Bugünden 1930'a 5,466,868 adet makale



Katalog


«
»

DUNYA Pakistan’da IŞİD saldırısı: 72 ölü Pakistan’ın Sind bölgesindeki Sehvan Şerif kentinde bir Sufi dergâhına giren canlı bomba, yüzlerce kişinin ortasında kendini havaya uçurdu. 13. yüzyıldan kalma Lal Şahbaz Kalender Türbesi’ni kana bulayan saldırıda en az 72 kişi öldü, 40’ı ağır 250 kişi yaralandı. Türbenin kadınlar kısmı hedef alındığından annelerine eşlik eden en az 30 çocuk da ölenler arasında. Saldırının sorumluluğunu IŞİD üstlendi. En yakın hastanenin 130 km uzaklıkta olduğu ve kliniklerin de bunca yaralıyı tedavi imkânının olmadığı Sehvan’a ağır yaralıları almak için askeri helikopterler ve nakliye uçakları gönderildi. Cuma 17 Şubat 2017 dishab@cumhuriyet.com.tr Müzakerelere gölge 15 Avrupa’dan ortak savunma Trump liderliğindeki ABD yönetiminin NATO bütçesine katkılarını artırmaları için rest çektiği Avrupalı müttefikler, kesenin ağzını açarak ortaklaşa uçak ve denizaltı alacaklarını duyurdu. Brüksel’deki savunma bakanları zirvesinde Fransa ve Almanya Lockheed Martin C130J kargo uçakları; Almanya, Belçika ve Norveç ise Airbus A330 tanker uçakları alacaklarına dair yazılı taahhüt verdi. Hollanda, Belçika ve Danimarka bir komuta merkezi oluşturmayı, Norveç ve Almanya yeni U212A denizaltıları satın almayı değerlendirmeye aldı. ABD Savunma Bakanı James Mattis, Avrupalıları savunma harcamalarını artırmazlarsa Washington’ın ittifaka desteği azaltacağı konusunda uyarmıştı. Karadeniz hamlesi Rusya’ya karşı etkinliği artıran NATO, Karadeniz’deki artırılmış karahava varlığını, denizde yeni savaş tatbikatları ve gözetleme faaliyetleriyle pekiştireceğini duyurdu. Mattis, Rusya’nın işbirliği çağrılarını “Rusya’yla askeri işbirliği yapacak pozisyonda değiliz, ama siyasi liderlerimiz ortak zemin bulmaya çalışacak” diye geçiştirdi. ‘NATO savaş istiyor’ Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ülkesinin sınırlarına yığılan NATO için “Bizi sürekli provoke ediyor ve çatışmaya sokmaya çalışıyor” dedi. G20 bakanları aile fotoğrafında Tillerson (solda) ile Lavrov neşeli pozlar verdi. Skandala rağmen ABD ile Rusya’dan ilk ısınma turu Amerikan siyasetinin Trump yönetiminin Rusya ile ilişkilerini tartıştığı sırada Rusya ve ABD dışişleri bakanları Sergey Lavrov ve Rex Tillerson Bonn’daki G20 toplantısında ilk kez biraraya geldi. Gazeteciler, Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’i Rusya Büyükelçisi ile yaptırımların kalkmasını görüştüğü gerekçesiyle görevden aldığı krizi Lavrov’a sordu. “Bizim başka ülkelerin içişlerina karışmadığımızı bilmeniz gerekir” yanıtını veren Rus bakan, Tillerson ile Rusya’ya yaptırımların kalkmasını görüşmediğini belirtti. Aralarında ele alınacak ziyadesiyle mesele olduğunu söyleyen Lavrov, “Çıkarlarımız örtüştüğünde birçok alanda ilerleme kaydetmemiz gerektiği konusunda mutabıkız” dedi. Rusya’da FSB toplantısına katılan Devlet Başkanı Vladimir Putin de AmerikanRus istihbarat servisleri arasında iletişimin yeniden tesisinin iki ülkenin çıkarına olduğunu söyledi. “En ufak istihbarat paylaşımı bile terörle savaşı güçlendirir” dedi. Astana’ya ABD desteği Lavrov, Tillerson ile Suriye dahil terörle mücadelede ortak çıkarları teyit ettiklerini aktarırken “ABD’nin Astana görüşmelerini desteklemeye hazır olduğunu söyledi” dedi. Tillerson ise “Amerikan halkının yararına pratik işbirliği alanları bulduğumuzda Rusya ile birlikte çalışmayı değerlendireceğiz. Bunlar örtüşmediğinde, ABD, Amerikan halkının ve müttefiklerinin çıkarları ve değerleri için diklenecektir” diye konuştu. Rusya’dan Ukrayna ile ilgili uluslararası taahhütlere uymasını da istedi. Bakü’deki ABD ve Rusya genelkurmay başkanlarının görüşmesinde de karşılıklı askeri iletişimin geliştirilmesi kararlaştırıldı. Kıbrıs görüşmelerinde Enosis krizi çıktı. KKTC Cumhurbaşkanı ‘Rum lider kapıyı çarpıp çıktı, adını da Akıncı terk etti koydu’ dedi Kıbrıs müzakereleri garantör ülkelerin katıldığı beşli konferanslarla kritik bir dönemden geçerken Rumların “Enosis” adımı nedeniyle kesintiye uğradı. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 1950’de Rumların Yunanistan’a katılma (Enosis) yönünde oy kullandığı halkoylamasının okullarda kutlanması kararından dönülmesi için Rum lider Nikos Anastasiadis’i iknaya çalışıyordu. Akıncı, BM Kıbrıs Temsilcisi Espen Barth Eide’yi devreye sokarak kararı iptal sözü almaya çalıştığı Anastasiadis’in, dünkü toplantıdan kapıyı çarpıp çıktığını söyledi. ‘Bardağı taşırdı’ Akıncı’ya göre Eide, Kıbrıs Türk tarafında doğan rahatsızlığın düzeltilmesini isterken Anastasiadis öfke içinde “Söyleyecek bir şeyim yok” diyerek kapıyı sert şekilde vurup çıktı. Rum liderin fevri davranışlarının bardağı taşırdığını söyleyen, kendilerinin de toplantıdan ayrıldığını söyleyen Türk lider, “Toplantının ardından Rum tarafında ‘Akıncı toplantıyı terk etti’ diye bir koro başladığını gördük. Kapıyı çektiler gittiler ve adını Taraflar geçen ay Cenevre’de BM Genel Sekreteri Guterres’in de katıldığı zirvede bir araya gelmişti. da ‘Akıncı terk etti’ diye koydular. Hayır, biz terk etmedik. Çünkü biz gerçekten çözüm isteyen tarafız” diyerek ekledi: “Kendi elleriyle yarattıkları bu durumu kendi elleriyle düzelttiklerinde kapı açıktır. Çekip gittikleri kapıyı açmak yine kendi ellerindedir.” ‘Akıncı masaya dönsün’ Rum lider ise masayı Akıncı’nın terk ettiğinde ısrar etti. Toplantıda Türklerin yaptığı ve kendilerinin rahatsız olduğu ama şikayette bulunmadığı hareketlerin 5 sayfalık listesini verdiğini belirten Anastasiadis, “Akıncı’ya şikâyet etmesine gerek olmadığını, çünkü ‘Enosis’ hedefinin olmadığını söyledim” dedi. Ara olunca Türk tarafının sebepsiz ye re ayrıldığını öne süren Rum lider, “Eide Türk tarafının haklı olabileceğini söylediğinde tepki gösterdiğini, Rumların niyetiyle ilgili imada bulunmamasını istediğini, arada Akıncı’nın ayrıldığını ve Eide’nin bile ne olduğunu anlamadığını” anlattı. “İki senelik ilerlemeden sonra anlamsız bir olaydan diyaloğun kesilmesini kabul etmiyorum. Türk tarafına masaya dönmesi, mazaretleri bir kenara bırakması için sesleniyorum” dedi. Akıncı ise müzakerelerin en kritik safhasında “Kıbrıs’taki tüm acıların sorumlusu olan Enosis idealinin kutsanacak bir olaymış gibi” okul anma günleri listesine alınmasını eleştirirken “Bu konuya aşırı tepki gösterdiğimiz söylendi. Ben inanıyorum ki tepkimiz az bile oldu” ifadesini kullandı. Rum donanması hamlesi Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz doğalgazı üzerinde söz sahibi olmak için donanma kurma hamlesine de girişti. Rum Savunma Bakanı Hristoforos Fokaidis, 2020 yılına kadar üç açık deniz gemisi ve iki küçük sahil güvenlik gemisine sahip olayı planladıklarını söyledi. İnadına eğitim Irak’ta IŞİD’den Musul’un doğusunun kurtarılmasının ardından batısında en şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Kurtarılan bölgelerde çocuklar, büyük zorluk ve yetersiz koşullara rağmen eğitim almak için okulları dolduruyor. Bağdat’ta bomba Dün IŞİD, Bağdat’ın güneyindeki Baaya bölgesinde 2. el araba pazarına bombalı araçla saldırı düzenledi. En az 52 kişinin öldüğü, 55 kişinin yaralandığı saldırıyı üstlenen IŞİD, Şiileri hedef aldığını belirtti. Kürt güçlerle ittifakta Ankara ve Moskova Tprlaunmlapr’ıınndRaaTkükarkiye kartıdengelerinihesaplıyor Suriye için RusyaİranTürkiye’nin garantörlüğündeki Astana görüşmelerinin dünkü turunun ardından dikkatler 23 Şubat’taki Cenevre görüşmelerine çevrilirken ABD’nin Suriye’deki operasyonlarının yeni boyutu merakla bekleniyor. Asker yollama tartışması Yeni Başkan Donald Trump, Savunma Bakanı James Mattis’ten IŞİD’in kalesi Rakka’nın alınmasıyla ilgili ayrıntılı plan istemişti. CNN’e konuşan Pentagon yetkilileri, IŞİD’le savaşı hızlandırmak için ilk kez Suriye’nin kuzeyine konvansiyonel muharip güçler gönderilmesinin önerilebileceğini söyledi. Bunun henüz sadece tartışıldığını, nihai kararı Trump’ın vereceğini belirtti. “Olası muharip güçlerin görevlerinin tam ne olacağı henüz net değil. Ama amaçlardan biri, Kürt güçlerinin Ankara’nın çıkarlarına tehdit teşkil etmemesi konusunda Türkiye’ye tekrar güven vermek” diyen CNN’e göre diğer yandan “Ruslarla işbirliğini artırma ve Türkiye’yi kızdırma pahasına Suriye’nin kuzeyinde ABD destekli Kürt grupları silahlandırma da tartışılıyor”. Türkiye’ye ağır suçlama Astana görüşmelerinin dünkü ikinci turuna hem silahlı muhalifler hem de Türkiye düşük düzeyde katıldı. Şam’la doğrudan müzakereyi reddeden muhalif heyete İslam Ordusu’ndan Muhammed Alluş, hükümet heyetine Suriye’nin BM Ateş püskürüyor ABD Başkanı Donald Trump’ın kabinesi, Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in Rusya ile ilişkileri yüzünden istifa etmesinin ardından bir fire daha verdi. Trump’ın Çalışma Bakanlığı için önerdiği fast food milyarderi Andrew Puzder adaylıktan çekildi. Senatodaki onay sürecini beklemeden çekilen ilk aday olan Puzder’ın eski eşine şiddet uyguladığı iddiaları, kadınlara ve çalışanlarına dair ayrımcı sözleri, işçi haklarına karşı çıkması ve evinde kayıtdışı göçmen çalıştırması, Cumhuriyetçilerin desteğini yitirmesine yol açmıştı. Kabineye ilk Latin bakan Trump’ın Puzder’ın yerine aday gösterdiği Alexander Acosta, Müslümanların yurttaşlık haklarını da savunan ünlü bir hukukçu. Acosta onay alırsa, kabinedeki ilk Latin kökenli olacak. Trump’ın bu duyuru için düzenlediği basın toplantısına ise yine medyayla savaşı dam Trump, medyada çıkan haberlere kızıp yönetimi nin ahenkle çalıştığını id dia etti. gasını vurdu. Obama yönetiminden hem içerde hem dışarda “karmaşa miras aldığını” ileri süren Trump, ekibinin Rus istihbaratıyla görüştüğü iddialarının basına sızdırılmasına çok sert tepki gösterdi. “Bildiğim kimse Ruslarla görüşmedi. Benim Rusya’yla işim olmaz. Basın öylesine yalancı oldu ki” diyen Trump, sızdırmalardan sorumlu tuttuğu istihbarat servislerini de dışardan bir CEO getirerek denetleme ihtimalinden söz etti. Temsilcisi Beşar Caferi liderlik etti. “Silahlı gruplarla Türk destekçilerinin Astana sürecini başarısızlığa uğratmak istediğini, Türkiye’nin muhalefeti yüzünden nihai bildiri yayımlanamadığını” söyleyen Caferi, garantör gibi davranmayan Türkiye’nin cihatçı geçişini durdurması, Suriye’nin egemenliğini ihlale son vermesi ve askerlerini derhal çekmesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a atıfla “Terörü destekleyip yangını körükleyen itfaiyeci rolünü üstlenemez” ithamında bulundu. Moskova’da BM’nin Suriye Temsilcisi Staffan de Mistura’yı ağırlayan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da “Kürtler temsil edilmezse Cenevre’nin başarılı olması imkânsız” dedi. ‘Cezayir’den özür dilemeliyiz’ Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi anketlerine göre aşırı sağcı lider Marine Le Pen ile birlikte ikinci tu ra kalacak ve Le Pen’i yenecek olan bağımsız aday Emmanuel Macron, Cezayir’den özür dilenmesi gerekti ğini söyledi. Eski sömürge Cezayir’i ziyaretinde konuşan eski ekono mi bakanı Macron, Fransa’nın sömür geci tarihiyle yüzleşmesi gerektiğini söyleyip “Fransa’nın bu eylem ler için özür dilemesi gere kiyor” dedi. Merkez sağın adayı, eski başbakan Fran çois Fillon ise “Macron’un sarf ettiği sözlerin bir cumhurbaşkanı adayı na yakışmadığı” tepkisi ni gösterdi. Fillon eşine ve çocuklarına sahte iş uydurup devlet ten maaş bağlama skandalı nede niyle anketlerde düşüşte. Macron Bush’tan Trump’a ‘terörle mücadele’ Trump yönetiminin dış politikada izleyebileceği olası rotanın genel görünümünün, bende “deja vu” hissiyatı yaratmadığı gün geçmez oldu. Şerhler koyarak açayım... George W. Bush, 2000’de göreve başladığında “izolasyonist” olacağı eleştirileri vardı. “Jacksoncı” muhafazakâr Bush’un Amerikan siyasetinde olası ittifakları tartışılıyordu. Tabii dünya yeni bir binyıla AB’den esen liberal rüzgârlarla girmekteydi. Ortada, patlamasında sekiz sene sonra kendi payı da bulunacak mali kriz yoktu. Küresel kapitalizmin yapısal krizi de tartışılmıyordu. Rusya ile “reset” bildik tehditler eşliğinde İkinci Dünya Savaşı sonrasında hep olduğu üzere klişe mevzuydu. Bush, popülist söylemleri ve sarsaklıklarıyla liberal entelektüel Amerikan siyaset sınıfı için “nahoştu”. Gafları ve İngilizcesini eğip bükerek yaptığı konuşmaları, o vakitler çalıştığım gazetede eğlenceli bir “Bushizm” köşesi açmamıza vesile olmuştu. Bugün Trump’ın “Hıristiyan gelenekçiliği ve siyasal İslamı hedeflemesiyle” öne çıkan ideoloğu Steve Bannon üzerinden tartışmalar var. O günlerde ise Bush’un Evangelistliği, Beyaz Saray’daki dini sohbetleri gözdeydi. Yönetiminde “yeni muhafazakârlar” (neoconlar) etkindi. Cumhuriyetçi Parti’nin bugün Bannon’la vücut bulmuş “Çay Partisi”nin henüz nüveleri oluşmaktaydı. HHH 11 Eylül saldırıları ile işler değişti. “Küresel terörle mücadele”, “Ya bizdensiniz, ya onlardan” söylemi hâkim oldu. Bush yönetiminin hışmı, hava korsanlarının 15’inin geldiği, saldırıların membaı Suudi Arabistan’a yönelmedi. Bunun yerine ABD’nin vaktiyle Riyad’la birlikte Sovyetler Birliği’ni çökertme stratejisi uğruna yatırım yapılmış Afganistan oldu. Yani Taliban ve “misafiri” El Kaide. El Kaide medyanın yalan haber katkılarıyla Irak’taki Saddam yönetimiyle ilişkilendirildi, 1990’ların başından kalma bitmemiş iş, kitle imha silahları yalanıyla birleştirilip Irak işgaline vardı. İzleyen sekiz senede “izolasyonist” Bush, Amerikan askeri varlığını dünyanın dört yanında derinden hissettirdi. HHH Bugün ABD’nin dünyadaki askeri maceralarını pahalı bulup eleştiren “Amerika’ya öncelik vermek”ten bahseden, Rusya ile “terörle mücadelede işbirliği” arzulayan “işadamı” Trump var. Sağını solunu kestiremiyoruz. Dış politikada işe koyulduğunda yaptığı “IŞİD’le savaş” vurgusu, çabucak IŞİD’le savaşın ön cephesindeki İran’ı hedef almaya dönüştü. Ve derhal daha kısa süre öncesine kadar Suriye ve Irak’ta IŞİD ve El Kaide gibi radikal cihatçı İslam olgusunun baş kaynağı gördüğü Suudi Arabistan ve Körfez’le ittifak tazeledi. Hatta mevzu 21. yüzyılın en büyük şakasına kadar vardı. CIA şefi Mike Pompeo, Suudi Veliaht Prensi’ni “terörizmle mücadeleye katkılarından” ötürü “George Tenet” madalyasıyla onurlandırıverdi. Anketlere göre Amerikalıların çoğunluğunun Suudi Arabistan’ı “küresel terörizmin merkez üssü” gördüğü; The Atlantic gibi bir derginin bu ülke için “Amerika’nın teröristlerinin geldiği yer” diye başlık attığı; Körfez fonlarıyla ihya edilmiş Hillary Clinton’ın WikiLeaks’e sızan notlarında “Suudi Arabistan’ın İslami aşırılıkçılığına tek başına en büyük katkı yapan ülke olduğu ve para tedarikini kesmeye hiç niyetleri bulunmadığı” saptamasının yer aldığını düşünürsek, ne manidar! HHH CIA madalyayı boşuna vermiyor olsa gerek. Mesele salt ABD’nin Yemen’deki barbar savaşında Suudilere yeni destek sağlaması da değil. WSJ’a bakılırsa Trump yönetimi İran’a set çekmek üzere Körfez Arapları ile İsrail’i bir ittifakla birleştirmeye çalışıyor. Ve Suudiler, BAE ile birlikte bu işbirliği karşılığında ABD’de geçen yıl gündeme gelen ve Amerikan vatandaşlarının 11 Eylül saldırılarından ötürü kendilerine dava açılmasına olanak tanıyan 11 Eylül yasasının kaldırılmasını talep ediyorlar. Buyrun “terörle mücadeleye”... Bush’un “bilinemezliği” çabucak çökmüş, “terörle mücadeleden” neyi kast ettiğini Ortadoğu’nun halkları ağır bedeller ödeyerek idrak etmişti. Korkarım sağı solu belirsiz Trump’la da farklı olmayacak. Zira Amerikalıların çıkarlarının peşinde koşarken tarihten ders çıkartma yetileri pek de güçlü görünmüyor. Bu konuda yalnız değiller. Cumhurbaşkanı’nın son Körfez turuna bakın, anlarsınız. Soruşturmada yeni gözaltılar Kuzey Kore lideri Kim JongUn’un sürgündeki üvey kardeşi Kim YongNam’ın Kuala Lumpur’da zehirlenerek öldürülmesiyle ilgili zanlı sayısı üçe çıktı. Malezya polisi, Vietnam pasaportlu bir kadının ardından Endonezyalı bir kadınla erkek arkadaşını da gözaltına aldı. Yemen’de cenaze evini vurdular Yemen’in başkenti Sanaa’da önceki gece bir cenaze evine düzenlenen hava saldırısı, taziyeye gelen 8 kadınla bir çocuğun ölümüne, 10 kadının yaralanmasına yol açtı. Şii Husiler, saldırıdan 2015’ten beri Yemen’i bombalayan Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog