Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 7 Ağustos 2017 10 haber EDİTÖR: ASLAN YILDIZ/BURAK YURTTAŞ ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ Van’a taşınıyor Niye yeni bir devlet kursunlar ki? Bir aklıevvel, Reis’ine yaranmak için “Yeni bir devlet kuruyoruz, kurucusu da Recep Tayyip Erdoğan. İster beğenin, ister beğenmeyin” diye bir yave yumurtladı. Besbelli ki adamcağız boş havuza atladı. Başbakan da, Reis de biraz gecikerek de olsa yalanladılar. Tırmık ise hiç gecikmeden, hiç duraksamadan şöyle dedi: “Adamın söylediklerini ciddiye almak için en küçük bir neden yok...” Aferin bana... HHH Yukarıdaki “Aferin” biraz abartı oldu. Öyle ya bunu anlamak için derin bir analiz yeteneği gerekmiyor ki? “Tayyip Erdoğan ve tayfası niye yeni bir devlet kurmaya kalksınlar ki” diye sorarsınız olur biter... Evet, niye kursunlar ki? Tarihin derinliklerine uzanan bir geleneğin mirasçısı, çok büyük (hatta aşırı, gereksiz ölçüde büyük) bir ordusu olan, küresel sermaye ile uzun süredir el ele yaşayan, kurumları iyi kötü işleyen bir devlet varken ve o devletin hemen bütün kurumlarını artık ele geçirmişken yeni bir devlete Erdoğan ve tayfasının niye ihtiyacı olsun ki?.. Biraz açalım... HHH 1960’lı yılların ortaları, hatta sonlarına kadar Türkiye solu “devlet” kavramı üstünde çok durdu, çok tartıştı. Bir romancıdan bir Marksist teorisyen yaratma sevdasına kendini kaptırmış bir kesim sol, Kemal Tahir’in “kerim devlet” kavramına sarıldı. Kerim, serbest çeviriyle “Esirgeyen, bağışlayan, cömert, koruyan, kollayan” demek. Buna Marx’ın gençlik metinlerinden süzülmüş teorik bir destek de arandı ve onun metinlerinde geçen “Asya tipi devlet” teriminden devlet tapıncına kadar tırmanabilecek (ve tırmanan) bir devlet tanımına ulaşıldı... O dönemin Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar ise devlet için “ceberut, kahhar” nitelemesini yeğledi. Kahhar “kahredici, kahreden” demek. Aslında Asya despotizmi denen ve Çin’den Ortadoğu’ya kadar bütün devletlere ebelik etmiş bir devlet modelinin iki yüzünden, iki özelliğinden, iki bileşeninden söz edilmekteydi: Kahhar ve kerim devlet!.. Kerimdir: Metbu (tabi olan), boyun eğen, lidere (Kağan, han, hakan, emir, çar, imparator, kral, padişah) itiraz etmeyen, hatta ona kutsallık bile atfeden, barış zamanı vergisini itirazsız ödeyen, savaş zamanı silah kuşanıp orduya katılan tebaasına (uyruklarına) karşı bu devlet kerimdir. Korur, kollar, doyurur, en büyük, hatta tek işveren olarak kapısında iş verir. Kahhardır: İtiraz eden, başkaldırmaya yeltenen, devletin dininden farklı bir din taşıyan (Yani devletin dini Sünni Müslüman ise Şii ya da Alevi, Şii ise Sünni Müslüman; Budistse Müslüman, Müslümansa Budist; Ortodoks Hıristiyansa Katolik ya da Protestan Hıristiyan olan), vergi ödemekte sıkıntı yaratan, savaşa çağrıldığında ayak direyenlere karşı devletin bütün zorba gücünü duraksamaksızın seferber edip kahreder. Devlet kapısını bu bağlamda “farklı” olanlara sımsıkı kapatır; devletin örgütlenmesinde yükselmesinin önünü keser. HHH AKP iktidarı ve onların Reis’i 1923’ten bu yana çok ağır da olsa, sert zikzaklar çizerek de olsa Asya’nın despotik devlet modelinden kopup Avrupa’da 1789 Fransız Devrimi, 1848 Avrupa yurttaş isyanları ile belirginleşen ve günümüzde laik, demokratik ve hukukun üstünlüğü ilkesini benimsemiş bir çağdaş devlet yönünde yol almaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti’nden Asya despotizmine bir dönüşü gerçekleştirmeyi önüne hedef olarak koydu. Önce Cumhuriyet’in kuruluşundan beri hükümetleri siyasi partilere yani sivillere bırakıp devletin dizginlerini elinde tutmakta direnen orduyu yeniden biçimlendirdi. Şimdi askeri vesayeti kaldırıp yerine siyasal İslamın vesayetini ete kemiğe büründüren bir devlet örgütlenmesiyle karşı karşıyayız. Peki, AKP ve Reis’in temellerini atmaya başladıkları bu devlet bir “kerim ve kahhar devlet” modeli mi? Hayır. Ama bu “hayır”ın açılması gerek. Bir başka Tırmık’ın konusu da bu olsun... İsmail Hakkı Pekin Vatan Partisi’nden istifa etti Ergenekon davasında 7.5 yıl ceza alan eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin, yargılandığı dönemde İşçi Partisi’ne üye olarak Aydınlık grubuna katılmıştı. İşçi Partisi’nin devamı olan Vatan Partisi’nde bir dönem Genel Başkan Yardımcılığı yapan Pekin, Ulusal Kanal, Aydınlık gazetesi ve Kaynak Yayınları’nın bağlı olduğu Medya Grup Başkanlığı görevini sürdürüyordu. Görev Vakfı Başkanı Mustafa Pamukoğlu dün yazılı bir açıklamayla, Medya Grup Başkanlığı görevini yürüten Pekin ile yollarının ayrıldığını açıkladı. Pekin ise konuya ilişkin açıklamasında Vatan Partisi ve Medya grubundaki görevinden eşzamanlı olarak istifa ettiğini duyurdu. l Haber Merkezi Eylemlere müdahale eden polis 5 kişiyi gözaltına aldı. HDP’nin Diyarbakır’da başlatığı ve geçen hafta İstanbul’da tutulan “Vicdan ve Adalet Nöbeti” dün Kadıköy İskele Meydanı’nda, HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay’ın yaptığı açıklamanın ardından Van’a devredildi. Nöbetteki milletvekilerini Van’a uğurlamak için Kadıköy Yoğurtçu Parkı’ndan İskele meydanına yürüyen HDP’lilere destek veren gruba polis biber gazı ve plastik mermiyle müdahale etti. 5 kişi gözaltına alındı. İstanbul’daki nöbetin son gününe milletvekilleri günlük değerlendirmelerini yaparak başladı. Van’da gerçekleştirilecek nöbete ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP Van Milletvekili Lezgin Botan, “Van’da da biz çok büyük destek, güç ve moralle bu süreci götüreceğiz. Adaletsiziğe maruz kalan tüm kesimleri Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek vermeye çağırıyoruz” dedi. HDP Eş Genel Başkanı Nadir Yıldırım ise düzenlenen günlük basın açıklamasında HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden nöbet eylemine gönderdiği mesajı okudu. Mesajında “Vicdan ve Adalet Nöbeti”ni kutlayan ve “Korkmanın değil cesaret ve ayağa kalkmanın zamanıdır” diyen Demirtaş, direnişin küçüklüğüne, büyüklüğüne, kitleselliğine, tekilliğine bakılmaksızın, kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi önemlidir” dedi. HDP’ye destek vermek için gelen gruptan bazı kişilerin parkın dışında halay çekmesi üzerine polis dağılmaları konusunda uyarıda bulundu. Kısa süreli tartışmanın ardından gruba müahale eden polis HDP PM üyesi Yılmaz Yücel ve bir partiliyi gözaltına aldı. Yürüyüşe müdahale Akşam saatlerinde HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ve milletvekilleri İstanbul’daki nöbeti Van’a devretmek için Yoğurtçu Parkı’dan Kadıköy İskele Meydanı’na kadar yoğun güvenlik önlemleri eşliğinde yürüdü. Yaklaşık 50 kişilik HDP’li gruba çevreden katılmak isteyenler ile polisler arasında gerginlik yaşandı. Polis, çevredekilere biber gazı ve plastik mermi ile müdahale etti. Müdahaleden Kadıköy’de bulunan yurttaşlar da etkilendi. Ara sokaklara dağılan eylemcilerle polisler arasında kovalamaca yaşandı. Bu müdahale sırasında da 3 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. l İSTANBUL/Cumhuriyet Çocuklar, torunlar için özgürlük buluşması Maçka Demokrasi Parkı’nda 7’den 77’ye onlarca kadın ‘hayatıma ve kıyafetime karışma’ diye haykırdı, müftülüklere verilmesi planlanan nikâh kıyma yetkisini de protesto etti KURTULUŞ ARI HAZAL OCAK Özgürleştikçe güzelleşiyoruz Kadınların kâğıtlara yazıp ağaçlara astığı mesajlardan bazıları şöyle: “Özgürlük doğamızda var”, “Kadınlar özgür oldukça güzelleşiyor”, “Annemin, karımın, kardeşimin, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan kadınların kıyafetine karışma. Hak, hukuk, adalet”, “Kıyafetini beğenmediğiniz birini görürseniz, kafanızı çevirmeniz yeterlidir. Ben öyle yapıyorum”, “Evden nasıl çıkacağımızı size soracak değiliz.” Şortlarını giyip Maçka Parkı’na gelen kadınlar şarkılar söyleyerek piknik yaptılar. Özgürlüklerinden vazgeçmeyeceklerini söylediler. Gülmen ve Özakça’nın avukatlarına kısıtlama Tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça zorla kaldırıldıkları hastanede açlığın 151. gününde ağır tecritte olduklarını açıkladı. Avukat Aytül Kaplan, günde yedi saat olan avukat görüşünün iki saate düşürüldüğünü belirtti. 151 gündür açlık grevi yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için baskı artıyor. Ailelerinin açık görüşleri hastaneye kaldırılmaları nedeniyle engellenen Gülmen ve Özakça’nın avukat görüşlerinde de kısıtlamaya gidildi. Gülmen ve Özakça’yı hastanede ziyaret eden avukat Aytül Kaplan, günde yedi saat olan avukat görüşünün iki saate düşürüldüğünü ve cezaevi memurlarının, görüş kısıtlamasını “Gülmen ve Özakça’nın enfeksiyon kapmamaları için” diyerek açıkladığını belirtti. Kaplan, “Bunu söylemesi gereken doktordur. Sağlıklarıyla ilgili bir durum hakkında infaz memurları karar veremez” dedi. ‘Ağır tecritteyiz’ Gülmen ve Özakça ise hastaneden avukat Kaplan aracılığıyla “Biz hasta değiliz. Hastaneye gitmek gibi bir talebimiz de olmadı. Hapishanedeyken tecritteydik; ama burada ağır tecritteyiz. Hem psikolojik hem de fiziksel savaş yürütüyorlar bize karşı” mesajını gönderdi. Öte yandan, Yüksel Caddesi’nde 271’inci gününe giren “İşimizi geri istiyoruz” eyleminde açıklama yapmak için Konur Sokak’ta toplananlara karşı önce sokak kapatıldı, ardından da müdahale edildi. l ANKARA/Cumhuriyet Metin Feyzioğlu: Tek tip kıyafete gerek yok Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, FETÖ sanıklarına tek tip kıyafet uygulaması getirilmesi için yürütülen çalışmalara ilişkin “Mahkeme salonuna uygunsuz bir kıyafetle gelinmesi durumunda, mahkeme başkanı verir talimatı; çıkarttırır o kıyafeti. Yeni bir düzenleme yapılmasını gerektiren bir durum yok ortada” dedi. TBB Başkanı Feyzioğlu, yazılı bir açıklama yaparak, Adalet Bakanlığı’nca bir süredir yürütülen tek tip elbise çalışmalarını eleştirdi. Feyzioğlu, “Haddini bilmezin biri, duruşmaya ‘Hero’ yani ‘kahraman’ yazan bir tshirt ile gelmiş. Bu densizliğin bir yaptırımı var zaten mevcut kanunda. Mahkeme başkanı verir talimatı, çıkarttırır o kıyafeti. Yeni sini giydirtir, giyinmezse de salondan atar. Yeni bir kanun yapılmasını gerektiren, daha önce görülmemiş bir durum yok ortada“ ifadelerini kullandı. Söz konusu uygulamanın, FETÖ’ye uluslararası alanda destek kazandıracağını ileri süren Feyzioğlu, “Sorunun büyüğü, devletin en üst makamının bu kararı “müjdelerken”, yargılananların peşinen suçlu olarak görüldüğü anlamına gelecek cümleler kurması. Gerçek suçluları da toplumun gözünde zaman içinde mağdur sınıfına sokar. Tabiri mazur görün, at izi it izine karışır. Yargı elinden gelenin en iyisini yapsa bile, kimseyi doğru yaptığına inandıramaz. Türk Milleti hak etmiyor bu yanlışlıkları” dedi. l ANKARA/ Cumhuriyet Maçka Demokrasi Parkı’nda 7’den 77’ye onlarca kadın dün bir araya gelerek “hayatıma ve kıyafetime karışma” diye haykırdı. Tüm gün parkta vakit geçiren kadınlar ağaçlara mesajlarını astı ve uyarladıkları Ajda Pekkan’ın ‘Bambaşka biri’ şarkısını söyledi. Çağla Köse’nin kıyafeti nedeniyle özel güvenlikçinin tacizine uğradığı Maçka Demokrasi Parkı’na girer girmez “Kıyafetime Karışma Kadınlar için Adalet Platformu” tarafından hazırlanan “birlikte yürüdük, birlikte gülelim, birlikte konuşalım” yazılı afişler sizi havuz başına götürüyor. Ağaçların gölgelerinde oturan kadınlar şortlarını da giyip gelmiş. Kadınlar bir taraftan şarkılar söylüyor, bir taraftan evlerinde yaptıkları yiyeceklerle piknik yapıyorlar. Ağaçlara müftülüklere nikâh kıyma yetkisinin verilme planını protesto eden “Müftülük işene bak, hayatıma karışma” yazılı pankart asılı. Kadınların taşıdığı dövizlerde ise “Haddini bil”, “Şimdi onlar düşünsün” ve “Söz sırası kadınlarda” yazıyor. Herkesin mesajı net: “Hayatıma ve kıyafetime karışma.” k‘Oıyğmluemtinkiabdiılnslianr’ ın 6 aylık bebeği Mert Ali ile eyleme gelen 36 yaşındaki Serpil Sungur dikkatimizi çekiyor. “Çocuğumun kadınların kıymetini bilmesi, onlara değer vermesi, ileride ablalarının arkadaşlarının ayrımcılık yaşamaması için geldim. Çocuğumun geleceği için tüm kadınlar için buradayım” diyor. Kadınlar etkinlik için bir de mesaj kürsüsü kurmuş. Kadınlar sırayla mesajlarını buradan paylaşıyor. Eyleme gelen Sevgi Cançiçek kürsüde şöyle konuyor: “Sokakta şort giyen kadınlara karışan zihniyet bir erkeğin sokakta ne gireceğini karışıyor mu? Biz kadınlar cumhuriyetle kazandığımız haklarımızı kimseye vermiyoruz, vermeyeceğiz, asla teslim olmayacagız.” ‘Korkuyla dolaşıyorum’ Hanife Çiftçi (33) ise şöyle anlatıyor: “Kendi adıma özgürlüğümden tedirgin olduğum için buradayım, evet şu anda özgür bir şekilde giyinip dışarı çıkabiliyorum, inanılmayacak derecede paranoyak halde korkarak çıktım. Herbir yerden saldırıya, bir şiddete maruz kalabilirim korkusuyla dışarıya çıkıyorum, her defasında korkudan özgürlüğüm kısıtlanıyor.” 75 yaşında Noyan Toğrol de şöyle konuşuyor: “Sadece kadınlar değil çocuklarımız için de torunlarım için de buradayım. Bu gidişat kötü.” Etkinlik kadın cinayetleri, şiddet ve çocuk istismarına yönelik tartışmaların yapıldığı forum ve konserlerle akşam saatlerinde sona eriyor. Kadınlar bir de Ajda Pekkan’ın “Bambaşka Biri” şarkısını uyarladı. Şarkınin sözlerinde, “Kapı açık, ne istersen giy ve çık, sen de özgürsün artık” ifadeleri yer alıyor. l İSTANBUL C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog