Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

Salı 26 Aralık 2017 12 ‘Özgürlük, adalet ve demokrasi istiyoruz’ haber TASARIM: EMİNE BİLGET Dava öncesinde Çağlayan’da bir araya gelen onlarca okur, STK temsilcisi ve siyasi, arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu Gazeteciler, hukukçular, sivil toplum örgütü ve siyasi parti üyeleri, gazetemize geçen yıl 31 Ekim’de yapılan operasyonla gö zaltına alınarak tutuklanan yazar ve yöneticilerimizin yargılandığı dava nın beşinci duruşması öncesinde Çağ layan’daki İstanbul Adliyesi önünde bir araya gelerek, tutuklu Cumhuri yetçilerin serbest bırakılmasını talep ettiler. Dışarıdaki Gaze teciler, özgürlük, ada let ve demokrasi isteye rek, “Buradan dört ar kadaşımızla ayrılmak istiyoruz. Ama asla bu ZEHRA ÖZDİLEK nunla yetinmeyeceğiz. Tutuklu bütün gazete cilerin serbest bırakıl masını, ifade özgürlüğü kapsamında ki tüm davaların da düşürülmesini is tiyoruz” dediler. Basın açıklamasına CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Can polat, İstanbul Barosu Başkanı Meh met Durakoğlu, Ankara Barosu Başka nı Hakan Canduran, CHP Milletvekil leri Sezgin Tanrıkulu, Barış Yarkadaş, Mahmut Tanal, Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, Ge nel Sekreter Yardımcısı Niyazi Dal yancı, Devrimci İşçi Sendikaları Kon federasyonu (DİSK) Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, gazeteci Ertuğrul Mavioğlu, Sınır Tanımayan Gazeteci ler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve çok sayıda yurttaş katıldı. ‘Artık yeter diyecektik’ Açıklamada, “Gazetecilere özgürlük”, “Adalet” pankartları açılarak üzerinde “Akın Atalay’a, Murat Sabuncu’ya, Ahmet Şık’a, Emre İper’e özgürlük”, “Savunmaya özgürlük”, “Yalnız değilsiniz”, “Cumhuriyet için adalet” yazılı dövizler taşındı. İlk sözü alan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Biz bugün burada sizin aracılığınız ile ulaşabildiğimiz herkese, ‘artık yeter’ diyecektik. Basın özgürlüğünün, demokrasi için ne denli yaşamsal olduğunu vurgulayıp, medya dünyasına egemen kılınmaya çalışılan baskı ve otokontrol algısının, bizi otokratik anlayışlara götüreceğini söyleyip hukuk, hukuk, hukuk diyecektik. Bu mücadelemizin sadece basın mensuplarının özgürleştirilmesini amaçlamakla kalmadığını, aslında yurttaşların ‘haber alma hakkını’ nasıl da yok ettiğini, bu bilincin yurttaşlar zemininde yaygınlaştırılması gerektiğini, saptayıp vurgulayacaktık. Size, siyaset kurumlarının yargıya müdahalesinden söz edip, bu müdahalelere sadece siyasetin muhalif odaklarının karşı çıkmasının yetmeyeceğini, yargı bileşenlerinin de tepki göstermesi gerektiğini anlatacaktık. Yargı kurumları, kendilerine yapılan müdahalelere rağmen, demokratik hukuk devleti olabilmenin kararlarını üretebilirlerse, evrensel hukukun genel kabule ulaştırdığı kavramlardan yola çıkıp, kararlarına bu argümanları yerleştirebilirlerse, çok şeylerin değişebileceğini anlatacaktık. Hukuk olmazsa, hakça yaşam olmaz diyecektik” dedi. ‘KHK’ler işi zorlaştırdı’ Tam bunları talep edecekken önceki gün bir KHK yayımlandığını dile getiren Durakoğlu, “Bu KHK ile getirilen en vahim düzenleme ‘resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına ve resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın’ darbe teşebbüsü ve terör eylemlerinin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler için getirilen cezasızlıktır” ifadelerini kullandı. Durakoğlu, dünden bu yana yüklerinin daha da ağırlaştığını dile getirerek, “Çünkü bu KHK’ler kanun hükmünde olsa bile hukuk hükmünde değildir. Bunların hepsi AİHM’den dönecektir. Bu süreç, en çok da FETÖ sanıklarına yarayacaktır. Hukuktan vazgeçerek adalet sağlanması olanağı yoktur. Avukatlar olarak mücadelemizi yılmadan sürdüreceğiz” dedi. ‘Çakılan son çivi’ Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran ise önceki gün çıkarılan KHK’leri eleştirerek, “Ne yazık ki paramiliter güçler oluşturulmak için ön açıldı ve bilinçli yapıldı. Vatandaş vatandaşa kırdırılacak hale geldi. Bunun bir iç savaşa götüreceğini tahmin etmiyorlar mı? Bunlardan çıkan sonuç şudur; ar ‘Biz onların sesi olacağız’ Duruşma sonrasında İstanbul Adliyesi önünde bir basın açıklaması daha yapıldı. Açıklamada, “Biz çoban ateşlerini yakıyoruz, halkın bunu harlandırmasını bekleyeceğiz” dendi. İşte açıklamadan satırbaşları: İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu: “İçinde bulunduğumuz durumun önceki gün çıkarılan KHK ile daha karanlık noktaya geldiğini söylemiştik. Ahmet Şık’ın savunması kısıtlandı. Sanıksız bir duruşma ve kısıtlı avukatlarla gerçekleşen bir duruşma sürecine giriyo ruz. Hiçbir umut beslenemeyecek bir tablo ile karşı karşıyayız. Hepimize çok özel görevler düşüyor. Siyaset ne kadar yargıyı kuşatırsa kuşatsın avukatlar, meslektaşlarım bu süreçle mücadele edecek. Bu ilk kez başımıza gelmiyor. Darbe dönemlerinde de karşılaştık. Bugün baktığımızda aynı dönemi tekrar yaşıyoruz. Biz aş, ekmek ister gibi adalet isteyelim. Yargı bağımsızlığı onur demektir. Toplumumuzun hepsi buna sahip çıksın. Biz çoban ateşlerini yakıyoruz, halkın bunu harlandırmasını bekleyeceğiz.” Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu: “Bugün yargıçlar bize şu sanıklar olmasa ne güzel yargılama yaparız. Son KHK ile ‘şu halk olmasa bu ülkeyi yönetmek ne kadar kolay, eğer itiraz eden olursa darbecisin derim’ diyor. Anlaşılan Cumhuriyet davası, mart ayına sanıksız görülmek üzere atıldı. İnsanlara ziyaret yasağı da getirilir. Karşımıza da geçip pişkin pişkin ülkeyi yönettiklerini iddia ederler. İfade özgürlüğü yaşam hakkıdır. Sanmasınlar ki Akın, Murat, Ahmet, Emre sessiz kalacak. Biz onların sesi olacağız” diye konuştu. CHP’li vekiller Barış Yarkadaş ve Sezgin Tanrıkulu ile HDP’li vekil Garo Paylan da basın açıklamasına destek verdi. tık TBMM bitmiştir. OHAL artık uygulanan rejim haline gelmiştir. Bu iki KHK, hukuk devletinin tabutuna çakılan son çividir” ifadelerini kullandı. ‘Asla pes etmeyeceğiz!’ DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren de, Dışarıdaki Gazeteciler adına açıklama yaparak, “Akın Atalay ile Murat Sabuncu 421, Ahmet Şık 360, Emre İper ise 263 gündür tutuklu. Herkes biliyor ki Cumhuriyet gazetesine başlatılan operasyon, tutuklamalar ve sonrasındaki yargılama süre ci daha ilk günden itibaren kocaman bir yalandı. Gizli saklı bir şey de kalmadı artık. O yüzden tavsiyemiz; ülkenin daha fazla ne kadar rezil olabileceği hesabını yapmayı bırakıp arkadaşlarımıza özgürlüklerini iade etmenizdir. Çalınan hukukun kılıfına dönüşen OHAL ve KHK rejiminin, tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Fikir, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Özgürlük, demokrasi ve adalet istiyoruz... Asla pes etmeyeceğiz... Biz kazanacağız” dedi. afp: yaşananlar endişeleri artırdı Fransız haber ajansı AFP, Cumhuriyet davasının dün görülen duruşması ile ilgili haberinde “Türkiye’nin ana muhalefet gazetesinin davasında hükümeti sertçe eleştiren saygın araştırmacı gazeteci Ahmet Şık mahkeme salonundan çıkarıldı” ifadelerini kullandı. Ahmet Şık’ın “siyasi” savunma yaptığı için mahkeme başkanı tarafından uyarıldığının vurgulandığı haberde, Şık’ın iktidarı kendine muhalif olanları “terörist” ilan ettiğine ilişkin sözleri ile mahkemeyi hükümetin kontrolünde olmakla suçlamasına da yer verildi. Davaya ilişkin bilgiler veren AFP’nin haberinde, gazetenin muhalefetinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı öfkelendirdiği vurgulandı. Davanın dünkü duruşmasında yaşananların, 170 basın mensubunun tutuklu olduğu Türkiye ile ilgili Batı’daki endişeleri artırdığı belirtildi. Savunma gaspına tepki Ahmet Şık’ın savunma hakkının kısıtlanmasının ardından meslek örgütleri, yazılı basın açıklamaları yaparak tepki gösterdi. l Türkiye Gazeteciler Cemiyeti: “Yargıcın Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu karşısındaki konumu nedeniyle sanık savunmasına başlamadan önce savunmanın sınırlarını çizmesi ve belirtmesi adil yargılanma ilkesinin ihlalidir. Yargıçlar Ceza Muhakemeler Usulü Kanunu’nun 204. maddesine göre sanığın savunmasını kısıtlayamaz. Ahmet Şık hakkında uygulanan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ilgili maddesi halen görülmekte olan duruşmada geçerli değildir. Ahmet Şık’ın savunmasına siyasi iktidarı eleştirerek başlamasından bağımsız yargının rahatsızlık duyması kabul edilemez. Dolayısıyla yaşanan olay ortada, Ahmet Şık’ın sözlerinden gocunan bir yargı olduğunu bize gösteriyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak Cumhuriyet davasında tutuklu yargılanan gazetecilerle, bütün tutuklu gazetecilere adil yargılanma hakkı istiyoruz. l Çağdaş Gazeteciler Derneği: Savunma hakkını keserek ‘adil yargılama’ ve sonuca ulaşacağını zannedenler, olsa olsa ‘kitabı bombaya’ benzetenlerin iradesi doğrultusunda karar verecektir. Başaramayacaklar, gerçeklerin sözcüsü olan gazetecilerin yazmasına, konuşmasına engel olamayacaklar. Yürüyen yargılamanın uydurma ve iftiraların yanı sıra savunma hakkının da kısıtlanarak tam bir hukuk cinayetinin amaçlandığını göstermektedir. 12 Eylül döneminde bile savunma hakkı kutsal görülmüştür. Yargılanan arkadaşlarımız daha fazla özgürlüklerinden, kalemlerinden ve okurlarından uzak kalmamalıdır, derhal serbest bırakılmalıdır.” Günay GÖZLER AYM’DE Kritik dönemeç AYM, Turhan Günay’ın başvurusunun birinci yılında hak ihlali şikâyetini bugün görüşecek ALİCAN ULUDAĞ Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Cumhuriyet davası kapsamında yaklaşık 9 ay tutuklu kalan gazetemiz Kitap Eki’nin Yayın Yönetmeni Turhan Günay’ın yaptığı bireysel başvuruyu bugün görüşecek. Mahkeme, Turhan Günay’ın “tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti kapsamındaki eylemlere ilişkin olması nedeniyle ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğine” karar verecek. Cumhuriyet soruşturması kapsamında 31 Ekim 2016’da gözaltına alınan Turhan Günay, diğer 8 Cumhuriyetçi ile birlikte 4 Kasım 2016’da tutuklanmıştı. 26 Aralık 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunan Günay, hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti kapsamındaki eylemlere ilişkin olması nedeniyle ifade ve basın özgürlüğünün, tutuklama tedbirinin siyasi saiklerle yapılması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesinin ihlal edildiğini bildirdi. Bakanlık: İhlal yok AYM’ye savunma gönderen Adalet Bakanlığı ise bu tutuklamada herhangi bir hak ihlali olmadığını öne sürdü. Dönemin Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Selahattin Menteş tarafından gönderilen görüşte, “Karşılaşılan darbe teşebbüsünün büyüklüğü dikkate alındığında, başvurucunun tutuklanmasının özgürlük ve güvenlik hakkına gerekli ve fiili durumla orantılı bir müdahaledir. Başvurucunun şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez olduğu düşünülmektedir” denildi. İfade özgürlüğünün ihlal edildiği şikâyetine değinen bakanlık, mahiyeti gereği kuvvetli şüphe bulunmadan tutuklandığı iddiası niteliğinde olması nedeniyle ayrı bir incelemeye konu olmaması gerektiği öne sürüldü. Bakanlık, AYM’nin aksi kanaatte olması durumunda ise olağan kanun yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğunu, somut olayın koşullarında başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilmediği iddia edildi. Haberciliğe gözdağı Bakanlığın görüşüne karşı AYM’ye dilekçe veren Günay’ın avukatları Fikret İlkiz, Tora Pekin ve Abbas Yalçın; şu değerlendirmede bulundu: “Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasını değiştirdiği iddiasıyla tutuklama tedbirine başvurulması ve tutuklama karar gerekçesinde önceki bazı olaylara gönderme yapılması, söz konusu tutuklama tedbirinin gerçek amacının hükümet politikalarıyla uyumlu bir basın oluşturmak ve bazı hassas konularda haber yapılmasını cezalandırmak olduğunu göstermektedir. Cumhuriyet gazetesinin hedef alınmasının bir diğer nedenini de gazetenin Türkiye’de eleştirel habercilik yönünden sembolik bir anlam taşımasıdır.” Uzun süredir başvuruyu tozlu raflarında bekleten AYM, sonunda Turhan Günay dosyasını görüşme kararı aldı. AYM 1. Bölüm, başvurunun üzerinden tam bir yıl sonra bugün yapacağı toplantıda Günay’ın hak ihlali başvurusunu değerlendirecek. Mahkemenin vereceği kararın, Cumhuriyet davasında tutuklu olan Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ın durumunu etkilemesi bekleniyor. l ANKARA C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog