Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

Cuma 7 Temmuz 2017 EDİTÖR: ALPER İZBUL TASARIM: ZARİFE SELÇUK Türkiye’ye ikinci sarı! haber 5 Avrupa Parlamentosu’nda dün yapılan oylama sonucu AB ülkelerine ‘Türkiye ile müzakerelerin derhal askıya alınması’ çağrısında bulunuldu Avrupa Birliği’nin (AB) yasama organı Avrupa Parlamentosu (AP), AB’nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini derhal askıya almasına yönelik karar tasarısı niteliğindeki raporu kabul etti. AP Türkiye Raportörü Kati Piri tarafından kaleme alınan rapor, 751 üyeli AP’de 64’e karşı 477 oy aldı. Böylece ilk defa bir AB kurumu, 2005 yılında başlayan müzakerelerin resmen askıya alınması çağrısı yaptı. Aynı zamanda ilk defa bir AB kurumu, müzakere yürütülen bir ülkeyle müzakerelerin askıya alınmasını istedi. Ancak tavsiye niteliğinde, bağlayıcılığı yok. Böyle bir kararın yürürlüğe girmesi için AB’ye üye 28 ülke hükümetinin oybirliği gerekiyor. Askıya alma çağrısı, 16 Nisan referandumundan çıkan anayasa değişikliğiyle gerekçelendiriliyor. AP’ye göre anayasa değişikliği paketi, Ve ‘Akkuyu’yu durdur’ Ancak kararda Akkuyu Nükleer Enerji Santralı projesinden vazgeçilmesi de talep edildi. “AP, Türkiye hükümetini Akkuyu Nükleer Enerji Santralı’nın yapımına dair planlarını durdurması çağrısında bulunuyor” denilirken, santralın yapımına karar verilen bölgenin güçlü depremlere eğilimli oldu ğu, söz konusu ‘tehlikenin’ yalnızca Türkiye’ye değil, aynı zamanda tüm Akdeniz bölgesine karşı bir tehdit oluşturduğu ifade edildi. Akkuyu’yu Rus kamu şirketi Atomstroyexport inşa edecek. AP, JaponFransız ortaklığıyla yürütülen Sinop Nükleer Santralı ile ilgili bir değerlendirmede ise bulunmadı. nedik Komisyonu görüş raporlarında belirtildiği gibi, kuvvetler ayrılığı ilkesi ve Kopenhag Kriterleri’yle uyumlu değil. Türkiye’ye verilen üyelik öncesi AB fonlarının da gözden geçirilmesini isteyen AP, müzakerelerinin askıya alınması halin de bu fonların da askıya alınmasını, bu paranın doğrudan Türkiye’de sivil toplum ve sığınmacılar için kullanılmasını, Erasmus programındaki öğrenciler, akademi dünyası ve gazetecilerle ilgili programlara yatırılmasını istiyor. Türkiye’de temel özgür lükler, insan hakları ve demokraside gerileme, OHAL uygulamaları, birçok vatandaş üzerinde “büyük çaplı, uzun vadeli, orantısız ve olumsuz etki” yaratması, savunma hakkı tanınmaksızın kamudan ihraçlar, hapse atmalar, basın özgürlüğünü tehlikeye atan adımlar eleştiriliyor. Gümrük Birliği müzakerelerine siyasi kriter getirilmesi çağrısı da yapılıyor. Önergeler reddedildi Kararda “AB terör örgütleri listesinde” olduğu hatırlatılan PKK’nin “yeniden şiddete başvurması” da kınandı ve PKK sembollerini yasaklama çağrısında bulunuldu. Aşırı sağcı grupların “Gülen’in 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olmadığı”, “Türkiye’nin Ermeni soykırımını tanıması” gibi 30’dan fazla değişiklik önergesi reddedildi. l Dış Haberler Ankara: Tanımıyoruz AP’nin tavsiye kararını oyladığı gün Türkiye’de bulunan AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Hahn ‘Endişeliyiz’ mesajı verdi. AB Bakanı Çelik ise ‘Açılmadan iade edilecek’ dedi Bir zamanlar Türkiye ile müzakerelerin başlaması için ‘Evet’ pankartlarının açıldığı Avrupa Parlamentosu, referandumla kabul edilen ve Cumhurbaşkanı’nın yargı üzerindeki yetkilerini artıran değişikliklerin aynen yürürlüğe girmesi halinde Türkiye ile üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını öngören kararını onayladığı gün AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, Ankara’da ‘endişeliyiz’ mesajını tekrarladı. Ankara ise geçen yıllarda da olduğu gibi AP raporu için ‘kabul edilemez’ dedi ve iade edileceğini açıkladı. AB Bakanı Ömer Çelik, “Bizim için yok hükmündedir, kapağı açılmadan iade edilecek” dedi. Erdoğan’ın yıllar sonra gerçekleştirdiği Brüksel ziyareti çerçevesinde Ankara’ya gelen Hahn, Başbakan Binali Yıldırım, AB Bakanı Ömer Çelik’in yanı sıra Kalkınma ve Ekonomi Bakanları ile de bir araya geldi. Temasları devam ederken de AP’deki oylamanın sonuçları ve Ankara’nın tepkileri peş peşe geldi. Hahn, “AP’nin üyelerinin seçmenlerinin görüşlerini yansıttığını vurgulamak gerekir” derken Ankara, AP’nin raporunu vizyonu eksik ve objektiflikten uzak buldu. AB’nin Türkiye’nin ‘istikrarlı ve demokratik bir ülke’ olmasını istediğini belirten Hahn, tüm kanalların açık tutulmasının önemini vurguladı. Türkiye’nin, darbe girişimine karşı kendini savunma hakkının olduğunu belirten Hahn, “Darbe girişimini kınadık, ancak darbeye reaksiyonun ele alınış ve kapsamı ile ilgili endişelerimiz var. Çok sayıda gazeteci ve akademisyenin gözaltına alınması bizi endişelendiriyor. Türkiye’nin haklı olduğunu kabul etmekle birlikte hukukun üstünlüğü, masumiyet karinesi gibi haklara saygı duyulmasını bekliyoruz” dedi. Hahn, önceki gün gözaltına alınan insan hakları aktivistlerinin durumunu takip etmeye devam ettiklerini belirtirken, “İnsan hakları savunucularına yönelik dün akşamki tutuklamalar rahatsızlık yarattı, bunu yakından ta Erdoğan ve Merkel G20 öncesi buluştu Almanya’nın Hamburg kentinde bugün başlayacak G20 zirvesi için dün akşam saatlerinde Hamburg’a giden Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile bir araya geldi. Erdoğan’ın Almanya’da “Türklere hitaben konuşma yapmasının engellenmesi” nedeniyle yaşanan gerilimin gölgesinde gerçekleşen görüşme Kempinski Atlantik Otel’de yapıldı. Merkel, makam aracından inen Erdoğan’ı kapıda karşıladı. İki liderin basına kapalı gerçekleşen görüşmesi yaklaşık 1 saat sürdü. Alman polisinin üst düzey güvenlik önlemi aldığı görüldü. l Haber Merkezi kip ediyoruz, etmeye devam edeceğiz” dedi ve ekledi: “Bugünkü görüşmede insan hakları savunucularının gözaltına alınmasını gündeme getirdim, ancak tatmin edici bir yanıt alamadım, bu konuyu takibe devam edeceğiz.” Hahn, “Avrupalı bir yetkili olarak Avrupa Parlamentosu’nun yaptığı oylamaya saygı duymak zorundayım” derken vize serbestisi konusunda da Türk tarafından adım atmasının beklendiğini tekrarladı. Ankara’nın tepkileri AP, “Avrupa Komisyonu ve üye devletleri, Müzakere Çerçevesi’ne bağlı kalacak şekilde, anayasa reform paketinin değişiklik yapılmadan yürürlüğe alınması durumunda Türkiye ile üyelik müzakerelerinin ertelenmeden askıya alınması çağrısı yapılıyor” derken karara ilk tepki Çelik’ten geldi. Her yıl olduğu gibi raporun ‘objektif ve güvenilir olmayan’ ifadeler içerdiğini ve bağlayıcılığı bulunmadığını savunan Çelik, şunları söyledi: “AP kabul ettiği Türkiye raporu ile siyasi nitelikli bir karar açıkladı. Raporda Türkiye’nin bugüne kadar yaptıklarına atıfta bulunulmuyor; tarihi olaylar konusunda tek taraflı; bu raporu kabul etmiyoruz. Rapor bizim için Yıldırım: Parlamentoyu geç, liderlere bak Başbakan Binali Yıldırım, AP’nin Türkiye ile müzakarelerin askıya alınmasını öneren raporu için, “Parlamentolar böyle kararlar alabilir. Bizim önemsediğimiz, AB yönetim iradesinin, AB liderlerinin düşüncesidir. Orada oluşacak irade bizim için bağlayıcıdır” dedi. Referandum öncesinde ilişkilerin yaralandığına dikkat çeken Yıldırım, “Bunların üzerine çizgi çektik. Geleceğe bakıyoruz. AB liderlerinden de aynı hassasiyeti bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Başbakan’ın “Türkiye olmasın, diye bir düşünceleri varsa, Türkiye’nin her zaman seçeneği vardır, her zaman gidecek başka bir yolu vardır, alternatifsiz değildir” ifadelerini kullanması dikkat çekti. yok hükmünde ve geçersizdir, bize ulaştığında kapağı bile açılmadan aynen iade edilecek.” Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Müftüoğlu da “Kararda insan hakları alanında ülkemize haksız eleştiriler yöneltilirken bu konuların istişare edilmesinin doğru yolu olan Yargı ve Temel Haklarla ilgili 23’üncü ve Adalet, Özgürlük ve Güvenlik başlıklı 24’üncü fasılların müzakereye açılması yönteminin siyasi nedenlerle engellenmiş olmasına değinilmemesi açık bir çelişkidir” dedi ve raporda ‘vizyon eksikliği’ olduğunu savundu. l ANKARA /Cumhuriyet ‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz Demokrasi, hak, hukuk sorunları bir yana, bezdik iktidar ve çevresinin, aynı kafada olmayan herkese, her harekete, her olaya karşı hoyratlığından, sövüp saymasından! CHP’nin başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün sonuna doğru, doz iyice arttı. Belli ki, siz “adalet” deyince başka bir şey, muhalifleriniz başka şey anlıyor, mecbur mu herkes aynı görüş ve tanımları paylaşmaya? Velev ki, iktidara karşı olan herkes aralarındaki farklılıklara rağmen, bu yürüyüşe destek veriyor ve asıl dert iktidar. Olamaz mı, dünyanın her yerinde, farklı fikirlerde olanlar, iktidara karşı itirazlarında zaman zaman ortak zeminde hareket ederler. Esas olan, iktidara itirazı olanların yasal ve demokratik yolların dışına çıkmamaları, darbeydi, kumpastı, bu tür işlere girişmemeleridir, işte o kadar. Dahası, velev ki bu tür bir yürüyüş toplumsal gerilimi artırıyor, toplumsal gerilimin artmasını engellemenin yolu, gerilimden uzak durmaktır, tırmandırmak değil. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı “tarafsız” olmak durumunda değil, zira, tam tersine, partili Cumhurbaşkanı sistemine geçtik. Ama, siyaseten taraf olmak, belli bir siyasi anlayışın mensubu olmak demektir, karşısındaki herkesi düşman ilan etmek, teröristlikle itham etmek değil. FETÖ’cüler, darbeciler, PKK’liler, bu yürüyüşten hoşnutmuş, olabilir, bunun yürüyüşü düzenleyenlerin üzerine kara leke olarak yazılması nasıl bir akıldır? Bir siyasi taraf, farklı nedenler ile siyasetini destekleyen veya içten içe sevinen her kimse, onların maksadı ile tanımlanamaz, kendi yaklaşımı ile tanımlanır. Böylesi bir protestonun “ortalığı karıştırma” riski varsa, ortalığı sakin tutarsanız, protestoya, itiraza, muhalefete karşı serinkanlı davranırsanız, o risk ortadan kalkar. Gerilimle, çatışma riski ile, kamu düzeninin bozulması ile mücadelenin basiretli yolu budur. Dahası, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün yıldönümünü, bu tür işlere karşı ortak zeminde buluşmak fırsatına çevrilmek yerine, muhalefeti darbeciler ile suçlamak, bu çerçevede gerilim yaratmak neyin nesi, kime ne faydası olacak? 15 Temmuz girişimine karşı muhalefetin kesin tavrı ve iktidarın ortak zeminde buluşma tutumu çok umut vericiydi, neden bu zemini derinleştirmek yerine, her şey tam tersine döndü? Unutmayalım, bu ülke için en tehlikeli iş, yürüyüşcüler ile 15 Temmuz direnişçilerini karşı karşıya getirmektir. “Ama onlar başlattı, Kılıçdaroğlu, ‘kontrollü darbe’ lafını ortaya atarak, konuyu bulandırdı” diyorsunuz; doğrusu o lafı ortaya atan, neden ve tam olarak ne demeye çalıştığını doğru dürüst izah etmek durumunda. Ama, diğer taraftan, iktidarın şu ana kadar bu karanlık olayı tam anlamı ile açıklığa kavuşturmayı başaramadığı, bu durumun her türlü spekülasyonun önünü açtığı da bir gerçek. Her ne olmuş olursa olsun, darbe, kumpas, demokrasi dışı yollara teşebbüs ortak bir itiraz ve direnç ile karşılanmalı, bu ilkesel bir mesele. Ama o karanlık olaya dair her soru soranı “darbeci” diye nitelemek başka bir şey. Bu ülkede yaşayan herkesin olan bitenleri bilmek, sorgulamak hakkı var, olmalı. Siyaset yapmak bir sorumluluk, ama iktidarda olmak fazladan bir sorumluluk; zira bir ülkeyi kavgasız dövüşsüz yönetmek zor bir iş. Öncelikle, derdi maraza çıkarmak ile, sadece farklı düşünen ve itirazları olanları makul ve hakkaniyetli biçimde ayırt etmeyi gerektiriyor. İkincisi, şu veya bu nedenle ortalığı karıştırmak isteyen varsa, onları muhalefet ile buluşturmak yerine yalnızlaştırmayı başarmak lazım. Son olarak, kamu düzeni adına sindirmek, susturmak siyasi bir başarı değil, tam tersi, siyasi başarı; toplumsal barışı, güveni, hukuku güçlendirerek, karanlık, bulanık ortamların oluşmasının hakkıyla önüne geçmek ile mümkün. Savcının sorusuna ‘protokol’ uyarısı Başsavcının soruşturma için, bakanlıklar aracılığıyla değil doğrudan büyükelçilikten bilgi istemesi tartışma yarattı DUYGU GÜVENÇ İstanbul Başsavcısı İrfan Fidan’ın, MİT TIR’larının durdurulmasıyla ilgili yeni iddianamedeki iki kişinin ABD Büyükelçiliği ve Başkonsolosluğu’nu aradığı iddiasıyla büyükelçiliğe bilgi verilmesine dair gönderdiği yazı iki ülke arasında hukuki bir tartışma başlattı. ABD’ye göre başsavcılığın talebi iki ülke arasındaki yasal işbirliğine aykırı. Türkiye ile ABD arasındaki karşılıklı adli yardımlaşma anlaşmaları, bilgi talebinin Dışişleri ya da Adalet Bakanlığı üzerinden iletilmesini öngörüyor. Büyükelçilikten bir yetkili, evrakın ellerine 5 Temmuz günü geç saatlerde ulaştığını belirterek “Talebi değerlendirmek için adım atmaya başladık ve biz bu talebi Türkiye ile ABD arasındaki karşılıklı adli yardımlaşma prensipleri temelinde değerlendireceğiz. Bu süreçte yasal sürece ve devam eden mahkemelerde gerekli olan kanıtsal standartlara sonuna kadar saygılı olacağız” değerlendirmesini yaptı. Yetkili, ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’ın ikinci defa yapacağı ziyaret öncesinde yine İstanbul Başsavcılığı tarafından Büyükelçiliğin hedef alınmasını da eleştirdi. ABD’nin bundan duyduğu rahatsız lığı Dışişleri ile yaptığı görüşmelerde de dile getirdiği öğrenildi. ‘Standardımız geçerli’ Üst düzey ABD’li bir yetkili de Başsavcılığın talebi ile ilgili, “Onların bize ne sunduğuna bakmak gerek” derken, “Biz bu talebi kendi yasal standartlarımıza, kanıt standartlarımıza göre değerlendireceğiz ve bu konuda sizin yasal geleneğinizle bizimki arasında, neyin kabul edilebilir bir kanıt olup olmadığı konusunda bazı farklılıklar var” dedi. Yetkili, başsavcılık tarafından yanlış bir algı yaratıldığını belirterek, “Soruşturma ve şüphe altında olan çok sa yıda insan düşünüldüğünde neden resmi talebi beklediğimizi tahmin edersiniz” yorumunu yaptı. Başsavcı Fidan’ın, 30 Haziran tarihini atmasına karşın 3 Temmuz’da kargo ile yolladığı talepte de tarihler dikkat çekiyor. 1 Ocak 2014’te Hatay’da ve 19 Ocak 2014’te Adana’da durdurulan TIR’larla ilgili Bayram Andaç’ın 20 Ocak 2014’teki 5 araması sorgulanıyor. Muharrem Gözüküçük’ün ise 6 Mart 2014’te yaptığı 2 arama sorgulanıyor. Ancak yetkili bu iki kişinin durumu ile ilgili ayrı bir araştırma yapıp yapmadıkları sorusuna binlerce isim olduğunu belirterek yanıtsız bıraktı. l ANKARA ACI KAYBIMIZ Merhume Süreyya Beğensel ve merhum Burhanettin Beyensel’in oğulları, merhume Solmaz Beğensel’in eşi, Suna Anday’ın ağabeyi, Cem Akkan’ın dayısı, Alev Alpay’ın babası, Müfit Alpay’ın kayınpederi, Ezgi Alpay’ın sevgili dedesi, Alpay ailesinin dünürü Avukat AYATA BEĞENSEL’i kaybettik. Cenazesi 08.07.2017 Cumartesi günü Şişli Merkez Camii’nden ikindi namazından sonra Yeniköy Mezarlığı’na defnedilecektir. Nur için de yatsın. AİLESİ C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog