Bugünden 1930'a 5,492,155 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 24 Temmuz 2017 EDİTÖR: ŞEHRİBAN KIRAÇ TASARIM: BAHADIR AKTAŞ Oteli 2 aydoldurmakla ayakta kalmak zor9aEtyseksdiidoselleunrydu Prontotour Yönetim Kurulu Başkanı Ali Onaran: İki ay çalışacağım ama 12 ay boyunca giderlerimi karşılayacağım, tesisi ayakta tutacağım. Yok öyle bir dünya ŞEHRİBAN KIRAÇ Turizmde gün geçmiyor ki yeni bir kriz çıkmasın. 2015 sonundan itibaren kan kaybeden sektö rü şimdi de Almanya ile ya şanan politik gerginlik etkili yor. Prontotour Yönetim Ku rulu Başkanı Ali Onaran, “Son 2 yılda yaşadıklarımız bizi öy le bir geriye götürdü ki. Fiyat lar neredeyse 10 yıldan daha fazla geriye gitti. Avrupalı ar tık ben Türkiye’ye gelmem di yor. Politik söylemleri değiş tirmemiz gerekiyor” dedi. Türkiye’nin önde gelen tur şirketi Prontotour Yönetim Kurulu Başkanı Ali Onaran ile turizm sektörünün içinde bulunduğu kriz ve çıkış yolla rını konuştuk. n 2017 turizm açısından iyi başlamadı, nasıl geçiyor sezon? kurtuluş arı İki ay otelleri doldurarak 12 ay ayakta kalmak çok zor. İki ay çalışacağım ama 12 boyunca giderlerimi kar Prontotour’un patronu Ali Onaran, arkadaşımız Şehriban Kıraç’ın sorularını yanıtladı. Politik söylemler değişmeli şılayacağım. Tesisi ayakta tu tacağım, yok öyle bir dünya. O zaman ürünü beş katına satmam lazım ki sistem yürüsün. Temmuz ağustosta Antalya zaten dolu oluyor. Ama otelin en az 6 ay dolu olması gerekiyor. Geçmişte Türkiye’de 6 ayı 9 aya çı n Turizmde fiyatların eski seviyeye dönmesi ne kadar zaman alır? 2014 seviyesindeki fiyatları 2019’da yakalasak iyidir. O da her şey çok iyi giderse... Herkesin hadi artık Türkiye’ye gidelim de Almanya’da yüzde 10 daha artırdığımızda yarım milyon daha turist getirmiş olacağız. Batı bizim için büyük potansiyeldir. Türkiye’ye gelen turistin yarıdan fazlası Avrupa’dan geliyor. Tek bir yerden ge alternatif ülkelere bakıyor musunuz? Yeni bir pazara girmek zordur. Çok iyi anlaşmanız, ülkeyi çok iyi tanımanız gerekiyor. Ben geldim Türkiye’nin turizm bölgelerini satıyorum demekle bu karmıştık. Kışın yurt dışın mesi gerekiyor ki fiyatlar len turiste bel bağlamak da işler olmuyor. Son 23 yıl dan futbol kulüpleri alterna yükselsin. Hâlâ Avrupa pa tehlikeli. Rusya örneğinde dır başka pazarlar üzerin tif turizm imkânlarımız vardı. zarı düşüşte. Avrupa bölge bunu gördük. Turizmi çeşit de çalışyoruz. Güney Afri Ege’de bile kışın hafta sonla si artık ben Türkiye’ye gel lendirmek çok doğru. Ama ka, Latin Amerika pazarla rı küçük tesisler doluydu. So mem diyor. Bunda politik Avrupa’yı unutmamamız rına girmiştik. Oralardan nuçta turizm bu noktalara ko söylemler çok rol oynuyor. gerekiyor. çok az sayda kişi getirme lay getirilmedi. Ciddi emekler çok ciddi ya Bunları aşmamız lazım. Çünkü bizim yakın çevre Müşteriyi kaptırdık ye çalışıyoruz. Ama sizin Brezilya’dan getireceğiniz tırımlar var. Son iki yılda yaşa 2017 Prontotour mizden turist getirme dıklarımız bizi için nasıl geçecek? miz gereki tiBlgdntötfvdaçiaaüyaeaeeuyilnrçrlngnrya4debıİeeetans0üddrudlrgtadl’iaeielaelikçyr’aha.ynrdiAieryİnias.dabys.nüeg.cküufedziiFai1şltegzit0yiö.aytıllaarGsrrlyysieuaayıeaankzcllikç.1eşevg5nkıeBitnekreıelnsbuk.elylrkİımieEityernyoanaastodıılmeynllakkyrboebl1niidueT5adşurByıdzmeLgievspuT.ya’gayaneıeeaCızyneidlrzdmydi.ıaTitvaralzeaBişouüma2rarabrmiıirrrns0zndyğudk.auy0aodiNleıznukeronyar’nlc.o.dmrıdnıkbŞıBeyralpfluiamaüiiülanvmzlkdrrayzzeida.ısömndlüdrlayKaodnekieanuntFeebcpur7rrdeiuaahırr5yağimnehs’boeirtzaudyi.voaetruHm.ÇçrBfidarleiirşmuenınisuibkuumdzndst’azanidtiuiaşgy;y.asçuesutmeHDoatdianantaoaiarinnrnğn idtdaydçüroeıii.rt.nnı22İfşçi0ksayyo’atlaıgunirltkidşrldüaiıakzsiçrlımeadmnynyadıefılplaaysvüarzİ.taBOlyaralYtk’ayluaalarnaFtmlgdartaöuraışnrtvı5isünse.artd5üOrvaguygnereozett.iaİrcstiureaeAizylyvkeoiakranu’ildnıpfyacaoanizrsvlaıaşrrria..dgdaeaçleı+nkczı1aelieg2r0knrde0.kistımAğiaabrımtyiidmınıniaskıakızi n Sizler elinizden geleni yapsanız da politik söylemler değişmezse Avrupa’dan turist gelir mi? Evet bazı ülkelerden politik söylemlerden dolayı gelmiyorlar. Avrupa’da aşağıya gidiş devam ediyor. Bir süre daha devam edecek. Başka yere kaptırdığımız müşteriyi kolay kolay geri alamayız. Biz turizmciler olarak hazırız, yeter ki bir şeyler yapılsın, söylemler değişsin. Bir noktadan sonra artık olay düşük fiyata bakmıyor. İtalyaya giden turist ortalama 1100 Avro harcıyor, bize gelen 700 dolar civarında harcıyor. n Yurtdışından turist getirirken Avrupa yerine potansiyelle Fransa’dan getireceğiniz potansiyel aynı olamaz. Fransa’dan 3 saatte Brezilya’dan 13 saatte getirebiliyorsunuz. Şu anda herkes aman Türkiye’ye gidelim diye beklemiyor. Gidiyorsunuz çalışıyorsunuz, getirmek için ödül veriyorsunuz. Yıllardır çalıştığınız müşteriye karşı rahatsınız artık kendinizi ıspatlamışsınız. 10 yıldır Ege bölgesine Fransız getiriyoruz. Biz onları onlar bizi tanıyor. Çok daha rahat pazarlık yapıyorsunuz. Şimdi yepyeni pazara girdiğinizde siz 10 diyorsunuz o fiyata 5 diyor. O yüzden yeni pazar o kadar kolay değildir. Türkiye şu anda net olarak bunları yaşıyor. Yeni pazar size fiyat dayatıyor. CİDDİ İPTAL YAŞANDI n Şu anda pazarda bir canlanma yok mu? Bu yıl Türklere dönük iç turizmde ciddi kıpırdanma olduğunu görüyoruz. Bu da 2016’nın yaz tatilini halk maalesef 15 Temmuz darbe girişiminden dolayı yapamadı. Hem çok ciddi iptaller yaşandı, hem de insanlar rezervasyon yapmadı. Bundan dolayı şu anda ciddi bir kıpırdanma görüyoruz. Biz geçen yıl hem yeni rezervasyon almazken hem de elimizdeki rezervasyonların yüzde 20’sini iptal ettik. Onun etkisiyle de şu anda yüzde 25 büyüyoruz. Büyüme sevindirici ama bu geçen yılki ötelenen taleplerden kaynaklandı. n Siz ağırlıklı olarak yurtdışına turist götürüyorsunuz, orada nasıl bir grafik var? Bizim işimizin yüzde Yüzde 90 yurtdışı. Çok büyük bölümü geçen yıl iptal etti. Darbe girişiminden sonraki İlk 2 ay tamamen durdu. OHAL’den dolayı izin almak ve yurtdışında gitmek çok zordu. Yüzde 20’lik iptal senenin ikinci yarısına yansıdı. Fatura 20 milyon TL n İptal edenlerin hepsi bu yıl geri döndü mü? Geçen yıl iptal eden eden müşterilerimizin yüzde 7580’e yakınını biz şimdiye kadar tatile götürdük. Geçen yıl yurtdışına giden 8 bin kişilik iptalimiz sözkonusuydu. Geçen yılki iptallerin bize faturası 20 milyon TL oldu. Bununla baş etmeye çalıştık. Ciromuzda yüzde 15 kayıp oldu. Yurtdışına yaklaşık 100 bin kişi taşıyoruz. Yurtiçinde de 10 bin kişi. n Kurlarını artması yurtdışına gidenlerin sayısını etkiledi mi? Biz yurtdışına dövizle götürüyoruz. İki yılda döviz bazında fiyatlarımızı yüzde 10 aşağıya çektik. Müşteriye daha uygun paketler hazırlıyoruz. 600 Avro’ya sattığımız paketi şu anda 540 Avro’ya satıyoruz ki bu az bir indirim değil. n Rezervasyon alışkanlıklarında değişiklik oldu mu? İstikrar bozulduğu zaman ve belirsizlik arttığında rezervasyonlar genellike son dakikaya kalıyor.Ortalama 90 gün olduğunda ekonomi iyi keyifler yerinde diyoruz. 15 Temmuz sonrası 50 güne kadar düştü. Bu kötü. Şimdi 70 günlerdeyiz. Kriz Almanya’dan turist sayısını düşürebilir 2017 Mayıs’ta sektördeki nakdi kredi miktarı 57 milyar dolara çıktı. Turizmde batık kredi oranı arttı Turizm kredileri 3.5 yılda ikiye katlanırken, batık kredilerin toplam içindeki payı da yükseldi. Bankalar Birliği’nin verilerine göre turizm sektörünün 2012 mayıs ayında 18 milyar olan nakdi kredi miktarı 2017’nin aynı döneminde 57 milyar dolara ulaştı. Bu kredilerden hacmi 17.5 milyar dolar olan ve yaklaşık 2.5 milyar dolarlık ödemeyi geçen yıl yapması gereken turizm sektörü için 2016 yılının nisan ayında önemli bir karar almıştı. turizmgazetesi.com’un haberine göre sektör tarihinin en ağır krizini yaşadığı dönemde krizin dibe vurduğu 2016’de bankaların turizme kullandırdığı toplam nakit krediler içinde geri dönüşü sorunlu ‘batık kredi’ oranı yüzde 2.2 iken bu oran 2017’de 2.3’e yükseldi. l Ekonomi Servisi Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in Türkiye politikasında değişiklik açıklaması ve Türkiye’ye seyahat uyarısının sertleştirilmesinin ardından gözler bir yandan turizm sektörüne çevrildi. Gabriel, “Peter Steudtner olayı, Türkiye’de Alman vatandaşlarının keyfi tutuklamalar karşısında güvende olmadığını gösteriyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’deki terör saldırıları, darbe girişimi ve iki ülke arasındaki siyasi gerginliklerin son dönemde turizme olumsuz etkileri olmuştu. 2016’da Türkiye’ye 4 milyon Alman turist seyahat etti. Rekor kırılan 2015’e kıyasla, 2 milyon düşüş yaşandı. Alman Seyahat Acentaları Birliği’nin (DRV) ilk basın açıklamasında, gelişmelerin nasıl ilerleyeceğini ‘gelecek gün ve haftalardaki rezervasyonların göstereceği’ kaydedildi. Alman seyahat acentesi şirketi TUI’den DW Türkçe’ye yapılan açıklamada, “Türkiye önceki yılların rezervasyon seviyesine ulaşabilmiş değil” ifadesini kullandı. İptaller için anlayış DRV’den Torsten Schäfer de “Değerlendirmeleri aylık olarak alıyoruz. Yani temmuz ayına ait verileri ağustos ortasında alacağız. Seyahat bürolarına ve acentalarına müşterilerden bazı sorular geliyor” dedi. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy ise, “Siyasi gerginliğin turizmi etkilememesi için gayret gösteriyoruz. Herkesin elinde kontratı var, herkesin elinde mukavelesi var. Alman turistlerin geleceği kanaatindeyim” diye konuştu Kuzey Ren Vestfalya Tüketici Merkezi Başkanı Wolf gang Schuldzinski, AFP’ye verdiği demeçte, “Seyahat acentaları, güncel gelişmeler ışığında seyahatini ertelemek isteyenleri anlayışla karşılamalı” açıklamasını yaptı. l Ekonomi Servisi ekonomi 9 İki Türkiye var Dün bu ülkede birçok Türkiye vardı: Emeğin ve sermayenin Türkiye’si, Türklerin ve Kürtlerin Türkiye’si, Kadınların ve Erkeklerin Türkiye’si, LGBT ve homofobi Türkiye’si. Tüm bunlar yok olmadılar ama bir başka bölünmüşlüğün egemenliği altına girdiler: Laik, demokratik bir toplumda yaşayamayacağına inanan siyasal İslamın Türkiye’si ve laik, en azından “liberal demokratik” bir ülkede yaşamak isteyenlerin Türkiye’si. Egemen duygu korku Çünkü bu ülkede bir Türkiye öbür Türkiye’den korkuyor. Dahası, bunlar içeriği, yoğunluğu, sonuçları birbirinden farklı korkular. Siyasal İslamın Türkiye’sinde korku, kendini türlü sayıklamalarla dışavuran bir paranoya düzeyinde seyrediyor. Arkadaşlarımız aylardır bu yüzden tutuklu, bugün onları bu korku suçluyor, gazetemizi susturmaya çalışıyor. Bu Türkiye, hem laik demokratik taleplerden, adalet isteyenlerden korkuyor, hem de tüm dünyanın kendilerine karşı bir komplo kuruyor olmasından. Kurtulmak için çabaladıkça korkuları daha da artıyor. Laik demokratik bir ülkede yaşamak isteyenler, hem yaşam dünyalarının yıkılmasından korkuyorlar, hem de karşı tarafın paranoyasının dozu gittikçe artan bir fiziki ve simgesel şiddet dalgası üreterek yükselmesinin sonuçlarından... Haksız da değiller; devlet ve şiddet araçları, yargı öteki Türkiye’nin elinde... İki hastalık Laik, demokratik Türkiye kimi zaman bir direniş refleksi gösterse bile, bu çoğu zaman direnişin momentumunu koruyamıyor; birden duraklıyor, adeta karanlık bir gecede bir traktörün farlarının ışığında donup kalan tavşanlar gibi... Bu Türkiye’nin hastalığı, AKP’nin özgünlüğünü kavrayamamak, ortak çıkarlarını görememek, bir türlü aşılamayan parçalanmışlık. Öbür Türkiye’nin hastalığını, akut bir “narsisizm” olarak tanımlayabiliriz: Aşırı bir kendini beğenmişlik, önemini abartma, aynı anda derin bir beğenilme gereksinimi (açlığı), “ötekine” karşı empati yokluğu. Bu hastalıkta, aşırı özgüven maskesinin arkasında, en ufak bir eleştiriye dayanamayan çok zayıf bir özsaygı, gücüne hatta değerine ilişkin derin bir kuşku saklanır. Bir taraftan, dünya bize bakıyor, Batılılar korkuyor kâbus görüyor... Çünkü onların uygarlığı çürüyor, hakikat fikri bizde var... İnsanlığın yükü bizim omuzlarımızda. Türkiye kurucu rol oynayacak... Sonra, İnsanlığın yükü omuzlarımızda ama ortada tek bir dış politika başarısı yok; “U” dönüşlerden fırıldağa döndük. Esad yerinde duruyor! Ve Paranoya... “Ufacık İsrail tüm Ortadoğu’yu parmağında oynatıyor”, “Mısır, BAE, Suudiler İsrail’in yanında ve bize karşı”... Almanya tehdit ediyor... AB tavır alıyor. Kimsenin bize saygısı yok! Diğer taraftan, her yolu denedik, herkesi susturduk, sandıktan en fazla yüzde 51 çıktı. Bir yıl önce, “işgalciler” ülkenin en büyük kentinde, akşam trafiğin ortasında darbe yapmaya kalkışabildiler. Bir yıl geçti, hâlâ dünyayı inandıramadık, darbenin siyasi ayağını, olayların akışını, kimin nerede olduğunu açığa çıkaramadık... “Allah’ın lütfu” deyip bizden olmayan herkesi, çoluğu çocuğu ne yer ne içer diye düşünmeden sokağa atıyoruz. Hakikat fikri bizde var, ama ne zaman ekranlara çıksak aklımıza önce kadın, çocuk cinselliği, deve sidiği filan gibi şeyler geliyor: “cihat bilmeyene matematiğin faydası yok” gibi inciler yumurtluyoruz. Her şeyi o kadar biliyoruz da, kurucu mitlerin (anlatıların) daha dün, gözler önünde gerçekleşen tuhaflıklardan değil, tuhaflıkları unutulmuş “efsanelerden” imal edildiğini bilemiyoruz. Sonra afişlerimiz, kılık kıyafetimiz, sloganlarımız, cehaletimiz alay konusu oluyor... Bilinçdışı da rahat bırakmıyor: Her fırsatta “Reis’e bir şey olursa” diye söze başlayıp kanlı fanteziler üretiyoruz... “Ya bugünler bir gün biterse?” Öyleyse, ya her şeyi taksilerin içine kadar kontrol edeceğiz ya da, her eleştiri kaos arzusu, her eleştiren kaos örgütü, her sokağa çıkan terörist işbirlikçisi... Her gün daha çok korkuyoruz. Korktukça, kinimize, dinimize daha çok sarılıyor, daha hızlı silahlanıyoruz... İki Türkiye’nin arasındaki uçurum giderek derinleşiyor... KISA...KISA n Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre Suudi Arabistan, düşük petrol gelirleri nedeniyle bütün yıl ‘sıfıra yakın’ büyüme seviyesinde kalacağını açıkladı. n Meltem Şahin, 1 Ağustos 2017’den itibaren geçerli olmak üzere Vodafone Türkiye Kurumsal İş Birimi İcra Kurulu Başkan Yardımcılığına getirildi. Son olarak Millenicom Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmakta olan Şahin, şirketin “Yarına Hazırım Platformu” ve “Akıllı Şehirler” programlarını yönetecek. n Türkiye Bilişim Derneği’nin bu yıl 19’uncusu düzenlenen bilimkurgu öykü yarışmasına başvurular başladı ve 15 Eylül’e kadar devam edecek. Sonuçlar 22 Kasım 2017’de açıklanacak. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog