@cumhuriyet.com.tr l Muhasebe Müdürü: Günseli Özaltay l Satış Dağıtım Müdürü: Tunca Çinkaya Yayımlayan ve Yönetim Yeri: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ. Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No: 2 34381 Şişli/İstanbul Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 343 72 64 eposta: posta@cumhuriyet.com.tr Reklam Yönetimi: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ. Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No: 2 34381 Şişli/İstanbul Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 251 98 68 eposta: reklam@cumhuriyet.com.tr Yaygın süreli yayın Baskı: DPC Baskı Tesisleri Hoşdere Yolu 34850 Esenyurt/İstanbul Dağıtım: Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş. Cumhuriyet’te yer alan haber, yazı ve fotoğrafların yeniden yayım hakkı saklı tutulmuştur. İzin alınmadan ve kaynak göstermeksizin yayımlamak Basın Kanunu gereğince hukuki ve cezai yaptırıma tabidir. İstanbul Ankara İzmir İmsak 05:59 05:44 06:06 NAMAZ VAKİTLERİ Güneş Öğle İkindi 07:25 12:54 15:43 07:08 12:38 15:29 07:28 13:01 15:55 Akşam 18:11 17:57 18:22 Yatsı 19:31 19:16 19:39 haber 13 Çarşamba günü Cumhuriyet’te Öznur Oğraş Çolak’ın “Arkeolojide ödenek eriyor” başlıklı haberi, Kültür Bakanlığı’nın Türkiye’deki kazılara 2018’de “30.5 milyon lira” harcadığını duyurdu… Perşembe günü de benim “İznik tabak rekor kırdı” başlıklı haberimde, tabağın Londra Sotheby’s müzayedesinde “35.3 ÖzAgecanr milyon liraya” alıcı bulduğu bildiriliyordu! Bu haberimizi, Kavşak ertesi günün Hürriyet gaze tesi, yalnız 1. sayfaya değil, “sürmanşete (başlık üstüne)” alıntıladı… Düşünebiliyor musunuz? Dünyada, Türkiye köken Kültürel Miras’a Bakış! li 1480 tarihli bir tabağa 35.3 İZNİK TABAK milyon lira ödeniyor, Kültür bakanlığı ise Türkiye’deki 530 arke lerden her yıl 5 bine yakın arkeolog ve sanat tarihçisi mezun oluyor, bakanlık 50 kişi bile almıyor. olojik kazı ve araştırmaya yalnızca Ama bu yıl Diyanet Başkanlığı’na 9 bin 500 perso 30.5 milyon lira ödenek ayırabiliyor! nel alınacağı duyuruldu! Türkiye’de yabancıların yaptığı 32 kazıdan biri Doğru dürüst ödenekler verilmiyor. Bu koşul olan Hattuşaş Boğazköy kazısına Almanların yıl lar altındaki müzeciler, Türkiye’nin tarihsel, kültü da 1 milyon lira harcadıklarını anımsamakta yarar rel ve dinsel mirasını nasıl koruyacaklarının, nasıl var! Gariptir, Çorum İl Meclisi’nin AKP’li üyeleri, sergileyeceklerinin, nasıl yayın yapacaklarının, zi Boğazköy’ü Almanların yerine Kültür Bakanlığı’nın yaretçileri nasıl aydınlatacaklarının şaşkınlığı için kazmasını önerdiler! dedirler… Çolak, haberinde 2013’te bu ödeneğin 43 mil HHH yon lira olduğunu, 2017’de 37.8 milyona, bu yıl ise Zaman zaman basınımızda arkeolojik ya da es 30.5 milyon liraya gerilediğini de vurguladı!         ki eser kaçakçılığı hakkında haberler çıkıyor. Yak HHH laşık 10 gün önce İstanbul Emniyeti, son yılların en Bir başka çelişkili durum ise müzecilerin, kent büyük kaçakçılık olayını durdurmayı başardı. lerinde “arkeolojik kurtarma kazıla Bu olay, gazetelere bölük pörçük rı” yapmalarıdır… Örneğin İstan ve önemli hatalarla yansıdı. Üzeri re bul Arkeoloji Müzeleri görevlileri, simli seramik şarap karıştırma kapla kentin çeşitli yerlerinde 5 kazı ya rı “kantaroslardan” tutun da en eski pıyor. Bu kazıları yapan müzeciler elektron sikkelere ve heykel başları den doğru dürüst müzecilik görevi na kadar çeşitli tarihsel miras ele ge yapmaları beklenebilir mi? çirildi. Müzeci, müzeden çıkmama Ne var ki haberlerde, sikkelerin “İÖ lı! Müzesinde depolarda bakım 2600’lü yıllardan” olduğu yazıldı. Oy sız, korumasız, onarılması gere NEFERTİTİ MÜHRÜ sa Lidyalılar sikkeyi “İÖ 2600’lerde” ken buluntulara yoğunlaşmalıdır. değil, “günümüzden 2600 yıl önce” icat et Türkiye’de müze depolarına girdiğinizde, “keşke mişlerdi! bu tarihsel miras toprak altında kalsaydı” gibiler HHH den garip bir duyguya kapılıyorsunuz! Çarşamba günü de Bulgaristan çıkışlı bir haber Müzelerimize personel alınmıyor… Üniversite basınımıza yansıdı. Resimli haber şöyle duyuruldu: “Bu gemi enkazı tam 2 bin 400 yıllık Dünyanın en eski batığı Karadeniz’de bulundu!” Vahim bir hata! Dünyada en eski batık, 1982’de Antalya’nın Kaş ilçesine 8 km açıkta Uluburun’da Özgenbulunmamış mıydı? Tunç çağına ait, yaklaşık 3300 yıl önce batan bu gemi, Bodrum Denizaltı Arkeoloji Müzesi’nin özel salonunda sergilenmiyor mu? “Dünyanın en eski deniz ticaret gemisi batığı” olduğu kabul edilen 15 metre uzunluğundaki bu tekne, yaklaşık 50 m derinlikte bulunmuştu. ABD Sualtı Arkeoloji Enstitüsü’nün kurucusu George F. Bass ve Cemal Pulak, 1984’te başla yan Uluburun batığı çalışmalarını 1994’te tamam ladılar. Mısır’dan yola çıkıp Kıbrıs’tan geçtikten son ra, Kaş’ta fırtı naya tutulan ba tıktaki çok de ğişik buluntular, dönemin tarihi ne önemli ölçü de ışık tutuyor. Mısır kraliçesi BASS, BODRUM SERGİSİNDE Nefertiti’nin “altın yüzüğünden”, Kıbrıs, Anadolu, Yunan ve hatta Romanya bağlantılı ele geçen bu luntular Bodrum’da sergileniyor! HHH Birkaç yıl önce bir gazetemizde Balıkesir çı kışlı yayımlanan haberi asla unutamam! Haberde “Jandarmanın kaçakçılardan İÖ 8. yy’dan Bizans sikkeleri ele geçirdiği” bildiriliyordu. Birincisi, o tarihte daha sikke icat edilmemişti! İkincisi o tarihte Bizans ne gezer! Herhalde şu ya da bu biçimde basına verilen haber bültenleri gazete yönetimlerinde doğru dü rüst incelenmeden, yalan yanlış okura iletiliyor! HHH Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türki ye Cumhuriyeti’nin 95. yıldönümü kutlu olsun… Kutlama, her nedense Türkiye Cumhuriyeti baş kenti Ankara’dan alınarak Osmanlı’nın başken ti İstanbul’a taşındı. Korkum, yakın gelecek te 10 Kasım’da Atatürk’ün yerine, 10 Şubat’ta Abdülhamit’in “resmen” anılacak olmasıdır! Tırnaklardaki gerçek 23 yaşındaki Şule Çet’in ellerindeki doku örnekle rinden birinin Berk Akand’a ait olduğu kesinleşti Ankara’da lüks bir plazanın 20. katından şüphe li bir şekilde düşe rek hayatını kaybe den Şule Çet’in (23) ölümüne ilişkin Ad li Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi’nin Berk Akand Çağatay Aksu Şule hazırladığı raporda, Çet Çet’in el tırnaklarından alınan iki do cinsel saldırıdan tutuklanmışlardı ku örneğinin olay sırasında Çet’in yanında olan patronu Çağatay Aksu’nun arkadaşı, şüpheli Berk Akand’a ait olduğu tespit edil Şule Çet, 29 Mayıs 2018 tarihinde saat 05.00 sıralarında Çankaya’da bulunan Yelken Plaza adlı rezidansın 20. katından şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybetti. Aynı dai tına alındı. İki kez nöbetçi mahkemeye çıkarılan şüpheliler, her ikisinde de hâkim tarafından adli kontrolle serbest bırakıldı. Ancak bu süreçte Ankara Adli Tıp Kurumu’nun hazırla tekrar gözaltı kararı çıkarılan Çağatay Aksu ve Berk Akand Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafında cinayet şüphesiyle değil, “Cinsel amaçlı cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürri di. Diğer tırnaklar rede bulunan Çet’in pat dığı otopsi raporunda Şu yetinden yoksun kılma, ni da bulunan erkek ronu Çağatay Aksu ve ar le Çet’in saldırıya uğradı telikli cinsel saldırı” suçla dokusunun ise ki kadaşı Berk Akand, gözal ğı ortaya çıktı. Haklarında rından tutuklandılar. me ait olduğu bulu namadı. Rapor Gazi Üniversitesi öğren cisi Şule Çet’in ölü münde iki kişinin rolü olduğu iddiası nı güçlendirdi. Çağatay SEYHAN AVŞAR Aksu’nun kolun daki tırnak izlerinin ilk mua yenede rapora yazılmadığı ve şüpheliler tarafından odada ki içki şişelerinin de ortadan kaldırıldığı daha önce açığa çıkmıştı. Şüpheli Berk Akand olay sırasında odada bulun madığını ileri sürmüştü. Birden fazla doku Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi’nin hazırladığı raporda yeni bilgilere ulaşıldı. Raporda Çet’in YSTR DNA (cinsel saldırı olaylarında eser miktardaki erkekdişi hücre karışımı örneklerinde erkek bileşene ait DNA tiplemesi) sonuçlarının mukayese edilemez nitelikte olduğu kaydedildi. Çet’in iki tırnağında yapılan incelemede ise tespit edilen majör allellerinin (belirli bir özelliği belirleyen bir genin değişik hallerinden her biri) ise şüpheli Berk Akand’a ait olduğu ortaya çıktı. Raporda, Çet’in diğer diğer tırnaklarda bulunan erkek dokusunun kime ait olduğu tespit edilemediği kaydedildi. İncelenen örneklerde şüpheli Aksu’ya ait DNA profilinin tespit edilemediği belirtildi. Ancak raporda yer alan “mukayese edilemeyecek nitelikte tükürük ve dokularda birden fazla erkeğe ait YSTR DNA’sının olması” ibaresi dikkat çekti. l İSTANBUL sorOulşatyıurnmaradıbnaşdlaantılçdıo.k yönlü 5. kattan ‘DÜŞTÜ’ Sultan Eroğlu Sultan öldü sevgilisi gözaltında Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde Ş.B. (39) ile dini nikahlı olarak birlikte yaşayan Sultan Eroğlu (37), oturdukları apartmanın 13 metre yüksekliğindeki 5’nci kat penceresinden düşerek hayatını kaybetti. Ölümü şüpheli bulan polis, geniş kapsamlı soruşturma başlatarak Ş.B.’yi gözaltına aldı. Cumhuriyet savcısı ile Malkara İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, çok yönlü soruşturma başlatarak daire içinde ve Eroğlu’nun düştüğü bölgede geniş kapsamlı incelemede bulundu. Polis, şüpheli ölümle ilgili cinayet ve intiharı da değerlendirerek, soruşturmasını sürdürüyor. l DHA İNTİHAR EMARESİ YOK Şule Çet’in telefonunundan ve bilgisayarından alınan imaj örneğinde yapılan incelemede şüpheli Çağatay Aksu’yu telefonuna “Çağatay bey” olarak kaydettiği tespit edildi. Raporda, ‘Çağatay bey’ tarafından toplam 7 adet gelen giden ve cevapsız çağrının olduğu belirtilirken Çet’in şüpheliler ile arasında herhangi bir SMS yazışmasının olmadığı kaydedildi. Çet’in telefonunda ve bilgisayarında intihar ve intiharı özendirici herhangi bir bilgiye ise rastlanmadığı kaydedildi. BULMACA SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 2 3 4 5 6 7 8 9 SOLDAN SAĞA: 1/ Savaşta düş 1 2 3 4 5 6 7 8 9 manın ani saldırılarını önlemek amacıyla ileri hatlara çıkarılan gözcü ve nöbetçilere 1 NEKTAR İ N 2 AĞ I LAZOT 3 L ERÇ İ AV İ 4 D L İ MU Z İ N 5 ÖZEN L L İ 6 KAN SUAL 7 ERT İ K CEM verilen ad. 8 N A S İ N A R A 2/ Açık 9 RUA EROS alanlardan ve kalabalık yerlerden korkma. 3/ Hafif ve yavaş ses le söylenen... Yol yapımında kullanılan yükleyici araç. 4/ Alçak enlemlerde esen düzenli rüzgâr... “O yer” anlamında kul lanılan sözcük. 5/ Bir soru sözü... Hatay ilinde bir ırmak. 6/ Yoksullara yiyecek dağıtan hayır kurumu... Baryum elementi nin simgesi. 7/ Çanakkale’nin bir ilçesi... Trabzon’un Maçka ilçesinde bir yayla. 8/ Söz ve davranışta herkesin beğendiği yol lar... “Âlem çiçek olsa ben olsam / Dost dilinden tatlı bal bulamadım” (Pir Sultan Abdal). 9/ Sözcükleri anlara yönünden ele alarak inceleyen dilbilim dalı. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Padişahların ve yüksek devlet gö revlilerin giydiği bir cins kürk. 2/ Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine geçir dikleri kalın çember bağ... Tavlada, karşı taraf hiç pul almadan kazanılan parti. 3/ Don Kişot’un atının adı. 4/ Güzel sanat... Altın... İlaç, deva. 5/ Müşterilerin ara balarını park etmekle görevli kişi... Bir meyve. 6/ Kimliği belirlenemeyen uzay cisimlerine verilen ad... Gelecek. 7/ Gü neyden esen yel... Sığ sularda ağır yükleri taşımakta kullanılan, altı düz tekne. 8/ Genellikle Uzakdoğu ülkelerinde B vitami ni eksikliğinden doğan bir hastalık. 9/ Ye rölçümünde uzaktan gözlenen geometrik biçimli tahta lata... Zayıf, kuru, sıska. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog