Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

Perşembe 17 Ağustos 2017 EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: ZARİFE SELÇUK umuBtirobluiryleorrinlaerDTAESCYÜRARİNÜTTIYŞEOMDRAE ŞEYMA PAŞAYİĞİT Sincan Cezaevi’ndeki hastanenin boşaltılan bir koridorundaki Zorla götürüldükleri hastanede açlık grevine devam eden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, tecrit altında dayanışmaya devam ediyor. İki eğitimci, aralarındaki boş odaya karşın pencereler arasında yüksek sesle konuşarak yaşam umudunu yükseltmeye çalışıyor. Tam 281 gündür süren “İşimi geri istiyorum” eylemini açlık grevine dönüştüren Gülmen ile Özakça, açlık grevinde 161. günü geride bıraktı. Acil talepli başvuruyu reddeden AİHM’nin isteğiyle götürüldükleri Numune Hastanesi’nin raporunda; “Mevcut bulgulara göre hayati tehlike arz eder. Hayatını yalnız başına idame ettiremez” ifadeleri yer almasına rağmen Gülmen ile Özakça, Sincan Cezaevi Kampus Hastanesi’nde günlerce tecritte kaldı. Önceki gün kabul edilen refakatçi talebiyle Özakça’nın annesi Sultan Özakça ile Gülmen’in kardeşi Beyza Özakça refakatçi olarak hastaneye girebildi. Aynı gün eşi ile cezaevi görüşünde bir araya gelen Esra Özakça, direnişçilerin son durumu hakkında Cumhuriyet’e bilgi verdi. Semih Özakça’nın giydiği kıyafetlerin belinden düştüğünü aktaran Esra Özakça, “Çok değişim var, çok zayıf. Yanakları çökmüş” dedi. iki ayrı odada kalan Nuriye ve Semih, aralarında boş bir oda olmasına karşın birbirlerine seslenerek güç vermeye çalışıyor Ankara’nın yasaklı bölgesi ‘İşimi geri istiyorum’ eylem ala nı olan 86 gündür polis bariyerleriyle abluka altına alınan İnsan Hakları Anıtı önünde direniş sürüyor. Ankara Valiliği’nin yasak getirmesiyle her gün polis ekiplerinin engelleriyle karşılaşan eylemciler, İnsan Hakları Anıtı önünü boş bırakmıyor. Eylemin 281. gününde “Nuriye Semih işe geri alınsın” ve “Nazife Onay serbest bırakılsın” pankartı açan eylemciler yine polis müdahalesiyle karşılaştı. Polis ekipleri önce pankartları yırttı, ardından da eylemcileri Konur Sokak sonuna kadar sürükleyerek “yasaklı bölgeden” uzaklaştırdı. Karadağ’ın Pencereden dayanışma Özakça’nın anlattıklarına göre; boşal ev hapsi kalktı tılan hastane koridorunda arada bir boş oda olmak üzere tecrit altında tutulan Gülmen ile Özakça, pencereden yüksek sesle konuşarak birbirleriyle dayanışmaya devam etti. Aradaki boş odadan kamera aracılığıyla gizli çekim yapan iki gardiyanı gören Özakça, bağırarak konuşmaya çalışan Nuriye ve Semih’i herkesin rahatlıkla duyabileceğini, gizli çekimin suç olduğunu belirterek suç duyurusunda bulunacağını söyledi. KHK ile kamudaki görevinden ihraç edilen ve Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın eylemlerine başından beri destek veren Acun Karadağ’a uygulanan ev hapsi cezası kaldırıldı. Acun Karadağ, 13 Temmuz’da kendisine uygulanan ev hapsini tanımayarak elektronik kelepçeyi söktükten sonra 14 Ağustos’ta Ankara Yüksel Caddesi’nde katıldığı “İşimizi geri 85 gündür makine bozuk Gülmen ile Özakça’nın yakınları, direnişçilerin son durumunu merak edenler için cezaevi yönetiminden fotoğraf çekilmesini talep ediyor. Gardiyanların çekim yaptığı cezaevinin yönetimi, 85 gündür “Makine bozuk” yanıtı ile yakınların isteğini reddediyor. istiyoruz” eyleminde Sultan Aydoğdu ve Simge Aksam ile birlikte gözaltına alınmıştı. Karadağ, Aydoğdu ve Aksam, 2 gün gözaltında kaldıktan sonra dün akşam saatlerinde savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Hakkında verilen ev hapsi kararını tanımayan Acun Karadağ’ın cezası karakola imza ve ‘Güneşli günler’e soruşturma Açlık grevinin 132. gününde telefon aracılığıyla “Adaleti, onuru, ek Doktorlar muayene edemedimeği beraber savunacağız. Güzel gün yurtdışı yasağına çevrildi. ler, güneşli günler bizi bekliyor” mesajı veren Özakça’ya “İnsanlara moral olma” gerekçesiyle soruşturma açıl AİHM’nin isteği doğrultusunda Gülmen ile Özakça’nın doktor ne izin verilmeyen Doktor Aysel Ülker sından dolayı çok gergin olduklarını ile Onur Karahancı, iki direnişçiyle gö söyleyen Ülker, “Hastane önüne iki as dı. Esra Özakça, eşiyle görüşmesinin ları, önceki gün Sincan Cezaevi Kam rüşmelerindeki izlenimlerini basın keri araba geliyor. Semih, ‘İki ayrı ay 17. saniyesinde telefonu kestiklerini pus Hastanesi’ne gitti ancak başsavcı toplantısı ile aktardı. Havalandırma rı konulacak’ dendiğini duyuyor. Zor anımsatarak “İzole etmeye çalışıyor lıktan gelen “Muayene etmeden cezae sız yerde kalan Gülmen ile Özakça’nın la müdahale edecekler diye hazırlanıp lar” yorumu yaptı. Esra Özakça eşinin vi hekim heyetinin muayenesine eşlik pencereyi açtıklarında yemek koku sabaha kadar uyumuyor. Bu korkunç kitap sıkıntısı çektiğini de belirterek etme ve açlık grevini bırakmaları için larına maruz kaldığını belirten Ülker, bir şey” diye konuştu. Ülker, hükümet “Elinde olmayan kitaplar elindeymiş ikna etme” yazısı ile karşılaştı. Doktor “Küçücük bir oda, klima yok. Pencere kanadından gelen “Terörist” niteleme gibi davranıyorlar. Benim verdiğim ki lar, hekim ilkelerine bağlı kalacakları yi kapattıklarında da sıcaktan duramı leri için Gülmen ile Özakça’nın “Biz tapların üstünden bir hafta geçti hâlâ nı belirterek başsavcılığın “ikna edin” yorlar” dedi. Direnişçilerin sürekli ma tecrit altındayız. Kendimizi savunamı eline ulaşmamış” diye konuştu. isteğini reddetti. Muayene etmeleri ruz kaldıkları zorla müdahale baskı yoruz” dediklerini de aktardı. Çok yorgunum sayın heyet CANAN COŞKUN Tahliye edildikleri 31 Mart gecesi İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’ın başlattığı soruşturma kapsamında tekrar tutuklanan gazeteci Murat Aksoy ve müzisyen Atilla Taş’ın aralarında bulunduğu 13 kişi haklarındaki 2. dava kapsamında hâkim karşısına çıktı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmaya darbeye teşebbüs ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlamalarıyla tutuklu yargılanan 12 gazeteci ve 1 tutuksuz gazeteci katıldı. Gazeteci Cihan Acar, savunmasına Yeşil Yol filmi karakterlerinden John Coffey’nin sözlerine atıfta bulunarak, şunları söyledi: “Çok yorgunum sayın heyet. Yorgunum çünkü 28 yaşında biri olarak hiç de küçümsenmeyecek sorunlar yaşadım. 1 yıl içinde defalarca sorgulandım. 2 kez sorgulanarak 2 farklı cezaevinde kaldım. Tahliye sevinci yaşayamadım. Jandarma aracında gözaltına alındım. Yorgunum çün Tahliye edildikleri gece, başka bir soruşturma kapsamında tutuklanan gazetecilerden Cihan Acar, “Meslek hayatım kadar tutukluluğum var. Tahliye olarak mı anayasal düzene karşı suç işledim” diye konuştu. kü o gece gözaltına alınan ben değil annem, babam ve ablamdı. Avukatım nezarethaneye geldiğinde ilk sorduğum soru ‘annem yaşıyor mu’ idi. Bunları anlatıyorum çünkü içimde tuttuğum sancılar beni öldürecek. Ben o gece defalarca ölmeyi istedim. Tahliye heyecanıyla koşup eşyalarımı topluyorum, 78 aydır kullandığım tabak ve çatalları çöpe atıyorum. Sonra onları çıkarıp, yarım kalmış konserveyi çıkarıp kullandım. Ajitasyon yapmıyorum, sizin benim acılarıma ihtiyacınız yok ama benim sizin adaletinize ihtiyacım var.” Kurulmayan hükmün infazı “Eğer ben tahliye olmasaydım böyle bir iddianame hazırlanacak mıydı” diye soran Acar, “Ortada suçlama var ama suçlamaya uyan bir suçlu yok. Meslek hayatım kadar tutuk luluğum var. Gençliğimin baharındayım ve cezaevindeyim. Sevdiklerime 1 yıldır gönderemediğim mektuplar yazıyorum” ifadelerini kullandı. Acar, haber amaçlı yaptığı telefon görüşmelerinin müebbetlik suç haline getirildiğini aktararak, “Gazetecilik yaparken yaptığım görüşmeleri hatırlamaya çalışmak ve size anlatmak ağırıma gidiyor. Gazeteci mesafeyi koruduğu sürece temas eder” dedi. Acar, kendine yöneltilen darbe suçlaması ile ilgili de, “Ben daha askerlik yapmadım, elime silah almadım, rütbe nedir bilmem. Her nasıl olduysa cezaevinde darbecilikle suçlandım. Tahliye olarak mı anayasal düzene karşı suç işledim ben? Dosya tahliyemle sıfır delille başladı. 13 aydır tutukluyum. Kurulmayan hükmün infazını tamamladım” diye konuştu. Tahliyesini isteyen Acar, kaç ma şüphesi ile tutuklu yargılanma ihtimaline karşı da “Kurulmayan hükmün infazını tamamladım. Annemin özlemi kaçma şüphesinden ağır, 13 ay ailemden ayrı kaldım. Nereye kaçacağım? Reina katliamcısıyla aynı çatı altında yaşamak istemiyorum” diye konuştu. Basın İlan Kurumu itirafı Savunma yapan eski Habertürk TV çalışanı Abdullah Kılıç, Zaman gazetesinden atılma sürecini anlattı. Kılıç, Zaman gazetesinde her yıl 2 milyona yakın Basın İlan Kurumu reklamı olduğunu belirterek, “Alaattin Kaya, Basın İlan Kurumu’ndan bu yolla haksız kazanç elde ediyordu. Bu dosyayı Nadir Alparslan’a götürdüm. Hâlâ Cumhurbaşkanlığı genel sekreter yardımcısıdır. Zaman’dan bu dosya yüzünden kovuldum” dedi. haber 11 Her yerde aynı dalga Amerika’da olan biteni takip ediyor musunuz? Biz kendi dertlerimize, kendi küçük dünyalarımızdaki pespayeliklere yanarken ABD’nin bir köşesinde çok tehlikeli olaylar yaşanmaya başlandı. Kafa yormamız lazım. Çünkü bu, sadece bir dış politika konusu değil. Uzak diyarlarda yaşanan bir macera değil. Tam da bizim konularımızla ilgili. Hindistan’dan Keçiören’e, Berlin’den Texas’a kadar tüm dünyada yaşanan ‘öfkeli adamlar’ dalgasının Amerika ayağı. İdeolojileri, dinleri, ırkları farklı olsa da dünyanın farklı yerlerinde ‘globalleşme’ ve ‘çoğulcu demokrasi’ karşıtı yükselen bir akım var. Karşı çıktıkları aynı değerler, aynı kavramlar. Bizim değerlerimiz... O yüzden gelin bakalım hafta sonu Virginia eyaletinin Charlottesville kentinde yaşananlara... Kendine ‘Sağı Birleştir’ (Unite the Right) ismini veren ve uzunca zamandır internette organize olan aşırı sağ akım, hafta sonu ilk kez görücüye çıktı. Büyük kalabalıklar topladı ve antifaşist sol gruplarla çatıştı. Kan döküldü, insanlar öldü. Peki kim bunlar? Nereden buluyorlar bu kadar silah ve imkân? Aslında ‘Sağı Birleştir’ denen harekete ‘sağ’ demek, gerçek merkezsağ ve muhafazakârlara büyük haksızlık. Bu insanlar, kendisine AltRight, yani Alternatif Sağ diyen yeni bir akımın temsilcileri. Mevcut sağ akım ve partileri beğenmiyor, sistemin, solcular, liberaller veya Yahudiler tarafından ele geçirildiğini, gerçek sağ ideolojinin büyük bir baskı altında olduğunu iddia ediyorlar. Alternatif Sağ denilen bu hareket içinde, aralarında kendine ‘Beyaz Milliyetçiler’ diyen düpedüz ırkçı ve faşist gruplar var. NeoNaziler, Ku Klux Klan derken hepsi aynı öfke dalgasının neferleri. Siyahlardan nefret ediyorlar. Onunla da bitmiyor Siyahlar dışında Obama’dan, Yahudilerden, LGBT camiasından, Müslümanlardan, trans bireylerden, solculardan, liberallerden... kısacası ‘beyaz adam’ düzenini sarsan her türlü renk ve kimlikten nefret ediyorlar. Hayalleri var: Mevcut sistemi bu insanlardan temizleyip ‘Kendi ülkelerini kurmak’ istiyorlar. Kendilerini bir özgürlük hareketi olarak görüyorlar. Diyeceksiniz ki, deli saçması marjinal hareketler bunlar. Doğru. Tam da öyle. İnandığımız ve yıllardır savunduğumuz eşitlik, çoğulculuk ve tüm değerlere aykırı bu hareketler. Ancak ufak bir sorun var: En önemli temsilcileri Beyaz Saray’da! Söz ettiğim, ABD Başkanı Donald Trump değil, ki kuşkusuz o da bu grupların desteğini kazanmış bir lider. Ancak Trump’ın yakın danışmanı ve stratejisti Steve Bannon, bizzat Alternatif Sağ hareketinin beyinlerinden. Kurucusu olduğu Breitbert News ve Cambridge Analytica gibi yayınlar, bu hareketin yayılmasını, trolleşmesini ve nihayetinde Donald Trump gibi marjinal bir ismi iktidara getirmesini sağladı. Kurulu medya düzenine karşı, fakat ‘yalan haber’ ve sansasyon üzerine inşa edilen inanılmaz bir medya gücü var. Diyeceksiniz ki, bize ne bunlardan? Maalesef çoğulcu yaşama karşı çoğunluk diktasını savunan bütün gruplar, aynı öfke nöbetinden besleniyorlar. Avrupa’dan Hindistan’a kadar yerelcimillici öfkenin tezleri de dili de benzeşiyor. Hindistan’da popülist lider Modi’nin taraftarları, evinde et tüketiyor diye Müslüman evlerini basarken, aynı tezlerle “Ülkemizi bunlardan temizleyelim” diyor. Bunun panzehiri, seküler ve çoğulcu ideolojiyi savunmak. Ancak dünyanın her yerinde, ulusdevletleri kuran seküler elit ve ideolojilere karşı bir isyan var. Popülist ve oportünist liderler de sandığı kullanarak iktidarı ele geçiriyor. Ne yapacağız? Kendi değerlerimizi, daha tavizsiz, daha militan ve cesurca savunacağız. Bu uzun bir mücadele. Ve Amerika’sından Avrupa’sına kadar her yerde aynı kavgayı vermek şart... 35 kişiye Bylock soruşturması Birgün editörü Ekici ve 8 gazeteci tutuklandı ByLock soruşturması kapsamında gözaltına alınan 11 gazeteciden aralarında Birgün gazetesi editörü Burak Ekici’nin de bulunduğu 9 kişi tutuklandı. FETÖ’nün şifreli haberleşme programı “ByLock” kullandıkları gerekçesiyle 35 gazeteci hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. 11 gazeteci evlerine düzenlenen operasyonla gözaltına alınmış, 24 kişi adreslerinde bulunamamıştı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 11 gazeteci dün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na getirildi. Savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen şüphelilerden Birgün gazetesi editörü Burak Ekici, Ömer Faruk Aydemir, Sait Gurkan Tuzlu, Ahmet Feyzullah Özyurt, Mutlu Özay, Mehmet Ali Ay, Muhsin Pilgir, Yasir Kaya ve Cüneyt Seza Özkan tutuklanırken, Yusuf Duran ve Ahmet Sağırlı adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakıldı. Aynı soruşturma kapsamında şüpheli 24 kişinin yakalanması için çalışmalar sürüyor. l DHA C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog