Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

Eide’den Kıbrıs’a buruk veda BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Danışmanı Espen Barth Eide müzakerelerin çökmesinin ardından dün adaya veda ziyaretlerinde bulundu. Rum lider Nikos Anastasiadis’e “Çözüme ulaşmada yardımcı olduktan sonra DUNYA ayrılsaydım daha iyi olacaktı” mesajı veren Eide, KKTC Cumhurbaşkanı ‘Netanyahu yolsuzluk zanlısı’ İsrail polisinin Başbakan Benyamin Netanyahu’nun “yolsuzluk, rüşvet ve güveni suiistimalden şüpheli bulunduğuna” dair mahkemeye rapor sunduğu belirtildi. Mahkeme, soruşturma ve eski danışmanlarından Ari Harov’un Netanyahu aley Mustafa Akıncı’ya da “Çok yaklaştık. Ancak sonuca ulaşamadık” dedi. ‘Netanyahu hinde tanıklık etmesine dair haberlere yayın yasağı getirdi. Cuma 4 Ağustos 2017 dishab@cumhuriyet.com.tr EDİTÖR: MERİÇ ŞENYÜZ TASARIM: ZARİFE SELÇUK ABD’den İdlib tehdidi 7 Nusra’nın adeta kalesine dönüşen Türkiye sınırındaki bölgeye ilişkin Washington ‘cihatçı örgüt ve destekçileri hedefimizdir’ çıkışı yaptı ABD, Suriye’nin Türkiye sınırındaki İdlib vilayetinde Kaide kolu Nusra’nın artan hâkimiyetiyle ilgili yaptığı uyarıları tırmandırıyor. Suriye’de tümüyle cihatçıların kontrolündeki tek vilayet olan İdlib’le ilgili ABD’nin IŞİD’le Savaş Koalisyonu Temsilcisi Brett McGurk’ün ardından bir açıklama da ABD Dışişleri’nin Suriye Özel Temsilcisi Michael Ratney’den geldi. Yazılı açıklamasında Nusra’nın liderliğindeki çatı örgütü Heyet Tahrir eş Şam’ın (HTŞ) İdlib’i tümden ele geçirme noktasına geldiğine dikkat çeken Ratney “Suriye’nin kuzeyi en büyük trajedilerinden birine tanık oldu” dedi. Bunun Suriye’nin kuzeyinin geleceğini büyük tehlikeye attığını belirtti. ‘Bombardımanlar başlar’ ABD Başkanı Trump ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in Suriye’nin güneybatısı için vardığı ateşkes anlaşmasıyla ilgili Amman’da Rus yetkililerle pazarlık yapmış olan Ratney, İdlib’de Nusra hegemonyasının, Rusya’nın son zamanda duran bombardımanlarına yeniden başlamasına yol açacağını savundu. Bu durumda “ABD’nin uluslararası tarafları gerekli askeri önlemlere başvurmamaları konusunda ikna etmesinin zor olacağını” ifade eden ABD’li diplomat, Nusra lideri Ebu Muhammed Colani’yi hedef göstererek “Herkes bilmeli ki, İdlib’in başına gelecek vahim sonuçların tek sorumlusu Colani ile çetesi olacaktır” dedi. Ratney, Washington’ın İdlib’de Nusra ile birlikte kalan tüm örgütleri LübnanSuriye sınırındaki Arsel’den Nusra militanlarıyla siviller, Hama üzerinden İdlib’e tahliye ediliyor. Kaide’nin parçası olarak kabul edeceğini, Nusra’nın ne kadar Kaide’den ayrılma açıklaması yaparsa yapsın özünde değişmediğini ve Washington’ın hedefi olduğu uyarılarında da bulundu. Geçen hafta HTŞ, üç günlük taarruz la eski ittifakı, TürkiyeKatar destekli Ahraruş Şam’ın vilayetin en güneyine ve dışına çekilmesini sağlamıştı. Hem HTŞ hem de Ahrar, kimi bölgelerde Türkiye destekli ÖSO ile işbirliği yapıyor. 2 milyon nüfuslu İdlib, Suri ‘SDG’YE TANK VERMEDİK’ ABD’nin, YPG’ye destek vermek için Suriye’ye “tanklar” ve “silahla dolu yüzlerce TIR” gönderdiği haberleriyle ilgili ABD Büyükelçiliği, “doğru değil. yanıltıcı” açıklaması yaptı. AA’nın geçtiği, Türk basınına yansıyan TIR haberleriyle ilgili “Suriye’deki duruma ilişkin temel bazı gerçekleri görmezden gelmektedir. ABD, Suriye’de IŞİD’e karşı herhangi bir gruba tank vermemiştir” denilerek hafif silahlar ve mühimmattan oluşan askeri yardımın büyük kısmının SDG içindeki Arap unsurlara, çok daha küçük bir yüzdesinin Kürt unsurlara verildiği, bunların Rakka’nın alınıp IŞİD’in yok edilmesi hedeflerine özel olduğu savunuldu. ‘TIR’ların çoğunda yardım var’ “YPG’ye verilen silahların niteliğiyle ilgili Türk hükümetine şeffaflıkla bilgi sağlamayı sürdürmekteyiz” diye eklenirken IrakSuriye sınırını geçen TIR’ların büyük kısmının insani yardım taşıdığı kaydedildi. “Aksini iddia eden yanlış haberler tehlikelidir ve bizi IŞİD’i ortadan kaldırmak, bu şiddetten etkilenenlere destek olmak yönündeki ortak amaçlarımızdan alıkoymaktadır” ifadesi kullanıldı. HUMUS’TA ATEŞKES Rusya, İran, Türkiye’nin garantörlüğündeki Astana sürecinde varılan anlaşma uyarınca ilan edilen çatışmasızlık bölgelerine Suriye’nin Humus vilayetinin kuzeyi de dahil edildi. Burası, Rusya ile silahlı gruplar arasında varılan ateşkes anlaşması uyarınca çatışmasızlığın hayata geçtiği üçücü bölge oldu. Rus Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov 31 Temmuz’da Kahire’de yürütülen pazarlıklar çerçevesinde dün öğleden itibaren “ılımlı muhalefet birimleri ile hükümet güçlerinin ateşi tümüyle kestiğini” duyurdu. Anlaşma Humus vilayetinin kuzeyindeki toplam 159 bin nufuslu Talbisseh, Hula ve Rastan’ı kapsıyor. Rus askeri polisi bölgenin sınırlarında iki kontrol noktası ve üç gözlem noktası kuracak, silahlı gruplar da HumusHama otoyolundan çekilecek. Çatışmasızlık daha önce Suriye’nin güneyinde iki kesimde ve Şam’ın Doğu Guta varoşunda hayata geçirilmişti. ye hükümet güçlerinin diğer bölgelerde tahliye anlaşmasına vardığı silahlı grupların gönderildiği vilayet olmasından da ötürü cihatçı kaynıyor. Bununla birlikte “çatışmasızlık bölgelerine” dahil edilmişti. McGurk, bu hafta yaptığı bir konuşmada “Kaideciler İdlib’e niçin ve nasıl ulaşabiliyor? Paraşütçü değiller. Dolayısıyla bazı ortaklarımızın buraya on binlerce silah gönderme ve yabancı savaşçı girerken yüzünü başka tarafa çevirme yaklaşımı en iyi yaklaşım olmayabilir. Şu anda orası Türkiye sınırının yanı başında bir Kaide barınma alanı. Bunu elbette Türklerle çok yakından görüşeceğiz” demişti. Ankara’nın sert tepki gösterdiği McGurk’le ilgili ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’dan ise önceki gün övgü dolu açıklamalar gelmişti. Ruhani 2. dönem için yemin etti İran’da ikinci kez cumhurbaşkanı seçilen Hasan Ruhani, dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in de katıldığı törende yemin etti. Eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad dahil üst düzey isimlerin katıldığı törende konuşan Hamaney, Ruhani’ye yüzde 12.6’ya yükselen işsizlik oranını azaltma ve ulusal üretime öncelik verme çağrısında bulundu. ABD’nin İran’a yeni yaptırım paketini onaylamasından sonra gerçekleşen törende Ruhani, “İzolasyonu asla kabul etmeyeceğiz. Nükleer anlaşma, İran’ın iyi niyetinin göstergesidir” dedi. Törene “yerini beğenmeyen” Ahmedinejad damga vurdu. Önce Ruhani’nin seçimdeki rakibi, muhafazakâr kanadın adayı İbrahim Reisi’nin yanında oturan Ahmedinejad, kısa süre sonra yerini değiştirdi. Bu davranışının nedeni bilinmezken konu, ülke medyasında tartışmalara neden oldu. Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı seçimine koyduğu adaylığı veto edilmişti. MHAURSAUBL ESİ... Yaklaşık 1 milyon kişinin yerinden olduğu Irak’ın ikinci Caaf ise 253 bin kişinin kente geri döndüğünü iddia büyük kenti Musul’da ikonik Nuri Camisi dahil böl etti. BM’ye göreyse Musul’da 320 bin kişi kamplarda, ge yerle yeksan vaziyette. Göç Bakanı Muhammed 384 bini akrabalarıyla birlikte camilerde yaşıyor. Tel Afer taarruzu başladı Hamaney ile Ruhani ‘Yeşil kart’ı kırpma peşinde ABD Başkanı Donald Trump, yasal göçmenliği sınırlandıran bir yasa teklifi açıkladı. Senato’da henüz görüşülmeyen tasarı, göçmenlerin aile üyelerinin ülkeye kabulüne de sınırlamalar getiriyor, “Yeşil Kart” kurasını kaldırıyor ve Yeşil Kart edinme sürecini zorlaştırıyor. Trump, ABD’ye kabul edilen yasal göçmenlerin sayısının yılda 1 milyondan 500 bine düşürülmesini hedefleyen tasarıyla ilgili “Yeşil Kart dağıtırken düşük vasıflıları kabul eden göçmenlik sisteminin yerine, yüksek vasıflılara öncelik veren bir sistemi getiriyor” diye konuştu. Meksika liderine ‘emirler’ Trump’ın 2728 Ocak’ta Meksika ve Avustralya liderleriyle yaptığı olaylı telefon görüşmelerinin transkriptleri Washington Post gazetesinde yayımlandı. Buna göre Trump Meksika lideri Enrique Pena Nieto’ya şu sözlerle baskı uygulamış: “Bunu (duvarın parasını ödemeyeceğini) medyaya söyleyemezsin. Ben duvarın parasını Meksika’ya ödetmek zorundayım, buna mecburum. 2 yıldır bundan söz ediyorum. İkimiz de ‘bunu çözeceğiz’ demeliyiz. Meksika ödemeyecek demeye devam edeceksen sizlerle daha fazla görüşemem, çünkü benim bununla yaşamam imkânsız.” Irak güçleri Musul’u IŞİD’den kurtarmalarının ardından batıda, Irak sınırında, hâlâ IŞİD’in kontrolündeki Tel Afer’e gözlerini çevirdi. IŞİD’in eline geçtiğinden beri Şii Türkmen nüfusun terk ettiği Tel Afer’in, İran destekli Iraklı Şii milis gücü Haşdi Şabi tarafından 5 aydır kuşatma altına alınmasının ardından kurtarılması operasyonu başladı. İlk etapta Haşdi Şabi, Tel Afer çevresindeki 18 köyü kurtarırken 100 tank ve zırhlı araç eşliğinde askerler 40 km. mesafedeki Baduş’a yığınak yaptı. Iraklı general Necm Caburi, Musul’daki gibi 9 ay süren zorlu bir operasyon beklemediğini, Tel Afer’deki yıpranmış 2 bin militan ile ailelerin fazla direnemeyeceğini savundu. IŞİD gelmeden önce 200 bin nüfusu varken artık sivil yerel halkın bulunmadığı Tel Afer’in içine saldırıyı Irak ordusu, federal polis ve ABD eğitimli Terörle Mücadele Birimi’nin yürüteceği belirtildi. Bu gücün 40 bin kişiye tekabül ettiği kaydediliyor. Irak ‘Oylar yeniden sayılsın’ kararı Başbakanı Haydar İbadi, geçen yıl Tel Afer’den gelen Sünni aşiret heyetine kente Haşdi Şabi’nin girmeyeceği, operasyonu Irak ordusunun yöneteceği sözünü vermişti. Ancak Iraklı general Kasım Muhammed Halef, Tel Afer çevresini güvenliğe almak için Haşdi Şabi’ye ihtiyaç duyduklarını belirtti. Caburi, Haşdi Şabi kuşatmasıyla kaçacak yeri kalmayan IŞİD militanlarının Türkiye, eski Sovyet cumhuriyetleri ve Çin’in Uygur bölgesi kökenli olduklarını söyledi. Venezüella’da yeni anayasayı yazacak Kurucu Meclis’in dün yapılması planlanan yemin töreni bir gün ertelendi. Devlet Başkanı Nicolas Maduro, sağcı muhalefetin katılımla ilgili iddiaları üzerine Seçim Kurulu’nun oyları yeniden saymasını istedi. Maduro yönetimi, pazar günü yapılan seçimlerde 8.1 milyon yurttaşın oy verdiğini duyurmuş, muhalefet gerçek katılımın çok daha az olduğunu öne sürmüştü. Seçimlerde oy kullanma donanımını sağlayan Smartmatic şirketinin Venezüella’daki yöneticisi Antonio Mugica da muhalefetin iddialarını kısmen destekleyerek katı lımın ilan edilenden 1 milyon kişi daha az olabileceğini iddia etmişti. İddialar üzerine konuşan Maduro, Smartmatic’in ABD ve Britanya’nın baskısı altında bu açıklamayı yaptığını savundu ve “Seçim kurulu başkanından oyların hepsini yeniden gözden geçirmesini ve akıllarda hiçbir şüphe bırakılmamasını istedim” dedi. Pekin’den destek AB ve ABD tarafından eleştirilen Kurucu Meclis seçimleriyle ilgili Maduro’ya destek, Caracas’ın müttefiki Pekin’den geldi. Çin, Kurucu Meclis seçimlerinin olumlu geçtiğini belirterek Maduro’yu kutladı. TEMER’E KONGRE ZIRHI Brezilya’da Kongre, Dilma Rousseff’i seçim öncesi bütçe manipülasyonu yapmasını yolsuzluk suçlamasına dönüştürerek devlet başkanlığından azletmesinden 11 ay sonra bir başka azil oylamasına gitti. Halk oyuyla seçilmiş solcu Rousseff’in yerine Kongre tarafından devlet başkanlığına getirilen sağcı Michel Temer, hakkında milyonlarca dolar rüşvet alma suçlamaları olmasına rağmen, oylama sonucunda koltuğunu korudu. Kongre’nin yarısından fazlasına tekabül eden 263 oyla Temer’in görevinin askıya alınması ve yüksek mahkemede yargılanması teklifi reddedildi. Böylece neoliberal kemer sıkma politikalarını hayata geçirmek için eli güçlense de Temer’e karşı Brezilya sokaklarında protestolar eksik olmadı. Kongre’de de muhalif vekiller eylem yaptı. Trump’la eski kâbusa uyanmak ABD Başkanı Donald Trump’lı dönemde uluslararası ilişkilerle alakadar zevat olarak hepimizin ‘beyni döndü’. Istırap dolu altı ay içinde, neyi nasıl anlayacağımızı şaşırdık. Boşuna kendisini ‘Çılgın Donald’ diye anmıyoruz. Tabii ki mevzu Trump’ın bizatihi kendisi değil. Ergin Yıldızoğlu hocanın bu haftaki yazılarında isabetle kaleme aldığı üzere, bunlar ‘Amerika’nın asli unsurunu oluşturduğu hegemonyanın dağılış sürecinin’ tezahürleri. Trump’ın varlığı ‘sebepten’ ziyade ‘sonuç’. Amerikan müesses nizamı içerisindeki büyük kapışma Trump’la birlikte daha görünür sadece. Mevzu Trump’ın bunları yönetme/ yönetememe biçimiyle de alakalı. Elbette aynı şekilde ‘fırsatlar’ sunmakta. Ancak bu hegemonyanın kolayca yitip gitmesini beklemek saflık olacakken, ABD’de devreye sokulan beş tehdit formülasyonu (Rusya, Çin, İran, Kuzey Kore ve terörizm) eski kâbusları canlandıracak cinsten. HHH Trump, kampanyası boyunca Rusya ile iyi ilişkiler salık verdi. Yemin edip göreve başlamadan Hillary Clinton’a sandıkta taktığı çelmeyi hazmedemeyenler tarafından başına ‘Rusyagate’ sarıldı. Pulitzer ödüllü efsane gazeteci Seymour Hersh’e bakarsak bu bizzat ‘CIA operasyonu’. Bilemiyoruz. Vardığı aşama, geçen hafta Kongre’nin ‘Amerika’nın Düşmanlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası’ oldu. Trump da onaylamak durumunda kaldı. Baş hedeflerden birisi Rusya. Yani Trump artık ağzıyla kuş tutsa Kongre’den onay alıp Rusya Federasyonu’na yönelik Obama’dan kalma yaptırımları kaldıramaz. Ne ekonomik olanlarını ne de diplomatik yaptırımları... ABD’nin Suriye ve Ukrayna’daki ‘mecburi’ işbirliğini Trump’ın hanesine yazıp alttan alan Moskova için artık muhtemelen işler değişecek. HHH Ortadoğu’ya yansılamalar aynı. Neoliberal küresel nizamın ‘Arap isyanları’ ile siyasal İslamcılardan ‘liberal demokrat’ çıkarma hayalleri çöktüğünden beri Amerikan hegemonyası sallantıda. ABD’nin tutunabildiği tek yer Suriye’nin kuzeyi ve Kürtler. Onların da akıbeti meçhul. Trump da aciz bir tablo çiziyor. Suriye’de ‘geri çekilme’ sürecindeler. En son CIA’nın rejim değişikliğini hedefleyen cihatçı gruplara eğitdonat programına son verildi. Ürdün sınırındaki ‘Yeni Suriye Ordusu’ fiyaskosunun ardından rivayet o ki bu gruplardan destek çekiliyor. En son ironiktir ki yıllardır Rusya, İran ve Suriye üzerinde tepinirken görmezden geldikleri İdlib’deki ‘El Kaide emirliğini’ keşfettiler! ABD’nin özel temsilcisi Michail Ratney, “Suriye’nin kuzeyi tarihinin en büyük trajedilerinden birine sahne oluyor” buyurdu. Çarpıcı biçimde “İdlib’de ortaya çıkacak ağır sonuçların sorumlusunun (Heyet Tahrir üş Şam’ın lideri) El Colani ve çetesi olduğunu herkes bilmelidir” dedi. İsim değiştirmenin işe yaramayacağını ekledi. HTŞ dediğimiz malum Nusra Cephesi, daha önce isim değiştirdiğinde ABD medyası ve ‘think tankland’i tarafından ‘ılımlı’ sunumuna malzeme çıkmıştı. Şimdi işler değişti. IŞİD özel temsilcisi Brett McGurk boşuna İdlib için Türkiye’yi dolaylı olarak itham edecek şekilde “11 Eylül’den bu yana El Kaide’nin en büyük güvenli limanı haline geldi” demedi. Hegemonya iflasının bu ikiyüzlü tezahürlerine bakıp ‘Günaydın’ demek yetmez elbette. HHH Bu hal ve gidişat içinde Trump gözüne yıllardır El Kaide ve IŞİD ile hakikaten savaşan İran’ı kestiriyor. CIA’nın İran operasyonlarının başına şahin Michael D’andrea getirilmişti. ABD medyasında ekim ayı itibarıyla İran’la dünya güçleri arasında Temmuz 2015’te imzalanmış nükleer anlaşmanın gömüleceğini okuyoruz. İran’ın anlaşmaya uyduğu iki kez onaylanmışken, rivayet o ki, Trump ekibinden İran’ı ‘ihlalci’ gösterecek seçenekler istemiş. Elbette bu çok taraflı bir anlaşma, üzerinde BMGK’nin 2231 sayılı kararı, onayı var. İşin içinde hem Rusya hem İran’a yeni yaptırımlardan rahatsız AB var. İran dediğimiz Rusya ile Çin’in Avrasya stratejisindeki ‘kesişeni’. Etrafını Pentagon’dan askerlerle çeviren Trump, Cumhuriyetçi Parti içindeki neoconlar yahut Körfez’deki Vahhabi Selefi monarşilerle işbirliği ile nereye kadar top çevirebilecek? Umarım bu ‘hegemonya çöküşünün’ Armageddonvari tezahürlerini görmeyiz. Interpol’den canlı bomba listesi Interpol’ün IŞİD adına intihar saldırıları düzenleyebilecek 173 kişinin isminin bulunduğu bir listeyi Avrupa polis teşkilatlarına gönderdiği belirtildi. Irak güçlerinin Musul’da bulduğu, ABD’nin inceleyip Interpol’e verdiği listede132 kişi Irak, Kuzey Afrika, Körfez ülkeleri, Tacikistan ve Bangladeş’ten, 6 kişi ise Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda ve Bosna’dan. Dün ABD, hava saldırılarında IŞİD’in dış operasyonlar sorumlusu Abdul Gafur ile yardımcılarının öldürüldüğünü teyit etti. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog