Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

Perşembe 16 Şubat 2017 6 haber EDİTÖR: HAKAN AKARSU TASARIM: FUNDA YAŞAR ERDOĞDU A dalet ve Kalkınma Partisi, son anayasa değişikliği girişiminde baltayı taşa vurmuş gibi görünüyor. Çünkü bu kez, asıl yapmaya niyetlendiğini gizleyebilecek, seçmeni doğrudan etkilemesine kesin gözüyle bakılan çakma maddesiz bir yasayla halkoylamasına gidiyor. 2010’da yapılan değişiklikte amaç, yerelden Anayasa Mahkemesi’ne kadar yargıya tümüyle hâkim olmaktı. “Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz” eki seçmeni etkileme amacına dayalı olanlardan ilkiydi. Havada kaldığı görülen bir başkasında ise şöyle deniyordu: “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” Kulüp taraftarları bile unutulmamış; spor, yargıdan kurtarılıp (!) zorunlu yetkilinin cumhurBAŞKANı olacağı yeni yönetim sistemini savunmak için söylenenler ise AKP’nin “15 yılda ba şarılı bir yönetim gösteremedik” itirafı nı yansıtıyor. HHH Kenan Evren’in Cumhuriyet’te (30 Ağustos 1982) manşet olan “Dış güç lerle işbirliği yapanlar anayasaya ‘hayır’ kampanyası açtı” sözlerinin ben Özal İlk Yenilgiyi zerini günümüzdeki Cumhurbaşkanı dillendiriyor. Halkoylamasında Aldı... Hem de “darbeci” ve “terörist” sı tahkim geçerli kılınmıştı. Şimdilik bu örnekler yeterli sanırım. HHH 2010’da getirilen özel maddelerle “Yargının ne kadar yansız, bağımsız ve adil olacağına” ilişkin masallar yerlerini, bu kez bunların 2016’da seçilecek cumhurbaşkanınca atanacak yüksek yargıçlar eliyle sağlanacağına ilişkin masallara bıraktı. 2010’da ne dedilerse tersi çıktı. Tek fatlarını ekleyerek daha da sunturlusunu söylüyor. İlk anayasa halkoylamasındaki birleşik oy pusulasının “hayır” tarafı maviydi. 1987’de ise 12 Eylül yasaklısı siyasetçilerin dönmelerini istemeyen Turgut Özal’ın yasaklıları tanımlamak için kahverengiye çevirdiği “hayır” bölümü halkoylamasını etkiledi mi bilinmez ama sonuçta 75 bin 66 oyla yenilgiye uğradığı biliniyor. Hem de en güçlü olduğunu sandığı günlerde. HHH AKP yöneticileri kızdıklarına reva gördükleri hukuksuzluklarla da yetinmiyorlar. Kızağa çekilmek istenen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gaziliği Kurtuluş Savaşımızdaki etkinliğinden kaynaklanıyor diye bilirdik. Meğer yanlışmış. Gaziliği 15 Temmuz’da FETÖ’cülerin bombalamasından kaynaklanıyormuş. Şehit ve gaziler de yine FETÖ’cülerin öldürdükleri ve yaraladıkları ile sınırlanıyor. Bu benim yorumum değil. Yapılan konuşmalarda verilen bilgiler ve sayılar bunu gösteriyor. HHH ANAP en güçlü olduğunu sandığı dönemde yenilmişti. Aynı sonuç AKP için de neden olmasın? Tercih mührünü “hayır”a basarsak neden olmasın ki... ‘Imza gerekçesiyleAnkara Bölge İdare Mahkemesi, KHK ile ihraçtaki hukuksuzluğu tescil etti atılma hukuka aykırı’ Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attığı için sözleşmesi yenilenmeyerek ilişiği kesilen Anado lu Üniversitesi öğretim üyesi Abdullah Deveci’nin açtığı dava da bildiriye imza atmanın başlı başına ihraca bir ge rekçe olamayacağına ka rar verdi. Mahkemenin KEMAL GÖKTAŞ öğretim üyelerinin bir ülkenin gelişmişlik düzeyini sağlayan önemli un surlardan biri olduğu belirtilerek “doğ rudan kamu düzenini bozucu bir faali yeti saptanmadan” yapılan ilişik kesme işleminin hukuka aykırı olduğu vurgu landı. Mahkemenin kararı son KHK ile imzacı akademisyenlerin ihracının da hukuka aykırı olduğu yönünde önem li bir tespit oldu. Açtığı ilişik kesme da vasını kazanarak haklılığını tescil etti ren Deveci ise son KHK ile ihraç edildiği için görevine dönemeyecek. Sözleşmesi yenilenmedi Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü, Edebiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Abdullah Deveci’nin sözleşmesini görev süresi dolduğu gerekçesiyle yenilemeyerek ilişiğini kesti. Deveci’nin, Eskişehir 2. İdare Mahkemesi’nde yürütmenin durdurulması ve iptal talebi ile açtığı davada mahkeme, yürütmenin durdurulması talebini reddetti. Deveci’nin avukatı Esra Başbakkal Kara, bu karara Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nde (BİM) itiraz etti. BİM 4. İdari Dava Dairesi, 12 Ocak’ta itirazı kabul ederek “davacının telafisi güç zararına yol açacağı” gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verdi. Dairenin kararında, Rektörlüğün, Deveci’nin sözleşmesinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, ‘Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attığı için yenilenmediğini’ bildirdiği ifade edildi. Mahkeme kararına uyulmadı Kararda şöyle denildi: “Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini sağlayan önemli unsurlardan olan eğitimde ve bilimsel araştırmalarda görev alan ve yıllarca edindikleri deneyim, araştırma ve çalışmalarda eğitim hizmetinin görülmesine katkı sağlayan yılların birikimine sahip bir öğretim elemanının, doğrudan kamu düzenini bozucu bir faaliyeti saptanmadan, görevi ile ilgili herhangi bir başarısızlığı ya da yetersizliği tespit edilmeden, hizmetine ihtiyaç olmadığına yönelik hukuken geçerli ve kabul edilebilir bir gerekçe gösterilmeden görev süresinin uzatılmamasına dair işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık görülmemiştir.” Dairenin bu kararının ardından Deveci’nin görevine dönmesi gerekiyordu. Ancak Deveci, yargı yolu kapalı olan son KHK ile ihraç edildiği için görevine dönemeyecek. Deveci, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, “Karar hukuk açısından umut veriyor ama aynı zamanda idarenin hukuka uymadığının da tescili anlamına geliyor. Normal olmayan koşullarda yaşadığımız için normal olmayan şeylerle karşılaşıyoruz. YÖK KHK’deki ihraçların arkasındayız diye açıklama yaptı ama mahkeme imzacı akademisyenlerin ihracını hukuka aykırı bulduğunu ilan etti benimle ilgili kararında. Mahkemenin bu kararına rağmen benim durumumda olan 9 arkadaşımla birlikte KHK kapsamında ihraç edildiğimiz için göreve dönemeyeceğiz” dedi. l ANKARA Can erok ‘Yanlışlıklar komedyası’ Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden ihraç edilen üç akademisyen Dr. Utku Uraz Aydın, araştırma görevlileri Burcu Yılmaz ve Emre Tansu Keten, dün, alkışlarla uğurlandı. Odalarını boşaltan akademisyenlere veda için Nişantaşı’ndaki fakülte binası önünde toplanan grup, “Teslim olmadık, teslim olmayacağız”, “Yaşasın sınıf dayanışması” sloganlarıyla, ihraç kararını protesto etti. Fakültenin efsane hocalarından, 2009 yılında hayata gözlerini yuman Prof. Dr. Ünsal Oskay’ın fotoğrafını taşıyan grup üyeleri, “Akademi susturulamaz, geri döneceğiz” pankartı açtı. Polis ekipleri, çevrede ge niş güvenlik önlemi aldı. Üniversitede görevli özel güvenlik görevlilerinin grubu kameraya alması dikkat çekti. Trajediye döndü Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şükran Esen de ihraç edilen akademisyenlere destek oldu. Şükran Esen, “Güzel bir günde değiliz, zor günlerden geçiyor Türkiye. 1980’lerde daha kötüsünü yaşadık, ona yaklaşıyoruz ama bugünler de altta kalacak. İhraç edilen üç arkadaşımız için buradayız. Suçsuz olduklarını biliyoruz. Onun için sorgulanması gerekirken ‘neden sorguladınız’ üzerine ihraç edilmesi bizim açımızdan yanlıştır. Yanlışlıklar komedyası oynanıyor. Komedyadan trajediye döndü” dedi. Utku Uraz Aydın da ihraç kararının eğitimi hedef alan bir siyasal operasyon olduğunu söyleyerek, Marmara Üniversitesi Dekanı Mehmet Emin Arat’ı istifaya çağırdı. Emre Tansu Keten ise “Bizlere yapılan siyasi ve hukuki bir saldırıdır. Akademiyi bütünüyle savunmamız gerekir. Mücadeleye devam edeceğiz” dedi. Akademisyenler, basın açıklaması öncesi, odalarından birer videolu mesaj gönderdi. l İSTANBUL/Cumhuriyet Vedaya bile izin yok! CAN HACIOĞLU Kanun hükmünde kararnameler ile Eskişehir’de Anado lu Üniversitesi’nden 28, Osmangazi Üniversitesi’nden de 16 akademisyen ih raç edildi. İhraç edilen bir grup akade misyen kendilerine destek veren çeşitli si vil toplum kuruluşu temsilcileri ve öğrencilerle birlikte dün Anadolu Üniversite si Yunus Emre Kampusu’ndaki Hukuk Fa kültesi önünde toplandı. Görev yaptıkla rı fakülteleri ziyaret edip öğrencilerle vedalaşmak isteyen akademisyenler, Hukuk Fakültesi önünden Edebiyat Fakültesi’ne doğru topluca yürümek istedi. Polisler ve üniversitenin özel güvenlik İhraç edilen akademisyenlerin görev yaptıkları fakültelere girişi engellendi. görevlileri, OHAL kapsamında yürüyüşe izin verilmeyeceğini belirterek, akademisyenler ve beraberindekilerin önünde set oluşturdu. Bu sırada akademis yenlerle özel güvenlik görevlileri arasında arbede yaşandı, bazı akademisyenler yere düştü. Akademisyenler öğrencilere, “Gözaltına alınmanızı istemiyoruz. Burada dağılın. Biz akademisyenler olarak fakülteleri ziyaret ederiz” dedi. Bunun üzerine öğrenciler dağıldı, akademisyenler de TOMA’nın önünde selfie çektirdikten sonra Edebiyat Fakültesi’ne gitti. Öğrenciler, Anadolu Üniversitesi, İletişim Bilimleri Fakültesi, Edebiyat Fakültesi ve Eğitim fakültesindeki dersliklerin tahtasına hocalarına destek vermek için “Haksız ihraçlara bir gecede çıkan KHK’lerle fakültemizden ihraç edilen 8 hocamız için saat: 10.00’da hukuk fakültesi bahçesinde buluşuyoruz” diye yazdı. Olayı öğrenen rektörlük üniversitenin özel güvenlik görevlilerini dersliklere göndererek, yazıları sildirdi. l ESKİŞEHİR ODTÜ sessiz kalmadı İhraç edilen akademisyenlere destek veren ODTÜ öğretim üyeleri ve öğrenciler, “Akademisyenliğin gerektirdiği kamusal sorumluluğu taşıyan, bu nedenle bedel ödemek zorunda bırakılan meslektaşlarımızın yanındayız; onurlu mücadelelerine destek veriyoruz” dedi. ODTÜ Fizik bölümü önünde toplanan akademisyen ve öğrenciler, ihraçları “Türkiye akademisi tarihinin en büyük kıyımlarından biri” olarak değerlendirdi. Amsterdam Üniversitesi’nin 132 akademisyeni de ihraçlara ortak bildiri ile tepki gösterdi. Tanıl Bora dersi bıraktı OHAL’in ardından yayımlanan KHK’lerle akademisyen ihraçlarının an çok yaşandığı Ankara Üniversitesi’ndeki Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde ders veren Tanıl Bora, fakültedeki derslerini bıraktığını açıkladı. Yayıncı yazar Tanıl Bora, “Arka arkaya gelen ihraçlar motivasyonumu düşürdü. Hem kendi kuşağımdan arkadaşlarımın ihraç edilmesi hem de bu dersi almış arkadaşlarımın etkilendiği süreçte ders vermeyi içime sindiremedim” dedi. l ANKARA/Cumhuriyet SBF Maliye’den tepki Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden ihraç edilen akademisyenlerin ardından toplanan Maliye Bölümü Kurulu, ihraçların kabul edilemez olduğunu belirterek, derslerin ihraç edilen akademisyenlerin geliştirildiği biçimde yürütülmesi kararı aldı. Maliye Bölümü Kurulu yayımladığı açıklamada “Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne yönelik yapılan bu adaletsiz uygulamanın, mesleki açıdan büyük bir kayıp olduğu ortadadır” ifadelerini kullandı. HAYIR, bu ülkede çok şeyi değiştirir! Sakin olun, panik yok! G örüyoruz ki, iktidar mensupları her şeyi tek adamın ağzına, emrine, keyfine verecek bir anayasa değişikliğini neden istediklerini halka açıklamakta zorluk içindeler. Düşünüp taşınıyorlar, ülkenin en önemli sorunu ne, halk ne düşünüyor? Terör... Aslında şimdi işsizlik giderek boğuyor ülkeyi.. Kepenkler kapanıyor, ekonomi küçülüyor, dolayısıyla aş ve ekmek giderek birinci planda aslında... Suriye’den gelen şehitlerin ailelerinin ahı ve vahı gökleri sarıyor... Umurlarında mı?.. Ama iktidar teröre asılacak yine. 7 Haziran 1 Kasım seçimleri arasında yaşanan ve kışkırtılan terör olaylarının yüzde 9 oyu nasıl kendilerine yönelttiğinin tadı ağızlarında.. Buldukları dâhiyane fikir, hayırcılarla terörü eşleştirmek! İlk işaretlerini taa tepeden verdiler: Hayır terörü azdırır, terörü sevindirirmiş.. 15 Temmuz darbe girişimi neyse, hayır oyu vermek de oymuş... Şüphesiz ki kampanyalarını gerçekten bu temelde sürdürürlerse, siyasi utanmazlığın, aldatmanın, halkı salak yerine koymanın dik âlâsını yapacaklar... İktidar halka göbeğini kaşıyan adam muamelesi yapıyor İktidar ve mensupları, “göbeğini kaşıyan adam”lığa soyunuyor! Hani suçlayıp duruyorlardı ya, göbeğini kaşıyan adam diyerek halkı aşağılıyorlar, adam yerine koymuyorlar, diye... Milleti, HAYIR ile terörü birbirinden ayıramayacak kadar aptal yerine koyuyorlar. Tanıdığım bir esnaf, hayır diyecek. Yanındaki esnaf dostu ise evetçi. Kafayı da çekiyorlar birlikte bazen. Sohbet ediyoruz, terörist komşunla bu dostluk da nereden diyorum. Bırak abi yaa, sapla samanı karıştırıyorlar, böyle giderse hayır diyeceğim, diyor. Peki neden evet? Reise güvenden.. Soruyorum: Ama bu anayasa, Reis ve iktidar oylanmıyor ki, Reis bugün var yarın yok. Ama başımıza tek adam anayasasıyla öyle bir çorap örüyorlar ki, farkında değil misin? Bu iş sakat abi diyor, dostunun sırtına şaplak indiriyor, gelen müşteriye yöneliyor. Millete güvenleri sıfır Millete güvenmemekle suçluyorlar ya muhalefeti.. Dün Mehmet Yılmaz yazıyordu, millete güvenleri yok diye. Tüm resmi ve yandaş kanalları, radyoları evet borazanlığı ile ortalığı çın çın çınlatıyorlar. Şöyle mi düşünüyor iktidar: Bu millet aptal, ona güven olmaz, aklı şimdi bir hayırcının söylediklerine takılır, hayırcı olur... Hayırcıların seslerini her yerde kesmeliyiz! Elektriği keserek Meral Akşener’in sesini kestiler, her yer karanlığı oynadılar. Bunu yapanlara, talimatı verenlere artık yuh mu desek yoksa çüş mü?.. MHP’lilerin, Akşener’i dinleyenlerin aklı mı yok, sapla samanı birbirinden ayıracak gözü mü yok. Onları aptal yerine koyup hayır diyeceklerin düşüncelerini dinlemelerinden neden korkuyorsunuz? Hey millet, sen ne dersin! HAYIR, bu ülkede çok şeyi değiştirecek... Anayasayı canlandıracaktır, yasalara yeniden ruh verecektir, demokrasiye insan hak ve özgürlüklerine daha çok sahip çıkılacak.. İktidar yerini yurdunu, sınırlarını öğrenecek. Halk iktidara, kardeşim bırak bu diktatoryal istekleri, neyi yapamıyorsun sahip olduğun yetkilerle, seni destekliyoruz diye şimdi de başımıza ali kıran baş kesen mi olacaksın.. ekonomiye bak, işeaşa bak.. Çocuklarımız okulu bitiriyor işsiz dolaşıyor.. işi olan kapı önüne konuyor... Şu Suriye meselesinin de çok içine girme, orada da haddinisınırını bil. ...demiş olacak. Sakin olun, panik yok... Rektör, Ensar’ı övmeye doyamadı Ensar Vakfı Çorum Şube Başkanı Erol Kavuncu, Çorum Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan’ı makamında ziyaret etti. Ensar Vakfı’nı öven rektör Alkan, Hitit Üniversitesi ile Ensar Vakfı’nın sürekli işbirliği içerisinde olacağını söyleyerek, “Ülkemiz insanının manevi dinamiklerini zenginleştirerek ilmi, fikri ve ahlaki yönden gelişmesine katkıda bulunmaya yönelik çalışmalarını sürdüren Ensar Vakfı’nın Çorum’da yaptığı çalışmalar büyük önem arz ediyor” dedi. Ensar Vakfı’nın eski Çorum Şube Başkanı olan Din Kültür ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Zekai İşler, 16 yaşındaki E.Y. ile 15 yaşındaki E.G.’ye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılandığı davada 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay tarafından cezası onanan İşler, geçen kasım ayında tutuklanarak cezaevine gönderildi. l SEYFETTİN METE/ÇORUM C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog