Bugünden 1930'a 5,438,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cuma 23 Haziran 2017 6 haber EDİTÖR: MÜNEVVER OSKAY TASARIM: EMİNE BİLGET 236 gündür özgürlüğünden yoksun... CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan yazarlarımız ve yöneticilerimizle konuştu 10 metrelik avluda adalet için direniyorlar CHP Mersin Milletvekili Sağlar, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan yazar ve yöneticilerimiz ile şarkıcı Atilla Taş’la görüştü. Mesajları şöyle: ‘80 milyondan yalnızca biriyim’ SELDA GÜNEYSU l Murat Sabuncu: Burada sıkıntıda değilim ama memleket sıkıntıda. Memleketin sıkıntıda, insanlarınsa mağdur olması, adalete ulaşamaması içimi acıtıyor. Bireysel olarak kendimi hapiste görmüyorum. Çünkü 80 milyon insanın içinde bulunduğu durumu yaşayanlardan biriyim. Adaletsizlik o kadar hat safhaya çıktı ki, bizi yargılayan savcı FETÖ’den yargılanıyor. FETÖ’den yargılanıyor ama bize ‘FETÖ’cü’ deniyor. O, dışarıda ben 8 aydır tutukluyum. Bu mu adalet? Böyle bir karmaşa, böyle bir adaletsizlik görülmedi. Ama her şeye karşın biz direniyoruz, direnmeye de devam edeceğiz. 8 ay zor bir zamandır ama içinde bulunduğumuz durumu düşünerek, bundan üzüntü duymuyoruz. ‘YILLARCA FETÖ’yü biz yazdık Ama..’ l Kadri Gürsel: 7.5 ay sonra Murat’ı (Sabuncu) ilk kez gördüm. Burada bize müthiş bir tecrit uygulanıyor. Haklarımız konusunda ise aynı tutumda değiller. Açıkça görülüyor ki bir oyun oynanıyor. Bizim gibi aydın insanlar ‘FETÖ’cü’ diye yargılanıyorlar. Biz, iktidarı, FETÖ’yü bu noktaya getiren insanları yazdık, çizdik, ortaya koyduk. Beni üzen de bu. 8 ay bu ayın sonunda bitiyor, bize ‘terörist’ muamelesi yapılıyor. Elinde kaleminden başka hiçbir şeyi olmayan insanlara bu yafta yapıştırılıyor. CHP’nin başlattığı ‘Adalet Yürüyüşü’nü de bu nedenle anlamlı buluyorum. Ben 32 günlüktüm ama Yenigün Haber Ajansı’nın ‘birinci imzacısı’ olarak görülüyorum, böyle bir şey olamaz. Beni bu soruşturmaya sonradan eklemişler. 30’u aşkın klasör var, içinde hiçbir belge yok. Bizi alelacele ‘kumpas mahkemesi’nin içine soktular. Ben her şeye karşın adaletin yerine geleceğini biliyorum. Biz terör üyesi değiliz. “Adalet Yürüyüşü”nü de son derece anlamlı buluyorum. Herkes kendisinden emin, o nedenle sağlam duruyoruz. l Musa Kart: Neden bizi buraya koydular, burada neden bulunuyoruz, gerçeği biliyorum. O nedenle gayet iyiyim. Geleceğe de umutla bakıyorum. Önder Çelik: Milletvekillerinin bizi yalnız bırakmaması çok önemli. CHP’nin başlattığı “Adalet Yürüyüşü” de adalet için son derece önemli. l ANKARA ‘HUKUKUN OLMADIĞI YER: SİLİVRİ’ CHP’li Fikri Sağlar, “FETÖ soruşturması” olmadığı bir yer. Hukukun olmadığı bir yerde adil kapsamında tutuklu bulu yargılama da olmuyor. nan şarkıcı Atilla Taş ile de Adil yargılamanın olmadı görüştü. Sağlar, Taş’ın gö ğı yerde ise adalet olmu rüşmede, “10 metrelik bir yor. Adalet yoksa, barış avluda yürüyorum, siz or da yok. Barış yoksa, dev manda yürüyorsunuz. So let de yok. Devletin ol nuçta hepimiz adalet için madığı yerde ise zalim yürüyoruz” dediğini kay Fikri Sağlar lerin oluşturduğu bir çe detti. Sağlar, görüşmeye te yönetimi vardır. Bu ilişkin görüşlerini de şöyle paylaştı: gün CHP’nin başlattığı ‘Adalet Yü “Silivri’de şunu gördüm: Hukukun rüyüşü’ o nedenle önemli, gelece ğimiz için önemli. Bu yürüyüş ‘zalimler çetesi’ni çok korkuttu ki her vesileyle bitirilmesi isteniyor. Oysa hangi düşünceye inanırsanız inanın, bu yürüyüşe katılmak gerekiyor. Bu nedenle herkese çağrıda bulunuyorum. Demokrasinin, adaletin oluştuğu mekânlar meydanlardır, alanlardır. CHP, bugün, adaletin oluşması için çaba gösteriyor. Bu çaba da herkes adına gösteriliyor. Yürümek isteyen herkes de bu yürüyüşe katılmalı.” Özakça yürüyemiyor Gülmen kalkamıyor Baro, açlık grevinin 106. gününü geride bırakan tutukluları ziyarete gitti Nuriye Gülmen Semih Özakça Eğitimci Nuriye Gülmen ile Semih Özakça açlık grevinin 106. gününü geride bıraktı. Tutuklu Gülmen’e ‘slogan attığı’ gerekçesiyle mektup faks yazışmasını ve telefon görüşmesini yasaklamayı içeren “iletişim cezası” verildiği iddia edilirken; Ankara Barosu’ndan yapılan açıklamada, Özakça’nın durumunun kritik olduğu, Gülmen’in ise görüş yerine bile gelemediği belirtildi. Direnişçilerden sosyolog Veli Saçılık’a da Twitter üzerinden İsrail askerlerinin Filistin’de ev baskını fotoğrafını paylaşımı delil gösterilerek “terör örgütü üyeliği”nden soruşturma açıldı. Akademisyen Nuriye Gülmen, öğretmen Semih Özakça ile Acun Karadağ’ın “İşimizi geri istiyoruz” diyerek başlattıkları direnişin 226. gününde İnsan Hakları Anıtı boş kalmadı. 106. gündür açlığa direnen tutuklu Gülmen ile Özakça için destek açlık grevine giren yurttaşlar, İnsan Hakları Anıtı önüne bu ‘Bilgi alamıyoruz’ SES Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada da, Gülmen ile Özakça’nın durumu hakkında bilgi almak için cezaevi müdürleri ile görüşme talebinde bulundukları, ancak memurlar aracılığıyla “Adalet Bakanlığı’nın izni olmadan görüşme yapamayacakları ve bilgi veremeyecekleri” yanıtı aldıkları belirtildi. luştu. “Gülmen ile Özakça her geçen gün sağlıklarından oluyor” açıklaması yapan yurttaşlara, polisin müdahalesi gecikmedi. “Dağılın” anonsunun ardından “Nuriye Semih işe geri alınsın” yazan dövizleri yırtan polis ekipleri, açıklama yapan yurttaşları sert şekilde iterek uzaklaştırdı. “En demokratik hakkımız olan basın açıklamasına bile en ufak tahammülleri yok. Ankara Emniyeti suç işliyor. Biz Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’yı yaşatacağız. Onları faşizmin zindanından alana kadar direnişin olduğu hiçbir alanı terk etmeyeceğiz. Haklı olan, meşru olan biziz” açıklaması yapıldı. Görüşe gelemedi Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Erinç Sağkan ile Yönetim Kurulu üyeleri Özgür Ökmen ve Çağrı Ayhan Şenel, açlık grevinin 106. gününü geride bırakan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’yı ziyaret etmek için Sincan Cezaevi’ndeydi. Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu olan Gülmen yataktan kalkıp görüş yerine gelemediği için görüşme gerçekleşemedi. Avukatlar, Gülmen gibi durumu kritik Semih Özakça’yı; yürümekte zorluk çektiği, tekerlekli sandalye ile görüşe geldiği, son derece bitkin olduğu ve konuşmakta zorlandığını kaydetti. l ANKARA / Cumhuriyet ‘Ciddi bir savunmayı hak etmiyor’ 10 aydır tutuklu gazeteci Ahmet Altan savunmasına böyle başladı CANAN COŞKUN 15Temmuz darbe girişiminin ardından Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında 10 aydır tutuklu bulunan gazeteciler Ahmet ve Mehmet Altan ile 11 aydır tutuklu bulunan Nazlı Ilıcak’ın yargılandığı davada savunmalara devam edildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmaya darbeye teşebbüs, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve örgüte üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan tutuklu Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek ve Fevzi Yazıcı ile tutuksuz Tibet Murat Sanlıman katıldı. Ahmet Altan ve Mehmet Altan, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmayı Article 19’dan Geor gia Nash ve HDP Milletvekili Ga Altan, iddianamenin temeli ro Paylan da izledi. ni askeri darbe suçunun oluştur Davanın 4’üncü ve son gü duğunu ve suç tarihinin 15 Tem nünde Ahmet Altan’ın savunma muz 2016 olduğunu belirterek, sına geçildi. Altan savunmasın “Ben gazeteciliği 2012’de bırak da, savcı Can Tuncay’ın hazır tım. En yenisi suç tarihinden 4 yıl ladığı iddianameyi eleştirerek, önce yapılmış haberler suça ka “İddianame olduğu ileri sürülen, nıt olabilir mi? Savcı ‘örgüt lehi zekâdan ve hukuktan yoksun Ahmet Altan ne süreklilik arz eden’ yayınla ağırlaştırılmış müebbet gibi hey ra ve söylemlere bakmak istiyor betli bir cezayı taşımaya mecali yetme sa AKP’ye bakacak. Cemaatin örgütlendi yen bu cılız metin ciddi bir savunmayı as ği bir toplantıda Gülen’e ’muhabbetlerini’ la hak etmiyor. Bu iddianameyi okuduğu sunan Tayyip Erdoğan’a bakacak. Meclis nuzda, içinde sanıkların, sanık sandalyele kürsüsünden Gülen’i kendini parçalayarak rinin, avukat sıralarının, silahlı jandarma savunan Adalet Bakanı’na bakacak” dedi. ların, kürsülerin, cüppelerin bulunduğu ve “Erdoğan’ı eleştiriyorum, siz de be adliye sarayı diye adlandırılan yerlerin na ni hapse atıyorsunuz” diyen Altan, bunun sıl bir hukuk mezbahasına döndürüldüğü hukuk olmadığını kaydederek, “Bu, fiili nü rahatça kavrıyorsunuz” dedi. başkanlığa uygun düşen fiili hukuk. Hukuk adına suç işlemek bu. Hiçbir tutarlılığı olmayan, kanıtlara dayanmayan suçlamalar ileri sürmek, bunları iddianameye yazmak hukukun ırzına geçmektir. Zaten bu savcı hukukun ırzına geçmeyi öyle bir alışkanlık haline getirmiş ki bizim iddianame hukuk pornosuna dönüşmüş. Benim hapishaneden korkacağımı, önümde kalan birkaç yılı hapiste geçirmek fikrinden dehşete düşeceğimi bekleyenler varsa, onlara da cevabım şu: Boşuna beklemeyin. Ben sizin korkutabileceğiniz bir adam değilim. İnsanları nedensiz yere tutuklayan, yalan dolu iddianamelerle insanları yargılayan bugünkü adalet sistemine güvenim yok. Vereceğiniz kararın benimle bir ilgisi olmayacak. Bütün yargıçlar kendi kararlarıyla yargılanır. Siz de kendi kararlarınızla yargılanacaksınız.” l İSTANBUL Kadir Gecesi Survivor’dan hayırlı mı değil mi?! “Doğrusu, Biz, Kur’ân’ı kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrâil o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir” (Kadir Suresi). Kur’ân, Kadir Gecesi’nin bin aydan daha hayırlı olduğunu söylerken bir bakıma bu bir tek gecenin insan ömrüne bedel olduğunu da anlatmak istiyor. (Bin ay, “83 sene 4 ay”a karşılık geliyor.) Çünkü Allah sözü, ilk olarak o gece kulla buluşmuş. Dolayısıyla “İslami zaman”ın nirengi noktası denilebilecek gecedir Kadir Gecesi. Kendisini Müslüman addeden herkes için başka hiçbir şeyle yer değiştirtilmesi mümkün olmayan bir gece. İbadetin ve de “takva”nın, yani “yalan dünya” (“masiva”) hayhuyundan sakınmanın en fazla gözetilmesi gereken gece... HHH O yüzden her yıl hummalı bir Kadir Gecesi’ni eda ve idrak etme faaliyeti sergileniyor bu memlekette. Televizyonlar da zaten kutsal Ramazan ayıyla uyarlı şekilde “Leylei Kadr” üzerine özel yayınlar gerçekleştiriyorlar. Bu yıl da Diyanet İşleri Başkanı’nın, iki eski başkanın da eşliğinde katıldığı, Ayasofya’nın “Muhammedi ibadet”e açık kısmında düzenlenen özel Kadir Gecesi programı, TRT Diyanet’ten canlı yayınlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beştepe’deki Millet Camii’nde katıldığı özel program da Kanal D’de canlı ekrana geldi. Elhak, Nihat Hatipoğlu hocamız. ATV’de mutat iftar ve sahur programlarının arasına yine bir “Kadir GecesiÖzel” yerleştirdi. Diğer pek çok kanal da özel yayın yaptı. Fakat esas şu anlata anlata bitiremediğimiz “Kur’ânı Kerîm’i Güzel Okuma Yarışması”, son derece anlamlı şekilde İslamiyet’te gecelerin bu en güçlü, kıymetli, şerefli olanında “Final”ini gerçekleştirdi. Kısacası, halkımızın en büyük meşgalesi televizyon, Kadir Gecesi’nin hakkını vererek ibadet, tilavet, tezekkür ve tesbihatla doldu taştı. HHH Peki, tüm bu “keyfiyet” dâhilinde gecenin en çok izleneni olarak reyting listesinde zirvede ışıl ışıl parlayarak karşımıza ne çıktı dersiniz?.. Elbette “SurvivorÜnlüler Gönüllüler”!.. “Acunsal enerji”nin kutsal ya da tinsel (manevi) enerji dinlemeyip Kadir Gecesi’ne bile galebe çaldığı yarışmanın “Yarı Final” yayınının en “dramatik” başarısı, “Final”iyle ekrana gelen Kur’ân okuma yarışmasını hayli geride bırakması oldu. Seyirci ekseriyeti, “Yahu Survivor’ın finali yarın, hiç olmazsa bu kutsal gecenin yüzü suyu hürmetine şu Kur’ân yarışmasının finalini seyredeyim” demedi. Survivor, total izleyicide de, AB ve ABC gruplarında da birinci olurken Kur’ân yarışmasının finali totalde 15’inci olmuş. Üstelik Survivor’dan sonra yayına giren ve bir geyik muhabbeti mesabesindeki “Survivor Ekstra” bile onun üstünde 14’üncü sırada yer almış. Dahası “Survivor Ekstra” ile eşzamanlı yayında olan Cumhurbaşkanı’nın katıldığı Millet Camii’nden Kadir Gecesi canlı yayını 47’nci sırayı ancak yakalayabilmiş!.. Kadir Gecesi’nde Survivor’ı bir tek Ramazan televaizlerimizin en popüler ve spektaküler (temaşaya açık) olanı Nihat Hatipoğlu hocamızın programı, o da sadece totalde zorlamış. AB ve ABC seyirci gruplarında ise Survivor’ın ardından diziler ve başka “lâdini” programlar geliyor. Hatta AB’de izleyici “Kim Milyoner Olmak İster”e bile azımsanmayacak oranda meyletmiş. Yani “masiva”nın parapula dayalı zenginliğini, “mânâ”nın duaya, zikre, tesbihe dayalı zenginliğine tercih etmiş. HHH Hep olduğu gibi yine aynı noktaya geliyoruz: Dinbaz iktidar, sathî (yüzeysel) olarak hayatı ne kadar kutsalla dopdolu kılmaya çalışırsa çalışsın “beşer” bildiğini okuyor. Kadir Gecesi’nde bile “realiteşov”un cazibesi, “Rahmanî cezbe”nin önüne geçebiliyor. Deniz Yücel’e Almanya’dan ödül Türkiye’de Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel, Alman Gazete Yayıncıları Birliği (BDZV) tarafından verilen Thedor Wolff Özel Ödülü’ne değer görüldü. Önceki akşam Berlin’de yapılan ödül töreninde konuşan Theodor Wolff Ödülü Danışma Kurulu Başkanı Hermann NeusDeniz Yücel ser, ilk kez verilen bu özel ödül ile “Türkiye ve diğer birçok ülkede olmayan basın özgürlüğünün önemine dikkat çekmek” istediklerini söyledi. Ödül töreninde Deniz Yücel’in avukatları aracılığı ile gönderdiği teşekkür mesajı okundu. l Haber Merkezi C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog