Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 21 Ağustos 2017 EDİTÖR: ŞEHRİBAN KIRAÇ TASARIM: BAHADIR AKTAŞ İŞTE SEFERBERLİK! 101 bin kişi işten atıldı Resmi verilere göre 15 Temmuz darbe girişiminden Mayıs 2017’ye kadarki sürede 101 bin 169 kamu emekçisi işini kaybetti. Bir yılda yüzde 3 düşüş var Resmi işsiz sayısı 3 milyon 225 bine yükseldi. Geniş tanımlı işsiz sayısı 5.9 milyonu bul du. Resmi verilere göre 15 Temmuz darbe girişiminden Mayıs 2017’ye kadarki süre de 101 bin 169 kamu emekçisi işini kaybetti. Sosyal Gü ŞEHRİBAN KIRAÇ venlik Kurumu (SGK) ve Türkiye Ekono mi Politikala rı Araştırma Vakfı (TEPAV) verilerine göre kamuda ça lışan sayısı geriliyor. OHAL ve kanun hükmünde karar namelerin de etkisiyle Mayıs 2017’de kamu çalışan sayı sı Mayıs 2016’ya göre yüzde 3’lük azalışla 2 milyon 970 bine geriledi. Geçen yıl ay nı dönemde bu sayı 3 milyon 63 bin kişiydi. Mayıs 2017’de mevsimsel likten arındırılmış değerlere bakıldığında Nisan 2017’ye göre kamu çalışan sayısında 4 bin kişilik azalış gerçekleş ti. SGK verilerine göre son bir yılda kamuda çalışan sa yısı 93 bin 420 kişi azaldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen şu batta yaptığı “Yeni bir is tihdam seferberliği başlatı yoruz. Bizim ne yapıp edip mart dönemi içerisinde oranı gümbür gümbür aşağı çekmemiz lazım” konuşmasından bu yana işsizliği tek haneye indirecek yeni yatırım yapılmadı. Tam tersine başta kamu sektörü olmak üzere her sektörde işten çıkarmalar da hızlanıyor. SGK ve TEPAV verilerine göre Mayıs 2016 ile Mayıs 2017 arasındaki bir yıllık sürede kayıtlı istihdam sadece 408 bin 987 artabildi. Teşvik fayda etmedi TÜİK verilerine göre (Mayıs 2015Mayıs 2016) 795 bin yeni istihdam yaratılırken, Mayıs 2016Mayıs 2017 döneminde ise 621 bin yeni istihdam yaratıldı. 2017 yılında uygulanan olağanüstü teşviklere rağmen yaratılan istihdam bir önceki dönemin altında gerçekleşti. Mayıs 2016Mayıs 2017 döneminde ücretli istihdam artışı 283 binde kaldı. Oysa bir önceki dönemde (Mayıs 2015Mayıs 2016) ücretli istihdamı 874 bin artmıştı. sigortalı ücretli çalışan yüzde 3 arttı SGK Mayıs 2017 verilerinin değerlendirildiği TEPAV İstihdam İzleme Bülteni’nin 63. sayısına göre, Mayıs 2017’de si gortalı ücretli çalışan sayısı Mayıs 2016’ya kıyasla yüzde 3’lük artışla 14 milyon 106 bin oldu. Mevsimsellikten arındırıl mış değerlere bakıldığında Nisan 2017’ye göre sigortalı ücretli çalışan sayısında 70 binlik artış gerçekleşti. Tarım arazileri için kritik uyarı 2Bve Hazine’ye ait tarım arazileri için başvuru ve ödeme süresinin 7 Eylül’de bittiğini anlatan Maliye Bakanı Naci Ağbal, “Bu zamana kadar başvuru yapmayan vatandaşlarımız 7 Eylül’e kadar yaparlarsa hak sahibi olacak, ödemelerini kaçıranlar da ödeme yaparlarsa arazilerini alabilecek. Bu son şans” dedi. Ağbal, 6292 sayılı Kanundan daha fazla hak sahibinin yararlanabilmesini sağlamak için süresi içinde başvurmayanlar, kendilerine yapılan tebligatta belirtilen bedeli süresi içerisinde ödemeyenler ve taksitli satışlarda, sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenler için 6 aylık ek süre tanıdıklarını hatırlattı. Zam küçüklere yansımadı Ulusal Süt Konseyi’nin 1 Ağustos 2017’den itibaren çiğ süt referans fiyatını 9 kuruş artırarak sütün litresini 1.30 liraya yükseltmesi küçük üreticiye yansımadı. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Simav, “1 litre süte 1.5 kilo yem alınması gerekir. Ama şu anda 1 litre sütle 1 kilo yem alınabiliyor. Küçük üreticinin ayakta kalabilmesi gittikçe zorlaşıyor” diye konuştu. Ulusal Süt Konseyi, 1 Ağustos 2017’den itibaren 1.21 TL olan çiğ süt referans fiyatını 9 kuruş artırdı. Böylece çiğ sütün referans fiyatı, 1.30 lira olarak belirlendi. Simav, “Büyük üreticiler bu fiyattan yararlanıyor. Yeni fiyatla birlikte 1.30 olan süt fiyatı üreticinin eline geçse o zaman kimse şikâyet etmez. Süt fiyatını isterseniz 1.50 lira olarak belirleyin ama üreticinin eline 1.10 lira geçtikten sonra nasıl memnun olabilir ki” dedi. Lütfü Savaş Lütfü Savaş: Kampanya HBB’nin kampanyası olmadığı gibi Hataylıyım diyen 7’den 70’e herkesin emeğinin olduğu bir kampanyadır. Hataylılar hakkını istiyor Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, 5’inci teşvik bölgesine geçmek için imza kampanyası başlattı. Üç haftada 517 bin 259 imzaya ulaşıldı Hatay Büyükşehir Belediye (HBB) Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş tarafından başlatılan ve kentteki yurttaşların da dört elle sarıldığı ‘Hatay Halkı Hakkını İstiyor’ imza kampanyasında üç ayda 517 bin 259 imzaya ulaşıldı. Sonuçlarla ilgili basın toplantısı düzenleyen Lütfü Savaş, eski bakan ve milletvekillerinden muhtarlara, ilçe belediye başkanlarından siyasi parti il temsilcilerine, si vil toplum kuruluşu üyelerinden kanaat önderlerine kadar çok sayıda davetli destekledi. Kente yapılacak ekonomik yatırımların önünü açacak 5’inci teşvik bölgesine geçişin siyaset üstü olduğunu bilen ve gelecekleri için büyük önem taşıyan bu projenin başarıya ulaşmasını isteyen Hataylılar, attıkları imzaların en büyük takipçisi olacaklarını katıldıkları törende ifade ettiler. Hataylılar, hak ettikleri 5’inci teşvik bölgesine geçmek için kentin tüm milletvekillerinin aynı hassasiyetle hareket etmesini istiyor. Başkan Lütfü Savaş, kente yapılacak yatırımların devamlılığı için çaba harcamaya devam edeceklerini anlatarak, “Başlattığımız imza kampanyasının bu kadar kısa sürede hedeflediğimiz sayının üstüne çıkması bizi çok sevindirdi. Ancak işimiz burada bitmedi. Cumhurbaşkanımız dan, Başbakanımızdan ve Bakanlarımızdan randevu talep ederek Hatay halkının bu isteğini dile getireceğiz. Bu talep Hatay halkının talebidir. Bu kampanyada hemşehrilerimizin hak ettiğimiz yatırımları alalım ve gençlerimiz iş sahibi olsunlar diye net talepleri var. Biz kimseden fitre ya da zekât istemiyoruz. Sadece hak ettiğimize inandığımız teşvik ve yatırımları istiyoruz” dedi. l Ekonomi Servisi Fiyat arttı ihracat hayal oldu Türkiye’nin önde gelen ayakkabı üre ticisi ve pera kendecisi Be Barbaros Akyıldız ta Genel Müdürü Barba ros Akyıl dız, ayak kabı sek töründe 2014’te baş layan ithala ta ek ver ginin de vam et tiğini belirterek, bunun yanında ihracatı da artıracak desteklerin de verilmesi gerekitğini söyledi. Akyıldız, “Yapılması gereken, kapasite kullanım oranlarının artırılabiliyor olmasıydı. Biz kapasite kullanım oranımızı artırdık ama piyasa talep arttı ve fiyat yönünde kullandı. Aslında uzun vadede bir handikapı da vardı ve bu bazı firmalar için geçerli oldu. İç pazardaki talep artışıyla birlikte fiyatların artışı aslında ihracat müşterisini bi raz öldürdü. İhracat zaten birtakım zorlukları olan bir iş. İç pazarda da böyle bir fiyat artışı olunca bazı firmalar ihracattan geri çekilip, iç piyasaya yönelmeye başladı” dedi. Akyıldız düzenlediği basın toplantısında şu bilgileri paylaştı: n Artık yeni sezon en az yüzde 50 indirimle açıyorlar artık. Bu indirimler iğreti ediyor artık. Burada bir düzenlemeye ihtiyaç var. n 44 mağazaya ulaştık. Bu yıl açılan 5 mağazada 40 kişilik istihdam yarattık. n Geçen yılı 67 milyon TL’lik ciroyla kapatmıştık; bu yıl sonunda ise 90 milyon TL’yi geçeceğiz. Geçen yıl 390 bin çift ayakkabı satmıştık. Bu yılki hedefimiz 550 bin çift. n Bu yıl sonuna kadar toplam 78 mağazaya ulaşacak yatırımlarımız olacak. Bunlar için 4 milyon TL’lik yatırım yaptık. n Eticarette 56 milyon TL’lik cirolara ulaştık. n AVM kiralarında TL’ye dönecek lafı biraz havada kaldı. Münferit örnekler dışında genele yayılmadı. l Ekonomi Servisi ekonomi 9 Sömürge savaşlarına hoş geldiniz! Sömürge paylaşım savaşları Afrika’da başladı. En azından sinema sahnesinde... Çocukluğumda, sömürge paylaşım savaşlarının filmleriyle büyüdüm. Amerikalı ya da İngiliz, ender de olsa Fransız ordularından özel timler, lejyonerler vardı, bunlar iyiyi, uygar olanı, özgürlüğü temsil ediyordu. Bunların karşısında, kiralık askerler, bazı yabancı (SSCB ya da ÇHC) güçlerin desteklediği fanatik yerli savaşçılar (dinci ya da milliyetçi aslında isyancılar) ya da doğrudan, bu iki Batı karşıtı devlettin o bölgedeki komplolarının ajanları vardı. Bunlar da kötüleri, “ilerleme”, “özgürlük” karşıtı olanları... Sonra, ÇinABD yakınlaşması, SSCB ile detant (yumuşama) başladı konu da uluslararası suç örgütlerine, ya da SSCB’den, ÇHC’den kimi yumuşamayı hazmedemeyen fanatik generallerin, III. Dünya Savaşı çıkarma çabalarına kaydı. Benim izleyebildiğim kadarıyla da yakın zamana kadar bu tarzla devam etti. Çin’de vizyona çıktıktan sonra ilk 11 günde 470 milyon dolar hasılat yaparak tarihi gişe rekorları kıran, yakında Londra’da vizyona girecek olan Çin yapımı “Kurt Savaşçı 2” başlıklı film, benim büyürken izlediğim sömürge paylaşım savaşlarını anımsatıyor. Ben filmi henüz izlemedim. Ancak BBC ve Financial Times’da film üzerine yayımlanan yorumlardan ortada ilginç bir şeyin olduğunu anlayıp, hem “Kurt Savaşçı”yı (I) izledim, hem de ne kadar tanıtma yazısı bulabilirsem okudum. Kim Çin’e bulaşırsa... “Kurt Savaşçı 2”nin alt başlığı, (whoever offends China will be haunted) biraz abartılarak, janra uygun bir dille, “Çin’e bulaşan belasını bulur” biçiminde çevrilebilir. İlk filmde de benzer bir tema vardı. İlk filmde kahramanımız (müthiş bir keskin nişancı, otoriteye karşı inisiyatif gösterebilen, içkiye dayanıklı, çapkın biri) Çin topraklarına giren (işgal senaryosu), AfganistanIrak deneyimli, Amerikalı kiralık askerlere karşı savaşıyor. Kiralık askerlerin patronu, salt Çinlileri etkileyecek (ırksal özgünlük fikri) bir genetik kimyasal silahı Çin’in düşmanlarına satmaya çalışıyor. Film boyunca, ABD filmlerindekini aratmayan bir komuta merkezinden dev ekranlar, holografik haritalar ve harekât masaları, savaş alanını sürekli gerçek zamanda izleyen İHA’lar, uydular ile yönetilen Çin özel kuvvetlerinin, “sibernetik ağlara” bağlı savaş taktiklerini gerekirse yağmur bile yağdırabiliyorlar izliyoruz. Kötüler kendi aralarında konuşurken, ne zaman biri Çin’in askeri kapasitesini sorgulasa, patron, “sakın ha azımsamayın” diye uyarıyor. “Kahramanımızla”, kötü adamların lideri arasında “Neden vatan için savaşıyorsun boşuna, bak ben para için savaşıyorum” gibisinden bir diyalog bile var filmde. “Kurt Savaşçı 2”de kahramanımız bu kez, Çin’in, hammadde ve tarım alanlarında büyük yatırımlarının olduğu, mal ihracının yanı sıra Çinli nüfus da ihraç ettiği Afrika’da. Afrikalılarla birlikte yaşıyor, çok seviliyor, içki içme yarışında onları geçiyor (ırk üstünlüğü teması). Bir Çinli kadın doktor, yerli halkı pençesine almış çok tehlikeli bir salgın hastalıkla mücadele ediyor (uygarlığı bilimi temsil eden fedakâr doktor, yine bir sömürge teması). Bir Çinli topluluğun huzur ve uyum içinde yaşadığı o Afrika ülkesinde iç savaş çıkıyor. Amerikalı kiralık askerler ülkeye giriyor. Bu sırada, Çin devleti, yönetenler arasındaki uyumsuzluktan dolayı (tek liderin önemi), gereken yardımı gönderemiyor. O zaman “iş başa düşüyor”. Kahramanımız hem doktoru, hem de orada yaşayan Çinli (yerleşimciler) nüfusu bu işgalcilere karşı korumak için savaşıyor. Filmde Çin milliyetçiliğini yansıtan ifadeler çok yoğun biçimde yer alıyormuş. Bu janrın yaratıcısı yıllarca, “Sandokan”, “Bovani İstasyonu”, “Pekin’de 55 gün”, “Karanlık Güneş”, “Dört Beyaz Tüy”, “Sarı Kurdele”, “Apaçi Kalesi” (KovboyKızılderili filmleri) gibi sömürgeciliği meşrulaştıran filmler yapan ABD ve Batı kültür endüstrisiydi. Şimdi yeni bir büyük güç yükseliyor, özellikle Afrika’daki varlığı giderek dikkat çekiyor. O da, kendi misyonunu meşrulaştıran filmler yapmaya başlıyor, hem de ilk üretenlerin modelini nereyse aynen kopyalayarak... Tüm plajlar ücretli oldu Fethiye sahil şeridi yerel halka kapandı. Bölgedeki plajların özelleştirme yoluyla kiraya verilmesi nedeniyle sahile girmek isteyen yerel halk buralardan ancak ücret ödeyerek yararlanabiliyor. turizmgazetesi.com’un haberine göre, bölgede halkın denize girebileceği plajların olduğu; Kıdrak, Belceğiz, Kumburnu, Karaot ve Çalış plajları ile Gemiler, Turunç Pınarı, Küçük ve Büyük Boncuklu, Kuleli, Büyük ve Küçük Samanlık, Aksazlar, Karaot, Katrancı, Günlüklü ve Göcek koyları, ihaleler yoluyla özel şirketlere kiralandı. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog