Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

Perşembe 10 Ağustos 2017 EDİTÖR: HAKAN AKARSU TASARIM: SERPİL ÜNAY Şikâyetim var ycüasmalketan dizi 13 İki amcaoğlu, önceleri babaları, mal vermemekle ve de anneleri, kardeşlerini göstermemekle tehdit ettiği için baskılara maruz kaldılar. Yıllar geçtikçe ailelerinin daha kundaktayken belirlediği beşik kertmeleriyle evlenmemek için binbir mücadele verdiler. Çalışarak satın aldıkları tarladan elde ettikleri gelirle kendileri gibi yakınlarının da baskılara yenilmemesi için çabalıyorlar. F.ve A. çocukluklarından beri ailelerinin katı kurallarıyla başa çıkmak için direnen iki amcaoğlu. Batıda normal kabul edilen çoğu şey, tıpkı yörenin diğer kadın ve erkekleri gibi onlara da yasak kılınmış. Yapmak istedikleri çoğu şey kısıtlanmış. Örneğin henüz 9 yaşındayken iki fıstık ağacının arasına gerdikleri voleybol ağını gören amcaları, eline bir sopa alıp “Erkek dediğin futbol oynamalı. Bizi Urfa’ya rezil mi edeceksiniz. Babanıza söyleyeceğim” demiş ve ardından başlar dayak. “Al sana...” Şak... Şak...Şak... Bunun gibi toplum tarafından yadırganan birçok farklı şeyin karşılığı ya hakaret olmuş ya da okkalı bir tokat. Gelinen nokta, baskı ve korkuların sarmalında bir hayat. Burası Fırat’ın Doğusu... Şanlıurfa’nın kurak toprakları... Zılgıtla ağıtın iç içe geçtiği müzik tınılarıyla acıların süzgecinden geçen insanların coğrafyası. Töre, gelenek ve göreneklerin gölgesinde soluk alan bedenler... Tesadüfler sonucu tanıştığım F. ve A’da bu acı yaşamlara ortak iki amcaoğlu. Mandıra, yaşadıkları ev, traktör ve ektikleri mahsullerin bir arada olduğu geniş bir tarlada ağırlıyor iki amcaoğlu beni. Sohbetimiz iki saat sürüyor. Amcaoğulları bu iki saat içinde, tırnaklarıyla kazıyarak, çalışıp didinerek aldıkları bu tarlanın asıl amacını ve baskılara nasıl direndiklerini anlatıyor. Doğmadan sözüm kesildi Ailelerinin kendilerine daha ana rahmindeyken karar vererek mecbur ettikleri beşik kertmelere direnişlerini ve yeni başlangıçlarını şöyle aktarıyor 33 yaşındaki F.: Babamın, annemin üzerine getirdiği kumayla yaptığı düğün dü. Havaya sıkılan şarjörleri boşaltan her el, aslında kendi geçmişiyle hesaplaşıyor gibiydi. Toyduk... Şaşkındık... Susan davullarla birlikte ışıklar da sönmüştü. Elimi sıkı sıkı tutarak hıçkırıklara boğulan zavallı annemin ışığı da... Kahkaha atmayı çoktan unutmuştuk. Üstelik sevgisizdik. İşte babamın gelenek diyerek nefsinin her istediğini pervasızca yaptığı o karanlık gecenin ardından öğrenmiştim tam dört hafta sonra, daha doğmadan sözümün kesildiği beşik kertmem Hatice ile evlendirileceğimi. Tüm aşirete direnmiş F. aklının yettiği yıllardan bugünlere hep duymuş beşik kertmesinin olduğunu. Onu, babasının günün birinde kardeşi Fatma gibi görüp sevdiği teyze kızı Hatice ile evlendirileceğini biliyormuş bilmesine ama buna ne kalbi razı gelmiş ne de fikri. Yıllardır zihninin ertelediği bu kâbusun babasının düğününden tam 1 ay sonraya denk getirilişi daha da öfkelendirmiş delikanlılık ve çocukluk arasındaki F’yi. Annesinin çektiği acı ile kendi acısını da omuzlayan F. karar vermiş önce babası, sonra da tüm aşireti karşısına alarak direnmeye. Babasının gözünün yeni kumasından başka kimseyi görmediği ve annesini itip kaktığı günlere denk gelmiş F’nin isyanı. Yaz sıcaklığının en çok hissedildiği bir ağustos akşamında, babasının fokurdata fokurdata içtiği kahve saatinde dikilmiş karşısına. Ancak başını bile kaldırmadan, en ufak saygıda kusur etmeden açıklamış beşik kertmesini ve bu düğünü istemediğini. Sadece okuyarak kendi işini yapmak ve kalbinin arzuladığıyla evlenmek istediğinin nedenlerini sayamadan şu sözler eşliğinde gelmiş okkalı bir tokat. “Ulan köpek. Sen babanın, atanın verdiği karara karşı mı çıkıyorsun? Okuyacakmışmış da... Kendisi evlenecekmişmiş de... Hep anan olacak şeytan öğretiyor bunları.” Ardından tekmeler, küfürler ve saatlerce yıldırma dayakları başlamış. Ahırda esaret Bedeni gibi onuru da incinen F., o gece ile birlikte tam 25 geceyi daha ahırda geçirmek zorunda kalır. Hayvanlarla birlikte kilitli olduğu bu ahırda zorla tutulan F., iki günde bir uğrayarak dayaklar atan babası ve her gün kapısına kulağını dayayıp yakarışlarda bulunan annesine rağmen kararından vazgeçmez. Tam 25 günün sonunda abisinin yar dımıyla, o ahırla birlikte esir olduğu köyünden de kaçar. 3 ay boyunca gün gelir çöpten yemek toplar. Gün gelir bulduğu her işte çalışmaya başlar. Sonra ver elini İzmit. Neredeyse kazandığı paranın tek kuruşuna bile dokunmadan çalıştığı fabrikada, 14 yıl kalır. Ailesine meydan okuyarak bugünlere gelen F’nin tek hayali vardır. O da kendisi gibi dayaklara ve zorbalıklara maruz kalan akrabalarına yardım etmek. Bunu yapar sa en azından kendi ailesinde birçok şeyin değişeceğine inanan F., “Bizim oralarda aileler çocuklarını önce anne ve kardeşlerini bir daha göstermemekle ya da tüm para musluklarını kesmekle tehdit ediyor. Dayaklar... Küfürler ve tüm köyden dışlanış da cabası... Ben bu kâbustan günlerce aç kalarak, sokaklarda uyuyarak, annemi ve kardeşlerimi yıllarca görmeme pahasına uyandım” diyerek verdiği zorlu mücadeleyi anlatıyor. Köy zindan, aile düşman Diğer amcaoğlu A. da tıpkı, kendinden 6 yaş büyük F.’nin yaşadıklarını yaşamış. Hayata gözlerini açtığı an sözü kesilen beşik kertmesi (hala kızı) ile evlenmeyeceğini söylediği an dünyası başına yıkılmış. Baba, anne, hala, abilerden duymadığı hakaret ve de dayak kalmamış. Köy kendine zindan... Kendi ailesi ise düşman... Ancak tüm baskı ve dayaklara rağmen yılmayan Y., öyküsünü şöyle anlatıyor: “Daha hayatı kavrayamadığım yaşlardı. Önümde yapacak çok şey vardı. İdeallerim vardı. Örneğin babam gibi köyde, geleneklere saplanıp kalarak körelmek ve gün geçirmek istemiyordum. Törenin katı kurallarının olduğu yerde kim gerçek mutluluğu yakalayabilir ki? Öncelikle ailemden bağımsız olarak bir diploma, bir iş sahibi olmak ve dünyayı dolaşmak en büyük isteğimdi. Ancak ben bu karar için çabalamak yerine ailemin örümcek kafasıyla kurduğu kalın ağa saplanıp kalmıştım. Ancak en kısa zamanda bu ağdan kurtulmalıydım.” Aradan geçen sürede ailesinden hep eziyet gören, para değil ekmek bile verilmeyen A. başka bir kuzeninin yardımıyla İzmit’teki Amcaoğlu F. ile irtibata geçmiş. Ardından İzmit’e kaçan A., “Amcaoğlu F. ile kaderimiz aynı olmuştu. O parasını kazanmıştı. Zamanla babasını da ikna etmişti. Mücadeleyi artık birlikte verecektik. Öyle de oldu. Birlikte tam 7 yıl çalıştık. Sonunda kazandığımız parayla bu tarlayı aldık. Her karış toprağında emeğimiz var. Şu anda da bizim gibi baskıya uğrayan kadın ve erkek akrabalarımıza yardım ediyoruz” sözleriyle verdikleri mücadelenin her şeye değdiğini anlatıyor. BİTTİ Kaçırılmadan 2 gün önce 17 yıldır işkence gören oyuncak bebek istemiş Gülfidan: Hâlâ tehdit var 15 yaşında olan S.E.’yi kaçırarak cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılanan M.T., 15 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı Diyarbakır’da 2015 yılında nüfus kaydına göre 11, ke düğü S.E.’ye cinsel istismarda bu yıla kadar hapisle cezalandırılmalundu. Ailesi şikâyetçi oldu ve ka sını istedi. Diyarbakır 3. Ağır Ceza mik testine göre ise 15 yaşında olan S.E.’yi kaçırarak cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yar çırılan S.E., yaklaşık 3.5 ay sonra evine döndü. Polis tarafından yakalanan M.T. tutuklandı. Mahkemesi’nde görülen davada 5 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan M.T. ifadesinde mağ gılanan 29 yaşındaki M.T., 15 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. S.E.’nin annesi, 2015’te yaptığı açıklamada, kızının kaçırılmadan 2 gün önce babasından oyuncak bebek istediğini söylemişti. İddianameye göre nüfus kaydında 2004 doğumlu görünen, ancak kemik yaşı raporuna göre suç tarihinde 15 yaşında olan S.E., 2015 Ekim ayında babasının tuhafiye mağazasının karşısındaki işyerinde gıda maddesi satan esnaf M.T. tarafından kaçırıldı. M.T. evine götür Rıza, suçu engellemez İddianamede mağdurun 15 yaşını bitirmediğini belirten savcı, çocuğun rızası olsa bile suçun oluşumunu engellemediğini vurguladı. Mağdurun anne ve babasının şikâyetten vazgeçtiği kaydedilen iddianamede, doktor raporunda cinsel istismarın tespit edildiği ifade edildi. Savcı, M.T.’nin ”Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” ve “Cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından 25 dur ile ilişkiye girmediğini savunarak, “Ailesine ve mahkemeye ilişkiye girdiğimizi söylememizin sebebi evlenmek istememizdir” dedi. Mağdurun annesi K.E. ve babası O.E. ise davanın kapanmasını istedikleri için şikâyetçi olmadıklarını söyledi. Mağdur S.E. ise ifadesi sırasında sık sık ağladı. S.E. zorla kaçırıldığını, tehditler yüzünden rızasıyla kaçtığını söylediğini belirtti. Kararını açıklayan mahkeme, sanık M.T’yi 15 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı. l DHA Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Gülfidan Sepil’in çocuklarına kavuşması için harekete geçti, davaya müdahil olacağını açıkladı Görücü usulü ile 17 yıl ön Gülfidan Sepil, halen dini nikâhlı kanlığı, Gülfidan Sepil’in çocukları ce dini nikâhla evlendirildi eşi Tayfur Çeliktop’un kendisini ve ile bir araya gelmesi için çalışma ği eşinden sürekli şiddet gören ve bunun sonucunda 11 parmağı kesilen 5 çocuk annesi 35 ya ağabeyini arayarak tehdit ettiğini söyledi. Eşinden şikâyetçi olduğunu belirten Sepil, şunları söyledi: başlattı. Bakanlığın Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nden yapılan açıklamada, “Mağdur Gülfi şındaki Gülfidan Sepil’e Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı sahip çıktı. Bakanlık, Van Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne gerekli talimatı vererek, Gülfidan Sepil’in çocukları ile bir araya gelmesi için çalışmaları başlattı. Gülfidan Sepil, Van İpekyolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Cemil Öztürk ile görüştükten sonra, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’ne giderek başvuru yaptı. Çıkışta konuşan ‘Devlete sığınıyorum’ “11 parmağımı aldı, canımdan can aldı, ocağımı başıma yıktı. Beni 5 evladımdan etti, evimi yıktı. Sürekli dövdü. 2 gündür abimi arayıp tehdit ediyor. Beni öldüreceğini söylüyor. Yaptıkları yetmediği gibi hâlâ tehdit ediyor. Ama ben şikâyetimden vazgeçmeyeceğim. Bir an önce bu caninin yakalanmasını istiyorum. Devlete sığınıyorum.” Aile ve Sosyal Politikalar Ba dan Sepil’e istediği takdirde kuruluşlarımızda koruma altına alınabileceği bilgisi verilmiştir. Gülfidan Hanım’ın kardeşleri ile beraber yaşamaya devam etmek istememesi durumunda, kendisine Bakanlığımız tarafından bir ev tutulacak, çocuklarıyla birlikte yaşayabilmesi için gereken her türlü destek verilecektir. Sepil’in yaşadığı olayla ile ilgili başlatılan hukuki süreç yakından takip edilmektedir ve davaya müdahil olunacaktır” dendi. l DHA C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog