Bugünden 1930'a 5,499,360 adet makale



Katalog


«
»

DUNYA Pazar 20 Ağustos 2017 Asya Oyunları alkole yasak getirdi Türkmenistan’da 1727 Eylül’de düzenlenecek Asya Oyunları sona erene kadar alkol satışı yasaklandı. AFP’ye konuşan bir yetkili “Yasağın amacının barışı ve kamu düzenini sağlamak olduğunu” savundu. Perşembe günü oyunlar öncesi kara sınırlarının kapatıldığı duyurulmuştu. Putin ‘Gece Kurtları’ ile buluştu “Gece Kurtları” olarak bilinen ve milliyetçi eğilimleri ile dikkat çeken Rus motosiklet grubu, Rusya’nın 2014’te ilhak ettiği Kırım’ın Sivastopol kentinde Rusya tarihinin son 100 yılındaki önemli olaylarının yeniden canlandırıldığı bir gösteri düzenledi. Rusya Devlet Başkanı Putin ve Başbakan Medvedev de motosikletçilerle bir araya geldi. dishab@cumhuriyet.com.tr EDİTÖR: BETÜL BERİŞE TASARIM: MÜGE KAYGUSUZ nilgun@cumhuriyet.com.tr 7 Lübnan’dan IŞİD taarruzu Lübnan ordusu Suriye sınırında Hizbullah’ın Nusra’ya yönelik zaferi sonrasında beklenildiği üzere bölgede geniş çaplı IŞİD operasyonunu dün sabah erken saatlerde başlattı. Hizbullah güçleri de Suriye tarafında IŞİD’e yönelik taaruzunu sürdürdüğünü duyurdu. Yıllardır LübnanSuriye sınırında mevzilenen cihatçı militanlara karşı nihai vuruş için Beyrut harekete geçti. Lübnan Genelkurmay Başkanı Joseph Aoun yaptığı açıklamada, “Lübnan, kaçırılan Lübnan askerleri, şehitlerimiz adına Caracas’ta meclisler çatışması Maduro yönetimi karşıtı sağcı muhalefetin protesto gösterilerinin aylardır sürdüğü, ekonomik krizin pençesindeki Venezüella’da tartışmaların merkezindeki Kurucu Meclis, muhalefetin liderliğindeki parlamentonun yasama yetkisini üzerine aldı. Kongre’yi fiilen hükümsüz kılan ve yasama yetkisini büyük oranda anayasayı yeniden yazması için oluşturulan Kurucu Meclis’e aktaran önerge önceki gün oybirliğiyle kabul edildi. “Ülkenin güvenliğini, toprak bütünlüğünü ve ekonomik refahını teminat altına alacak yasaların” Kurucu Meclis tarafından hazırlanacağı belirtildi. Kurucu Meclis Başkanı Delcy Rodriguez “Gücün daha fazla dağılmasına izin vermeyeceğiz. Kurucu Meclis düzeni sağlamak için burada” yorumunu yaparken parlamentodan yapılan açıklamada ise “Kurucu Meclis geçersizdir ve kararları yasadışı ve anayasaya aykırıdır” denildi. OrtKeogloambiya’da Öte yandan Kurucu Meclis’in görev başı na geldiğinde ilk icraatı olarak görevden aldığı, daha önce Ortega görevinden alınmıştı. Reuters’e verdiği bir söyleşide hayatından endişe ettiğini kaydeden muhalif başsavcı Luisa Ortega, eşiyle birlikte Kolombiya’ya sığındı. Ortega seçimlere katılım oranının şişirildiği yönündeki iddialarla ilgili soruşturma başlattığını açıklamıştı. Ortega’nın eşi German Ferrer hakkında da Yüksek Mahkeme tarafından çıkartılan tutuklama emri bulunuyor. Ortega önceki gün elinde Maduro ve yakın çevresini Brezilya’da yolsuzluk skandalının merkezindeki ülkenin en büyük yapı ve inşaat şirketi Odebrecht’e bağlayacak deliller olduğunu öne sürmüştü. operesyonun başladığını duyuruyorum” ifadesini kullandı. “Dağların şafağı” adı verilen operasyonun Ras Baalkbek, Fakiha ve Kaa kasabalarının dağlık bölgelerini kapsadığını kaydetti. Ordu sözcüsü General Ali Kanso da “operasyon ne Hizbullah ne de Suriye ordusu ile koordineli yürütülüyor” vurgusu yaptı. Ordunun yaklaşık iki hafta önce IŞİD’e karşı kuşatmaya başladığını hatırlatan Kanso, bölgede bulunan 600 IŞİD militanı için “canlı bomba” tanımı kullandı. Hizbullah’ın yayın organı Manar TV de sınır bölgesinde cihatçı militanların geçiş olarak kullandığı stratejik önemdeki tepelerde operasyonlar düzenlendiğini duyurdu. Sessiz işbirliği Lübnan ordusu operasyonun ülkenin etkili Şii Hizbullah hareketine bağlı güçleriyle koordineli olmadığı vurgusu yapsa da Nusra, IŞİD ile mücadelede taraflar arasında sessiz işbirliği biliniyor. Hizbullah güçleri, Nusra zaferi sonrası adımda Suriye sınırına geçe rek Suriye ordusu ile birlikte bölgede operasyonlarını sürdürüyor. Bu işbirliğinin Hizbullah’ı “terörist grup” listesinde gören Washington’da nasıl yorumlandığı da tartışma yaratıyor. ABD’nin Lübnan’a yönelik askeri yardım desteği biliniyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, yakın zamanda yaptığı bir açıklamada, eş zamanlı olarak Lübnan ordusunun sınırlar içinde, kendilerinin de Suriye ordusuyla sınırın diğer tarafından IŞİD’e yönelik saldırı başlatacağına atıfta bulunmuştu. Bıçağa sarıldılar Batı cihatçı teröre karşı diken üstündeyken bir bıçaklı saldırı haberi de Rusya’dan geldi. Yedi kişinin yaralandığı saldırıyı IŞİD üstlendi İspanya’da IŞİD’in Barselona’yı kana bulaması sonrasında Finlandiya’nın ardından Rusya’da da bıçaklı saldırı düzenlendi. Rusya’nın kuzeyindeki Surgut kentinde bir saldırganın bıçakla dördü ağır, 7 kişiyi yaraladığı haberi dün gündeme düştü. Saldırgan polis tarafından vurularak öldürüldü. Olayla ilgili yerel yetkililer soruşturmanın sürdüğü, terör bağlantısının yanı sıra psikolojik durumu da araştırılan saldırganın 1994 doğumlu, bölgede yaşayan bir kişi olduğu açıklaması yaptı. IŞİD’in yayın organı ise saldırıyı üstlendi. Suriye ve Irak’ta IŞİD’e yönelik nihai operasyonlar sürüp etkinlik alanları azaltılırken cihatçı örgüt dünya genelinde terör eylemleriyle “hâlâ varım” mesajı verme çabasında. Geçen perşembe günü Katalonya Özerk bölgesinin başkenti Barselona’da ilk olarak turistlerin uğrak yeri Las Ramblas bulvarında, ardından da kente 120 km. uzaklıktaki Cambrils’te araçlı saldırılar düzenlemiş, 14 kişi yaşamını yitirirken 130 kişi yaralanmıştı. Polis Cambrils’teki saldırıda aracın içinde bulunan aralarında Fas kökenlilerin olduğu 5 zanlıyı çıkan çatışmada öldürmüştü. İçişleri Bakanlığı dünkü açıklamasında çoğunluğunu Fas asıllılarının oluşturduğu, en az 12 kişilik olduğu sanılan terör hücresinin çökertildiğini bildirdi. Las Ramblas’taki saldırıda aracı yayaların üzerine sürdüğü söylenen zanlının kimliğinin de Fas doğumlu Younes Ebuyakub olduğu, yakalanması yönündeki operasyonların sürdüğü kaydedildi. Öte yandan Las Ramslas’ta olduğu gibi Cambrils saldırısını da IŞİD üstlendi. Haham: Terk edin Barselona Başhahamı Meir BarHen’in, İspanya’nın Avrupa’nın “İslami terör merkezi” haline geldiğini savunarak ülkedeki Yahudilere İsrail’den mülk satın almaları çağrısı yaptığı belirtildi. Haaretz gazetesi, Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel dün Barselona’ya giderek saldırının yaşandığı yeri ziyaret etti. Kurbanlar anısına çiçek bıraktı. BarHen’in “cemaatini İspanya’dan ayrılmaya teşvik ettiği, burası kaybedilmiş yer dediği” iddialarını aktardı. ‘Kadınları hedef aldı’ Finlandiya’nın Turku kentinde ön ceki gün bıçaklı saldırısıyla iki kadı nı öldüren, sekiz ki şiyi yaralayan, po lis tarafından vuru larak yakalanan zan lının da 18 yaşında, İspanya’daki saldı rılarda olduğu gibi Fas kökenli olduğu açıklandı. Saldırının terör bağlantısı ola İspanya’da sılığı soruşturuluyor. sokaklarda Zanlının 2016’da ül güvenlik güçleri keye giriş yaptığı, konuşlandı. göçmenlik başvuru sunda bulunduğu belirtiliyor. Saldırı da özellikle kadınları hedef almış ol duğuna da dikkat çekiliyor. Ülkede kurbanlar anısına dün bayraklar ya rıya indirildi. ZANLI KARDEŞLERİN BABASI: YIKILDIK... İspanya’da IŞİD’in üstlendiği saldırıların zanlıları arasında yer alan Fas kökenli kardeşler, polis tarafından vurularak öldürüldüğü duyurulan Moussa (17) ve gözaltındaki Driss Oukabir’in (27) ailesi şokta. Fas’ta bulunan babaları Said Oukabir AFP’ye yaptığı açıklamada, gözyaşları içinde dehşet haberini akrabaları tarafından aile üyelerinden birinin düğünündeyken aldı ğını anlattı. “Yıkıldık” diyen baba, “Moussa yaşıtları gibi okula gidiyor, Driss ise namusuyla çalışıyordu” dedi. Baba Oukabir 1990’larda Akdeniz’in öte yakasında İspanya’da şansını denemeye karar vermiş, o sıralar 10 yaşındaki Driss’i de alarak Katalonya’nın Girona bölgesine gitmiş. Musa da İspanya’da doğmuş. Aile Fas ile bağlarını hiç koparmamış. Yakın zamanda çift boşanmış. Yakınları Oukabir kardeşlerin radikalleştiklerine ilişkin bir şey duymadıklarını söylüyor. Kuzenlerinden biri Moussa’nın futbol oynamayı, iyi zaman geçirmeyi, kızlarla sohbet etmeyi sevdiğini anlatıyor. Son dönemde dine ilgi duymaya başladığına da dikkat çekerek “Ripoll’de camiye gidiyordu. Belki orda beynini yıkamışlardır” görüşünü dile getiriyor. Bannon’cılar savaşa girişti Irkçılar Berlin sokaklarında Almanya’nın başkenti Berlin’de ırkçılar Nuremberg mahkemelerinde yargılanan Nazi subayı Rudolf Hess’in hapiste ölümünün 30. yıldönümünü çerçevesinde gösteri düzenledi. Irkçılar yürüyüşe kentin Spandau banliyösünde bulunan ve Hess’in ömürboyu hapis cezasını çektiği hapishanenin önünde başladı. Irkçılık karşıtları da NeoNazilere karşı sokaklardaydı. Irkçılık karşıtı göstericilerden Gerhard Sattler, 2017 yılında Nazilerin Hitler’in yardımcılarından birisi için gösteri yapmasının insanı dehşete düşüren bir olay olmasına değindi. Berlin İçişleri Senatörü Andreas Geisel’den ise “Yürüyüşü yasaklamak çok hoşuma giderdi ancak meseleyi yakından inceledik ve ne yazık ki pisliklerin de demokratik özgürlüklerden faydalanma hakkı olduğuna karar verdik” açıklaması geldi. ABD’de Başkan Donald Trump’ın kendisini Beyaz Saray’a getiren kampanyanın mimarlarından, baş stratejisti Steve Bannon’u kovmasının yankıları sürüyor. Trump’ın seçim kampanyası ekibine girmeden önce alternatif sağcı haber sitelerinden Breitbart’ın başında olan ve akıl hocalığı pozisyonuna getirilmesi büyük tepki çeken Bannon görevden alınmasının üzerinden daha birkaç saat geçmeden sitenin yayın yönetmenliğine geri döndü, akşam yapılan yazıişleri toplantısına da katıldı. Bannon, Bloomberg’e verdiği bir söyleşide “Trump için karşıtları ile mücadeleye devam edeceğini” söylese de sitenin editörlerinden Joel Pollack, Twitter hesabında “SAVAŞ” yazılı bir mesaj paylaştı. Trump ise Bannon’a “teşekkürlerini” yine Twitter’da dile getirdi. Trump’ın “milliyetçi” kararlarının ardındaki isim olan Bannon’a yakın isimlerden birisi “Steve zincirlerinden ta BİR KENDİ, BİR PENCE KALDI... Bannon’ın görevden ayrılmasıyla 28 Ocak’ta Oval Ofis’te çekilen bir fotoğrafta bir arada görülen Trump’ın beyin takımından, Başkan Yardımcısı Mike Pence, Özel Kalem Müdürü Reince Priebus, baş stratejisti Steve Bannon, Basın Sözcüsü Sean Spicer ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’den geriye sadece Pence kalmış oldu. memen kurtuldu” yorumunu yaptı. ‘Diren’ mesajlı istifa Beyaz Saray Sanat Komitesine mensup 16 üye de Trump’ın ırkçıları savunmasını protesto etmek amacıyla görevlerinden ayrıldıklarını açıklandı. Geçen hafta sonu Virginia’daki ırkçı gösterilerin ve ırkçılık Alman Der Spiegel dergisi, yeni sayısının kapağına, başında Ku Klux Klan külahı olan ABD Başkanı Donald Trump’ı taşıdı. karşıtı grubun üzerine araba sürülmesi sonucu bir kişinin hayatını kaybetmesinin ardından tansiyonun yükseldiği ABD’de Trump’ın ırkçıları kınamaması eleştirilere neden olmuştu. Üyelerin istifa mektubunda ilgi çeken bir durum da paragrafların başındaki harflerle akrostişle “Resist” yani “Diren” yazılması oldu. Öte yandan, ABD Temsilciler Meclisi’nin Demokrat üyelerinden Zoe Lofgren’in, Trump’ın Beyaz Saray için akıl ve fiziksel sağlığının uygunluğunun incelenmesi yönünde bir tasarıyı sunduğu savunuldu. Barselona... “Dünyanın en coşkulu caddesi, yılın dört mevsiminin kimi zaman bir arada yaşandığı, yeryüzünde bitmesini hiç arzu etmediğim cadde, sesleri zengin, meltemi bol, buluşmaları hoş, kanı eski olan cadde: “Barselona’nın Rambla’sı” İspanya iç savaşında faşistlerce katledilen Federico Garcia Lorca, “iç savaşı” da görmüş geçirmiş olan “Rambla Bulvarı”nı vaktiyle böyle tarif etmiş. Rambla Bulvarı, Barselona’nın kalbidir. Kent merkezindeki Katalonya meydanından limana dek uzanan yüzyıllık çınarların çevrelediği bulvarın üzerinde, Barselona’yı Barselona yapan her şey bulunur: “Opera mabedi Liceu Tiyatrosu, Avrupa’nın ‘artnouveau mimarisine’ esin kaynağı binalar, 20. yüzyıl resminin dehası Miro’nun asfalt mozaiği, butik oteller, kiosklar, kahveler, restoranlar, rengârenk çiçekçiler, bir hal büyüklüğündeki ‘Boqueria Pazarı’ ve dahi bir ‘erotik müze’…” Günün her saati Rambla Bulvarı’nda bu nedenle bir insan seli oluşur: İspanya’nın “1. turizm destinasyonu” olan Barselona’yı ziyaret eden yabancılar, gelip geçen denizciler, “Erasmus”lu öğrenciler, asırlık ağaçların gölgesinde soluklanan yaşlılar, sokak ressamları ve çalgıcıları, mim sanatçıları, bebelerini gezdiren genç anneler, pazar alışverişlerini yapan kadınlar, gecenin bir vaktinden sonra fahişeler… Sanat, kültür, doğa, seks… her şey burada vardır. Rambla Barselona’nın ruhudur. Terör Barselona’nın bu en cümbüşlü noktasını vurdu. Bir yıl önce Nice’te benzer nitelikli “Promenade des Anglais” bulvarını, Berlin’in “noel çarşısını” ve Londra’nın sembolik “Westminister Köprüsü’nü” vurması gibi tıpkı… Bu kez de insanların her daim dışarda yaşadığı, bu yaşam dolu yumuşak Akdeniz kentinin dokusunu ve kimliğini hedef aldı. Geçen sene Nice’te, 14 Temmuz Bastille günü kutlamalarını izleyen insanları biçmek için kullanılan “kamyon”, İslamcı terör tarihinde bir yenilikti. Son bir yılda “car jihad” sıradanlaştı. Barselona saldırısının bir özelliği artık sıradanlaşan biçimde “motorlu araçlarla terör” saçmaksa, diğeri asıl “kentlerin kalbini hedef almak”… ‘Açık kent’ düşmanlığı “El Pais” de çıkan bir yazı, son Barselona olayında gördüğümüz gibi artık doğrudan “şehir konseptinin”, “şehir yaşamının” ve “kentliliğin”; İslamcı teröristlerin baş hedefine dönüştüğünü söylüyor. “Demokratik ve çoğulcu açık alanlar… teröristlerin en nefret ettiği şey” diyen yazı ekliyor: “Kentler, cihatçı terörün temel hedefine dönüştü. Kent, şiddet yanlısı Selefist terörün en nefret ettiği şeyleri temsil ediyor: Çoğulcu, demokratik ve açık toplum…” İspanya’da 34 farklı ülkeden gelen onlarca insanın ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan saldırının ardından tartışmanın en can alıcı merkezi bu sebeple, “Bundan sonra kent yaşamını nasıl sürdüreceğiz” oluşturuyor. İspanyollar korkuya meydan okumak için saldırının hemen ardından bu yüzden on binlerle Barselona’da sokağa çıktılar ve “Korkmuyoruz!” diye bağırdılar. Kalabalığı biçen minibüsün durduğu yer olan Miro mozağiği üzerine mumlar, çiçekler bıraktılar: “Ne korku, ne nefret” yazan notlar iliştirdiler. Bu ritüeller toplumun sinmediğini göstermek adına elbette önemli ama İslamcı teröristlerin elinden “demokrasinin beşiği” ve “modernliğin” simgesi açık kent yaşamını kurtarmaya yeter mi, meçhul. Siyasi İslamcıların bile şehrin açık alanlarına ne kerte düşman olduğu düşünüldüğünde, radikal İslamcılarla “kent” arasındaki savaşın çapı hakkında bir fikir edinilebilir. İslamcı ‘megalo idea’ Beri yandan Barselona katliamıyla ortaya çıkan bir başka önemli tartışma, Madrid saldırısından 13 yıl arayla, İspanya’nın neden tekrar İslamcı teröristlerin menzili içine girdiğini içeriyor. IŞİD’in çıkışıyla son dönemde radikal İslamcılar arasında, bir “El Endülüs” hayalinin depreştiği görülüyor. IŞİD kaynakları açıkça “Endülüs’ü yeniden fethedelim!” çağrıları yapıyor. Bu, bir tür İslamcı “megalo idea”sı. Radikal İslamcı bu “megalo idea”nın itişiyle, Selefistler İspanya’yı yeni bir üs haline getirmişler. Bu tarihi arka plan, İspanya’nın İslama bakışını sert biçimde şartlayabilir. İronik biçimde “Endülüs geçmişi” sebebiyle İslamafobiye gerçekte diğer Avrupa ülkelerinden çok daha az yatkın olan İspanya’da Barselona saldırısı, çok açıdan algıları değiştirecek bir dönüm noktası olmaya aday. NOT: Sevgili okurlar müsaadenizle, yazılarıma bir süre ara veriyorum. Festival çadırı devrildi Avusturya’da bir festivalde şiddetli rüzgâr nedeniyle panayır çadırının devrilmesi sonucu 2 kişi öldü, yüzü aşkın kişi yaralandı. Sankt Johann am Walde kasabasında düzenlenen festivalde çadırın içinde yaklaşık 600 kişi bulunuyordu. Hayatını kaybedenlerin 19 yaşında bir kadın ve 28 yaşında bir erkek olduğu ve olayla ilgili soruşturma başlatıldığı açıklandı. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog