Bugünden 1930'a 5,504,180 adet makale



Katalog


«
»

Cuma 7 Temmuz 2017 haber Adalet istemek izne bağlı değil10 11EDİTÖR:SERKANOZAN 250 gündür özgürlüğünden yoksun... Demokrasiyi kurana kadar mücadele CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a başlattığı “Adalet Yürüyüşü” toplumun farklı kesimlerinden binlerce insanın katılımıyla devam ediyor. Yürüyüşün 22. gününe CHP Bahçelievler eski ilçe Başkanı, Dr. Hüseyin Özkahraman da katıldı. Özkahraman “Umuda yürüyoruz, ertelediğimiz hayalleri kurmaya, mutluluğu yaymaya yürüyoruz” dedi. Süleyman Demirel’in “Yollar yürümekle aşınmaz” şeklindeki “alaylı” söylemine işaret eden Özkahraman “Bizler o günlerde de yollardaydık. Demokrasi ve özgürlükler için yürüdük, dövüldük, sövüldük, işkence gördük, cezaevleriyle tanıştık ama yılgınlığa düşmeden sadece yarınlara dair umudumuzu, hayallerimizi erteledik” diye konuştu. Hükümetin başka seçenek bırakmadığını, halkın çocuklarının geleceği için, ülkesi için yollara düştüğünü vurgulayan Özkahraman, “Bu ülkede yaşayan herkes için toplumsal barışı, adaleti ve özgürlükleri sağlayana dek, demokrasiyi kurana dek mücadele sürecektir” dedi. Ağıt yakma mitinge gel Yürüyüşe ikinci kez katıldığını belirten Süleyman Çelebi , “İşçilerle birlikte emek ve adalet için yürüyoruz. Biliyoruz ki adalet olmazsa emek de karşılığını bulamaz. Yeniden umutları yeşerten bu yürüyüş, 9 Temmuz’da gerçekleştirilecek olan büyük buluşma ile taçlandırılacak. Eğer bu ülkenin dertlerine deva olmak istiyorsak, ağıt yakmak yerine bu mitinge katılmalıyız” dedi. Rıdvan Budak da “Bu yürüyüş çok büyük emek verilen bir yürüyüş. Bunun toplumsal ve siyasal karşılığı olacaktır. Maltepe’de buluşalım” diye konuştu. KILIÇDAROĞLU’NDAN, ‘BİZ İZİN VERİYORUZ’ AÇIKLAMALARINA YANIT Adalet Yürüyüşü’nün 22. gününde konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidar kanadının “Biz izin veriyoruz” açıklamalarına tepki göstererek, “Adalet istemek ne zamandan beri birilerinin iznine bağlı oldu” dedi. Kılıçdaroğlu barışçıl geçen yürüyüşlerini pazar günü de barışla noktalayacaklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, Kocaeli’nin Dilovası ilçesi Tavşancıl Mahallesi’nde konaklama alanında geceyi geçirdikten sonra dün sabah Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Yahya Kaptan’ın mezarını ziyaret etti. Daha sonra konaklama alanına geri dönerek gazetecilere açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, “Yahya Kaptan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün nutkunda uzun uzun söz ettiği bir milli kahramanımız. Bu ülkenin bağımsızlığı için mücadele eden, hayatını veren herkese şükran borçluyuz” dedi. ALİ AÇAR Hepimizi üzüyor Irak’ta IŞİD’in Türkmenlere yönelik saldırısına değinen Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu arada bizi üzen bir başka olay daha var. Telafer’de IŞİD’in saldırısı sonucu 200 Türkmen’in katledilmesi. Kadın yaşlı herkesi katletmeleri gerçekten hepimizi üzüyor. Bizim gençlik kollarımız şu anda Irak’taki Türkmenlere yardım TIR’ları götürüyorlar. Şu anda Telafer bölgesindeler” diye konuştu. Ne demek izin Adalet Yürüyüşü ile Türkiye’nin en barışçıl eylemini yaptıklarını söyleyen Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Kimsenin burnu kanamadan, kimseye kötü söz söylemeden, herkesi kucaklayarak, bizim gibi düşünmeyen insanları alkışlayarak yolumuza devam ediyoruz. En barışçıl eylemimiz bazı çevrelerde ciddi kaygılar, endişeler yaratıyor. Hiç kimse şunu unutmasın biz bu yürüyüşü ‘adalet’ adı altında yapıyoruz. Bazı çevreler ‘efendim yürüyorsunuz ama işte biz izin veriyoruz’, ne demek izin veriyoruz? Bu bizim anayasal hakkımız, insan olarak hakkımız, adalet istemek ne zamandan beri birilerinin iznine, birilerinin lütfuna bağlı oldu. Pazar gününe yaklaşıyoruz. İnşallah hiç kimsenin burnu kanamadan hep birlikte Maltepe’de olacağız. Türkiye’ye ve dünyaya sesleneceğiz. Bu yürüyüşü niçin yaptık, hangi gerekçelerle yaptık, ne istiyoruz biz, bunu anlatacağız.” Açıklamanın ardından Kılıçdaroğlu ve beraberindekiler Taşvancıl’dan Gebze’ye doğru yürümeye başlarken, yoğun güvenlik önlemleri sürdü. D100 karayolunun İstanbul yönü ulaşıma kapatılırken, D100 karayoluna bağlanan yan yollar kamyon, TIR ve çekicilerle kapatıldı. Kılıçdaroğlu’nun geçeceği güzergâhta polisler ve jandarmalar güvenlik önlemleri aldı. Dünkü yürüyüşe eski DİSK genel başkanları Rıdvan Budak, Süleyman Çelebi, DİSK Birleşik Metalİş Sendikası üyeleri, engelliler ve Kanal D’deki görevine son verilen gazeteci İrfan Değirmenci, gazetemiz yazarı Tayfun Atay ile birlikte milletvekilleri ve belediye başkanları ile çeşitli sivil toplum örgütlerinden temsilciler katıldı. Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk ve kültürservisi.com Yayın Yönetmeni Aslı Uluşahin yürüyüşe Cumhuriyet Kitap ekinin tutuklu yayın yönetmeni Turhan Günay’ın resminin bulunduğu tişörtlerle katıldı. Mizah dergisi Leman’ın yazar ve çizerleri ise tutuklu çizerimiz Musa Kart’ın karikatürünün bulunduğu tişörtü giydi. Adalet Marşı’nın perde arkası Jandarma bile mırıldanıyordu HAZAL OCAK CHP Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışlıoğlu, 1970’li yıllarda söylenen işçi marşını Adalet Yürüyüşü’ne uyarladı. Marş, kortej ve mola alanlarında hem yurttaşlar tarafından söyleniyor hem de ses araçlarından çalınıyor. Kayışlıoğlu ile marşı yazma sürecini konuştuk. l Marşı hangi duygularla yazdınız? Marş esasen Sadettin Kaynak’ın bir eseri 70’lerde işçi marşı olarak Tahsin İncirci tarafından uyarlanmış. Yürüyüş esnasında adalete olan inancımızla, heyecanımızla sözler kendiliğinden döküldü ve adalet marşı olarak uyarlamış olduk. Yürüyüşlerde arkadaşlarımızla molalarda milletvekili arkadaşlarımızla denedik, beğenilince de son olarak kayıt altına aldık... l Tanımadığınız insanlar marşı söylerken neler hissediyorsunuz? Nurhayat Altaca Kayışlıoğlu, Adalet Yürüyüşü’nde aktif olarak çalışıyor. lu bana.. l Pazar gününe özel yeni marşlar var mı? Pazar günü için benim başka çalışmam yok ama duyguların ne zaman nerde geleceği bel li olmaz. l Seçim döneminde tek lif gelirse CHP için seçim şarkı yazar mısınız? Bizim siyaset anlayışımız; ül kemize ve tabii partimize katkı koymayı bir görev bildiği için, teklif beklemeden yapabilece ğimiz her türlü katkıyı sadece ben değil bütün CHP’liler yapı yor, yapmaya da devam edece Yürüyüş esnasında yanımda yürüyenler bazen beni görünce söylüyorlar bazen görmeden söylüyorlar, hatta bir defasında bir jandarma dahi mırıldanarak yanımdan geçti. İnanılmaz gurur verici bir duygu. Genel başkanımızın bu onurlu yürüyüşünde herkesin hissettiği duyguların böyle bir marşa dönüşmesinde katkım olduysa ne mut ğiz. O gün geldiğinde yapabileceğim bir şey olursa teklif beklemeden üstüme düşeni yine yaparım. Partime, ülkeme katkı sunmayı her zaman görev bilirim. l Kılıçdaroğlu marşı beğendi mi? Karşılaştığımızda ben de sordum, beğendiğini söyledi. Bu beni daha çok mutlu etti tabii.. Bu süreçte katkısı olan çok arkadaşımız oldu. Eşitlik olmadan adalet olmazKADIN ÖRGÜTLERİ, PIPPA BACCA’NIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ YERDEN ADALET YÜRÜYÜŞÜ’NE KATILDI Umuda ihtiyacım var Gazeteci İrfan Değirmenci “Katılmadığım hareketleri, referandumdan sonra neden aynı yürüyüşü yapmadığı serzenişlerini, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda aldığı tavırı, Selin Sayek Böke’nin sinei millet açıklamasının ardından ofsayta çıkartılması gibi birçok şeyi geride bırakarak geldim. Çünkü umuda ihtiyacım var. Bir parça umudu ve cesareti görmeye geldim” dedi. HDP mitinge katılıyor HDP, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ‘Adalet Yürüyüşü’nün son durağı olan 9 Temmuz’daki ‘Adalet Mitingi’ne “Herkes için Adalet” sloganıyla katılma kararı aldı. HDP MYK’den yapılan yazılı açıklamada “Adalet eksikliği ve arzusu Türkiye’nin her yerinde yükselen, toplumun en fazla arayışını sürdürdüğü ve mücadelesini verdiği bir konudur. Elbette adalet arayışı ve mücadelesi aynı zamanda eşitlik, hak, özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesidir. Mitingi düzenleyenler ile istişare ederek bu mücadelenin devam etmesi, büyümesi ve demokratikleşmeye her anlamda katkı sunması en önemli isteklerimizdendir” ifadeleri kullanıldı. l ANKARA/Cumhuriyet Türkiye’nin dört bir yanından 78 kadın örgütü, CHP Genel Başkanı Ke demokratik yürüyüşün yanındayız” diyor. Yan yana yürüdüğümüz bir kadın ise, “Tek kelime ile özgürlük mal Kılıçdaroğlu’nun başlattı için yürüyorum. Adalet özgürlüğü ğı Adalet Yürüşü’ne destek ver getirecek” diyor. di. Barış aktivisti ve sanatçı Pip İmece Ev İşçileri Sendikası akti pa Bacca’nın 2008’de katlediğil DİLEK vistlerindan Sevda Özer de, “Hu diği Gebze’den yürüyüşe katılan ŞEN kuku sorgulayabileceğimiz bir du kadınlar, “Eşitlik olmadan adalet rum bile kalmadı ortada. Hukuk, olmaz” dövizleriyle yürüdü. kimin işine nasıl geliyorsa bu şekilde iş Birlikte yürüdüğümüz kadınlardan HDP liyor” diyor. Ev işçilerinin “işçiliğinin ta Sarıyer Eş Başkanı Aynur Hacaloğlu, nınmasını” talep eden Özer, “Yıllardır bu “CHP’nin kitlesinin ilk defa alana inme nun için mücadele ettiğimiz halde bir so si ve sokakla tanışması çok önemli. Bu nuç alamazken, kadın cinayetleri sanıkları nun daha kapsamlı bir hale dönüşmesi kravat taktı diye iyi hal indirimi alıyor” di ni istiyoruz. Siyaset sadece Meclis’te ya yor. Özer, kadın iradesinin yürüyüşe ka pılmaz. Zaten Meclis şu an işlevsiz. Sö tılmasını çok anlamlı olduğunu söyleye zümüzü söyleyeceğimiz her alan kapatıl rek, toplumsal muhalefet bileşenlerinin bir mış durumda” diyor. Katılımcılardan Gö aradalığını sürdürmek için ellerinden ge nül Gölbaş ise “Yürüyüşe buradan baş leni yapacaklarını ifade ediyor. lamamızın nedeni ise, erkek zihniyetinin, Halkevi üyesi kadınlardan Rüya Kur Pippa’nın barış yürüyüşüne burada saldı tuluş ise, “Biz ‘Eşitlik olmadan ada rıda bulunması. Bunu asla kabul etmedik let olmaz’ diyoruz. Onlar ‘Fıtratında ka ve etmeyeceğiz” diyor. HDP üyesi Göl dınla erkek eşit değildir’ diyor. ‘Erkek başı, CHP’ye küçük bir eleştiride bulu ler kendi içinde kadınlar kendi içinde narak, “Adalet herkes için olmalıydı. Se eşittir’ diyor. AKP, bu anlayışın siyase lahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ tini üretiyor. Buna karşı çıkmak için bu için de bu yürüyüşler yapılmalıydı. Onlar radayız” ifadeleriyle kadın erkek eşitliği tutuklanırken de bu söylediklerimizi söyle sağlanmadan adaletin sağlanamayaca dik. Şimdi de buradayız ve yapılacak her ğını düşündüğünü yineliyor. SADECE BARIŞ Mor başörtüsüyle yürüyen yetmişli yaşlarındaki Hanife Bayar, “Halkları ayrıştırmayın. Sadece barış istiyoruz” diyor. Sıcak havada yorulmadan yürüyenlerden ellili yaşlarındaki Melahat Anlı da “Erkek egemen adalet arayışına karşı da bir güç kuruyoruz” diye konuşuyor. Gazeteci Güneş Ünsal da herkesin adalet talebi olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: “Burada çizilen, aslında çok da erkek adalet sistemin dışında bir çerçeve değil. Biz buradayız ve ‘Bizi de katacaksın bunun içine’ diyoruz. ‘Bizi görmezden gelerek bir yere varamazsın’ diyoruz.” BAŞARACAĞIZ HDP Grup Başkanı Filiz Kerestecioğlu, “Birçok kazanım elde ettik bu ülkede. O kazanımlara en ufak bir müdahale olduğunda, kendi kazandığımız hakları gasp ettirmemek için sokaklara çıkabiliyoruz. Yürüyüşe, Pippa Bacca’nın; yani barış isteyen bir İtalyan kadının tecavüze uğrayıp öldürüldüğü yerden başladık. Yasemin Çakal’ın tahliye olması mutluluğunu yaşadığımız gibi özgürlüğünden mahrum bırakılan diğer tutuklular için de bunu yaşayacağımızı, daha demokratik bir ülkeyi hak ettiğimizi ve tüm bunları birlikte başaracağımızı biliyoruz” diye konuşuyor. Kılıçdaroğlu yürümeye ne zaman başladı? Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü, Ankara Güvenpark’tan başlamadı. O, yürümeye “Düzgün Baba”nın eteğinden başladı!.. HHH Dersim’in Nazımiye ilçesinden, “seyit” ailesi sayılan “Kureyşanlar”ın yüz akı Kılıçdaroğlu’nun doğruluk, dürüstlük, hak, hukuk, adalet yolunda inanç, kararlılık ve en önemlisi sabırla günlerdir adım adım kat ettiği yolun izini geriye doğru, “Düzgün Baba”ya kadar sürmek gerekir. Kanımca “çeliğe su verilmiş yer” orası çünkü... HHH “Düzgün Baba”, Kılıçdaroğlu’nun doğum yeri Nazımiye’nin güneyinde bir dağ kütlesi. Ama aynı zamanda bölgenin en önemli, önde gelen bir kutsal kült merkezi. “Doğa ile uyum içindeki insanlık” halinin nişanesi bu “kült kütle”, üzerindeki kayalar, taşlar, oyuklar ve çeşmelerle yöre halkı için bir kutsal ziyaretgâh... “Düzgün Baba”nın “kapı”sı, en tepedeki kaya üzerindeki “topları”, “evi”, “yatağı”, “mezarı” ve “kız kardeşi” Haskar’ın “mağara”sı... Yani dağ kütlesinin her bir doğal parçası... Kendisini doğanın bir parçası saymaktan henüz uzaklaşmamış, “Doğa Ana”ya baş kaldırmamış, “İnşaat ya Resulullah” diyerek “betonatapar” hale gelmemiş insanlığımıza tercüme, mitsel simgeler... HHH Kemal Kılıçdaroğlu, “Düzgün Baba”nın eteklerinde emekledi, yürüdü ve onu bugün sarsılmaz bir “sakin güç” kılan en önemli erdemi orada kazandı. “Sabır” o erdem. O yüzden tehditlere, küfürlere, saldırılara, yoluna “b.k atıp” mermi dökmelere aldırmaksızın sabırla, tevekkülle günlerdir yürüyor da yürüyor. “Gelin canlar bir olalım, Tevekkel tu tealallah” dercesine!.. HHH Hak, hukuk ve adalet yolunda koskoca bir toplumun çaresizliğine de tercüman mahiyette bir tepki ve hak arayışı olarak başlattığı bu yürüyüşün 22’nci gününde dün eşlik ettim ona. Kendisiyle kısa bir yol sohbeti yapma imkânı da bularak... Onun ilk sözü, benim Cumhuriyet’e katkıma binaen, özellikle din üzerine yazdıklarıma ilişkin yorumlar oldu. Bu doğrultuda dertleştik biraz. Mealen aktarmak gerekirse Kemal Bey, “Biz [yani kendisini CHP’de bulan laik, sol, sosyal demokrat Türkiye] din konusuna uzak durdukça, ona daha yakından, ‘içeri’den bakmaktan kaçındıkça karşımızdakiler bu boşluğumuzu kullandı. Hâlbuki bizim dünya görüşümüz, insanlık anlayışımız, siyasi çizgimizde dine karşıtlık yok, onu anlama yönünde açıklık var” dedi. “Dine kayıtsız kalmak olmaz, aksine dine esas sahip çıkması gereken, hele ki böyle bir dönemde biz olmalıyız” şeklinde tercüme edilebilecek sözler sarf etti. Dine sahip çıkmak, yani kelimenin gerçek anlamıyla dindarlık... Ve dini oyuncak etmek, yani din bazlık!.. Kemal Bey’le şu aynı noktada bu luşarak sohbete son verdik: Din, dinbazlığa terk edilemeyecek, dinbazlara bırakılamayacak kadar ciddiyet, önem, özen ve hassasiyet arz eden bir husus... HHH Biraz da yürüyüşe ilişkin izlenimler: Kortejin ağırlık merkezi elbette liderin bulunduğu nokta. Ama en ön saftaki bu merkezi sırtlayan, arka sıralarda kale gibi, çok da öne çıkmadan sessiz sessiz, harıl harıl mekik dokuyan isimler, bir bakıma “isimsiz kahramanlar” olduğu noktasında da görüştüğümüz pek çok kişi hemfikir: Seyit Torun, Sibel Özdemir, Nurhayat Baltacı, Musa Çam, Ali Şeker, Ömer Fethi Gürer, Orhan Sarıbal, Nurettin Demir, Kadim Durmaz, Yıldırım Kaya bu çerçevede ilk elde zikredilenler. Adalet diye diye yollara düşmüş insanlara adında “Adalet” lafzı olan iktidar partisi destekçilerinden protestoların da bir parça “pörsüdüğü”nü de söylemek mümkün. Belki de böyle hiçbir yere varılamayacağını, sadece kendilerini küçük düşürdüklerini anlamış olsalar gerek. Hâlâ sağdan, soldan, köprü üstleri, bina tepelerinden ufak tefek lâf atmalar, Rabia “dörtleme”leri ve elbette “Reeecep Taaayyip Erdoğaaan” serenadları var tabii. Ama sadece “Adalet” diye çağıl çağıl akan suya yazı yazma kabilinden bir etkiye sahip olarak var. Protestoların bu şekilde “soğurulması”nda yine Kılıçdaroğlu başta olmak üzere parti sorumlularının sakin, sağduyulu, esnek hareket etmesinin de payı büyük. Mesela Veli Ağbaba anlattı, önceki günlerde korteje nefretle yaklaşıp kendilerini de Ak Parti’li olarak “ibraz eden” bir grup olmuş. Ağbaba, çok uğraşmış karşısındaki çakmak çakmak bakışları yumuşatmak için!.. Sohbetin önünü açmış, kayısı ikram etmiş ve sonuçta bir diyalog yaratabilmiş. Gruptan biri, ayrılırken kendi kendine (sunturlu bir küfür eşliğinde) sitemleniyormuş: “Şu işe bak, protestoya geldik, kayısıları aldık gidiyoruz!..” HHH Hasılıkelam bu, herkese açık bir “Gelin canlar bir olalım” yürüyüşü. Özgürlük ve demokrasi arayışında bir olalım yürüyüşü. Mutlu, huzurlu ve geleceğe güvenle bakan bir Türkiye için dinimiz, cinsimiz, dilimiz, fikrimiz, zikrimiz ne olursa olsun bir olalım yürüyüşü... HHH Bu yürüyüşü hep o klişe ve ucuz Demirel sözüyle küçümsemeye kalktılar: Yollar yürümekle aşınmaz diyerek... Yollar yürümekle aşınmaz, ama aşılır!.. Kılıçdaroğlu liderliğinde CHP, dinbaz totaliteryanizmin memleket sathında yaşam yolumuza döşediği “çakırdikenleri”ne hiç aldırmaksızın yolları katediyor, aşıyor. Ayrıca, yollar yürümekle aşınmaz da yolsuzluklara batmış ve zulümle abad olma yoluna girmiş dinbazlığın bu yürüyüşle hiç aşınmadığını da söyleyebilir misiniz?! Sizi bilmem ama... Dün İstanbul’un kapısına dayanan muhteşem topluluğun harmonisine; iktidara en yakın kuruluşların dahi yürüyüşün kamuoyunda alımlanmasına (kredisine) dair anket sonuçlarına; ve en önemlisi, yürüyüş karşısında ancak küfrün aczine düşmüş biçare ve zavallı saldırganlıklara bakıyorum da... “Düzgün Baba” şahit ben söyleyemiyorum!.. 1.5 milyon kişi bekleyecek Kılıçdaroğlu, bugün İstanbul sınırlarına girecek. Pendik ve Kartal’ın ardından pazar günü Maltepe’de yüzbinlerce kişinin katılması beklenen tarihi mitingde yurttaşlarla buluşacak CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, 9 Temmuz mitingi için hiçbir provokasyonun yaratılmasına izin vermeyecek biçimde hazırlıkları yaptıklarını kaydederek, “Alanda en az 1.5 milyon kişi olacak. Güvenlik önlemleri hem Emniyet’in titiz çalışması hem de partililerimiz tarafından en geniş şekilde alınacak. Pazar günü 5 bine yakın partilimiz alanda görevli olacak. Hiçbir partinin logosu, flaması olmayacak. Bir tek adalet logosu olacak” dedi. Canpolat, dün, Maltepe Sahil Alanı’nda yürüyüşün İstanbul programını ve miting programıyla ilgili hazırlıkları açıkladı. Canpolat, Kılıçdaroğlu’nun pazartesi günü de Enis Berberoğlu’nu ziyaret edeceğini söyledi. Canpolat, “Kılıçdaroğlu yarın saat 11.00 11.30 saatleri arasında İstanbul sınırlarına girecek. Genel Başkanımız yarın yürüyüşünü Tuzlaspor Stadyumu’na yakın bir bölgede noktalayacak. Cumartesi günü ise sabah saat 07.00’de yürüyüş başlayacak ve Kartal Dragos sahilinde sona erecek” dedi. Son gün Kartal sahilden miting alanına yürüneceğini belirten Başkan Canpolat, “Kılıçdaroğlu, 9 Temmuz Pazar günü saat 17.00’de Dragos Sahil’den yaklaşık 3 kilometrelik bir yürüyüş gerçekleştirerek Maltepe Sahili’nde kendisini bekleyen milyonlarla buluşacak. CHP İstanbul İl Başkanlığı olarak şu ana kadar 11 bin sivil toplum örgütü, meslek odası, siyasi parti ve derneklere davet gönderdik. Pazar günü sendikalar, meslek odaları, kitle örgütleri ve farklı dünya görüşlerine sahip sağdan sola adalet isteyen birçok siyasi parti burada olacağını teyit etti. Geniş bir yelpazede yalnızca adalet isteyen herkes burada olacak” diye konuştu. l İSTANBUL / Cumhuriyet a9r5a8çmkaalhdaırlılleadceank lleışmsCıraaanlalpardıovıl:aetamlınitaincgakiçöinnlyeamplıelarci aşköyça saydmMidaseeleaztlle2ılttltArımSeİdaesblapadetiihdrnaeyevnenıpe’tnyLerbardeEimnun8aDelaoll0iu’vağurehcaomniLkntaçlEraed9ekaDkcl.e5tinaafr8eleokdinklm.eloıgarraıkcae6lnatahnacakaiilşldaleavllkeeireğ.Aıstniiüdndsnzdaeadelesee6rtni2n0lluarnlıancdAaalka4.nıanmebnuhlaıznlsı unlaoşkıtlaabsiılihranzoırkbtau l 3 ayrı kurulacak. noktada seyyar tuvaletler hdvçlbdeaeeaiırzlldrplmdlşıırıoa1ervAebAllpmeaus3lulkaraiiy01dllan0unyiaçaıanoddnşianndaanladıgcetğçye2siatrıaasuttikadşçıh.mdTdtaıikraIraedRılatşatyı,hpırrayaybaılkolapaesaeuclntılrablpraaıaıcnuneaklcaaalkzaaçkrseyckıebo.n,aa.vağbkkdrkueaıiınvnkmyselyriehnaçebnadkaruveea CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat ve Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, Maltepe’deki miting alanında incelemelerde bulundu. YOĞUN MESAİ Pazar günü Maltepe’de gerçekleşecek Adalet Mitingi öncesi CHP’nin ilçe örgütleri sahaya inerek, alan çalışması başlattı. Kadıköy başta olmak üzere birçok ilçe örgütü, metro istasyonları, iskeleler ve otobüs duraklarında bildiri dağıtarak, İstanbul halkını mitinge davet etti. CHP Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin, “Ge nel Başkanımızın adalet yürüyüşünün tamamlanacağı Maltepe sahilindeki büyük mitinge Kadıköy’den yüz binlerce kişiyle katılacağız. İlçe örgütümüz, 100 bin bildiri, çırakartma ve dövizle meydanlarda ‘adalet’ diye haykırıyor. Çalışmalarımız yarın akşama kadar sürecek. Tüm İstanbulluları mitinge bekliyoruz” dedi. Hak verilmez alınır Sisli ve kirli iktidarlara karşı yapılan barışçıl tüm hareketler şiddetin hedefindedirler. Silahsız pasif direniş eylemlerini, haktan, hukuktan, adaletten bahseden söylemleri kana bulamak... Ve haklı öfkesi ve demokratik talepleriyle sokağa çıkan insanları; Bir bombayla, bir silahla, bir suikastla yıldırmak... Karanlık akılların en iyi kullandığı enstrümandır. Bugüne bu enstrümanların korkunç marifetleriyle geldik. Bir düğmeye basıldığında hortlayan, başka bir düğmeye basıldığında ortadan kalkan terörün güttüğü bir toplum olmanın yıkımını ziyadesiyle yaşadık. Nihayetinde bir ülke her kesimden ayağa kalkmış insanıyla omuz omuza yürümeye başladı. İçeride, yağmalanan bir hukukun esir aldığı yığınla insan; Dışarıda kararlı bir kalabalık, bu yağmaya başkaldıran. Onlar... Yürüyorlar. Ve bir gün her şeyin değişeceğine içtenlikle inandıkları bu ülkede değişimin adaletten başlaması gerektiğini biliyorlar. Onlar... Hak, hukuk, adalet diye haykırdıkça... Şiddetten uzak, barışçıl bir dili kararlılıkla konuştukça... Kontrollü bir öfkeyle ve haklı bir itirazla dağları, ovaları, yolları aştıkça; İktidar başına gelebileceklerden ürküyor ve menşei şaibeli bir şiddet ihtimaliyle kendi niyetini perdeliyor. Bu adaletsiz ve karanlık iktidar... Kendi egemenliğinin sürekliliği için şiddetin yıkıcılığına ve caydırıcılığına güveniyor. Değil şiddete yol açmak, zemin hazırlamak, göz yummak, sadece bu güvenle bile büyük ve tarihi bir suç işliyor. Şiddet ondan medet umanlar için kısa vadede kârlı bir yatırımdır. Ama uzun vadede onu yaratanı, ona yaslananı, planlarını onun etkilerine göre yapanları hedefler. Bugüne kadar ülkeyi kasıp kavuran şiddetin meyvesini bol bol yiyenler; Şu anda OHAL olmasa iktidarı artık ellerinde tutamayacaklarını çok net görmekteler. Herkesin gözünün içine baka baka yürüyüşe izin vermekten bahsetme cesaretini OHAL’den alan iktidar, aslında adalet için yollara koyulan kalabalıklara “Size verecek adaletim yok benim” diye meydan okuyor. Adaletin kılıcını tekeline almış; önüne çıkana sallıyor. İktidardakiler; Hak olan, hukuk olan, meşru olan, kitlesel olan bu eylemin karşısında; Adaletsizlikten sonsuza kadar nemalanarak kendi diktalarını tamamlama derdindeler. O yüzden adalet için yürüyen kalabalıklara şiddet olasılığını işaret ederek gözdağı vermekteler. Tehditlerini ülke tarihinin en dikkatli, en kontrollü, en kalabalık ve barışçıl eyleminde, muhtemel saldırganlara değil, muhtemel mağdurlara yöneltmekteler. O yollara düşenler, o günlerdir yürüyenler, evet bir duvara doğru yürüyorlar, ama duvara ulaştıklarında durmayacaklar. Su gibi, rüzgâr gibi, sis gibi engelleri aşarak ve kendi yollarını bularak, taleplerinin haklılığından güç alacak ve o duvarı aşacaklar. Çünkü adım adım adalete doğru gidenlerin ve tehditlere kulak asmamayı seçenlerin bildiği çok önemli bir şey var: Her türlü kötülük nihayetinde ardına saklandığı duvarın altında kalır; Ve hak denen şey verilmez alınır. MALTEPE’DE ADALET NÖBETİ Hukuk siyasallaştı ülke kaosa sürüklendi CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın Maltepe Cezaevi önünde başlattığı “Adalet Nöbeti” devam ediyor. Nöbetin 22. gününe, CHP Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu ve Maltepe ilçe örgütü üyeleri katıldı. Sabahın erken saatlerinde başlayan nöbete katılım yoğundu. Nöbeti ziyaret eden CHP Mersin milletvekili Serdal Kuyucuoğlu Türkiye’nin hukuk devleti olmaktan uzaklaştığını ifade ederek, “Tüm ikazlarımıza rağmen bu ülkede hukuk işlemez hale geldi. Hukuk ve adalet herkese lazım, sadece Enis Berberoğlu için yürümüyoruz. Ülkede adaletin sağlanması için yürüyoruz. Biz bu devletin tekrar hukuk devleti olmasını istiyoruz” dedi. Hukukun siyasallaşmasının ülkeyi kaos ortamına sürüklediğini ifade eden Kuyucuoğlu “4 bin 300 hâkim ve savcı görevinden alındı. Yerine iktidarın kendi düşüncesinde olan insanlar getirildi ve bunların çoğu partili. Partili olan insanların hukuku doğru yorumlaması, adil davranması mümkün değil. Artık iktidarın düşüncesinde olmayanlara, ülkede yaşama şansı bırakılmadı. Biz bu ülkede hak, hukuk, adalet sağlanıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. l İSTANBUL/Cumhuriyet C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog