Bugünden 1930'a 5,492,510 adet makale



Katalog


«
»

Polonya’da yargı bağımsızlığına darbe AB karşıtı muhafazakâr Hukuk ve Adalet Partisi’nin iktidarda olduğu Polonya’da meclis, vekillere ve adalet bakanına yargı çevrelerine danışmadan yargıç atama yetkisi tanıyan tasarıyı onadı. Muhalefet, insan hak DUNYA ları örgütleri karara “yargının bağımsızlığına” darbe vuracağı gerekçesiyle tepkili. Tasarının yasalaşması için cumhurbaşkanının onayı gerekiyor. Pazar 16 Temmuz 2017 dishab@cumhuriyet.com.tr EDİTÖR: BETÜL BERİŞE TASARIM: MÜGE KAYGUSUZ Sarraf’ı tecrite aldılar Alçakgönüllülük vurgusu ABD’nin eski başkanları Clinton ve Bush bir araya geldikleri bir etkinlikte üstü kapalı şekilde halefleri Trump’ı eleştirdi. İkili başkanlık görevini yürütürken “alçakgönüllülüğün” önemine değindi. 7 nilgun@cumhuriyet.com.tr ABD’de tutuklu yargılanan Sarraf’in 3 hafta hücrede tutulduğu, cezaevinin değiştirildiği savunuldu ABD’de İran’a yaptırımları delme, kara para aklama, dolandırıcılık suçlarından tutuklu yargılanan Rıza Sarraf’ın davasında sürpriz bir gelişme yaşandı. Amerika’nın Sesi sitesinin haberine göre, Rıza Sarraf New York’un Manhattan semtinde kaldığı Metropolitan Cezaevi’nde 3 hafta boyunca tecrit hücresine konuldu, daha sonra da başka bir cezaevine nakledildi. Sarraf’ın avukatı Benjamin Brafman, davanın hâkimi Richard Berman’a yazdığı dilekçede, mü vekkilinin hiçbir gerekçe açıklanmadan, bulunduğu cezaevinde özel bir hücreye yerleştirildiğini, daha sonra da yine hiçbir açıklama yapılmadan, New York Brooklyn’deki Metropolitan Gözaltı Merkezi’ne götürüldüğünü bildirdi. Erteleme talebine ret Sarraf’ın, Brooklyn’deki cezaevinde, Özel Konut Birimi Yerleşimi olarak adlandırılan yerde yoğun güvenlikli ortamda tutulduğu savunuldu. Buradaki mahkumların, genel mahkumlardan güvenli bir şe kilde ayrı olarak tutulduğu kaydediliyor. Avukat Brafman, cezaevi yetkililerinin, Sarraf’ı tecrit hücresine koyma nedeninin kendilerine özel bir soruşturma olarak açıklandığını, ancak özel hücreye yerleştirilmesinin gerekçesinin açıklanmadığını belirtti. Öte yandan Sarraf’ın avukatı Brafman, işlerinin yoğunluğu ve yaklaşık 1.5 aydır davayla ilgili belgelerin Sarraf’a ulaştırılmadığı gerekçesiyle 30 Ekim’de başlayacak olan duruşmanın ertelenmesini istedi. Yargıç Berman, erteleme talebini reddetti. ‘NATO’YA UYUMLU DEĞİL’ ABD’nin, S400 tavrı: Bekle, gör Türkiye’nin Rusya’dan S400 hava savunma sistemi satın alması adımına yönelik tartışma lar sürerken Washington’dan da “ülkenin kendi bağımsız kararı dır” açıklamasıyla birlikte “bunla rın NATO sistemine uyumlu olma yacağı” vurgusu geldi. ABD Savun ma Bakanı James Mattis önceki gün Pentagon’da düzenlenen basın toplantısında bir gazetecinin NA TO üyeliğine atıf yaparak “Türkiye dün, gelişmiş dört adet gelişmiş ha va savunma sistemi Rus S400 alacağı nı duyurdu. Bu ABD ordusu ile Türk or dusu arasındaki iliş kide bir gerilim ya Mattis ratır mı” sorusu üzerine şu yanıtı verdi: “Sorun, bunu Ruslarla NATO’nun içine nasıl uyumlandıracağınız... Bu sistemler NATO’nunkilerle hiç bir zaman uyumlu olmayacak. Türkler gerçekten S400 füzeleri alacak mı? Bu sistemleri sadece bir bölgede mi kullanacaklar? Bu soru ların cevaplarını beklemek gerek.” Washington’ın Ankara’nın bu yöndeki adımına onay verip ver mediği sorusuna ise Mattis, bu nun Türkiye’nin bağımsız bir bi çimde vereceği karar olduğu yo rumunda bulundu. KÖRFEZ KRİZİNE ÇÖZÜM Arabuluculuk sırası Paris’te Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır’ın, “terorizme destek vermekle” suçlayarak Katar’a yönelik ablukasıyla Körfez’de büyüyen krizde bu kez arabuluculuğa Fransa soyundu. Hafta ortasında Ankara’dan sonra Körfez’e geçerek taraflarla mekik diplomasisi gerçekleştiren ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un çözüme yönelik fazla bir yol katedemediği yorumları basında yer almıştı. Tillerson, önceki gün ülkesine dönerken arabuluculuk bayrağı Fransa’ya geçti. Fransa Dışişleri Bakanı JeanYves Le Drian dün Katar’ın başkenti Doha’ya giderek mevkidaşı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman el Tani ile bir araya geldi. ‘Abluka kalkmalı’ Görüşmenin ardından Le Drian basına yaptığı açıklamada, “Fransa en kısa zamanda ablukanın kaldırılması çağrısı yapıyor” derken kriz nedeniyle özellikle çifte vatandaşların etkilendiğini, öğrencilerin, ailelerin birbirinden ayrı kaldığını söyledi. Kuveyt’in arabuluculuk çalışmalarına da atıfta bulunarak bu yöndeki tüm girişimleri desteklediklerini kaydetti. Diğer yandan da Fransa’nın Katar’la terörle mücadele konusundaki işbirliğini güçlendireceklerine dikkat çekti. Le Drian, taraflara diyalog ve sağduyu çağrısında da bulundu. Fransız Bakanın Katar sonrası durağı, Suudi Arabistan, Kuveyt ve BAE. Daha önce krize yönelik çabalar çerçevesinde Almanya ve Britanya’dan da bölgeye ziyaretler gerçekleşmişti. Çatışma ve bombardımanlarla birlikte yerle bir olan Musul’a ilişkin yeniden yapılanmanın nasıl olacağı, etnik gerilimin nasıl dindirileceği soruları tartışılırken bölgeden çıkan binlerce sivil de sığınmacı kamplarında ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya... Referandum pazarlığı Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKYB) İran’da bulunan üst düzey temsilcisi Nazım Dabbağ, Erbil’in 25 Eylül’de bağımsızlık referandumuna gitme adımını Bağdat’a baskı amaçlı müzakere taktiği olarak değerlendirdi. ErbilBağdat arasında müzakere başlıklarının ise enerji ve güç paylaşımına ilişkin olduğuna işaret etti. Tahran’da AFP ajansına konuşan Dabbağ, Irak güçlerinin, Şii milislerin Musul’un IŞİD’den geri alınması sonrasında Kürtlere ait mevzilere saldırabileceklerinden kaygılı olduğunu söyledi. ‘Ayrılma niyetimiz yok’ IKBY’nin Ankara, Tahran, Washington cephesinden rahatsısız açıklamalarına karşın bağımsızlık referandumunda kararlıyız tutumu sürerken Dabbağ’ın, Iraklı Kürtlerin Irak’ın bir Bağdat’ta dün IŞİD’e karşı zafer çerçevesinde tören düzenlendi. parçası olarak kalmayı tercih edecekleri yönündeki sözleri ise dikkat çekti. Dabbağ, “Bu referandumu Irak’la sorunlarımızı çözmek için yapıyoruz. Şu an için ayrılma niyetimiz yok” dedi. Irak’ın kendilerini kabul etmediği hissiyatında olduklarını, bu nedenle eşit fırsatların arayışında oldukları nı savunan Dabbağ, “Hak taleplerimizi diplomasi, meclis ve halk üzerinde yapıyoruz” diye konuştu. Öte yandan Irak güçlerinin Musul’da IŞİD’e karşı zafer ilan etmesinin ardından dün Bağdat’ta Başbakan Haydar İbadi’nin de katılımıyla kutlamalar çerçevesinde askeri geçit töreni düzenlendi. Musul’da küçük bir alanda sıkışan IŞİD militanlarına karşı operasyonların sürdüğü haberleri gelirken bölgede insani krize yönelik uluslararası örgütlerden uyarılar da sürüyor. Musul ve çevresinde güvenlik güçlerince yakalanan IŞİD’lilerin kayalıklardan aşağı atıldığı, vurularak öldürüldüğü iddialarının basına yansıması üzerine Bağdat yönetiminden “kim olursa olsun bu yönde ihlâllerde bulunanlar ortaya çıkarılacaktır” açıklaması yapıldı. İddialara ilişkin soruşturma başlatıldığı da duyuruldu. Liu’nun külleri denize eşinin de aralarında olduğu ailesi tarafından bırakıldı. Hong Kong’da da Liu için Pekin’e tepkiler eşliğinde anma törenleri vardı. Eşinden son veda... Çin’de geçen ay karaciğer kanseri teşhisi konulması nedeniyle sağlık gerekçesiyle şartlı olarak serbest bırakılan ve perşembe günü hayata gözlerini yuman Nobel Barış Ödülü sahibi muhalif yazar Liu Şiabo (61) için dün tören düzenlendi. Liaoning eyaletinin Dalian kentindeki törenin ardından Liu’nun külleri, halihazırda ev hapsinde tutulan eşi Liu Şia ile kardeşleri tarafından denize bırakıldı. Liaoning’in başkenti Shenyang Belediyesi’nden bir yetkili yazarın cesedinin ailesinin isteği ve gelenekler üzerine yakıldığını savunurken AFP’ye konuşan bir aile dostu, Pekin hükümetinin “Komünist rejime karşı politik reform çağrıları hapse girmesine neden olan bir yazarın anılabileceği” bir anıt olmasını istemedikleri gerekçesiyle denizi şart koştuğunu iddia etti. Belediye yetkilisi törene yazarın arkadaşlarının da katıldığını öne sürerken Uluslararası Af Örgütü’nün Çin araştırmacısı basına dağıtılan fotoğraflarda aile üyeleri dışındakileri tanımadığını aktardı. Belediye yetkilisinin, yazarın eşi Liu Şia’nın özgür olduğu iddiasına da Şia’nın ABD’li avukatından yalanlama geldi. Pekin hükümeti Liu için düzenlenen törene katılmak isteyen Nobel Ödül Komitesi Başkanı’na “gerekli şartları yerine getirmediğini” öne sürerek vize vermemişti. Bu arada Çin’de “kamu düzenini” bozmak suçundan dört yıllık hapis cezasını tamamlayan insan hakları aktivisti Xu Zhiyong, dün özgürlüğüne kavuştu. ‘ESAD HEMEN AYRILSIN TALEBİ ARTIK YOK’ Suriye’de barışın sağlanmasına yönelik 7. tur Cenevre görüşmeleri önceki gün sona ererken toplantıdan dönüm noktası sayılabilecek bir karar çıkmadı. Buna karşın tarafların BM arabulucuğunda dolaylı olarak görüşmelere katılmasının diyaloğun devamına yönelik umudu artırdığı yorumları ya pılıyor. Rusya’yı Cenevre’de temsil eden Büyükelçi Aleksey Borodavkin ise bu son turda Riyad destekli muhalif cephe Yüksek Müzakere Komitesi’nin Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın, Şam yönetiminin derhal görevden ayrılması talebinde bulunmadığını savundu. Borodavkin, “Yüksek Müzakere Komitesi, Batılı destekçileri ve Körfez başkentleri önce barışın sağlanması gerektiğinin, ardından siyasi reformlar için müzakerelerin yapılabileceğinin farkına vardılar” dedi. TAHRAN’DA BIÇAKLI SALDIRI İran’ın başkenti Tahran’da polis, metro istasyonlarından birinde bir rahibin de arasında olduğu kalabalığa saldıran bıçaklı kişinin öldürüldüğünü açıkladı. Yetkililer Tahran’ın güneyindeki Şare Rey bölgesindeki bir metro istasyonunda kimliği belirlenemeyen bir kişi tartıştığı bir rahibe ve başka kişilere bıçakla saldırdığını duyurdu. Polisin vurup yaraladığı saldırganın daha sonra öldüğü belirtildi. Saldırganın akli dengesinin yerinde olmadığı iddialar arasında. Türkiye nereye gidiyor? “İktidar, ifade özgürlüğü kısıtlamalarıyla ilgili suçlamalara karşı kendini hararetle savunuyor ve hapisteki gazetecilerin gazetecilik dışı faaliyetlerden ötürü tutuklandıklarını ileri sürüyor. Güçlü bir savunma, ama inandırıcılıktan yoksun: Ne AB, ne ABD, ne büyük devletlerarası (AGİT, Avrupa Konseyi, BM) ya da hükümetler dışı örgütler (Sınır Tanımayan Gazeteciler, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Yazarlar Birliği, Gazetecileri Koruma Komitesi) Türk hükümetinin argümanlarına itibar etmiyorlar. Çeşitli bakanların tekrar tekrar giriştikleri kanıtlama çabalarına rağmen, söylenenlere kimse inanmıyor. Nafile!” Bu sözler, Gezi’den sonra “Türkiye nereye gidiyor?” başlıklı bir kitap yayımlayan Marc Pierini’ye ait... AB müzakerelerinin açıldığı yıllarda AB’nin Türkiye temsilcisi olan Pierini, “hapisteki gazeteciler” hakkında Türk hükümetinin yaptığı savunmalar için bu çok keskin ifadeleri kullanıyor. Erdoğan’ın BBC’de Zainab Badawi’ye verdiği son söyleşiyi izlerken Pierini’nin bu yıllanmış tespitlerini hatırlamadan edemedim. 15 Temmuz’un birinci yıldönümünde Batı medyasına art arda söyleşiler veren Erdoğan, son BBC röportajında bir kez daha “O gazeteciler ya terör örgütleriyle hareket etmişlerdir; ya silah bulundurmaktan içeri girmişlerdir; ya da birçok yerde bankamatikleri kırmışlar, buraları soymuşlardır. (Rağmen) kendilerinin gazeteci olduğunu iddia etmişlerdir” demekten geri kalmadı. Geçen hafta da benzer şekilde gene CB’nin “Die Zeit”a aynı doğrultuda verdiği bir söyleşi okuduk. Orada da “hapisteki gazeteciler” sorusuna birebir aynı cevabı veren CB, demir parmaklıklar ardında gazeteci sıfatıyla bulunan gazetecilerin, gazeteci olmadıklarını söyledi. Statükonun ivmesi Ancak ne var ki yıllardır ısrarla tekrarlanan bu yanıtların dış dünyadaki etkisi, Türkiye’yi iyi tanıyan Marc Pierini’nin bizatihi parmak basmış olduğu gibi, gerçekte “yok hükmünde”. Türkiye Batılı odaklarda yapılan değerlendirmelere nasıl “indimde yok hükmündedir” deyip öte yana geçiyorsa, karşı taraf da en üst düzeyde dile getirilen bu savunmalara “yok hükmünde” kıvamında kulak tıkıyor. “Yok hükmünde” ilişkiler, içler acısı şekilde iki taraf için de zorlanarak sürdürülüyor. Söz edilen bu röportajların ötesinde, “demokrasi bayramı” olarak kutlanan 15 Temmuz’un 1. yıldönümünün dış basındaki etkisi olabildiğince sınırlı. BBC’deki Badawi söyleşisi ile eşzamanlı olarak “ARTE” televizyonunda da Türkiye ile ilgili ardı ardına 3 belgesel izledik. Belgesellerin hepsi, Pierini’nin sorusu gibi, “Türkiye nereye gidiyor?”a odaklanıyordu. Alman uzmanlar ve de bizden Fuat Keyman, Laçiner gibi isimlerle yapılan çeşitli değerlendirmelerde bu soru, farklı vurgular, nüanslarla tekrar tekrar gündeme geldi. Batılı analistlerin verdiği mesaj sonuçta, “Türkiye’deki rejim her ne olursa olsun, Batı için Ankara’nın gözden çıkarılamayacağı” şeklindeydi. Gökkubbede boş bir seda “Statüko tüm talihsizliklere karşın sürdürülmek zorunda” şeklinde özetleyebileceğimiz bu tercih, dün bu konuya manşetini ayıran Fransız “Figaro” gazetesinde de işlenmişti. “Erdoğan’ın demir yumruğu Türkiye’yi sıkıyor” manşetiyle ayrıntılı bir bilanço yapan gazete, arkada kalan yılın Türkiye’nin uluslararası yalnızlığını arttırdığına dikkat çekiyor, Erdoğan’ın bu süre zarfında tek adamlaştığını, ülkenin tüm çehresinin değiştiğini, devletin kurumlarının yeniden yapılandığını ve çok yıprandığını, muhalefet alanının tamamen yok olduğunu, toplum üzerine ağır bir atmosferin çöktüğünü, AB müzakerelerinin “komaya girdiğini”, ancak iki tarafın da “fişi çekmediğini” anlatıyor. “Türkiye’nin Batı’daki yalnızlığının ölçüsünün, RTE’nin içerde artan gücüyle doğrudan orantılı olduğunu” ifade eden gazete, “Otoriter sarhoşluk” başlığıyla yayımladığı başyazısında, ayrıca “Erdoğan’ın demokrasi tramvayının son durağında olduğunu” belirtiyor. “Türkiye nereye gidiyor?”un yanıtı özetle gitgide katlanan yalnızlık. Statüko ivmesiyle Batı’yla ilişkiler bir biçimde sürdürülüyor ama bakanların bile AB ülkelerini ziyarette engellerle karşılaştığı bir ortamda, geri planda ciddi bir “diplomatik kriz” yaşanıyor. Demokrasinin doğduğu topraklar olan Avrupa’da heyhat! bizim “demokrasi bayramı” tamamen “içi boş bir seda” olarak yankılanıyor. Bundan büyük bir tezat düşünülebilir mi? IŞİD’in Afganistan lideri öldürüldü ABD Savunma Bakanlığı, IŞİD’in Afganistan’daki lideri Ebu Sayed’in hafta başında Kunar vilayetinde ABD hava kuvvetlerinin düzenlediği bir hava saldırısında öldürüldüğünü duyurdu. Pentagon sözcüsü, saldırıda diğer IŞİD üyelerinin de öldürüldüğünü, bu durumun örgütün Afganistan’daki varlığını önemli ölçüde etkileyeceğini savundu. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog