Bugünden 1930'a 5,500,335 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 28 Ağustos 2017 10 Darbe girişimi sahibini arıyor Ben mi farkına varmadım, onlar mı yeni başladı bilemiyorum. Bir iki, belki üç aydır, darbe girişimi öncesinde Gülen Cemaati’nin vitrininde yer alanlar şimdi internet üstünden, WEB TV diye adlandırılan formatta yayınlar yapıyorlar. Öyle çok özel ve çok özenli programlar değil. Karşılarına bir ya da birkaç konuk alıyorlar ve hem konuklarına sorular sorup konuşturuyor hem de kendileri uzun uzun konuşuyorlar. Türkiye’de artık iyiden iyiye sade suya tirit hale gelmiş tartışma programlarına benzer bir yayıncılık yani... Rastgeldikçe izliyorum. Uzun uzun konuşulan programlar bunlar. Hemen hepsinin ortak özelliği ise 15 Temmuz darbesi üstüne cevapsız kalmış sorular üretmek, darbe girişiminin kuşkulu ve “esrarengiz” yanlarına dikkat çekmek. Darbe girişimi öncesinde Türkiye’de “Cemaatin vitrini”nde boy gösteren, darbe girişiminin ardından bu kez sözünü ettiğim WEB TV programlarında boy gösterenler aynı kişiler. Yani Cemaat vitrin figürlerini değiştirmiyor. Cemaat 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin tutumunu da değiştirmiyor. Darbede rolleri olduğunu asla kabul etmiyorlar. Bunun en pişkin örneğini en tepedeki zat verdi. Fethullah Gülen, CNN International’ın “Bu darbeyi kim organize etti sizce” sorusunu yanıtladı:  Bazılarına göre aşırı milliyetçiler planladı ve dindar insanları öne sürdü, böylelikle onları şeytanlaştırdılar. Zaten Erdoğan da darbe girişimi ‘Allah’ın bir lütfu’ dedi. ‘Artık ne istersek yapabiliriz’ dedi. Bu tuhaf cümleden ne “bazıları”nın kim olduğu anlaşılıyor ne de “aşırı milliyetçiler”in kim oldukları. Ama iddia da böyle. 15 Temmuz darbe girişimi kim olduklarını bilmediğimiz, açıklaması da yapılmayan “aşırı milliyetçiler”in işiymiş. “Dindar insanlar” dedikleri de anlaşılan Cemaat üyeleri, sempatizanları falan filan... Aşırı milliyetçiler onları fena halde kandırıp öne sürmüşler. Aslında onlar hiçbir şeyden haberi olmayan, sütten çıkmış kaşıklar. Yerseniz... Cemaatten, hem de Cemaatin üst düzeyinden birileri olduğunu kendilerinin bile inkâr etmediği birtakım adamlar gece yarısı darbenin merkezi Akıncı Üssü civarında arsa, tarla bakmaya gitmişler; gitmişken Akıncı Üssü’ne girip tanıdıklarını ziyaret etmişler... Bu, kişiyi salak yerine koyan açıklamaları Tayyip Erdoğan olası bir barışma sürecinde kabul edebilir, “Canım onlara kumpas kurulmuş, onlar masum” filan deyip hepsini aklayabilir. Bunun mümkün olduğunu dün “savcısı” olduklarıyla bugün sarmaş dolaş olmasından çıkarabiliriz. İyi hoş da Cemaat’in legal alanında, yani vitrininde görev aldıklarını cümle âlemin bildiği zatların 15 Temmuz’dan hemen önce apar topar yurtdışına çıkarılmış olmalarının da bir açıklaması olmalı değil mi? Herhalde onlar da Almanya’ya, ABD’ye, Avrupa’nın bazı ülkelerine tarla, arsa bakmaya gittiklerini söylemeyeceklerdir. HHH Bu soruları soruyorum, çünkü Erdoğan, CHP Genel Başkanı “kontrollü darbe” dediğinde çileden çıkıyor, küplere biniyor. Cemaat’in en tepesinden bir alt kademesine kadar olan “vitrin” figürleri de “Valla billa biz yapmadık” demekteler. Yakalanıp yargıç önüne çıkarılanlar ise yemin billah bu işlerden haberleri olmadığını inatla ısrarla ileri sürüp kendilerini böyle savunuyorlar. O zaman kocaman bir soru açıkta kalıyor: Öyleyse bu darbe girişimini kim yaptı? İster misiniz Akın Atalay, Murat Sabuncu, Selahattin Demirtaş, İdris Baluken, Figen Yüksekdağ, Ahmet Türk yaptı desinler. Ardından da bir gün sabaha karşı benim evin de kapısı çalınsa... Bu Tırmık, öyle bir durumda savcı ifade alırken yapacağım savunmanın taslağıdır. Sizlerle de paylaşayım dedim. Hepsi bundan ibaret... Kazalara dikkat çekmek için karayolunu kapattılar Aydın’ın Germencik ilçesinde 2 kişinin yaralandığı trafik kazası ardından toplanan bir grup, Aydınİzmir Karayolu’nu kazalara karşı önlem alınmadığını öne sürerek önceki gece trafiğe kapattı. Jandarma ve polis ekiplerinin uzun süren çabalarına karşın yolu trafiğe açmayan grubu yanlarına gelen Germencik Kaymakamı Ayhan Işık söz vererek ikna etti. Yaklaşık 2 saat kapalı kalan yol trafiğe açıldı. Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), Fevzi (Çakmak) ve İsmet (İnönü) paşaların ortak görüşü, 28 Ağustos 1922’de yapılan savaşlarda Yunan Ordusu’nun yedisekiz tümeninin mağlup edildiği, işgalci ordunun bu haliyle kritik öneme sahip Resulbaba bölgesini bile savunamayacakları yönündeydi. TASARIM: FUNDA YAŞAR ERDOĞDU dizi BÜYÜK TAARRUZ’DAN ZAFERE Hazırlayan: Ömer Türkoğlu Büyü3 k Zafer artık ufukta görünüyor Afyon’un yeniden özgürlüğüne kavuşmasının Büyük Taarruz’un seyri açısından da çok büyük önemi vardı. Zaferle sonuçlanacak sona adım adım yaklaşılıyordu 28Ağustos günü öğleye doğru Başkumandanlık karargâhı Afyon’a geldiğinde şehrin görünümü içler acısıydı: Şehrin önündeki savaş iki gün kesintisiz sürmüştü. Muhacir Mahallesi ile istasyon ve okul gibi binalar tamamen ateşe verilmiş yanmakta iken, erzak, teçhizat vesaire olduğu gibi durmaktaydı. Manzara, düşmanın panik ve telaşa düştüğünün resmi gibiydi. Kısa sürede yangınlar söndürüldü, erzak ve değerli malzeme emniyet altına alındı ve şehirde güvenlik tam manasıyla sağlandı. Yavrusu sırtında, kağnısını çekerek çepheye silah, mermi taşıyan fedakâr Anadolu kadınlarından biri... Afyon’un önemi Afyon’un yeniden özgürlüğüne kavuşmasının Büyük Taarruz’un seyri açısından da çok büyük önemi vardı. Bu sayede düşman kuvvetleri cephenin kuzeyinde sıkışmışlar, daha da önemlisi Uşak yolundan uzaklaşmışlardı. En önemli ulaşım ve nakliye aracı olan demiryolu de ellerin hİsatbaenrbsuizlAntkeaobralhlmi’ağİdOgkhyhsTtbbçsabaoOlaueaeeaaaoatesrkgaeaankttbrşzkvndtzröröçrteaÖbovttrnuüaed,liheiuuraalydtoalheçmirabryazeuvtuilrrer”drldeedukmterreeilnuAeunzırsnasehıleritspudğdsağrenculurdufmiiiiaaymmennimieybuıtıği’nyzyaEgn,bğn,e“,ldiaolaaîioiehefuMYaeueyınhvyesknirrnzrnçouerliaiıiâdıç’ulninynutnrnlrbuiinıdeanağ,.iunnri .i den çıkmıştı. Yunan Ordusu’nun Dumlupınar mevkiine çekilmek ve bir anlamda İzmir yolunu kesmek çabası içinde olduğu anlaşılmıştı. Bunun üzerine 1. Ordu bütün kuvvetini Dumlupınar istika Ankara’da mermi yapımında çalışan nineler, gelinler, torunlar... metine yöneltmişti. Anadolu işgalcileri için KocaeliGrubu,Porsuk ve İnhisar müfrezeleri çember daralıyordu... Sabahın erken saatlerinde ileri karakolları dolaşan 23. Tümen Kumandanı, Köprülü Deresi’nde yürüyüş kolunda duran bir birlik gördü. Ne var ki söz konusu birliğin dost ya da düşman kuvvetlerinden hangisi olduğu kestirilemiyordu. Gönderilen keşif koluna ateş edildiğinde ise durum anlaşılmıştı. Kısa sürede verilen karşılığın ardından müthiş bir savaş başladı. 31. Alay’ın 3. Tabur’una bağlı bölük kumandanı Yüzbaşı Neşet’in birliği sayılarının azlığına bakmaksızın düşmanın üzerine hızlı bir şekilde inmişti. Yunanlılar dağınık bir halde kuzey taraftaki Resulbaba mevkiine doğru kaçıyordu. Kısa sürede anlaşıldı ki bu birlik 4. Yunan Tümeni idi! Çete savaşının önemli birimlerinden olan grup ve müfrezeler de kendilerine verilen görevleri başarıyla yerine getirmekteydiler. Bunlardan Kocaeli Grubu, bulunduğu mevzide gün boyu ateş ile hem düşmanı meşgul etmiş hem de çıkardığı keşif kollarıyla bilgi toplamıştı. Aynı şekilde Porsuk Müfrezesi de düşmanla sıcak teması korurken bulunduğu bölgedeki düzenli birliklere de destek oluyordu. Müfreze aynı gün 41. Tümen’in emrine girmişti. Yetmiş gönüllüden oluşan İnhisar Müfrezesi Sakarya Nehri’ni güneye doğru birkaç yerden geçerek buradaki köylerle temas kurmuş ve cephedeki son durumu bildirmişti. Takip devam ediyor! Daralan çemberle birlikte cephedeki birliklerin önemli bir bölümü artık takip ve kovalama ile görevliydi. Öyle ki 1. Ordu Karargâhı sabah erken saatlerde Afyon’a, öğleden sonra ise Balmahmut’a intikal ettirilmişti. Ordu orada da çok durmadan Dumlupınar istikametine yönlendirilmişti. Yollar terk edilmiş motorlu araçlar, toplar ve ordunun işine yaracak eşyalardan geçilmiyordu. Birliklerin bir kısmı Afyon içinden geçerek askerî öneme sahip Hamam mevkiine konuşlanırken 11. Tümen gibi bazı birlikler de takip ettikleri düşmanla sıcak temas sağlayıp taarruza devam ediyorlardı. Cephenin genişlemesi, düşmanın düzensiz ve panik içinde çekilişi ile bazı teknik sorunlardan dolayı haberleşmenin kesintiye uğraması yüzünden sık sık emirler güncellenmekteydi. Son durum Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), Fevzi (Çakmak) ve İsmet (İnönü) paşaların ortak görüşü 28 Ağustos 1922 tarihinde yapılan savaşlarda Yunan Ordusu’nun yedisekiz tümeninin mağlup edildiği, işgalci ordunun bu haliyle kritik öneme sahip Resulbaba bölgesini bile savunamayacakları yönünde idi. Birliklerden henüz akşam raporu gelmediği halde ordumuzun çekilmekte olan düşmanı sert ve kararlı bir şekilde takip ederek herhangi bir mevkide tutunmasına meydan vermedikleri anlaşılıyordu. Sona yaklaşılıyordu... YARIN: Ve Dumlupınar... Yani Zafer C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog