Bugünden 1930'a 5,448,242 adet makale



Katalog


«
»

KULTUR Pazar 17 Eylül 2017 Aktör Harry Dean Stanton hayatını kaybetti Amerikan sinemasının en önem ve, Escape from New York, Repo li karakter oyuncularından Harry Man gibi filmlerdeki rolleriyle ta Dean Stanton, 91 yaşında hayatı nınıyordu. Ünlü oyuncu, en son 29 nı kaybetti. Stanton, 50 yılı aşkın Eylül’de ABD’de vizyona girecek, kariyerinde Paris, Texas, Big Lo 90 yaşında bir ateistin yaşadığı inanç krizini anlatan Lucky filminde başrolde yer aldı. Stanton, ayrıca 2017 sonunda gösterime girmesi beklenen Frank and Ava’nın çekimlerini de yeni tamamlamıştı. EDİTÖR: ÖZNUR OĞRAŞ ÇOLAK kultur@cumhuriyet.com.tr 17 Usta oyuncu Tarık Akan ölümünün birinci yılında ailesi, dostları ve sevenleri tarafından mezarı Vedat başında Ustaya saygıARIK anıldı. Geçen yıl 16 Eylül’de yitirdiğimiz usta oyuncu Tarık Akan anısına dün Bakırköy Zuhuratbaba’daki mezarı başında Nâzım Hikmet Kültür Vakfı ve Bakırköy Belediyesi işbirliği ile bir anma töreni gerçekleştirildi. Törene Akan’ın hayat arkadaşı Acun Günay, oğulları Barış Zeki Üregül, Yaşar Özgür Üregül, kızı Özlem Üregül, Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu, sanatçı dostları Güler Ökten, Rutkay Aziz, yakınları ve sevenleri katıldı. Törende yakınları birer cümleyle Tarık Akan’ı anlattı. Barış Zeki Üregül “Burada olan herkese ve burada olmayıp babamı kalbinde taşıyan milyonlara, babamı seven, gençken izleyen, posterlerini duvarlara asan Türk halkına, babamın sevgisine sevgiyle karşılık verdikleri için teşekkür ederim” dedi. Kısa bir konuşma yapan Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu ise, “Tarık Akan’ı, sanatçı kişiliğini, mücadeleci kişiliğini devrimci duruşunu, ezilenlerin yanında olan, haksızlıklara karşı duran o dik duruşunun dan hiç taviz vermeyen biri olarak hep tanıdık. Ama son birkaç yıl içinde yakından tanıma şansım oldu. Tanıdıkça ne kadar dost, sıcakkanlı, samimi bir insan olduğunu mütevazı kişiliğinin yanında iyi bir baba, iyi bir eğitimci olduğunu da bu son yıllarda gördüm. Geçen yıl yüz binlerle kendisini Bakırköy’den uğurladık. O zaman törende verdiğimiz bir söz vardı, Bakırköy Özgürlük Meydanı’nın adını ‘Tarık Akan Özgürlük Meydanı’ olarak değiştireceğiz. Ayrıca Tarık Akan’ın adını vereceğimiz içerisinde müzesinin ve sivil toplum örgütlerinin alanlarının da olduğu bir Kültür Sanat Merkezi’ni de bir yıl içinde tamamlayacağız. Burada bulunan bütün dostlarına bir kez daha başsağlığı diliyorum” dedi. Aydın: Tarık Akan, yansımasıdır tohuma durmuş kan çiçeklerinin Orhan Aydın Bir yıl oldu.. bir yıl. Geriye kalan ne var, yüzlerce film, yüzlerce hüzün, elem ve keder mi yoksa umut mu, sevinç mi ve de gülüşleri hayata saçılan ümit mi? Hepsi ya da hiçbiri. Ama bize kalan; 12 Eylül sıkıyönetim mahkemeleri heyetlerine söylediği “Siz beni Atatürkçü, devrimci diye fişlediniz, kabulümdür, tarihte sizi hain olarak fişleyecek” dediği haykırmadır. Aşkın, kardeşliğin bahar bahçesinde sevinçler kuşanmasıdır. Açan çiçeğe el süren çocuk gülüşleridir. Zindar kapılarına “yıkılın” diye bağıran omuz vuruşudur. Hababam Sınıfı, Sürü, Maden ve Neşeli Günler’dir. Tarık Akan çiçeğe durmuş kardelen gibi insandır. Hakkâri’de umut, İzmir’de aşk, Edirne’de Günebakan, Sivas’ta 2 Temmuz, Ankara’da Tekel Direnişi, meydanlarda 1 Mayıs Marşı, İstanbul’da sıcak ekmek kavgasıdır. Sabahın alacasında, hayatın tüm kahrına “günaydın canım ülkem” demektir. Bilinsin isterim. Tarık Akan, yansımasıdır tohuma durmuş kan çiçeklerinin. Derya Alabora Daha önce bir film için bir araya gelerek görüşme yapmıştık ama o film olmamıştı. Tarık Akan, Türk sineması için önemli bir isimdi. Çok güzel filmlerde yer edindi. Sosyal mesajlar verdi hep. Hem çok akıllı hem de çok iyi bir insandı. Edip Akbayram Tarık çok saygı duyduğum çok ya kın bir dostumdu. Erken ölümü beni ve sanat dünyasını sarstı. Bir araya geldiğimizde Türk sineması üzerine geliştirici projelerinden bahsediyordu ama maalesef ömrü yetmedi. Tarık, neşe dolu bir insandı. Yanında hiç canımız sıkılmazdı. Karamsarlık onda yoktu. Hayata sıcak ve dinamik bakıyordu. Beraber tarihi, turistik yerleri de gezdik. Yurtdışında Yılmaz Güney gecelerine beraber çok katıldık. İyi bir dostumdu... Gülsen Tuncer Sevgili Tarık Akan çok iyi insan, çok iyi aktör, çok iyi bir yurtseverdi. Onu erken kaybettik, bu beni kederlendiriyor, ama onu tanımış olmak, onun meslektaşı olmak beni gururlandırıyor. Yattığı yer güller içinde olsun. Hrant Dink Ödülü’nü Eren Keskin ve Ai Weiwei aldı ‘İnsanlığın bir bütün olduğuna inanıyorum’ 9.Uluslararası Hrant Dink Ödülü, Dink’in doğum gününde dün akşam Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Ödülü, yıllardır tüm riskleri göze alarak insan hakları ihlallerini hem Türkiye’nin hem de uluslararası toplumun gündemine taşıyan ve bu yüzden hakkında toplam 143 dava bulunan avukat Eren Keskin ile tüm dünyadaki eşitsizliklere ve insan hakları ihlallerine eserleriyle dikkat çeken Çinli sanatçı Ai Weiwei aldı. Ai Weiwei ve Eren Keskin’e ödülleri jüri üyeleri Murathan Mungan ve Diyarbakır Barosu’nu temsilen katılan Ahmet Özmen tarafından verildi. Ai Weiwei, Hrant Dink Vakfı’nın anısını yaşatarak insan haklarını savunmasından, gerçeği aramasından çok etkilendiğini belirterek başladığı konuşmasında, “İnsanlığın bir bütün olduğuna inanıyorum. Dünyanın neresinde, ne zaman olursa olsun bir insan şiddete uğradığında, insan Ai Weiwei ve Eren Keskin’e ödülleri jüri üyeleri Murathan Mungan ve Diyarbakır Barosu’nu temsilen katılan Ahmet Özmen tarafından verildi. hakları ihlal edildiğinde hepimiz inciniyoruz. Bu nedenle her yerde insan haklarını savunmalıyız” diyerek Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nü almaktan büyük onur duyduğunu ifade etti. Bu ödülün hayatında aldığı en güzel hediye olduğunu, çok heyecanlandığını söyleyen Eren Keskin ise, “Hrant Dink benim gözümde, naifliğin ve cesaretin temsilcisidir. Onu milyonların son yolculuğuna uğurlaması bu naif cesarete duyulan say gının ifadesidir” dedi. Konuşmasında, gazetecilerin, insan hakları savunucularının cezaevlerinde olduğu, yargılandığı korku toplumuna, “Hrant Dink’in güzel ifadesiyle ‘Bir güvercin tedirginliği var hepimizde...’ Ancak bu tedirginlik cesurca inandıklarımızı söylememizi de engellememeli. Aynı Hrant Dink’in yaptığı gibi” sözleriyle seslendi. Hrant Dink’e bıraktığı sevgi, iyilik ve cesaret için teşekkür etti. Ayşenur Kolivar, Brenna MacCrimmon, Muammer Ketencioğlu, Sayat Nova Korosu, Helesa ve Dalepe Nena’nın şarkılarıyla başlayan gecenin açılışını yapan Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink konuşmasını ‘düşünce suçu’yla hapiste olan gazetecileri, 5 Temmuz’da gözaltına alınıp tutuklanan insan hakları savunucularını selamlayarak tamamladı. 2016 ödülleri bu yıl jüride yer alan Malavi’de çocukların eğitim ve insan hakları için çalışan kabile reisi Theresa Kachindamoto ve Diyarbakır Barosu’na verilmişti. Sizin hiç anneniz öldü mü? İnsanın insanlığından utandığı anlar çoğaldıkça... Her sabah bugün hangi rezilliği yaşayacağız diye uyandıkça... Her yeni güne, acaba bugün hangi gazeteci gözaltına alınacak; kim tutuklanacak diye başladıkça... Her duruşmada, savunma yine göz ardı edilip tüm o iddialar çürütülmemiş, dava düşmemiş gibi yapıldıkça; “tutukluluğun devamına...” kararını duydukça... Günün her saati aklımızla alay edildikçe... Geri zekâlı yerine konup yalanlar karşısında, akıldışılık karşısında, saçmalıklar karşısında susmak zorunda bırakıldıkça... Yıllar boyu mücadele vererek, tırnaklarınıza söke söke aldığınız haklar parmaklarınız arasından kayıp yok oldukça... Bütün bunlar olurken sanki olmuyormuş gibi yapıldıkça... Gözler kör, kulaklar sağır yaşamayı tercih edenler, ülkeyi güllük gülistanlık sandıkça... 15 yıldır ekilen kin ve nefret tohumları toplumu zehirledikçe... Kışkırtılan intikam, öç alma duyguları sömürüldükçe... Kindar ve dindar nesil milleti teröri ze ettikçe... Düşmanlık ve her alanda ayrımcı lık pompalayarak iktidarda kalabilen bir güce biat etmemiz beklenirken... Yazı yazmanın herhangi bir anlamı olabilir mi? Gerçekten merak ediyorum ve soruyorum: Bu ortamda, bu koşullarda yazı yazmanın herhangi bir ANLAMI OLABİLİR Mİ? Soru, siz okurlardan çok kendime... Günlerdir kafamda evirip çevirdiğim bu soru... Ve eğer şu anda bu yazıyı yazıyorsam bu sadece ve sadece Aysel Tuğluk’a ve aziz annesi Hatun Tuğluk’un anısına saldıran insan müsveddelerine; yapılanı hafifleterek sunan tüm yetkililere ve onların yardakçılarına; kınıyorum demekle kötülüğü yok ettiklerini sananlara seslenmek içindir. Sizi de bir kadın doğurmadı mı? İnsanlığınızı nasıl, ne zaman yitirdiniz? Sizin hiç anneniz ölmedi mi? Anneniz bir gün ölmeyecek mi? Bir an için durup aynı saldırının, aynı rezilliğin, alçaklığın, kötülüğün size, sizin annenize yapıldığını düşünmek aklınıza gelmedi mi? Hadi düşünmeyi bilmiyorsunuz, dininiz, imanınız da yok mu? Kalbiniz? Vicdanınız? İnsan değilsiniz. Ya nesiniz? Sayın Aysel Tuğluk, size “Başınız sağ olsun” ya da “Özür dilerim”, “Bizi affedin, bu ülkeyi bağışlayın, hepimiz böyle değiliz” falan da demeyeceğim... Bilmenizi isterim ki, günlerdir hissettiğim sadece şu: Size yapılan, bana yapılmış, benim anneme yapılmış gibi... Ve inanın, bunu hisseden sadece ben değilim. Bu ülkede bunu hisseden, bunu yaşayan milyonlarcayız. Size sabırlar ve cesaret diliyorum. Canım arkadaşım Tarık: ğe dair umudumu yitirmemem gerektiğini ba Yeryüzünün belki de en güzel gülüşlü insanı, ülkemin güzel aydınlık yü na yeniden anımsattı. Çocukları Barış, Özlem ve Özgür’e muhteşem bir baba; can yolda zü Tarık Akan’ın aramızdan ayrılıp son şı Acun Günay’a harika bir eş olan Ta suzluğa uzanışının yıldönümü... İki gündür rık Akan’ın çocuklarıyla birlikte yıllar ön bu sayfalarda ona ilişkin birbirinden güzel ce çekilmiş bir fotoğrafı... Bugün, her bi düşünceler okuyorsunuz... ri meslek sahibi pırıl pırıl aydınlık ve ilerici Karamsarlığımın zirve yaptığı şu gün gençler... Belki gülümsemenizi sağlar di lerde elime geçen bir fotoğraf gelece ye, bu fotoğrafı paylaşıyorum... “Sosyalizmin Kızıl Yıldızı mı, K apitalizmin Yükselen Yıldızı mı?” Yordam Kitap’tan Çin’e dair güncel ve tarihsel bir perspektif sunan iki önemli yapıt! Wang Hui Çin’in Yirminci Yüzyılı Devrim, Geri Çekilme ve EıitliÀe Giden Yol İngilizceden Çeviren: Ümit üenesen Çeviri: Ümit Şenesen, 384 sf., 26 TL Devrim, Geri Çekilme ve Eşitliğe Giden Yol alt başlığını taşıyan kitabında Wang Hui, 20. yüzyıl boyunca Çin’de yaşanan politika değişikliklerine ve devrimlere odaklanıyor. Hui, Çin’in yirminci yüzyıl boyunca güttüğü siyaseti üç veçhede inceliyor: Siyasi bütünleşme, kültür ve siyaset, halk savaşı. Yapıtına, 1911 Devrimi ve Çin’de çağdaş siyasetin doğuşuyla başlayan yazar, siyasi yaşamdaki ilk kımıldanmaların, 1960’lardaki radikal tomurcuklanmanın ve daha yakın dönemdeki liberalleşmenin izlerini sürerek bugünkü yol ağzına kadar geliyor. Çin’in geçen yüzyıldan bugüne uzanan yolculuğunu yakından takip etmek isteyenler için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı… Edgar Snow Çin Üzerinde Kızıl Yıldız Korkut Boratav’ın “Sunuş”uyla İngilizceden Çeviren: Enis Esmer Çeviri: Enis Esmer, 624 sf., 36 TL Edgar Snow, Çin’de 14 yıl yaşamış, gizlice kuşatma altındaki Kızıl bölgeye geçmiş, on yıla yayılan gerilla savaşının temel dayanağı olan köylüleri, Kızıl Ordu askerlerini tanımış; başta Mao Zedong, Co Enlay ve Lin Biyao olmak üzere devrimci liderlerle uzun sohbetler yapmış bir gazeteci. Mao Zedong’un hayat hikâyesini anlattığı tek kişi de yine Edgar Snow. Çin Devrimi üzerine yazılmış temel kitapların başında sayılan Çin Üzerinde Kızıl Yıldız, işte Amerikalı gazeteci Edgar Snow’un bu tanıklıklarına dayanıyor. Hocaların hocası Korkut Boratav’ın sözleriyle “Okurların, anılar, biyografik öğeler, gazetecilik ile tarihçilik gibi farklı alanları birleştiren parlak bir yapıt ile karşılaştıklarını ilk sayfadan itibaren fark edecekleri” bu değerli yapıt, Yordam Kitap’ta… www.yordamkitap.com C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog