Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 3 Temmuz 2017 EDİTÖR: ALPER İZBUL TASARIM: BAHADIR AKTAŞ Er Serter’i unutmak Devlet ve hükümet, 21 aydır IŞİD’in elinde olan ve yakıldığı iddia edilen er Serter Taş’ı unuttu. Taş ailesi 21 aydır oğullarından haber bekliyor Kilis’te askerliğini yaparken IŞİD tarafından kaçırılan ve aralık ayında örgüt tarafından yakı larak şehit edildiği iddia edi len er Serter Taş’ın durumu bilmeceye dö nüştü. “Perişan haldeyiz” diyen baba Aydın Taş, kimsenin oğluy la ilgili bilgi ver ALİCAN ULUDAĞ mediği, durumlarını sormadığı nı ifade etti. Ba ba Taş, oğlunun yaşayıp ya şamadığının tespiti amacıyla Iğdır’da gaiplik davası açtı. Kilis’in Suriye sınırında ko nuşlu Şehit Mehmet Hudut Karakolu’nda görevli asker ler devriye gezerken IŞİD’li te röristlerin saldırısına uğradı. Saat 18.15 sıralarındaki saldı rı sonucu er Yusuf Beylem şe hit oldu, 21 yaşındaki Serter Taş ise kaçırıldı. Dönemin Ki lis Valisi Süleyman Tapsız, ilk açıklamada Türk askerinin yakı olayı Suriye’den larak şehit edilmesi Türkiye’ye geçme ne ilişkin video ya ye çalışan kaçak yımladı. O görüntü çı grubunun yap lerdeki askerlerden tığını, ‘bir askeri biri de Serter Taş’tı. mizin de kayıp’ ol Ancak bütün devlet duğunu kaydet ve hükümet yetkili ti. Ancak Genel leri, görüntülerle il kurmay Başkanlı gili sessiz kalmayı ğı, saldırının IŞİD Serter Taş tercih etti. bölgesinden yapıldığını açıkladı. Kilis Emniyet Taş ailesi: Perişanız Müdürlüğü tarafından teknik Iğdır’ın Aralık ilçesinde ya takibe alınan Suriye uyruklu şayan Taş ailesi, 21 aydır oğul ‘İsa’ isimli şahsın bir görüşme larının yolunu gözlüyor. Te de, sınırı geçerken ‘Ebubekir’ lefonla ulaştığımız baba Ay kod adlı İlhami Balı’nın ateş dın Taş, “Perişan durumda ederek bir askeri şehit ettiği yız” dedi. Devletten kimsenin ni, diğerini de yanında götür kendilerini arayıp sormadığı düğünü söylediği tespit edildi. nı belirten Taş, “Bu aile ne ya Bu er, Serter Taş’tı. Olayın ar pıyor? Bu çocuğa sahip çıkıl dından IŞİD bölgesi top atışla dı mı çıkılmadı mı diye kimse rıyla vuruldu. Ancak 1 Ekim bilgi vermiyor” diye konuştu. 2015’ten bu yana Serter Taş’ın Şu anda maddimanevi kim kurtarılması çalışmaları so seden destek görmedikleri nuçsuz kaldı. nin altını çizen Aydın Taş, “Bı IŞİD, 22 Aralık 2016’da iki rakın desteği, kimse bilgi da hi vermiyor. Sadece biz aradığımızda sabredin diyorlar. Genelkurmay’dan Milli Savunma Bakanlığı’ndan randevu talebinde bulunduk. Sadece oyalıyorlar. Görüşemedim. Çalışmalarımız devam ediyor diyorlar” diye konuştu. Eşinin psikolojik durumunun iyi olmadığını ifade eden Taş, “Bazen uykudan uyanıyor ve oğlumu getir diyor. İlaçla ayakta duruyor. Ama nereye kadar? Yakında iki yıla gireceğiz. Devlet ne yapıyor? Bu aile ne ile geçimini sağlıyor diye kimse bizimle ilgilenmiyor. Oğlumla beraber askerlik yapanlar şimdi ailelerinin yanında. Ama bizim oğlumuz ortada yok. Tek umut Allah’a kalmış” ifadelerini kullandı. Iğdır’da oğlunun kayıp olmasıyla ilgili gaiplik davası açtığını kaydeden Taş, “Nereye başvurduysam bir şey demediler. Sağ olup olmadığının tespitini istiyorum” dedi. l ANKARA AB ile yeni eksen Kıbrıs Avrupa Birliği ile müzakereler fiilen yürütülemezken, Kıbrıs müzakereleri üzerinden TürkiyeAB ilişkilerine yeni formüllerle çözüm aranıyor DUYGU GÜVENÇ İsviçre’nin CransMontana kentinde Kıbrıs müzakereleri devam ederken, fiilen sürdürülemeyen müzakerelerde TürkiyeAB ilişkileri de yeni bir eksene oturuyor. Türkiye ile AB arasındaki müzakere süreci, hukukun üstünlüğü ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle fiilen ilerlemezken, Brüksel için, “Gümrük Birliği’nin (GB) güncellenmesi, Kıbrıs müzakereleri ve vize serbestisi” arasında yeni bir denklem oluşturdu. Üst düzey bir AB yetkilisi, “Kıbrıs ve GB birbirini pekiştiren bir süreç” derken, Ankara’nın adadaki Türk ve Rum vatandaşlarının eşit haklara sahip olmasına yönelik talebinin de vize serbestisi ile çözüleceğini savundu. TMK’de değişiklik beklentisi AB, vize serbestisi konusunda Türkiye’nin Terörle Mücadele Kanunu’nda yapacağı değişiklikleri 1 yıldan uzun süredir beklemeye devam ediyor. Brüksel’in umudu, Ankara’nın önerisini bu defa da 25 Temmuz’da yapılacak üst düzey siyasi diyalog toplantısında sunması. Ancak Ankara, şu ana kadar sunacağını söylediği bu yasal düzenlemelerle ilgili Brüksel’e bilgi vermedi. Brüksel, devam eden Kıbrıs görüşmelerini de kritik önemde görüyor. AB yetkilisi, “Kıbrıs’ta bir çözüm olduğunda, Türkiye ile ilgili birçok itiraz noktası ortadan kalkacak. Bu Kıbrıs için de çok önemli çünkü çözüme dair bir işaret geldiğinde, bu GB’ye de yarayacak” yorumunu yaptı ve Türkiye ile katılım müzakereleri nasıl devam ederse etsin GB’nin modernize edilmesi gerektiğini belirtti. Ancak Başbakan Binali Yıldırım ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun adadaki Türkiye vatandaşlarına, adadaki Yunanistan vatandaşlarıyla eşit haklar isteği, Brüksel cephesine göre şöyle sağlanacak: “Malların serbest dolaşımı GB ile seyahat serbestisi de Schengen vize sistemine geçişle.” Temmuzda yoğun trafik GB’nin güncellenmesi için Avrupa Birliği Konseyi’nin Komisyon’a vermesi beklenen yetki de Malta dönem başkanlığında sağlanamadı ve Estonya’nın bu ay başlayan dönem başkanlığına kaldı. Erdoğan’ın Brüksel ziyaretiyle birlikte ABTürkiye ilişkileri ivme kazanırken 5 Temmuz’da Ulaşımdan Sorumlu AB Komiseri Türkiye’ye gelecek. Onu, 6 Temmuz’da Genişlemeden Sorumlu Komiser Hahn’ın Ankara’ya yapacağı ziyaret takip edecek. 12 Temmuz’da ise Tarımdan Sorumlu Komiser Ankara’da olacak. Ardından da 25 Temmuz’da bakanların katılımıyla üst düzey siyasi diyalog toplantısı yapılacak. Ancak Erdoğan’ın istediği AB ile Türkiye arasındaki zirve için yine tarih yok. AB yetkilisi, böyle bir zirvenin yapılması için somut sonuç alınacak bir mutabakat sağlanması gerektiğine işaret etti. Bunda Ankara’nın Terörle Mücadele Yasası’nda değişiklik yapmaya yanaşmamasının etkili olduğu belirtildi. l ANKARA Aydın Ahi içinSuikast sonucu öldürülen Ahi’nin cenazesine Bakan Soylu da katıldı. cenaze töreni Aydın Ahi AKP Özalp İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Ahi (62) için Van’da İskele Caddesi üzerindeki Hazreti Ömer Camii’nde düzenlenen cenaze törenine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Van Valisi Murat Zorluoğlu, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Arif Çetin, Ahi’nin yakınları ve Vanlılar katıldı. Soylu, Ahi’nin kız kardeşi Fatma Gencer ve oğlu Atilla Ahi’yi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile telefonda görüştürdü. Cenaze töreninde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, terörle mücadelede kararlılık mesajla rı verdi. Soylu, “Esas itibarıyla kardeşliği katletmeye çalışıyorlar. Gece yarısına kadar Van, Diyarbakır, Şırnak, Mardin’in caddelerinde insanların dolaşmasını katletmeye çalışıyor. Bunun bilincindeyiz. Birliğimizi, beraberliğimizi bozamayacaklar” diye konuştu. 24 saatte ikinci suikast Diyarbakır’ın Lice ilçesinde cuma gecesi AKP İlçe Başkanı Orhan Mercan’ın öldürülmesinin ardından cumartesi gecesi de Van’ın Özalp ilçesinde AKP İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Ahi PKK’li teröristler tarafından öldürüldü. Saldırının ardından 16 şüpheli gözaltına alındı. Van’ın Özalp ilçesine bağlı Boğazkesen Mahallesi’nde önceki gece saat 22.30 sıralarında PKK’li teröristler, AKP İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Ahi’nin evine giderek, silah zoruyla evinden çıkardı. Ahi’yi dışarı çıkarıp bir araca bindiren PKK’li teröristler mahalle dışında otomatik silahlarla 6 el ateş açarak kaçtı. Saldırganlar kaçarken, silah sesleri üzerine olay yerine giden mahalle sakinleri, Aydın Ahi’yi kanlar içerisinde buldu. Ağır yaralı olarak özel araçla Özalp Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Ahi, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. l İHA/DHA ‘BENİ DE ÖLDÜRECEKLERDİ’ Diyarbakır’ın Lice ve Van’ın pısıyla birilerinin yavaşça oynadığını du Özalp ilçelerinde yup hemen silahına AKP ilçe başkan yar sarılıp beni uyardı. dımcılarına yapı Pencereden baktığı lan suikastın yankı mızda evin çok yakı ları sürerken, AKP nında kendilerini ka Hakkâri 26. dönem mufle etmiş kişiler milletvekili adayı göründü. Kardeşim Mehmet Fırat, ken ateş edince kaçma disine suikast girişiminde bulunuldu Mehmet Fırat ya başladılar. Özellikle Doğu ve Gü ğunu iddia etti. Fırat, önceki neydoğu’daki dava arkadaş gece kendisini öldürmek için larım oldukça dikkatli olmalı teröristlerin evlerine sızdı dırlar. Güvenlik güçlerine ha ğını ifade ederek, “Alt katta ber verdik ve inceleme de oturan kardeşim evin dış ka vam ediyor” dedi. l İHA Suikast hazırlığındaki PKK’li yakalandı Terör örgütü PKK’ye 2007 yılında katılan, Kandil’de teröristlere suikast ve saldırı eylemi eğitimi veren “Rozin” kod adlı terörist Mevlüde G.’nin, bir süre Mardin’in Dargeçit ilçesindeki yakınlarının yanına geldiği ve suikast hazırlığında olduğu bilgisine ulaşıldı. Mevlüde G., Dargecit İlçe Emniyet Amirliği ekiplerince önceki gece ilçenin Saray Mahallesi Mezopotamya Caddesi’nde yakalandı. Üzerinden ablasına ait kimlik çıkan teröristin kaldığı evde yapılan aramada, 7.65 mm çapında 1 tabanca, 2 şarjör, 18 mermi, el bombası, TNT, 4 bomba alıcısı, 3 verici, 2 güç kaynağı, zaman ayarlı anahtar sistemi ve elektrikli fünyeler ele geçirildi. l DHA haber 5 Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri Radwan Ziadeh (biz Rıdvan Zayda diyoruz), Suriyeli bir ‘muhalif’miş, yok öyle sıradan bir Esad muhalifi değil, 2011’de başlayan Suriye sürecinde aktif rol alanlardan biri. Bu süreçte, rejim değişikliğini hedefleyen başta Suriye Müslüman Kardeşleri olmak üzere çeşitli gruplar ile bağlantılar kurmuş, toplantılar düzenlemiş, Özgür Suriye Ordusu’nun İstanbul’da düzenlenen toplantılarına katılmış, kitaplar yazmış. O dönem çok itibar görmüş; Harvard ve Georgetown üniversitelerinden burs almış (New York Times, 2425 Temmuz 2017). Sonra belli ki Suriye’den ümidini kesmiş, ‘madem Suriye’ye demokrasi getiremiyorum, bari demokrasinin beşiği ABD’de yaşayayım’ demiş, mülteci olmak için başvurmuş. Zaten eşi ile on yıldır, geçici izinler ile ABD’de yaşıyormuş, çocukları orada doğmuş, ayrıca ‘ABD’yi çok seviyormuş, tüm ülkeyi gezmiş, hatta tüm Başkanlık kütüphanelerini ziyaret etmiş’miş. Ama, heyhat mülteci başvurusu geçen haziran ayında reddedilmiş, kendisine bildirildiğine göre sebep, ‘terörist gruplar ile görüşmüş olması’ imiş. Şimdi, ‘benim görüştüğüm grupları ABD destekliyordu, silah, para yardımı yapıyordu’ diye çırpınmakta. Tam bir skandal denebilir, ama öyle değil, çünkü böyledir bu işler. Bu kardeşimiz belli ki, kendinden önce böyle nice vaka olduğundan habersiz, pek tarih bilgisi olmayan biriymiş. Uzun boylu tarih bilgisi de değil, Afganistan ve Irak’ta olanlardan habersizmiş. Şimdi gelin de, Rıdvan Bey’in başına gelenler ile, Katar’ın başına gelenlerin ne kadar benzer olduğunu düşünmeyin. Şimdilerde, başı ABD ve onun bölgesel müttefiki Sünni ekseni ile belaya giren Katar’da aynen Rıdvan Bey gibi, zamanında ABD’nin ve müttefiklerinin teşvik ettiği işlere girişmiş idi. O zamanlar, hiç değilse Perwez Müşerref’in anılarını okumuş olsalar belki daha tedbirli davranırlardı. Katar olayı tabii daha büyük çapta bir mesele, ama sonuç çok benzer değil mi? Bırakın ABD’nin teşvik ettiği işleri, Katar ile şimdilerde baş düşman kesilen Suudi Arabistan ve BAE, zamanında aynı yolda yürümüyorlar mıydı? Bahreyn’deki gösterileri sindirmek için onların yanında askeri müdahaleye girişmemiş miydi? Şimdi yakınlaşmakla suçlandığı İran’a karşı, Suriye’de vekâlet savaşı veren Katar değil miydi? Tabii, bir de Müslüman Kardeşler meselesi var. Katar, ‘bağımsız İslami, antiemperyalist siyaset’ çerçevesinde Müslüman Kardeşleri, desteklemeyi sürdürdüğü için cezalandırılıyormuş. Cezalandırıldığı doğru da, zamanında şimdi karşı çıkanlar da Müslüman Kardeşler’i destekliyordu. Suudi Arabistan baş finansörleri idi. Suriye Müslüman Kardeşleri, İngiltere’nin bağrında yaşamını sürdürebilmiş bir örgüt. Gannuşi liderliğinde Tunus kolu Fransa’da sürgün olmanın ötesinde, 2000’li yılların başında, ABD başta, Batı dünyasında ‘Müslüman Demokrasisi’ tezi ile pek parlatılmış, çok tedavüle sürülmüş idi. Mısır merkezli esas Müslüman Kardeşler Hareketi’nin geçmişi de fazlasıyla tartışılır. Yok, bazılarının hızlıca tanımladığı gibi, ‘Batı maşası’ falan değiller, ciddi bir toplumsal dinamiği temsil ettikleri inkâr edilemez. Sekülerleşmeye karşı tepkileri, pek çok zaman Batı siyasi çıkarları ile buluştu diyelim. Ama, bu işlerin düğümünü çözmek için Soğuk Savaş dönemine gitmek gerekiyor, o dönem komünizm ve Sovyetler ile mücadele, Müslüman ülkelerde, büyük ölçüde İslami hareketlerin desteklenmesi üzerinden yapıldı. Soğuk Savaş sonrası, bu bağlar şekil değiştirdi, Arap Baharı esnasında yine sempatik havalar esiyordu. İslamcılık, İslami hareketler, siyasetler söz konusu olduğunda, ne bunların toplumsal karşılıklarını yok sayalım, ne de onlar, geçmişlerini sorgulamaktan imtina etsinler. Şimdilerde en büyük siyasi tehdit olarak FETÖ diye adlandırılan Gülen hareketi, bu çerçevede değerlendirebileceğimiz örneklerin başında geliyor. Hiç olmazsa, oradan yola çıkıp sahici bir geçmiş ve durum değerlendirmesine vesile olsa. YÜKSEKDAĞ İÇİN ÇAĞRI: Bu duruşmaya hep birlikte sahip çıkalım HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, tutuklu bulunduğu dosyadan 8 ay sonra 4 Temmuz Salı günü saat 14.00’te Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hâkim karşısına çıkacak. Gazete Duvar’ın habere göre, 4 Temmuz’da görülecek duruşmada Yüksekdağ’ı bin avukatın savunması bekleniyor. Duruşma için HDP’nin Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu özel bir çalışma yürütüyor. HDP duruşma öncesi Anayasa Mahkemesi önünde basın açıklaması yapacak. HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, milletvekilliği ve parti üyeliği düşürülen HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın duruşmasına katılım çağrısı yapıldı. Dihaber’e konuşan Kemalbay, Yüksekdağ’ın demokrasi, özgürlük ve barış mücadelesinde çok önemli bir yeri olduğunu belirterek, “Radikal ve dik bir şekilde sözünü söyleyen bir kadın siyasetçidir. Böyle bir kadın siyasetçiyi ezmek, tasfiye etmek için planlanmış bir saldırı ile karşı karşıyayız. Egemen söylemi tersyüz eden duruşu ve söylemi sistem Figen Yüksekdağ de rahatsızlık yaratıyor, bu saldırı bu yüzdendir. Onun mücadelesi içeride sürüyor. Biz de aynı zamanda bütün toplumsal alanlarda bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Kadınların mücadelesi; baskıyla, tutuklama ve rehin almayla engellenemez. Figen yoldaşımız da bu mücadelede önemli bir semboldür. Şu anda hukuk tamamen rafa kaldırılmış durumda, Saray’dan gelen talimatlar üzerine bu fezlekeler hazırlanıyor. Figen Yüksekdağ’ın 8 Mart selamlamasını bile suç unsuru sayan trajikomik bir sistem ile karşı karşıyayız. Biz bu duruşmaya gideceğiz. Bütün kadınları da bu duruşmaya sahip çıkmaya çağırıyoruz. Hep birlikte yoldaşımızın yanında olacağız” ifadelerini kullandı. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog