Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

Pazar 13 Ağustos 2017 4 haber EDİTÖR: ALPER İZBUL TASARIM: ZARİFE SELÇUK Başbuğ durdurdu ama... Zorunlu bir açıklama Cumhuriyet kurumunda, herhangi bir idari görevim olmadığından, köşemde de bu konuda düşünce ileri sürmek gibi bir yetkim yok. Bu tür tartışmalardan uzak durmayı, vakıf yöneticileri arasında zaman zaman patlak veren anlaşmazlıklarda taraf olmamayı mensubu olmaktan onur duyduğum kurumun selameti açısından daha doğru bulurum. Bu açıklamaların ışığında yine de Cumhuriyet gazetesi ile Sayın Nuray Mert’in yollarının ayrılması konusundaki görüşlerimi açıklamak zorunlululuğunu hissediyorum. Çünkü olay kimilerince bir kurumun, bir yazarın ifade özgürlüğüne müdahalesi ve susturması şeklinde sunuldu. Tabii eğer bu sunum doğruysa, ben de diğer arkadaşlarım gibi ifade özgürlüğüne müdahaleye seyirci kalmaktan sorumlu olurum. O yüzdendir ki görüşümü açıklamak zorunluluğunu hissediyorum. Demokrasinin temel öğelerinden birinin ifade özgürlüğü olduğu konusunda en ufak şüphem yok. Ama hemen belirtmeliyim ki her düşüncenin kendini her türlü siyasal ve ekonomik baskıdan azade olarak, ifade olanağına sahip olması demek olan ifade özgürlüğü her şeyin, her yerde savunulması anlamını taşımaz. Demokrasi adına işveren örgütü temsilcilerinden grev gözcüsü gömleği giymesini veya düşünce özgürlüğü adına, liberal partinin sosyalizm mücadelesinde başı çekmesini bekleyemezsiniz. Böyle bir beklenti, gerçekçi olmayıp kimseye bir şey kazandırmaz. HHH Nasıl, Zaman gazetesinde laiklik savaşımını sürdürmeye kalkışmak, onu yapana da Zaman gazetesine de laikliğe de bir şey kazandırmayacak bir saçmalık ise laik Cumhuriyet’in kazanım ve ilkelerini savunmak için kurulmuş ve bütün tarihi boyunca bu işlevine titizlikle sahip çıkmış Cumhuriyet gazetesinin de laik Cumhuriyet veya Kemalizm ile hesaplaşma platformu haline getirilmesine seyirci kalınması, demokrasi ve ifade özgürlüğü değil, eninde sonunda gazeteye zarar verecek olan (nitekim vermiştir de) bir başı bozukluktur. Herkesten Kemalist olmasını bekleyemeyeceğiniz gibi, bütün partilere de böyle bir mecburiyet yüklemeye kalkmak, baskıcılıktır. Demokrasi için zorunlu olan, demokrasinin kurallarına bağlı olmaktır, Atatürk ilke ve inkılaplarına değil. Bunu Cumhuriyet gazetesi dahil, bütün platformlarda böylece savunabilmek gerekmektedir ve öyle de yapmışızdır. İlk kez 1974 baharında kapısından içeri girdiğim Cumhuriyet’te ana ilke kimsenin yazısına karışılmamasıdır. Biz bunu Nadir Bey’den böyle gördük, o da babasından öyle gördüğünü anlatırdı. 1974 yılında Cumhuriyet’e girerken, Nadir Bey “şunu yaz, bunu yazma” gibi bir uyarıda bulunmadı, hiçbir zaman da kimsenin yazısına karışıldığına tanık olmadım. Ama ben de diğer arkadaşlarım da nereye girdiğimizi biliyorduk ve bu girişte yazılı olmayan bir zımni anlaşmaya uymayı kabul ettiğimizin bilincindeydik. Cumhuriyet’in tarihi boyunca da bu zımni anlaşmaya uyulmadığı haller hep kopuşla noktalandı. Herhalde Nuray Mert de Cumhuriyet’te yazmaya başlarken, nereye intisap ettiğini biliyordu ve bütün bunların farkındaydı. Sanmam ki o “ben doksan yıllık tarihi de, içinde laiklik ve demokrasi şehitleri de bulunan bunca birikimi de tek başına ayaklar altına alıp, kuruma tek başıma yeni bir yön veririm” diye düşünmüş olsun. Şimdi çeşitli platformlarda, başarısız evlilikler gibi ayrılıkla noktalanan bu beraberliğin neden sona erdiği sorgulanıyor. Ama bana göre, asıl sorgulanması gereken, Cumhuriyet, Cumhuriyet olarak kalma refleksini tümüyle kaybetmediği sürece, ayrılıkla bitmesi kaçınılmaz olan bu beraberliğin neden başladığı ve bu birlikteliğe, Cumhuriyet okuru olmanın bedelini ödemekten hiçbir zaman yüksünmemiş, gazetenin çalışanı ve patronu kadar sahibi olan okurun ne tepki verdiğiydi. Bence mesele bütünüyle bundan ibarettir. 190 95 TL, Kaçak durumdaki eski NATO subayı Yediyıldız’ın mesleki serüveni FETÖ’nün TSK’deki etkinliğini ortaya koydu. Başbuğ uzaklaştırdı ancak emekli olunca Yediyıldız terfi aldı Darbe girişimi sırasında NATO’ya bağlı Güneydoğu Avru pa Tugayı’na komuta eden eski Tuğgeneral Numan Yediyıldız’ın mesleki serü veni FETÖ’nün Türk Silah lı Kuvvetle ri (TSK) için deki etkinli ğini de orta SERTAÇ EŞ ya koyuyor. Yediyıldız’ın, eski Genelkur may Başkanı İlker Başbuğ tarafından Fethullahçı oldu ğu gerekçesiyle uzaklaştırıl dığı ortaya çıktı. Ancak Ye diyıldız, Başbuğ’un emek li olmasının ardından 2014 Ağustos ayında yapılan Yük sek Askeri Şura’da (YAŞ) tuğgeneralliğe yükseldi. Geçen yıl gerçekleşen dar be girişiminin ardından yurtdışı daimi görevlerden biri olan ve ingilizce kısaltması “SEEBRIG”, Türkçe açılımıyla Güneydoğu Avrupa Tugayı’na komuta eden Numan Yediyıldız’ın mesleki öyküsü dikkat çekiyor. Tugay’ın Yunanistan ve Bulgaristan’da birlikleri bulunuyor. Yediyıldız’ın, darbe girişiminin ardından Bulgaristan üzerinden Almanya’ya kaçarak bu ülkeden iltica talebinde bulunduğu daha önce basına yansıdı. Cumhuriyet’e bilgi veren askeri kaynaklar, Yediyıldız’ın Fethullahçı yapılanmaya dahil olduğunun 2008’den bu yana bilindiğini, ancak darbe girişimine kadar hiçbir şey yapılmadığını dile getirdi. Kaynaklar, “Yediyıldız, İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanı olduğu 2008 yılında Genelkurmay’da çalışıyordu. Bizzat Başbuğ’un talimatıyla kendisi Fethullahçı olduğu gerekçesiyle karargâhtan uzaklaştırıldı” bilgisini verdi. FETÖ’nün gücü Başbuğ’un komutan olduğu dönemde Yediyıldız’ın generallik yolunun kapandığının düşünüldüğü, kendisinin önemli görevlere getirilmediği bilgisini veren kaynaklar, 2010 yılından sonra durumun tamamen ters yönde değiştiğine dikkat çekti. Yediyıldız, 1725 Aralık’tan sonra, 2014 yılında Necdet Özel’in Genelkurmay Başkanı, Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olduğu dönemde toplanan YAŞ’ta beşinci sıradan tuğgeneralliğe terfi etti. İki yüksek lisanslı Babası da Hacettepe Üniversitesi’nden emekli tarihçi Prof. Dr. Bahaeddin Yediyıldız olan Numan Yediyıldız’ın başka bir özelliği de akademik alanda ortaya çıktı. Yediyıldız, biri Yeditepe Üniversitesi diğeri Hacettepe Üniversitesi’nde iki farklı alanda yüksek lisans yaptı. Yediyıldız, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalında Bilim Uzmanlığı titrini de taşıyor. l ANKARA İlker Başbuğ Demirtaş’tan Erdoğan’a ‘terörist’ davasıDkyoailerngkuıçymeı eudnteku,ilEedrdadiğokuiğslalaanvn’ıuannraukldu ‘OHAL’i kadınlara, çocuklara muhaliflere ilan ettiler’ HDP’nin Van’da Musa Anter Parkı’nda başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti 5. gününü geride bıraktı. Nöbete, HDP Van milletvekilleri Lezgin Botan, Bedia Özgökçe Ertan, Adem Geveri, Hakkâri Milletvekili Nihat Akdoğan, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ile Şanlıurfa Milletvekili Dilek Öcalan, HDP, DBP Van il ve ilçe örgütleri ile kadınlar katıldı. HDP Van milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, OHAL uygulamaları nedeniyle hükümeti eleş tirirek, “Sadece OHAL’de kapatılan 24 kadın derneği var. OHAL’i kendimize ilan ediyoruz diyenler yalan söylüyorlar. OHAL’i kadınlara çocuklara muhaliflere ilan etmişlerdir. Dernekler kapatılınca; çocuk istismarıyla mücadele, şiddete uğrayanlara psikolojik destek, çocuk yaşta evliliklerle ilgili çalışmalar yarım kaldı. Sığınma evleri, kreşler kapatılmıştır. Ama Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca kurulan boşanma destek merkezleri yüzde 90 oranında artmıştır. Kadınları boşanma kararlarından caydırmaya yönelik çalışan merkezlerdir bunlar” diye konuştu. Belediyelere kayyım atanmasını eleştiren Ertan, “Vali ve kaymakamlar, atanmış memurlardır. Kentlerle bağları sadece 3 imzaya bağlıdır. 3 imza ile atanan memurlar halkı gerecek politikalara da imza atmışlardır. Artık kimse belediyelere gitmiyor. Belediyeler karakollara dönüşmüş durumdadır” dedi. l VAN/DHA Tutuklu HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen G20 zirvesi sonrasında 8 Temmuz’da düzenlenen basın toplantısında kendisi için “Bu söylediğiniz kişi bir teröristtir” ifadesinini kullanan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan hakkında 60 bin liralık tazminat davası açtı. Avukat Sertaç Buluttekin ve Aygül Demirtaş Gökalp, Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne verdikleri dava dilekçesinde, 7 Haziran 2015 seçimlerinde Demirtaş’ın Eş Genel Başkanı olduğu HDP’nin 6 milyon 58 bin 489 oy alarak TBMM’de temsil edilen 3. parti ve Demirtaş’ın, Türkiye’nin en etkili muhalefet liderlerinden biri olduğunu kaydettiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Demirtaş ile ilgili sözlerinin yargı ve yargı bağımsızlığına müdahale niteliğinde olduğu ifade edilerek, “Anayasa’ya göre suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz. Davalı Recep Tayyip Erdoğan, mevcut durumda ‘Cumhurbaşkanı’ sıfatıyla Türkiye’nin en etkili ve yetkili kişisi konumundadır. Yüksek yargı mensuplarını belirlemek için verilen atama/seçme yetkileri adalet sistemi üzerinde Cumhurbaşkanı’nın etkisi ve yetkisi çok ciddi oranda artmıştır. Davalının herhangi bir söylemi, devletin organlarında görevli birçok yetkili tarafından emir telakki edil mekteyken; müvekkil için kullandığı beyanların müvekkilin yargılandığı mahkemeleri, müvekkil aleyhine etkileyeceği güçlü bir olasılıktır. Davalının bu açıklamaları ile müvekkilin, hukuk güvenliği ve sahip olduğu adil yargılanma hakkı da davalı tarafından kabul edilemez şekilde, ihlal edilmeye çalışılmaktadır” denildi. Demirtaş ile ilgili terör suçundan kesinleşmiş hiçbir mahkumiyet kararı olmadığına dikkat çekilen dilekçede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buna rağmen kullandığı “terörist” ifadesi ile masumiyet karinesini yok sayarak Demirtaş’ın manevi varlığına saldırıda bulunduğu belirtildi. Dilekçede, “Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan tüm bireylerin hukuk güvenliğini sağlamak ve korumak birinci derecede Cumhurbaşkanı’nın görevidir. Davalının Cumhurbaşkanlığı görevinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi müvekkilin hukuk güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ve anayasa ile koruma altında olan birçok hakkını ihlal etme gayreti içinde olduğu görülmektedir. Davalının ifadeleri, siyasi rekabet içinde olduğu müvekkil Selahattin Demirtaş hakkında kullanması, müvekkilin siyasi faaliyetlerine yargı eliyle engel olmak istendiğine dair kuvvetli şüpheler uyandırmaktadır” denildi. Dilekçede, yasal faiziyle birlikte, 60 bin 584 lira 89 kuruş manevi tazminat talep edildi. l Yurt Haberleri ERDOĞAN, COCACOLA FABRİKASI AÇILIŞINDAYDI ‘Krizler seçimler için’ Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Isparta’da Anadolu Grubu’nun ana hissedarı olduğu CocaCola İçecek ve tarım sektöründe faaliyet gösteren Türkiye’nin en büyük meyve şirketi Anadolu Etap’ın iki yeni fabrikasının açılış törenine katıldı. Türkiye’nin hukuk devleti ilkesi konusundaki titizliğinin pek çok batı ülkesinden çok daha ileri düzeyde olduğunu savunan Erdoğan, “Avrupa ülkelerinin ülkemize yönelik eleştirilerinin çoğunluğunun kendi iç siyasetleriyle ilgili olduğunu biliyo ruz. Hollanda’nın 16 Nisan halk oylaması sürecinde tamamen gereksiz bir şekilde ilişkilerimizi germesinin sebebinin kendi seçimleri olduğunu gördük. Şimdi aynı taktiği Almanya’nın izlediğini müşahade ediyoruz. Seçimlerden sonra inanıyorum ki onlar da normale dönecektir” diye konuştu. ‘Yeni 15 Temmuz’a hazır mıyız?’ Konuşmasında “Yeni Çanakkalelere, yeni İstiklâl Harplerine, yeni 15 Temmuzlara var mıyız?” diye soran Erdoğan, meydanda ki kalabalığın “Varız” cevabı üzerine, “Bizi köşeye sıkıştırdıklarını sananları, köşeye sıkıştırmaya var mıyız? Bizi ekonomiyle tehdit edenlere cevabımızı daha güçlü bir ekonomiyle, daha çok üretimle, daha çok ihracatla, daha çok istihdamla vermeye var mıyız?” diye konuştu. AKP’de köklü değişim gerçekleştirmeye kararlı olduklarını söyleyen Erdoğan, “AKP’nin değerlerinden uzaklaşmış olan herkes, bizim gözümüzde yorulmuştur, yolunu kaybetmiştir. Defolu hale gelmiştir” dedi. l DHA • Havuz, çocuk havuzubahçesi • Açıkkapalı restaurant, bar • Odalarda: Klima, TV, fön, balkon • Sabah, öğle, akşam açık büfe, ikramlar • Alkolsüz içeceklerimiz LİMİTSİZDİR. • AİLE OTELİNİZ, WiFi 12 ADALAR, KELEBEKLER VADİSİ, DALYAN, GÖCEK, JEEP ile SAKLIKENT TURLARINA KATILMA İMKANI *89 TL TAM PANSİYON PLUS 5 gece konaklamalarda geçerlidir. Tel: 0252.616 76 11 12 • www.starotel.com.tr C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog