Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

KULTUR Pazartesi 28 Ağustos 2017 Yener’den İzgü’ye veda Cumhuriyet Kitap yazarlarından Mavisel çocukluklarımızın pınarlarından yüzlerimi Yener, Muzaffer İzgü’nün ardından “Bilgi zi yıkadık, ne çok güldük, ne çok düşündük, Yayınevi’nin kurucusu olan kardeşi gibi sevdi ne çok sevdik... 24 Ağustos günü Çocuk ve ği Ahmet Küflü’yü beraber uğurladık, eşi Gün Gençlik Yayınları Derneği’nin Onur Ödülü’nü sel İzgü’nün yasını tuttuk, beraber ağladık, Y.Bekir Yurdakul ve Aydın İleri ile birlikte sunmak için evine gittiğimizde anlamıştık, veda sözcükleri dolaşıyordu dilinde. 29 Ekim’i doğum günü seçmişti kendine, veda için 26 Ağustos’u seçmiş olması rastlantı olamaz! Onu çok özleyeceğim” ifadelerini kullandı. EDİTÖR: ÖZNUR OĞRAŞ ÇOLAK kultur@cumhuriyet.com.tr 15 Fotoğraf: RIZA EZER Maden işçileri için kol kola yürümüşlerdi 1990 yılında Zonguldak’ta maden işçilerinin direniş yürüyüşüne dayanışma için katılan, gazetemiz yazarlarlarından Ali Sirmen, Muzaffer İzgü, İlhan Selçuk, Şükran Soner, Prof. Dr. Gencay Şaylan, Uğur Mumcu ve gazetemiz muhabirlerinden Deniz Topaloğlu, Tayfun Gönüllü ve yine gazetemiz yazarı Işık Kansu bir arada... Gülmecemizin bir büyük ustası KONUK YAZAR ÖNER YAĞCI 26Ağustos 2017 günü aramızdan ayrılan Muzaffer İzgü, Adana’da, 29 Ekim 1933’te, Cumhuriyet’in 10. yılında doğdu. Çocukluğu yoksullukla, yoksunlukla geçti. Kitaplarla kış aylarında, sıcak olduğu için gittiği Halkevi kitaplığında tanıştı. Parasız yatılı olarak Diyarbakır İlköğretmen Okulu’na girdi. Türkiye’nin birçok yerinde ilkokul ve ortaokul öğretmenliği yaptıktan sonra 1978’de İzmir’e yerleşti. Halkevi’nde edindiği okuma aşkı, onu çevresinde gördüklerini, yaşadıklarını yazma isteğiyle doldurmuştu. “Gülmecenin asıl görevi olaya parmak basmaktır ve basılan parmak iyi bir yere basılmalıdır” diyerek gülme öğesinin amaç değil araç olduğu bilinciyle gülmeceyi seçti. 1959’dan başlayarak gülmecesinin kozasını ördü ve Nasrettin Hoca geleneğinin günümüzdeki usta bir sürdürücüsü oldu. 100’den fazla kitabında toplumsal, siyasal yaşamımızın çarpıklıklarını, insanın durumlarını okuduk. Okurken düşündük, öğrendik, güldük; kimi zaman gülümsedik kimi zaman kahkaha attık. Muzaffer İzgü, toplumumuzda yaşananlardan süzdüklerini aktarır ken eleştirel gerçekçi yöntemiyle insanlardaki ruhsal çarpıklıklara ve ezikliklere güldürü öğesini başarıyla kattı. Yaşadıklarından, gözlediklerinden yarattığı ve çeşitli anlarını, durumlarını anlattığı kişiler, her an görebileceğimiz kişilerdir. Muzaffer İzgü: Küçük dev adam ZEYNEP ORAL Hep ama hem gülümseyen bir yüz. Gülünce daha da kısılan afacan, genç mi genç, çocuk gözleri... Muzaffer İzgü denince gördüğüm o yüz... Ufacık tefecik bir mizah, gözlem ve eleştiri küpü! Gülümsemesi ve sevecenliği adeta bulaşıcıydı. Onu tanıdınız mı sevmeden edemezdiniz. Tıpkı kitapları gibiydi. Kitaplarındaki insanlar gibi... Vicdanlı, dürüst, yalın, alçakgönüllü, şefkatli, her an yardıma, karşısındakini kucaklamaya hazır, sevgi dolu... Birkaç yıl önce İzmir Kitap Fuarı’nda bir araya geldiğimizde bu güler yüz, gülen gözlerle hiç ama hiç yaşlanmayacağını söylediğimde “Tıpkı Cumhuriyetimiz gibi” demişti. Her fırsatta bayılırdı, Cumhuriyet Bayramı’nda doğduğunun altı nı çizmeye... Yoksulluk içinde geçen çocukluğunu, bulaşıkçılık, garsonluk, sinemalarda gazoz satıcılığı gibi işlerde çalışıp aynı zamanda okuduğunu; bütün o çocukluk deneyimlerinin onu nasıl zenginleştirdiğini anlatırdı. Kitaplarında anlattığı sıradan insanlar da o zenginlikten pay almıştı. Yaşadığı, tanıklık ettiği, gözlemlediği somut gerçekliği, eleştirel bakışla ve en çok da kendine özgü gülmeceyle bütünledi. Çok sevilmesi, çok okunması bundandı. Bir de çok çalışkandı. Hep üretti. Muzaffer İzgü üzerine birçok kitap yazılmış, eserleri üzerine sayısız sempozyum düzenlenmiştir. Bunlardan biri “Küçük Dev Adam “ başlığını taşıyordu. Ona çok yaraşan bir başlık... P.E.N. Açıklamamız Muzaffer İzgü, çok uzun yıl lardan beri P.E.N. Türkiye üyesiydi. Aramızdan ayrıldığı haberini aldığımızda yönetim kurulu olarak şu açıklamayı yaptık: “Değerli P.E.N üyemiz Muzaffer İzgü eserleriyle yaşayanlara karışarak sonsuzluğa yürüdü. 29 Ekim 1933 yılında Adana’da doğan Muzaffer İzgü  kendi deyişiyle ‘Gerçekten bando mızıkayla dünyaya gelmiştir”... Adana, Diyarbakır Halkevlerinde tanıştığı kitaplara duyduğu tutku, ilk ve ortaokullardaki öğretmenlik görevi onu yazmaya itti... Sıradan insanın dünyasını, bu dünyanın gerçeklerini, ilişkilerini ve çelişkilerini akıcı bir Türkçeyle yazdı. Gözlemlerini, eleştiri ve mizahla harmanladı. Gülmece edebiyatımıza, çocuk ve gençlik edebiyatına sayısız eser armağan etti. Yazarımıza rahmet, ailesine , sevenlerine, okurlarına sabırlar dileriz.” Bugün uğurlanıyor Muzaffer İzgü için bugün saat 11.00’de İzmir’de Kültürpark İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde saygı buluşması gerçekleştirilecek. Öğle namazından sonra Alsancak Hocazade Camisi’nde kılınacak cenaze namazının ardından İzgü’nün cenazesi, Karşıyaka Doğançay Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Anlattığı olaylar hemen her gün yanı başımızda yaşanmaktadır. Anlattığı çevre olanca gerçekliği ve somutluğuyla yaşadığımız çevredir. Bunlara onun sevecen yaklaşımını eklediğimizde içinde yaşadığımız toplumu gözlemenin bir aynasıyla yüz yüze geldiğimizi görürüz. Atasözleriyle, deyimlerle, yerel sözcüklerle zenginleştirdiği halk dilinin, aydın duyarlılığıyla durulaştırılmış Türkçesinin sağladığı akıcı anlatım, okurları ellerinden bırakamayacağı kitaplarla buluşturur. Bu buluşma, sevilen bir yazarla buluşma olur ve onun okurları çoğaldıkça çoğalır. İnsandır onun yazarlığının özü. Ezilmişliğiyle var olan, saflığıyla yaşayan; sevgisini, sevecenliğini, vicdanını hiç yitirmeyen “küçük insan”. İnsan merkezli, insani olana yönelmiş bir çizgi üzerinde yürür yazdıkları. Sıradan insanların acıları, sevinçleri, özlemleri, düşleri, düş kırıklıklarını, “memleketimizden insan manzaraları”nı sahneler gözümüzün önüne. Bu sahnede, bilinçbilinçsizlik, kabalıkincelik, duyarlılık duyarsızlık, sevgi doluluksevgisizlik iç içedir. Bu sahnenin bir başka özelliği de insana sevgiyle, iyimserlikle, sevecenlikle, sevimlilikle yaklaşan bir ayna olmasıdır; onun aynasından yansıyan bir yaşamdır. O, yaşamımızın nice parçalarını bulabileceğimiz, insani duyarlıkla yaşamın gülünç yanlarını birleştiren, yaşamı ve insanı anlama ustalığının bilgeliğiyle ve yurtseverlik bilincindeki sapmaz tutarlılıkla gözlemlediği görünümleri aktaran, romanları, öykü kitapları, oyunları, çocuk kitapları ile gülmece edebiyatımızın ve çocuk edebiyatımızın büyük ustasıdır. Muzaffer İzgü, çocuk yüreklerinde biriktirdiği sevgisi ve çağının tanığı kitaplarıyla bir ölümsüz bayrak olacak. ‘Kara mizah’tan ‘karanlık mizah’a Önceki gün yaşamını yitiren Türkiye’nin en çok okunan mizah yazarlarından Muzaffer İzgü, Silivri’ye bir buçuk yıl önce gönderdiği mektubunda Türkiye için yeni bir tanım yapmıştı: “Karanlık mizah.” Çocuklar ne zaman büyür? Ne olunca yaşlanırlar? Okuryazar olan ve büyüyen, büyümeyen tüm yaş gruplarıyla birlikte hem de birkaç kuşaktır en çok çocuklarca okunan bir büyük yazar öldüğü zaman o çocuklara ne olur? Bazı sözler vardır, çok söylendiği için klişe gibi gelir bize ama aslında öyle değildir. EGrüdlem “Büyüseniz de içinizdeki çocuğu kaybetmeyin” anlamındaki söz bunlardan biri. Ama zaten çocuk kalmanın kendiliğinden olamayacağı, bir çaba gerektireceği için bu söz anlamlı. Durduk yere çocuk kalamazsınız yani. Üstelik sizin kendi kendinize çabalamanız da yetmez. Sizin dışınızda katkılar gerekir. Hele Türkiye’de. Türkiye’de bir hayli lüks bir uğraş, yaş alsanız da çocuk kalmanız meselesi. Yaş alamayan çocukların ülkesi aynı zamanda Türkiye çünkü. Normali, rutini nedir? Doğum yılı eskiyip yaş alsa da içindeki çocuğu korumaktan söz ediyoruz. Oysa Türkiye, kimliğindeki doğum yılını eskitemeden veda ettiği için hep aynı yaşta kalan çocuklarının bolluğuyla da farklı bir ülke. Çocuk ölülerimiz. Büyüse, yaş alsa bile çocuk kalmayı başarabilme sınavı için şans tanımadığımız çocuklarımızın ülkesi. Ama tüm çocuklar büyümeden ölmüyor ve hayat devam ediyor. Öyle zor yani. Bizde çocuk yaşını geçip çocuk kalmaya çalışanların desteğe daha fazla ihtiyacı ortada. Destek ya da desteklere olan ihtiyaç. Bu desteğin ne kadar büyük ve önemli olduğunu, birkaç gün önce bir kayıpla aniden fark ettik. Birkaç kuşağın bir ömür okuduğu ve içindeki çocuğun yaşadığını onun satırlarında hissettiği bir büyük yazarı kaybettik. Çocuk kalmak aynı zamanda başka ülkelere göre daha da zor olsa bile aslında gülebilmek olduğuna göre kaybımız daha büyük. Çocuklara ve hep çocuk kalanlara yazılarını okuttu, güldürdü ve gitti Muzaffer İzgü gitti. Buraya kadar Muzaffer İzgü’nün gidişinden çocuk aklım ve sonra da çocuk kalışımla hissettiklerimi yazdım. Ama bende bir başka Muzaffer İzgü daha var. Hapishanedeki Muzaffer İzgü’nün anlamı. “İçindeki çocuk” sözü klişe değilse insan sadece yaş alınca, büyüyünce değil, hapiste de çocuk kalmalı. Ben 26 Kasım 2015’te ilk kez Silivri Cezaevi’nde hapisliğe adım attım. Hapisliğimin 7. gününde, 03.12.2015 tarihinde Muzaffer İzgü’den mektup aldım. O, mektubuyla ki şimdiki tutuklular mektup alamıyor bana, “hapiste olsan da sen çocuksun” mesajını verdi. Onun el yazısıyla Can Dündar ve bana seslendiği mektubu okuyunca anlayacaksınız ne demek istediğimi: Karanlık Anılar Duvarı “Hep yüreğimizdesiniz. İkinizin birlikte olduğu resmi kestim, çerçeveledim. Çalışma masamın ortasına koydum. Akbaba’da Aziz Nesin ve ben öyküler yazardık. İkimizin de mizahı kara mizahtı. Ama şimdi Karanlık Mizah var. Fotoğrafınız hep karşımda duracak. Siz oradan çıkıncaya dek. Çıkacaksınız. Ve o zaman resmi evimdeki Karanlık Anılar Duvarı’na asacağım. O günler uzak değil. Gözlerinizden öperim. Saygıyla sevgiyle.” (Alkışlar) Bir çocuğa yazılabilen kısa, net ve sevgi dolu mektubunun sonuna telefon numarasını da yazmış. Bir çocuğa yazdığı o kadar ortada ki. Hani “bana ihtiyacınız olursa telefonum bu” demek istiyor. Hapishane filan fark etmez yani. Peki, o zaman soruyu yineleyelim. Bir çocuk ne zaman büyür? Ne olunca yaşlanır? Sadece yazı okutarak onu güldüren büyük bir yazar veda ettiğinde o çucuğa ne olur? Çocuklara “başınız sağ olsun” denmez. Çocuklar alkışlar. Muzaffer İzgü’yü alkışlayalım. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog