Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

KULTUR Salı 22 Ağustos 2017 Behçet Necatigil’in gençlik yazıları kitaplaştırıldı Behçet Necatigil’in çocukluk ve gençlik yazıları Yapı Kredi Yayınları tarafından “Küçük Muharrir” ismiyle kitaplaştırıldı. Aynı zamanda Necatigil’in küçük yaşlarda kullandığı takma isim olan “Küçük Muharrir”, büyük şairin dünyasına açılan ilk pencereler diye nitelendiriliyor. Kitabı hazırlayan isim Şaban Özdemir; sunuş yazısını ise Hilmi Yavuz kaleme almış. EDİTÖR: ÖZNUR OĞRAŞ ÇOLAK kultur@cumhuriyet.com.tr 15 4. Ahmed Adnan Saygun Piyano Yarışmasında ödüller sahiplerini buldu Birinciliği Ün ve Akalın paylaştı 14.Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali bünyesinde düzenlenen 4. Ahmed Adnan Saygun Piyano Yarışması’nın birincileri belli oldu. İki ayrı grupta yarışan genç yeteneklerden dereceye girenler ödüllerini jüri başkanı Gülsin Onay’ın elinden aldı. 18 yaş üstü A sınıfından Tolga Atalay Ün ve Özgür Deniz Akalın liderliği paylaşırken ikinci ve üçüncülüğe değer performans bulunamadı. İlk sırada yer alan isimler 5 bin TL’lik ödülün sahibi oldu. 18 yaş altı B sınıfında ise Tuna Bilgin birinciliği elde ederken bu kategoride de ikincilik ve üçüncülük boş kaldı. Genç yarışmacı ayrıca “En İyi Saygun Yorumcusu” ödülünü aldı. 14 yaşındaki Bilgin, 3 bin TL para ödülü kazandı. Gümüşlük Sahili’nde yer alan festival merkezinde dereceye girenler, sahneye gelerek birer performans sergilediler. Gülsin Onay yaptığı konuşmada, “Çok güzel bir yarışma oldu. Hepsi de aslında çok yetenekli ve değerli gençler. Sonuçta üç tane de nur topu gibi birincimiz oldu. Bundan sonra yolları açık olsun; gündemleri hep müzik olsun” dedi. Dereceye giren üç yarışmacı verdikleri mini konserde şu eserleri seslendirdi: Tuna Bilgin, Ahmed Adnan Saygun’dan, “Sonatina Op.15”; Tolga Atalay Ün, L.van Beethoven’dan “Piyano sonatı Op.110, No.31, La bemol majör” ve Özgür Deniz Akalın, Igor Stravinsky’den üç bölümden oluşan “Firebird”. Jüride ünlü isimler yer aldı Büyük bestecimiz Saygun’un adını yaşatmak ve gençleri teşvik etmek amacıyla gerçekleştirilen yarışmanın jüri üyeleri arasında dünyaca ünlü piyanistler yer aldı. Jüri başkanlığını Devlet Sanatçısı Gülsin Onay’ın yaptığı yarışmanın jüri üyeleri arasında İtalya’dan Romano Pallottini; Küba’dan Mauricio Vallina ve Rusya’dan İlya İtin yer aldı. Yarışmanın sanat yönetmenliğini ise piyanist Eren Levendoğlu üstlendi. UNIQ’te son filmler Haziran ayından bugüne Başka Sinema işbirliği ile birçok filmi sinemaseverlerle buluşturan UNIQ Açık Hava Film Festivali, 16 Eylül Pazar günü “Sürü” filminin gösterimiyle sona erecek. Antalya Film Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Müzik, Locarno Uluslararası Film Festivali’nde Altın Leopar ve En İyi Kadın Oyuncu (Melike Demirağ) ödülünün sahibi olan, toplumsal gerçekçiliğin Türkiye Sineması’ndaki en önemli eserlerinden olan “Sürü” Tarık Akan’ın ölüm yıldönümü anısına izleyiciyle buluşacak. Festivalin eylül ayı programında ise 3 Eylül Pazar The Happiest Day in The Life of Olli Maki (Olli Maki’nin En Mutlu Günü); 5 Eylül Salı United States of Love (Aşk Birleşik Devletleri); 7 Eylül Perşembe Rock’n Roll; 10 Eylül Pazar Farewell to Europe (Şafak Sökmeden); 12 Eylül Salı Kaygı ve 14 Eylül Perşembe Summer 93 yer alacak. Saat 21.00’de başlayacak filmlerin biletlerine Mobilet’ten ulaşabilirsiniz. Korkutuyor ama iz bırakmıyor İlk filme kıyasla daha başarılı bir film olsa da “Annabelle: Kötülüğün Doğuşu” korkutmayı beceren ama insanda iz bırakmayan bir yapım. Ana akım korku sinemasının ciddi bir problemi var; filmler korkutmuyor. haksızlık etmeyeyim, arada bir sizi yerinizden zıplatacak numaralar çekiyorlar ya da beklenmedik bir sürprizle aklınızı alıveriyorlar ama ekserisi ruhunuzda bir iz bırakmıyor, filmi tekrar izleme isteği, ya da daha güzeli, “aman uzak durayım” hissi uyandırmıyor. Oysa örneğin 80’li yıllarda “The Shining”i (Stanley Kubrick) ilk izlediğimde resmen iki gün uyumakta zorlanmış, kapılardan uzak durmaya gayret etmiştim. Öte yandan anaakım korku sineması eski trükleri cilalayıp önümüze sürmekle yetinirken, bağımsız, Uzakdoğu ya da Avrupa çıkışlı korku sinemasında son yıllarda çok sağlam, yenilikçi ve zengin alt okumalarıyla zihinlerde kapılar açan ne filmler izledik. Hepsini saymaya yerimiz yetmez ama ilk akla gelenleri sırlamak gerekirse: “It Follows” (David Robert Mitchell), “Goodnight Mommy” (Veronika Franz, Severin Fiala), “Get Out” (Jordan Peele), “Don’t Breathe” (Fede Alvarez), “The Wailing” (Na Hongjin), “The Witch” (Robert Eggers), “Der Samurai” (Till Kleinert), “Kill List” (Ben Wheatley)... Liste uzar gider, ama esas mevzu şu: Böylesi filmler izlemek dururken neden hâlâ eskimiş klişeleri kullanan ve iki çiğneyişte tadı kaçıveren sakız gibi sıkıcılaşan filmlere mahkum olalım? ‘The Conjuring’in izinde Bu hafta vizyona giren “Annabelle: Kötülüğün Doğuşu”na gelecek olursak... “The Conjuring” serisinin bir yan başlığı olarak (Annabelle bebeğini ilk “The Conjuring”de görmüş tük malum) başlayan ama sonra belli bir gişe ilgisiyle karşılaşınca devamı gelen “Annabelle” serisi (seri diyorum zira yapımcılar devam ettirecekler gibi duruyor) tam da yu karıda bahsettiğim türden bildik klişelerle ilerleyen bir korku filmi. Uzaktan akla “Child’s Play”i ve oradaki katil bebek Chucky’yi getirebilir ama o kadar eğlenceli değil maalesef. 2014 tarihli “Annabelle”in öncesini anlatan ve bu yüzden de “Kötülüğün Doğuşu” alt başlığını alan film, ne yalan söyleyelim, ilkine göre çok daha iyi kotarılmış, oyunculukları daha yüksek, gerilimi de daha sahici bir çalışma. Bu anlamda “The Conjuring” serisinden keyif aslanlar bu FİLMİN NOTU: 6/10 filmden de belli bir seyir zevki alacaklardır, kaçırmasınlar deriz. Ama korku sinemasından yeni açılımlar bekleyenler için tam bir hayal kırıklığı olduğunun da altını çizelim. İzleyince insanda “bitmedi bir türlü şu iblisler” hissini uyandırdığı gibi serinin bütünlüklü bir gidiş yönü, alttan alta ilerleyen bir hikâyesi de yok ne yazık ki. “Kötülüğün” karşısında, bugün artık şarlatan oldukları hemen herkesçe kabul edilmiş Warren çiftinin temsil ettiği “iyiler” olduğu müddetçe de, seri, çekirdek çitleyip, korktukça damağınızı kaldırdığınız hafif seyirliklerin ötesine geçmeyecek. Yok ‘Biz buna razıyız sana ne’ derseniz başrollerini Anthony LaPaglia, Miranda Otto, Samara Lee, Talitha Bateman’ın paylaştığı, yönetmenliğini ise David F. Sandberg’in (ilk filmi “Lights Out” çok daha iyidir örneğin) üstlendiği “Annabelle: Kötülüğün Doğuşu” tam size göre olabilir. Sarsıcı kadın portreleriyle dikkat çeken Ling Jian’in yapıtları 1417 Eylül tarihleri arasında Contemporary İstanbul’da sergilenecek. Çin ve Avustralya sanatına yolculuk Contemporary İstanbul’da bu yıl da Ferko’nun ana sponsorluğunda Çin ve Avustralya’dan eserler sanatseverlerle buluşacak. 1417 Eylül 2017 tarihlerinde Australia China Art Foundation (ACAF), dördüncü kez yer aldığı Contemporary İstanbul’da bu sene, Çinli sanatçılar Ling Jian, Jia Qiuyu, Song Ling ile Avustralyalı sanatçı Leela Schauble’ın yapıtları bir araya getirecek. Sarsıcı kadın portreleriyle dikkat çeken Ling Jian, modern toplumdaki kültür ve bireysel düşünce temalarını sorguladığı çalışmalarıyla izlenebilecek. Jia Qiuyu ise geleneksel ve kadim bir tekniğin gelişimine dikkat çeken; doğa, metafizik, iç ve dış dünya kavramlarına değindiği kâğıt üzerine mü rekkep çalışmalarıyla fuarda yer alacak. 1980’li yılların ortalarında Çin’de etkisini gösteren ‘yeni dalga’ sanat hareketinde önemli bir rol oynayan Song Ling de eserleri ile Contemporary İstanbul kapsamında düzenlenecek ortak sergide yer alacak. Uluslararası koleksiyonerler tarafından da yakından takip edilen sanatçı, Çağdaş Çin sanatı için önemli bir yere sahip. Sergideki tek Avustralyalı isim yeni medya sanatçısı Leela Schauble. Schauble’ın son çalışması olan ve bir yolcunun perspektifinden, hareketli bir doğal ortamın betimlendiği “Seeing Through” başlıklı video enstalasyonu, izleyiciye sadece görüntüyü değil, görüntünün ötesini de görme imkânını sağlıyor. Kraliyet prensleri Star Wars’ta... Star Wars serisinin şu an yapım aşamasın da olan “The Last Jedi” filminde rol alan John Boye ga, BBC’nin Rad yo 4 kanalında ki itirafıyla gün dem yarattı. Boye ga, Britanya Kra liyet ailesi üyele ri Prens William ve Harry’nin de “The Last Jedi”da Prens William ve Harry. oynadıklarını ima etti. 25 yaşın “Stormtrooper” maskesiyle ken daki oyuncu ayrıca, ünlü aktör dilerini gizlediler ve konuşma Tom Hardy’nin de filmde yer al sahneleri de yoktu. Prens Willi dığını belirtti. Boyega, “Sete gel am ve Harry’nin Star Wars filmi diler, oradaydılar. Bu sırrı sak nin setini ziyaret ettikleri bilini lamaktan bıktım” dedi. The Da yorken, Finn karakterini canlan ily Mail gazetesinin haberine gö dıran Boyega’nın şakayla karı re prensler, Daisy Ridley ve Be şık “Sahne aldıklarını düşünüyo nicio Del Toro’nun sahnelerin rum” açıklamasıyla olay yeni bir de yer aldılar. Kraliyet üyeleri boyut kazandı. Serra Yılmaz, Todi Festivali’nin açılışını yapacak Bu sene 13’üncüsü düzenlenecek İtalya’nın ünlü Todi Festivali, Serra Yılmaz’ın tek kişilik oyunu “Griselidis” ile açılacak. İsviçreli aktivist Grisélidis Réal’in anıları ve yazılarından, Fransa’nın ünlü tiyatro topluluğu Comédie Française’in oyuncusu Coraly Zahonero’nun uyarlayarak yazdığı oyunda Réal’i, Serra Yılmaz canlandıracak. İtalya prömiyerini Todi’de yapacak olan ve Juan Diego Puerta Lopez’in yönettiği oyun, kasım ayından itibaren Yılmaz’ın performansıyla İtalya’nın değişik yerlerinde sahnelenecek. Yılmaz son olarak İtalya’nın prestijli film festivallerinden MIX Milano Festivali’nde “Komedi Kraliçesi” ödülüne layık görülmüştü. Çiçek desenli güvenlik kameraları sokaklarda İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding sponsorluğunda düzenlenen 15. İstanbul Bienali “iyi bir komşu” temasıyla 16 Eylül’de başlıyor. Bienalin açılmasına az bir süre kala, sanatçı Burçak Bingöl’ün seramikten ürettiği, Beyoğlu’nda yetişen çiçeklerle bezenmiş güvenlik kameraları şehrin çeşitli noktalarına yerleştiriliyor. Bingöl’ün eserleriyle, geçen 30 yılda kamusal alanda farklı projelere yer veren İstanbul Bienali, bu yıl birbirine komşu altı mekânın yanı sıra şehrin sokaklarına da yayılacak. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog