Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 18 Aralık 2017 EDİTÖR: ŞEHRİBAN KIRAÇ TASARIM: SERPİL ÜNAY ‘Telekom tekeli yeni ekonomi 9 yatırımları engelliyor’ TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak: Uzun vadeli plan yapmak için Türk Telekom’un ortaklık yapısının netleşmesi gerekiyor. Devlet adil rekabeti oluşturmak zorunda ŞEHRİBAN KIRAÇ Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Başkanı Yusuf Ata Arıak, Türkiye’deki fiber altapının yüzde 80’inin (240 bin km) Türk Telekom’un elinde olduğunu belirterek, “2011’den bu yana Türk Telekom’a gelen yöneticiler bu altyapıyı başka şirketlere açarsak batarız anlayışındaydı. Şimdi de Telekom’da ortaklık sorunu yaşanıyor. Sektörde serbestleşmeyi ve adil rekabeti sağlamak Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun (BTK) görevi. Türk Telekom altyapıyı bir ücret karşılığında tüm işletmecilere adil şekilde açmak zorunda” dedi. Arıak, Telekom sektöründe serbestleşmenin başladığı dönemde Türkiye’deki en büyük grupların da, Koç, Sabancı, Ülker, Borusan’ın da bu alana girdiğini, ancak adil rekabet şartları yaratılmadığı için sektörden ‘Bakanlık ve BTK rekabeti sağlamalı’ n Bakanlık ve BTK’den adil rekabetin sağlanması için adım görüyor musunuz? BTK ve benzeri kuruluşların bir numaralı görevi rekabeti sağlamaktır. Altyapının birilerinin tekelinde olmasını engellemektir. Rekabetin altyapı üzerinden değil de verilen hizmetler üzerinden yapılması gerekiyor. Altyapının 240 bin km’si Telekom’un elinde. Alternatif işletmecilerin elinde 63 bin km var. Sıkıntının nerde olduğunu bu tablo gösteriyor. Kıtlık ekonomisinden para kazanma olmamalı. Deli Dumrul vergileri gibi yoldan geçirmeyeyim, geçerse 3 akçe geçmezse 5 akçe denmemeli. Radikal bir düzenleme olmalı. Diğer şirketlere açarsak biteriz diyorlar. Türkiye bu sorunu çözmek zorunda. n Türk Telekom’un ortaklık yapısı nasıl çözülür, paylar Hazine’ye geçmesi söz konusu olursa sektöre etkisi ne olur? Devlet iyi işletmediği için bazı şirketleri özelleştirme yoluna gitmiştir. Ama bu noktada şimdi Türk Telekom’u Hazine alırsa bu devletin hayrına olmaz. Çünkü iyi finans ve yönetime gereksinim duyan bir kurum. Türk Telekom meselesi sadece Türk Telekom’un meselesi değil, Türkiye’nin de meselesi. Türk Telekom’un devletleştirilmesi, kimseye fayda sağlamaz. İnovasyon ve teknolojinin bu kadar bağımlı olduğu bir altyapıyı şimdi alıp, yeniden devlete bağlamak mümkün değil ve doğru da değildir. Çözülmesini, bir an önce sahibinin belli olmasını arzu ediyoruz. Zaman lehe çalışmaz. Uzun vadeli plan yapmak için Türk Telekom’un ortaklık yapısının netleşmesi gerekiyor. çıkmak zorunda kaldıklarını aktardı. Arıak, fiber altyapıyı paylaşım işinin Türk Telekom’un iyi niyetine bırakılmaması gerektiğine işaret ederek, “Bu milli bir mesele. BTK ve bakanlığın harekete geçmesi gerekiyor. Herkes birbirine eşit derseniz ağır sikletle tüy siklet maçı gibi olur” ifadesini kulandı. TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak ile telekomünikasyon sektörünün geleceği, Türk Telekom’un ortaklık sorunu, fiber ve çıkış yollarını konuştuk. Yusuf Ata Arıak, Şehriban Kıraç’ın sorularını yanıtladı. Arıak, sektörde 45 bini aşkın kişi çalıştığını söyledi. Hızlı ilerleme olmadı n Ortak fiber altyapı için Turkcell ,Vodafone ve Türksat’ın katılımıyla bir şir ket kurma girişiminiz vardı, bir ilerleme kaydedildi mi? Çok kalabalık sektörlerde şirketler daha rahat bir araya gelebiliyorlar. Ama bizim sek törde az firma olduğu için daha gergin oluyorlar ve daha sınırlı bir araya geliyorlar. Ortak altyapı işinde bu sorunu aş Herkeste yavaşlama var tık ve alternatif telekom şirketleri, Vodafone, Turkcell ve Türksat bir araya geldik. Türk Tele n Genel olarak tüm sektörlerde yatırım için bekle gör dönemi var sizin sektörde Ana konumuz hiç değişme süre altyapıya sahip olmaktan di: Adil rekabet. Bu bir siyaset dolayı kolay para kazanılıyortir. Telekom sektörü kendi ba du. Halbuki altyapı sahipliği bir kom da olsun istedik. Kapıyı on nasıl? şına rekabete açılamaz. Teks şey üretmiyor. Yarışmanın alt lara açık bıraktık ama gelmedi Herkes için zor bir dönem. til, inşaat gibi değildir. Devle yapı sahipliğinde değil herke ler. 16 ay önce yola çıktık. Ama Biz de diğer sektörlerle ben tin zoruyla yasa zoruyla, re sin ulaşabildiği bir ortak altya beraber çalışmaya alışık olma zer sorunlarla karşı karşıyayız. kabete açılır. Bunun gereği pı üzerinden verdiği hizmet yan kurumların hızlı ilerlemele Herkeste bir yavaşlama duy nin yapılması gerekiyor. Bura lerde olması gerekiyor. Şimdi ri kolay olmuyor. Fakat şu anda gusu var. Büyük projeler yok. da büyük eksikliğimiz var. İkin Deli Dumrul gibi ‘bu köprü be zaman kaybediyoruz. Birkaç ay içinde tekrar bir araya gelip belli aşamaya gelebiliriz. Biz düşük sermayeli, nerede kimin altyapısı varsa herkese eşit davranarak paylaşılması Yeni yatırımlar için öz kaynakların dışında kaynak bulunması lazım. O da şu anda çok pahalı. Kredi bulmak pahalı. n Sektörün gelişmesi için ne tür adımlar atılmalı? cisi yeni gelecek firmaların var olanlara göre mutlaka pozitif ayrımcılığa sahip olması gerekiyor. Herkes birbirine eşit derseniz ağır sikletle tüy siklet maçı gibi olur. Türkiye’de uzun nim ,geçince çok para vereceksin ‘demekle sektör gelişmiyor. Esas mesele budur. Bu sorun çözülemediği için yaratıcılık olmuyor, yeni firmalar da sektöre giremiyor. için bir şirket kuralım dedik. Diğer firmalar daha büyük sermayeli şirket kuralım dediler. Ama ‘Rabbena hep bana’ ile olmaz Türkiye’de öyle bir ortam da bu lunamadı. n Sektöre girecek yeni nemlerde sektörün kendi İyi niyete bırakılamaz n Türk Telekom neden bu yapılanmada yer almak istemedi? firma var mı? Norveçli bir firma vardı, 200 milyon dolarlık yatırım yapmak için gel içinde ortak noktaya varması gerekiyor. Yatırım yapmayı, işletmecilik yapmayı kolaylaştırmazsanız Bir süredir Türk Telekom’da di Türkiye’ye. Ama re başka sektörlerden daha ki sorun şu: 2011’den bu ya kabetin olmadığı bu fazla haksız rekabete uğ na gelen yönetimler biz altya şartlarda yatırım ol ruyorsunuz. pımızı diğer şirketlere kullan maz dedi ve gitti. n Altyapıdaki sorunları dırırsak zarar görürüz görü Böyleyken yatırım nın çözülmesi için ne tür şündeydi. Hiçbir yönetim de cı gelmiyor diye adımlar atılmalı? bu altyapıyı diğer şirketle sızlanmaya gerek Altyapıdaki paylaşımın re açma cesareti göstereme yok. Türkiye’nin BÜyükler çekildidi. Kullandırtmayı sağlaya cak olan Ulaştırma Bakanlığı ve BTK’dir. Bu iş gönül rızasıyla olmaz. Şu anda Telekom’un sahiplik sorunu var. Burada yeni sahip belli olursa fiber altyapının başkalarına da açılması konusunda cesaretli adım atılabilir. Çünkü bu mal sahibinin vereceği bir karar. Üst yöneticinin vereceği bir karar değil. Ama bu iyi niyete bırakılmamalı. Bu milli bir mesele. Ge kutuplaşmış or tamında herkes kendi söylediği n Serbestleşmenin ilk döneminde çok fazla şirket bu alana girdi, niye tutunamadılar? Bu işe giren büyük grupların tamamı çekildi. Sektörün yüzde 90’dan fazlası Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone’nin elinde. Yüzde 45’ten fazlasını Telekom yönetiyor. Böyle bir ni dinler hale geldi. Aynı geminin içindeysek ortak konular üzerine odaklanmamız gerekiyor. ‘Rabbe durum başka bir ülkede yok. Çok fazla sayıda şir na hep bana’ de ket bu alanda istikbal göremediği için çekildiler. n Telekomünikasyon projeleri Fatih Projesi de dahil başarısız oluyor neden? İstikrarlı ve tek bir elden yönetilen iş daha hızlı oluyor. Bakanları arka arkaya değişen mekle olmuyor. Var olan kaynakları ortak kullanabilirsek yol alabiliriz. Elimizden gelen birden fazla bakanlığı ilgilendiren bir iş maksimum katkıyı koy sağlanması, yeni altyapı yapılmasının önünün açılması, Kablo TV/İnternet altyapısının değerlendirilmesi, uydu genişbantın önünün açılması, belediyelerin rant hevesinin önlenmesi gerekir. Özellikle büyükşehir belediyeleriyle büyük dert yaşıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSTTELKOM’ şirketini kurarak fiber işine girdi. Bu, rekabeti önlüyor. Hem tekel oluşturuyor hem de firmaların fiber rek BTK gerekse de Ulaştırma Bakanlığı’nın yeterli mevzuatı da var ellerinde. Onların harekete geçmesi gerekiyor. olduğu zaman yavaşlama oluyor. Kaynakların bir noktadan koordine edilmesi verimliliği artırır. maya çalışıyoruz. Sektörün tamamıyla ilgili kaygı duyuyoruz. Böyle dö döşemesinde büyük paralar istiyorlar. Bu süreci Rekabet Kurulu’na taşıdık. 1.3 milyon kişi daha BES’lenecek Otomatik Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) 45 yaş altındaki çalışanların kademeli katılımı yeni yılda da devam edecek. 1 Ocak 2018’den itibaren KİT’ler, mahalli idareler ve 50100 çalışanı bulunan özel sektör sisteme katılacak. Söz konusu grupla otomatik BES sistemine yaklaşık 1.3 milyon çalışan daha dahil olacak. Sisteme 1050 çalışanı olan özel sektör 1 Temmuz 2018’de, 510 çalışanı bulunan özel sektör de 1 Ocak 2019’dan itibaren katılım sağlayacak. Otomatik BES kapsamında 8 Aralık itibarıyla 3 milyon 425 bin 335 çalışan bulunuyor. Sistemde çalışanların fon tutarı 1 milyar 670 milyon 644 bin 116 lirayı buluyor. l Ekonomi Servisi Alman turistin ilgisi artıyor AttA2sTbrpleurueü0ıelerlmmrakr1itin8nknstdladgmd’diöteyniraölğiereeaenidSrionynrez’dybeeilienodmüSegiyrldulğegsviaasdrüğayüiahnedlüşeyausnarizüAğıhyrnütsbeeşiolauınAmadntknygikacluaaeelAaöıçaeyynynçncrrınuokdıedeiTekdtrlre,naaUednl.eaTddtluTIa‘ndehüeiışür.l.ırdertal.ilrTiekrıirrkAşkBuğirtyEişeivyrıiikşrnkeeiBrtezalouii’iygiğmyy’rbdspnöledidio’eeoağnşseasn’lmeiintiyhdrerbevıkatiiin(ylaelreeşDdSiatheayntesRiahağinonetrVDarTiavirnyltb)hR.anliaiesügeyoVvhigryltöm,ieaaenmüyrrta’leksıeienysşaa,nsdkmecttCeiıaeundişeosyrnielTdltaaioetznüerehekmrıryanniylkndeetüibdçyranakairoaenrscaMAdk’ieineynylıımrsşnlenimavııdtdrağyeeeaunvarne AVM’ler 110 milyar lira ciroya ulaşacak Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hulusi Belgü, “Alışveriş merkezlerinin 2017 sonu itibarıyla yaklaşık 110 milyar TL’lik bir ciroya ulaşacağını tahmin ediyoruz. 2018 ciro öngörümüz ise 125 milyar TL” dedi. 2017 sonu itibarıyla 2 milyarın üzerinde kişinin AVM’leri ziyaret edeceği tahmininde bulunan Belgü, bu sayının 2018’de 2.1 milyar ziyaret sayısına erişilebileceğini ifade etti. Alışverişin piyasalar güzel olduğu, insanların rahat ve huzurlu oldukları zaman arttığına değinen Belgü, şu an 13 milyar dolarını oluşturan yabancı yatırımların 2018’de 18 milyar doları bulacağını tahmin ettiklerini aktardı. l Ekonomi Servisi Dikkat! Çok önemli bir sorun! Demokrasinin, insan haklarının, genel olarak bireysel özgürlüklerin savunulması bağlamında, çok önemli bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu çözemezsek demokrasiyi, insan haklarını, bireysel özgürlükleri, bırakın savunmayı üzerlerinde konuşmak için gereken kavramları korumak bile (Örn: “Basın özgürlüğü ölçütleri Batı merkezlidir” savı) olanaksızlaşacaktır. Duvara karşı 15 yıldır gündemde olan ama bugün çok da büyük bir önem kazanmış olan bu sorun, AKP’de temsil edilen siyasal İslamın, “olağan koşullarda, özgürce yapılacak adaletli bir seçimleri kazanamayız” sonucuna ulaşmış olmasından kaynaklanıyor. Daha önce de vurguladığım gibi, siyasal İslam, projesine katılmaya ikna edemediği bir çoğunluk duvarıyla karşı karşıyadır. AKP liderliği bu durumun ayırdına ilk kez haziran seçimlerinde varmaya başladı. Referandumda, son dakikada yasaları çiğneyerek önlem almak zorunda kalınca, olağan koşullarda, özgürce yapılacak adaletli bir seçimi kazanamayacakları kesin olarak kafalarına dank etti. AKP’de temsil edilen siyasal İslam, bu durumda üç taktikle ilerlemeye çalışacak: Birincisi, bu duvarın sandığa yansıyan etkisini gizleyerek, yine seçimleri çalmaya çalışacak. İkincisi, bu hırsızlık gerçekleştiğinde gelecek itirazları bastıracak güçleri bugünden hazırlamak için, toplumu siyasi ve kültürel tercihler, yaşam tarzları, dini aidiyetler üzerinden kutuplaştırmayı hızlandırıyor, böylece kendi tabanının sadakatini güçlendirmeye ve öfkesini körüklemeye çalışıyor. AKP ve siyasal İslam artık, OHAL’ile, AKP’ye sadık bir YSK ile yetinemiyor. AKP rejimi, seçim sandıklarında parti müşahidi olmayı zorlaştırarak, sandık kurulu başkanlarının devlet memuru olmasını sağlayarak, oy sayım süreçlerini ve seçim sonuçlarını yerinde belirlemek, yolsuzlukları gizleyebilmek, itiraz kapılarını kapatmak istiyor. Böylece de AKP rejimi seçimleri de parlamento gibi, sürekli AKP rejimini onaylayacak bir işleme, sonuçları önceden belli bir oyuna dönüştürüyor. Bu iki taktik, ülkenin siyasi ortamını çok daha karanlık günlerin beklediğini düşündürüyor. Üçüncü taktik... Üçüncü taktik, dış politikayı ilk iki taktiği desteklemek için kullanmakla ilgili. Ancak bu taktik, siyasal İslamın kanaat önderlerinin liderlik fantezilerinin aksine, ülkeyi uluslararası alanda yalnızlaştırarak, müttefiklerinden kopararak, kaynaklarını aşan ilişkilere sokarak ekonomik ve siyasi tercihler bağlamında manevra alanını iyice daraltıyor. Örneğin, AKP Türkiye’si, Batı’ya karşı Türk ve İslam dünyasına liderlik etmeyi hayal ediyor. Ancak bu hayal bağlamında, Batı’yla çatışma çabaları, ülkenin finansal, teknolojik ve enerji gereksinimlerini karşılama konularında yüzünü Rusya, İran, Çin gibi merkezlere çevirmeye zorluyor. Böyle olunca da ortaya bir seri açmaz çıkmaya başlıyor. Örneğin, “Askeri yapılanması ABDNATO standartlarına göre şekillenmiş, Rusya’dan gelecek S400’ler için Rusya’dan kredi almak zorunda kalan bir Türkiye’de, ordunun yeniden yapılanması hangi teknolojik zemine ve finansal kaynaklara dayanacaktır” sorusunun gerçekçi bir cevabı yoktur. İslam ve Türk dünyasında lider olma hayalleri gören AKP yüzünü Doğu’ya dönerken, bir taraftan, son İslam İşbirliği Teşkilatı, toplantısındaki katılımın da gösterdiği gibi, kendini, Arap dünyasında Mısır Suudi Arabistan BAE ile İsrail arasında şekillenmekte olan bir ittifakın karşısında buluyor. Diğer taraftan, Rus basınındaki kimi yorumlara göre, Rusya ve İran, Türkiye’nin Azerbaycan’daki etkisini kırmak için işbirliği yapıyorlar. Yeni İpek Yolu projesinin, BakuTiflisKars demiryolu üzerinden, Avrupa’ya, geçme olasılığı, özellikle Rusya’yı kaygılandırıyor. Kısacası, dış politikada AKP Türkiye’si, Türki cumhuriyetlerden, Suriye ve Irak’a, bir nüfus alanı rekabeti içinde kendisini sınırlamaya, yönlendirmeye çalışan, bugüne kadar da bu konuda oldukça başarılı olan güçlere yanaşmaya çalışıyor. Bu gelişmeler, büyük güçler arasında gittikçe kızışan rekabet ortamında, ülkeyi karanlık günlerin beklediğini düşündürüyor. Turizmde büyük batık Turizmde, Ekim 2017 döneminde yüzde 37.1 artan takibata düşen kredi stoku, 1.2 milyar TL’den 1.65 milyar TL’ye çıktı. Turizm sektörünün kullandığı toplam kredi stoku da yüzde 24.5 artarak 51 milyar TL’den 63.5 milyar TL’ye yükseldi. Turizm sektörünün gayri nakdi kredi hacmi ise 5.5 milyar lirayı aştı. Turizm sektörüne verilen 63.5 milyar liralık kredinin 47.3 milyar lirasını oteller, 8 milyar 627 milyon lirasını ise restoranlar kullandı. l Ekonomi Servisi C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog