Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

Pazar 17 Eylül 2017 TASARIM: ŞÜKRAN İŞCAN ‘Erdoğan ve Yıldırım arasında çatlak var!’ CHP lideri Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın yakınlarının son dönemlerde çok fazla ihale almasından Erdoğan’ın rahatsız olduğunu söyledi Üretici sorunlarını dinlemek için gittiği Balıkesir yolunda sorularımızı yanıtlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. İşte o değerlendirmelerden satırbaşları: ‘Bütçeyi soyanlar’ Ekonomi yüzde 5’in üzerinde bü yümüş. Büyüme olsa bu mali af ilan edilmez. Büyüme var sa gelir dağılımı dü zelir. Gelir dağılımı düzeleceği yerde sü rekli üst gruplar bes Çiğdem Toker leniyor. Yani öyle on bin kişi falan da değil. Devleti, bütçe yi soyan insanlar iki elin parmakla rı kadar. Bütçeyi, ekonomi, yatırım politikalarını belirleyen bu 1015 ki şi. Bir yere köprü mü yapılacak, yol mu yapılacak. Onlar belirliyor. Ne reye demiryolu geçecek. Yine onlar. Çünkü onlar alacak ihaleyi. ‘Erdoğan’ın tekeli kırıldı’ Bu arada Binali Bey ile Erdoğan arasında ihale açısından sorun var. Bayburt İnşaat, Binali Bey’e yakın bir grup. Bir de Erdoğan’a yakın gruplar var. Erdoğan, “Bayburt Grup bu kadar büyük işleri kısa sürede nasıl aldı” diyor. Aralarındaki bu tartışma kamuoyuna somut olarak ne zaman yansıyacak ben de merak ediyorum. Eskiden sadece Erdoğan’a yakın olanlar besleniyordu. Binali Bey aktör olarak devreye girdikçe aralarında ciddi bir huzursuzluk var. Biz bu konuları gündeme getirince de AKP, “CHP yol yapıyoruz, tünel yapıyoruz karşı çıkıyor” diyor. Hayır karşı çıkmıyoruz. Biz bunları kaça yaptın diyoruz. Biz vatandaşın hakkını, hukukunu korumak istedikçe onlar örtmek istiyor. ‘İhale kriteri: Yandaşlık’ Hangi firmaya hangi işin verileceğinin önceden belli olması yasalara aykırı. Kimin alacağı zaten belli. Aralarında anlaşıyorlar. Rekabet filan da yok. Kimin alacağını Binali Bey’e, Erdoğan’a yakınlık belirliyor. Üçüncü kişi yok. Tam soygun düzeni. Yasadaki olağanüstü koşul kriteri yok. Normalde Sayıştay’ın bütün bunları eleştirmesi lazım. Bunları yapan bürokratların, bu işlere cesaret edememesi lazım. Hiçbir bürokrat, Bakan’dan onay almadan buna imza atmaz. Gensoru hazırlığı Gensoru hazırlığımız var. Bilgi toplamakta zorlanıyoruz. Soru önergelerine cevap verilmiyor. Açıkça suç işleniyor. Suç yoksa neden gizliyorsun? Devletin ihalesini milletvekilinden neden gizliyorsunuz? SSK Genel Müdürlüğüm döneminde KİT Komisyonu’na yapılmış bütün ihalelerin dosyalarını getirdim koydum masaya. ‘Bir usulsüzlük varsa sorun’ diye. Büyük ihalelerin tamamı böyle ses kayıtlarına da yansıdı. Önceden belirleniyor ama ihale onlara verilirken havuz medyasının nasıl finanse edileceği, hangi paraların oraya nasıl aktarılacağı da önceden belirleniyor. Rakamlar gizleniyor Maliye Bakanlığı; kararlı, vergisini, tahsilatını izleyen bir bakanlık olmaktan çıktı. Siz aylardır yazıyorsunuz. Şehir hastaneleri ve diğer ihaleler bütçede gösterilmiyor. Devlet 25 yıl kira ödüyor. İki üç yıllığına o yatırımı yapabilir. Ama birilerine kaynak aktaracak. Bunların hesabı parlamentoya gelmiş değil. Ticari sır diye verilmiyor. Ya devletin ticari sırrı mı olur? Devlet ticari bir organ değil. Bu bilgileri nereden alıyoruz biz? Çok garip. Olay mahkemeye yansımışşa dilekçe veriliyor. Mahkeme “şu bilgileri verin” diye yazı yazıyor. Sosyal güvenlik açıkları böyle ortaya çıktı. Oysa eskiden her ay yayımlanırdı. Gerek bütçe, gerekse muhasebatın yayımladığı rakamlar doğru rakamlar değil. Özel işlemden geçiriliyor, bazı veriler özenle ayıklanıyor ve kamuoyunda fazla tartışma yaratmayacak biçimde yayımlanıyor. Gizliliği gerektiren işlemler var mesela. Bunlar açıklanmıyor. Kılıçdaroğlu, konuşmasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a kendisiyle bir TV programında karşı karşıya gelmediği için yüklendi. ERDOĞAN’A SESLENDİ: Benden niye korkuyorsun? Ankara’da Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nin açılışına katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önce sanatın önemine ve Zülfü Livaneli’nin Türkiye’ye kattıklarına değindi, sonra gündeme dair konuştu. Bir ülkenin güçlü olmasının sanata ve sanatçıya verilen değerden geçtiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, “Sanat ve sanatçı, onurlu duruşunu tarihi boyunca korumuştur. Eserlerinin sergilenmesi, şiirleri, kitapları yasaklanmıştır. Yasaklayanları kimse hatırlamaz, ama yasaklanan o eserler insanlığa mal olmuştur. Zülfü Livaneli, hayatının pek çok döneminde büyük baskılar gördü. Ben Zülfü Livaneli’yi 7080’li yıllarda yasaklanan bir kasetinde söylediği türkülerden tanımıştım. Yasaktı söylediği türküler, gizli elden ele dolaşırdı, biz de onları dinlerdik. Böyle bir eserin onun için açılmış olması elbette hepimize gurur veriyor. Sayın Livaneli ‘Benim böyle bir talebim olmadı’ dedi. Doğru olmadı. Bu bağlamda Çankaya Belediye Başkanımız Alper Taşdelen’e de şükranlarımı sunuyorum.” ‘Örgütler yarattın’ Kılıçdaroğlu, konuşmasında ayrıca Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a kendisiyle bir TV programında karşı karşıya gelmediği için yüklendi: “Hastalık yine nüksetti. Ya arkadaş ben sana ne yaptım? Siyasetçinin yürekli olması lazım. Niye benim karşıma çıkmaktan korkuyorsun, vallahi ben adam yemem. Ben medeni bir insan gibi tartışırım. Konuşacaksan benim yüzüme söyleyeceksin.” 4 yıl içinde terörü bitirmezsem siyaseti bırakırım dediğini, buna karşılık Erdoğan’ın “sen kimsin de bitireceksin” karşılığını verdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, “Ben senin televizyonda karşısına çıkmaktan korktuğun kişiyim. 15 yılda terörü bitiremedin. Üstelik iktidara geldiğinde PKK, IŞİD, FETÖ terör örgütleri yoktu. Üçünü de sen yarattın. Ama sen bitiremiyorsun. Yeni şeyler yaratıyorsun yeni terör örgütleri yaratıyorsun. Ne istediniz de vermedik diyen, bir terör örgütüne devleti teslim eden kişiye ne diyeceksiniz?” ‘Akıl tutulması var’ Erdoğan’ın önceki gün bir TV programında yaptığı açıklamalara değinen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Bu ülkede fındık üreticisinin sorunundan söz eden var mı? ‘Herkes hayatından memnun.’ Ne demek herkes hayatından memnun? Tarladan buğdayı biçecek, alın terinin karşılığını alacak bir bakıyorsunuz bir kararname çıkmış, Gümrük vergisi sıfır tahıl ithal ediliyor. Böyle bir akıl tutulmasının olduğu ortamda yaşıyoruz. Baskıdan söz edildi evet baskı var. Hiç kimse unutmasın, 15 Temmuz darbe girişimini kınıyoruz, ama darbe girişimini fırsata çevirip 20 Temmuz’da sivil darbe yapanları da kınıyoruz.” l ANKARA/Cumhuriyet Livaasnlaelki:eUsmmuedyuemlimuzu Açılışa eski Yunanistan Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Yorgo Papandreu da katıldı. Zülfü Livaneli Çankaya Belediyesi’nin Zülfü Livaneli için açtığı kültür merkezine ilgi büyüktü. Açılıştan önce Zülfü Livaneli de kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasına 1. ölüm yıldönümünde Tarık Akan’ı anarak başlayan Livaneli, “Yiğit arkadaşlarımızdan hiç bükülmemiş, yılmamış, sevgili arkadaşlarımızdan birisinin anısının önünde 1. ölüm yıldönümünde eğilmek istiyorum” dedi. Kendi adına bir kültür merkezi açılmasını beklemediğini belirten Livaneli “Böyle şeyler beklenmez zaten verilir. Ne yazık ki bizler özellikle halkın yanında duran yazı, kültür, sanat adamları pek fazla iltifata da alışık değiliz. Bu şehir benim büyüdüğüm, evlendiğim, kızımın doğduğu şehir. Askeri hapishanelerinde yattığım şehir. Uğur Mumcu gibi sayısız arkadaşımızı suikastlarla kaybettiğimiz şehir. Bütün bunların üzerine bu şehre bir kültür merkezi yapılıyor ve benim adım veriliyor. İnsan yaşarken bundan daha güzel bir şey görmesi kolay değil” diye konuştu. Atatürk dönemi hariç, bu topraklarda sanatın ve sanatçının hep ayaklar altına alındığını söyleyen Livaneli, Çankaya Belediye Başkanı’na ve Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür etti. haber 5 Yaşamın suç ortağı... Bir pazar sabahı... Sen hâlâ uykudasın... “Hangi solgunluk vuruyor seni” diyor Yves Bonnefoy, beyazlaşan bir günün ilk saatlerinde... Bir yeraltı ırmağı... Haydi söyle, hangi damar koparıyor ki sende, yankılanıyor düşüşün orada? Bilmem şairin söylediği gibi mi tüm yaralı aşklar, yaralı şaşkın yapraklar içinde mi kış umutları?.. Bir şeyler fısıldıyor eski zaman saatleri, bir çocuk sabahın çığlığıyla uyanıyor, İzmit’te, Adapazarı’nda, Düzce’de mevsimler gittikçe kayboluyor... Bense bir savaşın sonunda kumla örtük gördüm seni; sessizliğin ve suyun sınırlarında bocalarken; ve ağzın son yıldızlarla kirli; gecende beklemenin korkusunu bir çığlığı parçalarken... Hani 60’lı yıllardaki o Vietnamlı çocuk vardı, iri siyah gözleriyle bize sürekli gülümseyen; hani bir genç kız vardı Prag caddelerinde, Rus tanklarının geçişinde kendini paletlerin önüne atan?.. Tüm bunlar, belleklerimizden daha güçlü bir rüzgârdı; yarım kalmış sevişmelerden arta kalan... Taraçalarda koştuğunu görüyordum, rüzgârla savaştığını görüyordum... Ayaz dudaklarında kanıyordu... Şaşkın bakışlar içindeydin... Yiten kanına yakalanmış gibiydin... Oysa sen, yaşamın suç ortağıydın... Yol üstünde zincir şıkırtıları Agostinho Neto’nun, insanlığın büyük güçlerini yansıtıyordu... Bense gözlerimi yumuyordum... O sırada sen, Octavio Paz’dan “Unutuş”u okuyordun: Yum gözlerini yitir kendini karanlıkta göz kapakların kırmızı yapraklar altında. Gömül vızıldayan sesin düşen sesin halkalarına ve uzaklarda yankılanan dilsiz bir çağlayan gibi, davulların çalındığı yerde. HHH Çocuksu bir gülüş seninkisi... Duyarlı ve tutkulu... Üstelik yapmacıksız... Haydi, bırak kendini karanlığa unutuluşta olduğu gibi; kendi etine gömül, kendi yü reğine... Sonra otur bir mektup, yaz tıpkı Octavio Paz gibi, “Meksika Vadisi”ni anlat... Deki: “Dudaklar, öpüşler, aşk, her şey yeniden doğar; o ölümsüz, o yalın unutuşta: gecenin kızlarıdır yıldızlar.” Bir içki kadehi dursun masada... Gramofonda eski bir şarkı... Haydi soyun biraz, Nâzım’ın dizelerinden çıkıp gel, 1940 sonbaharında olduğun gibi!.. Biraz Turgut Uyar oku, Edip Cansever’in şiirlerinden tat al... Sen hiç geceleri çiçek açan ıhlamur ağacı gördün mü?.. Bir Cemal Süreya ol, gülü al yüzüne süreyim... Şimdi bir güvercin uçuşunu bölüş; gökyüzünün o maviliğini yakalamaya çalış... İstersen bir Akdeniz kentini düşün... Vazgeç, bak o sıvı karanlığında uykunun, yazılacak çok şey var: “Saydam gövdesini açıyor gün. Güneş taşına bağlanmışım; ışık, görünmeyen büyük çekiçleriyle dövüyor beni. Bir duraklamayım sadece, bir titreyişle bir başkası arasında: yaşama noktasıyım, birbirini görmezlikten gelen, içimde buluşan iki bakışın kesiştiği yerde keskin, sessiz bir nokta. Antlaşma mı yapıyorlar? Saf boşluğum ben, savaş alanı. Öteki gövdemi görüyorum gövdemin arkasında. Taş parıldıyor. Güneş gözlerimi oyuyor, iki yıldız, kırmızı tüylerini sürüyor boş oyuklara. Görkem, kanatların kıvrımı, yırtıcı bir gaga. Bir türküye başlıyor gözlerim ansızın. Dal bu türküye, ateşe at kendini.” HHH Unutulmuş bir pazar bugün... Artık uyan, saat on ikiyi vurdu... Mario Luzi’nin son gölgedeki derin yaz’ı da geride kaldı; açık ve aydınlık ülkelerde... Benim ülkemde ise açlık, yoksulluk, alacakaranlık kol geziyor... Ve Paul Celan’ın “Bütün Bir Hayat”ıyla başlıyor gün: Beyazdır ölümün güneşleri, çocuklarımızın saçları gibi: O, yükselen sulara gelmişti, sen kumlukta bir çadır kurduğunda Sönmüş gözleriyle, başımızın lazerinde mutluluğun hançerini kaldırmıştı. KILIÇDAROĞLU’NUN AVUKATI EMNİYET’TE CHP’den Çelik’e ziyaret CHP’li avukatlar ve vekiller, FETÖ’nün avukat yapılanmasına dahil olduğu iddiasıyla gözaltında alınan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik’i, tutulduğu İstanbul Emniyeti Müdürlüğü’nde dün ziyaret etti. Avukat Turan Aydoğan, Süleyman Bülbül, Çağlar Çağlayan ve Ömer Koçak ve CHP milletvekilleri Barış Yarkadaş ile Nihat Yeşil’in oluşturduğu heyet, görüşmeden son ra kısa bir açıklama yaptı ve gözaltındaki Çelik’in sağlığının ve moralinin yerinde olduğunu vurguladı. Öte yandan; AKP kanadından Çelik’in gözaltına alınmasına dair dün bir açıklama daha geldi. Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Bu olayın ardından sayın Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu tutum yanlıştır. Kılıçdaroğlu, avukatının avukatlığını yapmaya soyunmuştur. FETÖ ile olan mücadelemizi hedef almıştır” diye konuştu. ERDOĞAN İLE YILDIRIM 2.5 SAAT GÖRÜŞTÜ Zirvede sıcak gündem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önceki akşam katıldığı bir televizyon programında TEOG’un kaldırılması gerektiğini söylemesi ve bu konuyu Başbakan Yıldırım’la görüşeceğini açıklamasının ardından dün beklenen görüşme gerçekleşti. Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım’ı Beylerbeyi’ndeki Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Dün saat 15.00’te bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın görüşmesi 2.5 saat sürdü. Görüşme sonrası bir açıklama yapılma dı. Bugün ABD’ye gidecek Erdoğan’ın dönüşünde toplanacak MGK toplantısında hangi konuların ele alınacağı da gündeme geldi. Zirvede Kuzey Irak referandumu ile ilgili atılacak adımların da konuşulduğu belirtildi. Bu arada Yıldırım’ın görüşme öncesi Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’dan TEOG konusunda telefonla bilgi aldığı öğrenildi. Erdoğan önceki gün katıldığı canlı yayında “Ben TEOG olayını istemiyorum ve bunu da artık yanlış buluyorum. TEOG’un kaldırılması lazım” demişti. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog