Bugünden 1930'a 5,498,322 adet makale



Katalog


«
»

Pazar 13 Ağustos 2017 EDİTÖR: ALPER İZBUL TASARIM: ZARİFE SEÇUK ‘Cumhuriyetimizi biz savunacağız’ Cumhuriyetçi Atatürkçü İlahiyatçılar, ‘Toplumumuzu saltanat ve hilafet karanlığına sürüklemek isteyen şer fikirli kafaları şiddetle kınıyoruz’ dedi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri, ilahiyatçı yazar ve din gö revlilerinden oluşan “Cumhu riyetçi Atatürkçü İlahiyatçı lar” oluşumunun, kamuoyuna sundukları ilk bildirgelerinde, “1923’te Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafın dan kurulan Türkiye Cumhuriye ti yerine ye ni bir dev let kurmak tan bah sedenleri, Atatürk’ün FAigtaelany hatırasına yönelik ağır hakaretler de bulunan ları, cumhu riyetin kazanımlarını yok etme ye çalışanları ve toplumumuzu yeniden saltanat ve hilafet ka ranlığına sürüklemek isteyen şer fikirli kafaları şiddetle kına dığımızı ilan eder, kamuoyumu zun yüksek bilgisine saygıyla sunarız” denildi. İslam tarihi anlatıldı İlahiyatçı yazar–Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Cemil Kılıç, ilahiyatçı yazar – Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Nazif Ay, ilahiyatçı yazar – emekli din görevlisi Mehmet Ali Öz, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Yusuf Gökhan Çolak, emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Yusuf Dülger, emekli müftü Kamil Hayati Aydın, ilahiyatçı, emekli kültür müdürü Mehmet Göl ve emekli din görevlisiyazar Lütfullah Kaleli’nin imza attığı bildirgede, İslam’ın, halkın köle – hür, yoksul – varsıl diye sınıflara ayrıldığı 7. Yüzyıl Mekke’sin İslamın özü laiklik İslamın özünün laikliğe dayandığı, bu özden uzaklaşıldığında inancın din ile olan bağının da koptuğu vurgulanan bildirgenin devamı özetle şöyle: “Türk toplumu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları eliyle aklın ve bilimin önünde yüzyıllardır bir engel olarak duran saltanat ve hilafeti kaldırarak laiklik esasına dayalı cumhuriyet rejimine geçti. Cumhuriyet büyük bir devrimdir. Aklı özgürleştiren, bilimin önünü açan, hurafe ve bidatlara karşı İslami düşüncenin doğmasını sağlayan laiklik, deyim yerindeyse cumhuriyetin ruhudur. Cumhuriyet, adeta Medine Sözleşmesinin güncellenmiş hali olarak nebevi mirası 20. yüzyılda yeniden dirilten görkemli bir devrimdir. Bu devrimi ve devrimin önderini savunmak samimi her müminin görevidir. Cumhuriyeti ve onun ruhu olan laikliği İslam karşıtı olarak yaftalamak, ardılları tarafından kurumsallaştırılan Muaviye ve Yezid’in uygulamalarını İslam sanmaktan başka bir şey değildir. Bu nedenle bizler, Cumhuriyetçi Atatürkçü İlahiyatçılar olarak son dönemde laik cumhuriyetimize ve Atatürk ilke ve devrimlerine yönelik ağır saldırıları ibretle, teessürle izlemekte ve not etmekteyiz. Bu bağlamda, yüksek bir kararlılıkla belirtelim ki öğretim programlarından ve özellikle de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders müfredatından Atatürkçülük ve laiklikle ilgili konuların çıkarılması yahut azaltılmasını, müftülüklere nikâh kıyma yetkisinin verilmesini ve Atatürk anıtlarına yönelik çirkin saldırıları kabul etmek mümkün olmadığı gibi önemsizleştirmeye çalışmak da düpedüz bir gaflettir. Öğretim programlarının laiklik ilkesi doğrultusunda yeniden düzenlenmesi şarttır. Bizler; cihatçı, ganimetçi, fetihçi değil; akılcı, bilimi esas alan, aydınlanmacı ve laikliği güçlendirici bir müfredatın başta Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri olmak üzere bütün dersleri içine alacak şekilde yeniden belirlenmesini talep ediyoruz. Öte yandan imam hatip liselerinin ve imam hatip ortaokullarının sayılarının hızla artması ve din öğretiminin kalitesizleşmesi sonucu liyakatsiz din görevlilerinin dini hayata verdikleri zararın, telafisi zor sonuçlara yol açtığını da üzüntüyle belirtmek durumundayız. Müftülüklere nikâh kıyma yetkisi iyi niyetli bir uygulama gibi gösterilmeye çalışılsa da yol açacağı sorunlar tahminlerin ötesinde olacaktır. En başta bu uygulama Müslüman din görevlilerini Hıristiyanlık’ta olduğu ruhbanlaştıracak ve müftülerimizin papazlaştırılmasına sebebiyet verecektir. Bu, İslamın Hıristiyanlaştırılması gibi bir tehlikenin kapılarını açacaktır. Bu nedenle nikâh kıyma yetkisinin mevcut haliyle kalmasından yanayız. Atatürk anıtlarına yönelik çirkin saldırıları gerçekleştirenlere karşı caydırıcı cezaların verilmesi elzemdir. ‘Mücadele edeceğiz’ Bizler, Cumhuriyetçi Atatürkçü İlahiyatçılar olarak, bundan önce bireysel anlamda yaptığımız cumhuriyet devrimi ve Atatürk müdafaasını bundan sonra birlikte ve eşgüdümlü bir biçimde devam ettireceğiz. İnanıyoruz ki ilerleyen süreçte aramıza yeni ilahiyatçı arkadaşlar da katılacaktır.” de bir özgürlük ve adalet hareketi olarak doğduğu hatırlatılarak, “Yaklaşık 1400 yıllık İslam tarihi boyunca kısa aralıklar dışında Müslümanlar, bilime sırt çeviren ve aklı nakil karşısında önemsizleştiren siyaset ve din esnafı yüzünden büyük mahrumiyetler yaşadılar. Sultanlar ve halifeler iktidar larını ganimetler ve halka yükledikleri ağır vergilerle sürekli kıldılar. Saltanat ve hilafet düzeni, özgürlükçü İslami düşüncenin gelişimini engelledi. Her yeni fikir, fitne etiketiyle mahkum edildi. Başta Ebu Hanife ve ehlibeyt neslinden gelen imamlar olmak üzere pek çok Müslüman bilgin, sözde İslami yönetimler tarafından çeşitli zulümlere uğratıldı. Özgür düşünceli İslam filozoflarının çoğu sultanlarla işbirliği içinde hareket eden sözde ulema tarafından kâfir ilan edildi. Bundan dolayıdır ki İslam toplumları içerisinden yeterince bilgin ve mucit yetişmedi” görüşlerine yer verildi. ‘Sarhoş şoför’ benzetmesi CHP Parti Sözcüsü Tezcan, Kılıçdaroğlu’nu, Alman Focus dergisine verdiği söyleşi nedeniyle hedef haline getiren iktidara sert tepki gösterdi CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu Alman Focus dergisine verdiği söyleşi nedeniyle hedef haline getiren iktidara “sarhoş şoför” benzetmesinde bulundu. Tezcan, “Bunlar sarhoş şoför gibi arabayı devirdiler. Şimdi başka sorumlu arayışındalar. Niye? Ehliyeti kaptırmamak için. Millet ilk seçimde bunlardan ehliyeti alacak” dedi. Tezcan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, AKP iktidarının ve ‘yandaş basın’ın Alman Focus dergisine verdiği söyleşiden ötürü hâlâ Kılıçdaroğlu’nu hedef aldığını anımsattı. Kılıçdaroğlu’nun “Türkiye’ye gelmeyin” diye bir sözü olmadığını söyleyen Tezcan, “Neymiş efendim? Biz, Türkiye’yi dışarıya şikâyet edip, ‘Türkiye’ye gelmesinler’ demişiz. Türkiye’nin turizmde güçlü, zengin, para kazanan bir ülke olmasını istiyorsanız bunun gereğini yaparsınız hükümet olarak. Yetki sizde. Yoksa ‘Bremen Mızıkacıları’ gibi aynı sakızı çiğneyerek, suçlarınızı örtmenin telaşında olmaktan vazgeçin” dedi. 2015’te Rus uçağının düşürüldüğünü, dönemin başbakanı ve cumhurbaşkanının “Ben düşürdüm” yarışına girdiğini söyleyen Tezcan şunları söyledi: “Bir o atladı ‘Ben düşürdüm’ diye; bir o. Bu atlamaların bedelini Türkiye turizmcisi, millet ödedi. Alman hükümetine ‘Nazi’siniz’ dediler. Niçin? Referandum sürecinde ‘evet’i nasıl artırırız hesabıyla. Hollanda’yla, Almanya’yla, Rusya’yla, AB ül ‘Siz söylettiniz’ AKP Sözcüsü Mahir Ünal’ın, “Yeni Türkiye kuruyoruz” diyen eski AKP MKYK üyesi Ayhan Oğan’la ilgili “Disiplin işlemi yapmayacağız” dediğini anımsatan Tezcan, “Belli; çünkü siz söylettiniz. Kendi kendine çıkmadı. AK Parti döneminde bu kadar cumhuriyet ve devlet düşmanlığının sistematik ve organize bir şekilde ifade edilmesi bir tesadüf mü? Hayır, bir teşvik ürünü. Sanayiye, ekonomiye ve turizme teşvik vermek yerine cumhuriyet ve devlet düşmanlığına teşvik verilen bir iktidar dönemi yarattınız Türkiye’de” diye konutu. “CHP’ye dönük bir kumpas girişimi olduğunu” da söyleyen Tezcan, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun “haksız yere rehin alındığını” ifade ederek, “bu rehine operasyonunun boşa çıkacağı nı” vurguladı. Berberoğlu’nun başta kızı olmak üzere ailesine “yandaş basın üzerinden iftira ve hakaret kampanyaları yürütülmeye çalışıldığını” da belirten Tezcan, “hapishanede yatan bir vatandaşın ailesi üzerinden ahlaksızca ve alçakça kampanya yürütmenin bu milletin kaldırabileceği bir şey olmadığına” dikkat çekti. Tezcan, “Bu saldırıyı yapanlar bunun bedellerini hukuk ve vicdan karşısında ödeyecekler. Hükümetin üzerine düşen de bir görev vardır. Bu ahlaksızlığı durduracaklar. O gazetelerin manşetlerinin nasıl atıldığını biliyoruz. Belirli merkezlerde manşetlerin hazırlanıp, gazetelere gönderildiğini, haberlerin hazırlanıp, servis edildiğini ve özel bir kampanya başlatıldığını biliyoruz. Ahlaksızlığınıza aileleri ve çocukları bulaştırmayın” dedi. keleriyle kavga et; hiçbiriyle iyi geçinme. Ondan sonra adam ülkene gelmeyince de başkasını sorumlu bulmaya çalış. Bu sarhoş şoförün arabayı devirip, ehliyeti kaptırmamak için şoför mahalline başka birini oturtma çabasına benziyor. Bunlar sarhoş şoför gibi arabayı devirdiler. Memleket bu hale düştü, şimdi başka sorumlu arayışındalar. Niye? Ehliyeti kaptırmamak için. O yüzden ‘Vay turizm gelirimiz azaldı, sizden dolayı. Adaleti için yürüdünüz, şu konuşmayı yaptınız.’ Çare yok. Ehliyeti kaptıracaklar. Millet ilk seçimde bunlardan ehliyeti alacak.” l ANKARA/Cumhuriyet Emniyet’te 39 tayin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 4 ikinci sınıf, 7 üçüncü sınıf, 11 dördüncü sınıf polis müdürünün yanı sıra 17 emniyet amirinin tayini şark görevi sebebiyle Doğu ve Güneydoğu illerine çıktı. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan emniyet müdürlerinin atama listesine göre başka illerden 9 müdür ve emniyet amirinin İstanbul’a ataması yapıldı. İs tanbul Güvenlik Şube Müdürü Hasan Cevher Hakkâri’ye, Kağıthane İlçe Emniyet Müdürü Birol Taşkoparan da Mardin’e tayin oldu. 19 Temmuz’da açıklanan terfi listesine göre 56 polis bir üst rütbeyi yükselmişti. İstanbul Emniyeti’nde görevli 9 ikinci sınıf, 4 üçüncü sınıf, 9 dördüncü sınıf polis müdürü bir üst rütbeye, 34 emniyet amiri de dördüncü sınıf emniyet müdürlüğüne terfi etmişti. l Haber Merkezi haber 5 İhanet... Geceydi, üşüyordun... Kirpiklerin yeni uykudan uyanmış gibiydi... Gökten inmiş gövdeler çevrende dolaşıyordu. Allen Ginsberg’ün acılı karanlığın da, sanki Can Yücel’in çoğul türkülerini söylüyordun... Uzun uzun seyrettim seni Rosa!.. Burnuna dokundum, alnına, altın sarısına çalan saçlarına, pembe yanaklarına!.. Bir an “Elimden tut, düşe ceğim” dedim, tıpkı Attilâ İlhan’ın yağmur kaçağı gibi... Yoksa yıldızlar düşecekti, yağmur beni götürecekti adsız kentlere... Düş kurdum gecenin o sa atinde... Eski anı defterlerini karıştır dım... Yağmurlu bir pazar gününü düşündüm, yıllar önce seyret tiğim bir filmi tekrar gördüm... Hani kimi kaçışlar vardır, kimi zamansız bekleyişler... İklimleri bile alıp götürürler hayatımızdan; hani mor me nekşeler, kırmızı güller vardır hüzün devşirirler kendi top raklarından... Durgun suları düşündüm, balıkçıl kuşlarının kanatların da bozkır yalnızlığının içine düştüm... . Bir kadın ve bir erkek, to humların büyüdüğünü gören, iyiliğe doğru koşarlarken yürekleri hiç böyle susama mıştı özgürlüğe, ben bunu çok iyi anlıyordum... Kendini rüzgârlara bırakmış, ışıklarla rotaları çizili bir koca gemiye binmiş giden, biz miydik? Artık ayrılmak gerekiyordu yaşımız ne olursa olsun!.. Dünyaları yıkmaya, orman ları yakmaya gelmiştik!.. Olmadı, yapamadık!.. Aklımız değil, hırsımız öne çıktı!.. Biliyorduk ki inatçıydık... Umut toplayan çocuklar denizinde güneşin ölgün ışıklarıyla avunduk, Philip Larkin’in hece yüzünü, şarkı notalarını demir aldığımız li manlarda unuttuk... İhaneti de gördük, acıyı da!.. Sonunda Özdemir Asaf’ın Lavinia’sında karar kaldık: Sana gitme demeyeceğim. Gene de sen bilirsin. Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim. İncinirsin. HHH Tıpkı Cahit Külebi gibi buz gibi havayı çekiyorsun içine... Sarıyer’de tam balıkçıların karşısında, o şirin kahvede sabah kahvaltısı yapıyorsun... Kış güneşi ısıtıyor seni!.. Gözlerinin içi gülüyor!.. Az ötede deniz!.. Ben seni seyrediyorum Ro sa!.. Sokaklar soğuk, evler soğuk!.. Otobüs bir türlü gelmiyor, insanlar yanımdan koşar adım geçiyor... İnanır mısın kızlar daha güzel oluyor üşürken!.. O anda nedense Oktay Rifat geliyor aklıma... Kör bir uykunun kapağını açıyorum birden... Bütün güvercinleri salıveriyorum, soyunuveriyor mevsimler birdenbire... O saatlerde bir kadın, bir erkeğe şöyle sesleniyor: “Biliyor musun avcunun içinden kayıp gidiyorum!..” Erkek türlü senaryolar kuruyor Rosa, tıpkı senin kurduğun gibi!.. Yalnız uyumak istiyor birileri aşk kalabalığı içinde; oysa bir zamanlar tek başına sevişmişti, denizlerce derin yastığında... Bir başka masada bir kadın, Dylan Thomas’ı okuyor... Denize doğru koşuyor gençler!.. Açmamış çiçekler, alacakaranlık gözler, umut toplayan çocuklar!.. Biz kimiz, neredeyiz?.. Neden böyle olduk, neden kopardık o ipi?.. Yoksa yarın başka bir gün mü olacak Rosa!.. Ne demiştim: Sana gitme demeyeceğim Üşüyorsun ceketimi al. Günün en güzel saatleri bunlar Yanımda kal! HHH Gözlerini açtın, gülümsedin önce... Dünyaları yıkmaya, ormanları yakmaya hazırdım... Elimi başına koydum, yanağına bir öpücük kondurdum... Sıcak soluğun yüzüme değdi... Gözlerin gözlerimde, dudakların ıslaktı. Bir ak bulut üstümüzde dolaşıyordu... Hüzünler çoğalmış, umut toplayan çocuklar kaybolmuştu.,. Artık yağmurda, o sıcak soğuk dakikalarda Huerta’nın alacakaranlığın sesiyle irkiliyoruz, yıldızsız bir gökyüzünde rüzgâra anlatıyoruz öpüşlerimizi!.. Ne diyorsun Rosa? Yoksa tutkuyla gelip tutkuyla mı kaçıp gidiyoruz bir bilinmeyene doğru? Konuşsana yabangülü Rosa!.. CHP’Lİ ERDEM’DEN TEPKİ: Gazeteci bozmaları kimden cesaret alıyor? CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, bazı ‘yandaş basın’ mensupları ile AKP’lilerin “kendisini FETÖ’cülükle itham ettiğini” belirterek, “O gün FETÖ’cüler ile gerdek odaları düzenleyenler, bugün bizleri kripto olmakla suçlayanlardır. Biz kriptonun ne olduğunu bilmeyiz, ne olduğunu bilenler, herkesi kripto olmakla suçlayanlardır. Gazeteci bozmaları kimden cesaret alıyor” dedi. Erdem, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kendisine yönelik ithamlarla ilgili tepki gösterdi. İddialarla ilgili belgeler de yayımlayan Er dem, “AKP’nin algı operasyonunun çöktüğünü” söyledi. Erdem, “Elimiz kalem tuttuğu günden beri, FETÖ’ye karşı en açık mücadeleyi biz verdik. Bunların ‘cemaat’, ‘Hizmet’ diyerek hasret türküleri söyledikleri bir dönemde, ilk defa bu yapıya ‘örgüt’ diyen benim. Şimdi, sahibinin sesi kalemşorlar, bizleri FETÖ’cülükle itham ediyorlar” dedi. 7 Mart 2013’te FETÖ ile ilgili “Gülencilik büyük bir vebadır” başlığıyla makale yazdığını anımsatan Erdem, bunun gibi yüzlerce makale ve yüzlerce konuşma yaptığını da belirtti. l ANKARA/Cumhuriyet Kardeşi DE FETÖ’den tutuklu Görevden uzaklaştırılan AKP’li başkana gözaltı İçişleri Bakanlığı tarafından 22 Haziran’da görevden uzaklaştırılan Karabük’ün Safranbolu ilçesi Belediye Başkanı AKP’li Necdet Aksoy, FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Aksoy, Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücade le Şubesi ekiplerince evinde gözaltına alınarak Emniyet’e götürüldü. Aksoy’un halen tutuklu olan kardeşi esnaf Adnan Aksoy da 15 Temmuz darbe girişimi ardından başlatılan FETÖ soruşturması kapsamında geçen yıl ağustos ayında tutuklanmıştı. Aynı soruşturmada Aksoy’un belediyedeki başkan yardımcısı Dursun Mustafa Dayıoğlu da tutuklanmıştı. l DHA C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog