Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

Pazar 13 Ağustos 2017 6 Çocuklara kıymayın! haber TASARIM: ŞÜKRAN İŞCAN Son dört yılda çok sayıda çocuk toplumsal kamplaşmanın getirdiği çatışmalarda öldü. Kamplaşma toprağa düşen minik bedenler üzerinden artırılmaya çalışılıyor Berkin Elvan, Yasin Börü, Eren Bülbül... Ne acı ki ölümleriyle Türkiye’nin son yıllarına damga vu ALPER İZBUL ran üç çocuk. Berkin Elvan Ge zi Direnişi sırasında Okmeydanı’nda evden çıkıp ekmek almaya giderken bir poli sin attığı gaz kapsülü ile başından vu rularak komaya girdi. Komaya girdi ğinde 15 yaşındaydı, hastanede yaşa mını yitirdiğinde ise 16 kilograma düş müş, 16 yaşında bir çocuktu. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından ‘terörist’ ilan edildi, politika malzeme si yapıldı. Gezi Direnişi bileşenlerinin katıldığı büyük bir cenaze töreni ile toprağa verildi. Yasin Börü, 68 Ekim Kobani olayları sırasında 16 yaşındayken Diyarbakır’da katledildi. Börü, bir grup PKK’li tarafın dan linç edilerek öldürüldü. Yasin, Cum hurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından ‘şehit’ ilan edildi ve bu kez Erdoğan ölen çocuğa ‘sahip çıktı’, “İntikamı alınacak, hesap sorulacak” dedi. Bu kez de 16 ya şında bir çocuk ölümüyle politikaya mal zeme edilmişti. Eren Bülbül... 15 yaşındaki çocuk, daha önceki gün Trabzon’un Maçka kırsalında teröristlerle çıkan çatışma da şehit oldu. Eren’in teröristlerin pe Berkin Elvan Eren Bülbül Yasin Börü şindeki askerlere yer gösterdiği sırada vurulduğu yansıdı haberlere. Eren’in yakınları çocuğun hiçbir önlem alınmadan çatışma bölgesine götürülmesine tepki gösterdi. Sosyal medyada Eren’in ölümüne her kesimden tepki gelirken, çocuk yaşta yaşamını yitiren Eren de ne yazık ki yine ülkedeki derin kamplaşmaya kurban edildi. Yandaş troller bir çocuğun ölümü üzerinden öldürülen diğer bir çocuk olan Berkin Elvan’a saldırdı. Türkiye gündemine son 4 yılda büyük acıyla düşen 3 çocuk. Bu topraklar üzerinde birlikte oyun oynayacak yaşta 3 çocuk ne yazık ki toprağa düştü. Geride kalan gözü yaşlı aileler, arkadaşlar çoğunlukla acılarını içlerine gömerek vakur duruş sergilediler. Ancak siyaset dünyası ülkede yaşanan yarılmayı adeta genişletmek istercesine bu üç ismi kullandı durdu. Ayrımcı söylem özellikle bugünün Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı Erdoğan ve AKP çevrelerinden geldi. Yaşamlarının baharına bile varamamış 3 minik beden toprağa düşerken, hükümet ve Erdoğan tarafından biri terörist, diğerleri şehit ilan edildi. Bu ülkenin çocuklarını bile bölen ayrımcılık sosyal medyada da kendini gösterdi. Acınacak tartışmalar KHK ile işlerinden atılan ve tutuklu bulundukları cezaevinde haklarını arayan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için önceki gün yapılan eyleme katılan Gülsüm Elvan, yani Berkin’in annesi kolu kırılarak ve ters kelepçe ile gözaltına alındı. Bu uygulama sosyal medya üzerinden yoğun tepki ile karşılanırken acılı annenin karşısına aynı gün Maçka’da terörün hain kurşunlarına hedef olan bir başka çocuk, Eren Bülbül konuldu. Toplumdaki derin kamplaşma yine söylemlere yansıdı. Politik tartışma ölü çocuk bedenleri üzerinden birkaç saat içinde nefrete dönüştü. Hemen kimse çocukların ölümünde toplumdaki derin yarılmanın sorumluluğunu anlayamadı. Bunun yerine bir yanda şehadet kavramıyla çocuk ölümünü kutsayanlar, bir yanda ise kendi çocuk ölülerini korumaya çalışanların karşılıklı acınacak tartışmaları sosyal medya başlıklarında üst sıralara tırmandı. Ölen çocuklar üzerinden yapılan bu aşağılık siyaset ise bu ülkenin insanlarının, yitip giden çocuk canları üzerinden birbirini suçlamasıyla birilerinin ekmeğine yağ sürmeye devam etti. l İSTANBUL Tunceli ve Batman’da 3 şehit Tunceli’nde sürdürülen operasyonda güvenlik güçleri ile PKK’li teröristler arasında çıkan çatışmada 1 ay önce Tunceli’ye tayin olan Astsubay Başçavuş Mehmet Yılmaz (24) şehit oldu, 2 asker yaralandı. Batman’da PKK’li teröristlerin tuzakladığı el yapımı patlayıcıya basan Jandarma Özel Harekat Uzman Onbaşı Şahan Sezer (27) ile Jandarma Uzman Çavuş Gürcan Kepekçi (31) şehit oldu. Tunceli’de şehit olan Yılmaz’ın cenazesi düzenlenen törenin ardından uçakla Ankara’ya götürüldü. Yılmaz’ın toprağa verilmesi, FETÖ’den tutuklu kardeşi Astsubay Çavuş Yusuf Can Yılmaz’ın gelmesinin gecikmesi nedeniyle bugüne kaldı. Batman’da şehit olan askerler memleketlerine uğurlandı. Şehit Sezer’in Samsun’un Bafra ilçesinde yaşayan babası Hasan ve annesi Emine Sezer’e acı haber yetkililer tarafından verildi. Batman’daki uğurlama töreninde şehit Kepekçi’nin 7 aylık hamile eşi Yasemin Kepekçi, 3 yaşındaki oğlu Efe ile tören alanına geldi. Minik Efe’nin annesine, “Anne benim babam hangisi?” diye seslenmesi herkesi gözyaşlarına boğdu. l DHA/İHA IŞİD’in infaz timi ve keşifçisi yakalandı Şanlıurfa, Malatya, Hatay, Gaziantep ve Adıyaman’da son 2 günde terör örgütü IŞİD’e yönelik operasyonlarda 19 şüpheli gözaltına alındı. Suriye’nin Rakka kentinden geldiği belirlenen terör örgütü IŞİD’in 3 kişilik infaz timi de Şanlıurfa ve Malatya’da düzenlenen operasyonla yakalandı. Yakalanan infaz timinin hedeflerinde IŞİD aleyhine haber yapan gazeteciler olduğu ortaya çıktı. Ankara’da operasyon Başkentte eylem hazırlığında olduğu belirtilen IŞİD militanı M.A. gözaltına alındı. Güvenlik ekiplerinin Antalya’da gözaltına alınan 4 IŞİD’linin evinde Başkent’te bazı önemli noktalarda yapılan keşif çalışmalarına ait notlara ulaştığı öğrenildi. Keşif çalışması yapan şüphelinin M.A. olduğunun tespit edilmesinin ardından Ankara’nın Altındağ ilçesinde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan M.A’nın bilgisayarına el konuldu. Ankara’da 21 Mayıs’ta öldürülen 2 IŞİD’linin evinden cemevlerinin krokileri çıkmıştı. l DHA/İHA Asker ölü bulundu Siirt’te bulunan 3. Komando Tugay Komutanlığı’ndaki Doğu Kışla Tabur Komutanlığı’nda vatani görevini yapan ve önceki akşamdan bu yana kayıp olduğu için aranan Piyade Er D.Ö.’nün cesedi dün ayaklarından zincirli halde, su deposunda bulundu. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, Siirt Devlet Hastanesi morguna kaldırılan cesedin otopsi için Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’na sevk edildiği belirtildi. l DHA Türkiye Eren ve Gedik için yasta Trabzon’da terör örgütü PKK’lilerle çıkan çatışmada şehit düşen 15 yaşındaki Eren Bülbül ve astsubay Gedik için gözyaşları sel oldu Trabzon’un Maçka ilçesinde PKK’lilerin erzak çaldığını ihbar eden ve girdikleri evi güvenlik güçlerine gösterirken teröristlerin açtığı ateşle şehit olan 15 yaşındaki Eren Bülbül için dün Maçka’da cenaze töreni düzenlendi. Eren’in Türk bayrağına sarılı tabutu polis mangası tarafından omuzlarda taşınarak tekbirlerle alana getirildi. İlçe meydanındaki törene İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Trabzon Valisi Yücel Yavuz, AKP Milletvekili Ayşe Sula Köseoğlu, CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Trabzonspor Teknik Direktörü Ersun Yanal, Trabzonspor Asbaşkanı Ahmet Çubukçu ile futbolcu Onur Recep Kıvrak katıldı. Eren’in ağabeyleri Olcay, Arif, Orhan ve Çağlar da taziyeleri kabul ederek törende kardeşlerinin tabutu başında saf tuttu. İlçedeki alana sığmayan çok sayıda kişi de töreni çevredeki binalar ve balkonlardan izledi. Helallik alınması, namaz ve duanın ardından Eren’in cenazesi omuzlarda bir süre taşınarak cenaze aracına konuldu. Eren Bülbül’ün cenazesi daha sonra Merkez Camisi’nde ikindi vakti kılınan namazının ardından Köprüyanı mahallesindeki aile mezarlığında toprağa verildi. Maçka İmam Hatip Lisesi öğrencisi Eren Bülbül için ilçede hüzün hâkim. Maçka Belediye binası ve birçok noktaya üzerinde Eren’in fotoğraflarının yer aldığı ‘Kahramanımız Maçka seni unutmayacak’, ‘İyi ki varsın Eren’ yazılı afiş asıldı, ev ve işyerleri de Türk bayraklarıyla donatıldı. 15 yaşında şehit olan Eren Bülbül’ün cenazesinde ailesi taziyeleri kabul etti. Sosyal medyada da yas Yaşanan olayın ardından Eren Bülbül’ün 2 ay önce Facebook’taki hesabından paylaştığı mesaj da sosyal medyada gündem oldu. Eren yaklaşık iki ay önce sosyal medya hesabından ‘Biri de çıkıp demiyor ki Eren iyi ki varsın:(’ paylaşımında bulunmuştu. Sosyal medyada en çok konuşulan ve paylaşılanlar arasına giren Eren Bülbül’ün mesajı da herkesi duygulandırdı. Bülbül’ün Facebook hesabına yorum yapanlar da taziye dileklerini iletti. Gedik gözyaşlarıyla Aynı çatışmada şehit olan Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik de gözyaşları ile uğurlandı. Gedik için ilk tören Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nda düzenlendi. Şehit astsubay Gedik için düzenlenen törende yaşanan acının tarifi yoktu. Törene şehidin eşi Cemile Gedik, oğlu Koray, kızı Kayra Gedik, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, 3. Ordu Komutanı Salih Serdar Savaş, Trabzon Valisi Yücel Yavuz, Gümüşhane Valisi Okay Memiş, AKP Milletvekili Ayşe Sula Köseoğlu, CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Gümüşhane Belediye Başkanı Ercan Çimen, asker, polis ve çok sayıda kişi katıldı. Duaların ardından Türk bayrağına sarılı tabutun başına gelen şehidin ailesi gözyaşlarına boğuldu. Şehidin eşi Cemile Gedik “Şehitlik sana çok yakıştı” diyerek gözyaşı dökerken, şehidin kızı Kayra ve oğlu Koray ise babalarının tabutunu öptü. Askeri manga tarafından cenaze aracına konulan şehit Gedik’in cenazesi memleketi Hatay’ın İskenderun ilçesine uğurlandı. 42. doğum gününde toprağa verilen şehit için İskenderun’da düzenlenen törende 9 yaşındaki kızı Kayra babasının tabutu başından bir an olsun ayrılmadı. Şehidin eşi Cemile, babası Ahmet ve annesi Hatice uzun süre tabut başında gözyaşı döktü. Şehidin cenazesi Bekbele Mezarlığı’nda toprağa verildi. l DHA/İHA Cumhuriyet’e saldırı: Liberal mantığın sefaleti Gazete yönetimi Nuray Mert’in “işine” son verdi. Tabii liberal yandaşlık hemen harekete geçti. T24 yazarlarından Hasan Cemal “kınadı”. Oya Baydar tek tipçilik adı altında neredeyse faşistlikte suçlama noktasına vardı. Arka planda “yetmez ama evet”çilik mekanizması ve dayanışması işliyor. Bu cephenin ana figürleri Zaman ve şürekası ile tabii ki AKP iktidarıydı. Kısa sürede bu cephe parçalandı. Her biri bir yere savruldu. Bu savrulma Cumhuriyet’e de sıçradı. Mert’e vb yazarlık daveti bu savrulmanın işaretleriydi. Ama konum bu değil. Meselem, Cumhuriyet’e bu kararı nedeniyle “tek tipçi”, “fikir özgürlüğüne tahammülsüzlük” hatta “faşist” gibi zırvalıklarla saldıranların fikir zavallılıkları üzerine. Neden Türkiye ve dünyada bu kadar farklı görüşler savunan medya var? O zaman tüm medyayı tek bir noktada birleştirelim ve herkes görüşlerini orada yazsın. Böyle bir şey olabilir mi? Her yayın organının “editoryal”, “kuruluş yayın ilkeleri” var. Bu doğrultuda dünyaya ve olaylara bakarlar. Tabii bir de böyle derdi olmayan metro gazeteleri tabloid magazinler var. ‘Tek tipçilik’ nedir? Mesela bilimin, bilimsel düşüncenin, yöntemin ilkeleri olduğunu savunmak mı? Evet, bilim “tek tipçi”dir bu açıdan. Her şeyin bilim kapsamı altında savunulabileceğini söylersen “çok tipçi” olursun her halde. Tabii bunun içine, bilimin bilim olarak kabul etmediği yaratılışçılık, zeki tasarım, dünyanın düz olduğunu savunan Amerika’da bir dizi tarikatçı dernekler vb’yi de sokacaksın. Bilimde “çok tipçi” olmanın başka yolu yok. Bu, yalanla gerçeğin iç içe birlikte yaşamasını savunmaktır. Dahası “Yalan ile gerçek diye bir şey yok, bu bir algı meselesidir, sadece post truth gerçek ötesi var ve doğru olan budur” demektir. Eğer algı yönetimi ile Einstein’in Görelilik Teorisi’nin ve E=mc2 denkleminin yanlış olduğunu propaganda ile geniş kitlelere kabul ettirirsen, artık yeni gerçekliğe ulaşmış olursun. Gece de gündüz de, fay da yoktur gibi... “Evrim bir teoridir ve gerçek değildir. Önemli de değildir” dersin ve çocukların ve halkın Evrim gibi bir dünya hakikatini öğrenme hakkını da gasp etmiş olursun. Sen doğru olduğuna inanmıyorsan, o zaman kimse öğrenmese de olur. İnsanların öğrenme, bilme hakkına da karanlık köşelerde değil apaçık ortamlarda tam tecavüzün tablosudur bu. Cumhuriyet’e saldırı: Liboş sefalete hoş geldiniz! Bu sefil yolla kimin değirmenine iktidarına su taşıdığınızı da saklamış olursunuz. Liberal sefaletin ana karakteri. “Cumhuriyet, savunduğu çizgiyle yıkılmalı ve yerle bir olmalıdır. Bizim gibi olmalıdır.” Oysa bilim hem Cumhuriyet’in kuruluşunun hem de Cumhuriyet gazetesinin temel taşları arasındadır. Türkiye Cumhuriyeti bilim hukuk hak ve özgürlükler temelinde bir devlet ve millet olarak inşa edildi (Ulusal Devlet). Bu inşa şüphesiz ki çeşitli aşamalardan geçerek gerçekleşebilirdi. Bu harikulade bir öyküdür! Bir gazete olarak “Dur kardeşim ben varlık nedenim olarak bunu savunamam” demek hakkın bulunmuyor. Geçen gün The Guardian gazetesinde, Evrim Teorisi’ne saldıran bir bilim düşmanına karşı, bilimcilerin nasıl basit bir şekilde karşı çıkılması gerektiğini anlatan bir yazı vardı. The Guardian mesela bu adama “bilim” adına sayfalarını açar mı? New York Times, Los Angeles Times, Washington Post, Le Monde vb gibi gazeteler “Evrim yalandır” diye yazılar yayımlayabilir mi? Okullarda Evrim’in okutulmaması gerektiğini savunan zırvalıklara yer vermeyecekleri gibi, müfredattan Evrim’i kaldırmaya cüret edebilecek bir iktidarı yerle bir ederler! Türkiye güdülenler ülkesi, evet orada bunu yapamazsın, ama burada yaparsın! Çünkü Türkiye’de bilim geleneği henüz kurulabilmiş, “bilim üretiminden para kazanma” aşamasına bile geçememiş, henüz hayda huyda ile uğraşan bir genel kültüre sahibiz. Bu kültür, iktidara evrimi yasaklama şansı veriyor. Cehalet de bunun peşinden sürükleniyor. Tıpkı sayısız “bilim kurumu”muz gibi. Suçlamalar, Cumhuriyet’e, bir varlık olarak kendini savunma var etme hakkına saldırıdır. Herkesin liboşluğa bulaştığı ortamda bulaşmayanlara tahammül yoktur. Nuray Mert gibilerin neden peşinden koşuldu? Kemalbay’dan başsağlığı HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, Eren Bülbül için başsağlığı mesajı yayımladı. Kemalbay mesajında “15 yaşında bir çocuğun çatışmalı bir ortama sürüklenmesi kabul edilemez. Eren Bülbül’ün hayatını kaybetmesinde sorumluluğu bulunanları kınıyoruz. Barışı ve demokrasiyi inşa etmek için tüm kararlılığımızla mücadeleye devam edeceğiz. ‘Ölüm’ ve ‘çocuk’ sözcüklerinin yan yana durmayacağı günler için çabalarımızı sürdüreceğiz” dedi. l DHA C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog