Bugünden 1930'a 5,433,182 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Pazar 5 Şubat 2017 12Eylül çetesinin reisi, hazırlattığı anayasaya koydurduğu hükümler sayesinde bugünkü fiili tek adam rejiminin banisi Kenan Evren, iktidar gaspına meşruiyet arayışına sonunda çare olarak durumu yeni bir anayasa ile tescil etmeyi bulmuştu. Bunun için, kendi niyet ve tutkularına yanıt veren, bedenine uyan (sonradan başka bedenlere de uyacağı anlaşılacaktır) bir anayasa hazırlattı kendi atadıklarına. Ne garip tecellidir ki metni hazırlayan profesörün adından mülhem “Aldıkaçtı Anayasası” olarak anıldı bu temel metin. “Aldıkaçtı Anayasası”nı kendi adamlarına yaptırmak Kenan Bey’i kesmemiş olmalı ki onu 7 Kasım 1982’de halkoyuna sundu. Halkoylamasında sandık başına gidenler, bir evet ile hem Evren’in anayasasını, hem de cumhurbaşkanlığını onaylayacaklardı. Peki ya hayır çıkarsa ne olacaktı? Zaten o sırada devlet başkanı Kenan Bey onun da çaresini bulmuştu. Kendi devlet başkanı olarak devam edecek, bir sürahi dört bardak rejimi sürecek, ama halkın kabulüne mazhar olmayan, anayasa yürürlüğe girmeyecekti. Yine de, hayır çıkmasını engellemek gerekiyordu. Çare, evet propagandasını serbest bırakıp hayır propagandasını Nisan oylaması, dü rüst, adil, özgür olma yacak. Her şeyden önce, yargı bağımsızlığının olmadığı yerde, dürüst, özgür, adil oylamanın güvencesi yoktur. Seçmende oylama nın dürüst, adil, özgür Dürüst, özgür değil, olacağı inancı yerleşmemişse, o oylama da hile, baskı, adalet ama yine de... sizlik yapılmamış olsa bile demokratik koşullar oluşmamış, hal yasaklamaktı. Bu yolla “hayır” oyu vereceğini yazan Oktay Akbal hapse mahkum edildi. kın iradesi korku ile ifsat edilmiş demektir. OHAL uygulaması yürürlükteyken özgür bir kampanyanın neden sür HHH Demokrasinin evrensel kurallarına ters düşen bu “Evrensel” uygulama sonuç verdi, 7 Kasım 1982 halkoylamasında yüzde 91.37 oranında “evet” çıktı. Bu sonucun yine de Evren Anayasası’na demokratik meşruiyet kazandırmadığını belirtmeye bilmem ki gerek var mı?​ Nisan ayında, Kenan Bey’in anayasasından çok daha anti demokratik bir tek adam sistemi için halkoylaması var. Burada da “evet” propagandası serbest, hayır resmen olmasa bile, fiilen yasak. dürülemeyeceğini izan sahiplerine uzun uzun anlatmak bile gereksiz. OHAL uygulamalarıyla, şimdiye dek potansiyel “hayır”cılar zaten temizlenmişler, işlerinden atılmışlar, içeri tıkılmışlardır. Son olarak Antalya’da “hayır” yazan afişler asan Barış Çetin, Gürkan Gülseven ve Suat Bulut’un gözaltına alındıkları ve kendilerine Kabahatler Kanunu’nun 42. maddesine muhalefet suçundan 227’şer lira para cezası kesildiği haberi dünkü gazetelerde yer aldı. Dünkü Sözcü’de bu haberin hemen yanında, Düzce’de “Hayır”cıları ölümle tehdit eden ve bu tehdidi elleri silahlı fotoğraflarıy la sosyal medyayla paylaşan iki kişinin serbest bırakıldıkları bildiriliyordu. Sözün özü, nisan anayasa referandumu serbest, adil ve özgür olmayacak, Evren dönemini, mumla aratan baskılar altında geçecektir. HHH Yerli yabancı herkesin teslim ettiği bir gerçeği bir kez daha vurguladıktan sonra, hemen belirtmek isterim ki yapılan sondajlara göre bütün bu baskı ve adaletsizliklere karşın, referandumda tek adam rejimine “hayır” çıkması olasılığı güçlüdür. Üstelik kamuoyu araştırmalarına yanıt verirken “hayır”dan yana olanların ne olur ne olmaz, çekingen davrandıklarını da unutmamak gerek. Oylamanın baskı ve tehdit ortamında geçmesini isteyenlerin, ortamı gerecek kışkırtmalarına kapılmadan, germeden gerilmeden, sükunet içinde “hayır” demek olanağı hâlâ mevcuttur. Unutmayalım ki, bu fırsat felakete giden yolda uçurumdan önce son çıkıştır. Bu dönemeç de dönüldükten sonra, neleri göze alırsak alalım, bir daha hayır demek fırsatı olmayacaktır. Sakin ve kararlı bir “hayır”ı egemen kılmak için yapılacak ilk şey ise kendi hayır deme gücüne inanmaktır. ‘Türkiye’nin sınırları cetvelle çizilmedi!’ ‘Demokratik cumhuriyetin sonu gelir’ CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke, “Eğer bu anayasa değişikliği gerçekleşirse Türkiye’de bildiğimiz anlamıyla demokratik cumhuriyetin sonu gelecektir. Demokrasi tamamen ortadan kaldırılacaktır. Oysa ki demokrasiye hava kadar, su kadar ihtiyacımız var. Neden diye sorarsanız demokrasinin eksikliğinin ne yarattığını benden çok daha iyi biliyorsunuz. Son 2.5 yıldır fiili bir başkanlık dönemi yaşanıyor zaten” dedi. Anayasa değişikliği teklifinin bir rejim değişikliği olduğunu belirten Böke, “Bu rejim demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığını yok ediyor. Karşımıza çıkardığı şey bir tek adama bütün iktidarı teslim etmek ve bu tek adama sizlerin oylarıyla seçtiği vekillerin barındığı Meclis’i feshetme yetkisi vermek. Tek bir kişiye bizlerin kurduğu, bizlerin irademizi teslim ettiği egemenliği temsil eden Meclis’i feshetme yetkisi veriyor” diye konuştu. l ADAPAZARI/ DHA Şehit Fethi Sekin adına yapılan parkın açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, ‘Sınırlarımızda binlerce şehidin kanı vardır’ dedi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, teröristlerin halkta yılgınlık ya ratarak isteklerini kabul ettirme ye çalıştığını belirterek, “Ama o hainler şunu bilmiyorlar. Tür kiye Cumhuriyeti’nin sınırla rı cetvelle, pergel le çizilmiş sınır lar değildir. Türki ye Cumhuriyeti’nin sınırlarında binler ce şehidin kanı var HAKAN DİRİK dır. Kimden gelirse, nereden gelirse gel sin hepsinin önünde göğsümüzü siper etmeye hazırız. Vatanımız için bu mücadeleyi ya pacağız” dedi. İzmir’de, adliye saldırısında şe hit olan trafik polisi Fethi Sekin’in adı, adliyenin bulunduğu cadde ye, aynı saldırıda şehit olan müba şir Musa Can’ın adı da adliye sara yının yanındaki bir sokağa verildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce kahraman polis adına yapılan park ve yeşil alan düzenlemesi de hiz mete açıldı. İzmirlilerin de “İzmir Marşı” ve “Mustafa Kemal’in askerleri yiz” sloganlarıyla yoğun ilgi gös terdiği adliye yakınındaki parkın açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, Artvin’de kendisine yönelik terör saldırısını anımsattı. Kılıçdaroğlu, “Sekin’in şehit olduğu saldırıdaki silah seslerinin benzerini ben de Artvin’de yaşadım. Orada en önde ki askerimiz şehit oldu. Fethi Se kin Elazığlıdır, ben de Elazığ Tica ret Lisesi’nin ilk mezunuyum. Ela Fethi Sekin için yapılan parkın açılışına şehidin babası Mehmet Zeki Sekin (en solda) de katıldı. zığlılar, sevdiklerine ‘gakgoş’ der. Fethi Sekin artık tüm Türkiye’nin gakgoşudur. O mücadeleyi yapmasaydı çok daha acı olaylar yaşanabilirdi. Ülkemiz için, çocuklarımız için gözlerini kırpmadan ölüme gitti” dedi. Kahraman polisin babası Mehmet Zeki Sekin, park açılışında yaptığı konuşmada “Fethi gözlerini dünyaya açtığında Ankara’da vatan görevindeydim. Gözlerini kapadığında Aydın’da ameliyattaydım. İzmir, Elazığ, tüm Türkiye şehidine sahip çıktı. Yağmur çamur demeden benim yerime Fethi Sekin’in tabutunu omuzlayan tüm İzmirlilere teşekkür ediyorum. İzmir’in dağlarında çiçekler açtığında ben onun kokusunu duyacağım. Bu toprakları seven herkes duyacak. Rahat uyu Türkiyem, kahramanlar bitmez, şehitler ölmez. Bir Fethi Sekin ölür, bin Fethi Sekin doğar” dedi. Öte yandan İzmir Adliyesi’ne yönelik saldırıda öldürülen teröristlerin kullandıkları iki otomobilden birini sattığı belirlenen K.A., gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı. Ancak FETÖ’nün şifreli haberleşme programı ByLock kullandığı belirlenen K.A., ikinci kez gözaltına alınıp tutuklandı. En az Önder harcadı TBMM Başkanlık Divanı üyelerinin iletişim harcamalarının milyonlarca TL tutara ulaşması tartışılırken, en az harcama yapan divan üyesinin kim olduğu da ortaya çıktı MAHMUT LICALI TBMM Başkanlık Divanı üyeleri arasında en çok harcama yapanlar kamuoyunda eleştirilirken, en az harcama yapanların başında ise HDP’li TBMM İdare Amiri Sırrı Süreyya Önder yer aldı. Önder’in 2016 yılındaki telefon, faks, mektubun da yer aldığı iletişim giderlerinin toplamı 5 bin 593 TL oldu. TBMM Başkanlık Divanı’nın geçen haftadan bu yana iletişim harcamalarıyla ilgili kamuoyunda tartışmalar sürüyor. CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in 2016 yılına ait iletişim giderlerinin 1.2 milyon TL tutarında olduğunun ortaya çıkması tepki çekmiş ti. Başkanlık Divanı üyelerinin ve parlamentoda grubu bulunan siyasi parti başkanlarının GSM hattı, telefon ve mektup giderleri TBMM bütçesinden herhangi bir sınırlama olmadan karşılanıyor. Edinilen bilgiye göre, 2016 yılında HDP’li TBMM İdare Amiri Sırrı Süreyya Önder en az harcama yapan Başkanlık Divanı üyesi oldu. Önder’in 2016 yılında GSM hatları, mektup ve faks giderlerinin toplamı 5 bin 593 TL oldu. Önder, söz konusu tutarla normal milletvekillerine tanınan tutarın yalnızca 5’te biri tutarında kullanım yaptı. Önder’in 2015 yılı iletişim giderlerinin 6 bin 932 TL olduğu, 2014 yılı iletişim giderlerinin toplamının ise 8 bin 362 TL olduğu hesaplandı. l ANKARA Türkmen istifa etti CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun istifa çağrısının ardından CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen, TBMM Başkanlık Divanı’ndaki kâtip üyeliği görevini bıraktı. Türkmen, 1.2 milyon TL tutarındaki iletişim gideriyle gündeme gelmişti. TBMM Başkanlık Divanı üyelerinden CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in 2016 yılında Meclis bütçesinden ödenen iletişim giderlerinin 1.2 milyon TL olması kamuoyunda tartışma yarat mıştı. CHP içinde yapılan değerlendirmelerin ardından CHP lideri Kılıçdaroğlu önceki gün Türkmen’in TBMM Başkanlık Divanı üyeliğinden istifa etmesi çağrısı yapmıştı. Türkmen çağrının ardından katıldığı televizyon programında kendisine tanınan hakkı kullandığını belirtmiş, Kılıçdaroğlu’nun istifa çağrısının gereğini yerine getireceğini söylemişti. CHP’li Türkmen dün TBMM Başkanlık Divanı’ndaki kâtip üyelik görevinden istifa etti. EDİTÖR: ALPER İZBUL haber TASARIM: EMİNE BİLGET 5 Gaffar Okkan’dan Tahir Elçi’ye... Karanlık bir dalganın sarkacını bilir misiniz? Tüm avuntuların tekdüze olmuş saatlerinde, mevsimlere tutsak kadınların şarkısını söylüyoruz. Gün boyu o sarkacı düşünüyor, avuntularımızla birlikte oluyoruz. Kaybolan bir zaman dilimi içindeyiz. Bazen hoyrat, bazen sessiz. Bakışları bir çift acılı gölge gibi. Umarsız, boşvermiş... O denli güzel anılar biriktirmişiz, o denli anlamlı... Mevsimler gelip geçse bile umarsız. Öfkeler biriktirmişiz... Gözlerimizi açıp kapattığımızda ifadeler koymuşuz fotoğraflara. Anlatılması güç, derin acılar. Kaygılarımızla birlikte alaca bir öfkeye dönüşen. Bir sevda masalı anlatmışlar bize öğle saatlerinde, gün batımlarında hasret toplamışız derin maviliklerde. Aradan yıllar geçmiş... Haykırmışız hep birlikte: “Ve ben gözlerimi yakan bu havadan ağladım Sen de benim gibi ayrılıktan” Dirilişin fotoğrafını tekrarlıyor, ışıltılar dağılmadan, sabah şarkılarından geçerken... Uzaklardan geri dönenlerin yorgunluğu. Toprak yeşilliklerini yeniler... HHH Anadolu’nun her yanına bayraklı tabutlar yayılırken analar, eşler, babalar, çocuklar, kardeşler gözyaşı dökerken, binlerce Kürt aile faili meçhullerin, kayıp evlatların, kayıp hukukun acısını yaşarken... Nasıl buluşuyoruz acılarla, ölümlerle... Hepsi bu ülkenin yoksul insanları... Uyuyan polis, bankamatikte silahsız sivil giyimli uzman çavuş, astsubay, subay... Karısı, çocuğuyla alışverişe çıkmış silahsız binbaşı, trafik polisi... Onları katleden terörist... Çarşı iznine çıkmış askerler... Kurulan bombalı tuzak... Kimi zaman Kayseri’de, kimi zaman Beşiktaş Arena’nın önünde, Maçka Parkı’nda... Bir acıyı bilen o acıyı sadece kendinde bilmez. Bir kahpeliktir bu lanet olsun... Bir kahpeliğe lanet eden, o kahpelik sadece kendine vurdu mu lanet okuyamaz. İnsan olmanın kuralıdır, teröre lanet okumak. Terör nereden gelirse gelsin bir insanlık suçudur, demek. Ah şu terör sarmalı... PKK, IŞİD, FETÖ... O bayraklı tabutlar... O çığlıklar... Akan gözyaşı... Dalganın köpükleri aydınlatıyor o yoksul evleri. Ölümlerle yatıp ölümlerle kalkıyoruz. Acıyı bal eyliyoruz. Kanla yıkanıyor hüzünlerimiz. HHH Elazığ’daki toprakla Kayseri’deki toprak, İstanbul’daki toprak içten içe buluşuyor. Çocuklarımız ötede bir yerde kucak kucağa yatıyor. Çığlıklar yükleniyor bir yas kalabalığı içinde. Onların duyguları, düşünceleri vardı, umutları. Tahir Elçi de, ondan yıllar önce katledilen Gaffar Okkan gibi, koruma polisleri gibi düşleri. Aynı toprakta buluştular Diyarbakır’da... Perşembe günü Abdi İpekçi’nin katledilişinin yıldönümüydü. Öncesi Muammer Aksoy’un, Uğur Mumcu’nun... Tahir Elçi, Sabahattin Ali’den 66 yıl sonra öldürülmüştü... Tahir Elçi, Sabahattin Ali öldürüldüğünde henüz doğmamıştı bile. Bu ülke inatla ölümlerle çoğalmak istiyor... Sevgiyi, özlemi, umudu, tutkuyu, birlikteliği istemiyor... Barışa açılan kapı, özgürlük! Gelin binlerce yıllık uygarlığın boy verdiği bu coğrafyada umutlarımız tazelenip çiçeklensin. Bu sessiz ölümlerin üzerinde tepinmeyelim, uygarlığımızı, insanlığımızı dünyaya gösterelim. Sevecenliğin titrek kumaşında ölü bedenleri siyasete alet etmeyelim. HHH Biz bu canlı dünyada ölülerimizi Türkler ve Kürtler diye ayıracaksak, umudu, barışı, çözüm sürecini nasıl diri tutacağız? İnsan sevgisi öne çıkmalı. Etnik ve mezhepsel kimlik bir kenara bırakılmalı. Bu topraklar kana doydu. Sessiz ölülerimizin üzerinde tepinmeyelim, gelin kör terörü lanetleyelim... Yeşil Sol Parti’den kampanya: Bir ‘Hayır’ Yeter Yeşil Sol Parti, “Bir Hayır Yeter. Söz Yetki, Karar Halka” referandum kampanyası başlatarak Taksim Hill Otel’de basın toplantısı düzenledi. Toplantı salonunda, “Hayır diyoruz, çünkü söz, yetki ve kararın halkta olduğu bir demokrasi istiyoruz”, ” Hayır diyoruz, çünkü hayır’da çoğulculuk var” pankartları asıldı. Toplantıya parti sözcüleri, sanatçı Deniz Türkali, yazar Oya Baydar, sanatçı Zeynep Tanbay, yazar Ufuk Uras, eski HDP İl Eşbaşkanı Ayşe Erdem katıldı. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Eylem Tuncaelli, referandumda ‘Hayır’ diyeceklerini belirterek, ba sın metnini okudu. Eylem, “Kadınların, gençlerin, emekçilerin, engellilerin, LGBTİ bireylerin, etnik kimliklerin, inanç gruplarının, tüm ötekilerin kendi farklılıkları ve yaşam tarzlarını tanıyıp garanti altına almayan bu anayasa değişikliklerine itiraz ediyoruz” dedi. Ufuk Uras ise, başkanlık anayasasının değil 12 Eylül anayasasından farklı bir anayasanın hedef alınması gerektiğini söyledi. Oya Baydar da, OHAL ve KHK’lerle karşılaşılanları değerlendirerek, kendi kuşağının 3 darbe gördüğünü ama böylesi bir baskıyla karşılaşmadıklarını aktardı. l İstanbul/Cumhuriyet Genel Başkan Vecdet Öz Açıkladı Adalet Partisi de ‘Hayır’ saflarına katıldı Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, partisinin İstanbul İl Başkanlığında düzenlediği toplantıda, 81 ilde çalışmalarının sürdüğünü belirterek, şubat ayı sonuna kadar da seçime girme yeterliliğini alacaklarını kaydetti. Türkiye’nin, Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı döneminden geçtiğini söyleyen Öz, “Şimdi nisan ayındaki referandumla parlamenter sistem kaldırılmak isteniyor. Evethayır meselesi çok önemlidir. Menderes bu ülkeyi kalkındırırken parlamenter sistem vardı. Süleyman Demirel Türkiye’nin en büyük ekonomisini yaparken parlamenter sistem vardı. Önemli olan sistem değildir. Siz yasaları istediğiniz kadar değiştirin, kafa cumhuriyet kafası değilse, Türkiye’nin demokratik, laik, hukuk devleti olduğuna inanmayan anlayış varsa, istediğiniz kadar yasa yapın, hiçbir yasa bu kafaya engel değildir” diye konuştu. l İSTANBUL C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog