Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

KULTUR Suriye sınırındaki Oylum Höyük’te kazılar başladı TürkiyeSuriye sınırındaki ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük höyükleri arasında yer aldığı belirtilen Oylum Höyük’te 28’inci dönem kazı çalışmalarına başlandı. Kazı Başkanı Doç. Dr. Atilla Engin, bölgede Orta Tunç Çağı’na ait pişmiş topraktan kadın heykelciği başı, taştan kulak memesi süsüyle Demir Çağı’na ait taş cam ve boncuklar bulduklarını belirtti. Perşembe 20 Temmuz 2017 EDİTÖR: CEREN ÇIPLAK TASARIM: ZARİFE SELÇUK kultur@cumhuriyet.com.tr ‘Taht Oyunları’nda 15 27fsee.1.nvvyeoiülemzsnyoeıldnınnizisei‘eGynezaobmmnüueeyürbockaefpşTkloahtdpruoıü.tntBleueizrkskd’uüenltür son perde “Game of Thrones”un neden bu kadar büyük bir fenomene dönüştüğü, küre sel ölçekte nasıl böylesi bir “mani”ye sebep olduğu meselesi bizden ziyade sosyal bilimcilerin yanıtlaması gere ken bir konu şüp hesiz, ama şurası da bir gerçek ki in sanoğlu muhteme len The Beatles’tan bu yana hiçbir şeyde bu dere ce hemfikir olma EKmolruakhısa mıştı. Düşünün ki resmi rakamlara göre tam 170 ülkeye satılan bir diziden söz ediyo ruz. Gayri resmi olarak, yani inter netten indirerek, streamleyerek ka çak yoldan izleyenlerin sayısını ise tahmin etmek bile kolay değil. TV dramasında yeni zirve George R. R. Martin’in “A Song of Ice and Fire” roman serisinin ilk halkası olarak 1996’da yayımlanan “A Yanıt bekleyen sorular Game of Thrones” her şeyin baş Dizinin son sezonunda langıç noktası oldu. Kendine has kuralların geçerli ol izleyicinin yanıt beklediği bazı sorular var elbette. Bunların en önemlisi Demir Taht’a kimin oturacağı ise en büyük merak unsuru. tilsykygfnlHaSgidWvtaıaçzıeeamneüieiutiünoilrrrscymaeytneanğşıddeeçiiairasmy?ytunddsoakokttnçbü”ibieeekmddrao,acsıhidrudm,rtrüükniYrideösaeosnDipatttnugetgyaanyysisaieıalnersyre’aeşemüseçumbeuidıdeılcanaotzdsdnniipeaeietnedrko“iraeeb–vrnlknlfehre“bbrhaiefıTskveGectrâyeeaazüvaeaeneykadktnsazğdoçncnmtrrsrlmibı–lreüseTeiaamıaaemüioieuzkBndkanmzeirsynrkikhltarryt1üyıiiküaoaeeagitntynarL0enenifearçrta.adiia’trnaümorTnrdzBivyatanakndlylheaaeaasreenköteemnrr,nanletinddo.yoseraföanBiitafarrnreüeurz.bTsnrisçlÜeazhs,ae”lşboyüAağshfknmütrsiiaraensatrüyyyrnöhaliadkoaiaümohk,lkaSdrkniklsdrçDtaüusaskaıDerannvaereamadkvkzkrefşbslthz’aaaeıaeieiıenöıirnanşnrrndkny“ntdlteraT.dhGeeaıaaaıiolÖrearenntidrnaslyktkhşiatiemçretöıâstuyvliittnsetekkynm’adeJeeeiTvaemafieaeturtraaaoğrmaykiiskaimmmrokfklaikeii(ligndmllatTMmısltenaenebaiaiarheAriairy’barıaeerndnyranrysrneirlatoiiahehkybıoetsnacşil(nriaeinaiinnsthekeabnneskbtuıra’Steddskdiialtieirerlni”ts?reovifiersa,drlykaıoiiaöoilncmVyrasluoreironentoaaarkroe)şslletu,mclknğmaraimaarneilflJt.ınaahcamlJıliaaoaao.hıikorndaakykrcnaDgallnklandııaslıarayeie?lfieSsnaaazkraşSıeçtünncılbiTir,dsnadtevnraıoddiykıroadreecrCkzirawıaalwiüeiesaieniseçobmlşm.drakıin.’rüneul.nen?ısi?yBcnaıseByüeziSoiror’kkoynar“avDdtkkCsinnmaaTuteeoea.anBnhr,siyrdy,slp.addeakaeıeWesislrunShzıyo”aımrmoiieneinrngtnpkspbiedalekğiisveeralfğaıbnrastsSıieşaaevnşairklnidi’lthşrniyila,nmaba“d.linaamadoajebzGkiYiykerkaksrrunizideedaaayatara”seiöysatedmnil,nizbıtstaielmrıyi“üpe(kiigcnridkesyrThürnieaılGieaaaaobilinhaozkanazşnelblitüefdhrdaeoıraytoihieszinTraınialnrrWrazkeüa.aaDhdghari“sbrmdarkknieaeBrBieaüpareyotçotniluvreeRrştrdnıesenöeacide”inıranalo.dznnea,ıniedeupknRlsinsk“aeraıgenBolltad”H.mbiartaeauvengdnMaıaıninloynenğhnerlraigynumiaaşaıilaia.ılSknideomknlsBuarfdÇıahdnefeeıtırmnaedfzkedoinenanıdnonbnelvka.abe”f’iöea)ir,irrnlra nü de araya sıkıştırmaya çalışır ve Oberyn Martell, Ned Stark ve Bronn dışarıda kaldı diye üzülürüm. Saydığım karakterler tıpkı “Star Wars”da olduğu gibi biraz “aydınlık” taraftan karakterler belki ama inanın karanlık tarafın da en az ötekiler kadar hayranı var. Cersei Lannister ya da Ramsay Bolton hem nefret etmeye bayıldığımız hem de gizliden gizliye hep görmek istediğimiz karakterler değil mi? İşte tüm bu karakterler, daha doğrusu bu karakterlerin derinlikli ve klişelerden uzak bir şekilde ele alınışı diziyi vazgeçilmez kılan en önemli unsurlardan. Bu da bizi çok daha eskilere götürüyor aslında. kançlık, intikam vs.) izini Yunan tragedyalarına kadar takip edebiliriz. Bu temaların işlenişi ve karakterlerin oluşumu içinse elbette Shakespeare’e başvurmalıyız. Çok katmanlı ve çok karakterli drama yapısını mükemmelleştiren Shakespeare aynı zamanda bir karakterin tek bir özellikle nitelendirilemeyeceğini (kötü ya da iyi ya da aptal...) ve her karakterin özünde farklı nüveler barındırdığını, zamanla değişebileceğini ve beklenmedik edimlerle tüm akışı da etkileyebileceğini gösteren ilk yazardır. “Game of Thrones”daki karakterlerin derinliği de buradan kaynaklanıyor işte. İlk ba Her oyuncunun hayali İlk sezonu 2011’de yayımlanan Game of Thrones bugün artık bir bölüm yapım bütçesi 10 milyon doları aşan ve İzlanda, İrlanda, Hırvatistan, İspanya, Malta, Fas ve Kanada’da çekilen dev bir prodüksiyon. Dizinin kendi kateorisinde en fazla Emmy ödülüne sahip olduğunu da notlarımıza ekleyelim. Bugüne dek 600 civarında oyuncunun rol aldığı dizide Peter Dinklage, Lena Headey, Kit Harington, Emilia Clarke, Nikolaj CosterWaldau gibi isimler en başından beri başrol sayılabilecek karakterleri canlandırsa da, Jo nathan Pryce, Max von Sydow, Ciaran Hinds, Stephen Dillane, Ian McShane , Sean Bean, Richard E. Grant, Mark Addy, Jason Momoa, Diana Rigg, Charles Dance gibi kimisi sadece bir bölüm için kamera karşısına geçmiş önemli isimler var. Bu da dizinin her biri belki kendi dizisinde başrol oynayacak denli ünlü oyuncuları kısacık bir performans için kendisine çekebilecek kadar büyük bir fenomene dönüştüğünün bir başka göstergesi. “Game of Thrones”la ilgili son bilgilerimiz şunlar: Yeni başlayan 7. sezon dizinin son sezonu ve ikiye bölünecek. Yani bu yıl 7, gelecek yıl (hatta belki 2019’da) 6 bölüm izleyeceğiz. George R. R. Martin’in önce bir üçleme olarak başlayan ve sonra 7 cilde çıkan roman serisinden sadece 5 cildin yayımlandığını düşünürsek dizi romanlardan önce bitecek. Öte yandan diziden doğması muhtemel yeni diziler de var. Bazı karakterler üzerinden ilerleyecek bu “spinoff” projeler hakkında kesin bir bilgi yok ama izlediğimiz dönemin öncesine dair bazı maceralar geleceğini tahmin etmek zor değil. Hikâyenin nasıl sonlanacağı, yani Demir Taht’a kimin oturacağı sorusu ise anlaşılan son ana kadar en büyük merak unsuru olarak kalacak. Tabii “Game of Thrones” tutkunları için favori karakterlerinin hayatta kalıp kalamayacağı sorusu da bir o kadar önemli. Bekleyip göreceğiz... ‘2BF3uil.ğmSdaFareyas’tyibvoaslin’nade Semih Kaplanoğlu’nun “Altın Ayı” ödüllü filmi “Bal”dan sonra merakla beklenen yeni filmi “Buğday” (Grain), dünya prömiyerini 23. Saraybosna Film Festivali resmi yarışma bölümünde yapacak. Yapımı 5 yıl süren ve orjinal dili İngilizce olan filmin başrollerinde; Jean Marc Barr, Ermin Bravo, Grigory Dobrygin ve Cristina Flutur yer alıyor. Türkiye, Almanya, Fransa, İsveç ve Katar ortak yapımı olan filmin çekimleri, Amerika’nın Detroit kentinde, Almanya ve Türkiye’de yapıldı. Kültür Bakanlığı’nın da destek verdiği filmin dünya prömiyeri, yönetmen ve oyuncuların katımıyla 12 Ağustos Cumartesi günü saat 20.00’de Saraybosna Ulusal Tiyatrosu’nda gerçekleşecek. bugün Dünya Satranç Günü UNESCO tarafından 20 Temmuz 1966 tarihinde ilan edilen ve 178 ülkede kutlanan Dünya Satranç Günü’nün Ankara’daki adresi, Gökyay Vakfı Satranç Müzesi olacak. Gökyay Vakfı Satranç Müzesi satranç temalı film ve belgesel gösterimleri başta olmak üzere farklı etkinlikleri, bugünDünya Sat ranç Günü’nde satranç severlerle buluşturacak. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Satranç Federasyonu tarafından düzenlenen ve geçen aylarda sonuçlanan “Neden Satranç Oynuyorum” konulu resim, kompozisyon ve şiir yarışması’nda dereceye giren resimler de müzede ziyaret edilebilecek. Tom Odell İstanbul’a geliyor BRIT Awards sahibi İngiliz şarkıcı ve söz yazarı Tom Odell, 23 Eylül Cumartesi günü Zorlu PSM Ana Tiyatro’da müzikseverlerle buluşacak. 2013 yılında çıkardığı “Long Way Down” albümüyle İngiltere’de büyük beğeni toplayan genç yetenek; Elton John, Billy Joel ve The Rolling Stones gibi isimlerle turneye çıktı. Etkinlik biletlerine, www.biletix. com ve www. zorlupsm. com ile Zorlu PSM gişelerinden ulaşmak mümkün. ‘La La Land’ Mesa Koza 66’da MESA tarafından Ankara Gaziosmanpaşa’da düzenlenen MESA KOZA 66 yaz etkinlikleri, açık hava sineması ile devam ediyor. 74. Altın Küre ödüllerine 7 dalda kazandığı ödüllerle damgasını vuran “La La Land” filminin gösteriminin yapılacağı etkinlik, 22 Temmuz Cumartesi günü saat 21.00’de MESA KOZA 66’da gerçekleşecek. Kuyucaklı Yusuf 80 yaşında Sabahattin Ali’nin başyapıtı olan ve edebiyatımızda toplumsal yapıyı, ezilen halk ya da köylü sınıfının durumunu ele alan ro manların öncüsü sayılan Kuyucaklı Yusuf, bu yıl yayımlanışının 80’inci yılına ulaştı. Kuyucaklı Yusuf, Yapı Kredi Yayınları tarafından 80’inci yılına özel hazırlanan ciltli baskısıyla 21 Temmuz’da raflardaki yerini alacak. Pasta yok, balon var... Biz eski gazetecilerde “fikri takip” diye bir tutku var. (Daha doğrusu Abdi İpekçi ekolü gazetecilerde diyelim...) Yazdığımız bir haberin öncesini zaten vermişizdir de; sonrasını da okurlarla paylaşmayı severiz... Geçen pazar “Miraz Bebek’e Mektup” yazımda birinci yaş gününü Gebze Cezaevi’nde kutlayacak olan Miraz bebekten söz etmiştim. O, annesiyle hapisteydi, baba dışarıda. Babanın yaş günü pasta isteği geri çevrilmişti. Bütün bunları Seyhan Avşar’ın Cumhuriyet’teki haberinden öğrenmiş ve yazımı o haber üzerine kurgulamıştım. Ertesi gün Adalet Bakanlığı Basın Müşaviri Bilal Çetin imzalı bir eposta mektup aldım. Miraz bebeğe pasta verildiği; kutlama yapıldığını bildiren, suçlayıcı bir mektup... Derhal kendisine yanıt verip bu güzel habere ne çok sevindiğimi bildirdim. Öyle ya amaç bağcı dövmek değil, üzüm yemek... “Ancak siz de ben de biliyoruz ki, bu biraz da Seyhan Avşar’ın Cumhuriyet’teki haberi ve bunun basına yansıması sayesindedir. Zaten ‘pasta’ faslı yazımda yalnızca küçük bir ayrıntıydı...” demekten kendimi alamadım... Ama içime kurt düşmüştü. Miraz bebeğin babasıyla konuşunca şunları öğrendim: Haber medyada fazlasıyla ilgi görünce hapishane yönetimi, babaya reddettiği pasta için tutuklu anneden dilekçe vermesini istemişti. Anne “Gazetede çıktı diye ben dilekçe vermem siz isterseniz getirin bir pasta” demiş, dilekçe vermemişti. Gelin görün ki, dilekçe yoksa pasta da yoktu! Babanın deyişiyle: “Bebeğe siyasi mahkum muamelesi yapılmıştı.” Sonunda cezaevinde kadınlar bisküviden kendi pastalarını yaptı. Ama haklarını yemeyelim gardiyan amcalar da bir iki balonla yaş günü kutlamasına katkıda bulunmuşlardı. İşte “Pasta yok, balon var” öyküsü... İdil Biret ve cinayete çiçeklerle yanıt vermek Şimdi bir başka öykü: “Cinayete çiçeklerle yanıt verme” öyküsü... Anımsayacaksınız, Rus Büyükelçisi, Ankara’da bir cinayete kurban gitmişti. Bu vahşetten kısa bir süre sonra Rusya’nın İvanovka kasabasındaki Rahmaninov Müzesi, İdil Biret’i konser vermek üzere davet etti. İvanovka, Moskova’nın 650 km uzağında Rahmaninov’un 18901917 arasında yaz aylarını geçirdiği çiftlik... İç savaşta yıkılıp yok edilse de 90’lı yıllarda tüm çevreden eşyalar bulunmuş, yapılar onarılmış, müze – eve dönüştürülmüş. Uzun, zahmetli bir tren ve otomobil yolculuğu sonunda İdil Biret buraya vardı ve Rahmaninov Müzesi’nin konser salonunda 15 Temmuz’da konserini verdi. Programda Bach, Chopin ve Rahmaninov’un eserleri vardı. Konser sonunda müze müdürü bir konuşma yapıyor, İdil Biret’e İvanovka’da onun adına bir festival yapmayı teklif ediyor ve kucağı çiçeklerle dolu sanatçı bu teklifi kabul ediyordu. Bu arada okurlara hatırlatayım: İdil Biret’in, Rahmaninov’un tüm solo piyano eserlerini ve konçertolarını 10 CD (Naxos) üzerinde kaydetmiş olduğunu unutmayalım. İkisi arasında sevgi saygı dolu derin bir bağ var! İdil Biret Festivali, İvanovka’da inşa edilmekte olan konser salonunda yapılacak. Konser sonrasında Rahmaninov Müze bahçesine, evin hemen yanına İdil’in adına bir de çam fidanı dikildi. Bütün bu ayrıntıları bana bildiren “Ankara’da çekilen silaha Ruslar İvanovka’da çiçekle cevap verdiler” diyen Şefik Yüksel’e teşekkür ediyorum. İdil Biret’e bir kez daha “İyi ki varsın!” diyorum. İdil adına ağaç dikilirken... C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog