Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

Perşembe 20 Temmuz 2017 EDİTÖR: HAKAN AKARSU / ASLAN YILDIZ TASARIM: FUNDA YAŞAR ERDOĞDU AKP,‘itirafçılar’a sarıldı haber 11 AKP hükümeti, OHAL süresini 3 ay uzattı. Ancak kripto FETÖ’cülerin belirlenip ihracında zorlanan hükümet, itirafçıların verdiği bilgiye göre ihraç edilecekleri belirlemeye çalışıyor OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerle 111 bin 240 kamu çalışanını ihraç eden AKP hükümeti, 15 Temmuz’un ardından belirlenen ByLock kullanımı, sen dika ve dernek üyeliği ve Bank Asya’da he sap bulunması gibi kriterle re FETÖ ile bağı belirlenen ki şi ve kurumlarla ilgili tüm adımlarını attı. Ancak bu kriterlerin hiçbirini karşıla mayan kripto FETÖ üyeleri EMİNE KAPLAN nin belirlenmesinde sıkıntı çekildiği belirtiliyor. Hü kümet, bu kriterlerin dışın da istihbarat raporları ve itirafçıların ver diği bilgiye göre ihraç edilecek kişileri be lirlemeye çalışıyor. Son çıkan KHK ile ih raç edilen 7 bin 400 kişinin çoğunun iti rafçıların verdiği bilgiye dayandırıldığı belirtiliyor. ‘Üyeleri tespit kolay değil’ 15 Temmuz darbe girişiminin ardından OHAL ilan eden AKP hükümeti, 1 yıllık süreçte çıkarılan KHK’lerle 111 bin 240 kamu görevlisini ihraç ederken, örgütle bağı olduğu gerekçesiyle binlerce dernek, vakıf ve okulu kapattı. Bu ihraçlarda ByLock kullanımı, sendika ve dernek üyeliği ve Bank Asya’da hesap bulunması başta olmak üzere bir dizi kriter esas alındı. Ancak bu kriterlerle ihraç işlemlerinin tamamlandığı, hükümetin kendini gizlemiş, bu kriterlere uymayan ve kripto olarak nitelendirilen FETÖ üyelerinin belirlenmesinde sıkıntı yaşadığı kaydediliyor. AKP kaynakları, “Bugüne kadar çıkarılan KHK’lerle yapılan ihraç işlemleriyle 15 Temmuz’un ardından belirlenen kriterlere uyanların ihracı yapıldı. Ancak örgüt öyle bir hücre yapılanmasına gitmiş ki, kendini gizlemiş üyelerin tespiti kolay değil. Hücre yapılanması olduğu için 2030 kişilik bir hücrenin üyeleri diğer hücre üyelerini tanımıyor. Bu nedenle de kamuda hâlâ ihraç edilen sayıdan belki daha fazla kripto olduğunu biliyoruz” görüşünü dile getirdi. Yeni dayanak itiraflar Hükümet, ihraç işlemlerinde söz konusu kriterler bitince çıkarılması planlanan ihraç KHK’leri için yeni formül arayışına girdi. Bunun için ağırlıklı olarak itirafçı olan FETÖ sanıklarının verdiği bilgileri ihraç için dayanak olarak kullanılıyor. Bunun ilk örneğinin son KHK ile ihraç edilen 7 bin 400 kişide uygulandığı kaydediliyor. Son ihraçların büyük bölümünün itirafçıların verdiği bilgiye göre istihbarat çalışmasıyla yapıldığı belirtiliyor. AKP kaynakları, “İtirafçıların verdiği bilgiler üzerinde çok titiz bir çalışma yapılıyor. Doğruluğu belirlenirse ihraç işlemi için adım atılıyor” görüşünü dile getirdi. l ANKARA AİHM’den sonuç bekliyoruz Nuriye ve Semih açlıklarının 133. gününde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 1. yılını dolduran OHAL döneminde çıkarılan KHK ile ihraç edildiklerine işlerine geri dönmek için başlattıkları açlık grevlerinde 133. güne girdi. CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Sivas Milletvekili Ali Akyıldız açlık grevlerinin 133. gününde Sincan F tipi Cezaevinde akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’yı ziyaret etti. Görüşmelerin ardından cezaevi önünde açıklama yapan CHP’li Sarıhan, “Her gün sağlık durumlarında bir adım daha gerileme söz konusu. Onların taleplerinin iş ve ekmek olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu talepleri nedeniyle de haksız bir biçimde tutuklandıklarının bilinci içindeyiz. Diliyoruz ki öncelikle bu haksız tutuklama ortadan kaldırılsın” dedi. Eğitimcilerin tutukluluğunun sonlandırılması için hukuki girişimlerin hızla sonuçlandırılması gerektiğini belirten Sarıhan, “AİHM kendilerinin sağlık durumlarının saptanması konusunda rapor istedi. O raporla ilgili hazırlıklar geçtiğimiz cuma günü gerçekleştirildi. Bugün AİHM’e ulaştığını düşündüğümüz raporlar ışığında bir sonuç bekliyoruz. Büyük olasılıkla sağlık durumlarının cezaevinde kalmaya uygun olmadığı yönünde bir rapor verilmiş olmalıdır. Bu rapora bağlı olarak da tahliye edilmeleri kararı gündeme gelmelidir” ifadelerini kullandı. Gülmen ve Özakça’ya destek için Yüksel Caddesi’nde protesto eylemi yapanlar da yine polis saldırısı ile karşı karşıya kaldı. Polis yine “Nuriye ve Semih İşe Geri Alınsın” pankartını yırtarak müdahale etti. Eyelmciler, Cemal Toksoy, Akman Şimşek, Aleyna Sert ve İlker Işık gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar daha sonra serbest bırakıldı Gülbeyaz Karaer Gülbeyaz Karaer ‘Haklı yere direniyorlar’ KHK ile ihraç edildikten sonra işini geri alma talebiyle açlık grevine başlayan 134 gün önce açlık grevine başlayan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek için Gülmen ile Sincan Cezaevi’nde 45 gün aynı koğuşta kalan Gülbeyaz Karaer, 5 günlük açlık grevine başladı. ‘Gizli tanık ajan provokatör’ Hangi terör örgütü olduğu belirtilmeden örgüte yardım etme suçundan tutuklanan Gharavi ve Kurşun, tanıkların olmamış konuşmaları gerçekmiş gibi aktardığını söyledi CANAN COŞKUN Büyükada’da dijital güvenlik ve stresle baş etme toplantısında gözaltına alınarak hangisi olduğunun belirtilmediği bir terör örgütüne yardım etme iddiasıyla tutuklanan hak savunucuları hakkında ifade veren açık ve gizli tanıklarla ilgili yeni detaylar açığa çıktı. Çevirmen olduğu belirtilen bu tanıklarla ilgili, toplantının tutuklanan moderatörü İsveç uyruklu Ali Gharavi, bu kişilerin provoke edici olduğunu, söylemediği şeyleri de ekleyerek tercümanlık yaptıklarını söyledi. Tutuklanan bir diğer hak savunucusu Günal Kurşun da, gizli tanığın olmamış konuşmaları gerçekmiş gibi aktardığına dikkat çekerek, “Bu kişinin bir ajan provokatör olarak görevlendirildiği kanaatindeyim” dedi. Dosyadaki gizli tanık ifadesini savcı Can Tuncay, hak savunucularının tutuklanması talebine de dayanak yapmıştı. Suçlama konusu yapılan toplantının çevirmenlerinden biri olduğu düşünülen “Gizli tanık 1” ifadesinde, toplantıda şifrelemelerden bahsedildiğini, katılımcılardan birinin dernekte bulunan bilgisayarının polisin eline geçmesi durumunda çoğu kişinin yanacağından bahsettiğini iddia etti. Dosyanın açık tanıklarından olan çevirmen Ahmet Tunç Tunçten de gizli tanığın iddialarını dile getirdi. Tutuklananlardan İnsan Hakları Gündemi Derneği üyesi Kurşun savcılıktaki ifadesinde, gizli tanığın ifadesinin yalan olduğunu kaydederek, “Bilgilerin polisin eline geçmesi durumunda çoğu kişinin yanacağı biçiminde hiçbir konu konuşulmamıştır. Bu tamamen gizli tanığın eklemesidir” dedi. Toplantının moderatörü İsveç uyruklu Ali Gharavi de açık ve gizli bir şekilde tanıklık yapan çevirmenlerle ilgili, “Toplantı aralarında polisin tespit edememesine yönelik soruları asıl soran toplantıya 2. gün katılan tercümandır. Tor gibi erişilmesi yasak sitelere nasıl girilebileceği gibi toplantı konusu olmayan sorular sormuştu” dedi. l İSTANBUL Ali Gharavi İdil Eser Peter Steudtner Günal Kurşun Özlem Dalkıran Veli Acu BÜYÜKELÇİ, ALMANYA DIŞİŞLERİ’NE ÇAĞRILDI AB: Türkiye adım atmalı Avrupa Birliği Sözcüsü, Türkiye’de hak savunucularının tutuklanmasına sert tepki gösterdi. Sözcü, “Türk yetkililerini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve masumiyet karinesine saygı duymaya çağırıyoruz. Türk yetkililerle defaatle tartışıldığı gibi; hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlüklerde olumlu adımlar acilen atılmalıdır” açıklamasını yaptı. AB Sözcüsü, “Gazetecilerin, insan hakları savunucularının, demokrasinin bir parçası olan muhalefet üyelerinin tutuklanması, alarm verici düzeyde ve derin endişe uyandırıyor” dedi. İnsan hakları savunucularının derhal serbest bırakılmasını isteyen Sözcü, “Temel özgürlüklere sonuna kadar saygı duyulmalı ve insan hakları savunucuları yasal faaliyetlerini tam olarak yerine getirebilmelidir” ifadelerini kullandı. Sözcü, “İfade ve örgütlenme özgürlüğü demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurlarıdır” dedi. l DUYGU GÜVENÇ Almanya Dışişleri Bakanı tatilini yarıda kesti, hükümet Türkiye’ye yardımı gözden geçireceklerini açıkladı Almanya Dışişleri Sözcüsü, Türkiye Büyükelçisi’nin Büyükada tutuklamaları nedeniyle Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldığını açıkladı. Dışişleri Bakanı Gabriel’in tutuklanan Alman vatandaşının derhal serbest bırakılmasını talep ettiğini belirten Sözcü, Gabriel’in konuya ilişkin istişarelerde bulunmak üzere yaz tatilini yarıda kestiğini de kaydetti. Sözcü ayrıca, Türkiye tarafından yöneltilen terörizm suçlamasını ‘absürd’ olarak niteledi. Bu arada Almanya Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, AB’nin, Alman vatandaşının tutuklanmasını dikkate alarak Türkiye’ye gelecek dönemde yapılacak yardımları gözden geçireceğini ifade etti. Alman basını tepkili son suçlamasıysa ‘terör örgütüne üye olmamakla birlikte o örgüt adına suç işlemek’. Bu saçma davranışa sadece binlerce kişinin kaderi bağlı olmasa neredeyse güleceğiz. Almanya’nın mantığını kaybeden bir ortakla nasıl baş etmesi gerektiğine dair acil bir stratejiye ihtiyacı var” diye yazdı. Emder Zeitung Erdoğan’ın artık Batı’nın kendisi hakkında ne düşündüğünü önemsemediğini söyleyerek “Şimdi ölçülü bir tepki vermek Batı, AB ve NATO’ya düşüyor” yorumunda bulundu. Frankfurter Rundschau Merkel’in Erdoğan’a karşı tepkisinin yetersiz olduğunu vurgulayarak “Ona daha acı verici bir yerden baskı yapmak gerekiyor” diye yazdı. Alman gazetelerinde hak savunucularının tutuklanmasına yönelik tepki yorumları öne çıktı. Die Welt Türk adaletinin yaratıcı bir şekilde formüle edilmiş en HessischeNiedersächsische Allgemeine gazetesi Erdoğan’a karşı Batı’nın net bir duruş sergilemesinin önemine dikkat çekti. Kabine değişikliği Dün, uzun süredir beklenen kabine değişikliği gerçekleşti. Ama televizyon kanallarına bakarsanız, “birbirinden değerli isimler” gitti, yerine “çok değerli isimler” geldi. Kim kimden daha değerli ve bu çok çok kıymetli insanlar neden oradan buraya atanıyor, neden bazıları çok değerli olmalarına rağmen bir anda kırmızı plakalı arabalardan indiriliyorlar... Hiçbir ipucu yok. En azından televizyonlarda yok. Saatler boyunca yorumcular ekranlarda isim okudu, gelen bakanın son görevini ve nereli olduğunu söyledi, arada “Urfa dengesi korundu”, “Bursa dengesi korundu” gibi anlamsız cümleler kurdu; ancak bu laf kalabalığı arasında bu kabine değişikliğinin ne olduğu tam olarak anlatılmadı. Ben size kendi yorumlarımı aktarayım... Bu kabine değişikliği, 2019’dan sonra sunulması planlanan Başkanlık kabinesinin bir provasıdır. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damgası daha da hissedilebilir yeni kabineye. Onun dışında dünkü ve bugünkü kabine arasında büyük bir ideolojik ya da üslup farkı yoktur. Giden ya da iki gruba ayırıyorum. Birincisi, kabine içinde bazı konularda “daha makul”, “daha yumuşak” bir çizgi tutturmak gerektiğini söyleyen isimler. Örneğin gazetecileri tutuklamanın iyi bir şey olmadığına inananlar. “Muhalif” değil de “mahcup” AKP’liler. Bunlar arasında Nabi Avcı, Tuğrul Türkeş, Veysi Kaynak ve (kabinede konumu değişen) Numan Kurtulmuş’u sayabiliriz. İkincisi mevcut görevinde yeterli performans göstermediği düşünülen isimler; ki gelin bu isimleri de saymayalım. Kabineye yeni girenler çoğunlukla Cumhurbaşkanı’na yakın ve son bir yıl içinde Beştepe ile koordinasyon içinde olanlar. Örneğin referandumda oylanan anayasa değişikliğinin mimarlarından Abdülhamit Gül ya da TBMM’deki Erdoğan âşığı profillerden yeni spor bakanı Osman Aşkın Bak. Aylardır yapılan tüm spekülasyonlara rağmen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun değişmemiş olması, dış politikada üslup ya da öncelikler açısından bir değişim olmayacağının bir işaretidir. Ben zaten beklemiyordum. Hükümetin rengi ve istikameti açısından, kamuoyunda milliyetçi ve şahin politikalarla özdeşleşen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Enerji Bakanı Berat Albayrak ve (portföyü değişse de) Bekir Bozdağ’ın kabinede kalması, mevcut politikalardan sapma olmayacağı yönünde bir başla önemli işarettir. Bu 3 isim, Erdoğan yönetiminin ana omurgasını oluşturmaktadır. Her ne kadar sermaye çevreleri, AKP elitlerini ve dış dünyanın saygısına mazhar olan Mehmet Şimşek kabinedeki yerini korumuş olsa da, başbakan yardımcılarının değişmesiyle Şimşek kabinede gittikçe daha yalnız kalmıştır. Tarım Bakanlığı’na getirilen Eşref Fakıbaba, elinde sihirli değnek tutan son derece başarılı bir belediye başkanı olarak Urfa’nın çehresini değiştirmiştir. Zekice bir hamleyle tarım bakanı olarak atanması, teşvik, sübvansiyon ve tarım politikalarının 2019 belediye ve başkanlık seçimleri öncesinde iktidar için önemli bir güç kaynağı haline gelmesi demek. Muhalefetin Fakıbaba’nın bakanlıkta ne yapacağını iyi incelemesi, ideolojik itirazlar yerine ciddi çalışılmış alternatif politikalar üretmesi ve bunu kamuoyuna anlatabilmesi gerekir. (Yeri gelmişken, muhalefetin sadece tarım değil, ulaştırma, sağlık ve dış politika alanlarında da “gölge bakan” uygulamasına geçmesi, 2019 yerel seçim başarısı için şarttır.) Gelelim Ali Babacan şayiasına... Kabine değişikliği öncesi Babacan’ın yeniden kabineye gireceği dedikodusu sosyal medyada yayıldı. Bir an bile ihtimal vermedim. Ne Babacan, ne de Erdoğan açısından mümkün değil. Öncelikle, Babacan kabineden gideli beri ekonomi yönetiminde “paradigma değişikliği” yaşanmıştır. Daha kontrolsüz ve yüksek enflasyonlu bir büyüme modeli yönünde siyasi bir irade varken, ne Babacan dönmek ne de Cumhurbaşkanı kendisiyle çalışmak ister. Keza “Dolmabahçe mutabakatı” denilen o tarihi toplantıya katılmış, çözüm sürecinin ana aktörleri olan ve Öcalan’ın PKK’ye silah bırakma çağrısına vesile olmuş Yalçın Akdoğan ve Efkan Ala’nın kabineye gireceği yolundaki spekülasyonlara da gülüp geçtim. Babacan, Ala ve Akdoğan’ın olduğu kabine, bambaşka bir Türkiye’ye aitti. Şimdi çok uzaklardayız. İsveç: Endişeliyiz İsveç Dışişleri Bakanlığı, tutuklanan aktivistlerden İsveç vatandaşı Gharavi’nin tutuklanmasından dolayı endişeli olduklarını belirtti. DW Türkçe’de yer alan habere göre Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jessica Garpvall, Gharavi ile görüşmek istediklerini belirtterek duruşmaya İsveçli diplomatların katılmasına izin verilmediğini sözlerine ekledi. Gharavi’nin eşi Laressa Dickey, İsveç gazetesi Dagens Nyheter’e, davanın “siyasi amaçlı açılmış gibi göründüğünü” ve “en çok da bu durumdan kaygı duyduklarını” söyledi. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog