Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

Cumartesi 5 Ağustos 2017 EDİTÖR: ALPER İZBUL TASARIM: EMİNE BİLGET ‘Akar istese arardı’ Akıncı davasında eski Orgeneral Akın Öztürk savunma yaptı. Akar’ın Erdoğan’ı aramadığını ileri süren Öztürk, ‘Kavgayı ALİCAN ayırmaya çalışırken sopa yiyen adam konumuna düştüm’ dedi ULUDAĞ 15Temmuz darbe girişimi ni Akıncı Üssü’nde yönetenle Jandarma imamı hafızasını yitirdi! rin yargılandığı davada savunma yapan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk, darbe girişimini FETÖ’nün yaptığını, dış odakların buna destek verdiğini söyledi. Sincan Cezaevi içerisinde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen 486 sanıklı Akıncı davasında eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve suç tarihinde YAŞ üyesi olan Akın Öztürk savunma yaptı. Darbe girişimiyle hiçbir ilgisi Dünkü duruşmanın sabahki bölümünde Jandarma imamı olduğu öne sürülen sivil sanık Nurettin Oruç’un çapraz sorgusu tamamlandı. Çapraz sorgusu sırasında, kendisine yöneltilen soruları yanıtlamakta zorlanan Oruç, çalıştığı şirketin sermayesi, kendisinin ne kadar sermaye verdiğini, kimlerle çalıştığı ve Kazan’daki hayvancılık potansiyeline dair ısrar nin olmadığını söyleyen Öztürk, lı sorulara “bilmiyorum” ya “46 yıllık pilotluk hayatımda nıtını verdi. Akıncı Üssü’nün çok kez ölümden döndüm. Keş bulunduğu Kazan ilçesine ke onlardan birinde ölseydim de bu haksız ağır suçlama ile karşı karşıya kalmasaydım” dedi. 315 Temmuz 2016 tarihlerinde Özdere Askeri Kampı’nda eşiyle birlikte tatilde olduğunu söyleyen Öztürk, 15 Temmuz günü, eşinin rahatsızlanması nedeniyle Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak’a tahsisli askeri uçakla İzmir’den Ankara’ya geldiğini söyledi. Akıncı’daki lojmana geldiğini, koruması, şoförü ve emir Darbe girişimiyle ilgili Akıncı Üssü davasının 1 numaralı ismi Akın Öztürk dün savunmasını yaptı. Öztürk’ün Akar’la ilgili sözleri dikkat çekti. Ulus’tan otobüsle gittiğini ifade eden Oruç, ‘Ulus’ta Kazan otobüsleri nereden kalkıyor söyler misiniz?’ sorusuna ise “hatırlamıyorum” yanıtını verdi. 15 Temmuz gecesi cep telefonunu yanına almadan Kazan’a gitmesine ilişkin ısrarlı sorular karşısında ise Oruç, “Teknoloji ile aram yok. İhtiyaç duymadım. Evde bıraktım” dedi. astsubayını 40 km mesafede lay Selçuk, Ömer Faruk Harman rıcı bir üslupla konuştum. Son türmüşler. Siz üstesiniz, ancak ki Ankara merkeze gönderdi cık, Hakan Evrim vardı. Mehmet gidişimde darbecilerin ikna ol size hiçbir şey yapmamışlar. Fi ğini söyleyen Öztürk, 21:30 gi Dişli ise biraz sonra geldi. Doğ maya başladığını görünce duru loda rahatça geziyorsunuz. Size bi İstanbul’da kızını evlendi rudan komutanın yanına gittim, mu komutana anlattım, ‘vazgeç hiçbir zorluk çıkarmıyorlar” di ren Korgeneral Mehmet Şanver’i hayırdır komutanım dedi. Ko tiler’ dedim. ‘Tamam Akın’ de yerek, bunun gerekçesini sordu. arayarak tebrik ettiğini söyledi. mutan bana hitaben, odadakile di. ‘Gel seninle Başbakan’a gi İstanbul’a gitmesi halinde ken ‘Ünal beni aradı’ ri göstererek ‘bunlar bu işi yap delim durumu arz edelim’ dedi. disinin de derdest edileceğini tılar, bunlarla konuş, ikna et, Takiben telefonla Başbakan’la öne süren Öztürk, Akıncı’da der Saat 22:00 sıralarında koru bunlar darbeye kalkıştı’ deyin görüştüler. Sonra ‘Akın sen bi dest edilmekten korktuğu için fi ması İsmail Keskin’in kendisi ce konuya vakıf oldum. Odada raz daha bekle ben seni bir sa loya her seferinde yanında Meh ni arayarak “Genelkurmay’a sal kiler çıktılar, Mehmet Dişli, ben at sonra aldıracağım, bunla met Dişli, Kubilay Selçuk varken dırı olmuş” dediğini aktaran Öz ve komutan televizyonda olayla rı ikaz et,başka bir delilik yap gittiğini söyledi. Agresif davra türk, korumasını yoldan geri ça rı takip ettik.” masınlar’ dedi. Mehmet Dişli ile nışlar sergilemediğini öne süren ğırdığını, aradığı Hava Kuvvet Akar’ın talimatıyla darbecile karargâhtan ayrıldılar. Öztürk, “Genelkurmay Başkanı leri ve Genelkurmay Harekât rin bulunduğu 143. Filoya git Geçen süre zarfında beni ara da onlara ‘kesin darbeyi’ deme Merkezi’ne ulaşamadıkları tiğini söyleyen Öztürk, içeri madılar. Burada başkaları da di” iddiasında bulundu. nı belirtti. 23:00 sıralarında düğünden Korgeneral Mehmet de Kubilay Selçuk ve Ömer Faruk Harmancık’ı gördüğünü, on olabilir düşüncesiyle etrafa bakmaya başladım. En yakında Ya ‘Önünde telefon vardı’ Şanver’in telefonuyla Hava Kuv lara bu işin yanlış olduğunu, bu şar Güler’i elleri, ayakları bağ Mahkeme Başkanı Giray, sa vetleri Komutanı Abidin Ünal’ın nun bugün kabul görmeyeceği lı, gözleri kapalı şekilde bul nığa “neden Cumhurbaşka kendisini aradığını ifade eden ni söylediğini kaydetti. Ancak dum. Ellerini, ayaklarını çöz nı, Başbakan veya Milli Savun Öztürk, şöyle devam etti: bu kişilerin kararlı göründükle düm, gözünü açtım. Bana ‘Allah ma Bakanı’nı arayıp darbeyi bil “Abidin Ünal, ‘ağabey, rini, Ömer Faruk Harmancık’ın razı olsun’ dedi. Daha sonra Abi dirmediniz” diye sordu. Öztürk, Ankara’da uçaklar havalanmış, “Arkamızda durulsaydı başa din Ünal’ın tutulduğu yere git “Benim arayacağım tek kişi var ne oluyor? Öğrenip bana bilgi rılı olurduk” dediğini öne sü tim. Onun elleri kolları bağlı de dır Genelkurmay Başkanı’dır. verir misin’ dedi. Bunun üzeri ren Akın Öztürk, kendisinin de ğildi. Odada oturuyordu. Enter Sabaha kadar komutana bak ne Akıncı Üssü Komutanı Hakan “Bu devirde başarılı olamazsı ne edilenleri alıp Hava Kuvvetle tım bir şey olur mu? Hiç kimseyi Evrim’i aradım. Telefona Ku nız, bu işten vazgeçin” dediğini ri Komutanlığı’na gittik.” aramayı düşünmedim. O ne ve bilay Selçuk çıktı, ‘komutanım ve Akar’ın yanına geri döndüğü Hulusi Akar, Abidin Ünal rirse onu yaptım” dedi. “Komu operasyon var’ dedi. Ne operas nü söyledi. ve Yaşar Güler’in tanık ola tan istese arar mıydı” sorusuna yonu dediğimde komutanımız da burada sizi bekliyor karşılı ‘35 kez filoya gittim’ rak dinlenmesini isteyen Öztürk, “Eğer ben Hava Kuvvetleri karşılık Öztürk, “Evet arardı, telefon masanın üzerinde duruyor ğını verdi. Telefonu kapatıp loj Öztürk, Akar’ın talimatı üzeri Komutanı’nın isteği üzerine ha du. Bana da ara demedi” diye ko man bölgesinden üs karargâhına ne darbecileri ikna için 35 kez yır gitmiyor deseydim bugün bu nuştu. Öztürk, darbe girişimi gittim. Giderken nizamiyede 143. Filo’ya gittiğini belirterek, rada olmayacaktım. Ben iki taraf ni TSK içindeki FETÖ’cü grubun kimse yoktu. Karargâh kapasın şunları anlattı: arasında kavgayı ayırmaya çalı dış destekle yaptığını düşündü da silahlı maskeli kişilerce kar “Etrafta devamlı silahlı ko şırken sopa yiyen adam konumu ğünü söylerken, bunların arka şılandım. Üs komutanı odası mandolar bulunduğundan sert, na düştüm” iddiasında bulundu. sında ABD, Rusya, Almanya ve na girdiğimde içeride Genelkur kırıcı, agresif davranışlar ser Mahkeme Başkanı Selfet Gi İngiltere’nin olabileceğini iddia may Başkanı’nın yanında Kubi gilemedim. Çoğunlukla yatıştı ray, “Darbe karşıtı herkesi gö etti. l ANKARA Kösele emekli oluyor YAŞ kararlarıyla ‘emekliye ayrıl’ mesajı alan donanma komutanı ‘gereğini’ yaptı CHP, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA ŞİKÂYET ETTİ Kavakçı’ya siyasi yazılarla kanunu çiğnedi suçlaması CHP Milletvekili Mahmut Tanal, Kuala Lumpur Büyükelçiliği’ne atanan Merve Kavakçı’yı, 657 Devlet Memurla rı Kanunu’nu açıkça ihlalden Dı şişleri Bakanlığı’na şikâyet et ti. Tanal, Yeni Akit gazetesin de köşe yazılarına devam eden Kavakçı’nın Devlet Memurla rı Kanunu’nun “Hiçbir şe kilde siyasi ve ideolo jik amaçlı beyanda ve eylemde buluna mazlar” hükmüne aykırı davrandığını belirterek “Kendisi bugün (dün) de da hil olmak üzere Ye ni Akit Gaze tesi köşe sinde siya si yazıları na devam Kavakçı ediyor. Partili büyükelçi mi olur” dedi. Tanal, Kavakçı’nın Yeni Akit gazetesinde köşe yazarlığına devam etmesi ve köşesindeki siyasi beyanlarının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı olduğunu ifade etti. Kavakçı’nın 1 Ağustos’taki “CHP İngiltere’de olsa ne yapacak?” başlıklı yazısındaki ifadeleri de Tanal’ın şikâyet dilekçesinde yer aldı. Tanal, Kavakçı’nın CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alarak sözde nikâha katıldığını gösteren, Kanal A’da yayınlanan ‘Manşetlerin Dili’ Programında tartışılan, montajlanmış hakikat dışı bir fotoğrafı doğruluğunu teyit etmeden köşesine konu ettiğini belirterek “Bu sebeple hakkında yasal işlem yapılarak cezalandırılması ve görevinden alınması gerekmektedir” dedi. l ANKARA SERTAÇ EŞ Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) Deniz Kuvvetleri’ne ilişkin alınan beklenmedik kararlar görevden ayrılmayı beraberinde getirdi. Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele emeklilik dilekçesi vererek izne ayrıldı. Kösele’den sonra Donanma Komutanlığı’na bir koramiralin komuta etmesi bekleniyor. Kösele’nin Özbal’ın işini kolaylaştırmak ve kuvvet karargahında sorun olmaması için bu kararı aldığı dile getirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) başında bir oramiralin bulunduğu kurumun bir koramiralin komutasına verilmesi durumu ilk kez gerçekleşti. Bugüne kadar işleyen teamüllere göre Kösele’nin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na atanması gerekiyordu. Bu gerçekleşmeyince ve kendisinden alt rütbede ve kıdemsiz bir generalin bu göreve atanması görevden ayrılmayı gündeme getirdi. Kösele’nin ‘devresi’ emekli amirallerin Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, “Kendisinden alt rütbedeki birinin komutasına girmek askerlikte olağan bir şey değildir. Bunu Oramiral Kösele’nin kabul etmesi beklenemez. Bu nedenle Kösele’nin emekliliğini isteyerek görevden ayrılması kaçınılmaz” değerlendirmesini yaptı. AKP’nin çelişkisi Kösele’nin 2015 YAŞ’ında oramiralliğe yükseltilmesi ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na atanmaması iktidarın çelişkisini de gözler önüne serdi. Casusluk kumpası nedeniyle tutuklanan ve sonra serbest bırakılan Kösele’nin oramiralliğe yükseltilmesinde bir ilk yaşandı. TSK Personel Kanunu’na göre hakkında bir soruşturma süren bir general, beraat etmediği sürece terfi edemiyor. Ancak 2015 YAŞ’ında bu kurala uyulmayarak Kösele oramiralliğe terfi ettirildi. Terfisi uğruna yasanın görmezden gelindiği Kösele, 2 yıl sonra kuvvet komutanlığına atanmadı. haber 5 Tutuklunun tutkusu Pencereden dışarıya baktı bir süre... Samatya açıklarından Her şeye karşın umudunu yitirmemiş, hayata sımsıkı tutunmuştu. gemiler geçiyordu... Gözlerini Zaten hep umudun peşinde yumup öylece kaldı. koşmuş, alçaklarla mücadele Umuda doğru bir yolculuğa etmişti. çıkmış gibiydi. O sabah Bülent Utku’yu Umutla yaşam arasında gi gördüm gazete de. Tutukluluk dip geldi. Kendi yalnızlığı için hali bitmişti. Avukat kimliğiyle de olduğunu anımsadı. Silivri’de tutuklu bulunan Akın Gün çoktan aydınlanmıştı. Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Akın Atalay, Murat Sabuncu, Gürsel ve Ahmet Şık’ı ziyarete Kadri Gürsel, Ahmet Şık çok gidecekti Mustafa Kemal tan uyanmış olmalıydı. Güngör’le birlikte. Bir süre onları düşündü. Umut ve umutsuzluğun kol Onurlu duruşları aklına geldi. gezdiği bir ülke de yaşıyoruz, Ne çabuk geçiyordu, günler, kim ne derse desin. haftalar ve aylar... Tüm bunlara inat umudumu O güzel günler geride kal zu yitirmemek için çabalıyoruz. mıştı ama ne Akın, Murat, Dört arkadaşımız hâlâ tutuklu... Kadri ve Ahmet umutlarını yi Hani kimi kaçışlar, zaman tirmemişlerdi. sız bekleyişler vardır, iklimleri Yürekleri manda gönünden bile alıp götürürler yaşamımız değildi onların. Veremeyecek dan. bir hesapları yoktu. Yürekle Hani kimi aşklar vardır rindeki çocuk ölmemişti. sonsuzluğun içinde... Hayatı düşünüyordum ben Şiirler vardır çok şeyi anlatan: de o saatlerde... “Sana gitme demeyeceğim Gözlerim çok uzaklarda Üşüyorsun ceketimi al bir şeyler arıyordum. İçeride Günün en güzel saatleri kalan arkadaşlarımı düşünü bunlar yordum. Yanımda kal...” Zamanın saat ayarını... Demir sürgülü kapının Gözlerim çok uzaklarda bir ardında bir hayat sürer kimi şeyler arıyordu... zaman hüzünlü kimi zaman Oysa her güzel şey bir adım umutlu... ötedeydi... Kendinle hesaplaşma vakti Anı sayfalarını karıştırmaya ey sevgili... başladım. Görüş kısa sürer, ayrılmak Sevgiliyi, onun bana söyle istemezsin... diklerini: Kendini rüzgârlara bırak “Gel yüreklerimizi birleştire mış ışıklarla ıslak rotaları çizil lim, sevdalarımızı çoğaltalım miş yollar. çocuklarımızın geleceği için.” Bir hafta sonra görüşmek Düşsel bir yolculuğa çıkmış üzere... tım. Anı defterinde yazdıklarımı HHH tekrar tekrar okudum. Sıkıntılıydı... Sordum karşımda oturan Onun için de “tutuklunun kadına: tutkusu” adını çok beğenmişti. “Niçin sevdiğini söylemedin Özlem! onu sevmene karşın...” Aşk! Çayını yudumlarken yutkundu. Umut! Pişmanlık duyuyordu... Sevgi! Bir kez daha sorunca yanıt Özgürlük! vermek cesaretini gösterdi: Yalnızlığın asılı kalmış fo “Çünkü kendimi yaşamaya toğraflarını çoğaltarak kendi karşı yasaklamıştım.” kendiyle hesaplaşma. Gökyüzü ve deniz gümüş Vladimir Mayakovski’nin rengindeydi... kasatura uçları gibi sivri gün Gözlerini güneşin battığı lerden kalmış yaşantılarını, Behramkale’ye çevirdi. Louis Aragon’un insanı kah Kendi kendine mırıldandı: reden ateşinde kalmış yağ “Ah şimdi orada olmak vardı...” murlarını anımsatır hayat! HHH Düşçü baba düş kurar o sa Gözleri çok uzaklarda bir atlerde... şeyler arıyordu. Bir kadının Ve bir çığlık duyulur: saçlarında okyanusun de “Güneş ışığınım ben senin rinliklerine dalıyordu. Tarifsiz Bensiz yaşamak haramdır sıkıntılar içinde yitip giden sana gençliğini kovalıyordu. Soluduğun hava içtiğin su Acaba sevmek ve sevilmek benim kişiliğine aykırı mıydı? Bensiz yaşamak haramdır sana Gülümsedi... Yediğin ekmek daldığın uy Yine yanıtı kısa oldu: kunun “Benim yüreğimde açan yaz Sen geçen şey ben kalan çiçeklerini gören olmadı.” öyküyüm. Kafasından geçenleri anlı Umudun umutsuzluğun se yordum... vincini...” ERDOĞAN CAMİ AÇILIŞINDA KONUŞTU Yine ‘dindar nesil’ dedi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, restorasyonu tamamlanan Yıldız Hamidiye Camii’nde Cuma namazını kıldıktan sonra açılışını yaptı. Açılışta konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün de ülkemize ve milletimize saldıranlar, öncelikle dikkat edin öncelikle mabetlerimizi hedef alıyorlar. 15 Temmuz’da Ankara’da Gölbaşı’ndaki Özel Harekât Başkanlığı’ndaki mütevazı camimiz ve Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Millet Camimiz savaş uçakları ile bombalandı. İstanbul’da sela okunan pek çok cami, darbeciler tarafından kurşunlandı. Ezanları susturmadan bayrakları indirmeden ülkemizi işgal edemeyeceklerini bilenler, özellikle bu mekânlarımızı hedef alıyorlar. Allah’ın izniyle Türkiye’de ezanları susturmaya, bayrakları in dirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir” dedi. Yıldız Hamidiye Camii’ne ilişkin de Erdoğan, “İnşasının üzerinden 132 yıl geçti, 132 yıldan sonra restore ederek bir kez daha açılışını yaptığımız Yıldız Hamidiye Camiimizin, ülkemize, tüm, İslam âlemine hayırlı olsun. İstanbul için müstesna bir eser” dedi. Konuşmasına “Dinini, tarihini, kültürünü bilen kuşaklar yetiştirmekte kararlıyız” diye devam eden Erdoğan özetle şunları söyledi: “Bu konuda netice almaya başladığımıza ancak camilerimizi gençlerimiz ile dolu görmeye başladığımızda olacak. Hem fizik hem manevi alt yapımızı geliştirmek için durmaksızın çalışacağız. Sadece kendimiz için değil gözünü bize dikmiş, kalbini bize yöneltmiş tüm kardeşlerimiz için de bunu başarmaya mecburuz.” l İSTANBUL/Cumhuriyet C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog