Bugünden 1930'a 5,418,973 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Tayland Başbakanı’nın ‘twerk’ krizi Tayland’da şarkıcı Lamyai Haithongkham’ın ‘twerk’ dansına Başbakan Prayut Çanoça tepki gösterdi. Prayut “Dans şekli yüzünden neredeyse tüm cinsel bölgesini gösterecek. Herkesin, bu problemi çözmesi DUNYAiçin yardım etmesini istiyorum” dedi. 18 yaşındaki şarkıcı, giysi ve danslarını yumuşatacağını duyurdu. KPop yıldızları Kore popundan ABD’ye boykot Güney Kore’nin yerli pop (KPop) şarkıcıları, hükümetin ABD askerlerinin ülkede konuşlanmasının 100. yıldönümü “onuruna” verdiği konseri boykot ediyor. Boykot, konserin, ABD askerlerinin zırhlı araçla iki kızı ezmelerinin 15. yıldönümüne denk gelmesiyle gerekçelendirildi. Perşembe 15 Haziran 2017 dishab@cumhuriyet.com.tr TASARIM: BAHADIR AKTAŞ 7 Geliyorum diyen facia nilgun@cumhuriyet.com.tr Londra’da yoksulların güvenliğinden sürekli şikayet ettiği bir sosyal konutta yangın çıktı. Annelerin çocuklarını aşağı attığı yangında en az 12 kişi öldü Son dönemde terör saldırılarının hedefindeki Britanya, dün başkent Londra’daki devasa bir yangınla sarsıldı. Önceki geceyarısından sonra Kuzey Kensington bölgesindeki 24 katlı Grenfell Tower binasında yangın çıktı. Ölü sayısı hızla 12’ye ulaşırken 18’i ağır 68 kişi yaralandı. Londra’nın en zengin belediyesi olan, Muhafazakâr Parti’nin elindeki KensingtonChelsea belediyesine ait, bakımı taşerona verilmiş sosyal konut binasında o bölgenin en yoksul insanları oturuyordu. 24 katlı, 120 daireli binanın sakinlerinin oluşturduğu dernek, yıllardır yangın güvenliğinden şikayetçiydi. Taşeron firma ve bakım yapan müteahhit ise dairelere “yangın olursa kapıya ıslak havlu koyun ve dairenizde kalın” broşürleri dağıtıp şikayetçileri tehdit etmekle suçlanıyordu. Binanın dış cephesi plastik malzemeyle kaplı olduğu için hızla yayıldığı ileri sürülen yangın, iktidardaki Muhafazakâr Parti’nin belediye ve itfaiyeyi de vuran sosyal kesintilerini bir kez daha tartışmaya açtı. Müslümanlar sahura kalkınca Aralarında Türklerin de olduğu sanılan çoğunlukla Müslüman ailelerin kaldığı binadaki yangın, 11 Eylül 2001’de New York’taki İkiz Kuleler’de saldırı sonrası çıkan yangına benzetildi. Bir tanık, bazı bina sakinlerinin kendilerini boşluğa bırakırken bazılarının imdat çığlıkları arasında “onları kurtarın” diyerek çocuklarını aşağıya attıklarını söyledi. Binadan atılan bir bebeğin ise aşağıdakilerce kurtarıldığı aktarıldı. Müslümanlar sahur nedeniyle uyanık olduklarından 24 katlı, 120 daireli binaya 200 itfaiyeci, 40 itfaiye aracı müdahale etti. Bina sakinleri arasında çok sayıda kayıp olduğundan can kayıplarının artmasından korkuluyor. çok sayıda insanın binadan çıkmasına yardım etti. Binadaki yakınlarından haber alamayanlar sosyal medyada yardım aradı. Geçen haftaki seçimden zararla çıkan Başbakan Theresa May, “trajik şekilde ölenler nedeniyle derin üzüntü” açıklarken koalisyon hükümeti görüşmelerini erteledi. Olay yerine giden Londra Belediye Başkanı Sadıq Khan, binanın güvenliğine ilişkin yanıtlanmayı bekleyen önemli sorular olduğunu, apartman sakinlerinin ciddi bir yangın riskine karşı daha önce defalarca uyarıda bulunduğunu belirtti. Yangından kurtulanlar yangın alarmının çalışmadığını söyledi. Bina sakinlerine “dışarı çıkmayın” talimatı verildiği id dia edildi. İhmal feryadı duyulmamış Londra’daki ihmal iddiaları. 3. Dünya ülkelerini aratmadı. Belediyeye ait olan ve bir şirket tarafından işletilen binanın sakinleri, Şubat 2013’te yangınla mücadele malzemelerinin 12 aydır test edilmediğini açıklamıştı. 2012 yılına ait yangın risk değerlendirme raporuna göre, kazan dairesi, asansör motor odası ve zemin kat elektrik kontrol bölümünde bulu nan yangın söndürme tüplerinin son kullanma tarihi 12 ay geçmişti. Gaz ikmal sistemi, güç kaynağında hatalı kablolama, tek bir acil çıkış kapısı olması gibi pek çok şikâyet de varmış. Eski sakinlerden Damian Collins, şikâyetlerine gerekli karşılığı almadıklarını belirtip “İlla bir trajedi yaşanması mı lazımdı? Kentin varlıklı bölgelerinde olsaydı bu sorunlar çözülürdü” dedi. RakkaMusul sivillere mezar IŞİD’in Irak’taki kalesi Musul ile Suriye’deki kalesi Rakka’nın kurtarılması operasyonlarında sivil can kayıplarıyla ilgili her gün dehşet verici raporlar yayımlanıyor. ABD öncülüğündeki koalisyonun Rakka vilayetine yönelik hava saldırılarında sivil ölümlerin “afallatıcı” boyutlarda olduğunu dile getiren Birleşmiş Milletler (BM), hava saldırılarında marttan beri 300’den fazla sivilin öldüğünü, bunların 200’ünün sadece Mansura köyünde ölenler olduğunu duyurdu. ABD’nin desteklediği, YPG’nin anabileşeni olduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Rakka kentinin içine girmesiyle hava saldırılarının daha da şiddetlendiği uyarısı yapan BM, 160 bin sivilin kaçtığı bölgede hâlâ 200 binin sivilin mahsur kalmış olabileceğini belirtti. Beyaz fosfor uyarısı ABD merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de koalisyonun hem Musul hem de Rakka’da “beyaz fosfor” kullanmasını endişeyle karşıladığı uyarısı yaptı. Beyaz fosforun uluslararası hukukta savaşta sis örtüsü yaratmak ya da hedefleri belirlemek gibi amaçlarla kullanılması yasak değil. Ancak bu kimyasal, yangınların çıkmasına, insanlarda ciddi yanıklar oluşmasına, kana karışarak çoklu organ yetmezliğine neden oluyor. Beyaz fosfor kullanılmasının siviller için büyük risk oluşturduğunu duyuran HRW’nin silah karşıtı kampanya direktörü Steve Goose, “Beyaz fosfor ne amaçla kullanılıyor olursa olsun, Rakka ve Musul gibi kalabalık kentlerde ve sivillerin yaşadığı her yerde dehşet verici ve kalıcı zararlara neden olur” dedi. ABD’nin Musul’da fosfor bombası kullandığının görüntüleri yayımlanmıştı. Vekillere silahlı saldırı Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyelerine bir Trump karşıtının düzenlediği silahlı saldırıda biri vekil 5 kişi yaralandı ABD’de 2016 başkanlık seçiminden beri siyasi gerilim tavan yaparken Kongre’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyelerine silahlı saldırı düzenlendi. Başkent Washington’un banliyosu Alexandria’da Cumhuriyetçi ve Demokrat vekillerin beyzbol maçı için ayrı ayrı antreman yaptığı sırada yarı otomatik tüfekle ateş açıldı. Cumhuriyetçilerin meclisteki grup lideri Steve Scalise, iki vekil danışmanı ve iki polis yaralandı. Polisin hızlı davranmasıyla çok sayıda vekilin ölmesinin önlendiği belirtildi. Polisin vurarak birkaç dakika içinde yakaladığı saldırgan ABD yurttaşı James T. Hodgkinson (66) kaldırıldığı hastanede öldü. 50100 el ateş edildi Cumhuriyetçi vekillerden Mo Brooks, Demokrat vekillerle bugün oynanması planlanan geleneksel beyzbol maçı için antreman yaptıklarını, saldırganın yarı otomatik bir tüfekle tel örgünün arkasından ateş açtığını söyleyip “50 ila 100 el ateş edildi. Scalise’in çığlığını duydum. Kalçasından vurulmuştu. Sonra bacağından vurulan bir Kongre çalışanının kanını kemerimle durdurmaya çalıştım. Bizim güvenlikçiler tabancayla karşılık verdi” dedi. ‘Cumhuriyetçi misiniz?’ Ron DeSantis, bir adamın “Burada antrenman yapanlar Cumhuriyetçi mi Demokrat mı” diye sorduğunu, kendisinin “Cumhuriyetçiler burada, Demokratlar başka yerde” yanıtını vermesinden birkaç dakika sonra ateşin başladığını anlattı. Saldırının ardından ABD Başkanı Donald Trump, Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan ve Demokrat azınlık lideri Nancy Pelosi, ulusal birlik beraberlik çağrısı yaptı. Kongre’de sıkı güvenlik önlemleri alındı. Scalise, silah savunuculuğu ve Ku Klux Klan’la ilişkileriyle tanınıyor. Scalise yaralandı. Fail, Sanders hayranı çıktı Trump’a toplu dava açtılar Cumhuriyetçi vekillere saldırmasının ardından öldürü len James T. Hodgkinson, Donald Trump karşıtı, Bernie Sanders ta raftarı çıktı. 2016 başkanlık seçi mi sürecinde Demokrat Parti’nin adaylığı için Hillary Clinton’a kar şı yarışan ve “sosyalist” kimli ğiyle öne çıkan Sanders’ın kam panyası için gönüllü çalışmış Hodgkinson’ın Facebook sayfası Cumhuriyetçi Parti ve Trump karşı tı mesajlarla dolu. Poliste uzun bir sicili bulunan Hodgkinson’un kızı na ve sevgilisine şiddet uyguladığı kayıtlara geçmiş. Vekillere sal dırısını Demokrat se natör Sanders “Bu al çakça eylemden iğre niyorum. Scalise için dua ediyorum” diyerek “en güçlü Hodgkinson ifadelerle” kınadı. ABD’de Başkan Donald Trump aleyhine dava açma furya sı başladı. Bu kez Kongre’nin De mokrat Partili 196 üyesi, Başkan’ın “Kongre’nin onayı olmadan ya bancı ülke kaynaklarından menfa at sağlamasını yasaklayan” ana yasa maddesine dayanarak fede ral mahkemede dava açtı. Korku romanları yazar Stephen King de Trump’ın kendisini Twitter’dan en gellediğini duyurdu. “Trump twe etlerini okumamı engelledi. Kendi mi öldürmem gerekebilir” diyen King “Trump’ın tweetlerinden blok landığına dair bil dirim alan başka sı var mı yoksa bu bir şaka mı? Sanki tweetlerinin bu lunması çok zormuş gibi!” Stephen King diye iğneledi. ‘Macron Cumhuriyeti’ne hoş geldiniz “K itapsız günüm geçmez” diyor Emmanuel Macron: “Kitapların ve edebiyatın yeri hayatımın merkezindedir. Edebiyatı yaşamdan ayrı düşünemeyiz. Edebiyat, bulunduğumuz duruma ışık tutar, yaşam deneyimlerimize ad koyar ve varoluşumuza öz kazandırır. Kitaplar aynı zamanda tanımadığımız yollarda bize eşlik ederek ufuk açar. Dünyayı edebiyatla duyumsarız!” Macron kitaplarla ilişkisini böyle anlatıyor. Elysée Sarayı’nda da okumaya devam edeceğini ilave eden 39 yaşındaki genç Cumhurbaşkanı, “Çok veya az... Okumaya hep vakit vardır” diyerek “okuma tutkusunu” izah ediyor: “İnsan her durumda okumaya zaman ayırmalı!” Fransa cumhurbaşkanı, şimdiden efsane olan başarıları ile eğer güç sarhoşluğuna kapılıp despotlaşırsa, Fransa demek oluyor ki “aydın bir despota” kavuşacak... Halklar, iddia edildiğince “hak ettikleri yönetime” mahkum oluyorsa, Fransızların payına da anlaşılan Macron misali okumuş yazmış bir despot düşecek. Dinamitlenen sistem Geçen pazar yapılan genel seçimlerin ilk turunda yoktan var ettiği partisiyle, sağ ve sol muhalefeti süpüren Macron’a Fransa’nın giderek “tek adam”ı gözüyle bakmak eğilimi güçlü. “Cumhuriyetin Yürüyüşü” olarak vaftiz edilen Macron’un partisinin, ikinci turda aynı performansı göstermesi halinde meclisteki temsil gücü yüzde 80’e ulaşacak. İlk tur sonuçları üzerinden yapılan tahminlere göre 577 sandalyeli mecliste bu, 400440 arasında milletvekili oluyor. Elysée’nin yanında mecliste de bu denli başat bir güce sahip olmak, özetle Fransa’yı bir “Macron Cumhuriyeti” haline getiriyor. Arkasında bir yılı aşkın bir geçmişi olan Macron’un “Yürüyüş”ü, tüm yerleşik partileri un ufak etmiş durumda. 2012’deki seçim döneminde parlamentoda yaklaşık 300 milletvekili ile mutlak çoğunluğa sahip olan sosyalistler, bu defa en fazla 2025 temsilci çıkarabilecekler. 2017’nin başına dek Elysée için öne sürdükleri adayları Fillon ile Cumhurbaşkanlığı makamına “çantada keklik” gözüyle bakan merkez sağdaki “Cumhuriyetçiler” de en fazla 100130 parlamenter çıkarmayı umuyorlar. Fransa’yı 60 yıllık V. Cumhuriyet’te dönüşümlü olarak yöneten merkez sol ve sağdaki düzen partileri için bu beklentiler büyük bir bozgun anlamına geliyor. “Canard Enchainé” gazetesi, bu nedenle “Macron yürüyüşü”ne yaptığı kara mizah bir göndermeyle merkezdeki bu büyük çöküşü “Sağ ve Sosyalist Parti’nin cenaze yürüyüşü” başlığı ile tanımlıyor. Bir ay öncesine kadar Cumhurbaşkanlığı koltuğuna talip olan Le Pen ise beri yanda sağ uçta 25 milletvekili bulursa kendini şanslı sayacak. Yelpazenin sol ucundaki Mélenchon’un partisi ise taş çatlasa meclise en fazla 20 civarı vekil katabilecek. ‘Yeni Fransa’ vaadi Bu tablo Avrupa’nın en köklü ve geleneksel siyasi sistemlerinin birinin sosyal, ekonomik kriz döneminde, ne denli kırılgan ve öngörülmez olduğunu gösteriyor. Sağda çok satan “Figaro” gazetesi “Dinamitleme/Dynamitage” başlığını koyduğu değerlendirmesinde, bu durumun tetiklediği şaşkınlığı “Kim olanlara inanırdı? Kim bunları öngörebilirdi?” diyerek betimliyor ve ardından şunları ekliyor: “İki yıl öncesinde var olmayan bir siyasi oluşum, uzun zaman yerinden kıpırdamayacağını varsaydığımız siyasi tabloyu tek darbeyle altüst ederek meclise sıradışı bir çoğunluk sokacak. Macron bahsi kazandı. Bu dinamitlemenin şimdi gümbür gümbür sonuçlarını izleyebilir.” Hem de ne dinamitleme... Ağır topların çoğu yeni parlamentoya giremiyor. Sarkozy, Hollande, Valls, Fillon gibi “Fransa siyaseti” denince akla gelen pek çok isim, artık ağza alınmıyor. Macron “değişim” vaat eden genç ve de aşırı uçları törpülenmiş.. ama “tek adam” profili üzerinde yükselen bir “yeni Fransa” sunuyor. Aydınlık ve karanlık pek çok veçhenin iç içe geçtiği bu “yeni Fransa”yı bakalım ülke kabul edecek mi? Macron’un büyük başarı sayılan bu sonuçları, yüzde 50 gibi çok düşük bir katılımla denklediği kimse tarafından unutulmuyor. Parlamentoda temsil bulmayan muhalefet kolayca sokağa kayabilecek. “Macron Cumhuriyeti”nin sokağa nasıl hâkim olduğunu da yaşayarak göreceğiz. Fransız basını alarma geçti Fransa’da Cumhurbaşkanı Macron’un hükümeti göreve başlar başlamaz basın özgürlüğü alarmı verildi. Gazeteciler Birliği’nin (SDJ) 20 farklı medya grubundaki şubelerinin imzasıyla yayımlanan bildiride, hükümetin gazetecilere karşı baskı taktikleri, yasal tehditler kullanarak basın özgürlüğüne karşı “son derece endişe verici” işaretler verdiği belirtildi. Bildiri, Liberation’un iş kanunu değişikliğini sızdırması üzerine suç duyurusuyla karşılaşmasının ardından geldi. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog