Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

Salı 28 Şubat 2017 4 haber EDİTÖR: ALPER İZBUL TASARIM: EMİNE BİLGET İdam inadı Sallandıracaksın üç beş kişiyi bak bakalım bir daha oluyor mu?.. Toplumsal sorunları, kolaycı hazır reçetelerle kesin çözüme ulaştırmayı düşünen cahil kafaların toplumunda bu tür önerilerle sık karşılaşılır. Cahil cüreti cahillikle orantılı olduğundan, cehalet arttıkça, üç beş kişiyi sallandırarak sorun çözme önerisi her alana yaygınlaştırılır. Enflasyondan trafiğe, gelir uçurumundan yoksulluğa, yolsuzluğa kadar her aksaklığı üç beş kişiyi sallandırarak çözme önerisi, insanları korkutarak, sindirerek yönetmenin çözüm olduğu yanılgısıdır esasında. Eğer bu yöntem geçerli olsaydı, tarihin en büyük korku toplumları en gelişmiş uygarlıkları olurdu... Korkutmanın, sindirmenin makbul bir yönetim biçimi olduğunun düşünüldüğü dönemlerde bile idamın caydırıcı olmadığını kanıtlayan veriler çoktu. Arthur Koestler idamın saçmalığını yansıtan eserinde, yankesicilik suçunun cezasının idam olduğu ortaçağ İngilteresi’nde bu suçun en sık işlendiği yerin, infazın gerçekleştiği meydanlar olduğunu anlatır. HHH Çağdaş kriminolojide, cezanın ıslah edici işlevi olup olmadığı hâlâ tartışmalıdır ve bu yönü olmadığını savunanların oranı azımsanmayacak düzeydedir. Ölüm cezasını kaldırmış olan toplumlarda bu sonuca varılmasındaki ana saik, hukuki hatanın işlendiğinin ortaya çıktığı durumlarda idam halinde hatadan geri dönülmesinin imkânsızlığı gibi etkenler değil, ama bu cezada caydırıcılık olmadığının anlaşılmış olmasıdır. İdamda, çağdaş yaşamın cezadan beklediği sonuçların hiçbirinin olmamasının yanı sıra, bir de insanlığın, toplumun da ne gerekçeyle olursa olsun, bir insanın canını almak hakkına sahip olmadığı düşüncesinin egemen olduğu aşamaya varılmış olmasıyla birlikte, ölüm cezası bir ceza olmaktan çıkıp cinayet haline gelmiş bulunmaktadır. Artık idam bir ceza değil, vahşettir. Bu durumda, idamı mazur gösteren tek etken intikam olmaktır. Oysa çağdaş toplumlarda devlet ceza ile intikam peşinde koşmaz. Bu durumda, idam cezasının yeniden konması konusunun ikide bir ısıtılıp ısıtılıp toplumun önüne getirmesini anlamak imkânsızdır. Ama Sayın Cumhurbaşkanı idam konusundaki inadını sürdürmektedir. Nitekim geçen gün yaptığı açıklamada, 16 Nisan oylamasından sonra gerekirse idam için bir referanduma daha gidilebileceğini söylemiştir. Demek ki demokrasinin idam fermanının ardından, vatandaşın idamı da halkoyuna sunulacak. İdamın geri dönmesi halinde Türkiye belki idam uygulamasının yürürlükte olduğu tek devlet olmayacak, ama 21. yüzyılda idam cezasına yeniden dönen tek ülke konumuna düşecek. İdamın yeniden yasallaşması halinde bu karar geçmişe etkili olamayacağından (çünkü diktalarda bile cezaların kanuniliği ilkesine uyulur) idam ile çözüleceği ileri sürülen suçları bugün işlemiş olanların hiçbirine ölüm cezası uygulanamayacak. Bu durum, caydırıclık unsuru olmaması dolayısıyla sakat olan yeniden idam cezasına dönme gerekçesini daha da sakatlayacak. Terör suçlarına idam cezası getirmek, terörü çözmeyecek, ama idam edilen teröristleri kimilerin gözünde ve bu arada hiç kuşkunuz olmasın ki, dış kamuoyu nezdinde, kurban, kahraman mertebesine ulaştıracak ve Türkiye’ye karşı, terör örgütlerini desteklemek amacıyla hareket edenlerin eline yeni kozlar verecektir. Ayrıca, idam cezasının yeniden konması halinde 15 Temmuz darbesinin failleri ve müşevvikleri oldukları için iadeleri talep edilenlerin iadeleri daha da güçleşecektir. Kuvvetler ayrılığı, dolayısıyla da yargı bağımsızlığı bulunmadığı için adaleti şaibeli bir ülkede idamın getirilmesi vahim sonuçlara yol açacaktır. İdamın artık cinayet olarak kabul edildiği bir dönemde, halkoyunun ölüm cezasını onaylamasının da kıymeti olmayacaktır. Çünkü toplumun çoğunluğunun onayı bile cinayeti adalete çeviremez. ‘Hayır’lı konvoy’ bugün yola çıkıyor Ergenekon ve Balyoz kumpas davalarının mağdurları anayasa referandumu için “Hayır’lı Konvoy” adlı bir proje başlattı. Bugün Anıtkabir önünde toplanarak saat 10.00’da yola çıkacak konvoy 9 günde 9 il gezip vatandaşlarla bir araya gelecek. Konvoyda ordudan ayrılan CHP PM üyesi Mehmet Ali Çelebi, Ergenekon davası sırasında ikinci kez gözaltı kararı verilince yaşamına son veren Yarbay Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar, Emekli Tümgenaral Ahmet Yavuz, Balyoz davası mağdurlarından Emekli Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen, Emekli Amiral Semih Çetin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki görevinden davalara tepki olarak istifa eden Koramiral Atilla Kezek’in yanı sıra eski AKUT Başkanı Nasuh Mahruki gibi isimler de yer alıyor. ‘OHAL süreci 28 Şubat’ı aştı’ 28Şubat mağdurlarının da aralarında bulunduğu bir grup aydın ve milletvekili, müdahalenin 20. yılında yayımladıkları bildiride OHAL sürecinin o günleri bile arattığını söyledi. Bildiride referandumla her kesim üzerinde bu baskı döneminin “yasalaşacağından” endişe edildiği belirtildi. 28 Şubat’ın 20. yılında bazı milletvekili ve aydınlar bir araya gelip “28 Şubat’ın 20. Yılında Nereden Nereye?” başlıklı bir bildiri hazırladılar. Bildiride, OHAL sürecinin de tıpkı 28 Şubat gibi demokrasiye vurulan bir darbe ol duğu ve bu dönemdeki uygulamaların 28 Şubat’ı bile aratan bir baskı ortamı yarattığı belirtildi. Türkiye’de hiçbir dönem demokrasinin kuvvetli olmadığı ifade edilen bildiride, “Anayasalar farklı inanca, farklı görüşe, farklı yaşam tarzına sahip insanların bağımsız ve güçlü yargı sisteminin koruması altında huzur ve barış içinde yaşamasını sağlayan, bunu garantiye alan metinlerdir. Bu nedenle ortak aklın ürünü olmak zorundadır” denildi. Türkiye’nin tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşadığı belirtilen bildiride “Demokrasi büyük yara almış durumda. Bağımsız yargı, bağımsız medya gibi kurumlar artık yok denecek kadar az. Özgürlük, insan hakları, hukuk gibi değerler tahrip edildi... Biz bunları 28 Şubat’ta da yaşadık. 28 Şubat, demokrasiye vurulan bir darbeydi. Dindar başbakanın ordu tarafından el çektirilmesi, bu ülke tarihinin alışkın olduğu bir uygulamaydı. Bununla birlikte, antidemokratik uygulamaların, baskının, tehdidin, hukuksuzluğun, başkasının yaşamına, giyim tarzına tahammül süzlüğün en açık yaşandığı 28 Şubat günlerini bile aratan bir baskı ortamı hâkim ülkemizde. Bu anlamda 28 Şubat’ın devam ettiğini söyleyebiliriz” ifadelerine yer verildi. Bildiriye Adem Geveri, Ahmet Faruk Ünsal, Ahmet Kaya, Berrin Sönmez, Cihangir İslam, Ekrem Baran, Fatma Bostan Ünsal, Hüda Kaya, İbrahim Seydani, Mehmet Bekaroğlu, Ömer Faruk Gergerlioğlu, R. İhsan Eliaçık, Yakup Aslan, Yasin Altıntaş, Zeki Kılıçarslan gibi isimler imza attı. l İSTANBUL/Cumhuriyet ‘Artık itiraf ediyorlar’ Böke, Yıldırım’ın hafta sonu anayasa değişikliğine ilişkin ‘Tek adam olacak’ itirafı yaptığını ifade ederek, referandumda ‘egemenliğin sahibi’nin oylanacağını söyledi PSAKD BAŞKANI KAPLAN: iAnlceinvidlei r MEHMET MENEKŞE Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevilerin anayasa referandumunda ‘hayır’ diyeceğini vurguladı. PSAKD Genel Başkanı Kaplan, gazetemize gündeme ilişkin değerlerdirmelerde bulundu. Rejimin değiştirilmek istendiğini vurgulayan Kaplan, “Bu apaçık rejim değişikliğidir. Cumhuriyetin kurulmasıyla Aleviler vatandaşlık kimliğine kavuştular. Bizler anayasa değişikliğine Alevilerin temel taleplerini karşılamadığı için değil, temel hak ve özgürlükleri, demokrasi, laiklik ve hukukun üstünlüğünü, halk egemenliğini ortadan kaldırdığı için ‘hayır’ diyoruz. Bu tamamen bir sistem değişikliğidir, eksen kaymasıdır. Nasıl ki 19 Mayıs 1919 birinci Kurtuluş’un başlangıcı ise 16 Nisan 2017’de ‘Hayır’ çıkması ikinci Kurtuluş’un başlangıcıdır” diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Necmettin Erbakan’ı anma toplantısında 2 Temmuz 1994’te Sivas katliamının yaşandığı dönemde Sivas Belediye Başkanı olan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile yan yana gelmesini eleştiren Kaplan, “Bu Alevileri, bizleri ve katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerini incitmiştir. Madımak Katliamı mağdurlarından ve şu an milletvekili olan Zeynep Altıok Akatlı, Genel Başkan’a gitmemesi yönünde gerekli uyarıyı yapmış. Türkiye’nin bu referandum sürecinde önünde ciddi bir gündemi olmamış olsaydı, bugün Alevi kurumları CHP’nin önünde olurdu” dedi. ‘Terörist’ söylemi geri tepti CHP MYK’de son yapılan anket, kurmaylarla paylaşıldı. Ankete göre; sonuçlar ‘hayır’ın lehine gelişiyor. AKP, vatandaşa terörist demenin maliyetini ağır ödüyor. CHP MYK, Genel Başkan Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Yaklaşık 4 saat süren basına kapalı toplantıda, referandum süreci ve yürütülecek kampanya masaya yatırıldı. Uzmanlar yaptıkları son araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Anketler Hayır lehine Toplantıda, bir araştırma şirketinin son yaptığı ankete ilişkin bilgi verdiği öğrenildi. Ankete göre; sonuçlar “hayır”ın lehine gelişiyor. AKP, vatandaşa terörist demenin maliyetini ağır ödüyor. Kendi tabanında dahi, ‘kesin evet’ diyenlerin yüzde 10’u ‘belki evet’ seviyesine geriledi. Kırılmaz denen yapı çatladı. Bu kesimde “Eşime, komşuma, akrabama mahcup ettiler. Bize ‘Neden hayır diyorsun’ diye soruyorlar” ile “AKP, 15 yılda ne istedi de demokratik parlamenter sistem buna engel oldu” ifadeleri öne çıkıyor. “Tek adam rejimi” ile CHP’nin söylemi halkta karşılık buluyor. Ankete göre ‘kesin evet’ yüzde 28’e gerilerken, “kesin ve belki evet” diyeceklerin toplamı da yüzde 42 olarak belirlendi. Kararsızlar dağıtılmadan ‘kesin hayır’ diyecekler ise yüzde 46’da. MYK’de ayrıca kullanılacak görseller de kararlaştırıldı. CHP referandum sürecinde küçük bir kız çocuğuyla birlikte “Geleceğim için Hayır” sloganlı afişler kullanacak. AKP’nin kalesi ‘Hayır’a yakın CHP’li Tekin Kırıkkale’de vatandaşlardan ‘Hayır’ oyu istedi. Tekin, ‘Pakette size hiçbir şey vaat etmiyorlar. Sadece adliye, cezaevi , icra dairesi yapıyorlar’ dedi CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, 1 Kasım seçimlerinde AKP’nin yüzde 62 oy aldığı, sağ oylar toplamının yüzde 85 olan Kırıkkale’de, ‘Hayır’ oyu istedi. Hayır kampanya sı için sahaya çıkan CHP’nin “özgül ağır lıklı isimlerinden” Tekin, AKP ve sağ oyların zirvede oldu EGrüdlem ğu Kırıkkale’de ‘hayır’ için sahaya çıktı. Tekin ilk olarak 1500 nüfusu, 1000 civarında seçme ni bulunan ve belde iken köy haline dö nüştürülen Irmak Köyü’nü ziyaret etti. ‘550’sinden ne gördük ki’ Burada muhtar ve köylülerin sorularını yanıtlayan Tekin, referandumda oylanacak 18 maddenin hiçbirinin halkın somut sorunlarına çare getirmediğini söyledi. Tekin’e, Irmak köylüleri, hayır oyu vereceklerini belirtirken, “550 milletvekili neden 600’e çıkarılıyor. Bunların maaşlarını biz mi ödeyeceğiz? 550’sinden ne gördük, 600’ünden ne göreceğiz” diye tepkilerini ifade etti. Aliyev’e, Cengiz’e bakın Gürsel Tekin de köylülerin sorularını yanıtlarken pakete hayır demek için Azerbaycan’a bakmak gerektiğini söyledi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in eşini yardımcı olarak atadığını söyleyen Tekin, sırf bunun için bile hayır denilmesi gerektiğini belirtti. Tekin, “AKP 80 milyonun anasına küfreden Cengiz için özel af çıkardı. Buna bile hayır demeyeceksiniz daha neye hayır diyeceksiniz” diye konuştu. Tekin daha sonra Kırakkale pazarı ve emekliler parkında hayır çalışması yaptı. Tekin’e buradaki çalışmalarında Kırıkkale’nin eski MHP’li belediye başkanı Mustafa Pekdoğan ile Saadet Partisi ve BBP yetkilileri de eşlik etti. Tekin’e Kırıkkale’deki ziyaretleri esnasında sokaktan bozkurt işareti yaparak “hayır vereceğiz” diyen çok sayıda yurttaşın olduğu gözlendi. Tekin pazarcı esnafı ve emekliler le tek tek tokalaşıp sohbet ettikten sonra bir basın toplantısı düzenledi. Tekin, “Bu 18 maddelik paketle size hiçbir şey vaatetmiyorlar. Türkiye’de her şeyi daha kötüye götürüyorlar. İyi yaptıkları tek bir şey yok. Ancak başarılı oldukları üç alan var. Kırıkkale’de ve tüm Türkiye’de adliye yapıyorlar, cezaevi yapıyorlar ve icra dairesi yapıyorlar” dedi. Tekin basın toplantısının ardından kendisini izleyen topluluğa, “Hayır” sloganları attırdı. Hayır’da mutabakat var Tekin her seçimde rekor kıran oyları nedeniyle Kırıkkale’de hayır kampanyasını özellikle yaptığını söyledi. Çok farklı bir Kırıkkale gözlediğini anlatan Tekin şöyle konuştu: “Burada sadece CHP’nin değil diğer partilerin seçmenlerini de çok kararlı gördüm. ‘Hayır’ın etrafında toplumsal mutabakat oluşmuş. AKP ne yaparsa yapsın millet tehlikenin farkında. Tüm baskılara, sindirmelere rağmen cesur bir şekilde hayır dediklerini gördüm.” l KIRIKKALE CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, MYK’nin ardından basın toplantısı düzenledi. Referanduma 48 gün kaldığını söyleyen Böke, çarpıcı itirafların geldiğini, baklaların ağızlardan çıktığını belirtti. Başbakan Binali Yıldırım’ın hafta sonu “Tek adam olacak, başka ne olacak” dediğini aktaran Böke, Saray ve AKP cephesinin bugüne kadar hikâye anlattığını İKLİM söyledi. Böke, “Soru şu: ÖNGEL Ülkenin tapusu tek adamın mı, 80 milyonun mu olacak? Sandık bir seçim sandığı değil. 80 milyonu kim yönetsin diye sorulmuyor. Bu getirilmiş olan egemenlik kayıtsız şartsız millete mi olsun, yoksa tek bir kişiye mi teslim edilsin” dedi. Tek adam rejiminin sonuçlarını dünya örneklerinde ve 2 buçuk yıldır yaşanan fiili durumda görüldüğünü belirten Böke, “Tek adam; istikrarsızlık, yoksulluk, hayat pahalılığı, darbeler, şiddeti getirir. Ayrıştırmayı, terörü besler. Tek adam rejiminde cebinizdeki para erir biter. Kaos, belirsizlik, öngörüsüzlük olur. Oysa milletin egemen olduğu demokrasilerde, herkes yarından emin olur, yatırım olur, istihdam olur. Demokrasi olduğunda güvenli bir yaşam olur. Ne can ne mal güvenliğimizden tedirgin olmayız” dedi. Soylu’ya yanıt Hayır’ın yükselmesi nedeniyle mağduriyetleri yeniden yaratma telaşında olduklarını söyleyen Böke, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sözlerine şu yanıtı verdi: “CHP’yi terörle ilişkilendirmeye, kimsenin hele de 3 terör örgütünü bu ülkenin başına bela edenlerin hakkı yoktur. ‘Cumhuriyetle hesaplaşacağız’ diye devleti çökerttiler. Ülkenin tankını, uçağını bir terör örgütüne bile isteye teslim ettiller. Sonucunda 80 milyon darbe girişimi yaşadık. Her 3 terör örgütü karşısında kandırılmayan CHP’yi terör örgütleriyle yan yana getirmeye çalışanlar bilsinler, buna kargalar güler. İçişleri Bakanı sıfatı taşıyan biri bu oyunun parçası olmuş, ağzından çıkanı kulağının duyması gerekir. Görevi terör belasıyla ilgili bize hesap sormak değil, hesap vermektir. Milletvekillerine tehdit savurmak değil, milletvekillerini korumaktır.” Suni mağduriyetler yaratma arayışı olduğunu belirten Böke, AKP’nin ne yaparsa yapsın geleneksel mağdur olma şenliklerini başlatamadığını kaydetti. “Boşuna çabalamasınlar, bu danışıklı dövüşlere karnımız tok” diyen Böke, Hürriyet’in “Karargâh rahatsız” başlıklı haberini kastederek şunları söyledi: “Türkiye’nin yeni hikayesi 16 Nisan’da yazılmaya başlanacak. Bu hikâyede bir gecede sinsi kararnamelerle insanları işsiz bırakacak bir düzen olmacak. Bir gecede şirketlere el koyan kayyım atama yöntemi ortadan kalkacak. Gençler bir tehdit olarak değil Türkiye’nin yarını olarak görülecek. Aydınlık günler 17 Nisan’da hayırlarla gelecek.” Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Böke, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin Türkiye’deki temaslarına ilişkin “Değerlendirmesini halka bırakmak gerekir. Ama Bahçeli’nin seçmenlerine anlatacağı bir şey olabilir” yorumu yaptı. Böke, CHP’nin kampanya süreciyle ilgili 80 milyonun hep birlikte şarkı söyleyeceğini dile getirerek, kampanyayı bir oy alma süreci değil, bir Türkiye fırsatı olarak gördüklerini kaydetti. Böke, Kılıçdaroğlu’nun Erbakan anmasına katılmasına yönelik eleştirilere ise “80 milyonun birbirleriyle konuştuğu bir Türkiye özlemimiz var. Farklıyız ama konuşabilmeliyiz. Aksi takdirde bir ülke, bir vatan olamayız” dedi. l ANKARA C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog