Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

Salı 19 Aralık 2017 EDİTÖR: ÖZGÜR ÖZKÜ TASARIM: ECE KURTULUŞ Latuff’a engelleme talebi haber 11 Brezilyalı karikatürist Latuff, Twitter’dan yayımladığı karikatürler için Erdoğan’ın avukatlarının, erişim engeli talebinde bulunduğunu duyurdu. Brezilyalı karikatürist Carlos Latuff, Twitter hesabından yaptığı paylaşımlar için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatlarının Twitter’a erişim engeli talebinde bulunduğunu açıkladı. Türkiye’deki politik atmosfer ve hükümeti eleştiren karikatürleriyle tanınan ünlü çizer Latuff, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talebiyle çıkarılan erişim enge li kararını Twitter hesabından paylaştı. “Erdoğan’ın avukatları, içinde 11 karikatürümün yer aldığı 80 içeriğin internetten kaldırılması için Twitter’a yasal baskı yapıyor” diyen Latuff, paylaşımında, kararın demokrasiye aykırı ve “düpedüz bir sansür girişimi” olduğunu söyleyerek “Erdoğan’ın korkusu nedir” diye sordu. 8 ay sonra özgürCarlosLatuff Gazeteci ve çevirmen Meşale Tolu, 15 yıla kadar hapis istemiyle tutuklu yargılandığı davada tahliye edildi. Babası, “Dünyanın en mutlu insanıyım” dedi ‘Terör örgütü propagandası yapmak’ ve ‘terör örgütüne üye olmak’ suçlamalarıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle 8 aydır tutuklu yargılanan gazeteci ve çevirmen Me şale Tolu, tahli ye edildi. Ancak adli kontrol şar tıyla ve yurt dı CANAN COŞKUN şına çıkış yasağı kondu. İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen davanın ikin ci duruşmasına, Etkin Haber Ajansı (ETHA) çalışanı Meşale Tolu’nun aralarında bulundu ğu 6 tutuklu sanık katıldı. Savcı tahliye istedi Tutuksuz sanık Fatma Çiftçi’nin savunmasının ardından mahkeme başkanı geçen celse dosyadaki gizli tanığın dinlenmesi için savcılığa yazılan yazıya cevap gelmediğini söyledi. Ardından görüşünü açıklayan duruşma savcısı tutuklu sanıklar Meşale Tolu, Birol Kurt, Deniz Havuz, Emre Altunkaya, Fırat Çağla, Serkan Okatan’ın tutuklulukta geçirdikleri süre ve yöneltilen suçlamanın vasfının değişmesi ihtimalinin göz önünde bulundurularak tahliye edilmelerini istedi. Mütalaaya yönelik beyanı sorulan gazeteci Tolu, “Yargı Meşale Tolu nın adil davranarak kamu vicdanının bu kararlarla rahatlayacağını düşünüyorum” dedi. Tolu’nun avukatı Gülhan Kaya dinlenmesi istenen gizli tanıkların ifadelerinin hepsinin dosyada olmadığına dikkat çekti. Yurtdışına çıkış yasağı Mahkeme ara kararında, tüm tutukluların tutuklulukta geçirdikleri süreyi ve yöneltilen suçlamanın değişmesi ihtimalini göz önünde bulundurarak tahliyesi kararını ver Duruşmayı aralarında Türkiye’deki Almanya Büyükelçisi Martin Erdmann’ın da bulunduğu Alman yetkililer, Alman gazeteci Günter Wallraff ve Sol Parti milletvekili Heike Hänsel de izledi. Baba Tolu ve Wallraff, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Alman vatandaşı olan Tolu, Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 3 yaşındaki oğlu Serkan ile birlikte tutukluğunu geçiriyordu. di. Yurtdışı çıkış yasağı da uygulayan mahkeme duruşmayı 26 Nisan 2018’e erteledi. Kararın ardından açıklama yapan baba Ali Rıza Tolu, “Dünyanın en mutlu insanıyım. 8.5 aydır çektiklerimizden sonra bitti. Çok mutluyum, akşam mutluluğumu ailemle paylaşacağım” dedi. Tolu’nun cezaevinden çıkışını bekleyenlerin arasında Almanya Büyükelçisi Martin Erdmann da bulunuyordu. Erdmann, Tolu’nun tahliye kararı üzerine, “Bugün sevinme günü. Eşiyle ve ailesiyle birlikte sevinmek için bir sebep” diye konuştu. Tahliye olan Tolu’yu yakın ları Bakırköy Kadın Cezaevi önünde bekledi. Avukatlarının aktardığına göre Tolu cezaevinden çıkarken Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) polislerince emniyete götürüldü. TEM’e giden avukatlarına Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne götürüldüğü bilgisi verildi. Tolu’yu orada da bulamayan avukatlarına Fatih’teki Şehit Tevfik Fikret Erciyas karakoluna götürüldüğü iletildi. Tolu, gece saat 22.00 civarında karakoldan serbest bırakıldı. l İSTANBUL GABRIEL’DEN TOLU AÇIKLAMASI Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Meşale Tolu ile ilgili bir açıklama yaptı. Gabriel, “Tolu’nun serbest bırakılmasından dolayı memnunuz. Bu davanın sonu olmasa da ileriye doğru önemli bir adım” ifadelerini kullandı. DİHA yöneticileri Şaka gibi uygulamayargılanacak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Erzincan’da oturan H.A. isimli bir kişinin KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) yayımlanan haberlerle ilgili 2015 yılında yaptığı suç duyurusunun ardından başlattığı soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen 5 sayfalık iddianamede, KHK ile kapatılan DİHA’nın Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Güzüpek ve ajansın Sorumlu Yazıişleri Müdürü Dicle Müftüoğlu hakkında ajansın sitesinde yayımlanan 20 haber gerekçe gösterilerek “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede H.A., şikâyetçi olarak yer aldı. l DİYARBAKIR/Cumhuriyet Çocuğa zırhlı araç çarptı Şırnak’ın İdil ilçesi Aşağımahallesi’nde 4 yaşındaki Onur Özalp, önceki akşam evinin önünde oynarken, zırhlı polis aracının çarpması sonucu ağır yaralandı. Onur, çevredekilerin yardımıyla önce İdil Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Cizre Devlet Hastanesi’’ne sevk edildi. İleri tedavi gerekmesi nedeniyle minik Onur, daha sonra Batman Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavisine devam edildi. Çocuğun hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı. l DHA Kozağaçlı ile aynı soruşturma nedeniyle tutuklanan Demirçi’ye Silivri’de ‘Sohbet hakkın var ama yalnız kullanabilirsin. Kullanacak mısın’ diye sorulduğunu söyledi SEYHAN AVŞAR Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı avukat Selçuk Kozağaçlı ile aynı soruşturmadan, DHKP/C üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan Özlem Demirçi’ye kaldığı Silivri Cezaevi’nde tecrit uygulandığı belirtildi. Cezaevinde Demirçi’yi ziyaret eden avukat Özge Serdar, “Müvekkilime sohbet hakkı kullandırılmıyor. ‘Sohbet hakkın var ama yalnız kullanabilirsin. Kullanacak mısın?’ deniyor. Tecritte olan bir kişiye sohbet hakkının tek başına kullanılması dayatılıyor. Bu durum müvekkile uygulanan psikolojik işkencenin devamıdır” dedi. Serdar şunları söyledi: “Müvekkilim bazında söylemek gerekirse tecritte tutulmakla birlikte bulunduğu koridorun yakınlarında dahi kimseler yok. Sağlık durumu yalnız kalmasını sakıncalı kılmasına rağmen kimse ile görüştürmeme çabası içerisindeler. ‘Sohbet hakkın var. Ancak yalnız kullanabilirsin. Kullanacak mısın?’ diyecek kadar Avukat Özge Serdar, müvekkili Özlem Demirçi’ye kaldığı Silivri Cezaevi’nde tecrit uygulandığı belirtti. alçalmışlar. 7/24 kendi ile konuşan insan için bu psikolojik işkencenin devamıdır.” Kafe işletiyordu Kadıköy’de Maside isimli kafeyi işleten müvekkilinin bir itirafçının beyanıyla tutuklandığını belirten Serdar, “Hukukta somut delillerin konuşulması gerekirken, ceza tehdidi altındaki kişilere verdirdikleri beyanlarla yüzlerce kişinin hayatı ile oynuyorlar” dedi. İtirafçı beyanlarına itibar edilerek muhaliflerin tutuklandığını aktaran Serdar, “Bu sistemin başındaki kişiler okun ucu kendilerine döndüğünde itirafçı beyanlarına ilişkin soruşturma yürütülmesinin hukuk dışı olduğundan bahsediyorlar. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, daha önce Adalet Bakanlığı yaptığı için ABD’de itirafçı olan Rıza Sarraf ile ilgili açıklamalarının, önemli olduğunu düşünüyorum. Bozdağ’ın bakan olduğu dönemde itirafçı ve gizli tanık beyanları ile tutuklu olan insan sayısı hatırı sayılır düzeydeydi” ifadelerini kullandı. l İSTANBUL Halkın Hukuk Bürosu’na polis baskını Halkın Hukuk Bürosu’na (HHB) dün polis baskını düzenlendi. Baskında Avukat Yaprak Türkmen ve müvekkilleri Ebru Yeşilırmak ile Güneş Seferoğlu gözaltına alındı. Büroda yaklaşık iki saat süren bir arama yapıldı. Halkın Hukuk Bürosu sosyal medya adresinden yapılan açıklamada, “Baskılar, gözaltılar, tutuklamalar bizi yıldıramaz! Geleneğimiz Fuat Erdoğan’ın, Behiç Aşçı’nın geleneğidir. Büromuzun avukatları defalarca gözaltına alındı, tutuklandı, işkence gördü. Her seferinde büyüyerek cevap verdik saldırılara. Bu halkın avukatlığını yapmaktan onur duyuyoruz. Bugün saat 15.30 sıralarında büromuz yine polislerce basıldı. Avukat arkadaşımız Yaprak Türkmen ve iki müvekkilimiz gözaltına alındı. Arama işlemi sona erdi, tutanak tutuluyor. Halkın avukatlığını yapmak suç değildir! Kahrolsun faşizm yaşasın mücadelemiz!” ifadelerine yer verildi. lİSTANBUL/Cumhuriyet 25 asker şehit oldu ama tutuklama yok Afyonkarahisar’da şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası’nda mühimmat deposunun patlaması sonucu 25 askerin şehit olmasıyla ilgili davanın ikinci duruşması Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. “Taksirle ölüme ve yara lamaya neden olma” suçlaması ile açılan davada Cumhuriyet Başsavcısı, mütalaayı açıklayarak sanıklardan dönemin bölük komutanı Binbaşı Ali Duran ve dönemin ikmal ve takım komutanı Tuncay Yılmaz’ın “bilinçli taksir” suçlaması ile TCK 8586. madde lerinin bentlerine göre tutuklanıp, cezalandırılmalarını yada yurtdışı adli kontrol şartlarının uygulanmasını talep etti. Gerekçe olarak, birliğe yeni katılan acemi erlere, tehlikeli görev verilmesini gösterdi. Mahkeme heyeti ise, savcılığın tutuklama talebini reddet ti. Karara şehit yakınları tepki gösterdi. Şehit Tolga Taştan’ın babası Ali Taştan, kararın kendilerini tatmin etmediğini ifade ederek, “Bir baba olarak çocuklarımızın niye gittiğini, niye öldüğünü, ne durumda olduğunu sorduğumuzda hiçbir cevap alamadık” dedi. l İHA Milliyetçi, muhafazakâr ve neoliberal Avrupa Avusturya’da muhafazakâr partiyle aşırı sağ Avusturya’nın Özgürlüğü Partisi’nin (FPÖ) koalisyon kurduklarını açıkladıkları basın toplantısı, 16 Aralık’ta Viyana’da, Kahlenberg Tepesi’nde yapıldı. Bu tür toplantıların pek yapılmadığı Viyana yakınındaki bu tepe, Osmanlı ordusunun 1683’teki kuşatmasına son verilen yer olmasıyla Avusturya “yerli ve milli” kimliğinde ayrıcalıklı bir yer işgal ediyor. 31 yaşında dünyanın en genç hükümet başkanı olan Sebastian Kurz’un yanında başbakan yardımcısı sıfatıyla FPÖ lideri Strache yer alıyordu. Kurz, basın toplantısı için simgesel olarak aşırı yüklü bu yerin seçilmesine fazla anlam atfedilmemesi gerektiğini söylese de, İslam korkusu ve yabancı düşmanlığı konusunda birbirine yakın olan iki partinin ortaklıklarını Kahlenberg Tepesi’nde ilan etmeleriyle hükümet programları bir bütün oluşturuyor. Nitekim, Prag’da toplanan AB parlamentosu aşırı sağ partiler grubu, kardeş parti FPÖ’nün hükümete girmesini “büyük bir tarihi olay” olarak selamladı. Aşırı sağın Avusturya’da iktidar ortağı olması ilk değil. 2000’de, o zaman başında Haider’in bulunduğu parti, gene Halkçı Parti’nin koalisyon ortağı olmuştu. AB ise Avusturya’ya siyasi yaptırım kararı almış ama uygulama pek etkili olmamış, yedi ay sürmüştü. Şimdi AB Komisyonu Başkanı yeni hükümete herhangi bir yaptırım yapmayı düşünmediğini ifade etti. Çünkü Kurz koalisyon ortağını AB ile cepheden savaşmamaya ikna etmişe benziyor. Buna karşılık, mecliste üçüncü grubu oluşturan FPÖ bu sefer altı bakanlık aldı. Üçü, dışişleri, içişleri ve milli savunma bakanlıkları! Polisin, ordunun ve dışişlerinin (AB konuları hariç) yabancı düşmanlığı ve aşırı milliyetçilik sergileyen bir partiye teslim edilmesi AB’nin kuruluşundan beri pek rastlanmış bir gelişme değil. Sebastian Kurz’u, milliyetçilik ve muhafazakârlık açısından Avusturya aşırı sağının tarihi lideri Haider’e, siyasal örgütlenme taktiği, gençliği, siyaset yapma tarzı açısından Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a benzetiyor Fransa’da yayımlanan Liberation gazetesinin muhabiri. Gerçekten de kültürel yurtseverlik, aile ve Hıristiyan değerlerine bağlılık, göçmen düşmanlığı gibi konularda aşırı sağ temaları öne çıkarırken, kadınerkek eşitliği, çevrecilik gibi konularda ise modern bir görünümü sunuyor Kurz. Ancak bu modernlik de “yurtseverlik” ilkesiyle sınırlı. Hükümette az bir farkla kadınerkek eşitliği kuran Kurz, Avusturyalı kadın ve erkeklerin ücret eşitliğini savunuyor. Benzer biçimde, fosil enerji tüketimine veya tarımda çevre açısından zararlı ilaç kullanımına milli kimliğin bir parçası olan Avusturya yaylalarını, çiftliklerini, ineklerini korumak için karşı çıkıyor. AB’nin kuruluş felsefesini eleştiren Kurz, AB ile cepheden savaşmayarak, gürültü yapmadan altını oyma stratejisine daha yatkın. Bu nedenle medyanın ve en başta kamu radyotelevizyon kurumunun “daha bağımsız ve nesnel gazetecilik yapması” için hükümet tarafından çok daha sıkı denetleneceğini ifade eden hükümet programında, önceden endişe edildiği gibi, AB’den çıkış için halkoylaması yapılması yer almıyor. Ama AB sınırlarının dışarıya iyice kapatılması başta olmak üzere, programda yer alan öneriler, göçmen karşıtı AB üyesi eski Doğu Avrupa ülkelerinin kurduğu Visegard grubuna Avusturya’nın fiilen dahil olacağını gösteriyor. Diğer yandan İtalya’nın Tirol bölgesinde yaşayanlara Avusturya vatandaşlığı verme önerisi AB içinde başka bir yeni gerginlik vesilesi olacak. Okulda muhafazakâr değer ve pratiklerin yeniden yer almasından sendikaların gücünün zayıflatılmasına kadar neoliberal muhafazakârlığın birçok temasını öne çıkaran hükümet programı, bir bakıma Macaristan’da Victor Orban’ın “illiberal demokrasi” olarak tanımladığı politikanın Avusturya’ya uygulanmış hali. Buna Polonya’da yargıyı bütünüyle kendi denetimi altına almaya çalışan aşırı muhafazakâr iktidarı da katabiliriz. AB’nin doğu yakasında neoliberalizm, milliyetçilik ve muhafazakârlık alaşımı otoriter demokrasi rejimleri çoğalıyor. Maraş anmasına yasak Meclis gündeminde Kahramanmaraş’ta 1924 Aralık 1978’de 111 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı katliamın 39. yıldönümündeki anma törenleri öncesinde valilik tarafından, 1 ay süresince kentteki her türlü etkinliğin yasaklanması Meclis gündemine taşındı. CHP’li Mehmet Tüm ve HDP’li Mahmut Toğrul, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle soru önergeleri verdiler. Tüm, anmalara her yıl yasak getirilmesinin nedenini ve katliamı anmanın ne tür bir milli güvenlik sıkıntısı yaratacağını sordu. Toğrul ise yasak kararını kimin aldığını ve kaldırılması için bakanlığın bir çalışması olup olmadığını sordu. l MEHMET MENEKŞE / AMASYA C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog