Bugünden 1930'a 5,499,166 adet makale



Katalog


«
»

Cuma 11 Ağustos 2017 10 haber EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: SERPİL ÜNAY Kelepçe işkencesi 285 gündür özgürlüğünden yoksun... AVUKATLAR ERTELEME İSTEDİ 8 aylık hamile tutuklandı ABİDİN YAĞMUR Mersin’de 8 aylık hamile 32 yaşındaki Remziye Baskak, hakkındaki kesinleşmiş ceza nedeniyle tutuklanarak cezaevine konuldu. Baskak’ın avukatı infazın 6 ay ertelenmesi için başvuruda bulundu. Mersin’in Kurdali Mahallesi’nde 2005 yılında bir gösteri sırasında Ümit Gönültaş adlı bir vatandaşı hangi silahtan çıktığı belli olmayan bir kurşunla vurularak öldürülmesinin ardından mahallede DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın da katıldığı bir yürüyüş yapıldı. Yürüyüşe katılan Remziye Baskak Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada “terör örgütüne yardım, terör propagandası” suçlarından ceza aldı. Ceza Yargıtay’da da onandı. Birkaç yıldır aranan evli ve 5 yaşındaki bir çocuk annesi Remziye Baskak, ikinci çocuğuna hamile kaldı. Baskak, hakkındaki ceza nedeniyle hastanelere ve SGK’ye başvurmadı. Eylül ayı başında doğum yapacağı belirtilen Baskak, doğum için gün sayarken hakkındaki kesinleşmiş ceza kararı nedeniyle annesinin evinde gözaltına alındı ve Tarsus Kadın Cezaevi’ne konuldu. Ayrılmak istemiyor Eşinin 2 sene 6 ay cezaevinde kalacağını beliren Nezir Baskak, “Çocuk cezaevinde doğarsa ne yapacağız, nasıl olacak bilmiyorum. İğne ucu kadar çaremiz olsa onun peşinden gideceğim. Annesi bebekten kopmak istemiyor. 5 yaşında bir oğlumuz var, onu da yanına almak istiyor. 5 yaşında bir çocuk cezaevi koşullarından kötü etkilenir. Görüşe gittik, çocuk annesine ‘anne kardeşim nasıl’ diye soruyor. Savcılığın kararını beklemekten başka çaremiz yok” dedi. Cezaevi riskli Avukat Ali Bozan da infazın 6 ay süreyle ertelenmesini talep ettiklerini belirterek “Tarsus Kadın Cezaevi’nin koşulları yeni doğmuş bir bebeğe bakmaya uygun değil. Remziye Hanım hakkında yakalama kararı olduğu için bugüne kadar hastane kaydı yaptırmamış. O nedenle elimizde hamile olduğuna dair bir belge de yok. Biz dilekçemizi sunacağız, savcılık hastaneye sevk edecek ve gebeliğine dair sağlık raporu alınacak, ardından savcılık karar verecek. Yürürlükteki İnfaz Kanunu gereğince cezanın 6 ay süreyle ertelenmesi gerek” dedi. l MERSİN 52 MAHKÛM KATILIYOR Tarsus’ta açlık grevi Tarsus T Tipi Kadın Cezaevi’nde tutuklu ve hükümlülerin darp, ince aramaya zorlanma, görüş kısıtlaması, hücre cezası gibi uygulamaların yanı sıra yemeklerin az miktar verilmesi, soğuk ve temiz su verilmemesi, gazete verilmemesi gibi sorunlar yaşadığı, İHD’nin raporlarına yansımış ve bu şikâyetler Adalet Bakanlığı’na iletilmişti. Cezaevi koşullarında iyileşme olmaması üzerine 52 kadın tutuklu ve hükümlü pazartesi gününden itibaren 5 günlük süreli, dönüşümlü uyarı açlık grevine başladı. Tutuklu ve hükümlülerin cezaevi koşullarında iyileşme olmaması durumunda süresiz, dönüşümsüz açlık grevine başlayacaklarını ailelerine ve avukatlarına ilettikleri öğrenildi. Avukat Mehdi Zana Akkaya, “Acilen düzeltilmesini istedikleri sorunlar var. Fiziki koşullarla ilgili sorunlar var. Bunlarla ilgili adım atılmasını bekliyorlar” dedi. l ABİDİN YAĞMUR / MERSİN İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı avukat Gülseren Yoleri, açlık grevindeki akademisyen Nuriye Gülmen ve öğ retmen Semih Özakça’ya destek ama cıyla geçen hafta sonu Beşiktaş’ta dü zenlenen eylemde 43 kişiyle beraber gözaltına alınıp işkenceye uğradı. Yo leri, polisler tarafından çekiştirildiği ni söyleyerek, “Kollarımı kıvırdılar. Sakat kalabilir, kollarımız kırılabi lirdi. Gözaltına alınan insanların ka falarını arabanın kaportalarına vura vura araca soktular. 20 saatten fazla ters kelepçe işkencesine maruz kal dık. Yapılan işkenceler karşısında endişelen dim” dedi. Yoleri, polis lerle ilgili suç duyuru sunda bulunacağını da SEYHAN AVŞAR kaydetti. 3 gün gözaltında kal dıktan sonra serbest bırakılan Yoleri, yaşadıklarını gaze temize anlattı. Yoleri, İHD olarak Nu riye Gülmen ve Semih Özakça ile da yanışma grubu içerisinde oldukla rını belirterek, yaşam hakkının çok önemli olduğunu ve açlık grevi eyle minin yaşam hakkını tehdit eden bir sürece evrilebileceğinin altını çizdi. Yoleri, “Bütün derdimiz devletin dik katini çekmek, ‘Bu toplumun bir der di var. Bu insanlar bir şeyler söylü yor’ demesiydi. Toplumda ise bir ka muoyu oluşsun, kamu emekçileri Nu riye ve Semih’e sahip çıksın istedik. Onların işlerine geri dönmesi demek ihraç edilen diğer kamu emekçile ri içinde bir yol açacak. Bunu bile bi le bir yükün altına girdi bu iki insan. İnsanların onlara sahip çıkması ge rekiyor bu süreçte. Bizler de insanlar duysunlar, destek olsunlar diye so kak eylemlerini seçtik” diye konuştu. Üzerinde 45 polis Gülmen ve Özakça’nın açlık grevi nin 150. gününde insan hakları savu nucuları, sendika ve demokratik kit le örgütlerinin Beşiktaş’ta eylem yap mak istedikleri sırasında polis mü dahalesi ile karşı karşıya kalındığını söyleyen Yoleri, şunları anlattı: “Beşiktaş’ta büyük Kartal Meydanı’nda insanlarla bir araya geldik. Tamamen barışçıl bir şekilde Nuriye ve Semih’in yaşamasını, on ların yaşadıkları hak ihlallerini be lirten içerikli bir eylem yapacaktık. Eylem başlamadan, henüz pankart açılmadan, malzemeler dahi ortaya çıkarılmadan çok sert bir müdahale oldu. 30’a yakın kişi gözaltına alın dı. Kafelerde oturanlar dahi gözaltı na alındı. Bizler İHD olarak ne yapa biliriz diye konuştuk. Böyle bir şid detin kabul edilemeyeceğini söyle mek için küçük olan Kar tal Heykeli’nin önüne geçtik. Eylem yasağı nı ve işkenceyi pro testo edeceğimizi duyurduk. Polise, ‘Gülmen ve Özak ça için değil, siz lerin az önceki tavrınız için açıklama ya pacağız’ de dik. Bir an da bizlere de saldırdılar. Kolumu bü kerek ara ca soktular. Neyle karşı laşacağımı bilemedim. Gülseren Yoleri Arabanın Gülmen ve Özakça’ya destek eyleminde gözaltına alınıp 3 gün sonra bırakılan İHD İstanbul Şube Başkanı Yoleri, “İnsanların kafalarını kaportaya vura vura araca soktular. 20 saatten fazla ters kelepçe taktılar” dedi Canice ve sapkınca Beşiktaş’ta geçen hafta sonu akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın açlık grevlerinin 150’nci gününde destek olmak için yaptıkları eylemde gözaltına alınıp işkence gören hak savunucuları, gözaltında yaşadıklarına dair İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde dün basın toplantısı gerçekleştirdi. Gözaltına alınanlar arasında yer alan Bahar Kurt, gözaltında kendilerine “canice ve sapkınca” işkence yöntemlerinin uygulandığını aktararak, “Bizi tekmeyle doktorun önüne attılar” dedi. Basın açıklamasının yapıldığı salona Gülmen ve Özakça’nın fotoğrafları asıldı. Açıklamaya İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri ve Avukat Barkın Timtik’in yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Basın açıklamasını gözaltına alınan grup adına Ülkü Gündoğdu yaptı. Gündoğdu, Gülmen ve Özakça’nın işinden edilen 140 bin kamu emekçisinin sesi olduklarını belirterek, “Bu yüzden adları bile yasaklanıyor. Adlarını ananlarsa gözaltına alınarak işkence edilerek susturulmaya çalışılıyor. Bizler, devleti bu keyfi tutumuna ve yol açtığı hak ihlallerine son vermeye çağırırken, Nuriye ve Semih demekten vazgeçmeyeceğimizi bir kez de buradan duyuruyoruz” dedi. Açlık grevlerinin 149’uncu gününde Kadıköy’de yapılan eylemde 35, 150’nci gününde ise Beşiktaş’ta yapılan eylemde 43 kişinin gözaltına alındığını hatırlatan Gündoğdu, “Bu durum iktidarın Nuriye ve Semih’in yarattığı mücadele ruhundan ne derece korktuğunun da kanıtı. Direnme hakkının, barışçıl toplantı ve gösteri hakkının, düşünce ve ifade özgürlüğünün, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, kötü muamele ve işkence yasağının ve dahi savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Ve gerekçesiz denetimli serbestlik kararları adil yargılanma hakkının ihlalidir” ifadelerini kullandı. Avukat Barkın Timtik, haksız ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alındıklarını belirterek, “Nuriye ve Semih’in temsil ettiği değerler var. Faşizmin saldırdığı bunlardır. Bugün İstanbul’da söylenen, Nuriye ve Semih adının geçmesi yasak. Bizim de korumamız gereken Nuriye ve Semih’in adlarıdır”. Düne kadar bir avukattım, bugün yerlerde süründüm. Belki daha fazlasını yaşayacağım, belki yaşam hakkım dahi ihlal edilecek. İşkenceyi konuşmayacağım. Bu işkence benim bedenim üzerinden topluma verilen bir mesajdır” diye konuştu. l İSTANBUL / Cumhuriyet içerisinde arkadaşımızın üzerinde 45 polis vardı.” Planlanmış bir saldırıyla karşı karşıya kaldıklarını aktaran Yoleri, kendilerine saldıran ekiplerin özel olarak eğitildiklerini söyledi. Gözaltına alındıktan sonra sabah 5’e kadar Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmediklerini söyleyen Yoleri, “Saatlerce araçta ters kelepçeyle bekletildik. Araçlarda küfürler edildi. Tahrik edilmeye çalışıldık” dedi. Nezarette ise özellikle genç arkadaşların dövüldüğüne dikkat çeken Yoleri, “Öyle noktalara vuruyorlar ki iz bırakmıyor. Bu işkencenin ispatlanmasını zorlaştırıyor. Gözaltındaki arkadaşlar özellikle genç kadın polislerin saldırılarına uğradı” diye konuştu. Sağlık kontrolü işkence Yoleri, sağlık kontrollerine götürülmenin ise ayrı bir işkence yöntemi haline getirildiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “İnsan hakları savunucuları olarak yıllarca gözaltına alınan insanların sağlık kontrollerinin yapılması için mücadele ettik. Ama gözaltında kaldığımız 3 günde avukatlarımızla konuşup, sağlık kontrolüne götürülmemek için dilekçe vermelerini istedik. Sağlık kontrollerine götürülürken araçlarda bekletiliyorduk. Hakaretler edilip, tahrik edilmeye çalışıyorduk. Doktorun muayene etmesine dahi müdahale ediliyordu. Bizler de sağlık kontrolüne gitmek istemedik. Zaten avukatlarımızın verdiği iki dilekçe de reddedildi. Önümüzdeki günlerde suç duyurusunda bulunacağız.” Boğazlandım Gözaltına alınanlar arasında yer alan Bahar Kurt ise yoğun bir işkenceye maruz kaldıklarının altını çizdi. Kurt, polislerin kendilerine tekme ve tokatla saldırdıklarını belirterek, “Kadın polislerin ahlaksız ve sapkınca sözlere maruz kaldık. Arkadaşlarımızda sakarlıklar oluştu. Otobüste beklediğimiz saatlerde polisler, ‘Yaşasın ırkçı Türkiye’, ‘Şırnak’ı kana buladık’, ‘Soyunuzu kurutacağız’ diyorlardı. Sağlık kontrollerinde bile doktorun odasına girerken tekmelendik. Şu an sesim kısık çünkü polisler tarafından boğazlandım” dedi. l İSTANBUL DESTEĞE DEVAM Tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’ya destek eylemlerinde ev hapsi alıp, kararı tanımayarak desteğe devam eden Nazife Onay’ın ardından Acun Karadağ ve Nazan Bozkurt ev hapsi kararını reddetti. “Yüksel direnişi hapsedilemez” yazılı pankartla Yüksel Caddesi’nde eylem yapan Acun Karadağ ile Nazan Bozkurt, darp edilerek gözaltına alındı. Yakın mesafeden yoğun gaza maruz kalan eylemcilerden Bozkurt, kolunun kırıldığını belirtti. Sokakta bulunan destekçiler ve çevredeki yurttaşlar gazdan baygınlık geçirdi. lANKARA/Cumhuriyet Cop, dipçik, hortum, demir çubuk HDP raporuna göre Şemdinli’nin Altınsu köyünde güvenlik güçleri tarafından darp edilenler arasında 90 yaşındaki kadınlar da var, 6 yaşındaki kız çocukları da Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde bağlı Altınsu (Şapatan) köyünde güvenlik güçlerinin köylülere işkence ve kötü muamele yaptığı iddialarıyla ilgili köyde incelemelerde bulunan HDP heyeti, hazırladıkları ön raporu dün Van’da Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde açıkladı. HDP PM Üyesi Özgür Zeydanoğlu tarafından okunan raporda, 5 Ağustos günü bölgede yaşanan çatışmada 1 polisinin şehit olması ve 1 güvenlik görevlisinin de yaralanmasının ardından köye operasyon düzenlendiği belirtildi. Raporda, “Bu ilk operasyonda çoğunluğu eski HDP yöneticisi ya da üyesi olan 6 kişi darp ve işkence ile gözaltına alınmıştır. Evde bulunan tüm bireylere ağır hakaretlerde bulunulmuş, 90 yaşındaki kadınlardan 6 yaşındaki kız çocuklarına kadar tüm bireyler darp edilmiştir. 6 kişi birçok yaraları olmasına rağmen yaklaşık 4 saat merkez cami yakınlarında bekletilmiş, üstlerine basılarak ya da kaba dayaktan geçirilerek işkence edilmiştir. 04.3007.30 saatleri arasında Butu ve Meydan Mahallesi’nde yapılan baskınlarda evlerdeki neredeyse tüm bireyler ağır hakaretlere ve işkenceye maruz kalmıştır. Yüze yakın kişi dayak ve işkenceden geçirilmesine rağmen toplamda 36 kişi gözaltına alınmıştır” denildi. Darp raporu vermedi Raporda “36 kişi yaklaşık bir saat boyunca cop, silah dipçiği, paspas sapı, kısa kesilmiş hortum ve zaman za man demir çubuklarla işkenceye maruz bırakılmış, daha sonra ilçe emniyette görevli polislerin müdahalesi ile 36 kişi nezarete alınmış, gözaltında tutulanların nezarete alınması ile işkence son bulmuştur. Aynı gün gözaltında bulunan 36 kişiden 20 kişi hiçbir işlem yapılmadan serbest bırakılmıştır ” ifadelerine yer verildi. Serbest bırakılanlardan Bünyamin Atahak’ın tedavi olmak ve darp raporu almak için Şemdinli Devlet Hastanesi’ne başvurduğu belirtilen raporda, “hastane de görevli olan Elif Ç. adındaki kadın doktor, ‘siz Şapatan köyündensiniz siz teröristsiniz’ diyerek hasta tedavi edilmemiş, hatta polisler aranarak tekrar gözaltına alınması sağlanmıştır. Daha sonra aynı dokto ra darp raporu almak ve tedavi için gelen diğer mağdurlarda aynı gerekçe ile geri çevrilmiş, ‘Canı yanan can yakar’ denilerek işkence savunulmuştur. Tüm bu yaşananlar medya ve sosyal medyada görüldükten sonra gözaltında tutulan 16 kişi 7 Ağustos günü öğleden sonra serbest bırakılmış, Cumhuriyet Savcılığı’nın müdahalesi sonucu Devlet Hastanesi’nden kısmen de olsa darp raporu verilmeye başlanmıştır” denildi. Bir polis açığa alındı Altınsu köyünde savcılığa müracaat eden vatandaşların teşhisi üzerine bir polis memurun “kuvvetli suç şüphesi“ nedeniyle görevinden uzaklaştırıldığı öğrenildi. l Yurt Haberleri C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog