Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

Cuma 16 Haziran 2017 TASARIM: SERPİL ÜNAY haber/yorum 13 Olaylar ve GOrUSler EDİTÖR: NAZAN ÖZCAN posta@cumhuriyet.com.tr Mücadele ve dayanışma ‘Kalbur’a döndürülüyor! Değerli dostlar, delik deşik edilenin ne olduğuna, nasıl delik deşik edildiğine değinmeden önce, izninizle kısa bir açıklama yapmalıyım; evdeki gazetelikte biriken bir haftalık gazeteyi, her pazartesi sabahı alıp yeni haftaya yer açıyorum; bu hafta gazeteliği boşaltmadan önce, içlerinden bir tane alıp açtım, sağlı sollu iki sayfayı serdim; şimdi birlikte okuyalım diyorum. Sağ sayfanın ortasında, “İşte PKK’ya verilen silahların dökümü” başlığı altında, “Suriye’nin kuzeyine üç haftada toplam 218 TIR silah gittiği” belirtiliyor; ayrıca bunun “Trump’ın onaylamasıyla” yapıldığı, “bir de, yasadışı yollardan, CIA üzerinden PKK’ya verilen silahların” olduğu vurgulandı. Demek ki NATO kardeşimiz ABD hem “yasal”, hem de “yasadışı” yollarla ülkemizi delik deşik yapmak için çalışıyor... Bu sayfanın altında, bu silahları kullanacak “30.000 PKK’lı terörist de eğitilip donatılacak” haberi de ara başlıkla veriliyor. Soldaki sayfaya geçersek dört sütunluk, “Millet şehitlerin derdinde, vekiller ek maaş peşinde” başlığı sayfanın en üstüne yerleşmiş; haber “Türkiye, ŞırnakŞenoba’da, 13 komutanın şehit olduğu gün, Meclis’e gelen ‘Üretim Reformu Paketi’ görüşülüyordu” diye başlıyor. Ve şöyle sürüyor, “Zeytinlik alanlarını talan edecek maddelerin de yer aldığı bu tasarının görüşmesi sırasında, AKP milletvekillerinin önergesi ile, milletvekillikleri sona eren akademisyen milletvekillerine, göreve döndüklerinde çifte maaş hakkı getirildi...” diyerek. Anımsanacağı gibi AKP milletvekillerinin bu girişimi tepkiyle karşılanmıştı; CHP milletvekillerinin: “Türkiye şehitlerine ağlarken, gece yarısı milletvekillerinin kendilerine böyle bir kıyakçılık yapmaları acaba ne kadar ahlaki bir davranış?” sorusuyla bu haber noktalanır. Ne dersiniz, özellikle bu tasarıyı gece yarısı komisyona getiren AKP milletvekilleri, çifte maaşlarını alırken anımsarlar mı bu oturumu, bu haberleri? Ayrıca haberde, bu çifte maaş kıyağı dışında, “Özelleştirmeler sonucu kamu zararına yol açmış Bakanlar Kurulu üyelerine ve özelleştirme bürokratlarına geri ödetilecek paraların affedilmesi kararı yani bir delik açılması da korsan bir yasa maddesiyle, gece yarısı oturumunda sağlandığı” yer alır. Değerli dostlar, “çifte maaş kıyağı” belki anımsanır bir süre daha; ne var ki, özelleştirmeler sonucunda doğan sözü edilen zararlar, bir başka deyişle, “delik deşik oluşlar”, çoktaan unutuldu gitti, sanki böyle bir konu hiç olmadı gibi... Peki yine gazeteye, sayfaya dönelim; “Erdoğan’dan Rubin hakkında suç duyurusu” başlıklı habere bakalım, “FETÖ’ye yakınlığıyla bilinen; Erdoğan’ı idamla tehdit eden, eski bir Pentagon yetkilisi M. Rubin’den şikâyetçi olmuş Tayyib Erdoğan”la başlıyordu bu haber; Rubin’in, “Neden Türkiye’deki darbe, ümit anlamına gelebilir?” sorusu ve yorumuyla sürüyordu. Ve Rubin’in, TC Devleti’nin Cumhurbaşkanı’na yaptığı “akıl ve mantık dışı” suçlamaların yanında, “hakaret içeren paylaşımlarının da olduğu” alıntılarla da ortaya konuyordu. Rubin, bütün bunları nasıl yazabiliyordu? “Bir ülkenin, bir devletin saygınlığı, onu yönetenlerin saygınlığına bağlıdır!” görüşü, geçerliliğini yitirdi mi yoksa? Ya da kimi ülkeler için geçerli değil mi(?) diye sormaktan da insan kendini alamıyor. Öte yanda, “3 Haziran” tarihli gazeteden yapılan yoğun alıntılara gelince, iki hafta önce basında yer alıp, okuduğumuz, TV’de izleyip dinlediğimiz, topu topu “iki haftalık” bu haberlerin kaçının aklınızda kaldığını birlikte gözlemleyelim dedim. Ne ki buna başta ben kendim karşı geliyorum; 14 gün içinde ülkemizin gündeminin günden güne değil, saatle değişen haberlerle oluştuğunu, üstelik bunların çoğunun “Saray” kaynaklı olmasının dayanılmazlığı da eklenince, bu denemeyi yapmak bayağı insafsızca... Sanırım bana katılırsınız her halde? ARZU ÇERKEZOĞLU DİSK Genel Sekreteri Bundan 47 yıl önce, 1516 Haziran 1970’te yaşananlar, tarih boyunca “Türkiye’yi sarsan iki gün olarak” anımsanmayı hak ediyor. 1516 Haziran direnişi, DİSK’in kapısına kilit vurmak isteyen patronlara ve iktidara karşı işçi sınıfının başkaldırısıdır. Direnişi açığa çıkaran görünürdeki olay, 1317 sayılı Kanun ile 274 sayılı Sendikalar Kanunu’nda çok sayıda değişiklik yapılmasıydı. Bu değişikliklerin en önemlisi de sendika, federasyon ve konfederasyon kuruluşuna ilişkin baraj koşuluydu. Sendikalı işçilerin en az üçte birinin üye olma şartı, daha üç yıl önce 1967’de kurulmuş olan ancak sendikal harekete büyük bir devrimci ivme katan DİSK’i yok etmeyi amaçlıyordu. İzmit’ten İstanbul’a Güdümlü bir sendikal tekel oluşturarak işçi sınıfının bağımsız örgütlenmesinin yeşermesini engellemeyi amaçlayan bu yasaya işçilerin tepkisi net oldu. Türkiye’de sanayinin kalbi durumundaki İzmit’ten İstanbul’a uzanan hatta on binlerce işçi iş bırakarak sokaklara çıktı. Devletin ve sermayenin işçilere tepkisi sert oldu: Direnişe öncülük eden binlerce işçi işten çıkarıldı, yüzlercesi tutuklandı, üç işçi de yaşamını yitirdi. Anayasa Mahkemesi söz konusu yasanın sendikal barajlara ilişkin hükümlerini, hakkın özünü ortadan kaldırdığı gerekçesiyle iptal etti. Bugün, tam 47 yıl sonra, 1516 Haziran’ın ışığına her zamankinden çok ihtiyacımız var. Çünkü işçilere karşı büyük bir savaş ilan edilmiş durumda. İşçi düşmanlığı Bu ülkede işçiler taşeron işçilik, kiralık işçilik gibi adlar altında köleliğe mahkum ediliyor. Bu ülkede geçen yıl, 1970 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu ülkede işsizlik 7 milyona ulaştı; işsizlik sigortası fonu ise patronlara peşkeş çekiliyor. Bu ülkede KHK’ler ile haklarında hiçbir yargı kararı bulunmayan kamu çalışanları ve kayyım atanan belediyelerdeki işçiler hukuk dışı biçimde işlerinden edildi; gidecek mahkemeleri bile yok. Bu ülkede işçiler açlığa ve yoksulluğa mahkum edilirken hak aramak da yasaklandı. Bu ülkede grev hakkı, Bakanlar Kurulu kararlarıyla gasp ediliyor. Bu ülkede işçilerin sendikalı olma ve sendikasını seçme hakkı kısıtlanıyor. Saymakla bitmeyen bu sorunlar yetmezmiş gibi, şimdi de hükümet işçi sınıfına karşı yeni saldırılara hazırlanıyor. Kadın işçilere yarı zamanlı çalışmayı, evden çalışmayı dayatacak, kadınları daha da güvencesiz çalıştıracak düzenlemeler hazırlıyorlar. Meclis’te bulunan zorunlu arabuluculuk yasası ile işçilerin haklarını iş mahkemelerinde aramalarının önüne geçilmek isteniyor. Bu da yetmiyor, işçi sınıfının ekmeğini çalmaya doymayanlar, 80 yıllık kıdem tazminatı hakkımıza göz koyuyorlar. Kıdem tazminatını bireysel fona dönüştürerek, iş güvencemizin son kalesini yok etmek istiyorlar. “Yük” ifade ettikleri kıdem tazminatını düşürmek istiyorlar. Fonda biriktirecekleri haklarımızı istedikleri gibi yağmalamak istiyorlar. Üç ders var İşte bu koşullar altında 1516 Haziran’ın ışığına ihtiyaç duyduğumuz açıktır. 1516 1516 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi, haklarımızı nasıl kazanacağımızı ve koruyacağımızı Türkiye işçi sınıfına gösteren bir derstir. Bugün o şanlı direnişin ışığına ihtiyaç duyduğumuz açık. Hükümet DİSK’in kapısına kilit vurmaya kalkışınca 1516 Haziran 1970’te on binlerce işçi iş bırakarak sokaklara çıktı. Haziran Büyük İşçi Direnişi, haklarımızı nasıl kazanacağımızı ve koruyacağımızı Türkiye işçi sınıfına gösteren bir derstir. O şanlı direnişten bugünümüze ışık tutan üç temel ders konusu vardır. 1. 1516 Haziran’dan çıkan ilk ders “mücadele”dir. Bundan 47 yıl önce, işçi sınıfının kendi elleriyle inşa ettiği biricik örgütünü hedef alanlara, DİSK’in varlığına son vermek, örgütlenme özgürlüğünü yok etmek isteyenlere işçilerin yanıtı, inen şarteller, boşalan fabrikalar ve zapt edilen meydanlar, sokaklar olmuştu. On binlerce işçi direnme hakkını kullanmıştı. Şartelleri indirip işyerlerini boşaltan işçiler, önlerine çıkan tankları, barikatları bir bir aşarak DİSK’e sahip çıkmışlardı. 2. 1516 Haziran’dan çıkan ikinci ders “birlik”tir. Bundan 47 yıl önce işçiler DİSK’i savunmak için yani haklarını savunmak için, sendika ayrımı gözetmeksizin, sendikalısendikasız demeden “Anayasal Direniş Komiteleri” altında birleşmiş ve bir arada direnmişti. Bugün de haklarımızı savunmak için işçi sınıfının birliğine ihtiyacımız var. Örgütlü örgütsüz, beyaz yakalımavi yakalı, taşeronkadrolu, hizmetlersanayi çalışanı, kadınerkek ülkenin dört bir yanından tüm işçiler başta kıdem tazminatı olmak üzere hakları için birleşmelidir. 3. 1516 Haziran’dan çıkan üçüncü ders “dayanışma”dır. Bundan 47 yıl önce işçilerin bu dayanışması sonuç vermiş, DİSK’i kapatacak, işçi sınıfının bağımsız örgütlenmesine son verecek bu yasa, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bundan tam 47 yıl önce işçi düşmanlarının hevesleri kursaklarında kaldı. Bu zaferi kazandıran, işçilerin birliği, mücadelesi ve dayanışması oldu. DİSK’in mayası 1516 Haziran 1970’ten bugüne egemenler, işçi sınıfının bağımsız örgütlenmesi ni yok etmek için her yolu denediler. 1 Mayıs 1977 katliamından, Kurucu Genel Başkanımız Kemal Türkler’in öldürülmesine, 12 Eylül darbesinden o darbenin mirası sendikal barajlara, grev yasaklarından Taksim Meydanı’nın işçilere kapatılmasına kadar atılan her adımın ortak bir amacı vardı: İşçi sınıfının kendi bağımsız örgütleriyle toplumsal ve politik bir özne olarak ortaya çıkmasına engel olmak. Bugünkü iktidar 47 yıl önce DİSK’i kapatmak isteyenlerin mirasçılarıdır. Her nasıl ki 47 yıl önce büyük bir işçileşme dalgasının üzerinde yükselen işçi sınıfı hareketi ve örgütleri denetim altına alınmaya çalışıldıysa, 47 yıl sonra da neoliberal politikalar eşliğinde güvencelerinden arındırılarak işçileştirilen büyük işçi yığınlarının, politik bir işçi hareketine dönüşmesinin önü alınmak isteniyor. Güvencesiz işçi sınıfına katılan yığınları ilk iktidar olduğu zamanlarda ideolojik aygıtlarıyla kontrol altında tutan AKP, ideolojik aygıtlar sınıfsal çelişkiyi ve biriken tepkiyi soğurmaya yetmeyince artık büyük oranda zor aygıtlarıyla aynı amaca hizmet ediyor. 2013’ten beri Türkiye’de yaşanan birçok gelişme, neoliberal yağma ve güvencesizlik politikalarına karşı tepkisi yükselen işçileşen bir toplumu zor aygıtları ile yönetme eğiliminin yansımasıdır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, düşünceyi ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü, örgütlenme hakkı, grev hakkı, siyaset yapma hakkı çeşitli gerekçelerle kısıtlanıyor. Her nasıl bugünkü iktidar 47 yıl önce DİSK’i kapatmak isteyenlerin mirasçısı ise bizim tarihimiz de DİSK’i kapattırmayan işçi sınıfının tarihidir. Bizim mayamız budur. Her zaman söylediğimiz gibi: Uzatılan kılıca sessizce eğilecek bir boyun bizde yoktur! 16 HAZİRAN 2017 SAYI: 33490 İmtiyaz Sahibi: CUMHURİYET VAKFI adına Orhan Erİnç İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay Genel Yayın Yönetmeni MURAT SABUNCU Yazıişleri Müdürü Bülent Özdoğan Haber Koordinatörü Aykut Küçükkaya Yayın Danışmanı Kadri Gürsel Reklam ve Pazarlama Danışmanı Ayşe Cemal Sorumlu Müdür Abbas Yalçın Reklam Grup Koordinatörü Deniz Tufan Rezervasyon ve Planlama Koordinatörü Bülent Gürel l Görsel Yönetmen: Hakan Akarsu l Ekonomi: Olcay Büyüktaş l Dış Haberler: Mine Esen l Spor: Arif Kızılyalın l Gece: Ayça Bilgin Demir l Yurt Haberler: Selin Görgüner l Fotoğraf: Uğur Demir l Düzeltme: Mustafa Çolak Web Koordinatörü: Oğuz Güven editor@cumhuriyet.com.tr Ankara Temsilcisi: Erdem Gül Güvenevler Mah. Güneş Cad. No: 8/1 Çankaya 06690 Ankara Tel: (0312) 442 30 50 İzmir Reklam Tel: (0232) 441 12 20 0530 430 74 17 Okur Temsilcisi: Güray Öz guray@cumhuriyet.com.tr Yayın Kurulu: Orhan Erinç (Başkan), Güray Öz (Bşk. Yrd.), Ali Sirmen, Hikmet Çetinkaya, Emre Kongar, Şükran Soner, Hakan Kara. l Muhasebe Müdürü: Günseli Özaltay l Satış Dağıtım: Tunca Çinkaya Yayımlayan ve Yönetim Yeri: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ. Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No: 2 34381 Şişli/İstanbul Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 343 72 64 eposta: posta@cumhuriyet.com.tr Reklam Yönetimi: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ. Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No: 2 34381 Şişli/İstanbul Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 251 98 68 eposta: reklam@cumhuriyet.com.tr Yaygın süreli yayın Baskı: DPC Doğan Medya Tesisleri Hoşdere Yolu 34850 Esenyurt/İstanbul Dağıtım: Doğan Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık ve Tahsilat Sistemleri AŞ Esenyurt/İstanbul Cumhuriyet’te yer alan haber, yazı ve fotoğrafların yeniden yayım hakkı saklı tutulmuştur. İzin alınmadan ve kaynak göstermeksizin yayımlamak Basın Kanunu gereğince hukuki ve cezai yaptırıma tabidir. İstanbul Ankara İzmir İmsak 03.23 03.16 03.49 NAMAZ VAKİTLERİ Güneş Öğle İkindi Akşam 05.24 13.12 17.10 20.46 05.12 12.56 16.52 20.27 05.40 13.19 17.12 20.45 Yatsı 22.37 22.14 22.27 KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK ÇİZGİLİK KAMİL MASARACI behicak@yahoo.com.tr kamilmasaraci@gmail.com.tr Bingöl şehidi uğurlandı Bingöl’ün Genç ilçesinde çıkan çatışmada yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Uzman Çavuş Abdullah Büyüksoy için Ahmet Hamdi Akseki Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Şehit Uzman Çavuş Abdullah Büyüksoy için ikindi namazına müteakip düzenlenen törene, şehidin babası İlhami Büyüksoy, annesi Zeliha Büyüksoy, amcası Kadir Büyüksoy, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler ve çok sayıda yurttaş katıldı. Cenaze namazını Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez kıldırdı. Bir süre top arabasında taşınan 29 yaşındaki Büyüksoy’un cenazesi, daha sonra toprağa verilmek üzere Sincan Çimşit Mezarlığına uğurlandı. lANKARA/Cumhuriyet C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog